GeriZeynel Balcı Yarış Borsa İstanbul liginde de sürüyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yarış Borsa İstanbul liginde de sürüyor

Borsa İstanbul’da işlem gören futbol takımlarının sahada aldıkların sonuçlar yatırımcılar tarafından fiyatlanıyor.

Başarılı sonuçlar olumlu, başarısızlık için ise olumsuz fiyatlamalar söz konusu olabiliyor. Şampiyon olan takım için Türk Futbol Federasyonu’ndan sağlayacağı yayın ve puan gelirleri dışında UEFA’dan Şampiyonlar Ligi de çok önemli gelir kapısı. Bu açıdan borsadaki fiyat hareketlerinin altında olayın maddi boyutu da çok önemli yer tutuyor. Süper Lig’de son haftaya girilirken kafa kafaya bir rekabete tanık oluyoruz. Ligin bitmesine bir maç kala Galatasaray’ın Denizlispor’u yenerek şampiyonluk şansını artırması dün borsada hissesinin tavan yapmasına ve günü %9.94 primle kapatmasına neden oldu. Buna karşılık Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin rakiplerine mağlup olması ise hisselerine sert düşüş olarak yansıdı. Beşiktaş %9.98, Fenerbahçe ise %9.95 düşüşle günün taban fiyatından kapanış yaptılar.

Yarış Borsa İstanbul liginde de sürüyor

Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı zayıf görülürken yarış daha çok Galatasaray ile Beşiktaş arasında olacak. Son yıllarda pek rastlanılmayan bir görünümle iki takım son haftaya aynı puan ile giriyor ve gol averajı bakımından 2 gol ile Beşiktaş lider. Şampiyonluğu belki gol averajı belirleyecek. Belki de puan farkı. Tahmin çok zor elbette. Şampiyon olan takımın borsadaki hissesinin yükselişini sürdürmesi, kaybedenin hissenin değer kaybı olasılığı beklentiler dahilinde. Ancak borsada “beklenti bitti” satışları da gelebildiği için bunu tavsiye olarak görmemek gerekir. Borsacıların çok bilindik “beklentiler alınır, gerçekler satılır” sözünü de dikkatte tutmakta yarar var. Hafta sonu şampiyonluk düğümü çözülürken hisselerin durumu bayram sonrası Pazartesi günü borsada işlemler başlayınca netlik kazanacak.

X

Gözler Brüksel’de

ABD ve Avrupa Merkez Bankası kaynaklı açıklamalar önemli ölçüde piyasalarda karşılık buluyor. İç piyasa ise Brüksel’de yapılacak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Joe Biden görüşmesini bekliyor. Bu görüşme öncesinde Borsa İstanbul’da tepki yükselişi, döviz kurlarında düşüş görüldü.

Yoğun veri akışı sonrası piyasalarda mevcut trendler korunuyor. Özellikle geçen perşembe günü açıklanan ABD mayıs enflasyon verileri, haftalık işsizlik başvuruları, Avrupa Merkez Bankası toplantısı yakından izlendi. Ekonomilerdeki hızlı toparlanma ve yükselen enflasyona bağlı olarak piyasalarda son dönemde erken bir parasal sıkılaştırma gelir mi tartışmaları sürüyordu. Bu açıdan öncelikle ABD mayıs enflasyon verilerine odaklanıldı. Beklentiler yüzde 4.7 iken yıllık yüzde 5.00 olarak gerçekleşti. Veri sonrası kısa bir dalgalanma yaşansa da daha sonra tekrar bir denge sağlandı. Önemli bir referans olarak görülen ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.42 seviyesine kadar çekildi, sonra tepki verdi. Bu görünümde enflasyondaki yükselişin geçici olacağı beklentileri ve buna bağlı bonoya gelen alımların etkisi önemli. Avrupa Merkez Bankası toplantısında ise beklendiği üzere faiz sabit bırakıldı. Toplantı sonrası Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, son dönemde Fed dahil ekonomi yönetimlerinden sıkça duyduğumuz benzer açıklamalardan birini yaptı.

YÜKSELİŞ GEÇİCİ

Ekonomik toparlanmanın devam ettiğini ve edeceğini, enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu, varlık alımlarının en azından 2022 yılı sonuna ve koronavirüs krizi bitene kadar süreceğini söyledi. Ayrıca, erken sıkılaştırma büyüme için risk, faizlerin erken artması finansal koşullarda sıkılaştırmaya yol açabilir, diye ilave etti. Beklenenden erken parasal sıkılaştırma konusunda Avrupa Merkez Bankası’nda da bir tereddüt olduğu çok açık. Bu çerçevede dikkat çeken konu sözlü yönlendirmelerdeki başarı. Ayrıca ekonomi yönetimlerine olan güven. Somut verilere rağmen gerek ABD, gerekse Avrupa Merkez Bankası kaynaklı açıklamalar önemli ölçüde piyasalarda karşılık buluyor ve fiyatlanıyor. İç piyasalar ise yarın NATO zirvesinde Brüksel’de yapılacak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden arasındaki görüşmelere odaklanmış durumda. ABD Başkanı Biden’ın seçildikten sonraki yapılacak ilk yüz yüze görüşme öncesi yapılan karşılıklı açıklamalar olumlu algıya neden oldu. Borsa İstanbul’da tepki yükselişi, döviz kurlarında düşüş ile daha iyimser bir iç piyasa görünümü öne çıktı. Ancak yine de konu başlıkları açısından zor geçmesi muhtemel görüşme sonuçlarını görmek yerine olacaktır. Ayrıca 16 Haziran’da yapılacak Biden-Putin görüşmesi de yakından izlenecek gelişmeler arasında olacak. Piyasalarda olumlu hava korunmakla birlikte dalgalı bir piyasa bizi bekliyor.

MERKEZ BANKASI KARARLARI BEKLENİYOR

Önümüzdeki hafta yine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve ABD Merkez Bankası (Fed) toplantıları önemli gündem konuları arasında olacak. 16 Haziran Fed, 17 Haziran TCMB toplantısı var. Her iki merkez bankası toplantısından faiz değişimi beklenmiyor. TCMB’nin faiz indirimi için temmuz ile kasım arasına yayılan bir tahmin yelpazesi var. Fed faiz artımı için ise en erken tarih 2022 yılı işaret edilmişti. Hatta 2024 yılını bekleyen Fed yetkilileri vardı. Diğer yandan Reuters’ın yaptığı bir ankete göre, ABD Merkez Bankası (Fed) ağustos veya eylül aylarında tahvil alımlarını azaltmayı açıklayacak. Ancak gelecek yılın başlarına kadar aylık alımları düşürmeye başlamayacak. Fed gözlemcileri ise ABD Merkez Bankası’nın bir indirim duyurusu yapmadan önce yılın sonlarına kadar bekleyeceği görüşündeler. Öngörüler bu yönde. Ancak enflasyon ve büyüme başta olmak üzere ekonomik verilerin seyri böyle giderse bu takvim öne mi çekilir? Yoksa biraz daha ertelenir mi? Zaman gösterecek. Piyasalar şimdilik yüksek enflasyona rağmen bunun geçici olacağı senaryosuna inanmış görülüyor.

ALTIN-FAİZ KORELASYONU ZAYIFLADI

Altın fiyatında (ons dolar) kâr satışına rağmen yükseliş eğilimi korunuyor. Bilindiği üzere altın fiyatının en önemli parametrelerinden biri faiz. Altın fiyatıyla ABD 10 yıllık faiz arasındaki negatif korelasyon son günlerde biraz zayıfladı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı enflasyondaki yükselişe rağmen gerilemeye devam etti. Altın fiyatında ABD enflasyon verileri sonrası kâr satışları görülmüştü. ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki düşüşle altın fiyatı tekrar toparlandı. Ancak enflasyondaki yükselişin geçici olduğu ve mevcut para politikasının en azından bir süre daha korunacağı beklentileri bu toparlanmada etkili oldu. Diğer yandan yüksek enflasyon ile parasal sıkılaştırma olasılığının arttığı görüşleri ise altın fiyatındaki yükselişi sınırlayan bir durum olarak görülüyor. Bu açıdan geri çekilmeler tepki alımlarıyla karşılaşırken yükselişlerde 1.900 dolar seviyesi geçilmekte zorlanılıyor.

BORSADA 1.465 SEVİYESİ ÖNEMLİ

Yazının Devamını Oku

Ekonomik veriler baş döndürdü

Piyasalar bardağın dolu tarafını gördü ve bu yönde fiyatlama yaptı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı tekrar yüzde 1.60 seviyesinin altına geriledi. Altın (ons dolar) tepki alımlarıyla karşılaştı. ABD ve Euro bölgesinden gelen güçlü veriler ekonomilerde toparlanmanın sürdüğünü gösterirken, ekonomideki büyümeden güç alan dış borsalar çıkış trendlerini ve gücünü korudu.

ABD ve Euro bölgesinde beklentilerin üzerinde gelen güçlü veriler ekonomide toparlanmanın sürdüğünü gösteriyor. Isınan ekonominin doğal sonucu olarak enflasyon da yükseliyor. ABD’de yıllık enflasyon yüzde 4.2, Almanya’da ise yüzde 2.5 seviyelerine ulaştı. Buna karşılık ABD haftalık işsizlik verileri ilk defa 400 binin altında ve pandemi sürecinde en düşük seviye olan 385 bin olarak açıklandı. Ayrıca ABD ADP özel sektör istihdamı 978 bin ile beklentilerin üzerinde ve on ayın en yüksek rakamı olarak gerçekleşti. Perşembe günü açıklanan bu veriler beklenenden önce parasal sıkılaştırma olasılığının arttıran bir durum olarak algılandı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.62 seviyesine yükselirken ABD doları değer kazandı, Euro değer kaybetti. Bu gelişmelerle birlikte altın sert kâr satışlarıyla karşılaştı. Piyasalar başta istihdam ve büyümeye ile ilgili gelen olumlu işaretleri temkinli karşılaşırken aksi yönde fiyatlıyor. Bu verilerin ardından gözler cuma günü açıklanan mayıs ABD tarım dışı istihdam verilerine çevrildi. 650 bin beklenen ABD tarım dışı istihdamı 559 bin olarak açıklandı. Hatırlanırsa nisan ayında 266 bin seviyesindeydi. Bu açıdan bakınca geçen aya göre iyileşen ancak beklentilerin altında kalan bir veri söz konusu. Bir bakıma perşembe günkü verileri takip eden aynı eksende diyebileceğimiz bir durum. Piyasalar bardağın dolu tarafını gördü ve bu yönde fiyatlama yapınca ABD 10 yıllık bono faiz oranı tekrar yüzde 1.60 seviyesinin altına geriledi, altın (ons dolar) tepki alımlarıyla karşılaştı. Ekonomideki büyümeden güç alan dış borsalar ise çıkış trendlerini ve gücünü korurken Borsa İstanbul dış borsalara uyumda zorlanıyor. Bu görünümde iç gündemin etkisini dikkate almak gerekecek. Pandemiye bağlı kısıtlamaların kaldırılması ve normalleşme adımları ekonomilerdeki toparlanmaya hız kazanacak beklentisi hakim.

2022 İŞARET EDİLİYOR

Doğal olarak artan talep ile enflasyon yükselmeye devam edebilir. Buna bağlı olarak ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere merkez bankaları parasal genişlemeyi yavaşlatacak, tahvil alımlarının azaltacak algısı öne çıkmış durumda. Enflasyon yükselişine geçici gözle bakılmakla birlikte faiz artırım için daha çok 2022 işaret ediliyor. Ancak Fed içinde bazı yetkililer parasal sıkılaştırmanın tartışılmaya başlamasından yana. Bu açıdan artık parasal genişlemede bir fren veya vites küçültme gündeme girmiş durumda. Ekonomik verilere duyarlılığın artması bu yüzden. Bu duyarlılık muhtemelen bir süre daha devam edecek. Piyasalar veriler ışığında dalgalı seyrini sürdürebilir.

