Zeynel Balcı

Zeynel Balcı

Piyasalar umutlandı

6 Temmuz 2025
24 Temmuz toplantısında TCMB’den beklenen faiz düşüşü ciddi olarak fiyatlanmaya başlandı. Beklentiler 250 veya 350 baz puanlık indirim yönünde. Borsa İstanbul hemen hareketlendi; bankacılık, konut ve inşaat bağlantılı hisseler olumlu tepki verdi. Uzun süredir primsiz kalan hisseler için bir umut yeşerdi. İç ve dış gündemde piyasa bozucu bir haber akışı olmazsa bu süreç korunabilir. Aşırı iyimserliğe kapılmak için erken ama uzun süredir baskı altında kalan ve ciddi zarar yazan borsa yatırımcısının kullanabileceği bir zemin oluştu diyebiliriz.

BİRBİRİ ardına gelen haberlere bağlı olarak piyasalar olumlu havaya büründü.  ABD Başkanı Trump’ın gümrük tarifeleri, İran-İsrail savaşı, iç gündemdeki siyasi gelişmelerin baskısı kısa sürede değişti. Savaş bitti, ABD ve Çin arasında anlaşma sağlandı. Son olarak CHP kurultayına ilişkin dava 8 Ekim’e ertelendi. Gelişmeler Borsa İstanbul’da hacimli sert yükselişe neden oldu.

MERKEZ’DEN İNDİRİM BEKLENİYOR

BIST100 Endeksi, bir süredir enflasyondaki düşüş ve buna bağlı olarak TCMB faiz indirim beklentilerini fiyatlamakta zorlanıyordu. Kurultay davasının ertelenmesiyle bu mani aşıldı. Buna bağlı olarak 24 Temmuz toplantısında TCMB’den faiz düşüşü ciddi olarak fiyatlanmaya başlandı. Beklentiler 250 veya 350 baz puanlık indirim şeklinde. Bu yönde yerli ve yabancı finans çevrelerinden görüşler gelmeye devam ediyor. Faize en duyarlı sektör olan bankacılık hisseleri ilk ve en belirgin tepkiyi verdi. Onu konut (GMYO) ve inşaat bağlantılı (çimento) hisseler izledi.

Şimdi şartlar değişiyor. Borsada yükselen işlem hacmi hisselere ilginin artmaya başladığını göstermesi açısından önemli bir referans. Bu noktada “hisse fiyatı yükselecek diye alınır” diyen eski borsacı sözüne de atıfta bulunmak gerekecek. Uzun süredir primsiz kalan hisseler için bir umut yeşerdi. İç ve dış gündemde piyasa bozucu bir haber akışı olmazsa, bu süreç bir süre daha korunabilir. Faizdeki gerileme aynı zamanda yavaşlayan reel ekonomi üzerinde de hareketlenmeye neden olacaktır. Sanayi kesiminde canlanma beklentileri dışında gerileyen faizler finansman giderlerini de azaltıcı bir işlev görebilir. Faiz düşüşü ile TL’nin değer kaybının ihracatçıya  katkı sağlaması olasıdır. Ancak döviz kurlarındaki yükselişin daha geniş ölçekte enflasyon üzerinde olumsuz bir etkisi olması olağan bir gelişme sayılmalı. Bunu da bir bakıma ilacın yan etkisi gibi görmek gerekecek.

TEMKİNLİ OLMAK GEREK

Reel ekonomide yaşanacak bir canlanma doğal olarak mikro bazda şirket bilançolarına da olumlu yansıma gösterebilir. Hatırlanırsa geçtiğimiz yıl ve bu yılın ilk çeyrek bilançolarında enflasyon muhasebesi ve ekonomideki yavaşlama ile çok sayıda şirket zarar açıklamıştı. Aşırı bir iyimserliğe kapılmak için erken. Ama uzun süredir baskı altında kalan ve ciddi zarar yazan borsa yatırımcısının kullanabileceği bir zemin oluşmuş durumda. Mevcut iyimserliğin devamının şartı veya olmazsa olmazı, iç ve dış gündemde geçtiğimiz günlerde yaşadığımıza benzer olumsuz bir haber akışının olmaması. Bu yıl için enflasyon ile ilgili yüzde 20’li, TCMB faizi ile de yüzde 30’lu rakamlar beklenti olarak daha yüksek sesle telaffuz edilmeye başlandı. Bu açıdan bakınca orta ve uzun vadeli umutların içi pek boş değil. Ancak kısa vadede sert yükselen Borsa İstanbul’da mevcut gelişmelerin belli ölçüde fiyatlanmasına bağlı olarak “yorgunluk emareleri görülebilir. 

