"Zeynel Balcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Zeynel Balcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Zeynel Balcı

Zeynel Balcı

Kayıplar geri alınıyor

20 Ekim 2019

Borsa yükseldi, döviz kurları ve gösterge faiz geriledi. Türkiye’nin risk primi (CDS) tekrar 400 seviyesinin altına 370 seviyelerine kadar çekildi. İlk olumlu ve sert tepkinin ardından yine de anlaşmanın fiilen işlerlik kazanması için salı günü beklenecek. Aksi yönde yeni bir gelişme olmaz ise piyasalar diğer gündem konularına dönüp farklı fiyatlama moduna geçebilir. İlk aşamada 24 Ekim Perşembe günkü Merkez Bankası toplantısı var. Suriye gündemi nedeniyle faiz indirim beklentileri zayıflamış ve bir tereddüt oluşmuştu. Döviz kurlarındaki düşüş ve piyasalarda rahatlama ile faiz indirim beklentisi tekrar güç kazandı. Piyasalar bir puanlık indirim bekliyor. Aynı gün yine Avrupa Merkez Bankası toplantısı var. Uzun bir süredir Avrupa Merkez Bankası’nın tavrı parasal genişleme ve düşük faizden yana. Son yayınlanan toplantı tutanaklarında da bu beklentiyi teyit eden ifadeler mevcut. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası da benzer yönde. Fed Başkanı Powell’ın hem faiz indirimi hem de her ne kadar parasal genişleme olarak görülmemesi yönünde uyarılar yapılsa da aylık 60 milyar dolarlık tahvil alımlarına ilişkin açıklamaları malum.

BREXIT SÜRPRİZİ

Diğer bir gelişme de ABD-Çin arasındaki ticaret görüşmelerinde belli konularda anlaşma sağlanması. Ayrıca Avrupa Birliği ve İngiltere arasında Brexit konusunda anlaşma sağlanması dış piyasalardaki iyimserliği artırdı. Faiz indirim beklentileri ve ABD-Çin anlaşmasının bir önceki haftanın bakiyesi olarak kabul edersek geçen haftanın sürprizi Brexit oldu. Brexit konusundaki mutabakat ile Euro ve sterlin değer kazanırken ABD doları zayıfladı. Doların değer kaybı ise altın (ons/dolar) fiyatına yükseliş olarak yansıdı. Ancak altındaki kısa süreli yükseliş hamlesi zayıf kaldı. Bunu ABD uzun dönem bono faiz oranlarındaki tepki yükselişinin korunması, güvenli liman ihtiyacındaki zayıflama ve artan risk iştahı gibi bazı nedenlere de bağlamak mümkün. ABD-Çin, Brexit ve Suriye konusundaki anlaşmayı da dahil edersek piyasaların bir süredir etkisinde kaldığı jeopolitik risklerin oldukça azaldığı söylenebilir. Önümüzdeki günlerde piyasa fiyatlaması açısından gündem daha çok ekonomi ağırlıklı olacaktır. Yine aksi yönde bir gelişme olmaz ise diye eklemek lazım, çünkü piyasaların ne diyeceği kestirilemeyen Trump gibi bir riski var.

BEKLENTİLER OLUMLU

Ekonomi noktasında küresel ekonomideki yavaşlama en temel problem. Çin üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 6 olarak gerçekleşti ki son 30 yılın en düşük rakamı. Gerçi son yıllarda Çin ekonomisindeki soğuma biliniyordu ama ticaret savaşlarının bu gelişmede payı olduğunu da tahmin etmek zor değil. Bakalım küresel ekonomideki yavaşlamaya faiz indirimleri ve parasal genişleme politikaları ne ölçüde çare olacak? Türkiye ölçeğinde faizlerdeki düşüşün emareleri az çok ortaya çıkmaya başladı. Özellikle bunu eylül ayına ait öncü göstergelerden konutta biraz da otomobil satışlarında görmek mümkün. Ancak işsizlik ve sanayi verilerinde henüz görmedik. Düşen faizlerin etkisini ölçmek açısından her iki veri için eylül ve sonraki aylara ilişkin sonuçlara bakmak gerekecek. Fakat Türk ekonomisi için büyüme ve toparlanma ile ilgili beklentilerin olumlu yönde değiştiğini IMF ve yabancı yatırım beklentilerinde de görmek mümkün. Bütçe ve Hazine nakit dengesi açıklarındaki artış dikkat çekici ve borçlanma gereğini artıran bir durum. Piyasalarda olumsuz bir haber akışı olmaz ise toparlanma çabaları sürebilir.

