Tüm sıfatlarıma sahip çıkıyorum

Komedyen, bir sosyal medya fenomeni, aynı zamanda avukat ve mütercim tercüman… “Şimdi tüm sıfatlarıma sahip çıkıyorum” diyen Miray Akovalıgil, iddialı kostümünden özgün dansına kadar muhteşem dönüşümünü haykırdığı, bir yandan güldürürken bir yandan da kadın kimliğini kutladığı stand up gösterisiyle karşılıyor bizi.

Haberin Devamı

Tüm sıfatlarıma sahip çıkıyorum

Fotoğraflar: Recai Güler

Akovalıgil, sohbetimizde erkek hegemonyası ile bilinen stand up camiasında kadınlığıyla gurur duyan bir komedyen olma kararını, “Duruşum ve özgünlüğümle ilklere imza attığımın farkındayım. Temeline bakınca aslında kendi kadınlığımla 37 yıl sonra sahnede barıştığım gerçeğini buldum,” sözleriyle açıklıyor.
Bursa sahnesi sonrası bir araya geldiğimiz Miray Akovalıgil ile ilk röportajımızın üzerinden iki yıl geçtiğine inanamayarak koyu bir sohbete daldık. Bu kez avukatlıktan kadın komedyen olmaya uzanan yolculuğunda zorlu ancak kazanım dolu hikâyesinin perde arkasını konuşurken, samimi itiraflarının da bulunduğu bir söyleşi gerçekleştirdik.
Lüks hukuk bürolarından evinizin salonuna transfer olurken verdiğiniz kararın cesurca olduğunu kabul ediyordunuz. Zaman içerisinde yeni sıfatlar da eklendi mi?
Eklenmez mi! İlk röportajım seninleydi ve nasıl da heyecanla verdiğim kararın cesurca bir hamle olduğunu anlatmıştım (gülerek). O zamanlar daha işten ayrılıp hayallerinden koşma trendi yoktu, benim kararım da iddialı bir hamleydi. Avukatlık işinden kurtularak, sadece komedyen olarak anılmayı kafaya takmıştım. Ama hayat işte! Önce maddi olarak komedyenlikten bereketli bir kazanç bulamayınca, zorunlu olarak bir yandan avukatlık ve hukuki tercümanlık yaparken buldum kendimi. Ancak daha sonra bunun bana sadece maddi değil manevi olarak da nasıl destek olduğunu fark ettim. Şimdi tüm sıfatlarıma sahip çıkıyorum; ben bir komedyenim, aynı zamanda bir sosyal medya fenomeni, bir yandan da avukat ve mütercim tercüman ve en önemlisi hayallerine ulaşırken sahip olduğun diğer titrleri bırakman gerekmediğine örnek olan bir insanım. Ne mutlu bana!
Meslek değiştirme kararınızda nasıl köklü değişimler oldu?
Komediyse mevzu, eskiden sahiplenmiyordum ve kendimi çok çekingen bir stajyer komedyen olarak görüyordum. Şimdi doğuştan komedyen olduğumun bilincinde ve kendinden emin bir komedyenim. Avukatlık ise mevzu, hayatımda hiç zevk almadığım kadar zevk alıyorum hukuki işlerimi yaparken. İkisi arasında öyle garip bir denge kuruldu ki… Ben bile bilmiyorum nasıl oldu ama bu süreçte tüm titrlerimle barışıp yenilendim diye özetleyebilirim.

Haberin Devamı

ÖNCE DEBELENDİM

Haberin Devamı

Dengeyi kurmadan önce iki yıllık süreç hayal ettiğiniz gibi mi geçti?
Tabii ki hayır (gülerek)!
Yaşadıklarınızı özetle nasıl anlatırsınız?
Büyük hayal kırıklıkları, endişeler, komedyenliğin zorlu yolunda düşmekten yorulup tamamen hayallerini bırakma noktasına gelişler, bitmek bilmeyen destek bulamama ve sanat camiasında çevresi olmayan bir avukatın kendi kendine debelenişleri! Hedefimi her gün sorgulatan karmaşa ve güvensizlik dolu bu yolda, beni tamamen değiştiren o güne kadar…