Yazının Devamını Oku

Dışarıda risk iştahı artıyor

29 Haziran 2025
ABD’nin ticaret anlaşmaları piyasalarda ‘beklendiği’ için çok belirgin bir etki yaratmadı ancak risk iştahının artmasına neden oldu denilebilir. Piyasaları baskılayan olumsuz gündem kısa sürede olumluya döndü. ABD ve Almanya başta olmak üzere borsalarda yükseliş, ABD tahvil faiz oranlarında düşüş, dolarda zayıflama, Euro’da güçlenme devam etti. Petrol ve altın fiyatlarındaki düşüş eğilimi korundu. Jeopolitik risklerin azalmasıyla güvenli limanlara ilgi azaldı. Altın kaybına devam ediyor.

D piyasalarda iyimserlik sürüyor. İran-İsrail savaşının bitmesinin ardından bir iyi haber de ABD’den geldi. ABD Başkanı Trump “Çin ile gümrük tarifeleri konusunda anlaşma imzaladıklarını Hindistan ile de büyük bir anlaşma yapabileceklerini” açıkladı. ABD Ticaret Bakanı Lutnink ise “10 ülke ile anlaşma yolda” dedi. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD ile bir anlaşma yapmak istediklerini ancak uzlaşılamaması durumuna da hazırlıklı olduklarını söyledi. Bu gelişmeler piyasalar tarafından olumlu algılandı. Ancak daha önce beklenti olarak önemli ölçüde fiyatlandığı için ek olarak “çok belirgin” bir etki yapmadı. Bununla birlikte risk iştahı arttı. ABD ve Almanya başta olmak üzere borsalarda yükseliş, ABD tahvil faiz oranlarında düşüş, dolarda zayıflama, Euro’da güçlenme devam etti. Petrol ve altın fiyatlarındaki düşüş eğilimi korundu. Jeopolitik risklerin azalmasıyla güvenli limanlara ilgi azaldı. Altındaki zayıflamanın temel nedeni bu.

ALTININ GÖZÜ FED’DE 

Altın fiyatlarındaki yükseliş, Trump’ın gümrük tarifeleriyle Ortadoğu kaynaklı jeopolitik risklerden beslenmişti. Şimdilerde iki kanatta da bir iyileşme söz konusu. Hal böyle olunca altın fiyatlarındaki gerileme olağan bir durum. Altının önümüzdeki dönemde güç alması için muhtemel majör gelişme Fed faiz indirimi ve zayıf dolar olabilir. Hali hazırda bu etkenler çok baskın görülmüyor. 

Fed faiz indirim beklentilerinin güç kazanması, Fed kararlarına Trump’ın müdahale girişimleri ve yerine yeni aday belirlemeye çalıştığı Powell hakkındaki ağır eleştirileriyle ABD tahvillerinin güvenli liman özelliğinin sorgulanması, doları zayıflatan diğer gelişmeler oldu. Bu noktada zayıf doların ABD ihracat ve ekonomisine olası katkıları konusunda cılız da olsa değerlendirmeler geliyor. 

Fed’in faiz politikasıyla ilgili olarak üyelerinden gelen mesajlar net değil. Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, enflasyon verilerinin olumlu olduğunu ama tarifelerin etkisinin geç görülebileceğini söylerken Boston Fed Başkanı Susan Collins, faiz oranlarını düşürmeyi değerlendirmek için temmuz ayının çok erken olacağını belirtti. Fed Başkanı Powell ise geçen hafta Trump’ı kızdırma pahasına “parasal gevşeme için acele etmeyecekleri” mesajını tekrarladı. Fed gümrük tarifelerinin yansımalarını biraz daha test etmek istiyor. Faiz indirimi için  takvim olarak eylül ağırlık kazanıyor.

