Artık yeni mecralar moda

Uzun süredir görüşemediğim oyuncu arkadaşım Osman Cavcı’yla geçtiğimiz günlerde telefonda konuştuk. 

Uzun süredir görüşemediğim oyuncu arkadaşım Osman Cavcı’yla geçtiğimiz günlerde telefonda konuştuk. Hayatındaki değişimlere şaşırmadım desem yalan olur: “İstanbul’dan taşındım. Ege güzel Ege! Foça’da, denize tepeden bakıyordum ama sonra sıkıldım. Oyunculuğu bırakmış gibi hissettim ama İstanbul’a dönmeyi aklımdan geçirmedim. İzmir’e geldim. Bir tiyatro kursu açayım dedim, sabah bir kalktım benim sokakta 20 tane tiyatro kursu veren yer var. Antika, eski toplamaya başladım. Sonra ‘Son Yeşilçamlı’ diye tek kişilik bir teatral gösteri hazırladım ve seyirci karşısına çıktım. Şimdi YouTube kanalıma ‘Uyan da Balığa Çıkalım’ adlı bir sitcom yazıp oynayıp yönetiyorum.17 bölüm çektik, devam. Bence televizyon bitti, yakında sinema salonları da bitecek. Herkes artık cep telefonundan film izliyor. Ben de yeni mecrada yerimi hazırladım.”
Artık yeni mecralar moda

Resim sergisi yolda

Gazeteci arkadaşım Gülay Fırat ile sohbet ettik bu hafta.
Bir dönem ses getiren haberleriyle tanıdığımız eski Milliyet ve Sabah gazetesi muhabiri Fırat, şu sıralar serbest gazeteci olarak mesleğine devam ediyor. İki sene önce yayınlanan ilk romanı “Acemi Çöpçatan”ın ardından, bir süredir yeni romanı üzerinde çalıştığından bahseden Gülay, bu sırada resim sanatıyla da fazlasıyla haşır neşir olmuş.
Geç tanışıp hemen ısındığı resim sanatında özellikle tuval üzerine yağlı boya çalışan Gülay, şu sıralar usta ressamların resimlerini yaparak fırça kabiliyetini geliştirdiğini söylüyor.
Kendini hazır hissettiğinde resim sergisi açacağı bilgisini de veriyor.
Görünüşe göre meslektaşım Gülay Fırat gazetecilik yeteneği kadar sanatsal çalışmalarıyla da dikkatleri üzerine çekecek.
Artık yeni mecralar moda

Geçmiş olsun kıymetli Kıymet

Yazmak, okumak, okutmak, anlatmak, dinletmek, öğretmek gibi kavramlar ruhun senfonisi gibi.
Çok sevdiğim Fatma Kıymet Börekçi, öğretmen olmak için doğmuş insanlardan. Sevgili arkadaşım Gülenay’ın annesi... “Anadolu’da Tanin” kitabıyla tanıdığımız merhum tarihçi Çetin Börekçi’nin de eşi.
Bakırköy Yahya Kemal Beyatlı Lisesi, Alman Lisesi ve son olarak Notre Dame de Sion’da öğretmenlik yaptı. Bugünlerde ciddi bir ameliyat geçirdiği için evde yatak istirahatinde. Bol bol da kitap okuyor. Şu sıralar elinde Hikmet Birand’ın “Alıç Ağacı ile Sohbetler” kitabı var.
Diyor ki “Bu kitabı okuduktan sonra insan artık hiçbir ota, hiçbir ağaca kayıtsız kalamıyor çünkü onlar bize bizi bizden iyi anlatıyorlar, eğer kulak verirsek.”
İyi bir insan olmanın bütün hallerini yaşayan sevgili Fatma Kıymet Börekçi’ye tekrar geçmiş olsun. Kendisinin Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’ndaki bir fotosuna ulaştım.
İşte o fotoğraf...
Artık yeni mecralar moda

Kim ne okuyor?

◊ Gazeteci yazar Asu Maro, Margaret Atwood’un “Ahitler” adlı romanını okuyor.
◊ Yazar Kürşat Başar, Lawrence Durrell’in “Monsieur ya da Karanlıklar Prensi” adlı kitabını okuyor.
◊ Gazeteci Menderes Özel, Turan Akıncı’nın “İşgal: İstanbul’da Yabancı Güçler 1918-1923” adlı tarihi incelemesini okuyor.
◊ Uluslararası İş Geliştirme Direktörü Selin Acundaş, Arif Ergin’in “Tekvin” adlı kitabını okuyor.
◊ İşletmeci Oğuz Şenol, Grigory Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adlı romanını okuyor.

