Zeynel Balcı

Dünyanın derdi ‘enflasyon’

17 Ekim 2021
Pandemi sonrası küresel ekonomi toparlanmaya devam ediyor. Salgınla birlikte ekonomileri desteklemek adına piyasaya verilen para bollaştı. Aşının bulunması ve kısıtlamaların kaldırılmasıyla talep artışı yaşandı. Ancak talep artışına enerji emtialarında yaşanan üretim yetersizliği ve tedarik sorunları da eklenince tüm dünyada enflasyon yükseldi.

PİYASALARDA yön ve denge arayışı devam ediyor. Dış borsalarda toparlanma görülürken diğer yatırım araçlarında bir kararsızlık ve dalgalı seyirden söz etmek mümkün. Eş zamanlı birçok gelişme iç içe geçmiş durumda. Pandemi ile birlikte ekonomiye destek için piyasaya salınan bol para, aşının bulunmasıyla kısıtlamaların kaldırılması ve sonrasında ekonomilerdeki ciddi toparlanma ve varlık fiyatlarındaki yükseliş, artan talebe uyum sağlayamayan enerji emtialarındaki üretim yetersizliği ve tedarik sorunlarına bağlı olarak enflasyon kapıya dayandı. Bu durum ekonomi yönetimlerini, dahası merkez bankalarını önemli bir kararın eşiğine getirdi. Karar vericiler, enflasyona göz yumarak ekonomideki büyümeye bir süre daha yol verecekler veya artan enflasyon kaygılarıyla birlikte parasal sıkılaştırmaya gidip daraltıcı politikalara yönelecekler ve ekonomide soğutma çalışmalarına başlayacaklar. Bu arada stagflasyon (ekonomik durgunlukla yüksek enflasyonunun eş zamanlı görülmesi) tartışmaları da sürüyor. ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere öncü merkez bankalarının niyetleri aslında belli. Erken veya geç kalmak gibi bir ikilem ile birlikte daha çok zamanlama konusunda bir tereddüt var. Fed yetkilileri ve bölge başkanlarının açıklamalarına bakıldığında tam bir görüş birliğinden söz etmek zor. Farklı görüşler mevcut.

ENERJİ FİYATLARI ARTIYOR

Erken bir sıkılaştırma ekonomik toparlanmaya zarar verirken geç kalınması durumunda enflasyonun kontrolden çıkması gibi riskler mevcut. Hele şu sıralar maliyet enflasyonu açısından oldukça önemli görülen doğalgaz, petrol ve kömür fiyatlarında yükselişler sürerken. Bu açıdan Fed’in kasım veya aralık aylarında tahvil alımlarının azaltımına başlaması öngörülüyor. Geçen hafta açıklanan Fed tutanaklarında bu durum açıkça dillendirilmiş. Eğer Fed bu yönde bir adım atarsa Avrupa ve diğer gelişmiş ülke merkez bankaları onu takip edecek. Rusya ve Brezilya başta olmak üzere Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkeler kategorisinde birçok ülke faiz artışına başladı bile. Hatta birkaç kez üst üste faiz arttırımı yaptılar. Türkiye’de ise durum biraz farklı. TCMB geçen ay bir puanlık faiz indirimine gitti. Önümüzdeki hafta tekrar faiz indiriminin gelip gelmeyeceği tartışılıyor. Piyasaların seyri merkez bankaları para politikaları kararlarıyla oldukça ilintili. Geçen hafta ABD eylül tüketici enflasyonu (TÜFE) yüzde 5.4 ile beklentilerin biraz üzerinde geldi. Bu rakam 2008 haziran ayındaki yüzde 5.6 seviyesinden bu yana en yüksek seviye. Bu durum tahvil alımlarının azaltılması kararı açısından 2-3 Kasım Fed toplantısını daha önemli hale getirdi. Yükselen enflasyona rağmen ABD başta olmak üzere dış borsalardaki yükselişi açıklanan 3.çeyrek bilançolarının beklentilerden iyi gelmesi ve ekonomik verilerdeki olumlu görünüme bağlamak yerinde olacak.

MERKEZ TOPLANTISI BEKLENİYOR

İÇ ekonomik gündem perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısına odaklandı. Geçen hafta yapılan atama ve görev değişikliklerinin ardından faiz indiriminin devamı yönünde artan bir piyasa algısı ve fiyatlaması söz konusu. Ancak döviz kurlarındaki yükseliş, ayrıca kur geçişkenliğine bağlı olarak artan enflasyon kaygıları ve dış dünyadaki parasal sıkılaştırma hazırlıkları da önemli. Bu durumun karar noktasında dikkate alınması olağan bir gelişme olacaktır. Diğer yandan, enflasyonun altında faiz uygulamasının (eksi faiz) olumsuz sonuçları daha önce tecrübe edilmiş bir konu. Bu yönden bakılınca faiz kararının pas geçilmesi olası görülüyor. Ancak eylül toplantısıyla birlikte TCMB sıkı para politikasından gevşek modele geçmişti. Bu eğilim sürüyor ise faiz indirimlerinin devamı da mümkün olabilir. Bize göre birinci şık daha olası görülse de yine de 21 Ekim Perşembe günü saat 14.00’deki kararı görmek yerinde olacak. Diğer gündem konuları arasında 22 Ekim Cuma günü açıklanacak S&P’nin Türkiye değerlendirmeleri var. Kredi notunda ve görünümde değişim beklenmiyor. Ayrıca Borsa İstanbul’da 3. çeyrek bilançoları beklenmeye başlandı.    

Yazının Devamını Oku

Putin 'gaz' aldı

10 Ekim 2021
Son günlerde dünyanın gündeminde enerji fiyatları var. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de geçen hafta bir açıklama yaparak, “Avrupa’ya doğalgaz ihracatını arttıracaklarını ve küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturmaya yardım etmeye hazır olduklarını” söyledi. Bu açıklama ile doğalgaz fiyatlarında düşüş görüldü. Ancak sonrasında etki azaldı, fiyatlar yeniden yükselişe geçti.

