Sihirli Dilek Kutusu (Sizden gelenler - 3)

7 sene oldu, unutmadı, unutmuyor okurlarım. 7 yıldır, yılın kalan son günlerinde köşemi “Sihirli Dilek Kutusu”na çeviriyorum. İlk defa 2010’da Hurriyet.com.tr’de yapmıştım.

En iyi yaptığım şey başkalarına iyi gelmek. Başkalarına iyi gelen bir şeyi yaparken bir bakmışım kendime de faydam olmuş. 
Benim de çok çok çok ihtiyacım var sihirlere, gerçekleşen dileklere.
Bu sene de her sene olduğu gibi, kuralları belirledim, köşemden duyurdum, sizler de yazıp yazıp yolladınız...

Bereketli yağmurlar gibi dilekler yağdı posta kutuma...

Kutu bu senelik kapandı. Seneye yine açacağım.

Hepsini derledim dileklerinizin.

 

4 Yapraklı Yonca’nın Sihirli Dilek Kutusu (sizden gelenler -1) için:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/yonca-tokbas-kelebek/sihirli-dilek-kutusu-sizden-gelenler-1-40685627

 

4 Yapraklı Yonca’nın Sihirli Dilek Kutusu (sizden gelenler -2) için:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/yonca-tokbas-kelebek/sihirli-dilek-kutusu-sizden-gelenler-2-40688751

 

Bugün de sıra sizden gelenler -3’de... Yarın 4. Posta olacak....

Tüm dileklerimiz gerçek olsun dileğimle...

Yonca

“dilek taşı”

 

****

2018 kasım ayında gireceğim kpss sınavından yüksek bir puan alıp memur olmak, sonrasında aşık olup evlenip çocuk sahibi olmak istiyorum. Bir de bunlar olurken dünyayı gezip yeni yerler keşfederek güzel ruhlu insanlarla tanışmak istiyorum.

****

Ailem sağlıklı olsun. Kendime ait bir araba ve bahçeli büyük huzurlu bir
ev. İşim daim olsun. Evim şans, bolluk, bereketle dolsun. Ailemle yurtdışı
yurtiçi seyahatlere gidebilmek. Spor hep spor. Çocuklarımı sevecek, merhametli, yardımsever bir bakıcı Teyze. Oğlumun teog’da iyi bir puan alarak istediği okula gidebilmesi. Eşimin kendine ait bereketli bir işi olması. 2018 şans, bolluk, bereket ve huzurlu bir yıl olsun.

****

Seni çok seviyorum. Seni takip etmek bana mutluluk veriyor. Dileklerim: Ailem ve sevdiklerim için sağlık, işimde mutluluk, eşimin işlerinin daha iyi olması, İstanbul’dan ev almak, daha çok seyahat etmek, daha çok spor, daha çok kendime zaman ayırma, daha çok okuma, daha çok not alma günlük tutar gibi, yeni bıraktığım sigarayı unutmak, daha sağlıklı beslenme. Ben de seneye bu zamanlar diledim oldu demek istiyorum. 

****

9 yıl boyunca yanımda olmasını dilediğim ve bir gün bile bu hevesten vazgeçmediğim, bıkmadığım insanla hayatımızı birleştirelim ve benim gördüğüm tüm güzellikleri o da benim kadar net görsün istiyorum. Birlikte yaşlanmayı huzurlu, mutlu olmayı, birlikte gülüp eğlenmeyi diliyorum.

****

Bu yıl göğsümün sol cebindeki sevgi ve coşkuyu, o değerli adamın cebine üleştireyim. Kabul etsin, alsın. Birlikte yiyip, birlikte doyalım.
Bu yıl iki tane jüri var karşımda. Yıllardır kazdığım iki ayrı tünelin ucunda, güneşin altında beni bekliyorlar. Sorular soruyorlar, onlara özgü. Karşılarında sesim titrerken, içerden nefesim yardıma koşuyor.  Beynimin her köşesine dağılmış bilgiler toplaşıp, bir lokmada ağzımdan çıkıyorlar. Cevaplarım oluyorlar, bana özgü. Hepimizin gözleri parlıyor. Bu iki dileğimin resimleri de defterlerimde çizili. Senin şansına da bulanıp gerçek olsunlar. Amin. Bizim hayallerimiz gerçekleşmeye en yakın hayallerdir.

