GeriŞenol Kalyoncu Saç dökülmesi tedavisinde yenilikler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Saç dökülmesi tedavisinde yenilikler

Saç dökülmesinin, birçok nedeni olabilir. Temel madde ve beslenme yetersizlikleri (Demir, B12 vitamini, folik asit, D3 vitamini, çinko), hormonal düzensizlikler (Troid ve androjenik hormonların bozuklukları), genetik ve çevresel faktörler, fiziksel ve kozmetik uygulamalar, kullanılan naslar, geçirilen hastalıklar bunlardan bazılarıdır.

Saç dökülmesinin tedavisiyle ilgili bir çok yöntem mevcuttur ve güncel uygulamalar sürekli değişmektedir. Bu önemli konuyla alakalı olarak Güvenestetik Çayyolu doktorlarından Dermatolog Dr. Zerrin Çeliket şunları söylüyor:

İLK OLARAK NEDENİ BULUNMALI

“Saç dökülmesi, cansızlaşma, incelmesi, seyrekleşme, kozmetik olarak kişiyi çok etkileyen bir sorundur. Bu yakınma ile hekime başvurulduğunda yapılması gereken ilk şey, nedenin bulunmasına yönelik araştırmalardır. Sonra, bir neden bulunabilmişse bu nedenin ortadan kaldırılmasına yönelik tedaviler uygulanır, örneğin demir eksikliği saptanmışsa demir içeren ilaçlar önerilir ancak bazen somut bir neden bulunamayabilir. Böyle durumlarda tedavide mezoterapi ve prp (pilatelet rich plasma) yardımcı tedavi uygulamaları olabilir. Mezoterapi saçlı deriye küçük iğneler aracılığı ile enjeksiyon yapılarak saç yapımında rol oynayan maddeleri (amino asit, vitamin, mineraller) büyüme faktörlerini saç kökünü besleyecek kan akımını artıracak maddeleri deriye vermeyi amaçlayan bir uygulamadır. Genellikle 2 hafta ara ile 6 seans uygulama yapılabilir. Zaman içinde uygulama tekrarlanabilir.

KALICI KAYIPLARA SAÇ EKİMİ

Prp uygulaması ise kişinin kendisinden alınan kanla büyüme faktörlerince zengin olan trombosit adlı hücrelerin bol olduğu kısmı ayrıştırarak kendi saçlı derisine enjekte edilerek yapılır, kendi kanından elde edildiği için yan etki riski düşük güvenli bir yöntemdir, iki hafta arayla 3 seans uygulanır. Saç dökülmesi tedavisinde ağızdan alınabilecek destek ürünleri kullanılabilir veya dıştan uygulanan solüsyonlarda kullanılabilir.
Tüm bu yöntemlere karşın kalıcı saç kayıpları gündeme gelmişse tedavi seçeneği olarak saç ekimi yöntemi de düşünülebilir. Özellikle erkek tipi saç dökülmesi, sakal dökülmesi, kaş dökülmelerinde ve saç kaybı ile giden başka hastalıklarda ekim ile başarılı sonuçlar alınabilir. Kişinin saçsız alanının büyüklüğü, geri kalan saçlı alandaki kılların niteliği, kişinin yaşı, ekimin başarısında rol oynar. Genellikle başın arka kısmındaki saçlı alandan (bazen gövde ve koltuk altı kıllarından) alınan saçlar ve saç kökleri ayrıştırılarak saçsız alana uygun estetik görünüm sağlanarak dikilir. Ekimin tam sonuç vermesi aylarca süren bir süreçtir hemen sonuç beklenmemelidir bir seansta 3.5-5 bin kadar kök ekilebilmektedir.”

