Dilimiz ne halde

Ali Püsküllüoğlu şiirlerinin yanı sıra, belki de daha fazla, sözlük ve dil çalışmalarıyla ünlenmiş biri.

Dil üzerine tartışmalarda çoğunlukla; dil kendi doğal mecrasında gider, dile karışılmaz, dile müdahale edilmez, denir. Bu sav, bilimsel açıdan, diller tarihi açısından doğru değildir.

Ali Püsküllüoğlu, Dile Karışılamaz mı? başlığı altında yayınlanan yeni kitabında, dile karışılmaz tezinin yanlışlığını kanıtlıyor.

Kitap, altı bölümden oluşuyor ve bölümler: İlkin Söz Vardı, Şiir, Yine Şiir, Anışlar, Bir Yazıncı Olarak, Bakışlar, Gerçek Bilinsin Diye, başlıklarını taşıyor.

Çok kullandığımız Ulusal Dil’in anlamı nedir, Ali Püsküllüoğlu bakın nasıl açıklıyor: "Ulusal dil, ulusun bütün özelliklerini taşıyan dildir. Kaynağı ulustur, ulusun tarih içindeki yerine bağlıdır, ulusun adından çıkar.

Ulusal dil öz bir dildir: İçinde yabancı kökenli sözcükler bulunsa da, onları kendi içinde eritmiştir, özümsemiştir. Ulus o dille duyar, düşünür, anlaşır, bilim ve sanat yapar."

Cumhuriyet devrimlerinin en önemlilerinden biri olan Dil Devrimi nasıl başlamış, hangi aşamalardan geçmiş ve bugün nereye gelmiştir. Hiç kuşkusuz bugün bir duraklama dönemi geçirmektedir.

Batıdan Gelen Sözcükler yazısı, bugün de başımızı ağrıtan, gündemden düşmeyen, dilimizi zedeleyen bir yanlış davranışın eleştirisidir.

Yazılar toplamı, önemli bir gerçeği anımsatıyor. Türk Dil Kurumu’nun 12 Eylül askeri darbesi sonrasında kapatılıncaya kadar yaptıklarını, dille ilgili çalışmalarını okuyorsunuz. Kurum kapatıldıktan, el konulduktan sonra, Dil Devrimi’ne yapılan müdahaleleri bu yazılardan öğreneceksiniz. Dile nasıl siyasetin karıştığını, Osmanlıcaya dönüş için nasıl girişimlerde bulunulduğunu, bu yazılar bize gösteriyor.

Türkçeyi Korumak mı Geliştirmek mi gerekir? yazısında; geliştirme çabalarının bir tarihten sonra nasıl durduğunu örneklerle görüyoruz. Ali Püsküllüoğlu’nun dille ilgili yazıları, bize darbeden sonraki çalışmaları özetlemektedir. Daha önceki dönemde gönül işi olan çalışmalar daha sonra yasal bir zorlama dönemine geçmiştir. Bu yazılar aslında askeri ve siyasi bir müdahale gibi görünen darbenin, sosyal hayatımızı ve hatta dilimizi bile nasıl etkilediğinin en güzel açıklaması.

Çekinser... Söylem... Nedir bu kelimeler, nasıl kullanıyoruz, doğru mu yanlış mı? Bunların yanıtı da bu yazılarda. Sadece bu iki kelimede odaklanmayın, bir yanlış yöntemin eleştirisini tartışın. Ali Püsküllüoğlu bizi dil meselelerini tartışmaya çağırıyor. Çünkü üzerinde düşündükçe, tartıştıkça daha derinlere inebiliriz.

Şiir, Yine Şiir bölümünde şair Ali Püsküllüoğlu’nun şiir üzerine düşüncelerini okuyoruz.

Bunlar kesin bir poetika yazıları olmaktan çok, şiir üzerine çeşitlemeler olarak yorumlanabilir.

Şiirden Kopan Toplum yazısında söyledikleri bugün de tartışılabilir: "Günümüz şiiri toplumdan kopmuştur.

Böyle diyenlere katılıyorum, gerçekten de öyle. Ancak bunu diyenler suçu şiire yüklerken, ben topluma yüklüyorum. Bunun için ilk cümleyi şu biçime sokuyorum: Toplum şiirden kopmuştur."

Püsküllüoğlu,
edebi gerçekleri de söylüyor: "Doğrusunu söylemek gerekirse, artık halk ozanlığının, halk şiirinin bir geleceği yoktur."

Şiirimin Kökleri
yazısını okursanız, şair Ali Püsküllüoğlu’nun hem kendi şiirinin oluşum özelliğini, hem de başka şiirler için birtakım ölçü notları kazanırsınız.