****
Çok şükür sağlıklıyım. Çok şükür dünya tatlısı bir kızım ve sevgi dolu bir eşim var. Çok şükür iki annem, iki babam, kardeşlerim hayatta. Çok şükür dostlarım, arkadaşlarım yanımda. Bütün bunlarla birlikte bu yıl lütfen bana:
Şiirler, şarkılar, hikayeler, romanlar yazmayı, yazdıklarımdan çok kazanmayı, kazandıklarım sayesinde hayalimdeki eve kavuşmayı, kavuştuğumuz evde ailemle birlikte huzur içinde yaşamayı, büyük aileye daha fazla destek olmayı nasip et.
****

Yeni yılda ilk evliliğimi geride bırakıp, kendimi yanıma alacağım. 2018'de evlenmeyeceğim. Asla bir daha evlenmem demeyeceğim! Gelecek yıl bu zamanlar satılık evimiz satılmış olup emekliliğe hazır hale geleceğim. Oğlum bana iyi geliyor, onu sık sık değil sıkmadan yoklayacağım. Beni yalnızlık iyileştirir diye düşünüyorum. Elimde imkan olsaydı, kalıcı olarak yurt dışına giderdim. Hayatta en çok kendimi sevdiğimi anladım ve dünyayı gezmeyi hayal ediyorum.

****

Yeni yılda, sevdiklerimle birlikte, sağlık, huzur, aşk ve bereket diliyorum.
Anda kalmayı başarabilen, endişe ve telaştan arınmış, kendini çok ama çok
seven bir ben diliyorum.

****

Müthiş enerjinizin dileklerimize katkıda bulunması amacıyla köşenizde
belirttiğiniz noktaları dikkate alarak annemiz adına tarafınıza sunuyorum;
Sevdiklerim sağlıklı olsun. Sevdiklerim Arda Tunca Müjde iyi işlere
girsinler. Sağlıklı bebekleri olsun. Çocuklarımın araları hep iyi olsun.
Arda Müjde’nin sözünü hep dinlesin. Tunca Müjde’nin gönlünü alsın.
Çocuklarım maddi manevi bereket içinde olsunlar. Sağlıklı huzurlu bir bebek nasip olsun. Ülkemiz herkes için adaletli bir ülke olsun. Dik yürüyebileyim, kamburum
olmasın. Ailemiz ömür boyunca huzur içinde olsun, amin. Teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim. Sizin de tüm dileklerinizin
kabul olmasını gönülden dilerim.

****

Yonca Abla, benim dileğim kitap okumayı sürdürmek. 4 yıl önce senede bir kitap bitiremeyen bir insandım, okumayı hiç sevmezdim. Bir gün, “Eğer ben hayallerimin önündeki duvarı yıkmak istiyorsam bunu kitapların yardımıyla gerçekleştirmek istiyorum” dedim, okumaya başladım. Kitap okurken, hayatın o gürültülü ve dur durak bilmeyen, ileriye akan trafiğinden, bir an olsun ayrılıp kitabın ütopik dünyasına atılıp nefes almak bana çok iyi geliyor. Geleceğe umutla bakmak için kitaplar sizin de ışığınız olsun.

****

En derin kuytularda saklı hayallerimi gerçekleştirebilmek için sağlık, şans ve en önemlisi kendime, öz benliğime inanma gücü. Gözlerimi kapattığımda gördüğüm, seyrettiğim ben, hayallerini yaşamakla meşgul. Onları gerçekleştirebilmek adına ihtiyaç duyduğum yetenek, güç ve fırsatları 2018 yılı bana getirecek. İnanıyorum!

****

Kartal Bebek iyileşsin ve annesiyle eve çıksın. Efehan Bebek iyileşsin ve "Anne" desin. Bu yıl çocuklarımı kendim büyütebileyim.

