Maalesef herkesin bir taciz hikayesi var

Bu hafta maalesef gülmecesiz geçti, içimden gülmece yazmak gelmedi.

Haberin Devamı

O kadar kötü şeyler yaşadık ki hepimizin içi daraldı. Son yazımda bir sapıkları anlattım. Kendi yaşadığım deneyimi de anlatmıştım yazımda. Bu yazıdan sonra sizlerden yine bir dolu e posta geldi. Susmayalım demiştim, sağ olun sizler de susmayıp benimle paylaştınız.

Bana düşen sizin hikâyelerinizi de yayınlamak. Niye mi?Hala susan, utanan, yaşadıklarından dolayı kendini suçlu gören, önüne bakamayan, korkan her kız, kadın okusun ve ışık alsın diye.

Maalesef herkesin bir taciz hikayesi var

Merhaba:
 
Yazılarınızı keyifle okuyorum. Yazdıklarınız bazen kızdırıyor bazen güldürüyor beni. 
 
Benim bir önerim olacak size. Bir anne olarak son günlerde ki çocuk tecavüzü olaylarına tepkisiz kalamadım. Hele konu çocuklar olunca hassasiyetim doruk noktasına ulaşıyor. Bu haberlere öyle öfkeleniyorum ki suçluları bulsam bir kaşık suda boğacağım.
 
Eşim rehber öğretmen olduğu için biliyorum. Okullardaki rehber öğretmen kılıklı dolaşanlar işlerini iyi yapsalar veya sosyal hizmet uzmanı gibi çalışsalar okullarda okuyan çocuklardaki tacizler ortaya çıkacak.

Mesele şu; toplumumuzda şu veya bu şekilde istismar edilenlerin çoğu çocuklardır.  Çünkü acizler ve bakıma muhtaçlar. Kendilerine ne yapıldığını bile anlayamayacak durumdalar.

Peki, bu çocuklar anaokulundan itibaren okuldalar değil mi?

Rehber öğretmenler okuldaki çocukların aile ortamını, yaşadıkları mekânı bir ziyaret etseler, çocuklar ne hallerde kiminle yaşıyorlar bir rapor tutsalar, her çocukla tek tek görüşüp kapalı uçlu sorular sorsalar, bakın neler çıkacak ortaya. Ama bunu yapmayıp odalarından bile dışarı çıkmıyorlar. Kendisine başvuran olmazsa sorun yok onlar için.
 
Devlet, okullara ya bir sosyal hizmet uzmanı atasın ya da mevcut rehber öğretmenlere bu konuyla ilgili eğitim versin.
Ayrıca bu öğretmenler vasıtasıyla çocukları cinsel tacize karşı eğitsinler. Çocuklara, böyle bir olayla karşılaşırsan en yakın haber vereceğin yer olarak biz varız, yanındayız desinler. Çocuklara güven versinler.
 
Ayrıca anne baba sevgisine muhtaç halde olan küçük yaştaki çocukların devlet okul yapamıyor diye yatılı okullarda, Yibo'larda okutulması ne kadar yanlış. Siz de bir annesiniz. Çocuğunuzu okusun diye 7 -8 yaşında yalnız, kimsesiz bırakır mısınız? Bırakırsanız ne olur. Çocuk sevgisiz ve ilgisiz kalır. Hayattan kopuk, robot gibi, yemekhaneye in, ders çalış. Peki, sevgi ve ilgiyi kim verecek onlara. Öğretmenleri hangisine yetsin veya anne gibi şefkat göstersin. Matematik ve fen bilgisi öğrenmek yetecek mi ona. İnsan hayatı sadece bu mudur?
 
Sonuçta sevgisizlik ve ilgisizlik son olayda olduğu gibi, psikopat ve sadist çocukların yetişmesine yol açacak. Çocuk o yaşta neyin doğru olduğunu kavrayamadığı için ailesinin kendisini terk ettiğini onu istemediğini düşünecek. Bilinçaltına yerleşen bu duygu onun psikolojik dengesini bozacak.
 
Sevgi ve ilgi, insan hayatını etkileyen en önemli faktördür. Katiller, sadistler, tecavüzcüler… Onlar da bebekti ve çocuktu. İlgisiz ve sevgisiz ortamlar, kötü aileler işte onları bu hale getiren suçlulardır.
 
Sonuç, devlet küçük yaştaki çocukların yatılı okumasını engellemeli ve bunun için çözüm üretmeli.
 