ENFLASYON DÖVİZ KURLARINI HAREKETLENDİRDİ

Mayıs enflasyon verileri (TÜFE) yüzde 0.89 ile beklentilerin biraz altında kaldı.Yıllık enflasyon da yüzde 16.59 olarak gerçekleşti. Bu görünümde mayıs ayının bir önemli bölümünde pandemi nedeniyle ekonominin kapalı kalmasının payı var mı konusu tartışılır. Ancak enflasyonun mayıs ayında zirve yaptığı konusundaki değerlendirmelere bu aşamada biraz temkinli yaklaşmakta yarar var. Haziran ayı ile kısıtlamaların kaldırılması haliyle hizmet sektörünü ve talebi olumlu etkileyecek. Ayrıca kur geçişkenliği açısından enflasyon için döviz kurlarının seyri tabi ki önemli. Kurlarda gerileme henüz görülmüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Merkez Bankası başkanımla görüştüm, faizi düşürmemiz şart. Onun için de temmuz-ağustos, buraları bulacağız” açıklaması gelmişti. Mayıs enflasyonu da beklentilerin altına kalınca acaba bir faiz indirimi gelir mi olasılığı döviz kurları hareketlendi. Ancak TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, piyasalardaki haklı bir gerekçeye dayanmayan erken gevşeme beklentilerinin ortadan kalkması gerektiğini söyledi. Açıklama döviz kurlarında bir denge sağladı. ABD verileri ise dalgalanmalara neden oldu.

PARA GİRİŞİ ZAYIFLIYOR

TCMB verilerine göre nisan ayının son haftasından bu yana gerek hisse senetleri gerekse tahvil bono da yabancı yatırımcıların para girişleri sürüyor. Ancak son haftalarda para giriş tutarlarında haftalık bazda bir miktar azalma söz konusu. Buna karşılık Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde bazı data şirketlerinin ve MKK’nın açıkladığı verilerde Borsa İstanbul’da yabancı payı geriliyor. 22 Nisan’da yüzde 43.00 seviyesinin üzerindeydi. Cuma günü itibariyle yüzde 41.92 seviyesine kadar çekilmiş durumda. Son dönemde yoğunluk kazanan halka arzlara yerli katılımının daha fazla olması yüzde olarak yabancı payının gerilemesinin nedenlerinden biri olabilir. TCMB verilerine göre 22 Nisan’dan bu yana haftalık bazda topladığımızda 330 milyon doların üzerinde bir giriş görülüyor. İki veriyi de dikkate almak ve doğru kabul etmekle birlikte bu farklılık muhtemelen kurumların hesaplamalarından (adet-pay, tutar) kaynaklanıyor.

BORSA DİRENÇLERDE ZORLANIYOR

Yazının Devamını Oku

Altın gücünü koruyor

Altın fiyatlarında son dönemlerde yükseliş yaşanıyor. Yüksek enflasyon ve düşük faizin devam etmesi altın fiyatına güç kazandırdı. Kripto para piyasalarında yaşanan çözülme de altın fiyatını destekliyor.

Altın fiyatındaki yükseliş devam ediyor. Referans olarak görülen ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.60 seviyesinin üzerinde kalmakta zorlanırken ABD dolarında zayıf, Euro’da güçlü görünüm söz konusu. Yüksek enflasyona karşılık düşük faizin devamı olasılığı (negatif faiz) ve parasal genişlemeye bağlı olarak altın fiyatı güç kazanmış durumda. Kripto paralardaki çözülme ve talepteki artış altın fiyatını destekleyen diğer gelişmeler olarak görülüyor. Yıl sonuna kadar enflasyonun yüksek kalacağı kabul edilmekle birlikte merkez bankaları en azından bir süre daha faiz artırma düşüncesinde değiller. Parasal sıkılaştırma için ağırlıklı olarak telaffuz edilen tarih sonbahar.

İVME KAZANDI

Aşı uygulamalarındaki başarı, pandeminin kontrol altına alınmasıyla ülkelerin kısıtlamaları hafifletmesi veya normalleşmesi ekonomilerdeki aktiviteyi daha da hızlandıracak gibi. Yine de yüksek enflasyon düşük faiz dengesinin ne kadar korunabileceği konusunda ihtiyatlı olmakta yarar var. İç piyasalarda altının gram TL fiyatı ise eski zirvesi olan 540 TL seviyesine yaklaşmaya başladı. Dış piyasalarda altının ons dolar fiyatına iç piyasalarda dolar/TL kurundaki yükseliş de eklenince fiyat artışı ivme kazanmış durumda.



YABANCI GİRİŞLERİN ETKİSİ ZAYIF

Yazının Devamını Oku

Yabancı girişleri sürüyor

Merkez Bankası’nın açıkladığı verilere göre son dört haftada yabancı yatırımcı 275 milyon dolarlık hisse senedi aldı. Tahvil bonoda ise son 3 haftada 175 milyon dolarlık giriş gerçekleşti. Girişler düşük olsa da yabancı yatırımcının Türkiye sermaye piyasalarına tavrının değişmeye başladığı söylenebilir.

Mart ayındaki yüksek montanlı çıkış sonrası yabancı portföy yatırımlarında (sıcak para) nisan ayında dengelenme başlamıştı. Nisan ayının son haftasıyla birlikte başlayan yabancı girişleri sürüyor. TCMB’nin açıkladığı verilere göre, hisse senetlerinde son dört haftalık giriş 275 milyon dolar, tahvil bonoda ise son üç haftalık giriş 175 milyon dolarlık giriş gerçekleşti. Mart ayında 5.8 milyar dolarlık tahvil bono ve hisse senetlerinden yabancı çıkışı olduğunu dikkate alırsak bu girişlerin çok yeterli olmadığını, düşük kaldığını söylemek mümkün. Ancak bu girişleri yabancı yatırımcının Türkiye sermaye piyasalarına tavrının biraz değişmeye başladığının sinyali olarak da görmek mümkün. Yüksek faiz ve diğer borsalara göre Borsa İstanbul’un nispeten primsiz kalması ana etken olarak görülebilir. Bununla birlikte önümüzdeki döneme ilişkin olarak ek tedbirlerle salgın hastalığa bağlı vaka sayılarındaki düşüş ve aşı uygulamalarını da dikkate almak yerinde olabilir. Türkiye’nin Pfizer/Biontech ile 90 milyon adetlik yeni aşı anlaşması yapması ve vaka sayıların 10 binin altına gerilemesi önümüzdeki günlerde normalleşme konusunda umutları artırırken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca “salgının sonu görünüyor” dedi. Yabancı girişlerini destekleyecek veriler olması açısından, 14 Mayıs haftasında bankalardaki yabancı para mevduatları bir önceki haftaya göre 800 milyon dolar artarak 227.4 milyar dolara, TCMB brüt rezervlerinin ise 1.6 milyar dolar artışla 91.9 milyar dolara yükseldiğini eklemek yerinde olacak.

SÖZLÜ YÖNLENDİRMELER PİYASALARDA İŞE YARADI

Beklentilerin üzerinde gelen ABD enflasyon verilerinin ardından piyasalarda görülen dalgalı seyir ve tedirginlik, ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı politika değişikliği olmayacağı yönündeki açıklamalarla yerini daha sakin bir seyre bıraktı. Avrupa Merkez Bankası yetkililerinin de Fed benzeri açıklamaları ayrıca katkı yaptı. Piyasalar altın hariç ABD enflasyon verileri açıklanmadan önceki fiyatlamalarına geri dönmeye başladı. Artan risk iştahıyla dış borsalarda çıkış trendleri korundu. Geçen hafta açıklanan Fed tutanaklarında bazı üyelerin önümüzdeki toplantılarda parasal sıkılaştırma konusunun değerlendirilebileceği açıklamalarına rağmen diğer Fed yetkililerinin bunun için erken, enflasyon artışı geçici yönündeki açıklamaları önemli görüldü. Bir bakıma bir yazarımızın dediği gibi “dişime gelen işime gelir” anlayışı benimsenmiş görülüyor.

YATIRIMCI MEMNUN

Dış borsalarda devam eden bir çıkış hareketi var ve bu durumdan yatırımcılar memnun. Enflasyonun bir süre daha yüksek kalacağı konusunda fazla bir tereddüt yok. Düşük faiz, parasal genişleme ve toparlanmaya devam eden ekonomi enflasyon artışını destekliyor. Gelen ekonomik veriler de bu görünüme katkı yapıyor. Perşembe günü açıklanan ABD haftalık işsizlik başvuruları 444 bin olarak gerçekleşirken pandemi sürecinden bu yana en düşük seviyesine geriledi. Cuma günü açıklanan ve bir öncekine göre yükseliş görülen ABD PMI verileri de aynı yönde sinyaller veriyor. Almanya PMI verileri ise biraz zayıf gelirken son günlerde enerji, tarım, maden sanayi emtia fiyatlarındaki gerilemeler enflasyondaki tedirginliği bir parça azaltıyor. Ekonomilerdeki ısınma ve enflasyonun en azından bir süre daha bu seviyelerde kalacağı beklentilerine rağmen başta Fed olmak üzere öncü merkez bankalarının faiz artışı ve parasal sıkılaştırma politikalarını öne çekme gibi bir niyetlerinin olmadığına dair algı sürüyor. Bu durumu piyasalar önemli bir referans görüp ona göre fiyatlama yapıyor. Önümüzdeki dönemde enflasyon daha yüksek noktalara ulaşır, merkez bankaları bu kararlarını tekrar gözden geçirirler mi? Şimdiden bir şey söylemek zor. Bu konu en azından bugünün sorunu değil gibi görünüyor. Bu algıya bağlı olarak piyasalardaki olumlu görünüm korunuyor. Ancak piyasaları taşıyacak yeni bir gündem ve beklenti olmadığı notunu da düşmek gerekecek.

PETROL FİYATI 70 DOLARDAN DÖNDÜ

Petrol fiyatları, ekonomik toparlanmanın talebi artıracağı beklentileriyle 70 dolar seviyesini gördükten sonra gerilemeye başladı. İran’ın nükleer anlaşmaya geri döneceği ve ambargonun kaldırılması olasılığına bağlı olarak İran petrolünün piyasaya gelmesi durumu, artış gösteren haftalık ABD ham petrol stoku verileri ve kâr satışlarının etkisiyle biraz geriledi. Ancak zayıflayan ABD doları ve Avrupa’da kısıtlamaların hafifletilmesiyle ekonomik aktivitenin canlılığını korunması beklentileri satışların derinlik kazanmasını önlerken geri çekilmelerde tepki alımlarına neden oluyor.

BORSA DİRENÇLERDE ZORLANDI

Yazının Devamını Oku

Dengeyi Fed sağladı

ABD’de beklentileri aşan enflasyonun ardından Fed devreye girdi. Fed Başkan Yardımcısı Richard Clarida, enflasyonu kontrol etmek için adım atmaktan çekinmeyeceklerini ifade etti. Bu açıklama sonrası ABD 10 yıllık bono faiz oranları geri çekilirken, altın yükseldi. Dış borsalarda tepki yükselişleri yaşandı.

Fed, beklentileri aşan enflasyon konusunda ilk tepkiyi verdi. Fed Başkan Yardımcısı Richard Clarida, enflasyonu kontrol etmek için adım atmaktan çekinmeyeceklerini ifade etti. Bu açıklamalar piyasaları biraz sakinleştirdi ve dengeledi. ABD 10 yıllık bono faiz oranı geri çekildi, altın tekrar yükselmeye başladı, ABD doları değer kaybederken Euro değer kazandı. Ayrıca ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda tepki yükselişleri görüldü. Şimdi piyasalar Fed Başkan Yardımcısı’nın kastettiği adımların ne olabileceğini tartışmaya başladı.

GÖZLEM YAPMALARI OLASI

Birkaç hafta önce ABD Hazine Bakanı Yellen, sonradan düzelttiği konuşmasında, “hükümet harcamaları nedeniyle ekonominin aşırı ısınmasını önlemek için faiz oranlarının biraz artması gerekebileceğini” söylemişti. Faiz arttırımı mı, tahvil alımlarının azaltılıp parasal genişlemeyi yavaşlatarak beklenenden daha erken bir parasal sıkılaştırma mı yapılır? Şimdiden bir şey söylemek zor. Hatırlanacağı üzere ABD’nin yeni başkanı Biden seçimi kazandıktan sonra ardı ardına teşvik ve destek paketleri açıklamıştı. Bu açıdan bir hamle yapmadan biraz daha beklemeleri ve gözlem yapmaları daha olası görülüyor. Zira geçtiğimiz günlerde Fed, enflasyonda yükselişin geçici vurgusu yapmıştı. Ancak enflasyonun da hemen düşmesini beklemek fazlaca iyimserlik olacak.