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

BUGÜN SESİM HİÇ ÇIKMIYOR

Bazı hastalık durumlarında, uzun süre yüksek sesle konuşma veya bağırma gibi durumlarda, bireylerde ses kısıklığı görülebilir. Ses kısıklığı tanım olarak sesin seviyesinin azalması veya hiç çıkmaması olabilir. Bu durum çoğu birey tarafından ciddi bir sorun gibi görünmese de aslında, ciddi hastalıkların habercisi olabilir.
Özellikle sesin yoğun kullanıldığı iş alanlarında çalışanlar; öğretmenler, çağrı merkezi çalışanları, imamlar, seyyar satıcılar, televizyoncular, şarkıcılar, ses kısıklığından sıklıkla etkileniyor.
Ses kısıklığı çoğunlukla üst solunum yolundaki viral bir enfeksiyondan kaynaklanır. Bu duruma neden olabilecek, katkıda bulunabilecek veya kötüleştirebilecek diğer yaygın faktörler şunlardır:
– Boğaz reflüsü
– Sigara içmek
– Kafeinli ve alkollü içecekler içmek
– Çığlık atmak, uzun süre şarkı söylemek veya başka bir şekilde ses tellerini aşırı kullanmak
– Alerjiler
– Zehirli maddeleri solumak
– Aşırı öksürük

Ses kısıklığının bazı daha az yaygın nedenleri şunlardır:
– Ses tellerinde polipler (anormal büyüme)
– Boğaz, tiroid veya akciğer kanseri
– Bir tüpün sokulması gibi boğaza zarar veren girişimler
– Ses tellerinde kalınlaşma
– Tiroid bezinin kötü çalışması
– Art anevrizmaları
– Nörolojik Bozukluklar (Multipl Skleroz, Parkinson Hastalığı)

X

Diş sıkma hastalığında manuel tedavinin yeri

Çene; karmaşık yapısı ve çok gelişmiş hareket kabiliyeti ile insan vücudunun en çok çalışan eklemlerinden biridir.

Çene eklemi ile ilgili rahatsızlıklar ise toplumda her 10 kişiden üçünü etkilemektedir. Çene eklemi rahatsızlıkları, çene ekleminde ve çiğneme kaslarında sürekli tekrarlayan ağrı veya eklemde meydana gelen fonksiyon bozukluğu olarak tanımlanabilir. Çeşitli nedenlerden dolayı ortaya çıkabilen bu sorunun ana nedeni ise çene ekleminin yüzeyi ve eklemdeki diskin uyumunu kaybetmesidir. Çene eklemi rahatsızlıkları pek çok sebeple oluşabilir. Günümüzde eklem rahatsızlıklarının en önemli sebebi diş sıkma ya da gıcırdatma olarak karşımıza çıkmaktadır. Diş sıkma nedir? Manuel tedavi ne derece etkilidir? Tüm merak edilenleri Fizyoterapist Aslı Turgut Üstündağ’a sordum.



STRES VE KAYGI İLE ARTTI

“Diş sıkma (bruksizm), dişlerin istem dışı ve güçlü bir şekilde sıkılmasıdır. Bruksizminiz varsa, uyanıkken farkında olmadan dişlerinizi sıkabilir (uyanık bruksizm) ya da uyku sırasında dişlerinizi sıkabilir veya gıcırdatabilirsiniz (uyku bruksizmi). Stres, diş sıkmayı ya da gıcırdatmayı hem oluşturan hem de olayın şiddetini arttıran en önemli faktördür. Son dönemde pandeminin sonucu olarak toplumdaki stres ve kaygı seviyesinin de artmasıyla halihazırda yaygın olan bu probleme daha sık rastlamaktayız.