BORSADA SERT DALGALANMA

BORSADA sert düşüş aynı şekilde tepki alımlarıyla karşılaştı. İlk dirençler 99.400-101.000 seviyelerinde. Bu seviyelerde satışlar görülebilir. Sonraki dirençler 103.000 ve 105.000-106.000 seviyelerinde. İlk destekler ise 98.000 ve 96.000-95.000 seviyelerinde. Boşluk (gap) açısından 96.000-95.000 daha önemli. Endekste sert yükselişe bağlı olarak direnç seviyelerinde satış denemeleri görülebilir.

Yazının devamı...

Suriye etkisi ‘sınırlı’

13 Ekim 2019

PİYASALARDA Türkiye tarafından Suriye’ye gerçekleştirilen askeri harekât gündemin ilk sırasına oturdu. Doğal olarak piyasalara olumsuz yansıdı. Ancak bu aşamada borsadaki düşüş ve döviz kurlarındaki yükselişe bakınca kontrollü ve sınırlı bir hareketten söz etmek mümkün. Piyasalar üzerindeki etkileri açısından askeri harekâtın seyri önemli olacak. Ayrıca ABD Başkanı Trump’ın birbiriyle çelişen açıklamalarına duyarlılık azalsa da Türkiye-ABD ilişkileri de önemini koruyacak. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ‘Türkiye’nin kınanması’ teklifine, ABD ve Rusya’nın onay vermemesi kayda değer bir gelişme. Dış bakışı göstermesi açısından 350 seviyelerine kadar çekilen Türkiye’nin CDS oranları (risk primi) Suriye harekâtı ile birlikte 400 seviyesinin üzerinde taşınsa da cuma günü itibariyle yükseliş ivme kaybetmeye başladı.

24 EKİM TOPLANTISI

İç gündemden devam edecek olursak, 24 Ekim Merkez Bankası toplantısı öne çıkıyor. Suriye olayına kadar düşen enflasyon etkisiyle piyasada faiz indiriminin gelebileceği konusunda hakim bir görüş vardı. Piyasaların biraz gerilmesi ve döviz kurlarındaki yükselişi dikkate aldığımızda, Merkez Bankası faiz indirim beklentileri konusunda bazı tereddütler oluşmadı değil. O tarihe kadar döviz kurlarında agresif bir yükseliş olmazsa düşüş eğilimindeki enflasyon önemli bir referans olarak görülebilir. Yine de kararı görmek gerekecek. Ekonomideki yavaşlamaya bağlı olarak yıllık cari fazla 5 milyar doları geçti. Ödemeler dengesi tablosuna bakıldığında portföy yatırımları (sıcak para) ve dış borç geri ödemelerine bağlı çıkışlar dikkat çekici.

Bankalarda geçen hafta bir miktar azalsa da son aylarda artışını sürdüren döviz mevduatına bağlı talep de kurlar açısından önemli. Salı günü bütçe verileri takip edilecek. Bir diğer dikkat çeken veri ise bankacılıkla ilgili. Faiz düşüşü sonrası bir miktar kredi büyümesi gerçekleşmişti. 10 Ekim haftası kredilerdeki büyüme durmuş görülüyor. Buna karşılık 127 milyar TL tutarındaki takipteki kredilerin 132 milyar TL’ye yükselmesi oldukça dikkat çekti. Bir haftada 5 milyar TL’lik artış, BDDK’nın izlemedeki kredilerle ilgili bankalara son bildiriminin işlerlik kazandığını gösteriyor. İç gündem ile ezcümle, her ne kadar ekonomik veriler önemli görülse de piyasaların Suriye fiyatlaması gelişmelerin seyrine göre dozu artıp azalmakla birlikte bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.

Dış piyasalar ise içeriye göre son günlerde daha iyimser. ABD-Çin ticari görüşmelerinde kısmen anlaşma çıkması, ABD Merkez Bankası (Fed) faiz indirim beklentileri ve Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişlemenin devamı yönündeki söylemler öne çıkıyor. Fed Başkanı Powell’ın Fed’in faiz indirimine açık olduğu ve tahvil alımlarından söz etmesini saymak da gerekir. Parasal genişleme değil ama para piyasalarının düzgün şekilde çalışmasına yönelik olarak Fed’in tahvil alımlarının aylık 60 milyar dolar olacağı ve 2020 ikinci çeyreğine kadar süreceği açıklandı. Ancak piyasaların bir bölümü parasal genişleme olarak algılamaya başladı bile. Dış piyasalarda haftanın kapak sözü ABD’li ünlü spekülatör Jim Rogers’dan geldi. Rogers, ABD tarihinin en büyük borç yükü altında ama dolara talep devam ediyor, aklı başında kimse dolar almaz, dedi. Dışarıdan ayrışan iç piyasalar-da temkinli görünüm korunuyor.

Yazının devamı...