PARASAL SIKILAŞTIRMA

Fed Başkan Yardımcısı Richard Clarida, pandemi sürecinden sonra ABD ekonomisinin yeniden açılmasıyla bazı dengesizliklerin söz konusu olabileceğini, bu dengesizliklerin fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceğini, ekonomide bastırılmış bir talep olduğunu ve arzın bu talep seviyesini karşılayacak seviyeye gelmesinin zaman alacağını söyledi. Bu açıklamalar durumu özetliyor aslında. Üzerine çok fazla bir şey söylemek gerekmiyor. Enflasyon biraz daha yüksek kalacak gibi görünüyor. Bu durum faiz artışı, parasal sıkılaştırma veya ekonominin soğutulması noktasında “Demokles’in kılıcı” gibi piyasalar üzerinde baskı yapar mı? Bunu zaman gösterecek. Ancak yarın işleme başlayacak iç piyasaları temkinli ve dalgalı bir seyrin beklediğini söylemek yerinde olacak.

GÜNDEM ENFLASYON

İç piyasalar bayram tatili nedeniyle kapalıyken beklentilerin oldukça üzerinde gelen ABD enflasyon verileri dış piyasaları dalgalandırdı. ABD’de nisan ayında tüketici fiyatları (TÜFE) aylık yüzde 0.8, yıllık yüzde 4.2 artarak son 13 yılın zirvesine çıktı. Beklentiler yüzde 3.6 idi. Benzer görünüm ABD’de üretici fiyat endeksi (ÜFE) için de geçerli. ÜFE’de son 10 yılın zirvesine ulaşıldı ve yıllıkta yüzde 6.2 olarak açıklandı. ABD’de enflasyon zaten yüksek bekleniyordu. Ancak gerçekleşmeler beklentilerin de oldukça üzerinde oldu. Hatırlanırsa geçtiğimiz günlerde ABD Merkez Bankası(Fed) kaynaklı açıklamalarda, enflasyonun yüzde 3 seviyesini aşabileceği, bunun geçici olacağı, enflasyon ile mücadele edecek araçlarının bulunduğu ve endişeye mahal olmayacağı gibi söylemleri sıkça duymuştuk.

DEĞER KAYBETTİ

Yazının Devamını Oku

Yarış Borsa İstanbul liginde de sürüyor

Borsa İstanbul’da işlem gören futbol takımlarının sahada aldıkların sonuçlar yatırımcılar tarafından fiyatlanıyor.

Başarılı sonuçlar olumlu, başarısızlık için ise olumsuz fiyatlamalar söz konusu olabiliyor. Şampiyon olan takım için Türk Futbol Federasyonu’ndan sağlayacağı yayın ve puan gelirleri dışında UEFA’dan Şampiyonlar Ligi de çok önemli gelir kapısı. Bu açıdan borsadaki fiyat hareketlerinin altında olayın maddi boyutu da çok önemli yer tutuyor. Süper Lig’de son haftaya girilirken kafa kafaya bir rekabete tanık oluyoruz. Ligin bitmesine bir maç kala Galatasaray’ın Denizlispor’u yenerek şampiyonluk şansını artırması dün borsada hissesinin tavan yapmasına ve günü %9.94 primle kapatmasına neden oldu. Buna karşılık Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin rakiplerine mağlup olması ise hisselerine sert düşüş olarak yansıdı. Beşiktaş %9.98, Fenerbahçe ise %9.95 düşüşle günün taban fiyatından kapanış yaptılar.

Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı zayıf görülürken yarış daha çok Galatasaray ile Beşiktaş arasında olacak. Son yıllarda pek rastlanılmayan bir görünümle iki takım son haftaya aynı puan ile giriyor ve gol averajı bakımından 2 gol ile Beşiktaş lider. Şampiyonluğu belki gol averajı belirleyecek. Belki de puan farkı. Tahmin çok zor elbette. Şampiyon olan takımın borsadaki hissesinin yükselişini sürdürmesi, kaybedenin hissenin değer kaybı olasılığı beklentiler dahilinde. Ancak borsada “beklenti bitti” satışları da gelebildiği için bunu tavsiye olarak görmemek gerekir. Borsacıların çok bilindik “beklentiler alınır, gerçekler satılır” sözünü de dikkatte tutmakta yarar var. Hafta sonu şampiyonluk düğümü çözülürken hisselerin durumu bayram sonrası Pazartesi günü borsada işlemler başlayınca netlik kazanacak.

Yazının Devamını Oku

Yabancı çıkışı durdu

Yabancı yatırımcılar 24-30 Nisan haftasında 136 milyon dolarlık hisse senedi, 30 Nisan haftasında da 33 milyon dolarlık tahvil bono alımı yaptı. Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam verileri büyük sürpriz yaptı. Beklentiler 900 bin ile 1 milyon arasında değişiyordu. Gerçekleşme 266 bin artış şeklinde oldu. Sürpriz veri piyasalara iyi geldi.

İç piyasalar son günlerde dışarıya daha uyumlu hale gelmeye başladı. Dış borsalarda devam eden çıkış hareketlerinin Borsa İstanbul’a yansımaları biraz daha belirginleşti. Bu gelişmede yabancı yatırımcıların Türkiye sermaye piyasalarında satışlarının hız kesmesi, sonrasında ise zayıf da olsa alım tarafında görülmeleri etkili oldu. Borsa İstanbul’da mart ayında görülen yüksek montanlı satışlar nisan ayında önce azaldı ve 24-30 Nisan ile biten haftalarda yerini 136 milyon dolarlık hisse senetleri alımlarına bıraktı. Tahvil bono (DİBS) senetlerinde de 30 Nisan haftasında 33 milyon dolarlık alım gerçekleştirdiler. Yabancı yatırımcıların pozisyonlarında son birkaç haftalık periyoda bakıp artık geliyorlar, geri dönüyorlar demek için henüz erken. Bunun için alım rakamlarının büyümesi ve devamının gelmesi gerekecek.

GÖRÜNÜM KORUNUYOR

Borsa İstanbul’un prim ve fiyat kazanç gibi bilanço değerleme kriterlerine bakıldığında dış borsalara göre daha iskontolu olduğunu geçen haftaki yazımızda vurgulamıştık. Bu görünüm halen korunuyor. Bu tavsiye değil daha çok bir durum tespiti. BIST100 hisselerinin fiyat kazanç oranı 9.4 seviyesinde. 03/2021 bilançoları yayınlanmaya devam ediyor. Şimdiye kadar yayınlanan bilançolara göre performansların olumlu olduğu söylenebilir. Bu gelişmelerin fiyatlanması için genel piyasa dengeleri de önemli olacak. Bu aşamada piyasa bozucu bir haber akışı şimdilik görülmüyor. Dipnot olarak bayram tatili nedeniyle önümüzdeki haftanın ikinci yarısında işlem yapılmayacağı bilgisini de ekleyelim. Olumlu seyir korunmakla birlikte tatil rehaveti nedeniyle zayıf hacimli piyasalar görülmesi olasıdır.

ABD İSTİHDAM VERİLERİNDE SÜRPRİZ

Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam verileri büyük sürpriz yaptı. Beklentiler 900 bin ile 1 milyon arasında değişiyordu. Gerçekleşme 266 bin artış şeklinde oldu. Bu veri gerçekten beklentilerin çok altında ve diğer ekonomik veriler ile uyum göstermiyor. Gerçi dönem farkı var ama perşembe günü haftalık işsizlik başvuruları 498 bin ile pandemi sürecinden bu yana en düşük veri olarak kaydedilmişti. Diğer olumlu gelen ekonomik veriler de toparlanmanın sürdüğü yönündeki görüşleri destekliyordu. Sürpriz tarım dışı istihdam verileri sonrası ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.50 seviyesinin altını görürken altın fiyatı yükselmeye devam etti ve ABD doları değer kaybetti. Vix Endeksi (Korku) ise düştü. Bu durum Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişen ülkeler için olumlu bir gelişme. Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS) geriledi. Borsa İstanbul’da banka hisseleri öncülüğünde tepki alımları sürerken dolar/TL kuru 8.22 seviyelerine çekildi. Daha sonra yatırım araçlarında tepkiyle kazançların bir kısmı geri verildi. Ama özetle, sürpriz veri piyasalara iyi geldi.

YELLEN'İN AÇIKLAMALARI PİYASALARI DALGALANDIRDI

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, geçen haftaki açıklamalarıyla piyasaları dalgalandırdı. Bir bakıma “ABD öksürse dünya zatürre olur” sözünü hatırlattı. Yellen’ın ağzından çıkan bir söz dünya piyasaları tarafından çabucak fiyatlandı. Yellen, “Ekonominin aşırı ısınmasını önlemek için bir noktada faiz artışı gerekebilir” demişti. Borsalar, altın fiyatı ve ABD 10 yıllık bono faiz oranı düşerken ABD doları değer kazandı. Bu açıklama daha sonra Yellen tarafından, bu yönde bir beklentisi ve öngörüsü olmadığı şeklinde düzeltilince piyasa algısı tekrar düşük faiz ve parasal genişleme eksenine geri döndü. Bu açıklama faiz konusunda ne kadar hassas olunduğunu gösterdi. Bu defa IMF Başkanı IMF Başkanı Kristalina Georgieva “Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında sağlanan politika desteğinin çok dikkatli bir şekilde geri çekilmesi gerektiğini, dünyanın yükselen faiz oranlarına hazırlanması gerektiğini” söyledi. Fakat piyasalar bu açıklamaya pek aldırış etmedi.

MERKEZ BANKASI BEKLENDİĞİ GİBİ

Yazının Devamını Oku

'Merkez' desteği sürüyor

Geçen hafta piyasalar merkez bankalarından gelen açıklamaları takip etti. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, açıklamalarında piyasalarda iyileşmenin devam ettiğini vurgularken, ekonomilerin de desteklenmeye devam edeceğini kaydetti. Powell, güzel bir fotoğraf çekti ve piyasanın duymak istediklerini söyledi.

Piyasalarda geçtiğimiz hafta merkez bankalarının karar ve açıklamaları yakından izlendi. ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısında beklendiği üzere faiz değişimine gidilmezken Fed Başkanı Jerome Powell’dan ‘güvercin tonda’ açıklamalar geldi. Powell, enflasyonun yüzde 2.00’nin üzerine artışını muhtemel görürken bunun geçici olacağı ve faiz artışı gerektirmeyeceği, tahvil alımlarının azaltılmasının zamanı olmadığı, istihdam piyasasının iyileşmeye devam ettiği vurguları yaptı. Ayrıca sözlü yönlendirme ile birlikte ekonomiyi desteklemeye devam edeceklerini ilave etti. Ancak ekonominin istihdam ve ekonomi amaçlarından hayli uzakta olduğunu söylerken biraz köpükten söz etmesi borsalara hafif kâr satışları getirdi. Finansal sisteme zarar verebilecek herhangi bir risk görmediğini, sistemde balon varlık değerlemeleri tehdidi görülmediğini de sözlerine ekledi. Bir bakıma güzel bir fotoğraf çekti ve piyasanın duymak istediklerini söyledi. Açıklamaların ardından ABD 10 yıllık bono faiz oranı biraz yükselirken altın fiyatı ve ABD Doları zayıfladı. Öncü dış borsalarda ise (ABD, Almanya) çıkış trendleri korunmakla birlikte kâr satışlarına bağlı “patinaj” görünümü var. Borsacıların “çıkamayan borsa düşer” sözü gerçeklik kazanır mı? Veya kâr satışı, teknik düzeltme mi? Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bu aşamada teknik düzeltme olarak görülebilir.