Yazının Devamını Oku

Diş tedavilerinde anestezi uygulamaları

Diş hekimi korkusu, ek hastalıklar ya da lokal anestezinin yetersiz kalması gibi nedenlerden ötürü cerrahi girişimlerin yapılamadığı durumlarda, “sedasyon” veya “genel anestezi” ile de diş tedavilerini aksatmadan yaptırmak mümkün. Peki tüm bu anestezi uygulamaları nedir ve nasıl uygulanır? Bu konuda merak edilenleri TOBB ETÜ Hastanesi’nin anestezi doktorlarından Uz. Dr. Merve Bayraktaroğlu’na sordum ve şu yanıtları aldım:

TEDAVİ SONRASINDA HATIRLAMAZ

“Sedasyon, sakinleştirici ilaçlar ile hastanın kendi solunumu ve tüm refleksleri korunarak bilinç düzeyinin kontrollü olarak baskılandığı bir uyku halidir. Kısa sürede tamamlanacak işlemler sedasyon uygulanarak güvenle yapılabilir. Sedasyon anestezisinde amaç; endişe, korku, ağrı ve mide bulantısını ortadan kaldırmaktır. Hasta işlem sırasında tamamen uyumaz, normal nefes almaya devam eder ve verilen komutları yerine getirir. Ancak tedavi sonrasında işlem sürecini hatırlamaz.

BİLİNCİ KAPALI TAM UYKU HALİ

Genel anestezi ise damar yolundan ilaçlar ve solunum yolundan gaz uygulaması sonucu bilincin kapandığı, ağrılı uyarana yanıt alınamadığı, solunum fonksiyonlarının önemli ölçüde baskılandığı veya durduğu tam uyku halidir. Hasta uyuduktan sonra nefes borusuna yerleştirilen bir tüp sayesinde solunum entübasyon ile sağlanır. Anestezi uzmanı; hastaların kalp hızı, kan basıncı, vücudun oksijen düzeyi gibi gerekli bütün yaşamsal fonksiyonlarını düzenli olarak kontrol ederek hasta güvenliğini sağlar. Her iki işlem de anestezi uzmanı tarafından ameliyathane ortamında yapılmalıdır.

Yazının Devamını Oku

Tiroid kanseri tanı ve tedavisinde gelişmeler

Vücudumuzda hormon üretiminden sorumlu olan tiroid bezinde hücrelerin kontrolsüz büyümesi sonucunda tiroid kanseri gelişebilmektedir.



Kadınlarda iyi huylu tiroid nodülleri ve hastalıkları daha sık görülmesine rağmen erkelerde görülen tiroid nodüllerin kanser olma riski kadınlara göre daha fazladır. Diğer birçok kanserde olduğu gibi bu kanser türünün tanı ve tedavisinde de önemli ilerlemler kaydedilmektedir. Bu konuyu Tıbbi Onkoloji Uzmanı ve Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’a sordum.



ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ

Yazının Devamını Oku

Anksiyete ve manuel terapi

Anksiyete, sadece kaygı, stres ve endişe duygularının yoğun yaşandığı mental bir sağlık sorunu olmakla kalmayıp aynı zamanda çok çeşitli rahatsız edici fiziksel semptomlara da neden olan bir hastalıktır.



Bunlardan kas ağrısı ile kas spazmı bazen kişinin sosyal hayatını çok ciddi etkiliyor ve hızlı çözüm arayışına itebiliyor. Kas gevşetici ile ağrı kesiciler de bir çözümdür ancak günümüzde manuel tedavi de hızlı ve daha iyi bir seçenektir. Anksiyete durumunda kas spazmlarının tedavisinde manuel terapi yöntemiyle ilgili merak edilenleri Fizyoterapist Aslı Turgut Üstündağ’a sordum.



BİRÇOK İNSAN FARKINDA OLMAZ

Yazının Devamını Oku

Alzaymır hastalığında TPS tedavi metodu

Alzaymır (Alzheimer) teşhisi hem hasta hem de hasta yakınları için çok yıpratıcı bir süreçtir.