Enerji fiyatlarında (petrol, doğalgaz) çıkış trendleri son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Ancak Rusya Devlet Başkanı Putin, “Avrupa’ya doğalgaz ihracatını arttıracakları ve küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturmaya yardım etmeye hazır olduklarını” açıklayınca doğalgaz fiyatlarında sert düşüş görülmüş, bu durum petrol fiyatlarını da etkilemişti. Fakat Putin etkisi halen hissedilmekle birlikte zayıfladı, fiyatlarda tekrar toparlanma başladı. Putin doğalgaz fiyatlarının biraz ‘gazını’ almış oldu. ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm “ABD hükümetinin stratejik petrol rezervlerinin fiyatları düşürmek için kullanılabileceğini” açıklamıştı. Fakat bu açıklama, bizzat enerji bakanlığı tarafından stratejik rezervlerini şimdilik kullanmayı planlamadıkları şeklinde düzeltilince gerileyen petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. Enerji fiyatları soluklansa da çıkış hareketleri korunuyor. Talep durumu, arz ve tedarik sorunları, yaklaşan kış fiyatların çok aşağılara gelmesine pek izin verecek gibi görünmüyor. Enerji fiyatları yüksek kaldıkça da piyasalar üzerindeki enflasyon baskısının devamı olasıdır.

TOPARLANMA SİNYALLERİ

Piyasalarda dalgalı seyirle birlikte yön arayışı öne çıkmış durumda. Borsalarda düşüşler tepki alımlarıyla karşılaşırken yükseliş denemeleri zayıf kaldı. Açıklanan ekonomik verilerin farklı yönde sinyal vermesi veya birbirini teyit etmemesi bu görünüme neden olan gelişmelerin başında geliyor. Geçtiğimiz haftalarda ekonomik veriler zayıf gelirken, son gelen veriler ekonomide toparlanmanın korunduğu yönünde sinyaller veriyor. ABD ve Euro Bölgesi’nde açıklanan PMI verileri, ABD’de tekrar düşmeye başlayan haftalık işsizlik başvuruları beklentilere göre daha olumlu gelirken cuma günü açıklanan ABD eylül ayı tarım dışı istihdam artışı beklentilerin oldukça altında kaldı. 500 bin bekleniyordu 194 bin geldi. Geçen ay 235 bin idi. Buna karşılık işsizlik oranı yüzde 4.8 olarak gerçekleşti (beklenti %5.1, önceki %5.2). Aylık ortalama kazançlar beklentileri karşılarken, işgücüne katılım hafif geriledi. İstihdamdaki düşüş biraz da işgücündeki gerileme ile ilişkilendirildi. Bu açıdan verinin toplamda piyasalar üzerinde olumlu ancak sınırlı bir etki yaptığı söylenebilir. Bu verinin ABD Merkez Bankası’nın (Fed) kasım toplantısında tahvil alımlarının seyri konusundaki karara olası etkileri biraz tartışmaya açık. Diğer yandan 13 Ekim Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon (TÜFE) verisine bakılacak haliyle. TÜFE için beklenti yüzde 5.3 civarında. Geçen ay yine yüzde 5.3 idi. Enflasyon bu seviyelerde çıkarsa istihdam verisi gibi Fed kararı için belirgin bir görüş verilmiş olmayacak. Fed yetkilileri enflasyondaki yükseliş için ‘geçici’ ifadesini kullanmaya devam ediyor. Aynı söylemler Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde için de geçerli. Fed’in tahvil alımlarının azaltılması kararı için Başkan Powell her ne kadar 2-3 Kasım tarihindeki toplantıyı işaret etse de bir erteleme ve görüş değişikliği sürpriz olmaz. Bu durumda piyasaların yaklaşımı ve tepkisi farklı olacaktır. Ancak yine de Fed toplantısını ve yetkililerden gelecek açıklamaları yakından izlemekte yarar var. Piyasalarda dalgalı seyirle birlikte kararsız görünüm korunuyor.

BORSADA İLK DESTEK 1.385 SEVİYELERİNDE

Borsada sert satışların ardından destek seviyelerinde tepki alımları görüldü. Ancak tepki çıkışının güç kazandığını söylemek için erken. İlk destekler 1.385 ve 1.375-1.370 seviyelerinde. İlk dirençler ise 1.410-1.417 seviyelerinde. Tepki çıkışının devamı için bu seviyelerin geçilmesi gerekecek. Bu durumda sonraki dirençler 1.430 ve 1.450 seviyelerinde. Endekste görülen tepki yükselişinin direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek.

DOLAR/TL’DE YENİ ZİRVELER OLUŞUYOR

Dolar/TL kurunda yükseliş yeni zirve denemeleriyle birlikte sürüyor. İlk destekler 8.90-8.88 seviyelerinde görülürken sonraki destek noktaları 8.84-8.82 ve 8.76 seviyelerinde. İlk dirençler ise 8.97-9.00 seviyelerinde görülüyor. Bu seviyelerde kâr satışları görülebilir. 9.00 seviyesinin üzerinde kalınması durumunda ise sonraki dirençler 9.10 ve 9.17-9.20 seviyelerinde bulunuyor. 9.00 seviyesini geçemeyen çıkış denemeleri kâr satışlarıyla karşılaşabilir.

 

Yazının Devamını Oku

Enerji fiyatlarında global yükseliş

6 Ekim 2021
Gıda fiyatlarından sonra gündeme enerji fiyatlarındaki artışlar yerleşti. Piyasaların tanımladığı şekliyle ‘enerji krizi’ demek daha doğru olsa gerek.