Faiz indiriminin yolu açık

6 Ekim 2019

PİYASALARDA merkez bankaları faiz kararları yine öne çıkmaya başladı. İç piyasalarda eylül enflasyonun beklentilerin altında kalması ve baz etkisiyle yıllık enflasyonun tek haneye düşmesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 24 Ekim toplantısı için faiz indirim olasılığı artırdı. Ancak öncekilere göre daha sınırlı bir faiz indirimi beklentisi hakim. Dış piyasalarda ise ABD-Çin ticaret savaşına şimdi de ABD-Avrupa Birliği’nin yeni bir cephe olarak eklenmesi, zayıflayan ABD imalat, hizmet ve istihdam verileri, Euro Bölgesi’nde gerileyen enflasyon ve PMI (satın alma yöneticileri endeksi) yeni faiz indirimleri olasılığını artırdı.

Piyasalar 30 Ekim toplantısında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) üçüncü kez 25 baz puan faiz indirimine gitmesini yüzde 75 olasılık olarak değerlendiriyor. İçerinde ve dışarıda yeni faiz indirimlerinin reel ekonomiye ve para piyasalarına yansımaları olacaktır. Ancak geçmişe kıyasla daha sınırlı bir etki bekleyenler çoğunlukta. Alternatif olması açısından beklentilerin önceden fiyatlanması nedeniyle para ve sermaye piyasalarına yansımalar belli ölçüde hissedildi.

Küresel ekonomide yavaşlama olunca borsalar daha seçici davrandı. İç piyasalarda TCMB faiz indirimleri kredi ve mevduat oranlarını aşağıya çekince konut satışları başta olmak üzere reel ekonomide canlanma gözleniyor. Otomobil satışlarında da eylülde bir artış var. Yine baz etkisinin katkısıyla eylülde otomobil pazarı yüzde 101, hafif ticari araç pazarı yüzde 23 arttı. 2019 dokuz aylık dönemde ise yıllık yüzde 39’luk azalma var. Bu rakam geçen aylarda yüzde 50 azalma şeklinde idi. Ekonomik aktivitedeki artışı PMI verileri ve biraz da bankaların kredi artışlarında görmek mümkün. Enflasyon ve büyümede yıl sonu tahminleri de iyileşmeye başladı. Faiz düşünce para “su akar yolunu bulur” hesabı yeni limanlar bulacaktır.

Bankalardaki yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 193 milyar doları geçti, toplam mevduatın yüzde 54’üne ulaştı. Haftada ortalama bir milyar dolar artıyor. Borsadaki yabancı payında hafif artış görülürken tahvil bono ve hisse senetlerine haftalık yabancı giriş çıkışları 50-100 milyon dolar söz konusu. Bu verilerden anlaşılan yabancılar da bu dönem işin daha çok trade (al-sat) tarafındalar. Faiz düşüşleri sürecek ise önümüzdeki dönemde borsalar zor iç ve dış ekonomik gündemin rahatlamasıyla daha fazla pay alabilir

BORSADA 106 BİN GEÇİLMEDİ

Yazının devamı...

Borsada banka çıkışı sürüyor

29 Eylül 2019

 Döviz kurları ve gösterge faiz oranlarında ise düşüş eğilimi hakim. TCMB ve öncü merkez bankalarından gelen faiz indirimleri borsalardaki yükselişin ana nedenlerinden biri. İç piyasalara yönelik olarak ise ABD büyükelçisi tarafından sözlü olarak Türkiye’ye iletildiği söylenen “Türkiye-ABD ticaret hacminin 100 milyar dolara yükseltilmesi ve alüminyum ile çelikte gümrük vergisi indirimi” içeren teklifin olumlu etkisi ayrıca önemli. Ancak teklif henüz resmiyet kazanmış değil. Yazılı hale gelir, resmiyet kazanır ve kabul görürse piyasalar üzerindeki olumlu yansımaları sürebilir. Detaylar sonra önem kazanır. Geçen yıl Türkiye-ABD dış ticaret hacmi 20 milyar dolar seviyelerinde idi. Bunun 5’e katlanması nasıl olacak, altı nasıl doldurulacak konusu sonraki mesele.

UMUTLARI ARTTIRDI

İç piyasalar için diğer önemli konu başlığı ise merkez bankası faiz indirimlerinin reel ekonomiye daha doğrusu ekonomik büyümeye katkılarının nasıl olacağı, konusu. Mevduat ve kredi faiz düşüşü ile konut sektöründe ilk yansımalar görüldü. Üç kamu bankasının düşük faiz uygulamasını Türkiye’de üretilen otomobiller için de getirmesi otomotiv sektöründe umutları artırdı. Daha önce de vurguladığımız üzere, satın alma gücündeki zayıflama ve hane halkı yüksek borç yapısının faiz indirimlerinin ekonomiye yansımalarını nasıl etkileyeceğini zaman içinde görebileceğiz. Bu noktada merkez bankasının faiz indirimlerine devam edip etmeyeceği konusu ayrıca önemli olacak tabi ki.

