Alaçatı nereye?

Haberin Devamı

Alaçatı nereye

AN itibariyle Kuzey Ege turlamalarını bitirip Çeşme’ye kavuştum.
Ey benim temmuz sıcağından kavruk, Gezi olaylarından bağrı yanık; hassas okur kardeşim.
Bir yandan diyorum ki, millet Anadolu’nun dört bir yanında canı ile uğraşıyor, sen burada ne yapıyorsun? Sonra diyorum ki, seyahat bir yaşam kültürü.
Medeni hallerin en önemli göstergesi. Sen görmekten, farklı olanı, ruhu olanı yazmaktan vazgeçersen; beriki senin yazılarından okuduklarını keşfetmekten vazgeçecek, öbürü görmeyecek, koklamayacak, dokunmayacak.
Elimizdeki en önemli şey, yaşam gustomuz da böyle böyle körelip gidecek.
O yüzden; herkes en iyi bildiği işi yapmaya devam.
Hal böyleyken, bir süre Çeşme semalarında olacağım. Bol bol şehir ve insan gözlemi yapıp hiç denemediğim sporları deneyip (surf ile başladım, haftaya kite surf macerası var) sonra bunları derleyip toplayıp yazma hevesindeyim.
Çeşme demişken, Alaçatı ile başlayalım. 15 yıldır geliyorum Alaçatı’ya.
Daha bir tanecik cafe (Agrillia), bir tanecik otel (O EV) olduğu zamanlardan beri. Yani dile kolay, ergenliğimden beri. Kimler geldi, kimler geçti Alaçatı’dan. Ne hevesler, ne rantlar, ne hayal kırıklıkları; bunun yanı sıra ne özgün ruhlar, ne özel insanlar, ne özenli restoranlar, oteller, cafeler geldi geçti Alaçatı’dan.
Burada ikinci yaşamını kurmak isteyen, burayı yaz kış evi belleyen, taşnı-toprağını, börtü-böceğini koruyan, kollayan; tek derdi para kazanmak değil, kazandığı para ile buradaki ikinci yaşamını idame ettirmek isteyenlerin işletmeleri halen ayakta.
Ama öyle akıllı ki şu Alaçatı, mekanı açayım, voliyi vurayım derdi ile gelip 2 tahta dekor, 3 zeytinyağlıya 1500 TL hesap, bangır müzik ve renkli neonlarla Alaçatı ruhuna ihanet edenlerin hiç göz yaşına bakmıyor. Bir sonraki yaza geldikleri gibi gidiyorlar. Ha, yerine yenileri türüyor o ayrı. Üstelik, devir hakkı denen ve kira kontratına konan madde ile yerlerini daha da kötü kiracılara bırakarak.
Evet, her geçen yaz ses ve gürültü kirliliği daha da artıyor Alaçatı’da. Belediye ve Çevre Şehircilik Bakanlığı biliyorum ciddi anlamda mücadele ediyor. Yoksa haziran ortasında, gecenin 2’sinde, tee eski Kırevi Otel’in oraya park ettiğim arabama kadar gelen Tarkan’ın Kıl Oldum Abi şarkısının sesi bu kadar çabuk kesilmezdi.
Tek tekçi kulaklık dağıtıyor
Gürültü kirliliğine en iyi çözümü bulan noktalardan biri Tektekçi. Gerçi muhtemelen saat 01.00 itibaryle kesilen müzik nedeni ile müşteriyi kaçırmamak için mecbur kaldılar. Ama yine fikir bayağı iyi. Saat 01.00’e yaklaştığında, içerideki müşterilere, kimlikleri krşılığında dev kulaklıklar dağıtıyorlar.
Şimdi beni yaşlanmakla, ruhsuzlukla, 90 kuşağının dilinden anlamamakla suçlayan olacak, biliyorum. Ama sevinmeyin; çünkü ne yaşlandım, ne de içim geçti. Sadece burası dünyadaki örnekleri gibi olsun; eğlenmek, delirmek, dağıtmak için köyün, kasabanın dışına, iyi müzik ve iyi yemek için Alaçatı’nın içine gelinsin istiyorum.
Rus aksanı ile söyleyecek olursak; “sen istiyor yıl boyu paralı turist, yapacak iyi otel, çalacak iyi müzik!”

Haberin Devamı


Ecnebi bebekler neden ağlamaz?

Haberin Devamı

Alaçatı Port’a tepeden bakan Kapari isminde, sessiz sakin, kimsenin hava atmadığı, kocaman bahçeli, cumbalı güzel bir otelde kalıyorum. Dün resimdeki hanımefendi (Liz) ve Danimarkalı annesi (Libs) ile tanıştım. Hayatım boyunca konakladığım tüm otellerde şahit olduğum gibi bu Avrupalı bebek de hiç ağlamıyor. Ortadoğu ve Türk bebeklerinin avaz avaz ağlayıp, kendini yerden yere attığı, Kuzey Avrupalı bebeklerin ise sadece gülücük attığı yönündeki tezim, Liz bebekle yeniden alevlendi dün itibarıyle. Bir bilen varsa içinizde bu tezi çürütecek; elbette ki mailini beklerim. Sebepleri ile birlikte.

Yarın: Otto efsanesi geri dönüyor!

Yazarın Tüm Yazıları