Direksiyondaki üç silahşörler

KOCA Başkent’te henüz üç kişiler.

Sekiz bine yakın taksinin sadece üçünün direksiyonunda onlar var.
Başkent’in ilk kadın taksicisi Hacer Çakır, altı yıl öğretmenliğin ardından direksiyona geçmiş.
İki kızı ve torunları var.
Melahat Bademci ise dört yıldır taksicilik yapıyor. Neşe Kartal da aynı kıdemde...
* * *
Taksilerin her zaman “toplumsal iletişim”in sınav odası olduğunu düşünürüm.
Bir küçük “oda”da başbaşa iletişim...
Hani “İnsanı içki masasında, seyahatte, askerde tanırsın” filan diye uzayıp giden, ihtiyaca/duruma göre şıkları değişen o eski deyiş vardır ya...
Ben taksinin o mekanlardan birisi olduğuna inanırım.
Demokrasi karşılıklı tahammül, saygı ve birlikte yaşabilme yeteneği ise, açığı kapalısı orada (da) ortaya çıkar.
* * *
Kimi müşteri taksiye bindiği anda kendini “ağa-paşa” sanar ve yağdırır emirlerini:
“Radyoyu kapa, camı aç, hızlı git, yavaşla...”
Bir çok “ağa”, taksiyi kiraladığını değil satın aldığını sanar.
* * *
Kimi 100 metre ötedeki markete alışverişe gider, bekletir taksiyi.... Sonra 3 lira 60 kuruşu, kuruşu kuruşuna verip iner.
Kimi alkollüdür, taksiyi gece kulübünün devamı sayar.
Oysa müşteri sadece ‘konuk’tur.
Taksinin sahibi de değildir, sürücünün amiri de...
* * *
Elbette, artık oldukça azalsa da arızalı taksiciler de var.
Bozuk parası yoktur, müşteriye surat sallar, söylenir.
Kısa mesafeye gidersin, bakışlarıyla küfreder...
Caddeleri durak gibi kullanır, eğer taksinin içinde yaniu müşteri değilse “yaya”yı yok sayar. Ya da her yayaya “Gel bin” kornası çalar...
Bütün bunları düşündüğümde, kadın taksi sürücüleri iyi gelir, bu aleme...
Ama her “öncü” gibi çok zorlanıp, çok kırılacaklar bu süreçte.
Yolları hep açık olsun.
Yazarın Tüm Yazıları