Firarda olmanın yanlışlığı

UZAN ailesinin bazı bireyleri firarda. İmar Bankası dahil geride bıraktıkları olayın boyutu çok büyük. Milyarlarca dolar, katrilyonlarca lirayla ifade ediliyor.

Savcılık iddianameleri hazırlandı. Sanıklar için binlerce yıl hapis isteniyor. Duruşmalar yakında başlayacak.

Ben Uzan ailesinin yerinde olsam, yaşanan olaylar sonrasında kaçmayı değil, yargı önüne çıkıp hesap vermeyi yeğlerdim.

Bundan sonra ortaya çıkması muhtemel olasılığı bir düşünün.

Firarda olanlar günün birinde yakalanmış, yurtdışından veya başka bir yerlerden kelepçeler takılı olarak getiriliyor.

Herhalde onlar adına hoş olmayacak.

Ya da yakalanmaları mümkün olmamış, daha alt kademede birileri mahkemelerde yargılanıp ceza alıyor. Onlardan birini tanıyorum. Hortuma bulaşmadı. Olanlardan haberi yoktu, çünkü bankanın verileri herkesten olduğu gibi ondan da gizleniyordu. Ailesi şimdi maddi manevi her açıdan sıkıntı içinde. Patronlar kaçacak, kabak onların başında mı patlayacak?

Uzan ailesinin firardaki bireylerinin yargı önüne çıkıp hesap vermelerini diliyorum. Aksi takdirde çok insanı yakarlar, bunun günahı altında ezilirler.

* * *

İmar Bankası olayında benim merak ettiğim bir konu var. Bu bankanın yönetim kurulunda bir de ‘‘devlet temsilcisi’’ vardı. Yani bankanın aldığı bütün kararlar, mevduat hesapları, bilançolar, yapılan banka işlemleri, BDDK tarafından atanan bu kişinin de imzasından ve onayından geçerdi.

Hazırlanan iddianamelerde ben bu ‘‘devlet temsilcisinin’’ ismini sanıklar arasında göremedim.

İmar Bankası, büyük miktarlarda hayali hazine bonosu satmış.

Bu satışların ilanları gazete ve televizyonlarda çarşaf çarşaf yayınlanırdı.

Mevduat rakamları üzerinde büyük oyunlar oynanmış.

Bu konuları her dakika izlemekle yükümlü olan BDDK veya Hazine Müsteşarlığı duruma niçin el koymadı? Devletin bankadaki temsilcisi, kendi kurumlarını niçin uyarmadı? Niçin müdahale etmedi?

Bunları yaptıysa, ilgili kurumlar niçin sessiz kaldı? Ya da bu bilgiler devlet temsilcisinden de mi gizlendi?

Bu soruların yanıtını bugüne kadar veren, işin bu boyutu üzerinde durup araştıran yok!

O zaman akla başka bir soru geliyor:

Acaba sanık olması gereken bazı kimseler sırf kamu görevlisi oldukları için mi listeye alınmadılar?

* * *

AKP iktidarının hortum konusunda yakın zamana kadar çok iddialı söylemleri vardı:

‘‘Ne kadar hortum varsa üzerine gidiyoruz... Hortumlara damardan girdik...’’

Ancak öteki hortumlar aynen duruyor.

Hatta bazı hortumcu medya kuruluşları ile káğıt üzerinde uzlaşmaya varıldı.

Ben şahsen burada nice hortumlar, yolsuzluklar, usulsüzlükler, savurganlıklar yazdım. Bunların tamamını belgeledim.

Bırakın üzerine gitmeyi bir yana, bir tanesi için bile hükümet kesiminden, ya da adı geçenlerden bir tek yanıt, ciddi bir açıklama gelmedi. Bir tek soruşturma açılmadı.

Ne acıdır ki, ülkemizde ‘‘benim teröristim iyidir’’ anlayışı gibi, ‘‘benim hortumcum iyidir’’ düşüncesini kırmak da mümkün olmuyor.

O halde ‘‘hortuma damardan girmek’’ nasıl oluyor!!!

* * *

Şimdi yeniden yazımın başına dönüyorum. Uzan ailesinin firardaki bireylerinin en kısa zamanda yakalanıp, ya da teslim olup yargı önüne çıkmalarını diliyorum.

Aksi takdirde kamu vicdanında mahkûm olurlar.

Böylesi, yargının vereceği cezadan çok daha ağırdır.
Yazarın Tüm Yazıları