Yoğun araştırmalara rağmen alzaymır’ın tedavisi henüz bulunamamış ancak hastalıkla mücadelede ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu hastalıktan etkilenenlerin yaşam kalitesi ve kendi kaderini tayin hakkı mümkün olduğunca uzun süre korunmalıdır. Alzaymır hastalığında ilaç tedavileri maalesef hastalığın ilerlemesinde son derece kısıtlı bir fayda sağlamaktadır. Transcranial Pulsed Stimulasyon (TPS)–Neurolith alzaymır hastalığı için tamamen yenilikçi yeni bir tedavi olarak Avusturya Wienna Üniversitesi ile Kanada Toronto Üniversitesi tarafından geliştirilmiş olup, tedavide kendi alanında onaylanmış etkili, güvenli, invaziv olmayan, alzaymır hastalarının tedavisi için Avrupa Birliği’nde onaylanmış, tedavi metodudur. Bu metodu, Türkiye’de uygulayacak olan isimlerden nöroloji uzmanı Prof. Dr. Zülküf Önal ve Doç. Dr. Akçay Övünç Özön’a sordum.



İKİ HAFTA BOYUNCA ALTI SEANS

Yazının Devamını Oku

Kanser hastalarına beslenme önerileri

Dünyada giderek artan kanser vakaları, ülkemizin de en önemli sağlık problemlerinden biri.

Tüm araştırmalar, hastalığı tedavi etmeye odaklanmış durumda. Gerek hedefe yönelik tedaviler gerekse bağışıklık sistemini güçlendirmeye odaklanan immunoterapiler sayesinde büyük mesafeler elde edilmiş durumda. Fakat onkoloji hastalarının beslenmesi ile ilgili medyada yer alan birçok haber, hasta ve yakınlarında kafa karışıklığına yol açıyor. Bu konuda Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’la konuştum. Prof. Dr. Uğur Coşkun, şu önemli bilgileri verdi:



KEMOTERAPİDE İDEAL KİLO KORUNMALI

“Kemoterapi onkoloji hastalarında halen sıklıkla kullanılan bir tedavi yöntemidir. Bulantı, kusma, iştahsızlık, ishal gibi sık görülen yan etkiler beslenme problemlerine neden olabilir. Kanser hastalarının ideal kilonun altına düşmemeleri tedavi etkinliğinde ve tedavinin başarılı olmasında çok önemlidir. Bu nedenle yeterli kalori ve protein alınımına dikkat edilmelidir. Tedavi sırasında çok fazla kilo kaybı yaşanmışsa, düşük kalorili içecekler, salatalar ve sade çorbalar gibi az enerji veya besin sağlayan yiyeceklerden kaçınılabilir çünkü bunlar tokluğa neden olarak vücudun ihtiyaç duyduğu kalori ve proteini alınımında azlığa yol açabilir. Bunun yanında bazı kanser türlerinde kemoterapi esnasında yüksek kilo alımları görülmektedir. Fazla kilo bağışıklığın azalmasına, tedavinin uzamasına ve kanser nüksüne neden olabilir. Bu nedenle tedavi sürecinde bireylerin ideal kilosunu koruması gerekmektedir.

Yazının Devamını Oku

Prostat büyümesine ameliyatsız mikro işlem

Türkiye’de özellikle 50 yaş üstü erkeklerin üçte birinde görülen prostat hastalıkları arasında en sık karşılaşılanı prostat büyümesidir.

 


Prostat büyümesi, erkeklerin karşılaştığı en tehlikeli rahatsızlıklardandır. Erkeklerin kâbusu olan prostat büyümesi, tedavi edilmemesi halinde ileri safhalara taşınarak çok daha büyük sorunlara neden olabilmektedir. Prostat büyümesi tedavisinde uygulanan en güncel tedavi yöntemlerinden sayılan ve ameliyatsız olarak gerçekleştirilen, mikro-invaziv bir teknik olan ‘prostat lazer ablasyon tedavisi’ Türkiye’de uygulanmaya başlandı. Konuyla ilgili Ürolog Dr. Tuncay Şafak, şu bilgileri verdi.


RİSKLERİ ORTADAN KALDIRIR

Yazının Devamını Oku

Migrende botoks tedavisi

Baş ağrısına en çok yol açan durumlardan birisi olan migren, kadınlarda erkeklerden üç kat daha fazla görülmekte ve genellikle orta yaş grubunu etkilemektedir.