EURO GÜÇLENİYOR

Yazının Devamını Oku

Piyasanın savaş duyarlılığı azalıyor

22 Haziran 2025
Piyasalar savaş fiyatlamasını altın ve petrol fiyatları üzerinden okumaya devam ediyor. Trump’ın, ABD’nin savaşa dahil olma kararını iki hafta içinde vereceğini açıklaması kimilerine göre diplomasiye şans vermek kimilerine göre de silah yığma hedefiyle zaman kazanmak anlamına geliyor. Dünya petrolünün 1/5’nin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapatılması senaryosu bütün enflasyonla savaş hikâyelerini olumsuz etkileyeceği için kritik. Türkiye bölgeye yakın olduğundan borsası dışarıya göre daha olumsuz etkilenen ülke olarak dikkat çekiyor.

 PİYASALARIN öncelikli gündemi İran-İsrail arasındaki savaş. Ancak son günlerde savaşa ilişkin duyarlılık azalmaya başladı. İki ülke arasında kara sınırı olmaması ve savaşın hava saldırısı şeklinde cereyan etmesi bu açıdan önemli. Piyasalar savaş fiyatlamasını altın ve petrol fiyatları üzerinden okumaya devam ediyor. Son günlerde altın fiyatlarındaki gerileme, petrol fiyatlarındaki yükseliş denemelerinin zayıf kalması referans olarak görülüyor. Bununla birlikte; ABD’nin savaşa dahil olup olmayacağı, ABD dahil olursa Rusya ve Çin’in nasıl bir tavır takınacağı, savaşın ne kadar süreceği, dini lider Hamaney’e yönelik ABD ve İsrail tehditleri, Hürmüz Boğazı’nın kapanıp kapanmayacağı konusundaki belirsizlikler korunuyor.

TRUMP’IN ‘İKİ HAFTA’SI NEyi İFADE EDİYOR

ABD Başkanı Trump, ABD’nin savaşa dahil olup olmayacağı kararını vermek için iki hafta bekleyeceğini açıkladı. Bunu ‘diplomasiye şans vermek için yaptı’ diye yorumlayan çevreler var. Aksine hazırlık yapmak ve bölgeye silah yığmak için zaman kazanmak olarak değerlendiren görüşler de mevcut. Henüz sonuç vermese de diplomasinin devreye girmeye başlaması önemli ve olumlu. Dünya petrolünün 1/5’nin geçtiği Hürmüz Boğazı, İran tarafından kapatılırsa petrolün varilinin 120-130 dolara çıkabileceği tahminleri yapılmaya başlandı. Bu durumda gerilemeye devam eden küresel enflasyon ve merkez bankaları faiz indirim sürecinin olumsuz etkilenebileceği konusunda öngörüler var. Türkiye coğrafi olarak bölgeye yakın olması nedeniyle borsası dışarıya göre savaştan daha fazla etkilenmiş durumda.

PARA PİYASALARI SAKİN

Savaşı daha yakından hisseden iç piyasalar ve özellikle Borsa İstanbul’da baskı sürüyor. Sermaye piyasaları (hisse senetleri) riskli varlık içerdiğinden para piyasalarına (faiz, döviz) göre daha dalgalı bir seyir izliyor. Döviz kurları sakin seyrini koruyor. Yüksek faiz ve rezervlerdeki toparlanmanın bu görünümde etkili olduğu anlaşılıyor. Son aylardaki gelişmelere bakıldığında Borsa İstanbul ne zaman kendine gelecek gibi olsa bir sürprizle karşılaştı. Enflasyon düşüşüne bağlı olarak TCMB faiz indirimlerine başlamıştı ki 19 Mart’taki siyasi gelişmeler ile sarsıldı. Bunun yaraları sarılırken 2 Nisan’da ABD Başkanı Trump’tan gümrük tarifeleri şoku geldi. Bunun tahribatının telafi edilme aşamasında iken bu defa İran-İsrail savaşı başladı. BIST100 Endeksi ne zaman soluklanacak ve iyimser bakacak olsa bir darbe yedi. Umarız bu son olur. Bunca şeye rağmen BIST100 Endeksi’nin 9.000 seviyesinin üzerinde tutunması dip oluşumu için önemli. Ancak belirsizlikler nedeniyle dip oluştu demek için yine de erken.