****

Yonca hanım yazılarınızı severek takip ediyorum.  Bu Dünya’ya iyilik için gelmişsiniz. Sizi tanımak ve sizin gibi bir insanın varlığını bilmek çok güzel.  Hep böyle Sevgi ve Işık saçın.
2018 yılının siz, aileniz ve tüm sevdikleriniz için Mutlu, Sağlıklı, Gönlünüzce  bir yıl olmasını dilerim.
2018 yılı için dileğim: Bizim hepimizin bütünün en yüksek Hayrına Sevgiyle; hayallerimin ötesinde, muhteşem ötesi mutluluklarla, karşılıklı koşulsuz-sonsuz sevgiyle, uyum ve denge ile  eşimle hayatımızın kesişip mutlu-mesut, huzurlu, maddi-manevi refah içinde, her şey yolunda-her şey çok güzel bir şekilde, Sevgi dolu yuvamızı kurmak. Amin.

****

2018 yılında her gün severek gittiğim bir işimin olmasına, kendim için verdiğim emeklerin maddi manevi karşılığını almaya, ailemin erkek arkadaşımı çok sevmesine, tasarlama aşamasında olan sosyal sorumluluk projemin gerçekleşmesine, aile ilişkilerimin birbirine bağımlı değil birbirine bağlı olmasına, zengin ve gönlü zengin bir insan olmaya, bundan önceki tüm yıllardan daha sağlıklı enerjik ve mutlu olmaya ve bunu okuyan herkesin dileklerinin kabul olmasına niyet ediyorum.

****

2018, gelişiyle hayatımı bambaşka yapacak bir başlangıç olsun. 2018,
benim miladım olsun. Nar gibi bereketli, zeytin gibi verimli, bahar gibi
renkli, şenlikli ve sular gibi iyileştirici olsun. Dünyada pek çok yeri
görme imkânım ve bunu sağlayacak kazancım ve bunun için de severek
yapacağım bir işim olsun. En baştaysa sağlık olsun.
Ve aşk, o da günlerden bir gün ansızın beni bulsun. Ve bir güneş gibi içime
doğsun.
Not: Bunları 40 yaşına 2 kalmış biri olarak söylediğimi ayrıca belirtmek
isterim :)
Hadi Yonca, değsin şu sihirli değnek bana.
Teşekkür ediyorum. Sevgiler, saygılar..

(devamı yarın...)

X

Eğitime Koşar Adım

Sonsuz umut dolu, hakkıyla kayda değer ve çok anlamlı bir haberim var.

Eğer çocuklarımın okul, sınav durumları izin verirse, bir ucundan tutmak için yanıp tutuştuğum bir proje hayata geçiyor.
Kimin elinden gelir de, herhangi bir şekilde destek verirse, bu iş çığ gibi büyür gider.
Ahmet Uysal, geçen sene, Kuzey Kutbu’nda koşan ve Kuzey Kutbu’nu TEGV’e bağış toplayarak koşan ilk Türk oldu.
TEGV’in Pervari’deki eğitim faaliyetlerinin 1 yıllık masrafını karşılamak için koşacağını sosyal medya hesaplarından duyurdu.
Amacı, vakfın Pervari’deki biriminin 800 çocuğu kapsayan 1 yıllık eğitim faaliyetinin masrafını karşılamaktı.
‘Kuzey Kutbu’nda koşan ilk Türk’ unvanını da aldığı bu koşuyla bir değil, iki yıllık masrafı karşılamaya yeten 188 bin lira bağış topladı.
Ahmet bununla kalmadı, çocuklarımızın eğitimi için bağış toplama yolculuğuna devam etme kararı aldı.

Yazının Devamını Oku

Sihirli Dilek Kutusu (Sizden gelenler -5 ve son)

Bütün dileklerin her birinin gerçek olmasını diledim...

Okudum, yazdım, yaydım...

Seneye yeni dileklerle, belki aynılarını farklı şekilde yazabilmiş olmayı çalışarak hem de... Buluşmak üzere hepimize mutlu ve umutlu bir yıl olsun 2018...

Benim dileklerim de yarın Kelebek’de...

Sevgiyle,

Yonca

“şanslı”

****

2016  da Sihirli Dilek Kutusuna yazarken 2017 bana bir bebek versin demiştim -ahh niye ağlıyorum şimdi- bin şükür 2017 de dünya tatlısı oğlumu aldım kucağıma. Tüm insanlığa bol kahkahalı yeni bir yıl dilerken bir gün seninle Türk kahvesi içmek nasip olsun 2018 de :) Seni çoooook seviyorum!!!