Sık gelişen ataklar, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte ve toplumda ciddi anlamda iş gücü kaybı ile sosyal yaşamda bozulmaya neden olmaktadır. Daha önceleri yüzde estetik amaçlı olarak kullanılan botoksun, aynı hastalarda migrene bağlı baş ağrılarında da belirgin bir düzelme sağladığı tesadüfi de olsa anlaşıldı. Amerikan İlaç Dairesi’nin (FDA) kronik migren için botoks tedavisini onaylamasının ardından tüm dünyada yaygın olarak kabul gören bir tedavi haline geldi. Migren tedavisinde botoks uygulamalarını K.B.B. ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Tuncay Özçelik’ten dinledik.



YAŞAM KALİTESİNİ OLUMSUZ ETKİLER

Yazının Devamını Oku

Dudak dolgusu tecrübe ister

Cerrahi işleme gerek duyulmadan kısa sürede sonuç alınan medikal estetik uygulamaları, günümüzde değişen güzellik trendlerinin ilk sırasında yer alıyor.



Ameliyatsız medikal estetik uygulamaları içerisinde en çok tercih edilen yöntem botoks. Son yıllarda, dudak dolgusu da botokstan sonra özellikle gençler tarafından tercih edilmeye başlandı. Gençler, daha dolgun daha çekici dudak isterken, 35 yaş üstü insanlar da hacim kaybeden dudaklarına yeniden hacim kazandırmak, doğal ve dolgun bir dudak yapısına sahip olmak istiyor. Dudak dolgusuyla ilgili bilgi veren Medikal Estetik Uzmanı Dr. Serkan Öztürk, bu işlemlerin kesinlikle uzman ve tecrübeli kişiler tarafından yapılması gerektiğinin de altını çizdi.



HERKESİN DUDAK YAPISI FARKLI

Yazının Devamını Oku

Robotik diz protezi

Diz vücudun en önemli ve en büyük eklemidir.



Vücudun bütün yükünü taşıyan çok önemli bir organ olan dizdeki sorunlar, aşırı yük ile birlikte sporla da bazı problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dize yük binmesi ile kıkırdak problemleri de oluşur. Kıkırdak, eklem uçlarında iki kemiğin birleştiği yerde kemik uçlarını kaplayan kaygan ve parlak yapıdır. Alttaki kemikten ve eklem sıvısından beslenir. Kıkırdak sorunlarının ortaya çıkması durumunda, hareket ve aktivasyonda problemler ortaya çıkar. Dizdeki problemler için öncelikle ilaç tedavisi uygulanır, düzelmezse değişik ameliyat yöntemleri gerçekleştirilir, yine düzelmezse son çözüm diz protezi ameliyatıdır.
Yeni bir yöntem olan ‘robotik diz protezi’ ameliyatı ise protez ameliyatlarının son yeniliğidir. Konu hakkında Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Cenk Altun’dan bilgi aldık.



Yazının Devamını Oku

Güneşte şifa da var risk de var

Yaz döneminin gelmesi ile artık güneşe daha fazla maruz kalacağız.



Gerek aşılama gerekse kısıtlamaların neticesinde koronavirüs pandemisinin etkisinin azalmasını beklediğimiz yaz mevsiminde, “güneşten ideal şekilde yararlanmamız” sağlığımız açısından çok önemli.
Güneşlenirken onkolojik açıdan nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, şu bilgileri verdi:



Yazının Devamını Oku

Bademcik ve geniz eti ameliyatında plazma yöntemi

Çocukluk çağında dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok görülen rahatsızlıklar; sık tekrarlayan bademcik iltihapları, bunlara bağlı ya da bağımsız bademcik büyümeleri, büyük geniz eti ve orta kulakta sıvı toplanması olarak sıralanır.



