Bizim faiz tasarrufu 25 milyar dolardı

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, 3 Kasım'dan önce hayal kuruyordu:

‘‘Seçimle siyasi belirsizlik gidecek, güven yükselecek. Kurulacak hükümete piyasanın verdiği krediyle reel faizde 1 puan düşüş olsa, 1 katrilyon liralık tasarruf sağlanır. Şeffaf, samimi, dürüst, işbilir programın uygulanırsa faiz düşüşü 5-6 puana ulaşır, tasarruf 5-6 katrilyonu bulur. Faizde 7-8 puanlık düşüş, borçları çevrilebilir noktaya getirir.’’

Erdoğan
'ın bu sözlerinin üzerinden bir yıl geçti. AKP tek başına iktidar olunca, Tayyip Bey'in beklediği ‘‘güven’’ avantajı etkisini gösterdi.

Araya ‘‘türban’’, Irak Savaşı gibi engeller girse de, gelinen noktada hem enflasyon, hem de faiz açısından hedeflerin ötesinde oranlar yakalandı.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Masası Şefi Rıza Moghadam bile 6'ıncı gözden geçirmeyi bitirince bu tabloyu irdeledi: ‘‘Enflasyon hedefin (yüzde 20) altına inebilir. Faizlerde çok ciddi düşüşler gerçekleşti.’’

Moghadam
'ın bu sözleri söylediği gün, Merkez Bankası bu yılın 6'ıncı faiz indirimini gerçekleştirdi. Merkez Bankası 3'er puan daha indirim yapıp, kısa vadeli faizini yüzde 29'dan 26'ya çekti.

Hazine'nin borçlanma faizi de yüzde 30'un altını gördü. Böylece ‘‘Hazine'nin borçlanma tarihinin en düşük faiz oranı’’ yakalanmış oldu.

2002 yılı sonlarına doğru yüzde 60'ın üzerinde olan Hazine'nin ortalama borçlanma faizi, bugün yüzde 30 düzeyinde seyrediyor.

Faizlerin inişiyle birlikte Hazine'nin sırtından şimdilik kalkan faiz yükünün 5-6 milyar dolar dolayında olduğu hesaplanıyor.

Bu olumlu tablo eski-yeni bürokratlar, işadamları ve bankacılar arasında sık sık konuşuluyor. Olumlu hava herkesi memnun ediyor. Bunların konuşulduğu sohbette 2000'de uygulanan programın içinde olan bir bürokratın dudaklarından şu hesap dökülüyor: ‘‘Bugün 5-6 milyar dolarlık faiz tasarrufuna seviniyoruz. Elbette başarı. Dönüp 2000'e bakalım. Hesaplarıma göre 2000'de Hazine'nin yakaladığı faiz tasarrufu tam 25 milyar dolardı.’’

Bu rakamı dönemin Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp'in o günlerde dile getirdiğini hatırlıyorum. Hazine'nin 1999 yılı borçlanmasında ortalama faiz yüzde 103.9 düzeyindeymiş. 2000 yılında bu oran yüzde 36.3'e kadar inmiş.

Aynı bürokrat sözünü şöyle bağlıyor: ‘‘Ah o kriz olmasaydı... Türkiye büyük fırsat yakalamıştı. Olmadı...’’

25 milyar dolarlık faiz tasarrufunu yakalamışken, Türkiye Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleriyle gecelik yüzde 10 bini aşan faiz darbesini yedi. Üstelik 43 milyar dolar da bankalarında uçup gitti.

Erdoğan, faiz hayalini şimdilik yakalamış görünüyor. Ancak, iş en küçük tökezlemeye gelmiyor. Acı dersler yanıbaşımızda duruyor. Unutmayalım...

Klozette suyu 4.5 litreye indirdik

GEÇENLERDE
Çorum'daki Ece Seramik'in klozette su kaybını düşürme çabalarını yazdım. Ece Seramik, halen 9 litre yerine 6 litre suyla temizlenen klozette su miktarını 4-5 litreye indirme yolunu arıyordu.

Yazıda Türkiye'de yılda 1 milyon adedi bulan klozetten yola çıkıp hesap yapmış, su kullanımının 9 litreden 4 litreye inmesinin 1 milyon klozette bir kişilik tasarrufun 5 trilyon lirayı bulduğunu vurgulamıştım. Kullanılan su miktarı da 3.2 milyon metreküpten 1.4 milyon metreküpe inebiliyordu.

Eczacıbaşı Grubu'ndan arkadaşlar aradı, ‘‘Bizim Vitra, klozette su miktarını 4.5 litreye indirdi’’ uyarısı yaptı. Vitra yöneticileri, klozette kullanılacak su konusunda TSE standardını da hatırlatıp, şöyle diyor: ‘‘TSE'nin 9 litre kabul etmesine rağmen, Vitra'da klozet standardı 6 litre idi. Biz klozet yıkama fonksiyonunu 4.5 litreye indirdik. Patentli olan bu gelişmeyle teknolojik bir devrime imza attık, doğal kaynakları koruyoruz.’’

Ece Seramik'i Anadolu'daki ‘‘ar-ge’’ çabasını duyurmak için yazdım.

Vitra ve 4.5 litrelik klozet... Elbette büyük başarı...
Yazarın Tüm Yazıları