Geçen hafta TCMB Başkanı Uysal, enflasyonda düşüşün devamını beklediklerini söylerken “para politikasındaki alanı önden yüklemeli kullandık” dedi. Yani enflasyon düşüş beklentilerini faizlere yansıtmakla birlikte bundan sonraki faiz indirimleri artık daha sınırlı olabilecek veya enflasyondaki gerçekleşmeler referans olacak mesajını verdi. Bu açıdan 3 Ekim’de açıklanacak eylül enflasyonu önem kazanıyor. Beklentiler eylülde % 1.30-1.40, yıllıkta ise % 14 civarında. Ağustos enflasyonu % 0.86 gerçekleşmişti. Yaz mevsimsellik etkisinin azalması, döviz kurlarındaki düşüşün durması ve bazı kamu zamları dikkate alındığında eylülde beklentiler biraz yükselmiş görülüyor. Bu açıdan merkez bankası faizi indirimleri en azından biraz soluklanabilir. Bu da faiz düşüşlerinin ekonomik aktiviteye katkısını zayıflatabilir. Dış piyasalarda ise ABD-Çin ticaret görüşmeleri (savaşı) ve başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere öncü merkez bankalarının para politikası temel parametreler olarak görülüyor. Fed, son toplantının ardından ileriye dönük faiz kararları hakkında net bir mesaj vermedi. Onlar da ekonomide önünü görüp ona göre karar verme tarafındalar. ABD-Çin ticaret görüşmeleri 10 Ekim’de tekrar başlayacak. Trump’ın “anlaşma yakın” açıklaması olumlu algıya neden oldu. Pek bir şey çıkmaz diye beklenen ABD’de Trump’ın azline yönelik soruşturma, İran’a yönelik ABD yaptırımı, Suriye konusu, bankalarda artışını sürdüren ve 192 milyar doları aşan yurt içi yerleşik döviz mevduatı, Türkiye’nin risk primlerindeki (CDS) gerileme, İstanbul’da tedirginliğe yol açan deprem diğer önemli konu başlıkları. Borsaistanbul, banka hisselerinin katkısıyla dış borsalardan olumlu ayrışmaya başladı. Piyasalarda mevcut trendler ve iyimserlik korunuyor.

BORSADA 106 BİN SEVİYESİ ÖNEMLİ

Borsada yükseliş sürüyor. 106.000 ilk direnç seviyesi. Bu seviyelerde satışlar görülebilir. 106.000 seviyesinin geçilmesi durumunda çıkışın devamıyla birlikte sonraki dirençler 108.000 ve 110.000 seviyelerinde. Ayrıca 106.000 seviyesinin üzerinde çıkış formasyonlarından “ters omuz baş omuz” formasyonu işlerlik kazanabilir. İlk destekler 103.500 ve 101.000 seviyelerinde bulunuyor. Direnç seviyelerinde satış denemeleri görülse de çıkış hareketi gücünü koruyabilir.

Yazının devamı...

Borsada olumlu hava korunuyor

22 Eylül 2019

Borsada yükseliş denemeleri kâr satışlarıyla karşılaşırken döviz kurlarında hafif yukarı yönlü hareket vardı. Gösterge faiz oranında ise düşüş ivme kaybetti. İç ve dış borsalarda merkez bankalarından gelen faiz indirimlerinin yansımaları azalmakla birlikte olumlu etkilerinin sürdüğünü söylemek mümkün. Ancak Borsa İstanbul’da bankacılık sektörüne ilişkin gelişmelere bağlı olarak biraz daha zayıf bir görünüm hakim. BDDK’nın bankalara yarısı inşaat ve enerji sektörüne ait olmak üzere “46 milyar TL’lik kredinin takip hesaplarına ayrılması ve kredi zarar karşılıklarının ayrılması” yönünde bildirimde bulunması borsadaki banka hisselerine satış olarak yansıma gösterdi. Takipteki krediler/toplam krediler oranını 6.3 seviyesine yükselmesi dışında bu yıl için banka kârlarını azaltıcı yönde bir etki olacağından banka hisselerine gelen satışları olağan karşılamak gerekir. Ancak orta ve uzun dönem şeffaflaşma açısından olumlu değerlendirmeler de geldi. Ardından İş Bankası ve Akbank’tan yüzde 55’lik Türk Telekomünikasyon AŞ paylarının satışı amacıyla Morgan Stanley satış danışmanı olarak yetkilendirilmesi haberi geldi. Bu gelişmeleri art arda koyduğumuzda bankacılık sektöründe bir bilanço temizleme operasyonu gibi de görmek mümkün.