Bademcik ve geniz eti büyumesinin tedavisi çoğunlukla ameliyattır ve ameliyat tipleri günden güne değişmekte, yeni ve daha az riskli yöntemleri ortaya çıkmaktadır. Çocuklarımızı ameliyat ettirirken de etkili ve daha az riskli yöntemleri tercih etmekte fayda var. Gereksiz yere bademciğin tamamının alınması yerine yeteri kadar küçültülmesine ve solunum yolunun açılmasına olanak sağlayan buharlaştırma yöntemi olarak da adlandırılan plazma yöntemini, KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Özçelik’e sorduk.



FAZLALIK KISIMLAR ALINIR

Yazının Devamını Oku

Erken ortodontik tedaviler

Pandemi sürecinde sağlığımızla ilgili tedavileri ertelememeliyiz.



Özellikle ertelenen sağlık sorunlarının tedavileri çocuklarımız için de büyük problemler oluşturabilir. Hele ertelenen tedaviler, diş ve ortodonti olduğunda geri dönülmez problemler ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken yaşta karşılaşılan ortodontik problemler mutlaka zamanında tedavi edilmelidir. Çocuklarda diş muayeneleri, erken tedavi gerektirecek bozukluklarla ilgili merak edilenleri Diş Hekimi Saliha Olkun Alkan’la konuştuk. İşte anlattıkları:



ZAMANLAMA BİZİM HER ŞEYDİR

Yazının Devamını Oku

Pandemi sürecinde cildiniz nasıl genç kalır?

Koronavirüs salgınının insan üzerindeki en büyük etkilerinden biri stres. Tabii bu zorlu süreçte stresle beraber eve kapanmanın getirdiği hareketsizlik; beynimizi, kaslarımızı, hormonlarımızı, bağırsağımızı, yağ miktarımızı ve cildimizi olumsuz etkiliyor. Bu dönemde cildimizin bakımı ayrıca önem kazanıyor, çünkü ayna ile sürekli yüzleşiyor.



Normal yaşlanma süreci hayatımızın vazgeçilmez bir gerçeğidir, ancak bunu doğru adımlarla, sağlıklı ve doğal yaklaşımlarla yavaşlatabiliriz. Genç kalma ve yüzümüzdeki kırışıklarla baş etmenin birçok yöntemi vardır. Bu yöntemlerden en doğalı ise ‘altın iğne’dir. Siz okurlarımız için ‘altın iğne’ uygulaması ile ilgili tüm merak edilenleri Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Soytürk Aşık’la konuştuk. İşte anlattıkları:



DOĞAL YAPIYI UYARIYOR YENİLENME SAĞLIYOR

Yazının Devamını Oku

Saç ekiminde yeni trendler

Gelişen tıp, günümüz teknolojisi ile insan sağlığına ve güzelliğine her gün yeni bir teknik kazandırıyor. Son yıllarda saç ekiminde sürekli yeni bir yöntem ortaya çıkmakta. Genellikle erkek hasta gurubuna hitap eden ancak kadınlar tarafından da az da olsa tercih edilen saç ekimi yöntemlerinde yeni trendler nelerdir? Tüm bu merak ettiklerimizi Dr. Jale Şenyurt’a sorduk?

CİHAZ UÇLARI DAHA KÜÇÜK OLDU

Günümüzde pek çok şey güncellenirken estetikteki uygulamalar da bunlardan nasibini alıyor. Peki tam olarak ne gibi değişiklikler olmaktadır. İşin esasında değişiklik olmamakla beraber ekim için gereken aletlerin güncellenmesi ile daha pratik uygulamalara geçmiş bulunuyoruz. Kök alımında kullandığımız cihazın uçlarının daha küçük dizaynı yani 0.7 milimlik punch dediğimiz minik aparatlar. Kanal açmakta kullanılan safir uçlar bunlardandır. Yeni dizaynların ekime katkılarını şöyle sayacak olursak bunlardan biri saç köklerini aldığımız ensedeki sahada daha az hasar yapması ve böylelikle o bölge de ileride gözle görülür bir bozukluk yaşanmamasıdır. Yine aynı şekilde safir uçlar kullanılarak açılan kanallar daha düzgün olmasının yanı sıra bu uçların keskin ve sert olma sebebiyle doku hasarı minimal olmaktadır. Bu şekilde açılan kanallar tam olarak saç kökü genişliğinde olup dokunun tam olarak yerleşmesine yardımcı olmaktadır, böylece istenilen sıklık daha rahat elde edilmektedir. Ayrıca saç ekiminden sonra sık kontrol ve mezoterapi, PRP gibi destek tedavilerini de çeşitlendirmiş durumdayız. Bir saç ekiminde süreç 14 ayı bulabilmektedir. Dolayısıyla hastalarla iletişimi bu süre içinde kesmeden devam ettirmek çok önemlidir.