-Okullardaki rehber öğretmen sistemi baştan aşağıya yenilenmeli.
 
-Okullara sosyal hizmet uzmanı atanmalı.
 
-.Bu kişiler çocuklarla iletişime geçip onların yaşadığı bu tip olayları açığa çıkarmalı.
 
-Kötü koşullarda bakımsız kalan çocukları bu uzmanlar tespit etmeli ve koruma altına alınmasını sağlamalı.
 
-Çocuklarla yakın temas içinde çalışan tüm devlet memurları işe alınmadan önce ve belirli aralıklarla, psikiyatri testinden geçirilmeli.

Haberin Devamı

(psikiyatri testinde kapalı uçlu soruların sorulduğu, kişinin kendisini saklamasının mümkün olmadığını öğrendiğim için bunu öneriyorum.)
 
Bu konularla ilgili bir gündem oluşturursanız çok sevinirim. Hakikaten üstüne gidilmezse devletin bir şey yapacağı yok.
Olan çocuklara oluyor...
 
Başarılar dilerim.
 
Z.Ö

Maalesef herkesin bir taciz hikayesi var

Haberin Devamı

Merhaba Ayşecik,

Sana Ayşe diye hitap ediyorum, çünkü çok bizdensin ve biliyorum ki Ayşe hanım desem istemezsin. Delisin, tatlısın çok özelsin, egon nerede senin bilemedim. Sanırım ego ne bilmiyorsun. Kız kıza çay sohbetlerimizin, bazen rakı sofralarımızın ortak mevzularındansın.

Ayşecik, bakma böyle hayat bağlı durduğumu. Vurdumduymaz ve sevecen tavırlarıma da… İçim çok dolu benim. Hayatımın tokadını on yaşında yedim. Rahmetli babam tekstil işi yapardı. Arkadaşıyla ortaktı, en yakın arkadaşıyla, okuldan hem de. Küçük bir atölyeyle işe başlamışlar tabi ben oralarını pek hatırlamam… Benim hatırladığım imkânlarımızın çok iyi olduğu, babamın çok çalışıp çok kazandığı ve sevgili okul arkadaşının yani ortağının bizim evden neredeyse hiç çıkmadığıdır. Annemle babam o şahsa, evli olmadığından hep eşin dostun kızını baş göz edip evlendirmeye çalışırlardı. Nereden bilirlerdi ki o adamın aklının fikrinin 16 yaşındaki kızları üzerinde olduğunu… Ben 16 yaşındayken ilk kez bir gençle flörte başladım. Annem babamla çok samimi olduğumuzdan, bu durumu çok konuşur esprisini yapardık. Annem babam sürekli bana öğütler verir, aman kızım ha dikkat et derlerdi. Annemin babamın yurtdışında olduğu bir gece bu şahıs bize geldi, birtakım belgeleri almalıymış, yarına toplantı varmış. Yalan da değildi. Babam eve bir zarf bırakmıştı o şahsa vermem için. Şahıs eve geldi, ben zarfı verdim, ay dur bir soluklanayım başım dönüyor sanırım tansiyonum düştü dedi. Öğrenmişiz ya tuzlu ayran iyi gelir diye, “Dur ağabey ben sana bir ayran yapıyım” dedim, ben de sana yardım edeyim dedi… O anı ölsem unutmayacağım. Arkamdan dolanıp bana sarılıp “Bak yoğurdu böyle karıştır” dedi, sonra harikasın diyip kulağımdan öptü, sesimi çıkarmama fırsat vermeden elini tüm vücudumda dolaştırmaya başladı. Bir an gözüme ünümde duran ekmek bıçağı takıldı… Ayşe inan yaşım 16 olmasa, ailem okumuş, bilinçli ve beni bilinçlendiren insanlar olmasa o bıçağı kesin saplamıştım bu sapığa. Sustum, salağa yattım, adam gitti. Kimseye anlatmadım, ama işte ilahi adalet ortaya çıktı. Aradan günler geçti, babam bir gece eve geldiğinde anneme bağıra bağıra şaşkın halde bir şeyler anlattı. Meğer bu şahıs iş yerinde ki evli olan sekreteri taciz etmiş,  kadın da olayı herkese anlatmış. Bu olay sonrası maddi kayıplarımız oldu, ama manevi olarak benim ne derece yaralandığımın yanında inan kalır solda sıfır… Yaz Ayşe yaz. Ben sana yazınca çok rahatladım.

