Serhat Demirel

Kediniz evden çıksa nereye kadar gider

7 Mayıs 2022
Türkiye’de çok fazla gördüğümüz bir şey değil. Zaten bahçe katında oturanlar haricinde pek yapılabilir gibi durmuyor ama bu konuda düşünmeliyiz: Evimizi paylaştığımız kedilerin, dört duvarın dışındaki hayatı.

Norveç’teki Yaşam Bilimleri Üniversitesi’nin araştırması, kedilerin evden çıktığında ‘mıntıkalarını’ çok da terk etmediklerini gösteriyor. Norveç’in doğusunda küçük bir kasabada yaklaşık 100 evcil kediye GPS takarak hareketlerini izleyen araştırmacılar, kedilerin evden dışarı çıktıklarında evlerine 1 kilometrelik mesafe içerisinde vakit geçirdiklerini gördüler.

Kediler ev dışındaki zamanlarının yüzde 79’unu, evinden sadece 50 metre uzakta geçirirken, en uzağa gittikleri ortalama mesafe 350 metre oldu. Araştırmayı kaleme alan Profesör Richard Bischof, “Bazıları bazen birkaç kilometreye varan mesafelerde seyahat ettiler ancak bunlar istisnalardı” diyor.

Çalışmada yer alan hayvan davranışlarını inceleyen Etoloji Profesörü Bjarne Braastad, araştırmadaki kedilerin neredeyse hepsinin kısırlaştırıldıklarının altını çizerek sonuçta bunun da etkili olduğunu belirtiyor: “Kısırlaştırılmış kedilerin ortalıkta dolaşması daha az olasıdır.”

Bischof da bu çalışma için “Evcil bir kedi popülasyonunun zaman ve mekânda nasıl göründüğünü göstermemizi mümkün kıldı” diyor.

Kediler, ev dışında bir hayat sürüp yine geri dönebilir. Ama tabii çevresel faktörlere dikkat etmekte yarar var. Sorumsuz araç kullananlar, herhangi bir hayvan görmeye tahammül edemeyip ona zarar verenler hâlâ ülkemizde önemli bir nüfusu oluşturuyor sonuçta. Karar sizin.

ARTIK TEPKİ GÖSTERELİM

Yazının Devamını Oku

Hayvanlara karşı umursamazlık var

30 Nisan 2022
Herkes haklı olarak kendi hayatındaki sorunlarla boğuşurken dışarıda olup biteni ıskalayabiliyor. Biraz etrafa baktığımızda ülkenin her yerinde gördüğümüz şey aynı: Hayvanlara karşı durmaksızın işlenen suçlar. Bazı insanlar kendi hayatlarındaki rahatlıklarından feragat ediyor ve sokaklara inerek sokak hayvanları için mücadele ediyor.

Zaman zaman bu köşede hayvansever portreleri paylaşıyorum. Konfor alanından çıkıp sokak hayvanlarının yaşamını güzelleştirmeye çalışanları tanımamızda yarar var. Hem mücadelelerini görmek hem de onlara destek olmak hepimize iyi gelir. Bayram öncesi okuyacağınız bu yazı, belki bayramda barınaklara yapacağınız bir ziyaret vesilesi olabilir.

Müzik endüstrisine aşina olanların ya da gazetelerin kültür sanat sayfalarını okuyanların hatırlayacağı Sarp Dakni, ilk köpeği Pöti’yi tesadüf eseri bir barınaktan sahiplendikten sonra terk edilmiş köpeklerin tedavileri, yuvalandırılmaları üzerine odaklanan ‘Tanış Onunla’ adlı bir sosyal projeyle ilgileniyor. Hikâyenin evvelinde köpeksiz bir evde, köpekleri tanımadan büyüyen birisi. Gittiği bir parkta genç bir kadın ve köpeği arasındaki sevgi ve enerjiyi gördükten sonra bu sevgi onda filizleniyor. “Gerisi iplik söküğü gibi geldi” diyor.