DENETİMDEKİ YETERSİZLİKLER KONTROLÜ GÜÇLEŞTİRDİ

Yazının Devamını Oku

Kanserden korunmak için dikkat etmemiz gerekenler

Dünya Sağlık Örgütü, 7-14 nisan tarihlerini, Dünya Sağlık Günü olarak tanımlanmıştır.

Bu özel gün, ülkemizde ve tüm dünyada her yıl kutlanmaktadır. Maalesef kanser halen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Fakat alacağımız tedbirler ile bu riski azaltmak ve sağlığımızı korumak mümkündür. Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser riskini azaltmak için neler yapılabileceği hakkında şu bilgileri verdi:



AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNEMLİ

Akdeniz tipi beslenme kansere karşı koruyuculuğu en yüksek olan beslenme biçimidir. Bu beslenme türünün en temel özelliği besin çeşitliliğine sahip olmasıdır. Yüksek miktarda zeytinyağı, zeytin, meyve ve sebzeler, tam tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar; orta düzeyde yumurta, balık, kümes hayvanları ve süt ürünleri ile düşük düzeyde kırmızı et ve et ürünlerinin tüketimi bu diyetin temel özelliğidir. Özellikle zeytinyağı tüketiminin önemini gösteren bir araştırmada 19 çalışmanın analizi yapılmış ve zeytinyağı tüketimi fazla olan gruptaki kanser riskinin yüzde 60 daha az olduğu bulundu. Akdeniz diyetinde meyve ve sebzelerle bol miktarda alınan antioksidan ve flavonoidler hücreleri kansere karşı korur. Yine Akdeniz diyeti içinde yer alan balık, ceviz ve keten tohumu Omega-3 içeriği sayesinde kansere karşı koruyucu etki gösterir. Her gün en az 2 porsiyon süt-yoğurt tüketimi ile kalsiyum ve probiyotik alımının arttırılması başta kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türünde korucu etki yapmaktadır.

Yazının Devamını Oku

Genetikle gelen nadir hastalıklar

Toplumda her iki bin hastanın birinde görülen hastalıklara “nadir hastalıklar” denilmektedir. Az görüldüğü için üzerinde çalışma yapılmamış ya da kısıtlı bilgi olan, hatta doktorların aklına en son gelen hastalıklardır bunlar.

Yıllarca doktor doktor gezilse de bu hastalara tanı konması zordur. Ve tabii az görüldüğü için firmaların ilgilenmediği, ilacı ve tedavisi olmayan hastalıklardır. İşte bu nedenle bu hastalıklar “yetim hastalıklar”, bu hastalıkların ilaçları da “yetim ilaçlar” olarak da bilinmektedir.
“Nadir hastalıklar” konusunda tüm merak edilenleri Nadir Hastalıklar Derneği Başkanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner’le konuştum. Genetik Uzmanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner, şu önemli bilgileri verdi:



AKRABA EVLİLİĞİ İHTİMALİ ARTTIRIYOR

Yazının Devamını Oku

Diş tedavisinde dijital gelişmeler

Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte akıllı yazılımlar diş alanına da girdi. Teknoloji, günlük hayatta olduğu gibi diş tedavisinde de kolaylık sağlıyor.



Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortodontik tedavi yöntemlerinde dijital diş hekimliğiyle hasta, ameliyat ile tedavinin sonucunu bilgisayardaki programlar sayesinde öncesinde görebiliyor. Dijital teknolojinin, bireylerin kendi tedavi tasarımlarına katılabilmesine olanak sağladığını belirten Dent Oran Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Çene Cerrahı Dr. Kıvanç Karadayı, klasik yöntemlerle yapılan tedavinin artık ağız içi tarayıcı yöntemleriyle gerçekleştirildiğini aktardı. Dr. Kıvanç Karadayı, dijital diş hekimliği ile ilgili şu bilgileri paylaştı:



HASSASİYETLE ANALİZ EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Mide kanseri tanı ve tedavisinde gelişmeler

Mide kanseri, ülkemizde hem erkek hem kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisidir.



Çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlığı, sigara, alkol tüketiminin de tetiklediği mide kanserinin erken evredeki belirtileri, ülser, gastrit gibi çok sık görülen mide rahatsızlıklarına benzer şikâyetlere benzerlik gösterdiği için tanısında gecikmeler yaşanabilmektedir. Bu nedenle mide şikâyetleri olan her hasta önemsenmeli.
Hem tanı hem de tedavi ile ilgili önemli gelişmelerin yaşandığı günümüzde mide kanseri ile ilgili bilgileri, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’a sorduk.



Yazının Devamını Oku

Botoks ve uygulanma alanları

Dünyada en çok tercih edilen uygulamalardan biri botoks. Estetik operasyonlarda yaygın bir şekilde kullanılan ve etkili sonuçlar verdiği belirtilen botoks, kaslara giden sinirsel iletimi belirli bir süre bloke eden, tedavi ya da estetik düzenlemeler için kullanılan bakteri kaynaklı bir toksin uygulaması olarak tanımlanıyor.

Estetik ve kozmetik amaçlarla, mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki kırışıklıkları azaltmak, oluşumunu engellemek ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacıyla ve kronik migren tedavisinde kullanılabilmektedir. Peki botoks maddesi nedir? Yılan zehiri midir? yoksa başka bir zehir midir? Nerelerde kullanılır? Tüm merak edilenleri Dr. Serkan Öztürk’e sorduk.



YILAN ZEHİRİ BİR HİKÂYEDİR

“Soğuk kanlı bir hayvan olmasına rağmen sanırım toplum olarak seviyoruz bu yılanı. ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’, ‘Su içene yılan dokunmazmış’, ‘botoks yılan zehiriymiş’. Bir yılan hikâyesidir gidiyor, botoksun yılan zehiri olduğu da bir hikâyedir aslında. Botilinum toksin namı değer botoks closturidium, botilinum adı verilen bir bakteri tarafından üretilen sinir sistemi üzerinde etkili bir zehirdir. 10 bin yıl öncesine kadar tüm insanlar besinlerini doğadan temin eden avcı toplayıcıydılar. Zamanla yerleşik düzene geçen insanoğlu bahçecilik hayvancılık ve tarımı geliştirdi. Eskiden temel yaşam kaynağı olan besini bulduğu an tüketirken artık ihtiyacından fazla besini ürettiği için besinleri saklamayı öğrendi ve insanoğlu, botilinum toksin botoks ile tanıştı. Orta çağ dönemimde genellikle sosis ve benzeri ürünlerin tüketimi sonrası bildirilmiş ölümler nedeni ile bu ürünlerin yenilmesi bir dönem yasaklanmıştır. 18. yüzyıl sonlarında Almanya’da sosis zehirlenmesinden ölüm oranları artmış ve öldürücü bu hastalığa latincede sosis anlamına gelen botulusdan esinlenerek botulizm denilmiştir. 1895’te Dr. Emile Pierre Van Ermengen, botulizm hastalarının dalaklarından bu toksini salan bakteriyi izole ederek closturidium botilinum bakterisini bulmuştur.

Yazının Devamını Oku