35-40 MİLYAR TL KÂR

Geçen yılki ağustos ayından sonra sorunlu kredilerde artış olduğu bilinen bir durum. Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, bankaların bu yılı 35-40 milyar TL arası bir kârla kapatabileceklerini söyledi. Hatırlanacağı üzere geçen yıl bu rakam 53 milyar TL idi. Bankacılık sektöründe artacak kredi takiplerinin borçlu şirketlere yansımalarını zaman içinde görebileceğiz. TCMB’den gelen faiz indirimlerinin yansıması olarak kredi faizlerindeki düşüş bir avantaj sunuyor. Ama yine de uygulamaları ve gerçekleşmeleri görmek gerekir. TCMB’den gelen faiz indiriminin ekonomiye yansımaları merak edilen bir konu idi. Geçen hafta açıklanan Ağustos konut satışlarındaki artış bu açıdan önemli bir işaret sayılabilir. Konut sektöründen verilen görüşlere göre beklentiler önümüzdeki aylarda artışın sürebileceği yönünde. Benzer görüşler henüz rakamlara yansımadı ama otomotiv sektöründen de geliyor. Yüksek işsizlik, hane halkı borç yapısı ve gelir kayıpları faiz düşüşünün ekonomiye olumlu etkilerini zayıflatabilecek gelişmeler.

GÖRÜŞMELER TEKRAR BAŞLADI

Dış piyasalarda ise Suudi Arabistan’da iki petrol tesisine yapılan saldırılar nedeniyle yaşanan petrol şoku, birkaç hafta içinde üretimin normale döneceği yönündeki açıklamalarla kısa sürdü. ABD Başkanı Trump’ın İran’ı sorumlu göstermesi ve gerekirse savaşı telaffuz etmesi gerginliği sıcak tutuyor ama piyasada bu yönde duyarlılık şimdilik azalmış görülüyor. Diğer gelişme ise ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararı oldu. Beklendiği üzere Fed 25 baz puan faiz indirimine gitti ancak sonraki toplantılar için net bir sinyal vermeyince piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı kaldı. ABD ekonomisi bu aşamada güçlü konumunu koruyor. ABD-Çin ticaret görüşmeleri tekrar başladı, henüz bir anlaşmaya dair bir açıklama gelmedi. Bir sonuç çıkar mı bilen yok. Borsa İstanbul’da yabancı payı hafif gerilerken faiz düşüşüne rağmen yabancıların tahvil bono tarafında az da olsa satışta olmaları, biraz da faiz düşüşünün etkisi olsa gerek bankalardaki döviz mevduat artışının sürmesi ve 191 milyar doları aşması, petrol fiyatının yükselişine paralel içerideki akaryakıt zammı, Eylül’de tüketici güven endeksinin 55’e gerilmesi ve Suriye konusu diğer satır başlıkları. Borsada olumlu hava korunmakla birlikte daha temkinli bir görünümden söz etmek mümkün.

BORSA ÇIKIŞ HAREKETİ ZAYIFLIYOR

- BORSADA çıkış hareketinin ardından gelen kâr satışlarıyla kısa dönem çıkış trend desteğinin altına salınım gerçekleşti. 100.000 ilk destek olarak görülürken bu seviyenin altında verilecek sonraki destek noktaları 98.500-97.500 seviyelerinde bulunuyor. İlk dirençler ise 102.000-102.500 seviyelerinde bulunuyor. Tepki çıkışının devamı ve güç kazanması için bu seviyelerin geçilmesi gerekecek. Sonraki dirençler 104.150 ve 106.000 seviyelerinde. 102.500 seviyesinin geçemeyen çıkış denemeleri satışla karşılaşabilir. 

Yazının devamı...

Merkez Bankası bekleniyor

8 Eylül 2019

Büyüme ile ilgili beklentilerde olumlu yönde revizeler de görüldü. Ünlü ABD’li yatırım bankalarından JP Morgan’ın Türkiye için 2019 yılı ekonomik daralma beklentisini yüzde 1.7’den yüzde 0.3’e indirdiğini açıklaması kayda değer. Enflasyonda ise hem beklentiler biraz daha yüksekti hem de yüzde 2.53 gelen İstanbul ağustos enflasyonu sonrası aylık yüzde 0.86 artışı biraz sürpriz olarak görüldü. Yıllık enflasyon yüzde 15.01 seviyesine çekilince 12 Eylül Merkez Bankası faiz kararı için oldukça iyi bir referans oldu.

