Yeter! Söz milletin

Yalçın BAYER
Haberin Devamı

Orakoğlu-Çatlı tanışıyordu...

Hatay'dan bir telefon... ‘Görmüş geçirmiş' bir siyasetçinin dün köşemizde yer alan ‘köstebek' olayı için ‘‘(Akşener'e yönelik) Yalnız bir şeyi merak ediyorum, darbe olduğunu öğrenince ne yapacak?'' sözüne dayanarak, şöyle dedi:

‘‘Ben de Hatay'da aralıklı olarak iki kez görev yapan Bülent Orakoğlu'nun uygulamalarının, servetinin araştırılmasını istiyorum.''

Orakoğlu, 1985'lerde Hatay'da Siyasi Şube Müdürlüğü Yardımcılığı görevinde bulunmuş... Örgüt iddiasıyla yakalanan bazı kişilerin sorgularına bizzat katılıyormuş...

1989 yılında bu kez Emniyet Müdürü olarak gelmiş Hatay'a... ANAP Hatay örgütüyle yakın ilişkiler içinde bulunmuş... Nitekim, daha sonra Niğde'ye atandığında geri getirilmesi için ‘ricacı' heyetler gönderilmiş Ankara'ya...

Bölgedeki uyuşturucu kaçakçılığında büyük başarılar elde etmiş... Ancak, Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan Suudi Arabistan'a yapılan uyarıcı Coptagon kaçakcılığı da o ölçüde artmış...

Niğde'ye geldiğinde sık sık İskenderun Arsuz'daki yazlığına gittiği anlatılıyor Orakoğlu'nun...

Mülkiye Başmüfettişi İhsan Çam, Polis Başmüfettişleri K. Yücel Tutkun, İlhan Şener ve M.Zeki Urgancıoğlu, Orakoğlu'nun haksız ve keyfi uygulamalarına karşı bir işlem yapılmasına gerek görmemişler... Neden?

19.1.1997'de Niğde Emniyet Müdür Yardımcısı Fevzi Becel'in hakkındaki şikâyet dilekçesi bile hasır altı edilmiş.

ÇATLI'YI KİM KOLLADI?

Orakoğlu, şimdiye kadar mal bildiriminde bulunup bulunmadığı soruluyor.

Araştırmalarımızda, mal bildiriminde bulunmamaktan yeni bir soruşturma açıldığı ortaya çıktı.

Hatay'daki iddialara göre, Orakoğlu, Çatlı ile tanışıyorlardı. Telefondaki kişi şöyle diyor:

‘‘İskenderun Demir-Çelik, kurulduğu yıllardan beri ülkücülerin egemen olduğu bir tesis... Çatlı'nın, 1980'den önce tanıdıkları var. Nitekim, kaçak olduğu dönemde Kırıkhan'da bir arkadaşının evinde uzun bir süre saklandı. Çatlı, Hatay'da resmi ya da sivil birtakım kişilerden her zaman destek görmüştür.''

Çatlı'nın Mehmet Özbay adıyla Hatay yöresinde birtakım işler yaptığı biliniyor. Orakoğlu da bu yıllarda Hatay Emniyet Müdürü...

SORULAR

Orakoğlu-Çatlı isimlerinin etrafında, bugün şu sorular ortaya atılıyor:

- Arap-Alevilerin Hatay'ta arazi alım satımlarıyla ilgili olarak, Milli Güvenlik Kurulu'na sunulan, ancak basına intikalinde bölge halkı arasında büyük tedirginlik yaratan ‘Hatay-Suriye' raporunu Orakoğlu mu hazırladı?

- Çatlı, Susurluk kazasından önce geçen yılın yaz aylarında İskenderun yöresinde neler yaptı? BOTAŞ'ın likitgaz taşıma ihalesine katıldı mı?

- Çatlı, Bucak ve Koçadağ'ın Susurluk kazasından bir süre önce kaldıkları Kuşadası'ndaki Onur-a Oteli ile İskenderun'daki Ontur Oteli'nin sahipleri aynı kişi mi?

- Çatlı, İskenderun'da kimin düğününe katıldı? Bir yerel TV kanalı tarafından çekilen kaset şu anda kimin elinde? Kasetin yayınlanmaması için kimler pazarlık yaptı?

- Çatlı, Hatay'da kimlerin aracılığıyla bir cep telefonu aldı. Bu telefondan kimler konuştu?

Orakoğlu'nu, Hatay ve Niğde'de çalıştığı valiler, o dönemin ‘demokrat ve dürüst' polis şefleri çok iyi tanıyor. Tanımayanlar Çiller ve Akşener.

Kütahya'da yapılan seramik tabaklar zehir saçıyor

Almanya'da bulunduğum bölgede yayınlanan ‘Rottaler Anzeiger' Gazetesi'nde, Türkiye'den getirilen parlak sır kaplı seramik tabakların sağlık açısından önemli bir tehdit oluşturabileceğine dikkat çekiliyor. Gazetenin araştırmasında, böyle bir tabağın hafif bir sirke ile teması sırasında yarım saat içinde 8.350 mikrogram civanın açığa çıktığının tespit edildiği anlatılıyor. Karşılaştırma olarak da -Almanya'da-, bir litre içme suyunda 40 mikrogram civanın üzerine çıkılmasının yasak olduğu hatırlatılıyor. Aynı yazıda, civa zehirlenmesinin ağır şekilde böbrek, kas ve hatta sinir sisteminin tahribine sebebiyet verebileceği kaydedilerek, konunun ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor. Ve Alman makamları uyarılıyor.

Almanya'ya Türkiye'den ithal edilen el işi resimli bu tabakların Kütahya'da yapıldığı da belirtiliyor.

Çevre Bakanı Sayın İmren Aykut'tan, bu konuda hassasiyet gösterip, açıklama yapmasını diliyorum.

Gülten AKYÜREK-ALMANYA

JOKEY KULÜBÜ'ne...

Eski köye yani adet olarak kupalı, kupasız yarışlarda padokta yapılan röportajları, kendi personeliniz olan spikerinizin yapması bahis oynayanları ‘yönlendirme' olmuyor mu? Kaldı ki, yakın zamana kadar aynı personeliniz, 900'lü hatlarda tüyo satmıyor muydu?

Bir grup yarışsever-ANKARA

GÜNÜN SÖZÜ

‘‘Casus, çete, köstebek gibi yakıştırmaları şiddetle kınıyor ve reddediyorum.''

(İçişleri eski Bakanı Meral Akşener)

Yazarın Tüm Yazıları