PPK’NIN HAZİRAN METNİ ‘GÜVERCİN’ BULUNDU

Geçen hafta iç piyasalar TCMB faiz kararına odaklandı. TCMB tüm faiz oranlarını sabit bıraktı. Buna başta banka hisseleri olmak üzere borsa olumsuz tepki verdi. Ancak satışlar derinlik kazanmadı, cuma günü toparlanma çabaları görüldü. Faize en duyarlı sektör bankacılık olduğu için ilk ve daha derin tepkinin banka hisselerinden gelmesi olağan bir durum. Toplantı metni öncekine göre bir parça daha “güvercin” bulundu ve temmuz ayı için faiz indirim beklentileri güç kazandı. Önceki toplantı metnindeki “parasal sıkılaşma sürecektir” ifadesi çıkarıldı, yerine “enflasyonda kalıcı düşüş ve fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir” ifadesi konuldu. Ayrıca son metinde; Haziran ayında enflasyon eğilimindeki düşüşe, jeopolitik gelişmelere ve gümrük tarifelerine vurgu var. Bundan faizin sabit bırakılmasında bu gelişmelerin de payının olduğu izlenimi çıkıyor.

Yazının Devamını Oku

Piyasalarda savaş gerilimi

15 Haziran 2025
Piyasaların odağında yine jeopolitik gerginlik var. Cuma gününün ilk saatlerinden itibaren İsrail’in saldırısı ile başlayan ve İran’ın verdiği karşılıkla devam eden gerginlik piyasalarda öncelikle altın ve petrol fiyatlarını vurdu. Borsalar sert düştü. Ateşkes veya gerginliğin kısa süreli karşılıklı hava saldırısı olarak kalması bu etkileri azaltabilir. Savaşın seyri ve yaygınlık gösterip göstermeyecegi yakından takip edilecek.

İsrail’in İran’a saldırmasıyla piyasalar tekrar jeopolitik gelişmelerin etkisine girdi. Borsalarda satış, altın ve petrol fiyatlarında yükseliş, dolarda değerleme Ortadoğu’daki savaşın piyasalara ilk yansımaları olurken güvenli limanlar öne çıktı. İsrail kaynaklı açıklamalarda “yeni başlıyoruz” denildi, İran’ın karşılık vermesi ve Tel Aviv’deki merkezleri vurması gerilimin devam edeceği görüşlerini güçlendirdi.

Savaş hali sürerse piyasaya olumsuz yansımaları da devam edecek demek yanlış olmaz. Ateşkes durumu veya kısa süreli karşılıklı hava saldırısı olarak kalması bu etkileri azaltabilir. Savaşın seyri ve yaygınlık gösterip göstermeyecegi yakından takip edilecek.

FÜZELER GÜMRÜK DUVARLARINI GÖLGEDE BIRAKTI

Ortadoğu’da atılan füzeler, gümrük tarifeleriyle yaşanan ‘ticaret savaşları’nı gölgede bıraktı. Küresel ticaretin bir numaralı gündemi ABD ile Çin arasındaki gümrük tarifelerine ilişkin görüşmelerdi. Uzun vadede etkisi olacak bu görüşmelerde bir çerçeve anlaşması çıkması olumlu algılandı. Detay konusunda resmi açıklama gelmedi. Fakat Trump sosyal medya hesabından bazı bilgiler verdi. Yüzde 55’e yüzde 10 gibi bir orandan bahsedildi. Ancak piyasalar anlaşma sağlandı haberini olumlu yönde ayrıca fiyatlamadı. Daha önce beklenti olarak satın almıştı. Ayrıca resmen bilgi olarak detay paylaşılmaması ve Trump bilinmezliğinin ayrı bir risk kaynağı olması, temkinli görünümü beraberinde getirdi.

Diger yandan, ABD enflasyonunun beklentilerin altında kalması Fed’in faiz indirim beklentilerine güç kazandırdı ve takvimi öne çekti. Avrupa’da devam eden enflasyon ve faiz düşüşünün sürmesi ve hedeflerin tutturulması, faiz indiriminin sonuna gelindiği görüşünü öne çıkardı.

Fed’in faiz indirimlerine başlayacak olmasına karşılık Avrupa’nın faiz düşüş sürecinin sonuna gelmesi dolarda zayıflamaya, Euro’da ise güçlenmeye neden oldu.

