Piknik yaparken ya da yürürken kenelere dikkat

Kene ısırığının yol açtığı Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ilk görüldüğünde sorunun sadece hayvancılık ve çifçilikle uğraşanları bağladığı düşünüldü.

Ancak gerek kenelerin geniş bir alana yayılması, gerekse insanların sürekli hareket etmesi sorunun zannedildiği kadar uzak olmadığını gösterdi. Doğru, risk onlar için daha büyüktü. Ama medeniyetin gürültüsünden uzaklaşmak, doğanın, yeşilin tadını çıkarmak için piknik yapmaya gidenleri, yürüyüşçüleri de buldu yarım santimetre boyundaki, kan emen böcek. Pekiona karşı ne yapmalı?

2002’de bahar ve yaz aylarında bazı illerin kırsal kesimlerde, ani ateş, baş ve kas ağrısı, kırıklık, halsizlik ve iştahsızlıkla başlayan, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikayetler de eklenen bir hastalık görülmeye başlandı. Buraya kadar bilinen birçok hastalıkla benzer belirtileri vardı. Ancak son evrede vücudun farklı yerlerinde kanamalar ve ölümler görülmeye başlanınca, işin rengi değişti. Tanıdık hastalıklardan farklı olduğu anlaşıldı. Ama adı konamıyordu. Bir süre "gizemli-esrarengiz hastalık" , "Tokat sendromu" gibi isimler verildi. Vakaların ortak özellikleri hemen hepsini kenenin sokmasıydı. Nihayet 2003 Ağustos’unda Sağlık Bakanlığı kesin tanıyı açıkladı. Hastalığın adı KKKA’ydı. Böylece yeni bir hastalık yaşamımıza girdi.

Türkiye’de bilinen 24 tür kene var. Birçoğu da potansiyel hastalık taşıyıcısı. Ancak Hyalomma soyuna bağlı kene türlerinin, özellikle de "Hylomma marginatum marginatum" türünün Balkanlar, Ukrayna, Rusya ve Türkiye’de hastalığın başlıca taşıyıcısı (vektör) olduğu kabul ediliyor. Keneler, "kan emici dış parazitler" grubuna giriyor. Allahtan uçma, zıplama özellikleri yok. Tüm yaşam evreleri boyunca kan emmek zorundalar. Domuz gibi yabani hayvanlar, koyun sığır ve at gibi evcil hayvanlar yetişkin kenelerin hedefleri. Bunlara tutunup kan emmeye başlıyorlar. Bu arada karşılarına çıkan insanlar da konakları olabiliyor.

Bulundukları ortamdan insan geçiyorsa fırsatı kaçırmıyorlar! Tutunup kan emmeye başlıyorlar. Halk arasında "kene gibi yapıştı" deyimi tam yerinde. Zira kene bir kere tutunduktan sonra doyana kadar orada kalıyor. Anatomik özelliklerinden dolayı, erkekler fazla genişleyemiyorlar. Dişiler ise genişleyebildiklerinden daha fazla kan emiyorlar. Hatta ilk büyüklüklerinin 40 katına kadar ulaşabilirler. Kenelerin taşıdığı sayısız virüs, protozoon ve bakteri var. Bunlar genellikle kenenin tükürük salgısıyla insana geçiyor. KKKA, hastanın vücut sıvıları ve kanı yoluyla insandan insana bulaşabiliyor.

Hayvana tutunmuş olan bir kene genellikle insana geçmiyor. Serbest dolaşan kene, insana yapışıyor. Varsa hastalığı bulaştırıyor. Ancak kırsal kesimde, hayvancılıkla uğraşanlar bazen hayvanları üzerinde çok miktarda keneye rastlarlarsa elleriyle koparmaya, çekip ezmeye çalışıyor. İnsanın ellerinde de herhangi bir yara çatlak varsa hastalığın bulaşması mümkün oluyor. Bu kenenin ısırmadığı insanlara KKKA’nin nasıl bulaştığını açıklamaya yetiyor.

TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE GÖRÜLEBİLİR

Hastalık sıklıkla Afrika, Asya, Ortadoğu ve Doğu Avrupa’da görülüyor. Son yıllarda Kosova, Arnavutluk, İran, Pakistan, Afganistan ve Güney Afrika’da tek tek vakalar ve salgınlar bildirildi. Türkiye’nin coğrafi yapısı ve iklimi kenelerin yaşaması için uygun. Bu nedenle KKKA, özellikle hayvancılığın yapıldığı, nemli, çalı ve çırpılı alanlarla gür otlakların bulunduğu yerler başta olmak üzere ülkenin her yerinde görülebilir. Yani hayvancılıkla uğraşmanız şart değil, örneğin yürüyüş için gittiğiniz doğadan da keneyle dönebilirsiniz!

AŞISI YOK

KKKA aşısı yok. Hastalıkta kullanılabilecek etkili bir ilaç da bulunmuyor. Hastaların tedavileri, başta çeşitli kan ürünleri olmak üzere, destek tedavi şeklinde yapılıyor. Bu nedenle hastalık bulaşmadan korunmak önemli:

Kenelerin en yoğun bulunduğu alanlar, otlak, çalılıklar ve ırmak vadileri. Bu bölgelerde yapılan kırsal aktivitelerden sonra, vücut yüzeyi kene yönünden dikkatlice kontrol edilmeli.

Kene görürseniz, bir cımbız ya da ince uçlu pens yardımıyla, vücuda yapıştığı yerden tutarak, koparmadan ve patlatmadan çıkarın. Keneler mikrobu (virüsü), vücuda yapıştıktan hemen sonra vermiyor. Bunun için belirli bir sürenin geçmesi gerekiyor.

Kene deri yüzeyine en yakın yerden tutulmalı. Düz olarak, döndürmeden yavaşça çekilmeli.

Eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya parmaklar mendil veya káğıt havluyla sarılmalı.

Kene üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, gaz yağı, kolonya vb.) kesinlikle dökmeyin. Keneleri sigara veya kibrit gibi fiziksel yöntemlerle uzaklaştırmaya çalışmayın. Çünkü bu durumda keneler kusuyor ve mikrobu vücuda verebiliyor.

Kene uzaklaştırıldıktan sonra ısırma bölgesi dezenfekte edilmeli ve eller sabunla iyice yıkanmalı. Kenelerin uzaklaştırılmasında gazyağı, benzin gibi kimyasallar sürmek veya yakmak doğal salgılarını ve hastalık etkenlerini aktarma riskini artırabilir.
Yazarın Tüm Yazıları