Git de gör anyayı konyayı... Gör de anla!

Türkiye’ yi sevmek için yurtdışında mı yaşamak lazım?

Sorum budur.

Haberin Devamı

İlla gurbetçi mi olmak lazım, ne kadar muhteşem bir ülkemiz ve insan yapımız olduğunu anlamak için?

 

Değerlerimizin kıymetini bilmek için...

 

Onları yaşatmak için...

 

Yapmayın!

 

Ben size söyleyeyim, hakikaten o kadar da özenilecek birşey yok.

 

Ya da çıkın gidin bakalım ne kadar süre bazı şeylere dayanacaksınız.

 

En sonunda valla billa dönmek için kafayı sıyıracaksınız.

 

Haberin Devamı

Alın size benden bir kaç örnek:

 

Yer Kuşadası – Milli Park girişi...

 

Unutmuşum yanıma para almayı. Yani aslında sıcaktan kafam yerinde değildi... Yanımda çanta olmadığını farkettiğim anda, gişe önünde buldum kendimi.

 

Birden başımdan kaynar sular boşandı görünce dedim: “Eyvah! Giriş bedeli!”

 

Camı açtım, suratım kıpkırmızı, gözlerim mahçup küçük çocuklar gibi:

 

“Ya çok özür dilerim... Çocuklarım içeride de... Yanıma para almayı unutmuşum da... Dönüşte verebilir miyim? Telefonumu vereyim size ha?... Hatta ehliyetimi de bırakayım ol...”

 

Gişedeki Abi atladı lafımı kesti:

 

“Ya Ablacım git yaw estafurullah... Deli misin lafı mı olur? Bir ara bırakırsın geçerken dönüşte olur biteeeer. Sen git çocuklarının yanına hele... Serinle de kendine gel rahat oooooooooooool...”

 

Ben ŞOK!

 

Haberin Devamı

Hadi sıkıyorsa söyleyin bakalım bunu başka bir yerde gişe önünde. Arkanda 100 araba beklese, geri çevirirler. “Git paranı al öde” derler.

 

Çünkü HALDEN ANLAMAK nedir çoğu bilmezler.

 

HALDEN ANLAMAK bize özeldir; onlara bunu öğretmezler.

 

Devam ediyorum durmuyorum bu sefer, beni bezdiremezler...

 

Kır kahvesi, kahvehane, salaş restoran, dükkan adı her ne ise... 5 yıldızlı bir yer değil orası kesin yazın bir yere.

 

Bir tane leb demeden leblebiyi anlamayan garson görmedim kardeşim!

 

HEPSİ CİN gibi.

 

Ve her zaman güleryüzlü! Dilinde bir şarkı, türkü... Hem söylüyor hem servis yapıyor, yaşı kızımdan belki 5 yaş fazla, ya da bilemedim 6.

 

Bir gittiğin yere ikinci gidişinde Türk Kahven sade mi orta mı sormazlar, çünkü hepsi ezberler ve müşteri ne sever hemen bilirler.

Haberin Devamı

 

Çünkü AYIPTIR müşteriye habire sormak...

 

AYIP bir bizde vardır.

 

Çoğu yerde bu çeşit AYIP nedir hiç bilmezler...

 

Saygı ile yoğrulmuş bir AYIPTIR bu! Aile mirasıdır, yadigardır bize, sonradan öğretemezler.

 

AYIP kelimesinin ingilizcesini aradım mesela bulamadım, eğer içinde yoksa tabi, türetemezler...

 

Garsonlar, çıraklar, bakkallar, çocuklarımla muhabbet ederler...

 

Para alıp verirken bazen bir de sakız ikram ederler.

 

İKRAM vardır bizde...

 

Kapımıza gelen sucuya bile su ikram ederiz biz hava sıcak ise!

 

Restoranda hiç kimse: “Neden çocukları da almış gelmiş?!” diye bakmaz suratıma mesela. Ya da bardağı devirdi mi çocuğum, dayak atmazlar gözleri ile bana...

Haberin Devamı

 

Koşarak yanıma gelip: “Abla sen hiç merak etme, olur böyle şeyler, onlar da büyüyecekler, di mi leyn Aslan oğlum, üzülme sen e mi? Biz şimdi hallederiz şipşak örtüyü değiştiririz!” deyip çocuklarıma da, bana da huzur ve güven verirler...

 

Bir biz de vardır bu “Olsun hallederiz”ler.

 

Başkaları bunu bilmezler. Kurallar vardır onlar için, kuralları ezip geçemezler.

 

Oysa HAYAT her zaman kurallarla yürümez.

 

Sapmalar vardır hayatı GERÇEK ve beklenmedik kılan. Yaşandığının kanıtı olan, hayata zevk ve lezzet katan!

 

O yüzden başkaları bu kurallara bir çok nesil hibe ettiler...

 

“Çocuk yatakta ağlasın kucağa alınmasın” dediler... Sevgisiz ve geleceğe GÜVEN duymayan bir dolu TEKİL nesil elde ettiler.

Haberin Devamı

 

Birçoğu AİLE olmak, ya da tek başına değil de kalabalıkla neşeli olmak nedir bilemeden göçüp gittiler.

 

Ondan şimdi o özendiklerimiz de aslında bize bakıp, gözlem yapıp çark ettiler.

 

Arkadaşım anlattı, ta Amerika’ da bile: “çocukları ayağınızda sallayabilirsiniz uyutmak için iyidir, sevginizi hisseder” demişler...

 

Taşa tutmayın beni... Ben kanunlardan, kitaplardan, sosyal imkanlardan bahsetmiyorum...

 

Bir kerecik olsun kafayı onlara takmıyorum...

 

Çünkü “insanlık” kitapla, kuralla olmuyor...

 

Hayat kitabında bunlar da var, sizlere hatırlatmak istiyorum...

 

YANİ...

 

Ben bizi olduğumuz gibi ÇOK seviyorum.

 

Yonca

“SEVGİli”

 

Yazarın Tüm Yazıları