Yazının Devamını Oku

Bilançolar heyecan vermedi

8 Haziran 2025
Yatırımcılar için önemli göstergelerden olan bilançolar, beklenen hareketi yaratmadı. Bunda yavaşlayan ekonomi ve enflasyon muhasebesinin etkisi vardı. Peki neye dikkat etmek gerekir? Özellikle finansal borç ve finansal giderler izlenmesi gereken kalemler. Döviz dengelerine de ayrıca bakılmasında yarar var.

Şirketlerin karnesi olan bilançolar faaliyet sonuçlarının rakam olarak özetidir. Hisselerin fiyatlamasında en önemli referanslardan biri aynı zamanda. Borsada üçer aylık periyottaki bilanço dönemleri hisse bazlı hareketlerin arttığı ve heyecanlandığı dönemler olarak bilinir. Ancak son birkaç dönemdir bu yönde bir hareketlenme pek olmadı. Bunun gerekçeleri açıklanan bilançoların önemli bir kısmının zarar veya düşük kâr açıklanmasıydı. Beklentiler de bu yöndeydi.

-Açıklanan kâr rakamları ağırlıklı olarak geçtiğimiz dönemlerin altında kaldı. Bu görünümün altında yatan nedenlere baktığımızda; yavaşlayan ekonomi ve enflasyon muhasebesini ilk sıralara koymak gerekecek. Faiz ve döviz kurlarındaki yükselişle birlikte artan finansman giderlerini bunlara ilave etmek de yerinde olacak. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Sanayi Odası (İSO) 500 açıklamasında; şirketlerin finansman giderlerinin faaliyet kârlarının yüzde 97’sine ulaştığı, satışların reel olarak üç yıldır gerilediği bilgisi vardı.

-Yüksek faiz, reel ekonomide yavaşlamaya neden olurken mikro bazda şirket bilançolarındaki kârlılığı da törpüleyen bir gelişme olarak halen geçerliliğini sürdürüyor. Yüksek faizi aşağıya çekmenin yolu ise enflasyondaki düşüşten geçiyor. Enflasyonda görülecek iyileşme TCMB faiz indirim beklentilerini güçlendirecek.

BANKACILIK KÂRLARI 48 MİLYARA GERİLEDİ

Olası bir faiz düşüşünün hem genel ekonominin seyrine hem de şirket bilançolarına olumlu yansımaları söz konusu olabilecek. İlk etkilerin banka hisselerinde görülmesi doğaldır. Kur ve faiz artışıyla kaynak maliyetleri artarken net faiz gelirlerinde bir gerileme yaşandı. Geçen hafta BDDK tarafından açıklanan bankacılık kârlarında bunun izlerini görmek mümkün. 19 Mart ile başlayan süreçte faiz ve kurlar yükseldi. Nisan ayında bankacılık kârı 48 milyar TL’ye geriledi. Oysa şubat ayında 71 milyar TL, martta 98 milyar TL aylık kârlar görülmüştü.

Yazının Devamını Oku

Piyasalar enflasyonu bekliyor

1 Haziran 2025
Piyasalar yarın açıklanacak enflasyon verisine odaklandı. Beklentiler TÜFE’de aylık yüzde 2, yıllık yüzde 36 oranlarında şekilleniyor. Cuma günü açıklanan ilk çeyrek büyüme verisi ve borsadaki düşüş trendinin en önemli gerekçesi faiz. Faiz indirimi için hazirandan başlayan tahminler eylüle kadar uzanıyor. TCMB’nin faiz indirimine gitmesi için enflasyon verileri çok önemli. Zamanlamayı enflasyon belirleyecek.

SATIŞ baskısı altındaki Borsa İstanbul, yükseliş eğilimi süren döviz kurları, düşüşteki tahvil faizleri... İç piyasaların bir süredir görünümü bu şekilde. BIST100 Endeksi’ndeki tepki yükselişi güç kazanamadı, tekrar satış baskısı altına girdi. Yüksek faiz yerli yatırımcıyı bloke ederken yabancı alımları, tek başına borsayı taşımaya yetmiyor. Döviz kurlarında son haftalarda döviz dengesindeki toparlanmaya rağmen ivmesi zayıf da olsa yükseliş sürüyor. TCMB rezevlerinde son üç haftadır artış var. Döviz mevduatındaki yükseliş yerini düşüşe bıraktı. Hisse ve tahvil bono, yani portföy yatırımları; diğer tanımıyla sıcak para girişi istenen düzeyde olmasa da sürüyor. Buna rağmen döviz kurlarındaki yükselişi faiz indirim beklentilerine bağlamak mümkün. Dövizi halen güvenli liman gören tasarruf sahipleri de var.