UYUMDA ZORLANIYOR

ABD Başkanı Joe Biden’ın Kongre’de yaptığı ilk konuşmasında 1.8 trilyon dolarlık aile destek paketinden söz etmesinin etkisi de çok sınırlı kaldı. Fiyatlayacak farklı gündem ve yeni beklenti olmayınca bu durumu olağan karşılamak gerekir. Bununla birlikte genel bakış olarak dış piyasalarda risk iştahının ve iyimserliğin korunduğunu söylemek mümkün. Bu görünümde ABD ve Avrupa’da salgın hastalığın kontrol altına alınması ve aşı uygulamalarındaki başarı ile ekonomik toparlanmanın devam ediyor olmasının önemli payı var. Yeni alıcı ve beklenti tarafı güçlü olmayınca Borsa İstanbul, son günlerde görülen zayıf hacimli tepki çıkışına rağmen dış piyasalara uyumda zorlanıyor. Bu yılın ilk çeyrek bilançoları ışığında hisse bazlı hareketlilik öne çıkmış durumda. Şimdiye kadar yayınlanan bilançolarda gerek sanayi gerekse finans kesimine ait ilk çeyrek bilanço performanslarının olumlu olduğunu söylemek yerinde olacak. Borsa İstanbul’da genel çıkış hareketi olmayınca hisselerde seçicilik arttı. Hızlı bir çıkış trendinin yaşandığı geçtiğimiz aylarda herkesin kazandığı piyasa görünümü biraz geride kalmış gibi.

NİSAN ENFLASYONU YÜKSEK BEKLENİYOR

Mart ayının son günlerinde yaşanan kur ve piyasa faizi artışı nedeniyle pazartesi açıklanacak nisan ayı enflasyon rakamının biraz yüksek gelmesi bekleniyor. Beklentiler aylık yüzde 1.7-1.8 olurken yıllıkta yüzde 17.20-17.30 civarında. Bu aralıkta gelecek bir verinin piyasalar üzerinde etkileri çok sınırlı kalabilir. Ayrıca gündem konuları arasına 7 Mayıs’ta açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verilerini ve Türkiye-ABD ilişkilerini de eklemek yerinde olacak.

YABANCI TAHVİL SATIP HİSSE ALDI

TCMB tarafından açıklanan “yurtdışı yerleşiklerin haftalık hisse senedi ve tahvil bono” istatistiklerine göre (sıcak para hareketleri) 22 Nisan ile biten haftada yabancıların 104 milyon dolarlık hisse senedi alırken 252 milyon dolarlık tahvil bono sattıkları görüldü. Borsadaki düşüşle hisselerin ucuz ve primsiz görüntüsü biraz hisse senetlerine yönelmelerine neden olmuş görülüyor. Ancak alımlar bu aşamada zayıf ve yabancıların takas saklamadaki payı hala yüzde 43’ün altında. Hisse senetleri ve tahvil bono (DİBS) toplamı ise 30 milyar doların altına gerilemiş durumda. 23 nisan haftası itibariyle bankalardaki döviz mevduatı (225 milyar dolar) ile TCMB brüt rezervlerinde (88.6 milyar dolar) kayda değer bir değişim görülmüyor.

TCMB’DEN FAİZ DEĞİŞİMİ BEKLENMİYOR

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda gündem yoğun

Koronavirüs salgınının devam ediyor olması, Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilim, yurtdışı merkez bankalarının toplantıları, altın fiyatındaki hareketlilik takip edilen konu başlıkları arasında. İçeride ise son dönemlerde yakından izlenen veriler arasında yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono işlemlerindeki hareketleri bulunuyor.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ediyor. Gerek iç gerekse dış gündeme bakınca bu görünümü olağan karşılamak yerinde olacak. Salgın hastalıkla ilgili gelişmeler, geçen haftaki Avrupa Merkez Bankası ve önümüzdeki çarşamba günü yapılacak ABD Merkez Bankası (Fed) toplantıları, Türkiye-ABD ile Rusya-Ukrayna ve ABD-Rusya ilişkileri, ABD uzun dönem faiz oranındaki gerileme ve altın fiyatındaki hareketlilik, makroekonomik veriler yakından izlenen konu başlıkları. Salgın hastalık gerek iç ve dış piyasaların ortak gündemi. Türkiye’de vaka sayısının 60 bin, vefat sayısının 360 seviyesini geçmesi ek kısıtlama tedbirlerini beraberinde getirmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki hafta sonra istenen sonuç alınmazsa daha sıkı tedbirlerden söz etmişti. Son günlerde vaka sayıları biraz ivme kaybetse de vaka sayılarının geldiği seviyeye bakılırsa yeni kısıtlayıcı tedbirlerin gelmesi olasılığı mevcut.

Diğer yandan ABD, Türkiye dahil 131 ülkeye dördüncü seviye ve seyahat etmeyin uyarısı yaptı. Ayrıca ABD’nin Türkiye’yi F-35 programından çıkarması, Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin sürüyor olması, ABD-Rusya ilişkilerinin gerginleşmesi piyasalar için jeopolitik riskleri gündemde tutuyor. Bu arada cuma akşamı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden’ın haziran ayında NATO zirvesinde ikili görüşme yapma konusunda anlaştığı açıklandı. Kasım ayındaki ABD başkanlık seçimi sonrası başkanlar düzeyinde ilk temas olması açısından önemli. Diğer yandan ABD Başkanı Joe Biden’ın sermaye kazançları üzerinden alınan vergi oranını arttırmayı planladığı haberi geldi. Haberin detayında, sermaye kazancı vergi oranının yüzde 39.6’ya çıkarılmasını, mevcut ek vergi ile birleştiğinde, yüzde 43.4’e kadar çıkabileceği belirtilirken yıllık geliri 1 milyon doların üzerinde olan kişilerden toplanan sermaye kazancı vergisini yaklaşık iki katına çıkarılması bilgiler var. Varlıklı kesimlerden alınacağına göre bir bakıma varlık vergisi gibi. Teşvik ve destek paketleriyle verdiğini bu yolla geri alma veya kepçe ile verdiğini kaşıkla geri alma gibi tanımlamalar yapmak da mümkün. Bu haberin ABD borsalarına yansımaları kâr satışı ve hafif düşüş şeklinde oldu. Borsaları çok da sarsmadı.

YABANCI BEKLEMEDE

Ancak Borsa İstanbul, dışarıdan olumsuz ayrışmasını sürdürüyor. İç piyasaların son dönemde yakından izlenen verilerinden bir olan yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono işlemlerinde yani sıcak para hareketleri. 9 ve 16 nisan ile biten haftalarda çıkışın durması az da olsa (196 milyon dolar) girişlerin olması kayda değer. Geçen haftaki gelişmeleri ise önümüzdeki hafta öğrenebileceğiz. Hatırlanacağı üzere TCMB başkan değişimi sonrası iki haftada 2.4 milyar dolarlık çıkış olmuştu. Borsa İstanbul’da yabancı takası yüzde 43 seviyelerinde seyrediyor. Son haftalarda çıkışların durması yabancı yatırımcıların yeni pozisyonlar için beklemede olduğu izlenimini verirken piyasalarda temkinli görünüm sürüyor.

ALTIN FİYATI HAREKETLİ

ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki gerileme, pandemide artan vaka sayıları ile jeopolitik gelişmelere (Rusya-Ukrayna ve ABD-Rusya arasındaki gerginlikler) bağlı olarak güvenli liman ihtiyacının artması altın fiyatını hareketlendirdi. Ons/Dolar fiyatı 1.800 dolar sınırına yaklaştıktan sonra kâr satışlarıyla karşılaştı. Bu aşamada Fed ve Avrupa Merkez Bankası yönünden altın fiyatını etkileyecek çok belirgin hamleler gelmiyor. Geçen haftaki Avrupa Merkez Bankası toplantı sonuçları beklentiler dahilinde faiz değişimi olmazken Başkan Lagarde’den de çok dikkat çekici açıklamalar gelmedi. 28 Nisan Çarşamba günkü Fed toplantısı için de beklentiler bu yönde. ABD Başkanı Biden’in vergi artışı planladığı haberi sonrası ABD 10 yıllık bono faiz oranı ve Dolar Endeksi’nde düşüş görüldü. ABD doları biraz zayıflarken altın fiyatlarında da kâr satışları geldi. ABD Borsaları da vergi haberi sonrası düşüş gösterdi. Özetle piyasalar vergiyi sevmedi.

DÖVİZ MEVDUATINDA DEĞİŞİM AZALDI

Bankalardaki döviz mevduatında son haftalarda değişim oranı azaldı. 235 milyar dolardan 221 milyar dolara kadar geri çekilmişti. 16 Nisan haftasında 2.2 milyar dolar artarak 225.2 milyar dolar düzeyine yükseldi. Parite etkisinden arındırıldığında ise döviz mevduatlarında artış 1.4 milyar dolar seviyesinde. Detayda gerçek kişilerin 257 milyon dolar artarken tüzel kişilerin döviz mevduatları ise 1.1 milyar dolar yükseldiği görüldü. Bu açıdan bakınca yerli yatırımcılar için bir bekleyiş durumunun olduğu söylenebilir. TCMB brüt rezervlerinde ise bir önceki haftaki seviyesini korudu, 89 milyar doların biraz üzerinde seyrediyor.

Yazının Devamını Oku

Küresel piyasalar iyimser

ABD 10 yıllık bono faiz oranı, enflasyondaki yükseliş beklentileriyle yüzde 1.77 seviyesini kadar çıkmıştı. Ancak geçen hafta 1.50’li seviyelere kadar çekildi. Bu da olumlu bir hava yarattı. Ekonomilerde yaşanan güçlü toparlanmalarla birlikte, dış piyasalardaki olumlu havaya katkı sağladı.

Ekonomilerdeki güçlü toparlanma dış piyasalarda olumlu havayı destekliyor. Ayrıca devam eden ve uzunca bir süre daha devam edeceği açıklanan merkez bankalarının düşük faiz ve parasal genişleme politikaları önemli referanslar olarak geçerliliğini koruyor. ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalarda çıkış hareketleri yeni zirve denemeleriyle sürüyor. Son dönemde piyasalar tarafından yakından izlenen ABD uzun vadeli tahvil faiz oranları ise gerilemeye başladı. ABD 10 yıllık bono faiz oranı, geçtiğimiz günlerde ekonomilerde ivme kazanan büyümeye bağlı olarak enflasyondaki yükseliş beklentileriyle yüzde 1.77 seviyesini görmüştü. Geçen hafta ise 1.50’li seviyelere çekildi. Bu durum olumlu havaya ayrıca katkı yapan bir gelişme. Faiz düşüşünde, ekonomideki ısınmayla birlikte enflasyonun beklenenden daha hızlı artacağı ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) parasal sıkılaşmaya daha erken başlayabileceği kaygılarıyla geçtiğimiz hafta ABD tahvil ihalelerine gelen talep ve başarılı ihale sonuçları etkili oldu. ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş sermaye akışları açısından gelişen ülke piyasaları için de olumsuz bir görünüm arz ediyordu.

DIŞARIYA DUYARLI

Borsa İstanbul, iç gündemin etkisiyle son dönemdeki tepki yükselişlerine rağmen dış borsalara uyum sağlamakta zorlanıyor. Diğer yandan bu görünümde yabancı çıkışlarının etkisini de dikkate almakta yarar var. Borsa İstanbul’da yabancı payı yüzde 42 seviyelerine gerildi. Ancak dış piyasalarda iyimserlik sürerse olumsuz ayrışma azalıp yerini dışarıya daha duyarlı bir iç piyasa görünümüne bırakabilir. Borsa İstanbul’da son bir aylık süreçte yaşanan düşüşle, yüzde 8 civarında bir geri çekilme ve BIST100 hisseleri için 11.0 fiyat kazanç oranı dış borsalara göre hatırı sayılır bir iskonto demek. İç piyasalarda toparlanma çabaları sürmekle birlikte henüz güç kazandığını söylemek için erken.

