Hürriyet Gazeteciliği kitabındaki hata

TÜRK basınının en güçlü kalesi, kimilerince devlet iradesini bile etkileyebilen Hürriyet, sonunda çok şık bir hareket yaptı ve ‘‘Hürriyet Gazeteciliği’’ diye bir kitap hazırladı.

Önce Hürriyet çalışanları için bir el kitabı olarak düşünülmüştü. Fakat sonra gazetenin çeşitli birimlerinden gelen bir ekibin çalışması neticesinde ortaya kapsamlı bir kitap çıkınca, ‘‘Hürriyet Gazeteciliği’’nin kitapçılarda satılan bir kitap olmasına karar verildi.

Çok da iyi yapıldı.

Dünyanın pek çok meşhur gazetesinin ‘‘Style Book’’ adı altında benzer çalışmaları vardır. Bu kitaplar da tıpkı ‘‘Hürriyet Gazeteciliği’’ gibi satılır.

***

Bir gazetenin kuralları kimi ilgilendirir diyenler çıkabilir. Ama Los Angeles Times'ın ‘‘Style Book’’u bir gazeteci olarak beni çok ilgilendirmişti.

Hürriyet'ten başka yerlerde çalışan gazeteciler ve gazeteci adayları için bence kaçırılmayacak bir fırsat bu kitap.

Hürriyet Yayın İlkeleri, haber yazma teknikleri, gazeteyi oluşturan birimler, yapılması ve yapılmaması gerekenler gibi bölümler var kitapta.

Yabancı ülkelerde yayınlanan gazetelerin benzer kitaplarına ilave olarak ‘‘Hürriyet Gazeteciliği’’nde insani bir boyut da var.

Latif Demirci'nin karikatürleri ve Sebati Karakurt'un çektiği fotoğraflar şahane.

Fotoğraflarla gazetenin 24 saati çok güzel bir şekilde aktarılmış. Arada benim muhalefet şerhi koyduğum bazı fotoğraflar da yok değil.

Mesela gece yarısından sonra, saat 01.25'te çekildiği iddia edilen bir fotoğraf var.

Bu fotoğrafta, İstihbarat Merkezi'nden iki arkadaşımız, maket uçak yaparken görülüyor. Fotoğraf altını aynen aktarıyorum: ‘‘İki arkadaşımız gecenin felaketlerinden uzak birkaç dakika bulmuş, nihayet hobileriyle ilgileniyorlar...’’

Diyeceksiniz ki ‘‘Ne var bunda olamaz mı?’’ Olabilir tabii. Bence de hiçbir yanlış yanı yok, hatta çok da iyi yapıyorlar. Yalnız söz konusu fotoğrafta gözden kaçabilecek bir detay var.

***

Ben size bu detayı aktararak, ‘‘Hürriyet Gazeteciliği’’ kitabında bile hata bulunursa Hürriyet'te yayınlanabileceğini, yani bu gazetede gazeteciliğin şansa bırakılmadığını da kanıtlamış olacağım.

Bu detay maketçi elemanların arkasında uzakta bir Big Brother edasıyla oturan Uğur Cebeci'dir arkadaşlar.

Eğer sıcak bir haber varsa, Uğur Abi haftalarca 24 saat gazetede kalır. Hem İstanbul'dakilerin, hem de olayla ilgili ne kadar il varsa orada çalışanların ensesinde boza pişirir.

Bunu sadist bir insan olduğundan değil, haberin en doğru, en hızlı şekilde ulaşmasını istediğinden yapar.

Ama Uğur Abi, sadist olmadığı gibi mazohist de değildir ve ortada sıcak bir haber filan yoksa gece 01.25'e kadar gazetede oturmaz. Otursa bile Hürriyet'te çalışan herhangi biri (aklınıza kim geliyorsa) onun önünde uçakla ilgili bir şeyle uğraşmaz.

Çünkü uçaktan hiç kimse Uğur Cebeci kadar anlayamaz. Bunu laf olsun diye söylemediğimi Kokpit müptelaları zaten bilir.

Yani bir hata yaparsınız ve Uğur Cebeci'nin karşısına çıkarsınız. Afeeder veya affetmez.

Ama benim bildiğim Uğur Cebeci'nin önünde uçak maketiyle uğraşmak, ‘‘Abi beni bi dövsene’’ demek gibi bir şeydir. Ve Uğur Abi bu hatayı affetmez.

Zaten fotoğrafta da ‘‘Dur bi kalkayım da şu ikisinin kafası tokuşturayım’’ der gibi bir havası var...
Yazarın Tüm Yazıları