Gıda ve enerji üzerinden hareketle enflasyonda bu dönem arz kaynaklı gelişmeler öne çıktı. Pandemi sonrası küresel ekonomideki büyüme ve artan talep, enerji ihtiyacını canlandırdı. Talep artışının petrol ve doğalgaz fiyatlarına etkileri tartışılırken, bu defa enerji arzında sıkıntılar baş gösterdi. Buna bağlı olarak petrol, doğalgaz ve kömür fiyatlarındaki yükselişler ivme kazandı. Ayrıca bazı ülkelerin enerji güvenliği kaygılarıyla fazladan alım yaptığı haberleri de gelmeye başladı. Dış piyasalarda kömürde yıllık artış yüzde 260 seviyesini bulurken, doğalgazda yılbaşından bu yana yüzde 135, petrolde (brent) ise yaklaşık yüzde 60 fiyat artışları görüldü. Pandemi süresince enerji üretimindeki kesintilere tedarik yollarındaki maliyet artışı ve sorunlar da eklendi. Ayrıca stoklarda azalmalar görüldü. ABD haftalık ham petrol stokları geçtiğimiz beş haftalık dönemin dördünde düşüş gösterdi. Doğalgazdaki aşırı fiyat artışı elektrik üretimi için petrole daha fazla ağırlık verilmesi nedeniyle petrol fiyatındaki yükselişe katkı yaptı.



İSTİHDAM VE ENFLASYON

Buna ek olarak pazartesi günü yapılan OPEC+ toplantısında günlük 400 bin varil artış kararına sadık kalınması fiyatı biraz daha yükseltti. Enerji fiyatlarındaki sorun talepteki artıştan çok arz yönüne yani maliyet tarafına kaymış görülüyor. Tedarik sorunlarının kısa vadede çözümü pek mümkün görülmemekle birlikte yaklaşan kış nedeniyle enerji fiyatları bir süre daha gündemde kalacak gibi görünüyor. Enerji fiyatları enflasyondaki yükselişe katkı vermesi yönüyle para ve sermaye piyasaları üzerinde baskıya neden olmuş durumda. ABD Merkez Bankası’nın tahvil alımlarının azaltılması konusunda karar verirken öncelikle baktığı iki önemli veri bilindiği üzere istihdam ve enflasyon. Bu açıdan yükselen enflasyon, merkez bankalarının para politikalarını daraltıcı yönde etkileyecek bir gelişme. Para musluklarının kısılması doğal olarak piyasaların arzu edeceği bir gelişme değil.

TÜRKİYE’YE YANSIMALARI

Yazının Devamını Oku

Gıda ve enerji fiyatları dünyanın gündeminde

3 Ekim 2021
Geçen hafta açıklanan ABD haftalık işsizlik başvuruları 3 haftadır yükseliyor. Bu durum ekonomideki yavaşlama sinyallerini arttırıyor. Dünyada yükselen gıda ve enerji emtialarındaki fiyat artışları da enflasyon konusunda tedirginlik yaratıyor.

Piyasalar dalgalı seyir izlerken borsalarda zayıflama sinyalleri öne çıkmaya başladı. ABD ve Almanya borsalarında kâr satışlarıyla birlikte önemli destek noktaları test ediliyor. Bu durum Borsa İstanbul’a da baskı yapmaya başladı. Ekonomik veriler yakından izleniyor. Özellikle 8 Ekim Cuma günü açıklanacak ABD eylül tarım dışı istihdam verilerine ayrı bir yer açmak gerekecek. ABD Merkez Bankası (Fed) para politikası için istihdam ve enflasyon öncelikli veriler arasında yer alır. Eylül tarım dışı istihdam artışı 500 bin bekleniyor. Geçen ay 700 bin civarında beklenirken 235 bin gerçekleşmişti. Ağustos enflasyonu ise yüzde 5.3 olarak açıklanmıştı. Fed toplantısı 2-3 Kasım tarihlerinde. Geçen hafta açıklanan ABD haftalık işsizlik başvuruları art arda üç haftadır yükselirken küresel ekonomide enflasyon kaygıları artıyor. Almanya’da enflasyon verileri (TÜFE) rekor kırarak yüzde 4.1 oldu. Fed Başkanı Powell’ın geçen haftaki “Enflasyonun hala hafiflemesini bekliyoruz, gelecek yılın ilk yarısında enflasyonda biraz rahatlama bekliyoruz, tam istihdamdan çok uzaktayız” açıklamaları oldukça dikkat çekici. Enflasyondaki “geçici” ifadesinin artık inandırıcılığı zayıflamaya başladı. Özellikle gıda ve enerji emtialarındaki (doğalgaz, petrol) fiyat artışları enflasyon ateşini biraz daha harlamış görülüyor. Bunlara ek olarak ABD tarım dışı istihdamı beklentileri aşarsa tahvil alımlarının azaltılması olasılığı artar. Zaten Fed Başkanı kasım ayını işaret etmişti. Fakat son dönem açıklanan ekonomik verilerdeki zayıflama ile istihdamın beklentilerin altında kalması durumu birleşirse bu defa varlık alımlarının azaltımı olasılığı tartışılmaya açılır. Diğer yandan ABD 10 yıllık bono faiz oranı sert yükseliş sonrası tekrar yüzde 1.50 seviyesinin altına gerilerken ABD dolarındaki değerlenme biraz ivme kaybetmeye başladı. Bu durum son günlerde düşüş eğiliminde olan altının ons fiyatını destekledi ve tepki alımlarını beraberinde getirdi. Bu aşamada dış piyasalar için temkinli bir görünümden söz edilebilir.

ENERJİ KRİZİ SÜRÜYOR

Enerji krizi ve enerji fiyatları gündemde ilk sıralarda yer alıyor. Maliyet enflasyonu (arz) açısından oldukça önemli görülen doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki yükseliş hareketi korunmakla birlikte biraz ivme kaybetmeye başladı. Enerji krizi daha çok İngiltere ve Çin ile anılıyordu. Ancak artan doğalgaz ve elektrik fiyatlarının Avrupa’nın en büyük, dünyanın ikinci büyük gıda ihracatçısı Hollanda’da seraların küçülmesine veya kapanmasına yol açtığı bildiriliyor. Hatırlanırsa elektrik kesintileri nedeniyle Çin’de Apple ve Tesla’nın da bulunduğu bir çok fabrika üretimi durdurmuştu. Pandemi sonrası ekonomideki canlanma ile artan talebe arz artışının uyum sağlayamaması temel olarak görülürken yaklaşan kış nedeniyle sorunun kısa sürede çözümü biraz zor görülüyor.

