Guatr önlenebilir mi?

Guatrı önlemenin yolu, yiyecek içeceklerle yeteri kadar kazanamadığımız iyodu sürekli kullandığımız bir gıda unsuruna ekleyerek kazanmamızdan geçiyor.

Haberin Devamı

İster genetik bir kusura, ister bir tümöre veya iltihaba, ister başka nedenlere bağlı olsun biz doktorların tiroid bezi büyümeleri için kullandığımız ortak teşhis GUATR’dır. GUATR tiroid bezinde büyümenin varlığını ifade eder ama büyümenin nedenini açıklayan bir tanım değildir.
Tiroid bezi önemli iç salgı bezlerimizden biri, boynumuzun önünde ve tam ortasında yerleşmiş 20-25 gramlık bir hormon üretim merkezidir. Ürettiği iki önemli hormon nedeniyle metabolizma hızımız ve metabolik organizasyonumuzun yönetim ve ayar merkezi gibidir. T3 ve T4 olarak bilinen bu iki hormonun -ki önemli olanı T4’tür- üretilebilmesi için gereken temel madde ise iyottur.

İYOT FAKİRİYİZ

Bezin yeteri kadar T3 ve T4 üretimi için her gün 200 mikrogram civarında iyot kazanmamız, bu rakamı 100 mikrogramın altına da düşürmememiz gerekir.
Ne var ki suyumuz ve toprağımızda iyot azdır.
Böyle olunca yiyip içtiğimiz besinlerin iyot oranı da düşük kalıyor, bedenlerimiz iyot fakiri haline gelebiliyor, iyodumuz azalınca da tiroid bezimiz işini gereği gibi yapamıyor.
Yeteri kadar iyot kazanamayan tiroid bezi, hormon üretebilmek için daha çok çalışmak zorunda kalıyor, aşırı TSH uyarısına maruz kalıp büyümeye başlıyor. İyot eksikliğine bağlı guatr da zaten böyle gelişiyor.
Bu guatrı önlemenin yolu ise yiyecek içeceklerle yeteri kadar kazanamadığımız iyodu sürekli kullandığımız bir gıda unsuruna ekleyerek kazanmamızdan geçiyor. 15 yıl kadar önce (biraz gecikerek de olsa) bu yönde önemli bir adım attık ve tuzlarımıza iyot ilavesini zorunlu hale getirdik, guatrla mücadele konusunda çok ama çok önemli bir sürece girdik.
Tabiî ki iyotlanmış tuz kullanımının da bazı olumsuz noktaları var ama onlar çok istisnai durumlar. İyotlu tuz tüketmek, gelecek nesilleri guatr ve onunla ilişkili tiroid hastalıklarından koruma bakımından faydalı bir adım oldu.

BELİRTİLER NELER?

Guatr kolay kolay belirti vermiyor. Özellikle tiroid bezinin aşırı ya da az çalışmasına yol açmadığı zaman neredeyse hiç fark edilmiyor. Üretmesi gereken miktarlarda hormon üretebiliyorsa ancak çok büyük hacimlere ulaştığında fark edilebiliyor. Örneğin etrafındaki dokulara baskı yapabildiği için ses kısılması veya çatallanması, nefes darlığı, öksürük, boyunda basınç hissi fark edilince problemin guatrdan kaynaklandığı anlaşılabiliyor.
Türkiye, guatrın çok yaygın görüldüğü bir ülke. Zaten bu nedenle de her tecrübeli doktor, hastasına yıllık sağlık kontrolleri yaparken mutlaka tiroid bezini de gözden geçirir. Herhangi bir sorun olup olmadığını anlayıp öğrenmeye çalışır. Bunu özellikle genç kızlarda, büyüme çağındaki çocuklarda asla ihmal etmez. Hamile kalmayı düşünen genç hanımlarda, emziren annelerde, menopoza giren kadınlarda daha da ciddiye alır. Düzenli tiroid muayeneleri sağlık taramalarının vazgeçilmez bir parçasıdır.
Eğer ailenizde tiroid hastalıkları veya guatr sorunu yaygın görülüyorsa, guatr teşhisi ya da nodül saptananlar fazlaysa ya da yukarıda bahsettiğim belirtilerden bazıları sizde de varsa bundan sonraki ilk sağlık kontrolünüzde doktorunuzdan bu konuda bilgi almanızı öneririm.