Z.B.

Erkeklere ölüm:

Haberin Devamı

Tabii ki kimlik açıklanmasın. Malum burası Türkiye. Maalesef ben de yaşadım. Lise bitti on sekizime yeni girmişim, üniversiteyi kazanmışım, mutluyum umutluyum, hiç erkek arkadaşım olmamış, saf duygularım var, herkesi kendim gibi biliyorum… Neyse çok uzatmayacağım. Hayalimdeki erkekle tanışmışım, âşık olmuşum. Aşk diyorum ve o erkek bir gün bana zorla dişlerini zorlayarak sahip oluyor ve tam 10 gün süren bir kanama devamında kaçan biri bu. Aileye açıklama, ağlayan bir baba ve başlayan mahkemeler. Şükürler olsun atlattım, ailem çok destek oldu. Şimdi kendime kızıyorum. O intihar edişler, yakarışlar, yalvarmalar boşaymış… Tabi mahkemeyi de geri çektim On sekizi doldurmuşum ve hemen başvurmamışım. Adam ceza almazmış, zaten rezil olmuşum dedim ve geri aldım. Tabi sonra sevgililerimde oldu ve dürüst davrandım olduğum gibi oldum ve erkek milleti diyeceğim ne yazık ki bu durumdan faydalanmaya kalktı. Kimse içimdeki yarayı görmedi. Ama canımı en çok yakan ne oldu biliyor musunuz; beni her zaman dinleyen bana hep ağabey olan canımız kanımız dediğimiz eniştemin yani teyzemin kocasının da bana saldırması… Kendisi polis ve mutsuz bir evliliği var. Gelin görün ki âşık olmuşmuş bana. Şanslıyım çünkü saldırısından kurtuldum, anneme anlattım. Ama teyzem bilmiyor. Çünkü biliyorsunuz benim kocam yapmaz der. Kimseyi inandıramam. Bir daha babamın başını yere eğemem. Önceleri dedim ki anne bırak beni öldüreyim onu. Hep senin başına dert olacağım, insanlar şerefsiz olmuş…

Haberin Devamı

Sonra silkelendim kendime geldim. Şimdi güzel bir ilişkim var beni çok seviyor. İyi bir işim var ve benimle olan bir ailem var mutluyum. Ama gelin görün ki iç huzursuzluğum hiç bitmiyor içimde. Hep ağlayan bir genç kız var. Bir de kuramadığım hayaller…

Ö.A.

Ayşe’m Günaydın,

Eline yüreğine sağlık bin kere ne güzel yazmışsın... Kesinlikle son raddesine kadar katılıyorum her düşüncene, bu hasta ruhlu insanların karantinaya alınması şart, tüm sapıkları toplayacaksın bir koğuşta 3 ay uğramayacaksın yanlarına, kendi başlarına gelende belki -zayıf bir ihtimaldir- akıllanırlar.

 Bu rezil duruma maalesef bende maruz kaldım. Daha çocuk yaşta üstelik. Bir de bu durumu bana yaşatan kuzenim! Bana bir zarar veremedi. Lakin hayatımın uzun bir dönemi korkularla geçti. Kâbus gibiydi. Onun bize gelmesini hiç istemezdim. Sonra büyüdüm güçlendim üstesinden de geldim kâbuslarımın... Ama o şahıs hayatımda, mecburi varlığı dışında, bir hayalden ibaret. Madden olsa da benim için yok artık!

Haberin Devamı

Kimse sessiz kalmasın bu gidişe. Sesimizi duyurana dek sürsün ve tüm güzellikler güven içinde büyüsün!

Kendine çok iyi davran güzel insan, öpüldün

İyi çalışmalar dilerim.

M.K.

Sevgili Ayşe,

Yazınızı okudum. Ben de benzer şeyleri çocukluğumda değil ama iş hayatına ilk girdiğim yıllarda yaşadım. Detayını anlatmak istemiyorum, çünkü değinmek istediğim konu şu; sırf bu sebeple ilerde anne olursam kızım olmasın diyordum ama son gelişen olaylar gösterdi ki, sapık için aslında cinsiyet çok fazla fark etmiyor, gözü dönmüş adamın sonuçta. Çocuklarımıza güven vermeliyiz, ne olursa olsun gel anlat, her zaman yanında olacağız diye. O Siirt’teki kız, gelip ailesine anlatabilseydi, ailesi de durumu el koysaydı, bunlar yaşanmazdı sanırım. Ama işte bakınız siz de babanız katil olmasın diye anlatamamışsınız. Belki o kız da babası katil olmasın diye sustu ve olan iki yavrucağa oldu. Bize bu konularda yol yordam gösterecek uzmanları dinlemeye ihtiyacımız var. Okurlarınızın içinde mutlaka uzmanlar vardır, umarım aydınlatırlar bizi.