KÖPEKLER İÇİN MÜCADELE EDİYOR

4 sene önce yerleştiği Ayvalık’ta artık 7/24 köpekler için mücadele eder durumda. Şöyle anlatıyor: “Burada durum oldukça vahim. Halk ve yerel yönetim duruma kayıtsız. Hayvanlar hasta, sağlıksız, sayıları giderek artıyor ve geleceğe dair endişelerim var. İstanbul’da bu işi çok steril yapıyormuşum. Buralarda hayvanlara açık bir düşmanlık yok ama şok edici bir kayıtsızlık, umursamazlık var. Yazın kalabalıklaştığında durum değişmiyor. Türkiye’de insanların hayvanlara karşı genel bir mesafesi var. Sosyal medyanın tüm gücüne ve bilinçlenmeye rağmen durumun pek değiştiğini söyleyemem.”

AMACI ŞİFA’YA ŞİFA OLMAK

Hemen her gün sokakta kötü durumda bir hayvanla karşılaştığını belirten Dakni, hekim müdahalesi gerektiğinde kliniğe götürüyor ve masraflı süreç başlıyor. O durumlarda Instagram’dan duyuruyor ve elbirliğiyle bir canlının daha hayatına dokunuyorlar. “Kendi çalışmalarım dışında hayranlıkla izlediğim ve zaman zaman dirsek temasında olduğum Talha Demircan yönetimindeki ‘Çak bi pati’ var. Müthiş bir ekip, zorluklarla başa çıkma metotlarına hayran oluyorum. Kendime yakın hissettiğim tek gönüllü grubu onlar diyebilirim” diyor. Halihazırda yardım bekleyen bir vaka da var: “Son kahramanlarımızdan biri, ‘leishmania’ hastalığına yakalanıp adeta çürümüş ve sokağa terk edilmiş, Şifa adını verdiğim minik bir köpek. Destek olan dostların sayesinde hızla yol alabiliyoruz. Şifa, tedaviye çok olumlu yanıt veriyor. gelişmeleri yine Instagram’dan paylaşmaya devam edeceğim.” Sarp Dakni’nin mücadelesine instagram.com/sarpdakni adresinden tanık olabilir, iletişime geçerek destek olabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Sabahın köründe ne bu tantana

26 Nisan 2022
Çok beklediğimiz yaz mevsimi yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı. Bu şu demek oluyor aynı zamanda: Gece uykularımız biraz zorlaşacak, sıcak bazen bunaltıcı olabilecek. Şikâyetçi değilim. Sadece böyle zamanlarda işi biraz daha zorlaştıran durumun altını çizeceğim.

Kedilerle evini paylaşanlar bilir, öngörülemez zamanlarda -ki bu zamanlar hep uykunuzun vazgeçilemez anıdır- evde anlamsız bir koşuşturma, sağdan sola zıplama, bir şeyleri devirme olayları meydana gelir.

Uzmanlardan derlediğim sebep ve çözüm önerilerini dikkatinize sunayım da uykunuzun kalitesi bozulmasın.

İlk ihtimal, kedinizin aç olabileceği. En yaygın neden bu oluyor. Boş bir mama kabı herkesin tadını kaçırabilir. Gece yatmadan önce kedinizin doyduğuna emin olun. Sabahları da aynı saatte ona mama vermeye çalışın. Burada şu nokta kritik: Uyanır uyanmaz kedinize mama vermeyin. Uyanmanızla, mama kabını doldurmanız arasına yarım saat gibi belirli bir süre koyun. Mesela, 7’de kalkıyorsanız, 7.30’da mama verin. Böylelikle sizin uyanmanız ve ona mama vermeniz arasında bir ilişki kurmamış olur, her acıktığında sizi uyandırmaya kalkmaz.

HEMEN UYANMAYIN

Rutini olmadığı için sızlanıyor olabilir. Kediler kendi hareketleri pek tahmin edilebilir olmasa da tam bir kedi hareketi olarak sizden rutin oluşturmanızı bekliyorlarmış. Kumu düzenli aralıklarla temizlenmeli, mama kabı, su kabı, kedi evi, tırmalama tahtası ya da favori mobilyası gibi şeyler ona sormadan -nasıl olacak bilmiyorum- değiştirilmemeli. Aksi halde “Bu ne şimdi?” diyerek sızlanmaya başlayabilirler ve bunu da diledikleri zaman yapabilirler. En etkili yolu da sabah siz uykunuzun en güzel zamanındayken olur.