Sevgili Şiir’de Názım Hikmet’ten bir alıntı yaparak onunla aynı fikirde olduğunu söylüyor Püsküllüoğlu. Buna şiiri bilen, seven kaç kişi hayır diyebilir: "İstiyorum ki, okuyucum bende, yahut bizde, bütün duygularının ifadesini bulabilsin. 1 Mayıs bayramına dair şiir okumak istediği zaman da bizi okusun, karşılıksız sevdasına dair şiir okumak istediği vakit de bizim kitaplarımızı okusun."

Anışlar
bölümü de benim için çok ilgi çekici. Şairlerin, edebiyatçıların, dostlarının yıldönümlerinde, yaş dönümlerinde, aramızdan ayrılıp gittiklerinde yazdıkları ayrı bir önem ve duyarlık taşıyor.

Kimler var Anışlar bölümünde? İyi bir edebiyat okurunun bildiği, sevdiği, okuduğu adlar: Behçet Necatigil, Ahmet Muhip Dıranas, Oktay Rıfat, Tahsin Saraç, Fakir Baykurt, Ceyhun Atuf Kansu, Attilá İlhan, Cemal Süreya, Emin Özdemir.

Dil, şiir üzerine yazılardan yararlanacaksınız.

Dile Karışılmaz mı?, Dil ve Şiir Yazıları, Ali Püsküllüoğlu, Can Yayınları

DOĞAN HIZLAN’IN SEÇTİKLERİ

Doris DörrieMavi ElbiseDoğan Kitap

Gündüz VassafTürkiye Sen Kimsin?İletişim

Kojin KarataniTranskritikMetis

Mahmut BoynudelikAdatepe ÖyküleriOğlak

Bernard LewisModern Türkiye’nin DoğuşuArkad

ONU MUTLU EDEN ŞİİRLER

Şiirin
mükemmele erdiğini gördüğünde şiiri yayınladığını belirtiyor Püsküllüoğlu.

O zaman mutlu oluyormuş. Bir yazısında öyle diyor.

2005 Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü kazanan Zamansız kitabı, onun olgunluk döneminin şiirleri.

Önsöz / Şiirler Şiiri,
sizi bir şiir kitabına, daha geniş bir şiir dünyasına hazırlıyor.

İmge gücü, Türk şiirini bir dil özeniyle özümsemesi, onun şiirinin özelliği.

Zamansız şiirini okuduğumda, soyutla somut birleşmesinin, imge düzeninde nasıl kurulduğunu fark ediyorum:

ZAMANSIZ

Bir eski zaman söylencesi o, zamansız ve çağdaş yani;

Bir ırmak da öyle.

Bilmez saatin akışını, bir çocuğun soluğu, bir kuşun çığlığı

Artık derinliklerinde kalbimin; onu bir dağ doruğunda bıraktım

Ve ben şimdi bir çöldeyim, ölü bir gemi denizde.

Onarılmaz. Çevreni yok ya da. Bir ölü artığı.

Onu mu demek istiyorum? Hani şu yağmursuz yazları, karsız kışları

Hani şu baharsız baharları?

Onu mu demek istiyorum? Hani şu bırakılmış, ıssız ev içlerini!

Hani şu...

Onu mu demek istiyorum? Bir dev çaldı çocukluğumu!

Onu mu demek istiyorum? Artık dünya uzak uzak uzak

Bir söylence şimdi.



Onun şiiri yalın, günlük yaşamı yansıtan, günlük yaşamı şiirleştirirken kesinlikle söz sanatlarına boğmayan bir şiir.

Şiiri hep kendi halinde, ama sağlam bir anlayışı simgeledi Ali Püsküllüoğlu’nun. Belki de adı gibi, herhangi bir zamana sığdırmak gereksiz.

(Zamansız, Ali Püsküllüoğlu, Özgür Yayınları)

EDEBİYAT SÖZLÜĞÜ

MASANIZDA BULUNSUN

Ali Püsküllüoğlu’nun Edebiyat Sözlüğü, yazarlar ve edebiyat meraklıları için mutlaka alınması gerekli bir sözlük. Yazıma başladığımda onun sözlükçülüğünün hem daha önde, hem de çok geniş olduğunu söylemiştim. Edebiyat Sözlüğü de, onun geniş yelpazesinin örneklerinden. Hele ki sürekli okur ve bilhassa bölümle alakalı bir öğrenciyseniz, sık sık başvuracağınız bir kaynak.

(Edebiyat Sözlüğü, Ali Püsküllüoğlu, Can Başvuru Kitaplığı)

Yazarın Tüm Yazıları