Önümüzdeki haftaki toplantıda piyasa beklentileri 2-3 puan arasında indirim yönünde.

TCMB faiz düşüşünün doğal olarak banka mevduat, kredi faiz oranları ve gösterge faize de aşağı yönlü etki etmesi beklenebilir. Bu durum yavaşlayan ekonomiye bir ivme olarak yansır mı? Yakından izlenen konu başlıklarından biri de bu. BDDK verilerine göre banka kredilerinde hafif bir kımıldama var. Ağustos ayı ilk haftasında 2.49 trilyon TL olan banka kredileri Ağustos sonu itibariyle 2.53 trilyon TL seviyesine yükselmiş görülüyor. Konut kredilerinde ise 178 milyar TL’den 181 milyar TL’ye bir artış söz konusu. Bu canlanma işareti için tabi ki yeterli değil. Bu arada döviz kurlarındaki düşüş ve bankalardaki döviz mevduatında çözülme de önemli olacak. Kurlarda bir gevşeme görülse de bankalardaki döviz mevduatlarında henüz bir çözülme görülmüyor. TL’ye dönüş ve güvenin oluşması ekonominin ivme kazanması için gerekli.

ILIMAN HAVA

Dış piyasalarda ise daha ılıman bir hava söz konusu. Çin kaynaklı gelişmelerin payı önemli tabii ki. Bir de ABD Başkanı Trump’tan bu ara olumsuz yeni bir açıklama gelmemesini de saymak gerekecek. ABD-Çin arasındaki ticari görüşmelerin ekimde başlayacak olması anlaşma yönündeki umutların tazelenmesine neden oldu. Bu durum ABD tahvil bono faiz oranlarında düşüşün ivme kaybetmesi ve hafif yükseliş göstermesiyle desteklendi. 18 Eylül’deki Fed toplantısında 50 baz puan yerine çeyrek puanlık indirimin olasılığının güç kazanması etkili oldu denebilir. Bu gelişmeler risk iştahının da artmasıyla bir süredir yükselişini sürdüren altın fiyatlarına kâr satışları getirdi. Küresel ekonomideki ve piyasalardaki son dönemdeki karamsar havanın dağılması için olumlu bir fiyatlamaya ihtiyaç vardı. ABD-Çin görüşmeleri bu ihtiyaca cevap verdi bir bakıma. Uzun süredir devam eden ve sonuç alınmayan görüşmelerden bu defa anlaşma çıkacak beklentisi ve ön kabul bu aşamada fazlaca iyimserlik olacak.

İşin bir tarafında Trump varsa yine de ihtiyatlı olmak gerekecek. Bir de ABD-Çin arasındaki ticaret savaşının global ekonomiye zarar verdiği veya vereceği kabul gören bir görüş. Ekonomik aktiviteyi yavaşlatması dışında sermaye hareketlerine de etkilemesi bekleniyor. “Ticaret savaşının kârlara negatif etkisi şirketleri evlerine döndürüyor” şeklindeki Bloomberght haberi bu açıdan önemli. Dış piyasalardaki yumuşama, Arjantin olayının lokalize görülmesi iç piyasalara olumlu yansırken Türkiye’nin 400’ün üzerinde seyreden risk primi (CDS) oranları geçen hafta 370 seviyelerine kadar çekildi. Piyasaları taşıyacak güçlü beklenti henüz oluşmasa da toparlanma çabaları sürüyor.

BORSADA TEPKİ YÜKSELİŞİ

Yazının devamı...

Gözler eylülün ilk haftasında

1 Eylül 2019

PİYASALARDA dalgalı seyirle birlikte yön arayışı ve kararsızlık görülüyor. Borsada geriye çekilmeler tepki alımlarıyla karşılaşırken benzer görünüm gösterge faiz ve döviz kurları için de geçerli. Bu görünüm yoğun gündem ile ilgili. Arjantin ve ABD-Çin ticaret savaşına yönelik gelişmeler oldukça önemli paya sahip. Bu arada ABD Başkanı Trump’a ayrı parantez açmak gerekecek. Gün aşırı bazen birbiriyle çelişen açıklamalar piyasaları dalgalandırıyor. Çin’e ek gümrük vergisini artıracaklarının hemen sonrası “Çin’le müzakerelerde herhangi bir zamanda olduğundan daha iyi durumdayız” dedi. Sorunun kaynağı Çin’in bugün ve gelecek yıllarda ABD’nin en büyük rakibi olması. Ayrıca ABD’nin Çin’e dış ticarette verdiği yıllık 350-400 milyar dolar arasında değişen dış ticaret açığı. Küresel ekonominin dört motorundan biri kabul edilen ihracata dayalı Çin ekonomisi büyümde son yıllarda ciddi ivme kaybediyor. Son on yılların en düşük seviyelerinden biri olan yüzde 6.2 seviyesine kadar çekildi. Çin ekonomisine ilişkin yüksek borç yapısı da bilinen bir durum. Bu açıdan Çin’den ek gümrük vergisiyle biraz daha fazla vergi geliri elde etmekten çok küresel ekonomideki yavaşlama ile en büyük rakibine set çekmek gibi bir amaç da olabilir. Çin de 1.1 trilyon dolarlık ABD tahvil stokuna sahip. Sanki zımni bir anlaşma var. Çin ABD tahvilini alıyor, ABD ise Çin malını alıyor ve bazı fabrikaları Çin’de üretim yapıyor. Belki başka hesaplar da vardır ama bu çekişmeden global ekonominin ve Türkiye’nin de sıkıntı duyduğu veya duyacağı aşikar görünüyor.