Ve tabii, enerjisini tüketmemiş olduğu için sızlanıyor olabilir. Uyumayı sevdiklerini biliyoruz ama kediler de oyun oynamaya bayılıyorlar. Evde beraber çok vakit geçirmiyorsanız, kedinizin erişebileceği noktalara onun sevdiği oyuncakları bırakmanız iyi olur. Beraberken de ona vakit ayırıp oyun oynamanız evin huzuru ve kedinizin mutluluğu için çok önemli. Kedinizi en iyi siz tanıyabilirsiniz, onun seveceği oyunu da bir şekilde bulursunuz. Size güveniyorum.

Uzmanlar şunu söylüyor: Kediniz çeşitli hareketler yaptı ve sizi uyandırdı. Öncelikle yapabildiğiniz kadar onun bu hareketlerini görmezden gelin. Hemen uyanmayın, uyanırsanız da kedinizle belli bir süre etkileşim kurmayın.

Yazının Devamını Oku

Gel önce seninle tanışalım

16 Nisan 2022
İç sıkan, boğan haberleri görüp “İnsanla sohbeti kestim” diyenlerin ya da o noktaya hızla ilerleyenlerin buluştuğu köşemizde bu hafta da kedilerden güzel bir haber var.

Kyoto Üniversitesi’nden uzmanların çalışmasına göre kediler, hem sahiplerinin hem de evdeki diğer hayvanların isimlerini biliyormuş. Söz konusu çalışmada Japonya’da evde en az iki evcil hayvanla yaşayan 48 kedi incelenmiş.

Malum kedilerle yaşayanlar bilir. Yaygın inanışa göre kediler dost canlısı değildir, hatta asosyal canlılardır. Ama bu araştırmanın sonucu kedilerin etrafındaki diğer canlılara o kadar da kayıtsız olmadığını kanıtlıyor. Tabii ki bunu bir kediye söyleme imkânımız olsa, bunu asla kabul etmeyecektir, o ayrı.

Araştırma sırasında her kediye sahiplerinin seslerini dinletmişler, diğer kedilerin fotoğrafları gösterilmiş ve tepkiler ölçülmüş. Eli öpülesi uzmanlarımız diyor ki, kediler evde yaşayan diğer evcil hayvanların isimlerini biliyor, sahiplerinin isimleriniyse “büyük ihtimalle” biliyorlar.

İNSAN NASIL VEDA ETSİN

Savaş görüntüleri içimizi burarken, sınırlarda da bazı uygulamalar tat kaçırıyor. Malum Ukraynalılar haklı olarak canlarını kurtarmak için kendilerini güvende hissedecekleri yerlere gitmek durumunda kalıyorlar. Bu duraklardan biri olan ABD, sınırda önemli bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor kimi insanları. Sebebi şu: Ülkenin Federal Sağlık Kuralları, ülkeye evcil hayvanların girişini, Ukrayna gibi yüksek kuduz oranları görülen ülkeler için kısıtlıyor. Bu kural, çok sayıda sığınmacının ailesinden bir parça olan evcil hayvanlarına vedası anlamına geliyor.

Gözyaşı içeren sahneler yaşanıyor: Meksika’dan ABD’ye giriş yapmak isteyen bazı Ukraynalılar sınırda hayvanlarıyla vedalaşmak zorunda kalıyor.

Yazının Devamını Oku

Sesimizi ayırt ediyorlar

9 Nisan 2022
Bu haberler bana iyi geliyor.

Şanlı biliminsanları yine yapacaklarını yapmışlar ve meseleyi köpeklerin konuşabilmesine, konuşulanı anlayabilmesine getirmişler. Şunun peşindeler şimdilik: Köpeklerin beyni, insan ve köpek sesini farklı şekilde işliyor ve kendi sesleriyle bizim sesimizi ayırt edebilecek şekilde evrimleşiyor.

Önceki araştırmalar, görüntü ve sesi bir arada içeren çalışmalardı. Yani gülen bir kadının sesi dinletilen köpek, gülen kadın fotoğrafına bakıyordu. Bu kez araştırmacılar köpek beyninin sesleri tam olarak nasıl işlediğini bulmak için çalıştı.

Bu köşede çok rastladığınız Budapeşte’deki Eötvös Loránd Üniversitesi’nde köpek sinirbilimci olan Anna Bálint, yapılan çalışmada köpeklerin beyinlerinde oluşan tepkileri ölçmeye odaklandı. Border Collie, Golden Retriever ve Alman Kurdu cinslerinden 17 köpek üzerine çalıştı.