Söz dövizden açılmışken geçen hafta ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs’ın, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın liranın değer kaybetmesine izin vermesiyle dünyanın en başarılı carry trade uygulaması kırılgan bir duruma geldi” açıklamasına da bir parantez açmak gerekir.

TAHVİL PİYASASI OLASI BİR İNDİRİMİ FİYATLIYOR 

Gösterge tahvil faizi yüzde 50’li seviyelerden yüzde 44’ün altına kadar çekildi. Piyasa olası bir faiz indirimini fiyatlıyor. TCMB faiz indirimi için ise yarın açıklanacak enflasyon verileri oldukça önemli. Beklentiler TÜFE için aylıkta yüzde 2.0, yıllıkta yüzde 36 gibi şekilleniyor. TCMB son enflasyon raporu sunumunda mayıs enflasyonunun düşük geleceği sinyalini vermişti. Yüksek faiz piyasaların ve reel ekonominin önünde ciddi bir engel olarak durmaya devam ediyor. Ayrıca cuma günü açıklanan ve beklentilerin altında kalan bu yılın ilk çeyrek büyüme verisi ile borsadaki düşüş trendinin en önemli gerekçesi de faiz. Yüksek faizi aşağı çekmenin anahtarı ise enflasyondan, yani enflasyonda yaşanacak düşüşten geçiyor. 

TCMB faizi yüzde 46, mevduat faizi bunun biraz üzerinde. Mevcut enflasyon ise yüzde 38’in altında. Gerçi yüzde 15’i bulan stopajlar var ama faizde en azından enflasyona karşı korunma veya enflasyonun üzerinde bir reel getiri söz konusu. 2025 yıl sonu enflasyon tahminleri yüzde 25-30 aralığında seyrettiğine göre önemli sayılabilecek bir reel kazançtan söz etmek mümkün. Risksiz bir getiri varken bunu tasarruf sahiplerinin değerlendirmesi olağan bir durum. BIST100 Endeksi’nin bu getiriyi sağlaması için kaba bir hesapla 12.500-13.500 aralığında bir yerlere ulaşması gerekecek. Bunu şimdiden öngörmek zor.

BORSADA RİSK İŞTAHI ZAYIF 

Piyasayı taşıyacak gündem ve beklenti ihtiyacının sürdüğü Borsa İstanbul’da halen risk iştahı zayıf. Borsanın da zamanı gelecek. Ama bu aşamada biraz daha sabır gerekiyor. Borsa için en büyük beklenti, en önemli rakibi olan faizin aşağılara çekilmesi olacak. Faiz indirimi için ise haziran ayından başlayan tahminler eylül ayına kadar uzanıyor. Zamanlamayı enflasyon belirleyecek. Bunun yanı sıra yüksek faiz bir bakıma koruma ve kalkan işlevi görüyor. 

Yazının Devamını Oku

Yükselemeyen borsa düşer

25 Mayıs 2025
Yaklaşık 10 aydır düşüş eğiliminde olan Borsa İstanbul’un ucuz ve primsiz görünümü daha fazla düşüşü engellerken, yükseliş için piyasayı taşıyacak, olumlu fiyatlamaya konu olacak güçlü beklentiler de henüz oluşmuş değil. Son beş haftadır süren yabancı alımlarına rağmen BIST100 Endeksi’nin güç kazanamaması, yerli katkısının zayıf kalması ve yabancı alımlarının henüz yeterli büyüklükte olmaması şeklinde açıklanabilir.

