İşte çözüm...

NE kadar “artık kabak tadı verdi” desek de Heybeliada’daki “Ruhban Okulu” meselesi bir türlü yakamızı bırakmıyor.

Haberin Devamı

Hoş daha 1986’da, merhum Turgut Özal’la yaptığımız bir Asya gezisi bağlamında, Ganj Nehri üzerinde tekne gezintisi yaparken bu konu karşımıza çıkınca, konuyu kimlerin kaşıdığını anlamıştık.


 “Ganj Nehri nere, Heybeliada nere?”
demeyin. Meğer eski ABD Başkanı Jimmy Carter da o sırada oradaki bir başka teknedeymiş. Özal’ın ziyaretini öğrenince “görüşme” talep etmiş.

Nitekim buluştular. Biz gazeteciler sonra öğrendik. Dostça bir tavsiyede bulunmak istediğini söylemiş ve “Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nu açın” demiş.

O gün bugündür bu konu tam bir “baş ağrısı”dır. Sonra ona “Rum Patriğinin Ekümenik’liğini kabul edin” talebi eklendi.

Şimdi “Ekümenik”liği kenara bırakalım. Zaten çok yazdık.

Haberin Devamı


Son olarak Avrupalı dostlarımız(!?) adına, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi adına Türkiye ve Yunanistan’a, “iki ülkedeki azınlıklarla ilgili sorunları çözebilmek için Lozan’ı aşmalarını” tavsiye eden bir rapor hazırlanmış. Bu da tahmin ettiğiniz gibi “Heybeliada’daki Ruhban Okulu açılsın” diyor.


Tamam, açılsın. Zaten kimse “Açılmasın” demiyor. Lakin -aksi söz konusu ise açıklamasını rica ettiğimiz- Rum Patriği Bartholomeos’tan hâlâ ses çıkmadığı için eldeki bilgiye dayanarak söylüyoruz:


Patrik Hazretleri
bu okulun “Türkiye Cumhuriyeti yasalarının koyduğu kurallara uygun şekilde açılmasını” kabul etmiyor.

Bildiğiniz gibi bu okul 1961 Anayasası döneminde yani “Üniversiteler, ancak Devlet eliyle ve kanunla kurulur” diyen 120’nci madde yürürlükte iken Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karar sonucu kapanmıştı. Çünkü o sırada açılan “özel yüksekokul”ların durumu Anayasa’nın bu hükmüne aykırı bulunmuştu. Ruhban Okulu da öyle bir özel okuldu. Açık kalması için ya bir devlet üniversitesi bünyesinde olmayı kabul edecek veya kapısına kilit vurulmasına razı olacaktı.


(Yani birtakım ukala zevatın dediği gibi okul, Kıbrıs meselesi yüzünden kapatılmış değildi.)


Sonraki yıllarda da Bartholomeos’a “Tamam. Okulunuz açılsın ama, bir üniversitenin bünyesinde olmayı kabul etsin” diye defalarca teklif edildi. Ama Patrik, “Nuh” dedi, “Peygamber” demedi. Hep “Açılırsa ancak Patrikhane’ye bağlı olmak koşuluyla açılır” dedi ve direndi.

Haberin Devamı


İyi de... Yasalarımızda -üstelik tüzelkişiliği olmayan- bir yere bağlı “yüksekokul” açma olanağı veren bir hüküm yok.

Patrik istiyor ki, “Yasaları ona uyduralım!


Oysa, Patrikhane pekâlâ “Ruhban Okulu’nu yaşatma” amaçlı bir Vakıf kurabilir. Okul o vakfın mal varlığına aktarılır. Zaten Vakıf Senedi, “Ruhban Okulu adıyla bir yüksekokul açmayı” amaçları arasında sayabilir. Gerekli yasal işlemler tamamlandıktan sonra da okul açılır.


Yine mi beğenmedi?


Dünyada
yer mi yok. Patrik okulu başka yerde, örneğin Yunanistan’da açar, dava biter.

Yazarın Tüm Yazıları