İKİNCİ ÇEYREK BÜYÜME

Son dönemlerde soğuyan Türk ekonomisi bir dengelenme ve dipten dönüş çabası yaşarken ihracat artışından önemli bir katkı bekliyor. Dış dünyada ticaret savaşı kızışıp global ekonomide yaşanacak bir yavaşlama doğal olarak bu sürece olumsuz yansıyacaktır. Pazartesi günü TÜİK tarafından açıklanacak ikinci çeyrek büyümesi bu açıdan önemli. Piyasa beklentisi yüzde 1-2 aralığında bir küçülme yönünde. Hatırlanacağı üzere 2019 yılı ilk çeyrek 2.6’lık küçülme yaşanmıştı. Mayıs ayından itibaren ivme kazanan ihracat artışı temmuzda ivme kaybederek yüzde 7.9 artış yönünde gerçekleşti. İhracat artışı haziranda yüzde 14.3, mayısta 12.1 idi. Dışarıdaki yavaşlama bir parça ihracata yansımaya başlamış demek yanlış olmaz. Salı günü ise Ağustos enflasyonu var. Yine piyasa beklentisi aylık yüzde 1.00-1.15, yıllık bazda ise yüzde 15-16 seviyelerinde artış şeklinde. Enflasyon verisi Merkez Bankası faiz kararları için referans olacak. Diğer bir referans noktası da dışarıda devam eden faiz düşüş furyası tabi ki.

FAİZLERDE DÜŞÜŞ EĞİLİMİ

ABD ve Almanya başta olmak üzere gerek tahvil bono gerekse merkez bankaları tarafında faizlerde düşüş eğilimi sürüyor. Bu durumun Türkiye gibi gelişen ülkelere olumlu yansıyacağı yönündeki algı Arjantin kaynaklı gelişmelerle zayıflamaya ve bozulmaya başladı. Türkiye’nin CDS oranları hala 400’ün üzerinde seyrediyor. Borsaistanbul’da yabancı takasında son günlerde bir miktar gerilme söz konusu. Ancak düşen faiz oranları alternatif piyasa olması nedeniyle borsalar için bir avantaja dönüşür mü? Zamanla göreceğiz. Küresel ekonomideki durgunluk sinyal ve beklentileri borsaları da olumsuz etkilemiş durumda. Bu açıdan alternatif piyasalar arasındaki sermaye akışı belirleyici olacak. Düşen faiz ve ABD-Çin geriliminden merkez bankalarının da alımlarıyla şimdiye kadarki süreçten “altın yatırımcısı” en çok yararlanan kesim oldu. Türkiye-ABD ilişkileri, Suriye konusu izlenmesi gereken diğer önemli konu başlıkları olacak. Toparlanma çabalarına rağmen piyasalarda temkinli görünümün dağıldığını söylemek için erken.

BORSA DESTEKLERİNDE TUTUNUYOR

Borsa geri çekilmeler destek seviyelerinde tepki alımlarıyla karşılaşıyor. İlk dirençler 97.500-98.000 seviyelerinde bulunuyor. 98.000 seviyesinin geçilmesi durumunda yükselişin devamıyla birlikte çıkış formasyonlarından “alçalan takoz” olasılığı gündeme gelebilir. Sonraki dirençler 100.000 ve 104.000 seviyelerinde görülürken ilk destekler 95.000-94.000 seviyelerinde. 98.000 seviyesini geçemeyen çıkış denemeleri satışla karşılaşabilir.

Yazının devamı...