EYLÜL ENFLASYONU YARIN AÇIKLANIYOR

Türkiye’nin eylül enflasyonu yarın açıklanacak. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) için tahminler aylıkta yüzde 1.25-1.35, yıllıkta 19.50-19.70 seviyelerinde. TCMB’nin çekirdek ve beklenen enflasyonu baz alarak faiz indirimine gitmesi sonrası TÜFE kadar çekirdek enflasyon da yakından izlenecek. Yükselen enflasyona rağmen sıkı para politikasını değiştiren TCMB için önümüzdeki toplantılarda faiz indirim beklentileri korunuyor. Bu açıdan bakınca faiz kararları için enflasyon eskisi kadar referans olma özelliği taşımıyor. Buna bağlı olarak enflasyonun beklentilerden yüksek veya düşük gelmesi piyasalar üzerinde öncekilere nazaran daha derin etkiler bırakmayabilir. Geçtiğimiz yazılarımızda yer verdiğimiz görüşü tekrarlayacak olursak, faiz düşüşü ile TL’nin değer kaybı ve bunun ihracat ve büyüme üzerindeki etkileri daha çok benimsenmiş durumda. Kur artışının ithalat kısıcı ve cari açığı azaltıcı yönde etkileri var. Ancak ağırlıklı olarak ara mal ithalatına dayalı yapı nedeniyle Türkiye için bunun ne ölçüde işlerlik kazanacağı tartışılır.

BRÜT REZERVLER 122 MİLYAR DOLAR

TCMB’nin açıkladığı yurtdışı yerleşiklerin haftalık tahvil bono ve hisse senetleri istatistikleri yakından izlenen veriler arasında. TCMB’nin faiz indirimi yaptığı 24 Eylül haftasında yabancılar tahvil bonoda 415 milyon dolar satış yaptı. Bu rakam son altı ayın en büyük satışı olarak görüldü. Hisse senetlerinde ise 35 milyon dolar alımdalar. Bu veriler yabancı yatırımcıların faiz kararına ilişkin bir sinyal olarak kabul edilebilir. Ancak henüz ciddi bir pozisyon değişikliği yapıyorlar, tahvil satıp hisseye yöneldiler demek için oldukça erken. Hisse senetlerinde ise yabancı payı düşüş eğiliminde, yüzde 42’nin altına geriledi. Diğer yandan 24 Eylül ile biten haftada TCMB brüt rezervleri, 120.7 milyar dolardan 122 milyar dolara yükselirken bankalardaki yurtiçi yerliklerin yabancı para mevduatı 2 milyar dolara yakın gerileyerek 235 milyar dolar çekildi.

BORSADA DESTEKLER İZLENİYOR

Yazının Devamını Oku

Fed’in ayağı frende

26 Eylül 2021
Geçen hafta merkez bankalarının kararları takip edildi. ABD Merkez Bankası (Fed), beklentilere paralel olarak faizi değiştirmedi. Kararın ardından Fed Başkanı Powell’ın açıklamalarına odaklanıldı. Tahvil alımları konusunda yol haritası şekillendi. Fed üyelerinin çoğunluğunun beklentisi 2022 sonuna doğru faiz arttırımı yönünde oldu. Bu bakımdan Fed’in ayağını fren pedalına koyduğunu ancak henüz frene basmadığını söyleyebiliriz.

Piyasalarda geçen hafta merkez bankası kararları öne çıktı. ABD Merkez Bankası (Fed), geçen çarşamba günkü toplantısında beklendiği üzere faiz değişimine gitmedi. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda 2021 yılı için enflasyon hedefi yukarı, işsizlik beklentisi aşağı yönlü revize edildi. Enflasyondaki yukarı yönlü revize bir yönü ile Fed yetkilerinin bir süredir dillendirdiği “enflasyondaki yükselişin geçici olduğu” beklentileriyle çelişti. Ama bunun üzerinde pek durulmazken, Fed Başkanı Powell’ın açıklamalarına odaklanıldı. Merak edilen konu tahvil alımlarının seyriydi. Bu yönde ileriye yönelik bir yol haritası şekillenirken tahvil alımlarının azaltılmasının faiz arttırımı anlamına gelmeyeceği vurgusu tekrarlandı. Yapılan açıklamalardan kasım toplantısında kararın verileceği ve 2022 ortasında ise sürecin tamamlanacağı şeklinde bir takvim ortaya çıktı. Fed üyelerinin çoğunluğu 2022 sonuna doğru faiz arttırımı bekliyor. Bir bakıma Fed ayağını fren pedalına koydu ancak henüz frene basmadı. Ne zaman frene dokunulacağı kasımda belli olacak. Karar noktasında istihdam ve enflasyon gibi ekonomik verilerin seyrine bakılacak.

ALTINDA DÜŞÜŞ

Dış borsaların bu beklentiye tepkisi yükseliş yönünde olurken ABD dolarında değerlenme, ABD 10 yıllık bono faizinde yükseliş ve bu gelişmelere bağlı olarak altın fiyatında düşüş görüldü. Fed’in bu kararı alması dış finansman ihtiyacındaki Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen piyasalar açısından iyi bir haber olmayacak. Bir süredir aynı ligde bulunduğumuz bazı ülkeler Fed politika değişimine karşı gardını alıyor. Rusya beş kez üst üste faiz arttırırken yükselen enflasyonun da etkisiyle tekrar faiz arttırımına hazırlanıyor. Brezilya Merkez Bankası art arda üçüncü kez olmak üzere geçen hafta bir puanlık faiz arttırımına gitti. Ekimde tekrar faiz artışı sinyali verdi. ABD’de tahvil faizlerinin yükselmesi sıcak para akışı açısından gelişen ülke piyasaları için istenen bir durum değil. Ayrıca yüksek faiz, borsalar için önemli bir alternatif. Para musluklarının kısılması ve faizdeki yükseliş, risk iştahının korunmasını zorlaştıracak bir gelişme olabilir. Henüz bu olasılılık çok fazla fiyatlamalara girmiş değil. Ancak dış piyasaların daha temkinli olduğunu söylemek mümkün.