Yazının Devamını Oku

Sihirli Dilek Kutusu (Sizden gelenler – 4)

Sizden gelen dilekleri yayınlamaya devam...

Bugün de 4. Posta.

Öncekileri okumak isterseniz diye, her seferinde bir öncekinin linkini de paylaşıyorum. Böylece arşivde de düzgün sırayla bulunur...

 

4 Yapraklı Yonca’nın Sihirli Dilek Kutusu (sizden gelenler -1) için:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/yonca-tokbas-kelebek/sihirli-dilek-kutusu-sizden-gelenler-1-40685627

 

4 Yapraklı Yonca’nın Sihirli Dilek Kutusu (sizden gelenler -2) için:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/yonca-tokbas-kelebek/sihirli-dilek-kutusu-sizden-gelenler-2-40688751

Yazının Devamını Oku

Değişim dediğin şey nasıl olur

Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nın (TÜSEV), Türkiye’de bağışçılık kültürünü teşvik etmek ve stratejik bağışçılığın gelişebil-mesini kolaylaştıran bir altyapı geliştirmek adına başlattığı “Değişim İçin Bağış Projesi” kapsamında “İlham Veren Bağışçı Öyküleri”nde ben de kendi hikayemi anlattım. Çünkü...



Hakkını teslim etmek istediğin ne varsa, onun adına bağış yapılması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.
Çünkü...
Sürekli bir konudan şikayet ederek, oturduğum yerden “Bu böyle olmaz ki arkadaş” diyerek veya sırf ortamda hoşluk, sofralarda meze olsun diye ülkemde değişmesini istediğim şeyler için ahkam kesip sabah hiçbir şey olmamış gibi işime bakarak yaşamak istemiyorum.
Çünkü...
Hayatta hiçbir eylemi küçük, anlamsız, değersiz, işe yaramaz görmüyorum.

Yazının Devamını Oku

Dubai’de bir ilk daha: Yapay Zeka Bakanlığı

17 yıldır Dubai’de yaşıyorum ve resmen ilginç bir tarihe tanıklık ediyorum.

Şu da bir gerçek; Dubai’de olan şeylere şaşkınlığım hiç ve asla bitmeyecek.
Yapay Zeka Bakanlığı kuruldu ve 27 yaşında bir bakan atandı. Kendisi ayrıca İleri Bilim ve Gıda Güvenliği konularından da sorumlu olacak.
“Hedefler, projeler, çalışmalar 2117 yılı için. İlk önceliğimiz, bilim, öğrenme ve araştırma olacak” dendi.
Dünyada bir ilk bu bakanlık.
Mutluluk Bakanlığı gibi.
Mutluluk Bakanlığı kurulduğunda, Türkiye’de yapılan haberleri şaşkınlıkla izledim.
Uzaktan, bilip bilmeden bir şeylerin nasıl görünüp yorumlandığına bakınca, 17 yılın 12’sini Dubai’de kurumsal hayatta çalışmış bir gurbetçi insan olarak şaşıp kaldım.

Yazının Devamını Oku

Hayal dünyası insana neler neler kazandırır

Posta kutum dolmuş.

Gmail bana sürekli ek kapasite satmak istiyor. Acaba bu kutu nasıl böyle doldu diye araştırmaya başladım.
Okurlardan, arkadaşlarımdan, ailemizden gelen anılar, fotoğraflar hepsini saklıyorum.
Bence iyi bile dayanmış.
Offf bir girdim ki ta eskilerden beri duran yazışmalara, bir gözlerim doldu, bir kahkahalar attım.
Çok ciddi bir anı biriktiricisiyim.
Hani unutmuyorum bir şeyleri zaten ama, bir yandan da, unutmamak için özenle saklıyorum anılarımı. Derken not aldığım bir çocukluk anıma denk geldim.
Belli ki yazayım diye not almışım. Daha “yatağımın kenarındaki kırmızı takvim” cümlesini okurken öyle bir ışınlandım ki ekran karşısında o anıya, şaşırdım hayalimdeki gücüne.

Yazının Devamını Oku

Koştuğum o ilk 5 dakikayı hiç unutmadım

Dubai’de Safa Park vardı.