Umutlar faiz indirimlerinde

25 Ağustos 2019

PİYASALARDA dalgalı seyirle birlikte borsada zayıflama, döviz kurlarında ise yukarı yönlü hareketlenme görüldü. Dış kaynaklı gelişmelerin iç piyasalara yansıması olan bu durumda Arjantin’in payı biraz fazla. ABD Merkez Bankası (Fed) faiz indirim süreciyle birlikte Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişen ülkelere ilişkin olumlu algı sorgulanmaya başladı. Arjantin Pesosundaki değer kaybı ve borsasındaki düşüş küresel piyasalara belki sınırlı bir yansıma gösterdi. Ancak bir tetik ve bulaşma riskini de olasılık olarak gündeme getirmedi değil. Gelişen ülkeler endeksinde (Morgan Stanley Capital International-MSCI) düşüş eğilimi sürüyor. Aynı ligde olduğumuzdan Borsaistanbul da nasibini aldı haliyle. Türkiye’nin risk primi 400 seviyesinin üzerinde seyrediyor. Bu görünüme son günlerde bir miktar TL’nin değer kaybı da eklenmiş durumda. İç piyasaların rahatlaması için dışarısının durulması ve denge bulması önemli olacak. Bunun için de gelişen ülkeler kadar ABD ve Almanya başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin de sakinleşmesi gerekecek. Bu açıdan Fed faiz politikasının netlik kazanması elzem görülüyor.

OLUMLU ALGI

Fed’in eylül toplantısında çeyrek puanlık faiz indirimi kuvvetli olasılık olarak görülse de Başkan Trump’ın isteği bir puanlık indirim yönünde. Trump’ın Fed’e faiz indirim baskısı artık eleştiri boyutunu aşmaya başladı. Belki de gelecek yıl için seçim kaygısı taşıyor, bilemiyoruz. Fed eylülde yeni faiz indirimine giderse bu durum gelişen ülkeler için olumlu algıya neden olabilir. Fed yetkililerinin de verdikleri mesajlardan kafalarının oldukça karışık olduğu anlaşılıyor. Jackson Hole toplantısında Fed Başkanı Powell’dan da net mesajlar çıkmadı. Avrupa‘da da durum çok farklı değil. Genişlemeci para politikası uygulayan Avrupa Merkez Bankası son toplantı tutanaklarında “yavaşlama muhtemelen beklenenden daha uzun sürecek” açıklaması durumu özetliyor. Negatif faizli tahvil tutarının 16 trilyon dolara ulaşması resesyon beklentilerinin fiyatlandığının göstergesi. Çin ise ABD’nin başlattığı ticaret savaşına 1 Eylül itibariyle 75 milyar değerinde ABD ürünlerine ek vergi koyarak misilleme yaptı. Trump durur mu? Çin’e uygulanan gümrük vergisini 5 puan arttırdı. Çin’de üretim yapan ABD’li şirketlere, geri dönün ve alternatif üretim yerleri seçin dedi. Açıklama sonrası Dow Jones ve dış borsalarda sert satış görüldü. Altın fiyatı (ons/dolar) yükseldi. Haftaya iç piyasalara da yansımalarını görebiliriz.

ZORUNLU KILIYOR

Ticaret ve kur savaşları tam gaz sürüyor. Dışarıda hal böyle iken iç piyasalarda da yavaşlayan ekonominin canlanması için umutlar faiz indirimlerine bağlanmış durumda. Merkez Bankası’nın 4.25 puanlık faiz indiriminin yansımalarını önümüzdeki aylarda görebileceğiz. BDDK verilerine göre bankacılık sektörünün verdiği toplam kredi 2.5 trilyon TL seviyesini geçemiyor. Ancak takipteki kredi tutarı 120 milyar TL’yi geçmiş durumda. Yavaşlayan ekonomide borç ödemek zordur, bu açıdan olağan bir sonuç. Banka kredilerindeki bu görünüm bile tek başına faiz indirimlerini zorunlu kılıyor. Ancak satın alma gücündeki gerileme faiz indirimlerinin ekonomik aktivite üzerindeki etkisini zayıflatabilecek bir durum. 2018 Ağustos sonrası ivme kazanan ekonomideki yavaşlama eğiliminin son aylarda bir dengelenme yaşadığı görülüyor. Ama geçmiş ekonomik sıkıntılardan farklı yanı, bu defa ağrılık olarak reel sektör odaklı olması. Ancak düşen banka kârlarından ve artan takipteki krediler tutarından artık finans kesimini de etkilemeye başladığı görülüyor. Umarız ekonomideki dengelenme sürer ve sonrasında faiz indirimlerinin de etkisiyle hareketlenme başlar. Bunun için
küresel ekonomideki gelişmeler önemli bir referans olacak. Piyasalarda dış kaynaklı gelişmelere bağlı olarak dalgalı seyirle birlikte denge arayışı sürebilir.

BORSADA TEPKİ ÇIKIŞI

Yazının devamı...
Zeynel Balcı Kimdir?

Zeynel Balcı