PARA POLİTİKASINDA DEĞİŞİM

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) geçen perşembe günü sürpriz bir kararla gösterge faiz oranını bir puan düşürerek, yüzde 19’dan 18 seviyesine çekti. Hatırlanırsa TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, birkaç hafta önce “çekirdek enflasyonunun baz alınacağı” vurgusuyla faiz indirimi için bir alan açtığı kabul edilmişti. Buna rağmen Fed toplantısı sonrası yapılan açıklamalar, gelişen ülkelerden gelen faiz arttırım haberleri ve yüksek enflasyon gibi nedenlerle beklenti daha çok faizin sabit bırakılması yönündeydi. Faiz indirimine gerekçe olarak, gıda ve ithal fiyatlardaki artışların arızi unsurlara bağlı olduğu (geçici), kredi yavaşlaması ve cari dengedeki iyileşme gösterildi. Ayrıca geçmiş toplantı metinlerinde yer alan enflasyon üzerinde faiz ve parasal sıkılaştırma vurguları son metinde yer almadı. Bu durum TCMB’nin para politikasının ciddi bir değişime uğradığını, parasal sıkılaştırma modelinden vazgeçildiğini gösteriyor. Kasım ayındaki toplantı için de farklı beklentiler oluşmaya başladı. Citi, JP Morgan, Bank of America, Morgan Stanley ve Barclays gibi yabancı kurumlar faiz indirimini sürpriz bulurlarken, bazıları faiz indiriminin devamını beklediklerini açıkladı. Barclays, sene sonunda faizin yüzde 15 olmasını beklerken, BofA 150 baz puan daha indirim bekliyoruz açıklamasında bulundu. Morgan Stanley ise kasım toplantısında 50 baz puanlık indirim bekliyor. Faiz indirimini sürpriz olarak karşılayıp devamını beklemek çelişki gibi görülse de bu durum TCMB’nin parasal sıkılaştırma yerine gevşek para politikasına geçişle yani model değişikliğiyle izah edilebilir. TCMB’nin faiz kararının ardından dolar/TL kurunda 8.80 zirvesi geçildi. Borsa İstanbul’da düşüş görüldü. Uzun vadeli gösterge tahvil faiz oranında ise yükseliş vardı. İç piyasalarda yeni denge arayışları sürüyor.

EKONOMİK VERİLERDE ZAYIFLAMA İŞARETLERİ

Son dönemde açıklanan ekonomik veriler küresel ekonomideki toparlanmanın ivme kaybettiği izlenimini veriyor. Perşembe günü ABD haftalık işsizlik başvuruları 351 bin kişi olarak açıklandı. (beklenti 320 bin, önceki 332 bin) ABD, Almanya, Euro Bölgesi ve İngiltere PMI verileri beklentilerin altında kaldı. Yükselişini sürdüren petrol fiyatlarına ayrı parantez açmak gerekecek. Son günlerdeki artışta ABD ve Avrupa’da ham petrol stoklarındaki azalmanın yanı sıra doğalgaz fiyatlarındaki artışla beraber elektrik üretimi için petrole olan talebin artacağı beklentisi önemli paya sahip. Gündem olarak önümüzdeki hafta Türkiye dış ticaret verileri var. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD dönüşünde ABD ile ilişkiler hakkında yaptığı açıklamalar sonrası daha çok önem atfedilen Rusya Devlet Başkanı Putin ile yapacağı görüşme yakından izlenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gıda fiyatları için marketler ile ilgili yaptığı açıklama ise Borsa İstanbul’da sektör bazlı fiyatlamalarla karşılık buldu.

BORSADA SATIŞ BASKISI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Gözler merkez bankalarında

19 Eylül 2021
Aralarında ABD, Çin, Japonya, İngiltere, Brezilya, Güney Afrika ve Türkiye’nin de olduğu 10’dan fazla merkez bankasının toplantısı gelecek hafta gerçekleştirilecek. Piyasaların gözü kulağı ise merkez bankalarının toplantılarında olacak. Fed’in tahvil alımlarının azaltıp azaltmayacağı kararı ise dış piyasaların öncelikli gündemleri arasında.

Gelecek hafta ‘merkez bankaları’ konuşacak. 10’dan fazla merkez bankası toplantısı var. 22 Eylül’de ABD, Çin, Japonya, İngiltere, 23 Eylül’de ise Türkiye, Brezilya, G.Afrika olmak üzere birçok merkez bankası toplantısı var. Piyasaların pürdikkat kesileceği iki toplantı perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve çarşamba günü gerçekleşecek olan ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı olacak. Dış piyasaların öncelikli gündemi Fed. Daha doğrusu Fed’in tahvil alımlarının azaltıp azaltmayacağı kararı önem arz edecek. Piyasa beklentisi ağırlıklı olarak tahvil alımlarının azaltılması (tapering) yönünde bir karar çıkmayacağı yönünde. Ancak toplantı sonrası yapılacak açıklamalarda ileriye yönelik para politikaları için bir değişiklik sinyali olacak mı? ABD ağustos TÜFE verisi yıllıkta yüzde 5.3’e gerilerken, aylık bazda beklentilerin altında kalması ve ABD tarım dışı istihdam artışının ağustosta 235 bin seviyesine gerilemesi (temmuzda 943 bin idi) Fed’in bu toplantıyı pas geçme olasılığını arttırıyor. Fakat geçen perşembe ABD perakende satışlarının beklentilerin oldukça üzerinde gelmesi kafaları karıştırdı. Veri sonrası ABD dolarının değer kazanarak 93.00 seviyesinin geçmesi ve ABD 10 yıllık bono faiz oranının yüzde 1.38’e tırmanması 22 Eylül için varlık azaltma kararı bekleyenlerin sayısını arttırmış görünüyor. Fiyatlamalar da bunu gösterdi. Dip not olarak vermek gerekirse, dış piyasalardaki bu gelişmeler döviz kurları başta olmak üzere iç piyasalara da yansıdı. Fed toplantısı için ağır basan olasılık her ne kadar yeni bir karar çıkmayacağı yönünde olsa da piyasalar toplantı sonuçları konusunda bölünmüş durumda. Bir karar çıkmazsa ve güvercin tonda açıklamalar gelirse bu olumlu algılanır, tahvil alımlarının azaltılması kararı veya bu yönde bir sinyale ise olumsuz bir piyasa tepki beklenebilir. Dış piyasalardaki görünüm temkinli bir bekleyişi gösteriyor.

