Kısa yazılar

Gazinolar vardı eskiden...

Ve o gazinolarda sahne alan "sanatçılar"...

Ben de onlardan biriydim.

Her birimizin orada olma nedeni farklıydı. Ve kendi aramızda sınıflara ayrılırdık.

á Ağzıyla kuş tutsa "racon"a uymadığı için daima uvertür kalanlar...

á Patronun gözdesi olan karga sesliler...

á Yeteneği olmayan ama "masa"sı olanlar...

á "Halkın sanatçısı" olduğu için mecburen orada tutulanlar...

á Hatırı sayılır "ağabey"lerin, "baba"ların ricasıyla kadroya alınanlar...

á Üstüne oynanılan "balon"lar...

á Hakiki sanatçılar...

Şimdi bakıyorum da her yer gazinoymuş meğer. Medya dünyası da dahil.

*

Hani "Türkiye Avrupa’nın neresinde" falan diye tartışıyoruz ya bazen...

Aslında fazla söze gerek yok.

Siz de okumuşsunuzdur, Danimarka Başbakanı’nın eşi bir televizyon kanalında yayımlanan dans yarışmasına katılmış. Yarışmanın ismi "Dans Etmeyi Seviyor." Yarı çıplak, yani gerektiği gibi, oradan oraya savrulmuş partnerinin kollarında.

Şimdi Emine Hanım’ı düşünün aynı pozisyonda...

Hadi yarışmadan vazgeçtim, "Emine Hanım dans etmeyi seviyor" dese biri sadece...

Düşünemiyorsunuz di mi?

Dedim size, fazla söze gerek yok.

*

Erkekler ikiye ayrılır.

Çentik atanlar, atmayanlar.

Çentik atanlar da kendi arasında üçe ayrılır:

"Bir gecede kaç defa"cılar.

"Bir ömürde kaç kadın"cılar.

Her ikisi için de çentik atanlar.

Bu çentikleri kendilerine saklamak için atmazlar elbet.

Övünmek için kullanırlar.

Onun için orada burada durmadan konuşurlar "Ha o mu, bir zamanlar o da yengenizdi."

Çentik sayısı kendilerince tatmin edici değilse hayali çentiklerle takviye yaparlar.

Aman kızlar!..

*

Şaka maka susuzluğa doğru hızla yol alıyoruz.

Siz bir "tık"la dünyanın her yerine, her bilgiye ulaşırken, annenizin Afrikalı hemcinsleri gibi elinde tasla su kuyruğuna girmesi yakındır.

Bilim adamları kafayı çalıştırmalı...

Birkaç yıl önce çamaşırı, suya gerek kalmadan, titreştirerek yıkayan makinenin haberini okumuştuk, ne oldu ona?

Zihni Sinir’ler suyu hayatımızdan çıkaran "proceler" üretmeli.

Rakıcılara da bir tavsiyem olacak. Şaraba geçiş yapsınlar. Yahut susuz ve buzsuz rakıya alıştırsınlar kendilerini.

Biz ne yapalım derseniz, sıradan vatandaşa bir iş düşmüyor.

Tasarruf?

Olmayan şeyin nesini tasarruf edeceksiniz.

Fakat durun bir dakika!

"İyi düşün iyi olsun" diyorlar ya hani...

Şu "The Secret" hadisesi...

70 milyon olarak "Yok canım, gürül gürül akacak sularımız" diye düşünürsek...

Gerçi yıllardır süren aymazlığımız da buydu bir nevi... Lakin tutmadı.

MIŞ MUŞ

Æ Çiklet çiğnemek stresi azaltıyormuş. Fakat karşıdakinin sinirini oynatıyor, o ayrı.

Æ ABD’de muhafazakárlığıyla öne çıkan başkan yardımcısı adayının 17’lik bekár kızı hamileymiş.

Muhafazakárlık kalıtımsal değil demek!

Æ Buzulların erimesiyle Kuzey Kutbu ada olmuş.

İkoncan’lara yeni kapı çıkıyor!
Yazarın Tüm Yazıları