EN BÜYÜK ACIM MOTİVASYON KAYNAĞIM OLDU

Sizi kararlı ve özgüven dolu Miray’a dönüştüren ne oldu?
Babamı cennete uğurladığım o gece… Ertesi gün kalktım ve her şeyin daha yeni başladığını fark ettim. Ve kendime bir söz verdim. Ben babam gibi yeteneklerini bir kenara atıp toplumun veya ailenin empoze ettiği sıkıcı ve tek düze bir hayatla yetinmeyecektim. Aksine, bu sefer sadece kendim için değil babam için daha güçlü olarak hayallerime tutunacaktım. O gece her şey değişti kısaca. Hayatımın en büyük acısı en büyük motivasyon kaynağıma dönüştü. Ondan sonrası ise çorap söküğü gibi geldi. Daha disiplinli, çalışkan ve inançlı bir Miray ile hayatıma devam ediyorum. Değişmeyen tek şey ise sanırım içimdeki tutku.
Babanızın kaybı ile hissettikleriniz nelerdi?
Oo, tarifi zor. Öfke; bizi bırakıp nasıl gidersin sen dalga mı geçiyorsun Baba? Üzüntü; Seninle kedi köpek gibi atıştığım her an için özür dilerim Baba! Sevinç; İyi ki o gecenin gündüzü seninle uzunca telefondan konuşmuşuz ve bana “iyi ki benim kızımsın” demişsin Baba, ya demeseydin? Şaşkınlık; Ben şimdi kiminle didişeceğim, kim beni severken senin kadar güzel “kızım” diyecek, kim gazetesini okurken çaktırmadan arkadan ilişip tüm sayfaları havaya fırlattığım için kahkahalar atacak bana Baba? Pişmanlık; Keşke seninle daha çok dans etseydim be Baba! Ben hala kaybettim diyemiyorum biliyor musun Sibel? O bir yere gitti ve göremiyoruz fiziken. Ama her gün gözlerimi kapıyorum ve buluşuyoruz onunla. Bana sözü var, her gösterimde en yukardan kahkaha melekleriyle birlikte salonu kuşatıyor. Canım babişkom benim. Seni çok seviyorum.

Haberin Devamı

DOĞUM SANCISI GİBİYDİ

Gelelim tek kişilik gösterinize, hazırlık süreci sancılı mıydı?
Ben fiziksel anlamda doğum sancısı nedir henüz tadamadım. Ama gösterime hazırlık evresinde bunu ruhsal olarak dibine kadar yaşadığımı düşünüyorum. Babamı uğurladığımız 2018 yazında aile işleriyle üç ay kadar uğraştıktan sonra İstanbul’a döndüm. Hemen BKM Mutfak yetkilisini aradım ve 11 Ocak 2019 tarihine ilk gösterim için gün aldım. Daha ortada tek bir içerik yoktu. Kasım ve Aralık 2019 benim için hamilelik süreciydi sanki… Tüm iki ay boyunca ne kadar stand up gösterisi varsa izledim, öğretici kitaplardan bu işin teknik kısmını elimden geldiğince kapmaya gayret ettim. Sonra gösterimi yazmaya koyuldum. Her gün biraz daha büyüttüm içeriğimi. Ama en doğru karar ötelemeden gösteri tarihi almak olmuş aksi halde eminim asla tek kişi sahneye çıkmak için cesaret bulamayacakmışım.

Haberin Devamı

DANSIM İMZAM OLDU

Sizi farklı kılanın ne olduğunu düşünüyorsunuz?
İzlediğim gösterilerde tek düşündüğüm şey “benim farkımın ne olacağı” idi. Onu da kendi kendime buldum. Ben Joan Rivers ekolünden gidecek ve erkek hegemonyası ile bilinen stand up camiasında kimsenin olmadığı kadar kadınlığı ile gurur duyan bir komedyen olmaya karar verdim. Bunun için sahne kostümlerimden saçıma ve makyajıma kadar inanılmaz büyük bir özen göstermeye kendime söz verdim. Sonra gösterimden önceki hafta sahneye dans ederek çıkmaya karar verdim. Bunun benim gösteri imzalarımdan biri olacağını bu kararı ilk verdiğim anda tahmin etmiştim. Sonra büyük gün geldi ve 11 Ocak 2019 tarihinde doğumumu yaptım. O gece sahneden inerken artık hayatımın eskisi gibi olmayacağını ve yaşamımın çok önemli bir bölümünün sahneye hazırlanarak geçeceğini biliyordum. O günden beri hemen hemen her hafta seyircilerimle buluşuyorum. İşler iyi gidiyor desene (gülerek).