MERKEZ BANKASI BEKLENENİ YAPTI

TCMB’nin yeni başkanla ilk toplantısında sürpriz çıkmadı. Piyasa beklentilerine paralel olarak gösterge faiz oranı yüzde 19 olarak sabit bırakıldı. Ancak toplantı sonrası yapılan basın duyurusu önemliydi. Toplantı metininde, önceki basın duyurularında yer alan “sıkı para politikası duruşu kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülecek ve “gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacak” ifadelerinin yer almaması ilk tepki olarak temkinli karşılandı. Ancak, enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir, açıklaması da şimdilik sıkı para politikasında değişim olmayacağı algısını verdi. Bu ifadeler piyasa üzerindeki ilk etki olarak dalgalanmaya neden olsa da daha sonra denge oluşmaya başladı. Fakat enflasyon ile mevcut faiz oranını karşılaştırdığımızda TCMB faizi enflasyonun yaklaşık üç puan üzerinde. Sıkı para politikası duruşu ifadesi kaldırılıp yerine enflasyon üzerinde diye bir kriter konulması önümüzdeki toplantılarda faiz indirimi gelebilir gibi bir olasılığın dillendirilmesine neden oldu. Bakalım 6 Mayıs TCMB toplantısında durum biraz netlik kazanır. Bununla birlikte piyasalar TCMB toplantısı gibi önemli bir gündemi hasarsız geride bırakması olayın bir başka yanı oldu.

YABANCI ÇIKIŞI HIZ KESTİ

Borsa İstanbul’da 26 Mart ve 2 Nisan ile biten haftalardaki yüksek montanlı yabancı çıkışları hız kesmiş ve 9 Nisan haftasında az da olsa yerini girişlere bırakmış görülüyor. 9 Nisan haftasında, hisse senetlerinde 46 milyon dolar çıkış, tahvil bonoda 77.9 milyon dolar giriş olmak üzere nette yaklaşık 32 milyon dolarlık yabancı girişi görüldü. Yabancı yatırımcıların hisse senetleri ve tahvil bono (DİBS) toplam tutarı yaklaşık 30 milyar dolar (22.7 hisse senetleri, 7.4 DİBS) seviyelerine kadar gerilemiş durumda. 30 milyar dolar her ne kadar azımsanmayacak bir rakam olsa da bu durum yabancı çıkışları açısından baskıyı biraz azaltacak bir durum olarak da görülebilir. 9 Nisan haftasına ait ek bilgi olarak, Merkez Bankası brüt rezervleri ve bankalardaki döviz mevduatlarında yaklaşık 2 milyar dolarlık artışlar ilave edilebilir. (Brüt rezerv 89.3 milyar dolar, bankalardaki döviz mevduatları 223 milyar dolar)

BORSADA TEPKİ YÜKSELİŞİ

Yazının Devamını Oku

Döviz mevduatında çözülme sürüyor

2 Nisan haftasında yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 2.5 milyar dolar azaldı. Ocak ayında 235 milyar dolar olan bankalardaki döviz mevduatı da 221 miyar dolar seviyesine geriledi. Diğer yandan Borsa İstanbul’da mart ayında yabancı yatırımcıların net hisse satışı da 1.2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bankalardaki döviz mevduatındaki çözülme devam ediyor. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları 2 Nisan ile biten haftada 2.5 milyar dolar azaldı. Parite etkisinden arındırıldığında, gerçek kişilerde 700 milyon dolar, tüzel kişilerde (şirketler) 1.3 milyar dolar, toplamda ise 2 milyar seviyesinde düşüş söz konusu. Bankalardaki döviz mevduatı ocak ayında 235 milyar doların üzerindeydi. 2 nisan tarihinde 221 milyar dolara gerilemiş durumda. Yüksek faiz ve TL’nin cazibe kazanmasının bu görünüme katkısı var elbette. Bankacılık kredi ve mevduatlarında ise yükseliş devam ediyor. Krediler 3.7 trilyon TL, mevduat 3.6 trilyon TL seviyelerine ulaştı. Krediler artarken takipteki kredilerin düşmesi oldukça dikkat çekici. Son dönemde yine yakından izlenen verilerden biri de rezervler konusu. Son açıklanan verilere göre TCMB brüt rezervleri 87.4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bir diğer önemli veri yabancı işlemleri. Borsa İstanbul’da mart ayında yabancı yatırımcıların net hisse satışı 1.2 milyar dolar olarak gerçekleşi. TCMB verilerine göre, 2 Nisan haftasında ise hisse senetlerinde 364 milyon dolar, tahvil bonoda 140 milyon dolar olmak üzere toplamda 504 milyon dolar çıkış görüldü. Bir önceki haftaki çıkış 1.9 milyar dolardı. Yabancı çıkışlarında, ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, güçlü ekonomik veriler ve dolardaki değerlenmenin Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülke varlıklarına ilgiyi zayıflatmasının yanında iç gündem etkisini dikkate almak yerinde olacak.

FAİZ HIZ KESİNCE ALTIN YÜKSELDİ

Enflasyon kaygılarıyla ABD tahvil faiz oranları yükselince altın fiyatında (ons dolar) sert düşüş görülmüştü. Ancak faiz artışının ivme kaybetmesi ve biraz gerilemesi altın fiyatına yükseliş olarak yansıdı. Ayrıca Fed kaynaklı açıklamalarda, enflasyondan endişe duyulmadığı, varlık alımlarının devamı ile parasal genişlemenin süreceği mesajları ve birbiri ardına açıklanan teşvik paketleri altın fiyatındaki yükselişi destekledi. Dış piyasalardaki iyimserlik, risk iştahının yüksek olması ve güvenli liman ihtiyacının zayıflaması gibi etkenler şimdilik fiyatlamaya çok konu değil. Altın fiyatındaki çıkışı bu aşamada tepki yükselişi olarak görmek doğru olacak.

OLUMLU HAVAYI DESTEKLEDİ

Küresel piyasalarda iyimserlik sürerken gündem farklılaşması nedeniyle iç ve dış piyasalar arasında uyumsuzluk söz konusu. Dış piyasalardaki parasal genişleme politikaları, ekonomilerdeki toparlanma eğilimi, ABD destek paketlerinin yanı sıra ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı açıklamalar olumlu havayı destekledi. Mart ayına ait Fed tutanaklarındaki enflasyondan endişe duyulmadığı, varlık alımlarının devamı yönündeki görüşlere, Fed Başkanı Powell’ın sağlanan önemli mali destek ve hızla ilerleyen aşılamanın ekonominin kısa sürede tam olarak yeniden normale dönmesine izin verdiği, para politikasının destekleyici olduğu açıklamaları eklendi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde ise “Euro Bölgesi’nde tünelin ucunda ışık görünüyor” derken koronavirüs salgını ve buna karşı tedbirlerin Euro Bölgesi’nde ekonomik faaliyetleri kısa vadede olumsuz etkilemeye devam edeceğini ve ekonomik faaliyetlerin salgın tedbirlerinin kaldırılmasıyla toparlanacağını söyledi.

ZİRVELER DENENİYOR

Bu gelişmelerin ışığında ABD ve Almanya borsalarında yeni zirveler deneniyor. İç piyasalarda ise Merkez Bankası (TCMB) başkan değişimiyle başlayan dalgalanma henüz çok denge bulmuş değil. Aslında TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun “Sıkı para politikasına ve enflasyonun üzerinde faiz vermeye devam edileceği” açıklamalarıyla algı toparlanmaya başlamıştı. Ancak Rusya ile Ukrayna arasında devam eden gerginlik ve ABD’nin Karadeniz’e iki savaş gemisi gönderme kararı iç piyasalardaki dalgalanmayı tekrar arttırdı. Şimdi sırası mıydı, bu hesapta yoktu dedirten jeopolitik gündemi veya riskleri de artık hesaba dahil etmek gerekecek. Gerçi Ukrayna genelkurmay başkanının açıklamalarının ardından tansiyon biraz düşmüş görülüyor. Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilim daha da tırmanırsa dış piyasaların bu yöndeki duyarlılığı artacaktır.

KISITLAMA ÖNGÖRÜSÜ

Yazının Devamını Oku

Borsada toparlanma süreci

Dış borsalar, ekonomik verilerden güç alırken, yeni zirveler deniyor. Dış borsalardaki olumlu hava, iç piyasalar için de önemli bir referans. Borsa İstanbul’da da yaşanan düşüşün ardından toparlanma çabalarının sürdüğü görülüyor.

İç piyasalarda yoğun gündeme bağlı olarak dalgalı bir seyir var. Borsa İstanbul’da düşüşten sonra toparlama çabaları sürerken, döviz kurlarında kâr satışlarının ardından tekrar tepki yükselişi görüldü. Gösterge faiz oranında ise gevşeme görülüyor. İç ekonomik gündemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynaklı gelişmelerin ağırlığı korunuyor. Özellikle TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamaları yakından izleniyor. Görev değişikliği sonrası acaba Merkez Bankası para politikasında bir değişiklik olacak mı sorusunun cevabı çok merak edilmişti. Şahap Kavcıoğlu’nun, önce TCMB genel kurulu, daha sonra yerli ve yabancı ekonomistlerle yaptığı toplantıda “Sıkı para politikasının gerekliliği ve enflasyonunun üzerinde faizin tutulmaya devam edileceği, yüzde 5 enflasyon hedefine bağlılık” vurguları piyasalar tarafından olumlu algılandı. ‘Aklın yolu birdir’ hesabı başkan değişti ama politika değişmedi görüşünün hakim olması, döviz kurlarına düşüş, borsaya da tepki yükselişi olarak yansıdı.

BEKLENTİYİ KUVVETLENDİRDİ

Sıkı para politikasının başkanın işaret ettiği üzere gereklilik olduğu görüşünün kabul görmesi 15 Nisan’daki TCMB toplantısında faiz değişimi olmayacağı beklentisini kuvvetlendirdi. Bu durum diğer koşullarda olağandışı bir haber akışı olmazsa iç piyasaların denge bulmasına yardımcı olabilir. Ancak son dönemde yakından izlenen ABD 10 yıllık bono faizi, ABD haftalık işsizlik başvurularının beklentilerin üzerinde gelmesiyle kısa bir geri çekilme yaşamıştı. Ama önce ABD imalat PMI, sonra da ABD tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin çok üzerinde gelmesiyle tekrar 1.70 seviyesinin üzerinde çıktı. ABD imalat PMI son 38 yılın en sert yükselişini yaşarken ABD tarım dışı istihdamı 916 bin gerçekleşti. Bu durum ekonomideki ısınıma sinyali olarak algılandı ve enflasyon kaygılarını tekrar artırdı.

İYİMSERLİK SÜRÜYOR

ABD’de tahvil faizindeki artışla birlikte ABD doları değer kazandı ve Dolar Endeksi tekrar 93 seviyesinin üzerini test etti. Durum böyle olunca Borsa İstanbul’daki tepki yükselişi yerini satışlara, döviz kurlarındaki geri çekilme de tepki alımlarına bıraktı. İçeride bunlar olurken ekonomik verilerden güç alan ve yeni zirveler deneyen öncü dış borsalarda iyimserliğin sürüyor olması olumlu bir gelişme. Bu durum iç piyasalar için de önemli bir referans. Önümüzdeki hafta Borsa İstanbul’da dalgalı seyrin devamıyla toparlanma çabaları sürebilir görüşü öne çıkıyor.

YARIN ENFLASYON AÇIKLANIYOR

Pazartesi açıklanacak mart ayı enflasyonu için aylık bazda yüzde 1.00-1.10, yıllıkta yüzde 16.20-16.50 civarında bir beklenti hakim. Mart ayının ikinci yarısındaki faiz ve kur artışlarının etkilerini daha çok nisan ayında görebileceğiz. Beklentilere paralel gelecek bir enflasyon verisi 15 Nisan’daki faiz kararını pek etkilemez. Bu aşamada TCMB faiz kararları için döviz kurlarının seyri daha fazla öne çıkmış görülüyor. TCMB’nin yüzde 19 faiz oranı bu aşamada hem enflasyon hem de diğer ülkeler açısından oldukça yüksek ve TL’ye cazibe kazandıran bir oran. Döviz kuralarındaki yükselişte yerli tasarruf sahiplerinin ciddi miktarda döviz satmalarında yüksek faizin de etkisi fazla. TCMB başkanlık değişiminin sonrası haftada döviz kurlarındaki yükseliş ile birlikte döviz mevduatlarında 8.9 milyar dolar azalış görüldü. Azalış parite etkisinden arındırıldığına 8.1 milyar dolar seviyesinde. Bu rakam son yıllardaki en büyük çözülme. Diğer yandan yine 22-26 Mart haftasında hisse senetlerinde 810 milyon dolar, tahvil bonoda ise 1.104 milyon dolar olmak üzere 1.9 milyar dolar yabancı çıkışı görülmesi kayda değer bir gelişme. Son dönemlerin en yüksek montanlı çıkışlarından biri. Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde yabancı payı yüzde 43 seviyesinin altına gerilemiş durumda. Borsa İstanbul’da hakimiyet yerli yatırımcıya geçti. Yabancı sıcak veya soğuk sermaye dış finansman ihtiyacındaki Türkiye için bu dönem çok daha önemli.