YOĞUN haber akışıyla birlikte piyasalar dalgalı seyirle yön bulmaya çalışıyor. Borsada sert düşüşe tepki alımları geldi fakat güç kazanamadı. BIST100 Endeksi’nde ucuzluk algısı ve primsiz görünüm dış borsalardaki yükselişin de katkısıyla tepki alımlarına neden oldu. Ancak önemli direnç bölgelerini geçemeyince kısa sürede oluşan kârların realize edilmesi ve “yükselemeyen borsa düşer” anlayışının da öne çıkmasıyla satışlara maruz kaldı. Kontrollü bir geri çekilme söz konusu. Destek noktalarında yine tepki alımları görülüyor. Yaklaşık 10 aydır düşüş eğiliminde olan Borsa İstanbul’un ucuz ve primsiz görünümü daha fazla düşüşü engellerken yükseliş için piyasayı taşıyacak, olumlu fiyatlamaya konu olacak güçlü beklentiler de henüz oluşmuş değil. Ucuzluk algısını da biraz sorgulamakta yarar var.

F/K’LAR YÜKSELDİ

2025 yılı 3’ncü dönem bilançoları oldukça zayıf geldi. Şirketlerin önemli bir kısmı düşük kâr veya zarar açıkladılar. Hal böyle olunca düşen hisse fiyatlarına rağmen fiyat kazanç (F/K) oranları yükseldi. BIST100 Endeksi fiyat kazanç oranı şu sıralar 12 seviyesinin üzerinde seyrediyor. Bu rakam geçen yıl sonu 6-8 aralığındaydı. 2023 yılında ise 5’li rakamlarda kaldı. Şirket değerlemelerinde fiyat kazanç oranı tek ölçek değil elbette ama önemli bir gösterge. Bu açıdan bakılınca BIST100 Endeksi için ucuzluktan öte primsiz tanımı daha doğru olacak. Ucuzluk sadece fiyat ile ölçülecek bir durum değil, bilanço değerlemeleri de aynı derece önemli. Borsada “ucuz etin yahnisi yavan olur” diye bazen haklılık içeren bir söz var. Bilançoların neden düşük performans gösterdiği noktasında ise verilecek cevap, enflasyon muhasebesi ve yavaşlayan ekonomik görünüm olacaktır. 30 Mayıs Cuma günü Türkiye’nin 2025 yılı ilk çeyrek büyüme verisi (GSYH) açıklanacak. Son dönemlerde büyümeyi  baskılayan nedenlerin başında yüksek faiz geliyor. Bu durum yatırım tercihlerini de etkiledi. Yüksek faiz ve risksiz getiri tasarrufları faize yöneltirken risk iştahı azalan Borsa İstanbul’a ilgi zayıf kaldı. Şimdi gelinen noktada, faizin düşmesi için en önemli referanslardan  biri olan enflasyonun gerilemesi bekleniyor. Enflasyon düşürülmeden faizi düşürmenin acı sonuçları 1990’lı yıllardan itibaren birçok kez test edildi. 22 Mayıs Perşembe günkü TCMB ‘enflasyon raporu sunumu’ bu açıdan önemliydi. Enflasyon tahmininde yeni bir revize gelmedi ve yıl sonu için yüzde 24 korundu.

FAİZ İNDİRİMİ BELİRSİZ

TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın “Geldiğimiz noktada mayıs ayı öncü verilerinin nisan ayına kıyasla daha düşük bir seyre işaret ettiğini ekleyebilirim” ifadeleri kayda değer. Bu durum mayıs enflasyonunun nisan ayına göre daha düşük geleceği izlenimi verdi. Ancak TCMB faiz indirim tahminlerinde bir iyileşmeye neden olması bu aşamada fazlaca iyimserlik olacak. Faiz indirimi için haziran ayından eylüle kadar farklı beklentiler var. ABD’li yatırım Bankası Morgan Stanley, TCMB’den Haziran ayında faiz indirimi bekliyor. Bunun zamanını enflasyon verileri belirleyecek elbette.

Faiz dışında son yılların en gözde yatırım aracı altın oldu. Dış piyasalarda ons fiyatının yükselmesine iç piyasalarda dolar/TL kurundaki yükseliş de eklenince altın yatırımcıları enflasyonun üzerinde reel getiri sağladılar. Bu süreç halen devam ediyor. Konutta ise satışlarda bir canlanma emaresi görülse de fiyat artışları enflasyonun altında kaldı. TCMB verilerine göre “konut fiyat endeksi” bir önceki yıla göre yüzde 32.9 artarken reel olarak yüzde 3.6  azalma gösterdi. Çıkış eğiliminin sürdüğü dövizde Euro’yu tercih edenler dış piyasalarda Euro’nun güç kazanmasıyla dolara göre daha fazla getiri sağladılar. Faiz yatırım araçları ve tercihlerine direkt etki ederken Borsa İstanbul’da temkinli görünüm devamında önemli pay sahibi oldu.   