DÖVİZ MEVDUAT ARTIŞI İVME KAYBETTİ

Bankalardaki döviz mevduat artışı 10 eylül ile biten haftada ivme kaybetti ve 238 milyar dolar seviyesinde kaldı. Diğer yandan aynı haftada sıcak para girişleri tahvil bono tarafına kaymış görülüyor. Yüksek faiz etkisi önemli. Hisse senetlerinden 52 milyon dolar çıkış, buna karşılık tahvil bonoya 325 milyon dolarlık giriş söz konusu. TCMB brüt rezervlerinde ise artış sürüyor. 10 Eylül haftasında önceki haftaya göre 1 milyar dolarlık artış ile brüt rezervler 120 milyar doları geçti. Geçen hafta bankaların yabancı para mevduatlarında bazı vadelerdeki iki puanlık artış ile rezerve 3.4 milyar dolar ilave katkı gelecek. Ayrıca reeskont kredilerinin 30 milyar dolara çıkarılması yine rezerv artışını destekleyecek bir gelişme. Son yıllarda yıllık 20 milyar doların üzerinde reeskont kredilerinden rezervlere bir katkı söz konusu. Rezerv biriktirme operasyonları sürerken bu yönde bir politika oluşmuş görülüyor.

BÜYÜME POLİTİKASI

FED toplantısından bir gün sonra TCMB toplantısı var. Fed kararları ne ölçüde referans olacak orası tartışılır ama zor bir karar olacak. Toplantıya ilişkin beklentiler TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nın ‘çekirdek enflasyonu’ öne çıkarmasıyla değişti. TÜFE baz alınarak enflasyonun üzerinde faiz söylemi yerine ağustosta yüzde 16.76 olan çekirdek enflasyon vurgusu gelince piyasalar bunu faiz indirim hazırlığı olarak yorumladı. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) TCMB’den bu toplantıda 50 baz puan indirim, yıl sonuna kadar ise 150 baz puan daha indirime gitmesini beklediğini açıkladı. TCMB faizi sabit bırakırsa döviz kurlarında geri çekilme, faiz indiriminde ise yukarı yönlü bir hareket olasılığı söz konusu. Son dönemde ekonomi yönetiminin büyümeyi öne çıkaran bir politika istediği yönünde emareler mevcut. TL’nin değer kaybı kur geçişkenliğine bağlı olarak enflasyonu yukarı çekecek olsa da ihracat üzerindeki pozitif katkısı malum. Faizdeki düşüşün etkileri yanında ihracat artışı da ekonomideki büyümeyi destekleyen bir durum. Faiz indirimi gelirse, bunu büyümeden yöne tercih olarak da yorumlamak mümkün. Piyasalarda Fed toplantı sonuçlarına ilişkin bölünmüşlük TCMB için de var. Faizin sabit bırakılması gerektiği veya bırakılacağı yönünde hatırı sayılır ölçüde görüşler mevcut. Cevap için yine de 23 Eylül’ü beklemek yerinde olacak.

BORSADA SATIŞ BASKISI SÜRÜYOR

Borsada düşüş eğilimi devam ediyor. İlk önemli destekler 1.410-1.400 seviyelerinde bulunurken sonraki destek noktaları 1.370 ve 1.350 seviyelerinde. Olası tepki alımlarında ilk dirençler ise 1.445-1.457 seviyelerinde. Tepki çıkışının devamı için 1.457 seviyesi geçilmeli. Sonraki dirençler 1.475-1.485 seviyelerinde bulunuyor. Satış baskısı korunmakla birlikte destek noktalarında tepki alımları görülebilir.

DOLAR/TL’DE TEPKİ ÇIKIŞI GÜÇ KAZANDI

Yazının Devamını Oku

Avrupa’dan ılımlı mesaj

12 Eylül 2021
Avrupa Merkez Bankası (ECB), geçen haftaki toplantıda faiz oranını sabit tutarken, yapılan açıklamalar, bekle gör türünden ve ekonominin seyrini ölçmek açısından zaman kazanmaya yönelikti. ECB’den pandemi tahvil alım programının 1.85 trilyon Euro olarak kalacağı, alımların ılımlı yavaş bir politikada yapılacağı ifade edildi.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ederken gözler merkez bankalarından gelen mesajlardaydı. Avrupa Merkez Bankası’nın geçen haftaki toplantısında beklendiği üzere faiz oranı sabit tutulurken başkan Lagarde’ın açıklamaları piyasalar üzerinde çok belirgin etkiler yapmadı. Sınırlı bir etkiden söz edilebilir. Açıklamalarda, pandemi tahvil alım programının 1.85 trilyon Euro olarak kalması, alımların ılımlı yavaş bir patikada yapılacağı ve hızının azaltılacağı, enflasyon baskısının yavaşlaması ve yükselişin geçici olduğu, ekonomik toparlanmanın devamı ve delta varyantına ilişkin vurgular öne çıktı. Bu söylemler durumu idare eden, bekle gör türünden ve ekonominin seyrini ölçmek açısından zaman kazanmaya yönelik açıklamalardı. ABD Merkez Bankası (Fed) tahvil alımlarının azaltılması ve para politikası değişikliği konusunda adım atmadan Avrupa’nın yön belirlemesi biraz zor. En azından geçmiş tecrübeler bunu gösteriyor. Beklentilerin oldukça altında gelen ABD tarım dışı istihdam verileri sonrası Fed yetkililerinden çok net mesajlar gelmedi. Tahvil alımlarının bu yılsonuna kadar azaltılması veya bir süre ertelenmesi yönünde görüşler mevcut. Ama tahvil alımlarının azaltılması yönündeki görüşler biraz daha ağırlıklı. New York Fed Başkanı John Williams, 2021’de teşviklerin geri çekilmesine başlama taraftarı olduğu yönünde görüş bildirdi. Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic ise, Fed’in bu yıl varlık alımlarını azaltabileceğine inandığını ancak bu ayki Fed toplantısında bu yönde bir karar beklemediğini söyledi. Fed’in 22 Eylül toplantısı sonrası piyasalar bu konuda netleşebilir. Ancak toplantıdan önce sonuçlarına göre Salı günkü ABD ağustos enflasyon verisi önemli bir eşik olabilir.