Etrafındaki yürüme/koşma parkuru 3 km 410 metreydi.
Arda, Sarper, Ömer o parkın etrafında her akşam koşuyorlardı.
İki çocuğumla kurumsal hayat, yüksek bina, açılmayan pencereler, benim olmayan paranın yönetilmesinin stresi, kıyamadığım insanları işten çıkarma, performans beklentileri yükselirken yerin dibine geçen sağlığım... Ben, hiç uyuyamıyordum.
Doktorun verdiği ilaçları şeker gibi yutuyordum.
Arda’ya da “Koşmak dizlere zararlı, dizim ağrıyor deme bana” filan diyordum.
Arda “Bir kere gel benimle. Yürü, koşma. Çok iyi gelecek” dedi. Gittim.

Yazının Devamını Oku

Aslan Cem’le Düşler Akademisi deneyimi röportajı devam ediyor

İlk bölümünü cuma günü yayınladığım Aslan Cem röportajına kaldığım yerden devam ediyorum.

Akademi’de gönüllü ve yatılı gönüllü koşulları için lütfen Düşler Akademisi Kaş’ı arayın ve bilgi alın. Bütün iletişim bilgileri web sayfalarında var.
www.duslerakademisi.org
Düşler Akademisi gibi her yaştan bireye, farklı dezavantajları olan bireylerle Kaş’ta Çukurbağ Köyü’ndeki gibi doğal bir ortamda gönüllülük şansı vermek, bana sorarsanız hayatı öğrenmenin en esaslı yolu.
Düşler Akademisi Kaş’ın bazı eksikleri için bir bağış fonu açıldı. Eminim herkesin ucundan tutabilecek olduğu bir kısım vardır.
Web sitesinden, sosyal medya hesaplarından inceleyip çözüm ortağı olabilirsiniz.
Yonca “mutlu anne”

Gönüllülük, hayata başka bir açıdan bakmanın yolu

* Aslan Cem, Düşler Akademisi’nde seni en çok ne etkiledi?

Yazının Devamını Oku

Düşler Akademisi’nin gönüllüsü Aslan Cem Tokbaş’la röportaj

Çocuklarımın nerede hayat tecrübesi edinme şansları olur diye aranırken, arkadaşım Itır Erhart Düşler Akademisi’ni önerdi. “Bir çocuk için gönüllü olup mutlu bir tecrübe edinilecek yegane” yer dedi.

Itır’a bizi Düşler Akademisi ile tanıştırdığı için teşekkürüm sonsuz.
Oğlumuz Aslan Cem 13 yaşında.
Bu yaşta yatılı konaklayarak gönüllü çalışması mümkün değilmiş.
Düşler Akademisi Gönüllü Lideri Cansu Çakıcı şahane bir çözüm üretti.
“Siz Kaş’ta kalın, Aslan Cem’i sabahları akademiye getirin, akşam alın” dedi.
Biz de karı koca aldık Aslan Cem’i, 1 haftalığına Kaş’a, Akademi’nin bulunduğu Çukurbağ Köyü’ne gittik.
Hepimiz için büyük tecrübe oldu.

Yazının Devamını Oku

Şirin Mine Kılıç: En büyük mücadelesi “ben yapamam” diyenlerle...

Dürüst. Güçlü. Mücadeleci.

Kedi aşığı.
Ne düşünüyorsa dümdüz söyler.
Ne istediğini, neye karşı olduğunu çok net anlatır.
2013 Runfire Kapadokya Ultra Maratonu son günü, GPS’imin pili bitti.
Yedekleri son gün taşımayayım diye bırakmıştım.
Sanki kaç gram, ne olur taşısam!
Kaldım mı patikanın birinde nereye gideceğimi bilmez halde. Elbet birileri gelir diye beklemeye başladım.

Yazının Devamını Oku

Ben bir zeytin ağacıyım

Siz hiç köksüz, aidiyetsiz, vatansız kaldınız mı?

