"Dünyanın en bölünmüş ülkesine hoşgeldiniz"

Bu sözleri duyduğumda sene 2008'di. Sözlerin sahibi ise dünya eski boks şampiyonu Vitali Klitschko...

Haberin Devamı

Klitschko, bugün yaklaşık 10 gündür ayakta olan Ukrayna muhalefetinin en önemli liderlerinden birisi...

2008 yılında, Kiev'de bir düşünce kuruluşunun düzenlediği konferans sırasında tanıştık, Klitschko ile. Önce bir konuşma yaptı, ardından öğle yemeğinde aynı masada oturduk.

Öncelikle, hafif aksanlı, akıcı İngilizcesine şaşırdım. Zira, ağırlıklı olarak Ukrayna'nın SSCB'nin parçası olduğu dönemlerde eğitim görenlerde pek bulunan bir özellik değildir, bu.

Sonra ülkesiyle ilgili anlattıklarından etkilendim. Ve neden Ukrayna'yı "dünyanın en bölünmüş ülkesi" olarak tanımladığını anladım.

Zaten Ukrayna'da geçirdiğim yaklaşık bir haftada gördüklerim Klitschko'nun anlatımını destekler nitelikteydi.

İKİ TARAFTAN ÇEKİŞTİRİLEN ÜLKE
Ukrayna, belki de SSCB dağıldıktan sonra bağımsızlığını kazanan ülkeler arasında en talihsiz olanı.

Haberin Devamı

Talihsiz diyorum, çünkü coğrafi konumu nedeniyle iki taraftan birden çekiştirilen bir ülke.

Bunu anlamak için haritaya bakmak yeterli...

Bir yanda bütün sınırlarının yarısından biraz fazlasını paylaştığı Rusya ve Belarus...

Diğer yarıya yakın kısmında ise Slovakya, Bulgaristan, Polonya ve Macaristan var. Yani bugün AB üyesi olan eski komünist ülkeler...

SSCB döneminde en önemli askeri üslere sahip olan yerdi, Ukrayna. Bugün ise SSCB'nin dağılmasıyla birlikte Rusya ile AB arasında en önemli sınır ülkesi.
Yani dönem ve tarih değişse de önemli bir jeostratejik önemi baki kalan bir yer.

RUSLARLA AŞK-NEFRET İLİŞKİSİ
Ruslarla Ukraynalılar arasında ise tam bir "aşk-nefret" ilişkisi var. Bir yanda geçmişin kötü anıları, diğer yanda ise etnik, dini ve kültürel köken olarak kendini yakın hissetme.

İki ülke ya da iki halk arasındaki ilişkilerde en önemli tarihi olay ise 1932-1933 yılları arasında yaşanan Holodomor, yani Açlık Katliamı.

Bu, 1932 hasadında mahsülün bir önceki yılın altında kalması üzerine Sovyetlerin Ukraynalıların elindeki bütün ürünleri topladığı ve sakladıkları gerekçesiyle cezalandırdığı dönem. İki yılın ardından çıkan bilanço korkunç: Yaklaşık 2 milyonluk bir can kaybı.

Haberin Devamı

Bugün bu olay, Ukrayna dahil 13 ülke tarafından, "soykırım" olarak kabul ediliyor. Ve Rusya-Ukrayna ilişkilerinde kapanmaz bir yara olarak görülüyor.

BAYRAKLI SEMBOLİZM
Tekrar 2008'e dönersek... Ben oradayken, Kasım 2004-Ocak 2005 arasında yaşanan ve sonucunda AB ile Batı yanlısı bir yönetimin iktidara geldiği Turuncu Devrim'in heyecanı ve etkileri azalmıştı.

Arada, Rusya yanlısı partiler iktidarı ele geçirmiş ancak sonra şimdi hapiste olan Yulia Timoşenko yeniden iktidara gelmişti.

Özetle, iktidar bir o yana, bir bu yana el değiştirip duruyordu.

Ukrayna'da geçirdiğim dönemde, bu bölünmenin bir yansıması olarak arabalardaki bayraklar en çok dikkatimi çekmişti.