Haberin Devamı

SAHNEMDE KADINLIĞIMLA BARIŞTIM

Tüm sıfatlarıma sahip çıkıyorum

Kadın komedyen olarak gösterinizde bir dişilik de var? Bu bir mesaj mı?
Kadın stand upçı olarak ne dünyada ne de ülkemizde ilkim. Ama duruşum ve özgünlüğümle birçok ilke imza attığımı biliyorum. Özellikle biraz önce bahsettiğimiz kadın kimliğine sahip çıkan bir standupçı olma durumu benim için çok mühim. Ben gösterilerime normal hayatımda göstermediğim kadar dişi bir enerjiyle çıkıyorum: kostümüm, makyajım, saçım başım, tırnaklarımla bütünlük içerisinde kadın oluşumu kutluyorum her sahnemde. Bu en başta Joan Rivers’a duyduğum hayranlıktan doğdu. Sonra bunun temeline bakınca aslında kendi kadınlığımla 37 yıl sonra sahnede barıştığım gerçeğini buldum. Kadınlar güldürebilir demenin en güzel yolu bu olsa gerek; hem ben hem de seyirci bir kadını en komik ve en dişi haliyle görüyor daha ne olsun!

BURSA GÖSTERİSİ SÖZÜMÜ TUTMAKTI

Bursa’daki gösterinizde ayrı bir heyecanınız vardı sanki?
Her şehirde bambaşka bir heyecan olsa da Bursa bambaşkaydı. Biliyor musun ben Bursa’da babam ve annemle Yılmaz Erdoğan’ın stand up gösterisini izlemeye gittiğimde babama, “Bir gün sen de kızını böyle izleyeceksin!” demiştim. O sözü tutmaktı; Bursa’daki ilk gösteri benim için.

ANNEM BU SORUYA BAYILACAK

Tüm sıfatlarıma sahip çıkıyorum

Miray Akovalıgil

Konservatuvar okumak istediğinizde annenizin, “Acaba önce bir altın bileziğini eline alsan da oyunculukla hobi olarak mı ilgilensen?” sözleri hakkında şu anda ne düşünüyorsunuz?
Annem bu soruya bayılacak. İyi ki demiş, böylece ben gelecekte aşırı araştırmacı, azimli ve farklı bir komedyen oldum. Bu tamamen benim avukatlık ve tercümanlık deneyimlerimin artısı. Konservatuar okusaydım nasıl bir filmin başrolü olurdum bilmiyorum ama şu anda kendi hayatımdaki başrolden aşırı derecede memnunum!
Annenizin düşünceleri değişti mi peki? Öğütleri var mı yine?
Annelik eşittir öğüt vermek (gülerek). Düşüncesi ise acayip şekilde değişti. Şu anda kendisi benden sonra belki de bana en çok inanan kişi. Benim gizli silahım hatta (gülerek). Gösterilerim için yoğunlukta halledemediğim her ne varsa o hallediyor. Bu yolculukta yüzde yüz güveneceğim böyle bir desteğin olması hayatın bana sunduğu bir hediye.
İlk röportajımızda ‘Torunun komedyen oldu’ başlığımızı anneannene ithaf etmiştik. Son durum nedir?
Anneannemle mesleğimle ilgili sınavımız biraz daha uzun sürdü açıkçası (gülerek). Sonra olan oldu, İzmir’deki gösterimde anneannemi ağırladım. Hayatımda bir gösteride bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum. Neyse kazasız belasız bitirdik, ben sahneden indim, bir de ne göreyim; Nezahat Sultan gösteriye gelen seyircilerle sohbet ediyor ve tebrik cümlelerini kabul ediyor. O günden sonra artık torununun ne iş yaptıklarını soranlara bence gururla “Hem avukat hem komedyen” diyor (gülerek).

YİRMİ DÖRT SAATE ÇOK ŞEY SIĞAR

Sizin hikâyenizden ilham alanlara ne söylemek istersiniz?
Bir kere bir şeyi yapmak için başka bir şeyi bırakmak gerekmediği benim en büyük kazanımım oldu. Şu an yaptığı işten memnun olmayıp işini değiştirmek isteyenlere kendi tavsiyem bunun için rasyonel adımlar atılması gerektiği ve bir gecede bambaşka bir işten para kazanmaya başlanması ihtimalinin çok ama çok az olduğu. Eğer 24 saatinizin kıymetini bilirseniz, onun içine sıkıştırabileceğiniz şeyler sizi emin olun hayrete düşürecektir.
Ya hayalleriniz... Sınırı var mı?
Sınır mı? Benim asla bilmediğim ve kullanmadığım bir kelime sanırım (gülerek). Hayaller hala çok ama çok… Türkiye’de daha çok şehire ve seyirciye ulaşmak, yurtdışı turnelerine çıkmak, kendi dizi ve film projelerim ile ekranlardan seyircilerime ulaşmak, farkında olmadan yapmaya başladığım motivasyon konuşmaları ile insanların hayatlarına dokunmaya devam etmek ve onları daha fazlasını istemek için cesaretlendirmek… Bu kısım anlat anlat bitmez Sibel. İyisi mi susayım ben yoksa bu röportaj bitmez (gülerek)

Yazarın Tüm Yazıları