VAKA ARTIŞI KISITLAMA GETİRDİ

Yazının Devamını Oku

Piyasalar denge arayışında

Geçen hafta piyasalarda hareketli günler yaşandı. TCMB Başkanlığı ve kamu bankalarının yönetimlerinde değişiklikler oldu. Borsada düşüş yaşanırken, döviz kurlarında yükseliş görüldü. Dış borsalarda çıkış trendleri ve risk iştahı ise korunuyor. Dış piyasalardaki olumlu seyrin sürmesi önemli bir referans. İçeride daha öngörülebilir bir piyasa, olumlu fiyatlamayı da getirebilir.

Gündemdeki son gelişmelere bağlı olarak iç piyasalar oldukça dalgalı bir seyir izliyor. Dış piyasalar ise sakin ve mevcut trendler korunuyor. Geçen hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda (TCMB) yaşanan değişim sonrasında piyasalarda hareketlilik yaşandı. Borsa İstanbul’da banka hisseleri öncülüğünde düşüş yaşanırken, döviz kurları ve tahvil bono faiz oranlarında yükseliş görüldü. Borsa İstanbul’da satışlar sonrası gelen tepki alımlarıyla kayıpların bir kısmı telafi edilmeye çalışıldı. Yeni Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, para politikasında değişiklik olmayacağı ve enflasyon ile mücadelenin devam edeceği yönünde açıklamalar yaptı.

Diğer yandan TCMB başkanlığı dışında kamu bankaları yönetimlerinde de değişiklikler gözlendi. Ekonomi yönetimindeki değişimlerin bir dalgalanmaya neden olması beklenen bir gelişmeydi. Piyasalar belli bir fiyatlama sonrası denge bulacaktır. Son gelişmelere ilişkin fiyatlamanın önemli ölçüde yapıldığını söylemek mümkün. Dış piyasalardaki olumlu seyrin sürüyor olması bu aşamada kayda değer bir durum ve önemli bir referans. Dış borsalarda çıkış trendleri ve risk iştahı korunuyor. İç piyasalardaki dalgalanma durulduğunda dış piyasalara duyarlılık artabilir. Ancak iç gündemde yeni bir gelişme olursa onu da ayrıca değerlendirmek gerekecek. Bu aşamada dalgalı ve temkinli görünümün devamı olası görülüyor.

15 NİSAN BEKLENİYOR

Ekonomi kadrosundaki değişimle birlikte yön ve öngörü açısından her ne kadar değişim olmayacağı açıklansa da piyasalar yeni para politikasını bekliyor. Bunun için 15 Nisan’daki TCMB toplantısı ve faiz kararı önemli olacak. Belirsizlik, piyasalar için istenen bir durum değil elbette. Genel olarak merkez bankaları için doğru iletişim, kredibilite, araç bağımsızlığı, güven, faiz ve döviz rezervleri büyük öneme haizdir. TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamasına göre daha önce açıklanan takvime uyulacak, erken toplantı olmayacak. Para politikası netlik kazanırsa piyasalar buna göre pozisyon alır, yeni denge kurulur. Daha öngörülebilir bir piyasa da olumlu fiyatlamayı getirebilir. Bunun için zamana biraz ihtiyaç var gibi görünüyor.

ABD'DE FAİZ YÜKSELİŞİ İVME KAYBETTİ

Piyasaların son dönemdeki önemli göstergelerinden biri haline gelen ABD 10 yıllık bono faiz oranındaki yükseliş hız kesti. Yüzde 1.75 seviyesinden 1.60 seviyelerine kadar çekildi. Bu gelişmede, ABD’de 1.9 trilyon dolarlık destek paketinin yasalaşmasının ardından 3 trilyon dolarlık yeni altyapı destek paketi hazırlığından söz edilmesi, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın “Uzun vadeli tahvil faizlerinde son dönemde yaşanan artıştan endişe duymuyorum. Enflasyonla karşılaşılması halinde ise gerekli araçlarımız var” açıklaması, ABD işsizlik maaşı başvurularının salgının başlangıcından bu yana en düşük seviyesine gerilemesi gibi etkenleri saymak mümkün. Faiz düşüşüne karşılık ABD dolarının değer kazanmasını Euro’daki zayıflamaya yormak doğru olacak. Avrupa’da salgın hastalıktaki vaka artışlarına bağlı olarak kısıtlama ve kapanma haberleri ekonomide daralmaya neden olabileceği kaygısıyla Euro’ya olumsuz yansıyor. Dış piyasalarda altının ons dolar fiyatında ise tepki yükselişleri henüz güç kazanmış görülmüyor. ABD 10 yıllık faiz oranındaki gevşemeye rağmen ABD dolarının değer kazanması, ABD Başkanı Biden’ın aşı uygulamaları konusundaki olumlu açıklamalarıyla güvenli liman ihtiyacının nispeten zayıflamasına karşılık piyasalardaki risk iştahının korunuyor olması altın fiyatındaki yükselişi biraz zayıflattı. İç piyasalarda altının gram TL fiyatındaki yükseliş ağırlıklı olarak dolar/TL kurundaki yükselişle ilgili.

PERŞEMBE GÜNÜ NETLEŞECEK

TCMB tarafından açıklanan yurtdışı yerleşiklerin menkul kıymet istatistikleri piyasaların yakından izlediği veriler arasında. Önümüzdeki perşembe günkü veri geçtiğimiz hafta yabancıların gerek hisse gerekse tahvil bonodaki işlemlerini görmek açısından önem kazanmış durumda. Her ne kadar perşembenin gelişi çarşambadan belli olsa da rakam olarak netlik kazanacak. TCMB faiz artırımı sonrası 19 Mart haftasında yabancılar 60 milyon doları hisse senetleri, 427 milyon doları tahvil bono olmak üzere alım yapmışlardı. Ancak geçen hafta piyasalarda yaşananlar sonrası bu alımların önemi azaldı. Borsa İstanbul’da hisse senetlerindeki yabancı payı düşüşünü sürdürerek yüzde 44 seviyesine çekildi. Bankalardaki döviz mevduatlarında ise dalgalı bir seyir yaşandı. 19 Mart haftasında 2 milyar doların üzerinde bir artış görülse de 22 mart pazartesi günü 6.1 milyar dolarlık satış olduğu haberleri geçti. Bu yöndeki gelişmeleri de yine önümüzdeki Perşembe günü görebileceğiz. Piyasalarda volatilitenin arttığı bu günlerde gerek yabancı gerekse yerli yatırımcıların tavırlarındaki değişimleri olağan karşılamak gerekir.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda bekle-gör dönemi

Geçen hafta ABD Merkez Bankası toplantısının ardından yapılan açıklamalar, piyasa dostu olarak algılandı. TCMB de faiz oranını yüzde 19’a çekti. Hedef olarak enflasyonun düşürülmesine öncelik verildi. Sonrasında da cuma akşamı Merkez Bankası Başkanı değişti. TCMB faiz ve para politikasında değişim olup olmayacağını ise zaman içinde görme imkanımız olacak.

Piyasalarda yoğun gündem ile birlikte dalgalı seyir devam ediyor. Geçtiğimiz haftanın öne çıkan gündemleri ABD uzun vadeli tahvil faiz oranlarıyla birlikte merkez bankaları karar ve açıklamaları oldu. Çarşamba günü ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı vardı. Faiz değişimi zaten beklenmiyordu. Toplantı sonrası yapılan açıklamalar ise piyasa dostu olarak algılandı. Faizin 2023 yılına kadar arttırılmayacağı, varlık alımlarının devam edeceği ve ekonomideki büyüme oranlarının yukarı yönlü revize edilmesi gibi açıklamalar piyasaların duymak istediği türdendi. Bu açıdan ‘güvercin tonda’ kabul edilip piyasalara olumlu yansıdı. Ayrıca, “enflasyonun yüzde 2’nin üzerine geçici olarak çıkması faiz artışı standartlarını karşılamaz” yönünde açıklamalarla enflasyon yükselse de rahat olun mesajı verildi. Ancak piyasaların son dönemdeki önemli referanslarından biri haline gelen ABD 10 yıllık bono faiz oranı enflasyon kaygılarıyla yükselişini sürdürdü. Düşük faiz, bol likidite, ekonomilerde toparlanama eğiliminin sürüyor olması, petrol ve gıda fiyatlarındaki yükseliş gibi faktörler üst üste koyulduğunda enflasyon beklentilerinin artmasını olağan karşılamak gerekir. Bu durum perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kararları için de önemli donelerdi. Bir de bunların üzerine son dönemde Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkelerden fon çıkışı eklenince TCMB sürpriz bir hamle yaptı ve bir puanlık artış beklentisine karşılık faiz oranını iki puan arttırarak yüzde 19’a çekti. Toplantı metninde, parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz politikasına devam derken enflasyonda önümüzdeki günlerdeki artış beklentisine yönelik olsa gerek ‘önden yüklemeli’ faiz artışı vurgusu yapıldı.

HEDEF ENFLASYON

Yüksek faizle birlikte döviz kurları ve talebi baskı altına alıp enflasyonu düşürmek, TL’ye cazibe kazandırmak ve yabancı para mevduatlarındaki çözülmeye zemin hazırlamak, dış dalgaya ket vurmak, ekonomideki yavaşlama ile cari açığı azaltmak, rezerv biriktirme amaçlanmış olabilir. Ancak yüksek faiz ile birlikte ekonomik büyümeden çok enflasyonun düşürülmesine öncelik verildiği, tercihin enflasyon olduğu anlaşılıyor. Yüksek faizin yansıması olarak ekonomide yavaşlama beklentisi artarken hisse senetleri için de önemli bir alternatif oluşmuş durumda. Mevduat ve kredi faiz oranları yükselecek haliyle. Faiz artışını zirve seviyelerinde karşılayan Borsa İstanbul’da faiz artışı sonrası bir yükseliş denemesi olsa da ardından sert kâr satışları görüldü. Diğer yandan TCMB’nin faiz kararının ardından Türkiye’nin risk (CDS) primi düşerek 300 seviyelerine geri çekildi. Geçtiğimiz günlerde 343 seviyesini görmüştü. Faiz artışının en bariz etkileri ise döviz kurlarında hissedildi ve sert geri çekilme yaşandı. Yüksek faiz bir nevi ateş düşürücü işlevi gördü. Ateş düşürmenin hastalığın tedavisi için yeterli olacağını söylemek zor. Sonuca yönelik bir hamle ve tedavi için zaman kazandırır. Önden yüklemeli faiz artışı tabiri kayda değer bir açıklama. Bir önceki başkan Murat Uysal döneminde önden yüklemeli faiz indirimi yerini önden yüklemeli faiz artışına bırakmış görülüyor.

FAİZ İNDİRİMLERİ

Piyasanın şimdilerdeki beklentisinin bu faiz artışının yeterli olduğu, sonbahar gibi faiz indirimlerinin başlayacağı yönünde. Fakat cuma akşamı piyasalar kapandıktan sonra gelen TCMB başkan değişimi haberi yeni ve bambaşka bir sürpriz oldu. Naci Ağbal görevden alındı, yerine Şahap Kavcıoğlu atandı. Bu değişimin piyasa fiyatlamasını yarından itibaren görebileceğiz. Yeni başkan ile TCMB faiz ve para politikasında değişim olup olmayacağını ise zaman içinde görme imkanımız olacak. Kasım ayında Naci Ağbal’ın başkan olmasıyla radikal bir politika değişimi olmuştu.