Gidecek, yaşayacak yeriniz yurdunuz olmadığını, kalmadığını düşündünüz mü hiç?
Böyle bir ihtimal geldi mi hiç aklınıza?
Veya ülkesi, vatanı kalmamış, ülkesine gidemeyen bir arkadaşınız, tanıdığınız oldu mu? Bilir misiniz ne yaşar, ne hisseder o insanlar?
Ülkene kızarsın, sevmezsin, kaçıp gitmek istersin ama o bir tercihtir ve bu kararından vazgeçtiğin an “Bir yurdum var, ANAvatanım var” deyip gelebilirsin.
İnsan elinde olanı kaybetmeden bilmez değerini.
Kanıksamışsındır her Allah’ın günü içinde olduğun zenginliği. Öyle kanıksamışsındır ki, fakirsindir artık. Göremezsin sana cömertçe neler neler verdiğini.
Dört mevsim mesela. Mesela bereketli bir toprak. Türlü çeşit meyve sebze.

Yazının Devamını Oku

Zeytinlerimizi kurtarmak için harekete geçiyoruz

Binlerce zeytin ağacımız, 17 Mayıs’da Meclis’e sunulan bir kanun tasarısıyla, kesilme tehlikesiyle karşı karşıya.

Zeytindostu Derneği’nden kalbimi paramparça eden kapsamlı bir paylaşım geldi. Size olduğu gibi aktarıyorum aşağıda.

Zeytinlerimizin canını kurtarmak için Change.org’da bir kampanya başlatıldı.

https://www.change.org/p/zeytin-a%C4%9Fac%C4%B1ma-dokunma

1 milyon imza toplayacağız ve zeytinlerimizi kurtaracağız.

Bu kampanyayı Dünya alem’e duyurmanıza, imzanıza ve desteğine ihtiyacımız var.

Zeytin hayattır diyoruz değil mi?

Hayatımızı kurtarmak için harekete geçiyoruz...

Hayatımızı kurtarıyoruz!

Yazının Devamını Oku

Hayat koşturmakla geçiyor

Bu başlığı attım ve asabi bir gülme tuttu.

E tuttu; çünkü gerçekten kelimenin tam anlamıyla koştuğumdan hayatım koşturmaca dolu.
Yürüsem gerçekten bir şeylere yetişebilir miyim artık hiç bilmiyorum.
Bir ofisim yok. Bir çalışma odam da yok. Ve çok zorlanıyorum bu şekilde göçebe, sağda solda çalışırken.
Uzun zamandır bunu düşünüp bu konuda bir şey yapmadığım için kendime çok kızdım. Kızdım da ne oldu? Hiç.
Salonda bir masam var, ona zar zor sahip çıkıyorum. Kalemi koyduğum yerin kendimce bir önemi, anlamı, bana hatırlattığı şeyler var. Arkamı dönüyorum Aslan Cem almış. Tuvalete gidip geliyorum, üzerine not aldığım kağıt bakkal listesi olup gitmiş veya Destina üzerine not almış. Hatta çöp zannedilip atılmış.
Bir anda ağzından ateş püsküren ejderha olasım geliyor.
En sonunda oturdum bir mektup yazdım çocuklara.

Yazının Devamını Oku

Sevişmek ve savaşmak

Dünyayı çok iyi anlıyorum.

Doğayı da.
Duyguları da.
Bedeni de çok iyi anlıyorum.
Hatta beden resmen bir dile sahip ve konuşuyor; duymasını bilene tabii.
Bence ben bedenimi çok iyi anlıyorum. Sağ kolumda uzun zamandır bir ağrı var, ne zaman gözümü kapasam, sanki bana, aç beni ve yıka şakır şukur buz gibi suyla diyor.
Yapabiliyor muyum?
Hayır.

Yazının Devamını Oku

Sevginize ihtiyacım var!

 “Yonca Hanım, 20 gündür ciddi anlamda ülkemizde çok yüksek sayıda arı ölümleri yaşanmakta.


Özellikle Adana ve Muğla bölgesinde.
En önemli bilinen sebep zirai ilaçlama ve iklim değişiklikleri. Kullanılan ilaçların zamanı ve dozajı çok önemli.
Bitki, sebze-meyve üreticileri, yani çiftçilerimiz bunun arıya verdiği zararı bilse buna dikkat eder.
Ancak bilinçsiz yapılan ilaçlama ile hayatımıza kast ediyoruz bir yerde.
Çiftçilerimizle arıcılarımızın uyumlu hareket etmesi çok önemli.
Hatta Toplum Gönüllüsü Gençlerimiz ile yapacağımız farkındalık çalışmalarında özellikle çiftçilerin bu konuda bilinçlendirilebilmesi çok fayda sağlayabilir.