Haberin Devamı

Güneş alerji yapar mı?

Haberin Devamı

Yaklaşık 10 kadından biri, daha ilk güneşe çıktığı saatlerde, yüzünde, göğsünde beliren küçük, kırmızı, kaşıntılı noktacıklar nedeniyle güneşlenmeye hızla veda eder. Güzelim yaz mevsimi, değerli tatil günleri “gölge”leniverir.
Güneş alerjisi denilen bu durum gerçek bir alerjik reaksiyon değil aslında. Cildi güneş ışınlarına karşı aşırı duyarlı hale getiren birtakım yerel, toksik yanıtlar bu döküntüleri yapan. Güneşe çıkılan ilk günler, güneş ışınlarının özellikle UVA’nın etkisi ile gelişen bu soruna bazı ilaçlar, ağrı kesiciler, antidepresanlar, fibratlar, kinidinler de neden olabiliyor. Hatta güneş kremlerinin bileşenlerinden bazıları da bu ilaçlarla reaksiyona girebiliyor.
Neden kadınlarda daha sık görüldüğü, neden 18 yaşından önce ve 50 yaşından sonra pek rastlanılmadığı bilinmiyor. Annesi de aynı sorunu yaşayan genç kızlarda daha erken yaşlarda görülebiliyor.
Gölgede, güneşten köşe bucak kaçarak geçirilen bir hafta sonrasında kırmızı lekeler yok olur. Ancak yineleyebileceği unutulmamalıdır. Aynı yıl, pek sık olmasa da ertesi yıllar, daha yaz tatilini bile beklemeden, söz gelimi bir mayıs pikniğinde yeniden başa bela olabilir. Güneş alerjisini engellemenin kesin bir yöntemi yok. Bunula birlikte ortaya çıkışı geciktirilebilir. Güneşe yavaş yavaş, deyim yerindeyse cildi alıştırarak çıkmak gerekir. Saat 11.00-16.00 arasında dik ve şiddetli gelen UVA ve UVB’den korunmak için güneşlenmemek, en az 30 koruma faktörlü, katkısız, parfümsüz güneş koruyucuları kullanmak ve sık sık yinelemek ilk önlemlerdir. Dr. Evren ALTINEL

Haberin Devamı

Bir Bilgi
Gözlere iyi gelen gıdalar

Gıda seçiminde yapacağınız küçük değişimler göz sağlığınıza büyük katkı sağlayabilir. Gözlerinize iyi gelecek, onları koruyacak gıdalardan bazılarını sayalım:
- Lahana: A, C ve K vitaminlerinden zengin olan bu sebze gözlerinizi güneş ışınlarının verebileceği zarardan korur. Kataraktı ve sarı noktayı (makula dejeneresansı) önler.
- Çilek: C vitamini deposudur. Katarakt riskini azaltır.
- Patates: Sarı nokta hastalığına karşı beta-karoten deposu bu sebzeden destek alabilirsiniz. İçerdiği nişasta düzeyi açısından miktarını beslenme uzmanınızla görüşmenizde yarar var.
- Somon: Omega-3 içeriği sayesinde göz kuruluğunu giderir. Sarı nokta hastalığından korur.
- Yeşil çay: Başta epigallokateşin olmak üzere birçok antioksidan içerir. Yeterince tüketerek katarakt ve sarı nokta hastalığı riskini düşürebilirsiniz. Dyt. Nilüfer BAYRAM

Yazarın Tüm Yazıları