Tavan yapmış şef egosu!

Californios’ta müziğin sesi öyle yüksekti ki yanı başımdaki eşim beni duyamıyordu. Pahalı bir lokantada gürültülü ve avam müzik olayı yeni! Görevli “Şef bir sanatçı. Müzik onun tercihi. Sizlere tam bir deney yaşatmak için hem göze, hem kulağa, hem burna, hem damağa hitap etmeye çalışıyor” deyince kafam attı!

Haberin Devamı

Bizi buyur ettikleri masaya oturur oturmaz tanıdığım bir-iki kişinin lafını dinleyip iki Michelin yıldızlı bu lokantaya geldiğime pişman oluyorum. Bahsettiğim lokanta Californios; San Francisco’da. Ultramodern Meksika mutfağı... Bildiğim kadarıyla dünyada Michelin’in iki yıldız verdiği başka Meksika lokantası yok.

Tavan yapmış şef egosu

Ama ben geldiğimize pişmanım çünkü sanki bir disko veya gece kulübüne gelmişiz gibi bangır bangır müzik çalıyor. Müziğin hiç hazzetmediğim bir tür olmasını bir yana bırakalım. Yanı başımdaki eşime sesimi duyurmam mümkün değil. Nitekim “Ne içeceğiz” diye sorduğumda boş boş bakıyor. Çünkü o gürültüde beni duyamıyor.

Haberin Devamı

ÇIKIP GİTMEDİM ÇÜNKÜ...

Garsona “Müziğin sesinin az duyulacağı başka masa var mı” diye soruyorum. Garson soruşturuyor. Şef garson olduğunu tahmin ettiğim başka biri yaklaşıyor masamıza. Hoparlörler nedeniyle her masa aynıymış. Ama lütfedip sesi bir nebze kısıyorlar. Gene epey yüksek ama en azından yüksek sesle konuşursam eşim sesimi duyabiliyor. Öte yandan onun ses telleri yüksek sesle konuşmasına izin vermez. Ne yapalım? Hamama gittik, terleyeceğiz!

Sizi duyar gibi oluyorum; “Niye çıkıp gitmedin? Kolundan tutan mı var” diye soruyorsunuz. Hayır, kolumdan tutan yok ama restoran bir ay önce rezervasyon yaparken kredi kartını istiyor ve ‘prepaid’ (önden ödemeli) diye yazmışlar sitelerinde. Yüzde 20 servis ve yüzde 5 çalışanların sağlık sigortasını bile önceden ödüyorsun. Yani daha yemeğe başlamadan lokantaya ciddi bir para ödemiş durumdayız. Çekip gitsek o para boşa gidecek ve bekleme listelerinden birini arayıp boşalan masayı dolduracaklar. Ekmeklerine yağ sürmüş olacağım.

Tavan yapmış şef egosu
Havyarlı kabak çiçeği sunumu...

Californios istisna değil. San Francisco’da pek çok lokanta yüzde 20 servis ve  yüzde 5 çalışanların sağlık sigortasını müşteriden alıyor. Yine Michelin yıldızı var ya da yok revaçta olan birçok lokanta tadım menüsü bedelini 1 ay önceden rezervasyon yaptığında senden alıyor. Veya yarısını alıyor. Kalanı ve içtiklerinin bedelini yemek sonrası ödüyorsun.

Haberin Devamı

Ama lüks ve pahalı bir lokantada gürültülü ve avam müzik olayı yeni. Daha önce bir tek yine San Francisco’daki Saison adlı restoranda görmüştüm ama bu kadar aşırıya kaçmamışlardı. 3 saat sonra çıkarken soruyorlar: “Memnun musunuz?” Yemeklerin ilginç olduğunu ama hoşnut kalmadığımı söylüyor ve nedenini açıklıyorum. Resepsiyoncu ve bizi masamıza buyur eden kız hemen itiraz ediyor: “Şef bir sanatçı. Müzik onun tercihi. Sizlere tam bir deney yaşatmak için hem göze, hem kulağa, hem burna, hem damağa hitap etmeye çalışıyor!”

Tavan yapmış şef egosu
Havyarlı ızgara muz (üstte)

Gerçi kız “... hitap etmeye çalışıyor” dedikten sonra “ama siz davarlar anlamıyorsunuz!” eklemesi yapmıyor ama benim kafam atıyor. Kafam atıyor çünkü bir işletme olarak lokantayla müşteri arasındaki güç dengesi konusunda çok garip bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum. “Müşteri her zaman haklıdır” sözü bana hiç inandırıcı gelmemiştir ama şimdi diğer uçtayız. Cebimizden önceden ve daha çok para çıkmasına, servis kötü olsa bile maksimum bahşiş bayılmaya zorunlu olmaya ve hatta çalışanların sağlık sigortasını ödemeye alıştık.

Haberin Devamı

Şimdi de şefleri sanatçı olarak kabul edip bazı ünlü şeflerin şişkin egosuna alkış tutmamız isteniyor bizden. Alay eder gibi tercih ettikleri müziği bize empoze etme hakları var çünkü onlar yaratıcı sanatçı! Bir yemeği sunduklarında 20 dakika hikâye anlatıp ne kadar muazzam bir insan olduklarını garsona anlattırma hakları da var. Bizim yemek yeme süremizi kısıtlama ve bizi defetme
hakları da var. Muhtemelen gürültülü müzik bu amaca hizmet ediyor.

Bu işin sonu nereye varır? Yaşadıklarımı anlattığım bir arkadaşım “Bir gün gelecek, şef salonda çırılçıplak soyunsa veya bize elle sataşsa bu sapıklıklar yaratıcılığının dışavurumu olarak görülüp tepki çekmeyecek” diyor. Vallahi öyle. En azından Batı dünyasında öyle... Burada insanlar pasifleşe pasifleşe silikleşmişler. “Orada yedik” demek için davar gibi muamele edilmeyi hak ediyorlar sanki. Allahtan bizler en azından bu konuda davarlaşmadık henüz!

Yazarın Tüm Yazıları