PİYASALAR DUYARLI HALE GELEBİLİR

Yazının Devamını Oku

Borsalar yeni zirve peşinde

Piyasalarda dalgalı bir seyir izlenirken, borsalar diğer yatırım araçlarından pozitif yönde ayrıştı. ABD ve Almanya borsalarında yeni zirveler denendi. Borsa İstanbul da zirvelere yakın seyretti. ABD uzun vadeli faiz artışı ve değerlenen ABD Doları’nın baskısıyla da altın fiyatında düşüş yaşandı. Bu haftanın ana gündemlerinden biri ise Merkez Bankası’nın alacağı faiz kararı olacak.

Piyasalarda ABD uzun vadeli faiz oranlarına bağlı olarak dalgalı seyir sürüyor. Borsalar daha güçlü ve diğer yatırım araçlarından olumlu yönde ayrışmaya devam ediyor. ABD ve Almanya borsaları (Dow Jones, Dax Endeksleri) bir önceki zirvelerini geçerek yeni zirve denemeleri yaparken Borsa İstanbul zirve seviyelerine yakın bölgede seyrediyor. Aynı güç diğer yatırım araçlarında görülmüyor. ABD 10 yıllık bono faiz oranı piyasalar için önemli göstergelerden biri. ABD şubat enflasyonunun beklentilere paralel gelmesi (aylık % 0.4, yıllık % 1.7), ABD Hazine Bakanlığı’nın düzenlediği 10 Yıllık tahvil ihalesinde faizin yüzde 1.5230 olarak gerçekleşmesi piyasaları biraz rahatlatmıştı. Enflasyon kaygıları bir parça azalırken risk iştahı arttı. Ancak geçen cuma günü faiz oranı tekrar yükselmeye başladı. Bununla birlikte zayıflayan ABD Doları tekrar değer kazandı. Bu durum rahatlamak için erken olduğu veya rahatlamanın geçici olduğu izlenimini veriyor.

KARŞILIKLI ADIMLAR

1.9 trilyon dolarlık ABD mali destek paketi yasalaşırken Avrupa Merkez Bankası geçen haftaki toplantısında piyasa beklentilerine uygun olarak faizi sabit bıraktı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda pandemi tahvil alım programında değişikliğe gitmedi, alımların en azından Mart 2022’ye kadar devam edileceği belirtildi. Buna ek olarak tahvil alım programının hızlanması yönünde açıklamalara yer verildi. Bu açıklamalar sonrası Euro/Dolar paritesinde yükseliş görüldü, Euro biraz değer kazandı. Karşılıklı olarak teşvik paketleri hamleleri geliyor. Faiz ile oynayacak marj kalmadı veya çok azaldı. Öyle olunca parasal genişleme hamleleriyle karşılıklı adımlar devam ediyor.

TEMKİNLİ İYİMSERLİK

Düşük faiz, parasal genişleme, ekonomik toparlanma üçlüsüne şimdilerde önemli bir maliyet unsuru olarak petrol fiyatlarındaki yükseliş eklendi. Gıda fiyatlarındaki artış eğilimi zaten malum. Talep ve maliyet enflasyon beklentileri bir arada desek daha doğru olur. Düşük faiz ve bol likidite ortamının devamı konusunda bir tereddüt görülmüyor. Sorun enflasyon kaygılarıyla uzun vadeli tahvil faiz oranlarının yükselmesinde. Bu görünüm de piyasaları rahatsız ediyor. Biraz da ‘her nimetin bir külfeti’ hesabı. Bol para, düşük faiz iyi ama bunun başka yan etkileri de oluyor. Gelişmiş ülke borsaları ekonomik verilerin iyi gelmesi ve toparlanmanın sürüyor olmasını fiyatlıyor. Kısa bir ara sonrası aynı ölçüde olmazsa da Borsa İstanbul dahil gelişen ülke borsaları bu duruma uyum sağlamaya çalışıyor. Piyasaların son durumunu en iyi ifade eden cümle ‘temkinli iyimserlik’ devam ediyor olsa gerek.

BİLANÇOLAR GENELDE İYİ

12/2020 dönem bilançoların yayınlanması 11 Mart itibariyle tamamlandı. Genel olarak bakıldığında pandemiye rağmen bilanço performanslarının iyi olduğunu söylemek mümkün. Türkiye, 2020 yılını yüzde 1.8, son çeyreği yüzde 5.9 büyüme ile tamamlanmıştı. Bu verinin şirketler bazında karşılığının görüldüğü söylenebilir. Ancak Borsa İstanbul’daki fiyatlamalara aynı ölçüde yansımalarının olduğunu söylemek zor. Yabancı yatırımcıların hisse senetleri tarafından satışta olmaları, özellikle banka ve lokomotif hisselerin borsa performanslarının diğer hisselere göre daha zayıf kalmalarına neden olduğu söylenebilir. Son yedi haftadır yabancı yatırımcıların hisse satışına karşılık yüksek faizin cazibesiyle tahvil bono tarafında alım yönündeki tavırları devam ediyor.

KAZANÇ ORANI 12

Yazının Devamını Oku

Borsalar canlılığını koruyor

ABD 10 yıllık bono faizi piyasalar açısından önemli bir referans oldu. Yükselen faizlerden altın, gümüş, emtia fiyatları, Euro ve dolar pariteleri etkilendi. Borsalardaki düşüş ise sınırlı kaldı. ABD, Almanya ve Borsa İstanbul destek seviyelerinde tutunurken, tepki alımları geldi.

Piyasalarda ABD tahvil faiz oranlarındaki yükseliş gündemdeki yerini koruyor. Piyasaların seyri açısından son dönemde ABD 10 yıllık bono faizi önemli bir referans noktası haline geldi. Yükselen faiz yatırım araçları üzerinde dalgalanmalara neden oldu. Altın, gümüş başta olmak üzere bazı emtia fiyatlarıyla, Euro ve dolar paritelerine etkileri daha derin olurken borsalardaki düşüşler sınırlı kaldı. Borsa İstanbul, ABD ve Almanya Borsaları destek seviyelerinde tutundu ve tepki alımlarıyla karşılaştı. Enflasyon kaygılarının ABD uzun dönem faiz oranlarını yukarı çekmesi geçtiğimiz günlerde piyasalar tarafından belli ölçüde fiyatlanmıştı. Ancak ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Powell’in perşembe günü yaptığı açıklamalar tedirginliği artırdı. Powell, Fed’in hareket geçmesi için tahvil faizlerinde daha yüksek oranda artış görülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, “2021’de tam istihdama ulaşılmasının pek mümkün olmadığını kaydederken ekonomi toparlandıkça, enflasyonun yükselmesini bekliyorum. Fed enflasyon hedefine ulaşmak için araçlarını kullanacak. Enflasyonda geçici bir artış görülmesi halinde sabırlı olacağız” şeklinde konuştu.

İŞARET OLARAK ALGILANDI

Oysa piyasalar Fed’den faiz artışına karşılık tahvil alımlarının arttırılması gibi başka bir tavır bekliyordu. Powell ise pek oralı olmadı bir bakıma yol verdi. Cuma günü açıklanan ABD tarım dışı istihdam ve işsizlik verileri de beklentilerden daha olumlu gelince ilk tepki olarak ekonomideki toparlanmanın devam ettiğinin işareti olarak algılandı ve ABD 10 yıllık bono faizi yüzde 1.62 seviyesinin üzerini görürken ABD doları değer kazanmayı sürdürdü. ABD Doları’nın Euro ve Japon Yeni başta olmak üzere altı para birimine karşı değişimini gösteren Dolar Endeksi 92 seviyesinin üzerini test etti. Euro/Dolar paritesi ise geçtiğimiz Kasım ayından bu yana ilk defa 1.20 seviyesinin altına salınım gösterdi. Ancak ABD tarım dışı istihdamındaki artış ile işsizlik oranındaki gerileme ekonomideki büyüme algısının bir başka etkisi olarak cuma akşamı ABD borsaları üzerinde yükseliş olarak kendisini gösterdi. Bu meyanda ABD 10 yıllık bono faiz oranı yüzde 1.60 seviyesinin, Dolar Endeksi 92’nin altına çekildi. Bu gelişme yarınki piyasa açılışlarında olumlu etkisini gösterebilir.

BASKI ALTINDA TUTABİLİR

Fed faiz oranı ve para politikası, sadece TL dahil gelişen ülke para birimleri ile borsaları için değil, küresel piyasalar açısından da çok önemli bir parametre. Ancak enflasyon beklentisi ve faiz artışına karşılık Fed’in pandemi ortamında parasal sıkılaştırmaya gidecek ve faiz arttıracak hali yok. Fed Başkanı Powell daha önce yaptığı açıklamalarda birçok defa Fed faiz oranı 2022 yılına kadar sıfıra yakın kalacak demişti. İlk aşamada kısa süreli bir panik havası yaşansa da borsaların ABD tahvil faiz artışına duyarlılığının azalmasında, ekonomideki toparlanma eğiliminin yanında, Fed para politikasının değişmeyeceği beklentisinin de payı olabilir. Bununla birlikte ‘faiz yükselişi sürerse piyasaları bir süre daha baskı altında tutabilir’ dipnotunu da eklemekte yarar var.

TCMB'NİN 18 MART TOPLANTISI BEKLENİYOR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, “Para politikasındaki sıkı duruşu enflasyonda yüzde 5 hedefine ulaşana kadar sürdüreceğiz” açıklamasını yeniledi. Beklentilerin biraz üzerinde gelen şubat enflasyonu, döviz kurlarının tekrar ayağını frenden gaza kaydırması ve ABD tahvil faizlerindeki yükseliş gibi üç önemli gelişmeyi bir arada düşündüğümüzde bu açıklama sözlü yönlendirme açısından yerinde bir adım olarak değerlendirilebilir. Bunun 18 Mart toplantısında bir faiz artışı için sinyal mi yoksa sadece sözlü yönlendirme olarak mı kalacağı konusu bu aşamada soru işareti. Ancak JP Morgan gibi bazı yabancı yatırım bankaları 100 baz puanlık bir faiz artışı beklediklerini açıkladılar. Dış dünya ile karşılaştırıldığında TCMB politika faizi zaten yüksek ve enflasyonun üzerinde. Yeni bir faiz artışının çok yararı olur mu tartışılır. O tarihe kadar ABD tahvil faizleri ve içeride döviz kurları biraz sakinleşirse bu tartışma da etkisini kaybeder. Diğer kayda değer durum bankalardaki döviz mevduatında 2 milyar dolarlık düşüş oldu. Tüzel kişilerin mevduatından kaynaklanan düşüş ile birlikte 233 milyar dolara geriledi. Son haftalarda oldukça dalgalı seyir nedeniyle teyit açısından döviz mevduatı çözülüyor gibi bir anlamak yüklemek için çok erken.

BİST'TE YABANCININ HİSSE SATIŞI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda ABD rüzgârı

ABD 10 yıllık bono faiz oranı geçen hafta yüzde 1.50 seviyesini geçince piyasalar dalgalandı. ABD uzun vadeli tahvil bono faiz oranları yükselirken altın fiyatında (ons/dolar) düşüş devam etti. Düşük faiz, bol likidite ve toparlanan ekonomi birlikteliği doğal olarak enflasyon beklentilerini arttırırken, uzun dönemli faiz oranlarını yukarı çekti. Bu durum piyasalar tarafından fiyatlanıyor.