YABANCI ALIMI SÜRÜYOR

Yazının Devamını Oku

Altın kâr satışlarının etkisinde

18 Mayıs 2025
Altında kâr satışlarına bağlı bir geri çekilme söz konusu. Ticaret savaşlarına verilen mola bunun en önemli nedenlerinden. Bu aşamada gelen satışlar kısa dönemli “teknik düzeltme” boyutunda. Ons fiyatında 3.120-3.100 dolar, gram/TL fiyatında ise 3.850-3.900 kısa dönem için önemli destek noktaları olarak görülüyor. İçerde ilk dört aylık enflasyon (TÜFE) oranının yüzde 13.3 olduğunu dikkate alırsak geçen yıl olduğu gibi bu yıl da altın kazandırmaya ve enflasyonu yenmeye devam ediyor.

ALTIN son yılların en gözde yatırım aracı. Güvenli liman ihtiyacı altın fiyatlarındaki yükselişte ana etken oldu. Enflasyon, faiz, ABD doları, fiziki alım satımlar, merkez bankaları para politikaları altın fiyatına yön veren parametreler. ABD Başkanı Trump’ın seçilmesiyle küresel ekonomideki belirsizlikler, gümrük tarifeleri ve savaşlara bağlı artan jeopolitik riskler güvenli liman ihtiyacını öne çıkardı. Bu durum doğal olarak altın fiyatlarında yükselişi beraberinde getirdi. Düşen enflasyona bağlı olarak ABD tahvil faizlerindeki gerileme, dolardaki zayıflama, Avrupa Merkez Bankası faiz indirimleri, ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimine gideceği beklentileri, merkez bankaları ve fonların altın pozisyonlarını artırmaları yükselişi destekledi. Elbirliği ile birçok gelişmenin birbirini tamamlamasıyla altın fiyatları tarihi zirvesine ulaştı. Ancak son günlerde kâr satışlarına bağlı bir geri çekilme söz konusu.

NEDEN DÜŞÜYOR

Bu düşüşte; mevcut gelişmelerin önemli ölçüde fiyatlanmasının yanı sıra, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi ve buna bağlı olarak dolardaki hafif değerlenme, ABD-Çin gümrük tarifeleri konusundaki anlaşma, Hindistan-Pakistan çatışmasının büyümemesi, Rusya-Ukrayna konusundaki barış görüşmeleri de rol oynadı.

Yine de teknik olarak bakıldığında; orta ve uzun dönem çıkış trendi devam ediyor. Bu aşamada gelen satışlar kısa dönemli “teknik düzeltme” boyutunda. Ons fiyatında 3.120-3.100 dolar, gram/TL fiyatında ise 3.850-3.900 kısa dönem için önemli destek noktaları olarak görülüyor. Yılbaşından bu yana gram/TL altın yüzde 34, ons altın yüzde 22 primlendi. Bilindiği üzere altının gram/TL fiyatı, ons fiyatı ve dolar/TL kurunun bileşeninden oluşuyor. İlk dört aylık enflasyon (TÜFE) oranının yüzde 13.3 olduğunu dikkate alırsak geçen yıl olduğu gibi bu yıl da altın kazandırmaya ve enflasyonu yenmeye devam ediyor.

NE BEKLENİYOR

Mevcut görünüm bu şekilde. İleriye yönelik projeksiyon tutmak gerekirse; altın fiyatlarında orta ve uzun dönem yükseliş hareketi korunuyor. Altının yükseliş için kullanacağı doneler azaldı. Bu açıdan, kısa dönem çıkış hareketinde kâr satışları ve dalgalanmalar söz konusu olabilir. Bununla birlikte ABD-Çin ticaret savaşı tekrar kızışırsa, Rusya-Ukrayna barış görüşmeleri sonuçsuz kalır, savaş devam ederse bu gelişmeler altın fiyatlaması üzerinde etkili olabilir. Bir de Trump gibi bir bilinmezlik var elbette.  

YABANCI ALIMLARI

Yazının Devamını Oku