Haberin Devamı

Bazı arabalarda Ukrayna bayrağı vardı. Bu, "Batı yanlısı" Timoşenko ve siyasi müttefiklerini destekleyenlerin kullandığı semboldü.

Diğer arabalarda ise Ukrayna ile Rusya bayrağının karışımından yapılmış tuhaf sembollü bir bayrak bulunuyordu. Bu da "Rusya yanlısı" olanların kullandığı simgeydi.

Bayraksız araba sayısı kayda değer olmayacak kadar azdı. Bayraklı arabalarda ise semboller neredeyse yarı yarıyaydı.

BATI YANLILARI RUSYA’YA, RUSYA YANLILARI BATI’YA GÜVENMİYOR
Batı yanlıları, Ukrayna'nın AB ve NATO gibi Batı'nun kurumsal yapılarının içinde yer alması gerektiğini savunuyor. Ukrayna'nın bağımsızlığı için Rusya'dan kopması ve ilişkileri asgari müşterekte tutması gerektiğine inanıyor.

Haberin Devamı

Zaten Timoşenko ve müttefikleri iktidara geldiğinde her iki örgüte de tam üyeliği hedef olarak koymuş, dış politikasını bu eksene oturtmuştu.

Rusya yanlıları ise Batı'ya şüpheyle yaklaşıyor. Rusya'nın tarihi, kültürel ve dini nedenlerden Ukrayna'yı asla yalnız bırakmayacağını düşünüyor. Batı ile yakınlaşmanın bedelinin ağır olacağını, Batı'nın istemediği birşey olduğunda kendilerini yapayalnız bırakacağını öne sürüyor.

Bu kanadın siyasi temsilcisi ve şu andaki Devlet Başkanı Yanukoviç de zaten iktidara geldiğinde ilk yaptığı, NATO'ya üyelik sürecini durdurmak ve bunu dış politika manifestosundan çıkarmak olmuştu.

NÜFUSUN YÜZDE 20’YE YAKINI RUS
Çok şaşırtıcı olmayacak belki ama yeni kuşak daha Batı yanlısı kampta yer alırken, eski kuşak ve özellikle Sovyet döneminde yetişmiş olanlar ise ülkelerinin Rusya ile birlikte hareket etmesini destekliyor.

Haberin Devamı

Tüm bunlara rağmen, esasen toplumsal olarak Rusya ile Ukrayna birbirini çok da farklı görmüyor. Resmi dil Ukraynaca olmasına karşın, kendi aralarında bile Rusça konuşmayı tercih ediyorlar. Dahası Ukrayna nüfusunun yaklaşık yüzde 20'si Rus kökenli.

Bize Ortodoksluğun en önemli kurumlarından biri olan Aziz Michael Altın Kubbeli Manastırı gezdiren Ukraynalı rehberin Ruslardan bahsederken sürekli "biz" diye konuşmasını hala hatırlıyorum.

RUSYA’NIN YÜZDE 50’Sİ VAR
Ukrayna'daki bölünme ve "iç savaş" bir süre dindikten sonra yine patlak verdi. Bu kez, Ukrayna yönetiminin, Timoşenko'nun serbest bırakılması için baskı yapan AB ile imzalayacağı Ortaklık Anlaşması ile Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması'nı rafa kaldırmasıyla başladı.

Bir zamanlar Turuncu Devrim'e evsahipliği yapan meydan yine Batı yanlılarının işgali altında. Gösterilere katılanların sayısı 2-3 milyon arasında tahmin ediliyor. Ukrayna'da bu ayaklanma yeni bir devrimin kapısını açar mı, kestirmek güç.

Açsa da, açmasa da Ukrayna'da bu bölünme, taraflardan biri Doğu'dan, biri Batı'dan çekiştirdiği sürece kolay kolay geçmeyecek.

Sokaktan özgürlük ve AB'ye yaklaşma talepleri geliyor karşın, Rusya'nın da evde zorla tutup tutmadığını bilemediğimiz bir yüzde 50'si olduğunu da akılda tutmakta fayda var.

Yazarın Tüm Yazıları