Kasım ayından bu yana devam eden iyimserlik zayıflamaya başladı. Borsalarda kâr satışları görülürken risk iştahı azaldı. Borsa İstanbul’da kâr satışları derinlik kazandı. Döviz kurlarında tepki yükselişi görüldü. Gösterge tahvil faiz oranı ise nispeten sakindi. Her şey iyi giderken, olumsuz bir haber akışı yokken o zaman bu tablo neden yaşandı? Sebep enflasyon tedirginliği. Pandemiye bağlı olarak merkez bankalarının piyasaya hiç olmadığı kadar para pompalaması, faiz oranlarının aşağıya çekilmesi piyasalarda düşük faiz bol likidite ortamını getirdi. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell’in da sıkça vurguladığı 2022 yılına kadar faiz oranları sıfıra yakın kalacak, piyasaya desteğe devam edilecek açıklamaları önemli bir referanstı. Benzer politika ve açıklamalar Avrupa Merkez Bankası için de geçerliydi. Son dönemde başta ABD olmak üzere gelen veriler ekonomide toparlanmanın sürdüğünü gösteriyor.

TEMKİNLİ GÖRÜNÜM

Düşük faiz, bol likidite ve toparlanan ekonomi birlikteliği doğal olarak enflasyon beklentilerini arttırdı. Bu durum piyasalar tarafından fiyatlanmaya başladı. ABD uzun vadeli tahvil bono faiz oranları yükselirken altın fiyatında (ons/dolar) düşüş devam etti. Gerçi Fed Başkanı Powell ve ABD’nin yeni Hazine Bakanı Yellen, enflasyondaki yükselişi çok sorun olarak görmediklerini ve enflasyon olursa başa çıkacak araçların bulunduğunu söylemişlerdi. Bu açıklamalar aslında piyasaların bu yöndeki tedirginliğini biraz almıştı. Fakat piyasaların bazı gelişmeleri önceden fiyatladığı da bilinen bir vakadır. Borsalarda “fiyatlar önden gider olaylar sonradan gelir” diye bir söz var. Ocak ayından bu yana devam eden ABD 10 yıllık bono faiz oranı geçen hafta yüzde 1.50 seviyesini geçince piyasalar dalgalandı. Biraz da ABD’de yapılan geçen haftaki 7 yıllık tahvil ihalesine katılımın düşük olması ve faiz oranının yükselmesinin katkısı olduğu değerlendirmelerine yer verildi. Önümüzdeki haftaya devreden bakiye temkinli bir piyasa görünümü oldu.

GELİŞEN ÜLKE PİYASALARI DAHA ÇOK ETKİLENDİ

ABD tahvil bono faiz oranları bu aşamada gelişmiş ülke piyasalarından çok Türkiye’nin de aralarında yer aldığı dış finansman ihtiyacındaki gelişen ülke piyasaları için daha önemli görülüyor. ABD’de yükselen faiz oranları gelişen ülkelere sıcak para akışına engel olur mu? Veya geçtiğimiz günlerde gelişen ülkelere gelen mevcut sıcak paranın geri gitmesine neden olur mu, gibi bazı endişeleri beraberinde getirdi. Dikkat edilirse ABD ve Almanya dahil gelişmiş ülke borsalarında düşüşler görülse de çok fazla bir tahribat görülmüyor. Ayrıca Euro/dolar paritesi ve dolar endeksinde hareketlenmeler görüldü. Ancak TL, G.Afrika Randı, Brezilya Reali, Rus Rublesi gibi gelişen ülke para birimlerinde değer kayıpları daha fazlaydı. Ayrıca borsalarda tahribat daha yüksekti. Gerçekten enflasyon beklentileri tedirginlik yaratacak ölçüde yüksek mi? Yoksa bunu borsalar kâr satış bahanesi, altın gibi yatırım araçlarında ise yatırımcıları satışa yönlendirerek fiyatı daha da düşürmek için mi kullanılıyor? Bunu söylemek için erken ve bu aşamada zor. Olasılık olarak değerlendirmek daha yerinde olur.

MERKEZ BANKALARINDAN BİR HAMLE GELİR Mİ?

Yükselen faizler piyasaları dalgalandırırken bir diğer merak konusu merkez bankları ne yapacak? ABD’de mart ayı içinde 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketinin yasalaşması beklentisi halen korunuyor. Buna ilave olarak Fed tahvil alımlarını arttırabilir mi? Faiz ile oynayacağı fazla bir marjı yok çünkü. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) nasıl bir yol izleyecek? Kasım ayından itibaren faiz arttırıp parasal sıkılaştırma ile birlikte iç ve dış finans çevrelerinden olumlu tepkiler almıştı. Ayrıca sıcak para girişlerine bağlı olarak döviz kurlarında gerileme, borsada yükseliş ve Türkiye’nin risk priminde düşüş görülmüştü. İçeride işleri yoluna koymuş görülürken dış konjonktürdeki gelişmeler, var olan ve işleyen para politikalarında revizyonu gündeme getirir mi? Bu açıdan döviz kurlarının seyri ve önümüzdeki hafta açıklanacak enflasyon, karar için önemli parametreler olacak. Faiz arttırım tartışmaları başlasa da TCMB hemen tepki vermeyip piyasaların seyrini ve yeni dengelerin oluşmasını bekleyebilir. Faiz oranı dış dünyaya göre zaten olukça yüksek. Faiz arttırımı olsa da ABD tahvil faiz oranları sakinleşmezse olası bir faiz arttırımının etkileri sınırlı kalabilir. Faiz arttırımının reel ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de malum. Zor bir karar elbette.

BÜYÜME AÇIKLANACAK

Yazının Devamını Oku

Yabancı tahvile yöneldi

Yüksek faiz yabancının ilgisini çekmiş durumda. Merkez Bankası verilerine göre yabancı yatırımcı son dört haftada 857 milyon dolarlık hisse satarken, 720 milyon dolarlık tahvil bono aldı. Borsa İstanbul’da yabancının payı yüzde 45.5 seviyesine gerilerken, mart ayından bu yana Borsa İstanbul’a 1 milyona yakın yatırımcı geldi.

Piyasalarda iyimserlik sürüyor. Borsa İstanbul’da çıkış trendi sürerken döviz kurlarında düşüş eğilimi, gösterge tahvil faiz oranında yatay seyir devam ediyor. Dış borsalara bakıldığında durum pek farklı değil. Borsaların direnç bölgesinde olmasının verdiği yükseklik korkusu bir tedirginlik verse de yatırımcılar çıkış hareketinin dışında kalmamak için yine tercihini piyasa hareketine katılmak yönünde kullanıyorlar. ABD’de mart ayında yasalaşması beklenen 1.9 trilyon dolarlık teşvik paketi dış piyasalardaki iyimserliğin adı desek yanılmış olmayız. Daha geniş ölçekte düşük faiz, bol likidite politikası ve borsaların hala en ciddi alternatif olduğu anlayışı söz konusu.

1 MİLYAR DOLARI GEÇTİ

İçeride ise ekonomi yönetimindeki değişiklikle birlikte Merkez Bankası’nın (TCMB) parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz politikası var. Yüksek faiz henüz yerli yatırımcıların değil belki ama yabancı yatırımcıların ilgisini çekiyor. TCMB verilerine göre son dört haftadır yabancı yatırımcılar hisse satıp tahvil bono alıyorlar. Son dört haftalık hisse satışları 857 milyon doları aşarken tahvil bono (DİBS) alımları 700 milyon doları geçti. Buna karşılık yerli yatırımcı hisse senetleri ve döviz almaya devam ediyor. Borsa İstanbul’da yabancı payı yüzde 45.5 seviyesine geriledi. Borsa İstanbul’a mart ayından bu yana 1 milyona yakın yeni yatırımcı geldi.

ŞU AN HERKES MUTLU

İki farklı yatırımcı grubu ve iki farklı tavır. Bugün itibariyle herkes mutlu. Kimin daha kazançlı çıkacağının muhasebesini sürecin sonuna bırakmakta yarar var. Bu aşamada gündemde piyasa bozucu bir haber akışı pek görülmüyor. Bank of America’nın baş yatırım stratejisti Michael Hartnett’nın “Piyasalarda Kötümser olmak için tek sebep, kötümserlik gerektirecek hiçbir sebebin var olmaması” açıklaması bu açıdan hayli ilginçti. Buna karşılık “borsada düşüş başlayacağı zaman zil çalmaz” diyen eski bir borsacı sözü olduğunu hatırlatalım. Borsaların bulunduğu seviyeler itibariyle kâr satış olasılığının dikkatte tutulmasında yarar görülmekle birlikte olumlu hava korunuyor.

MERKEZ BANKASI SÜRPRİZ YAPMADI

18 Şubat toplantısında TCMB sürpriz yapmadı ve faiz oranının yüzde 17 seviyesinde sabit bıraktı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda “parasal sıkılaştırmaya devam” denildi. Dış dünyada düşük faiz ve parasal genişleme politikaları hüküm sürerken, içeride yüksek faiz ve parasal sıkılaştırma politikasının uzun bir süre korunacağı vurgusu tercihten ziyade birçok bakımdan zorunluluk. TL’nin cazibe kazanması açısından işe de yaradı. Türkiye’ye son aylarda giren 20 milyar dolar civarında olduğu bilinen sıcak para, düşen döviz kurları, TCMB rezervlerinde görülen hafif artış, Türkiye’nin risk primindeki (CDS) düşüş, dış finans çevrelerinin olumlu yaklaşımı ve Cuma akşamı Fitch’in Türkiye’nin görünümünü negatiften durağana yükseltmesi kısa dönem için kayda değer. Ama bu politikanın sürdürülebilirliği ve uzun dönem sonuçları konusundaki olumlu olumsuz değerlendirmeler için ise erken.

BANKALARDAN TARİHİ KÂR

Yazının Devamını Oku

Dövizde düşüş trendi sürüyor

Dolar/TL’de kasımda başlayan düşüş trendiyle birlikte son 6 ayın en düşük seviyesi olan 6.9588 seviyesi görüldü. Döviz kurlarındaki düşüş, kur geçişkenliğine bağlı olarak başta enflasyon olmak üzere ekonomi üzerinde olumlu birçok etkiye sahip. Ancak aşırı değerlenme dış ticarette bazı olumsuzlukları da beraberinde getirebilir.

Döviz kurlarında düşüş eğilimi devam ediyor. Dolar/TL kuru yaklaşık 6 ay sonra ilk defa 7.00 TL seviyesinin altına salınım göstererek 2020 yılı ağustos aylarındaki seviyelerine geriledi. Bu görünüme etki eden birçok neden var. Bunlar arasında; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politikalarındaki değişiklik önemli bir yer tutuyor. TCMB’nin faiz arttırımı ve parasal sıkılaştırma politikasıyla TL’nin artan cazibesi döviz kurlarına satış olarak yansıdı. Yabancı girişleri (sıcak para-portföy yatırımları) dışında son haftalarda bankalardaki döviz mevduatında da çözülme sinyalleri gelmeye başladı. Kasım ayından bu yana devam eden süreçte 15-20 milyar dolar civarında bir tutarın Türkiye’ye giriş yaptığı dillendirilen bir konu. Bunun bir kısmı Borsa İstanbul’da hisse senetlerinde, bir kısmı da tahvil bono (DİBS) değerlendirildi.



ALTERNATİF PİYASALAR

12 Şubat’ta TCMB tarafından açıklanan Aralık ayına ait ‘Ödemeler Dengesi Tablosuna’ göre kasım ve aralık aylarında hisse senetleri ve tahvil bonoya giren iki aylık portföy yatırımı 7.1 milyar dolar görülüyor. Ocak ve Şubat aylarında da girişlerin devam ettiğini tahmin etmek zor değil. TCMB’nin her perşembe günü açıkladığı haftalık verilerde bunu görmek mümkün. Piyasalarda devam eden iyimserliğin güvenli liman ihtiyacını azaltması, döviz kurlarında 2019 yılından bu yana devam eden çıkışla birlikte primli görünüm ve kâr satışları, alternatif piyasaların ciddiyet kazanması döviz kurlarındaki düşüşe zemin hazırlayan diğer gelişmeler olarak görülebilir. Faiz artışı dışında hisse senetlerinde son aylardaki hareketlilik alternatif olarak kayda değer bir durum. Türk mali piyasalarına dış bakışın olumlu yönde değişmesi ki bunu Türkiye’nin risk primindeki (CDS) sert sayılabilecek gerileme ve yabancı yatırım bankalarının Türkiye’ye ilişkin raporlarından görmek mümkün.

TAHMİNLER DE GERİLİYOR

Yazının Devamını Oku