ÖNEMLİ PARAMETRELER

Enflasyon ve istihdam verileri bilindiği üzere Fed kararları açısından oldukça önemli parametreler. Hatırlanırsa haziran ve temmuz aylarında ABD enflasyonu (TÜFE) yıllık yüzde 5.4, aylık yüzde 0.5 olarak açıklandı. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise ağustosta aylıkta yüzde 0.7 artarken yıllıkta yüzde 8.3 ile 2010’dan beri en büyük yıllık artışı kaydetti. Ağustos TÜFE için beklentiler aylıkta yüzde 0.4, yıllıkta yüzde 5.3 civarında yoğunlaşıyor. Bu rakamı çok aşacak bir veri doğal olarak olumsuz, buna karşılık bu rakamın altında kalacak bir veri ise olumlu algılanabilir. Enflasyon konusunda Fed’in beklentisi yükselişin geçici olduğu yönünde. Bununla birlikte farklı görüşler de gelmiyor değil. Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester enflasyonun bu sene yüksek kalabileceğini, risklerin de yukarı yönlü olduğunu söyledi. Özetle, Fed para politikasındaki değişimler konusunda piyasaların çok net bir tepkisi ve görüşü henüz oluşmuş değil. Ayrıca delta varyantına ilişkin belirsizlik ve ekonomiye etkileri sıkça vurgulanan bir konu. Piyasalarda iyimserliğin yerini daha temkinli bir görünüme bıraktığını söylemek mümkün.

TCMB’DEN ‘ÇEKİRDEK’ ENFLASYON VURGUSU

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nın geçen hafta enflasyon konusunda yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Kavcıoğlu’nun açıklamalarında manşet enflasyon yerine çekirdek enflasyonu öne çıkarması olası bir faiz indirim hazırlığı olarak görüldü. Bu durum döviz kurlarına yükseliş olarak yansırken, Borsa İstanbul’a satış olarak etki etti. Hatırlanırsa, TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nun enflasyon üzerinde faiz söylemleri vardı. Ağustos manşet enflasyonu (TÜFE) TCMB gösterge faizinin üzerine çıkmış, ağustos çekirdek enflasyonu yüzde 16.76 olarak açıklanmıştı. Bu açıdan TCMB Başkanı’nın açıklamaları faiz indirimi için bir alan açma olarak değerlendirdi. Bununla birlikte 23 Eylül’deki TCMB toplantısında faiz indirimi veya şimdilik sabit kalması yönünde farklı görüşler ve beklentiler oluşmaya başladı. Ancak piyasalar gardını ve fiyatlamasını ağırlıklı olarak faiz indirimi yönünde yapıyor izlenimi hakim. ABD’de parasal genişleme sorgulanıp takvim hesabı yapılırken Türkiye’nin da dahil olduğu gelişen ülkelerden faiz artırımı ve enflasyonda yükseliş haberleri geliyor. Kolombiya Merkez Bankası, yükselen enflasyon nedeniyle politika faiz oranını arttıracağını açıkladı. Rusya’da ise enflasyon son beş yılın zirvesine ulaştı. Bu durum bu yıl beşinci kez faiz artırım olasılığını arttırdı. TCMB karar alırken dış kaynaklı gelişmeleri de değerlendiriyor tabi ki. Tahminler yerine 23 Eylül’deki TCMB faiz kararını görmek daha doğru olacak.

DÖVİZ MEVDUATINDA ARTIŞ SÜRÜYOR

TCMB verilerine göre bankalardaki döviz mevduatı ve brüt rezervler artarken sıcak para girişleri sürüyor. 03 Eylül haftasında hisse senetlerine 98.8 milyon dolar, tahvil bonoya 41.8 milyon dolar yabancı girişi oldu. Tutar olarak yüksek olmazsa da hisse senetlerine son dört haftadır, tahvil bonoya ise son üç haftadır yabancı girişleri devam ediyor. Yine 03 Eylül haftasında bankalardaki yabancı para mevduatı bir önceki haftaya göre yaklaşık 2 milyar dolar artışla 238 milyar dolara ulaşırken TCMB brüt rezervleri 900 milyon dolar artışla 119 milyar dolar oldu. Özellikle toplam mevduatın yüzde 55’ine ulaşan bankalardaki döviz mevduatındaki artış kayda değer. Döviz kurları düşse de yükselse de çözülme bir yana artış sürüyor. Döviz kurlarındaki geri çekilmelerin daha kalıcı hale gelmesi için bu görünümün değişmesi ve talebin azalması önemli olacak.

BORSA DESTEK ARAYIŞINDA

Yazının Devamını Oku

Dünyanın gözü 'merkez'lerde

5 Eylül 2021
ABD’de ağustos ayı ABD tarım dışı istihdam verileri açıklandı. Son 7 ayın en zayıf istihdam artışı görüldü. Bu veriler sonrası piyasalar çok net tepki vermese de ABD doları değer kaybetti, Euro değer kazandı. Türkiye’de ise açıklanan enflasyon verileri takip edildi. Yaşanan gelişmeler sonrası merkez bankalarının bekle gör dönemine girdiği ifade edilebilir.