Köpeklere, insan ve köpek seslerini dinlettiler. İnsan sesleri bebek mırıldanması, kahkaha, öksürük gibi konuşma dışı sesler oldu, köpek sesleri de koklama, nefes nefese kalma ve havlama içeriyordu.

Duydukları her ses için köpekler ilk 250-650 milisaniye içinde beyin dalgalarında değişiklik yaşadı. İnsan beyni için bu süre motivasyon ve karar vermeyle alakalıyken, bu veri, araştırmacılara köpeklerin sesi kimin ya da neyin çıkardığı ve buna nasıl tepki vereceklerini bulmaya çalıştıklarını gösteriyor. Royal Society Open Science’ta yer alan bilgiye göre, insan seslerine yanıt olarak daha pozitif dalgalar, köpek seslerine yanıt olarak daha negatif dalgalar oluşuyor. Bizi seviyorlar mı ne?

SONUÇ ŞU: Köpek beyinleri iki tür sesi farklı şekillerde işliyor, ama tam olarak nasıl olduğunu hâlâ bilmiyoruz.

Yazının Devamını Oku

Bir yastıkta havlasınlar

2 Nisan 2022
Pandemi her şeyi kökünden değiştirirken bundan düğünlerin de bir dönem nasiplendiğini biliyoruz.

2020-2021 yılları, düğün planı yapıp kalabalıklarla buluşamayan çiftlerin hayal kırıklıklarıyla dolu. Fakat bu değişimin evcil hayvanların hayatını böyle değiştireceğini ben tahmin etmezdim doğrusu.

Olay çoğu trendin doğduğu ABD’de geçiyor. Dallas’ta yaşayan fitness koçu 37 yaşındaki Tara Helwig ve epidemiyoloji veri analisti 22 yaşındaki Makayla Wilson’ın Brüksel Griffonu cinsi köpekleri Twixie ve Cowboy beraber çok iyi vakit geçirince, köpeklerin ebeveynleri olarak ikiliyi evlendirme kararı alıyorlar.


Düğün, kız tarafı Twixie’nin evinin bahçesinde yapılıyor. Ve davetli olarak köpeklerin parklarda iyi anlaştığı diğer 40 Brüksel Griffonu köpek davet ediliyor. 37’si davete katılıyor. Görkemli düğünün maliyeti 25 bin dolar oluyor. İki aile bu faturayı bölüşüyorlar. Bu düğünlerden barınaklara da pay düşüyor elbette. Düğüne gelenler katılım ücreti ödüyor (25 dolar) ve bu para barınaklara yardım olarak gidiyor. Ve sonuç olarak, başlığı atan, bu köşenin sadık okuru gazetemiz yazarı Mehmet İren’in dediği gibi, “Bir yastıkta havlasınlar” temennileriyle insanlar ve davetli köpekler eğlenceli düğünden ayrılıyorlar.

Tamam, ABD’de her şey abartı, her şey hafzalamızın almayacağı boyutta ve çoğu konuda işin suyunu çıkardıkları konusunda hemfikiriz. Burada da kendi eğlencelerine köpekleri alet etmiş olma ihtimallerini aklımızın bir köşesinde tutabiliriz. Yine de insanların kedi köpekleriyle aile kurmasına, onlarla zaman zaman böyle aşırılıklara kaçmalarına ve tüm bu aşırılık içinde barınaklara yardım etmeyi hiçbir zaman ihmal etmemelerine saygı duyuyorum. Gülümseyerek izliyorum.

Yazının Devamını Oku

Köpekler de yas tutuyor mu

12 Mart 2022
Karanlık günlerden geçiyoruz ve görünüşe göre bu kısa sürmeyecek. “Savaşa Hayır!” diyerek başlayalım.

İnsanlar olarak kayıp ne demektir, kendi hayatımızda deneyimleyerek görüyoruz maalesef. Milano Üniversitesi’nden Dr. Federica Pirrone ve araştırmacılar köpeklerin kayıp yaşadıklarında nasıl bir tepki gösterdiklerini incelemişler. Dr. Pirrone diyor ki: “Köpekler içlerinde bulundukları grubun üyeleriyle çok yakın bağlar geliştiren, son derece duygusal hayvanlardır. Bu, içlerinden biri ölürse çok üzülebilecekleri ve bu sıkıntıyla baş etmelerine yardımcı olmak için çaba gösterilmesi gerektiği anlamına gelir.”