K.A.

Sevgili Aral,

2003 yılında, Çanakkale’de üniversitede okuyan kız arkadaşım, "AKNE" tedavisi aldığı uzman Doktor, Dermatolog tarafından tacize uğradığında ne yapacağımı bilemedim. Her yerden yardım talebinde bulunduk. 

Elimizde kanıtlı delilleri olduğu halde, az daha biz Dermatoloğu taciz etmiş durumuna düşürülmek üzereydik. Bizi savcılığa verdiler. Yılmadan verdiğimiz kavga sonunda, ite kaka da olsa, burada açıklayamayacağım bir takım gelişmeler oldu.

O tarihte yardım arama amacıyla Türk hukuk sitesine yazdığım mail hala o sitede duruyor.

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=2492

Sonuç: Dermatolog sadece Barodan kınama cezası aldı. Ama hala aynı ilçede, aynı hastane ve kendi muayenehanesinde, sorunlu gencecik kızlara “Akne” tedavisi uygulamakta…

 Kadınlar, kadın olarak seslerini yükseltmedikçe, sorunlarının çözümünde erkekleri ön plana sürdükçe, taciz, tecavüz, kadını kullanma gibi ortaçağdan kalma alışkanlıklarımızdan herhalde vazgeçmeyeceğiz. Ha Siirt, ha İstanbul, ha Çanakkale..

Saygılarımla,

A.S.

Ayşe Hanım,

Nasıl başlayacağımı bilemedim. Boş boş ekrana bakıyorum. Gerçekten çok zor… Bütün hayatımı etkileyen bir yara bu benim için. Psikoloğuma bile yeni anlatabildim. 35 yaşındayım, İzmir'de yaşıyorum, bir bankada çalışıyorum. Ama ben aslında Ankaralıyım. Çok sevdiğim Ankara'mı o iğrenç sapık yüzünden terk etmek zorunda kaldım. Akademik kariyer yapma heveslisi bir üniversite yüksek lisans öğrencisiydim ve her öğrenci gibi hocama hayrandım.

Sık sık odasına çağırırdı beni, sözde sohbet etmek için. Daha doğrusu ben öyle sanıyordum. Bir gün ders çıkışı kalmamı istedi, bir proje için yardım edeceğimi söyledi. Sevinerek kalırım tabii ki dedim. Demez olaydım. O iğrenç adam bana o gün odasında tecavüz etti.

 

Ağladım, yalvardım dinlemedi… Yetinmedi bir de resimlerimi çekti...

Günlerce ağladım, yataktan çıkmadım, eve kapandım adeta. Kendime gelemiyordum. O iğrenç sesi kulaklarımdan gitmiyordu.

 

 "Çağırdığımda gelmezsen bu resimleri okulda herkes görür, ailen görür..."

 

Annem bende bir tuhaflık olduğunu anladı, konuşturmaya çalıştı en sonunda dayanamadım anlattım. İnanamadı, çok üzüldü. Ailemin desteğiyle ayakta kaldım diyebilirim. Okulu bıraktım. Oraya gidemezdim. Babamın da desteğiyle İzmir'de iş bulup buraya yerleştim, çünkü Ankara dar geliyordu. O iğrenç adamla karşılaşma riskini alamazdım. 

 

Hiç bir zaman ihbar etmedim hocamı, o şimdi profesör oldu hayatı daha bile iyi ama alt üst olan benim hayatım oldu. Keşke vaktinde ihbar etseydim diyorum şimdi. Böyle olaylar yaşayanlar varsa lütfen ihbar etsinler, lütfen...

 

B.G.

İzmir

NOT: Salı günü “Yetiş Ayşe” var yine. Şu ana dek gelen e posta sayısı yedi yüz civarında. Hepsini yayınlayamasam da, mail yolu ile tümüne cevap vereceğim.

Demiştim size, sürprizler var diye. Sadece cevaplamakla kalmayacağım… Neyse sustum daha sonra açıklayacağım.

Az kaldı Salı'ya hadi devam edin yazmaya...

Yazarın Tüm Yazıları