Metalci selamıyla demokrasi güldürüsü

HASTANE, muayene, karakol, kelepçe, savcılık, sorgu, sual, tekmili birden 25 saat.

Haberin Devamı

Sebep? Birkaç genç Tayyip Erdoğan’a metalci selamı veriyor, ama yoldan geçenin Tayyip Erdoğan olduğunu bile bilmeden.

Beşiktaş’ta konser var. Bir gurup genç parkta kendi başlarına müziğe eşlik ediyor, bira içiyor.

Önlerinden bir sürü araba geçiyor, onlar geçen arabalara, müzik temposunda metalci selamı veriyor. Geçenlerden biri de, Başbakan Erdoğan. Gençler ona da aynı selamı çakıyor.

Ne, aman vermez yiğidime,  aslanım koçuma metalci selamı mı? Balkanların ve Orta Doğunun aslanlar aslanına, tarihimizin kaydettiği en erişilmez Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a metalci selamı mı?

NE DEMOKRASİ AMA

Gençler selamın cezasını anında çekiyor. Ne olduğunu anlamaya fırsat kalmadan, polisler etraflarını sarıyor.

Birinci perde iniyor. Birinci perdeden fazilet dersleri var.

Haberin Devamı

Sen kim oluyorsun da, koca Başbakana metalci selamı veriyorsun? Yürü karakola. Dalga mı geçiyorsun ulan sen koca Başbakanla?

Şu selam, bu işaret, dünyanın hangi demokratik ülkesinde bir başbakana metalci selamı verenler içeriye atılıyor? Sorgu, suale muhatap oluyor? Biz ne biçim bir ülkede yaşıyoruz? Bizi kimler yönetiyor?

Demokratik ülkelerde bu hareketlerle karşılaşan yöneticiler gülüp geçiyor, bizimkiler neden bu kadar sinirli ve hazımsız? Ve hangi hakla?

KARAKOL BAŞKA ALEM

Gençler karakola götürülüyor. İkinci perde başlıyor.

Ellerine kelepçe takılıyor, gece saat 02’de sorguya alınıyor. Sorular müthiş.

*       “Sen kime oy verdin?” Kime verdiyse, verdi, sana ne? Komünistlere verdi, faşistlere verdi, şeriatçılara verdi, hiç vermedi, sana ne? Olayla bağlantısı ne? Soru soran zehir hafiye ya, kime oy verdiğinden hareketle gizli örgüt üyeliğini enseleyecek. Yutar mıyız ulan biz numaraları?

*       “Cumhuriyet mitinglerine katıldın mı?” Katıldı sana ne, katılmadı sana ne? Her mitinge katıldı, sana ne? Hiç birine katılmadı, sana ne? Öyle değil, zehir hafiye iş başında, hah, işte bir Ergenekon üyesi daha enseliyoruz. Kaçar mı ulan bunlar bizden?

YENİ ŞAFAK SORUSU

Muayene ve savcılık. Üçüncü perde.

Muayeneye giderken, polisler muayene parası istiyor, gençler “paramız yok” deyince, polis fırçasını atıyor: “Bira içmeye paranız var ama”. İşte, o kadar.

Haberin Devamı

Savcı ilk anda sanki daha hoşgörülü: “Başbakanı protesto etme hakkınız var, ama orta parmak gösteremezsiniz”.

Gösterirler sayın savcı, bal gibi gösterirler. Orta parmak mitolojide barış işareti. Olmasa bile, ne gam.

O gençler orta parmak göstererek, çimenlerimi mi eziyor, camları mı kırıyor, arabaları mı taşlıyor, birilerine sopa mı atıyor, suçları ne onların?

Tayyip Erdoğan ilgisini eksik etmiyor, bir gün sonra, “o gençlere acıyorum” diyebiliyor. Olayı izlediğine göre, polislere gençleri karakola çekmeleri için talimat belli ki, büyük yerden geliyor. Bir Başbakan nelerle uğraşıyor? Hele de, yüzümüze baka baka demokrasi nutukları atarak.

Bu olay hiç sıradan değil. Erdoğan’ın demokrasi anlayışının, ülkeyi nasıl yönetmek istediğinin küçük bir provası.

Haberin Devamı

Aynı mantık, CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’e yönelik soruda kendini gösteriyor. Gürsel Tekin bu gençlerle basın toplantısı yaparken, metalci selamı veriyor, AKP’nin can yoldaşlarından Yeni Şafak muhabiri Tekin’e soruyor:

“Bu işaretten dolayı gözaltına alınmaktan korkmuyor musunuz?”

Yaşadığımız siyasal sistemi, AKP iktidarının özünü sergileyen bir soru.

Amma demokrat ülke olduk be!. Liboşların kulakları çınlasın.    

 

Yazarın Tüm Yazıları