Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Diş estetiğinde bir yenilik daha: Gülüş tasarımı

Diş çürüklerinin tedavisi, diştaşı temizliği uygulaması, eksik dişlerin yerine protez dişler yapılmasının yanı sıra çapraşıklık, düzensizlik, renklenme şikâyetleriyle de birçok hasta, diş hekimlerinin kapısını çalmaktadır.

Son yıllarda estetiğin, hastalar arasında daha öncelikli bir beklenti haline geldiğini görüyoruz. Diş estetiğinde günden güne yenilikler birbirini izliyor ve sürekli yeni bir yöntemle karşı karşıya kalıyoruz. Konuyla ilgili TOBB ETÜ Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nde ‘Protetik Diş Tedavisi’ alanında çalışan Diş Hekimi Seda Yıldırım’dan bilgi aldık.

ESTETİK GÜLÜŞ NEDİR?

Estetik, göreceli bir kavram olmakla birlikte tanım olarak ‘doğal güzellik’ anlamına gelir. Birçok faktör, gülüş estetiğine hizmet eder: Dişler, dişetleri, diş görünürlüğü, renk gibi...
Gülerken dişetlerinin ne kadar göründüğünün hastalar farkında değildir. Yapılan çalışmalarda, bireyler dişeti görünürlüğünün 3-4 mm’den fazla olduğu gülüşleri sebebini tarif edemese de estetik açıdan kötü bulmuştur. Üst çene ön dişleri; hastanın kare, üçgen veya oval yüz formunu taklit ettiğinde daha doğal bir görünüm sağlanır. Doğalı korumak amacıyla, diş tedavilerinde de ışık geçirgenliği doğal dişe benzeyen yeni üretim kompozit ve porselen materyaller tercih edilir. Dişeti görünürlüğünü azaltmak için dişetlerinde şekillendirmeler yapmak, diş beyazlatma işlemleri, estetik kompozit dolgular, porselen kaplamalar, zirkonyum kaplamalar, lamina porselenler, estetik problemleri olan hastalarımızda tercih ettiğimiz başlıca tedavi yöntemleridir. Estetik kelimesini duyunca, altın orandan söz etmemek olmaz elbette. Antik Yunan matematikçiler tarafından tanımlanan altın oran formülleri diş hekimliğinde de yüz oranları ve diş boyutlarının belirlenmesi için kullanılır. Üst ön dişlerin boyutlarının altın orana yaklaştıkça daha estetik bir algı yarattığı bilinir.

SON YILLARDA SIKÇA DUYDUĞUMUZ GÜLÜŞ TASARIMI NEDİR?

Gülüş tasarımından bahsetmeden önce estetik diş analizini neden ve nasıl yaptığımızı anlatmalıyız. Tedavinin en önemli aşaması analizdir. Alt ve üst dişlerin birbirilerine göre konumları, şekilleri, rengi ve boyutları değerlendirilir. Öncelikle geleneksel ölçü yöntemiyle veya ağız içi tarayıcılarla hastadan tanı modelleri elde edilir. Ağız içi, ağız dışı, gülüş ve profil fotoğrafları alınır. Hastanın şikâyetleri ve beklentileri göz önünde bulundurularak, dijital tasarım aşamasına geçilir. Elde ettiğimiz tüm kayıtlar, bilgisayar ortamında gülüş tasarım programları kullanılarak bir araya getirilir. Bu programlarda fotoğraflar ve üç boyutlu kayıtlar üzerinde çizim ve değişiklikler yapılabilmektedir. Yapılacak işlemler oluşturulan dijital model üzerine uygulanır ve tedavi sonucuna yakın dijital fotoğraflar oluşturulmuş olur. Gülüş tasarımı sayesinde hastalara işlem yapılmadan önce tedavi sonucuna en yaklaşık görseller elde edilmiş olur. Tanı modelleri üzerinde laboratuarda yapılan çalışmalarla tedavinin bitimini taklit eden modeller hazırlanır. Hasta ağzında geçici materyaller kullanılarak uygulama yapılır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, hastalarımıza hiçbir işlem uygulamadan hem fotografik olarak hem de dişleri üstünde yapılabilecekleri değerlendirme şansı sunabiliyoruz.

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

SEDEF HASTALIĞI

Sedef hastalığı, kronik seyirli ve tedavisi olmayan bir hastalıktır.
Tüm dünyada yaklaşık yüzde 1-3 oranında görülür. Herhangi bir yaşta ortaya çıkan, ancak özellikle 30-39 ve 50-69 yaşları arasında pik yapan, yatkınlık geni taşıyanlarda daha sık rastlanılan bir deri hastalığı...
Bu hastalık en sık dirsek, diz, saçlı deri, el ve ayaklarda keskin sınırlı, kırmızı zeminde kepeklenme ile seyreden değişik büyüklükte lezyonlar ile karakterizedir. Hastaların hemen hepsi kaşıntı, yanma, batma ve ağrıdan şikâyet ederler. Nadiren tüm deriye yayılıp, organizmanın genel metabolizmasını bozarak yaşamı tehdit edebilir. Genellikle kronik seyirli olan hastalıkta kendiliğinden iyileşme nadirdir, fakat bazı vakalarda yatışma ve alevlenme periyotları görülebilir. Stres, alkol, virüsler ve bakteriyel enfeksiyonlar alevlenmelere neden olabilir. Sigara da hastalığı şiddetlendirebilir. Hastaların çoğunda deride plaklar yanında kaşıntı vardır. Yaygın hastalık tablosunda vücut ısısını korumada güçlük, üşüme titreme, protein tüketiminde artış olabilir. Bazı vakalarda sedef hastalığına bağlı romatizma gelişebilir. Sedef hastalığının lezyonları vücudun her yerinde görülebilir, ancak sıklıkla diz, dirsek, saçlı deri ve genital bölgede görülür. Tırnaklarda sedef hastalığı olduğunda minik çukurcuklar, sarı kahverengi renk değişimi ve tırnak kalınlaşması olur. Sedef hastalığının deri lezyonlarının tipine göre farklı formları bulunur bu nedenle egzama yapan farklı hastalıkları taklit edebilir. Hastalığın tedavisinde doktor kontrolünde önerilen, vücudun belli bir bölgesine lokalize vakalarda uygun deri kremleri kullanılır. Kortizon içeren kremler sıklıkla tercih edilir. Deriyi nemli tutmak için kremler önerilir. Bazı vakalarda hekimler D vitamini içeren ilaçları tercih edebilir. Kömür katranı da tedavi seçenekleri arasındadır. Aynı zamanda stresten uzak durmak da hastalığın tedavisi için çok önemli bir adımdır.

X