Yazının Devamını Oku

Mütevazılıkla kendine hakkını teslim etmek arasındaki çizgi

1 aydır yazmak için kıvrandığım bir yazı bu.

Başlığı attım durdum. Aklımdakileri rahatça yazamıyorum bir türlü. Hani o derece kendi kendime bile kendi hakkımı teslim edemiyorum.
Bu artık mütevazılık değil, kendini ezmek.
Çoğu zaman bunun bir Ankaralılık hali olduğunu düşünüyorum.
Yani tam kendimi beğeneceğim bir gülme tutuyor hali!
Memur çocuğuyuz ya, kendimizi kazara onaylarsak veya övünürsek burnumuz havada gibi durabilir ve bu çok ayıp bir şey olur ya mesela.
Yakışık almaz.
Hem ya el âlem yanlış anlarsa? Ah bu el âlem var ya bu el âlem...

Yazının Devamını Oku

Çocuk üzerinde kurulan baskıdan alınan zevk

Bir disiplin var, bir de otorite. Otoritesiz disiplin diye bir şey var. Otoriter disiplin de var.Bir insanın disiplinli olması şahane.

Ama biri üzerinde otorite kurarak onu disiplinli kılmaya kalkarsa, o artık disiplin olmuyor.
Ya kölelik oluyor, ya mecburiyet.
Geçenlerde bir sohbete tanıklık ettim. Yine...
Bu ilk değil.
O kadar çok benzer sohbetlere denk geliyorum ki, kasılıp kalıyorum.
Kimi zaman yaklaşabilir, hissiyatımı paylaşabilir olduğum birilerine denk geliyor, açık açık bu duygularımı anlatıyorum.
Kimi zaman karşımdaki kişiye ulaşabiliyorum, kimi zaman feci tepki alıyorum.

Yazının Devamını Oku

Ben Bunu Çok Sevdim

Kitabın adı bu ama kitap daha çıkmadı.


Çok yakında çıkacak. Hatta bu hızla giderse 1 aya her şeyi toplamış olurum.   
2016’ın son dönemi elim, kolum, gönlüm iyice bağlandıydı sanki.
Kilitlendim.
Bir şeyler yapacağım ama ne bilemedim... Çok bunaldım.
Sonra, evde kıvranırken aklıma bir fikir geldi.
Fikrimi söylemem bile 2 haftamı aldı.

Yazının Devamını Oku

Gitmeden beni uyandır

Bir aydır evde sürekli George Michael ve Wham çalıyorum.

17 Aralık Cumartesi günü yine dinlerken, “Where did your heart go” çalmaya başladı.

Arda’nın yanına gittim, başladım anlatmaya:

12-13 yaşımdayım. Kardeşimle bana ranza alınmıştı. O ranzada altta yattığın zaman, üst yatağın altındaki tahtalara yazmak çizmek en büyük zevkti.

Gri metalik teybim vardı. İki kasetli. Bi kaseti bi yerde başa alırken öbüründe hala müzik dinleyebildiğin. Büyük lükstü o iki kasetli teyp.

Beyaz bir dolap vardı odamda. Lake, parlak, kaygan beyaz. Üzerinde posterlerim. Tabi ki George Michael posteri ve etrafı kalpler kalpler. Poster aslında Wham’di ama ben öbür çocuğu hiç sevmediğim için, posterden onu kesmiştim, sadece George Michael vardı benim dolabımda.

Ya Zana gelir, ya Gülüm kalmaya. O dolaba sırtımızı yaslar, deli gibi dinleriz aynı şarkıyı yüz kere. Kaset sarar büyük panik. Bazen aynı kasetten 2 tane alırdım, ne olur ne olmaz diye.

Önce Careless Whisper.

Dinlersin ve başlarsın ranzanın tahtalarına aşık olduğun çocuğun adını gizli kodlarla yazmaya. Her ne derdin varsa, o tahtalara yazarsın. Fransızca yazıyoruz ki kimse anlamasın. Sanki ‘J’aime Cri Cri’ yazıp 150 kalp yapınca, kimse aşık olduğunu anlamıyor.

Yazının Devamını Oku