Küresel piyasalar açısından oldukça önemli görülen ağustos ayı ABD tarım dışı istihdamı 235 bin kişi olarak açıklandı. Önceki 943 bin, beklentiler 733 bin idi. Son yedi ayın en zayıf istihdam artışı. İşsizlik yüzde 5.2 seviyesine gerilerken saatlik kazançlarda ise artış var. Hatırlanırsa Jackson Hole toplantısında Fed Başkanı Powell sonbahar gibi tahvil alımlarının azaltılması yönünde sinyali vermişti. Zayıf gelen istihdam verilerine rağmen Fed beklendiği gibi tahvil alımlarını azaltmaya başlayabilecek mi? Yoksa biraz bekleyip ekonomik verilere göre mi hareket edecek? Bunu zamanla göreceğiz. İstihdam verisinin açıklanması sonrası piyasalar çok net tepki vermezse de ilk etki olarak tahvil alımlarının azaltılmasında bir öteleme beklentisi öne çıkmış gibi görünüyor. ABD doları değer kaybederken euro değer kazandı, ABD 10 yıllık bono faiz oranı önce bir geriledi, sonra yükseldi. ABD borsaları başta olmak üzere dış borsalarda bir miktar kâr satışları görüldü. Bu noktada net tavır için yine ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı açıklamalar beklenecek sanki. ABD enflasyonun yüzde 5.4 seviyesinde kalıp ivme kaybetmesi ve Fed’ın enflasyon artışını geçici görmesi, ABD, Çin ve Euro Bölgesine ait diğer ekonomik verilerde zayıflama emareleri, ayrıca delta varyantının artan etkilerini de dikkate alırsak Fed’in para politikasında değişiklik için acele etmemesi olasılığı daha ağır basıyor. TCMB gibi bekle gör politikası yakın görülüyor.

SICAK PARA GİRİŞİ SÜRÜYOR

TCMB verilerine göre son haftalarda portföy yatırımlarına (sıcak para) giriş devam ediyor. Hisse senetleri ve tahvil bonoda 27 Ağustos haftasında 103 milyon dolarlık giriş söz konusu. Bir önceki hafta 437 milyon dolardı. Bankalar döviz mevduatındaki artış ise biraz ivme kazanmış görülüyor. Yine 27 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 4 milyar dolarlık artışla birlikte 236 milyar dolara yükseldi. Döviz kurlarındaki geri çekilme alım yönünde kullanılmış. TCMB brüt rezervlerinde de belirgin bir artış söz konusu. 9.7 milyar dolar artışla 118.2 milyar dolara ulaşan rezervlerde IMF’den gelen 6.3 milyar dolarlık özel çekme hakkının katkısını dikkate almak gerekecek. Brüt rezervlerdeki artış, sıcak para girişleri, ABD dolarının dış piyasalarda değer kaybı, ihracat ve turizm gelirlerindeki artışlar, piyasalardaki iyimserlik gibi etkenlerin döviz kurları üzerindeki etkileri hissediliyor.

DÜNYADA FİYATLAR ARTMAYA DEVAM EDİYOR

Piyasalarda geçen hafta önemli ve yoğun veri akışı vardı. İç ekonomik gündemde ağustos enflasyonu ve büyüme (GSYH), dışarıda ise ABD ağustos ayı tarım dışı istihdam verileri yakından izlendi. Türkiye’nin bu yılın ikinci çeyreğine ait büyümesi geçen yılın aynı dönemine göre beklentilere paralel olarak yüzde 21.7 gerçekleşti. Bu açıdan piyasalar üzerinde fazlaca bir etki yapmadı. Büyümede baz etkisi önemli bir ayrıntı olmakla birlikte bir önceki çeyreğe göre büyüme yüzde 0.9 olarak kaydedildi. Cuma günü açıklanan ağustos enflasyon verisi ise biraz yüksek geldi. Piyasa beklentisi aylıkta yüzde 0.75, yıllıkta yüzde 18.70 civarındayken, gerçekleşme aylıkta yüzde 1.12, yıllıkta yüzde 19.25 oldu. Bu rakam Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) gösterge faizini aştı. Yine faiz için enflasyon en önemli referans olacak. Faiz kararı için bir süre mevcut enflasyona geçici gözle bakılıp önümüzdeki aylardaki veriler görülmek istenebilir. Muhtemelen bu ayki toplantıda faiz sabit kalacak. Piyasalarda bu yönde bir beklenti oluşmaya başlamış durumda. TCMB’nin çekirdek enflasyonu baz alıp faiz indirimi olasılığını gündeme getiren bir kesim de yok değil. Son dönemde döviz kurlarındaki gerileme kur geçişkenliği açısından bir avantaj sağlar gibi görünse de yaz mevsimi olmasına rağmen gıda fiyatlarındaki yükselişin tekrar ivme kazanması kayda değer bir durum. Ayrıca yaz mevsiminin bitmesiyle gıda fiyatlarındaki yükselişin devamı yönündeki beklentiler mevcut. Gıda fiyat artışları dış dünyada da sürüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) gıda fiyatları endeksi ağustos ayında yüzde 3.9, son bir yılda yüzde 32.9 yükseldi. Kuraklık, kısmi üretim kayıpları, tedarikteki sıkıntılar ve gıda güvenliği konuları çokça tartışılan konular arasında.

ALTIN TEKRAR PARLAR MI?

Altının ons fiyatında son günlerde hareketlenme gözleniyor. ABD tarım dışı istihdamının düşük gelmesi ve parasal genişlemenin bir süre daha devam etme olasılığı, ABD dolarındaki zayıflama, ABD 10 yıllık bono faiz oranında düşüş eğilimin korunuyor olması altın fiyatını destekleyen etkenler olarak görülüyor. 1.800 doların üzerindeki çıkış biraz güç kazanmaya başlamış görülse de çıkışın devamı için son birkaç aydır önem kazanan 1.833 seviyesinin üzerinde kalınması gerekecek. Dolar/TL kurundaki zayıflama nedeniyle ons fiyatındaki yükseliş altının iç piyasalardaki gram/TL fiyatına pek yansımadı. Gram/TL fiyatında yön tayini açısından 480-492 bandı kısa dönem için izlenebilir.

BORSADA TEPKİ ÇIKIŞI ZAYIFLIYOR

Yazının Devamını Oku