Doğru mesaj

Ferai TINÇ
Haberin Devamı

Avrupalı diplomat, ‘‘Türkiye'de bazı üniversiteler Kürt kültürü ile ilgili araştırmalar yapıyorlarmış. Biz bunları bilmiyorduk’’ dedi.

Türkiye'de Kürt tarihi ile ilgili kitaplar yayınlanıp satıldığını da söyledim kendisine.

Ayrıca Türkiye'de Kürtçe türkü söylemek, kaset çıkartmak da yasak değildi.

Kürt olduğunu söylemek de.

‘Kürt realitesi’ Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en yetkili ağızlarından bile dile getirilmişti.

***

BU konuşmanın geçtiği anlarda İstanbul'un bir başka köşesinde meydana gelen olay ise Kürt meselesine artık acilen el atılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Magazin Gazetecileri Ödül Töreni gecesinde Ahmet Kaya'nın her zamanki gösterişçiliğiyle yaptığı çıkış yersizdi.

Kaya belli ki ucuz kahramanlık peşindeydi. Ama ona karşı gösterilen tavır da kabul edilir gibi değildi.

Uzaktan bakıldığında içinde ciddi toplumsal uyarılar taşıyan bir tablo çıkıyordu ortaya.

Bir Kürt kendi kimliğini bir intikam unsuru olarak kullanıyor, Türkler çatal bıçak fırlatarak onu susturmaya çalışıyor, bununla da yetinmiyor hep bir ağızdan marşlar söyleyerek atmosferi Türklükle doldurduyorlardı.

Türkiye'de bugüne kadar yaşanmayan düşmanlıklar filizleniyor, ırkçılık ve aşırı milliyetçiliğin tehlike alarmı çalmaya başlıyordu.

Üstelik de bu sahne, toplumun entellektüel sıralamasına giren kesimlerinin, sanatçılar ve medya mensuplarının bulunduğu ihtişamlı bir salonda ortaya çıkıyordu.

İyi ki o gece Savaş Ay, İbrahim Tatlıses, Mahzun Kırmızıgül gibi duyarlı ve akıllı insanlar vardı da, barış ve kardeşlik mesajları verdiler ve havayı yumuşattılar.

* * *

TÜRKİYE sorunlarını çözmekte geciktikçe içte ve dışta sıkışıyor.

İç barış ve istikrara yönelik tehdit artarken, dünya ile ilişkilerimizi, ekonomik çıkarlarımız ve üstlenmek istediğimiz uluslararası rol yerine bir terör örgütü ile mücadele belirlemeye başlıyor.

(Son zamanlarda Avrupa, Ortadoğu, Rusya ve Amerika ile ilişkilere bakın. PKK endeksli gelişiyor bütün ilişkiler.)

Öcalan olayında, hiçbir ülke ona tam anlamıyla kucak açmadı ama Türkiye ile tam bir işbirliği yapan da olmadı.

Bu durum Türkiye'de olumsuz bir psikoloji yaratıyor. Sinirleri geriyor. Müttefiklik anlamını yitiriyor; yalnızlık duygusuna ve içe kapanmaya yol açıyor. Aşırı milliyetçilik, ırkçılık ve köktendincilik besleniyor.

Daha fazla demokratik, daha zengin, daha huzurlu bir Türkiye özlerken, ‘tek tip’çilik, dayatmacılık güçleniyor, baskılar artıyor.

Türkiye, seçimlere böyle bir gerginlik ortamında gitmemeli.

Kimseyi kırmayan, incitmeyen ve dışlamayan teselli edici mesajlara ihtiyacı var bugün Türkiye'nin.

Hem de hemen, cumhurbaşkanının, siyasi liderlerin, aydınların ağzından.

Türkiye'nin içteki ve dıştaki ilişkilerini bölücü tehditten ve bölünme korkularından kurtarmak için barış ve uzlaşma ortamını güçlendirmekten başka çözüm yok çünkü.



Yazarın Tüm Yazıları