Araştırma İtalya’da 426 aileyle yapılan ankete dayanıyor. Bu ailelerin hepsi birden fazla köpek sahibiyken, köpeklerinden biri yaşamını yitirmiş. Scientific Reports’ta yayımlanan sonuçlara göre, yakın arkadaşını kaybeden köpeklerin yüzde 86’sında davranış değişikliği gözlemlenmiş. Dr. Pirrone’den aktaralım: “Daha az oynadıkları, daha az yedikleri, daha az uyudukları ve evi beraber paylaştıkları kişiden daha fazla ilgi bekledikleri bildirildi.”

Araştırmacılar, ölüm sonrası, hayatta kalan köpek için ortak davranışların bozulmuş olması nedeniyle de mutsuzluk yaşanabileceği ihtimalini de göz önünde bulunduruyor.

Pirrone, “üzüntü” tanımının köpekler için kolay olmadığının altını çiziyor: “Köpekler duygusal bağlar kurar ve bu nedenle evlerinde bir evcil hayvanın kaybının, çalışmamızda kaydettiğimiz gibi, normalde keder ve yas olarak yorumladığımız şeylerle örtüşen davranış değişikliklerine neden olması beklenebilir. Elbette sonuçlarımıza dayanarak, bu köpeklerin sadece dostunun ‘kaybına’ mı yoksa kendi başına ‘ölümlerine’ mi tepki verdiğini söyleyemeyiz.”

Köpekleri anlama konusunda bilim hızlı yol alıyor ama sonuçlar tartışmaya açık. Bu araştırma üzerinde de tartışma var elbette. Bakalım zaman ne gösterecek.

KÖPEKLER DAHA NE YAPSIN

Yazının Devamını Oku

Sıra Rus kedilerine geldi... Çıldırmış olmalısınız

5 Mart 2022
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali haklı şekilde tüm dünyada tepki topladı. Yaşam hakkının kutsallığını savunan herkes gibi “Savaşa Hayır” diyerek ben de yoklamamı verip lafa gireyim.

Ülkelerin, mega şirketlerin, ekonomik, siyasi yaptırımları bir kenara, son günlerde atılan adımlar işi epeyi sulandırdı. Ve bu noktada bütün dünya, bu konulardaki tepkilerimizi düşününce, devcileyin bir Türkiye’ye dönüştü. Dostoyevski’nin, Çaykovski’nin ‘cancel’lanmasını bile aşan absürd tepki Uluslararası Kedi Federasyonu, FIFe’den geldi. Diyorlar ki: “Rusya’da yetiştirilen hiçbir kedi, Rusya dışındaki hiçbir soy kütüğüne kaydedilemeyecek. Rusya’da yaşayan katılımcıların kedileri, tüm ülkelerdeki FIFe fuarlarından men edilecek.” Hatta 1 Mart 2022 tarihli karar 31 Mayıs’a kadar geçerliymiş de gerekli görülürse uzatılabilecekmiş.

Gerçekten insanın böyle saçmalıkları görünce dili tutuluyor. Kalabalık toplantıların yapıldığı her işkolunda vardır bu: Sadece laf söylemiş olmak için ya da çalışıyor görünmüş olmak için birileri toplantıda herhangi bir veriyle desteklenemeyecek bir saçmalık ortaya atar. Tam böyle bir karar alan FIFe’yi kınasak mı, lanetlesek mi bilemedim. Kediler için çeşitli çalışmalar yapıp fayda oluşturuyor olabilirler ama alanlarının dışına çıkmasalar iyi olur. Irkçılık konusunu kedilerden uzak, hatta tüm canlılardan uzak tutabilirsek hayrımıza olacak.

KALP KIRICI MANZARALAR
RUSYA’nın işgalinden kaçan ya da şehirlerinde kalsa da bombardımandan korunmak için yeraltına inen Ukraynalıların görüntüleri kalbi olan herkesi yaralıyor. Bu manzarada aynı evi paylaştığı insanlarla beraber sığınaklara inip korku yaşamak zorunda kalan kedilerin, köpeklerin, tüm canlıların endişesiyse insanın içine oturuyor. Hürriyet adına Ukrayna’da bombardımanın ortasında görev yapan İdris Emen ve fotomuhabir Murat Şaka’nın aktardıkları epeyi yaralayıcı. Dilerim kısa sürede son bulur.

BİR KÖPEK ANILMAYI HAK ETMİYOR MU

Yazının Devamını Oku