‘Şeref sayısı’nı ararken...

TIPKI Eurovision’da sürekli az puan alıp alt sıralardan kurtulamamak gibiydi bu durum.

Haberin Devamı

Malum, bir zamanlar milletçe en büyük dertlerimizden biri buydu. İngiltere’yle oynayıp kalemizde onca golü görüp bir tane bile ‘şeref sayısı’nı onların ağlarına göndere-memek tarihsel trajedilerimizden birine dönüşmüştü. Ne yaparsak yapalım olmuyordu. İki 8-0’lık, bir 5-0’lık, bir 4-0’lık, bir 2-0’lık, bir de 1-0’lık mağlubiyetlerimizin ve iki de golsüz beraberliklerimizin yanı sıra bu maçlarda boy göstermiş oyuncuların anılarıyla bugüne geldik.

 

Kaleci Yaşar Duran’ın, meslektaşı Fatih Uraz’ın da aynı sayıda gol yemesi üzerinden yaptığı “Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi” esprisi, Abdülkerim Durmaz’ın herkesten önce otobüsten inip ‘Birinci’ çocuksuluğuyla Wembley’in çimlerine ayak basma ‘hınzırlığı’, yine Durmaz’a ‘rahmetli’ Coşkun Özarı’nın “Merak etme, sen, genç bir futbolcuları var, Lineker; onu tutacaksın, asıl zor olan ismi, Hoddle’ı Raşit abin tutacak” şeklinde uyarılarda bulunduktan sonra Lineker’ın o maç vesilesiyle yıldızlaşması ve uluslararası kariyerinin başlaması, Ünal Karaman’ın az daha gol olacak şutunun direkten dönmesi, Nihat Kahveci’nin vuruşunu son anda David James’in çıkarması vs. derken futbol tarihimiz bakımından onca anı ve anektodla süslü koskoca bir parantezdir İngiltere randevuları...

 

Haberin Devamı

GORDON MİLNE’Lİ YILLAR

 

Üstelik Britanyalılarla oynadığımız o maçlarda karşı taraf futbolun uluslar arası ölçeğinde eski şaaşalı günlerini arayan, her daim turnuvaları hüzünle kapatan ve acılarla yoğrulmaya doğru koşan bir görüntü içindeydi. Sanki bir tek biz onların bu oyunun mucidi olduğu gerçeğini kabul ediyor ve her maçta, bu gerçeğe uygun davranarak mücadeleleri boynumuz önde kapatıyorduk. İşin ilginci İngilizler, Dünya futbol sahnesindeki hükümlerini çoktan kaybetmesine rağmen Türkiye Ligi’ni de uzun süre, bir İngilizin, Gordon Milne’in çalıştırdığı Beşiktaş domine ediyor; Walsh’lu ve Wilson’lı kadrosuyla Siyah-Beyazlılar ‘efsane’ teknik adam sayesinde sürekli ya şampiyon ya da ikinci oluyorlardı.

 

Haberin Devamı

Bugünkü mücadele işte bu açıdan önemli lakin işin ‘özel maç’ statüsünde karşımıza gelmesi sanki meselenin tarihselliği açısından az biraz problem yaratıyor. Ola ki bir gol attık ve makûs talihimizi yendik, karşı takım “Ama bu ‘gazozuna’ bir maçtı, sayılmaz” diyebilir!

 

RÜYALARDA BULUŞURUZ

 

Bir hatıramla bitireyim. Bundan birkaç yıl önce rüyamda kendimi meşhur Wembley Stadı’nın dolu tribünlerinde buluyorum. İkinci yarının ortasında oyuna alınmışım.

 

Rakip İngiltere, tıpkı halı sahada olduğu gibi sağ açıktayım ve bir pas geliyor. Lakin gücüm kuvvetim yok, o topa, o pasa uzanamıyorum. İçimden, “Yahu çıkmışsın İngiltere karşısına, ilk golü atıp tarihe geçme şansın bile var, hiç antrenman yapmamışsın, şu topa bile hamle yapamıyorsun” diye kızıyorum. Sonra bakıyorum ki üzerimdeki forma İngiltere’nin... Durumu anlayana kadar uyanıyorum... Bu rüya bile Britanyalılarla oynadığımız maçların bizim kuşağın bilinçaltındaki ifadesidir.

 

Haberin Devamı

Neyse, bugünkü maçta golsüzlük laneti biter ya da bitmez, bilemem, ancak o eski maçların ve acıların yeri ve anıları her daim tazeliğini, trajedisini ve tarihselliğini sonsuza kadar koruyacaktır elbet...

Yazarın Tüm Yazıları