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Merakla beklenen kitabı “Enstitü” çıktı

“Yeşil Yol”, “Hayvan Mezarlığı”, “Mahşer”, “O” ve “Yabancı” gibi kitaplarıyla okurların gönlünde taht kuran Stephen King’in yeni romanı “Enstitü” (The Institute) okurlarla buluştu.

Goodreads Awards 2019 “En İyi Korku Kitabı” ödülünü alan “Enstitü”, üzerlerinde deneyler yapılıp sonrasında acımasızca ortadan kaldırılmak üzere ailelerinden koparılarak gizli bir yere hapsedilen, telekinezi, telepati gibi özel yeteneklere sahip bir grup çocuğun hikayesini anlatıyor.
“Korkuyu yaratma, onu yok et!” temasını son yıllarda daha fazla vurgulayan Stephen King, “Enstitü” romanıyla ilgili, “Zayıf insanların güçlü olabildiklerini yazmak istedim” yorumunda bulunuyor.

Koronaya inat

Berlin’deki kültür sanat iklimini, orada yaşayan dostum Merhaba Dergisi Yayın Yönetmeni Murat Tosun’a sordum. Berlin’de önemli bir kültür ve sanat kurumu, korona nedeniyle sessiz sedasız dijital ortamda düzenlenen törenle açılmış, bu haberi paylaştı benimle. Humboldt Forum, Prusya döneminde inşa edilen Berlin Şehir Sarayı’nın içinde yer alıyor.

Berliner Stadtschloss, 2. Dünya Savaşı’nda hasar gördükten sonra restore edilmek yerine Doğu Almanya tarafından 1950 yılında havaya uçurularak yıkıldı. Uzun tartışmaların ardından 2013 yılında dış cephesi orijinal mimarisine uygun olarak birebir inşa edilmeye başlandı. Saray, 2019 Aralık ayında dijital ortamda düzenlenen törenle açıldı. Humboldt Forum, korona nedeniyle 2021 yaz aylarından itibaren sanatsal çalışmalara başlayacak. Berlin Etnoloji Müzesi, Asya Sanatları Müzesi ve Berlin Şehir Müzesi ile Humboldt Üniversitesi koleksiyonları ve sanat eserleri burada sergilenecek.

Fotoğraf, Christoph Musiol’a ait.

Everest’te yerli yazar rüzgarı

Everest Yayınları editörü

Yazının Devamını Oku

Özbeğen’i yeniden tanımanın tam zamanı

Gazeteci, müzik ve sahne sanatları organizatörü Ali Rıza Türker’in dostu Ferdi Özbeğen’in hayatını anlattığı kitabı “Şöhret Dediğin”, h2o kitap tarafından yeniden yayımlanıyor.

Nezaketin sembolü Ferdi Özbeğen’i ölümünün sekizinci yılında bir kitapla yeniden anmak şahane. Kitaptan biraz tadımlık vereyim...
“Evden her fırsatta kaçan küçük bir çocuğun annesi hiç de endişeli değildir çünkü onu hemen karşıdaki müzik aletleri satan dükkanda piyanoların ayaklarının dibinde bulacağını bilir. Hariciye görevlisi olmak isteyen bu İzmirli genç babasının ölümü üzerine kendini pavyonlarda müzik yaparken bulur.”
Muazzam hevesi, müthiş bir gayret ve mücadeleye dönüşür ve bugün hasretle andığımız Ferdi Özbeğen yıldızlaşır. Şimdilerde bir diziyle yeniden hatırladığımız Özbeğen’in plakları çok satıyor, sıra geldi kitaplarında...

“Yazarın Dönüşü”

Orkun Uçar’ı, Burak Turna ile birlikte yazdığı “Metal Fırtına” kitabından hatırlamayanınız yoktur.
“Metal Fırtına” yayınlandığı dönemde ortalığı kasıp kavurmuştu. Uçar bu kez kahramanı yazar olan farklı bir kitapla karşımızda. Kitabın içinde bir yazar ajansına da yer veriyor yazar. “Absentium-Yazarın Dönüşü” ilgi çekici bir roman.
Bir cinayet nedeniyle uzun yıllar hapiste yatmış ve kariyeri bitmiş bir yazarın dönüş mücadelesi anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

Bu romanın kahramanı Ünsal Oskay!

Ünlü romancı Cengis Asiltürk, okurlarını harikulade bir serüvene davet ediyor. Uluslararası Orontes Sanat Kurumu Roman Armağanı sahibi romancıdan, yine insanı allak bullak eden bir roman geliyor.

Ünsal Oskay, hem çok tanıdık, hem çok yabancı, ama rengârenk gerçek yaşantısıyla gelip romana eşsiz bir kahraman olarak giriyor.
Naif yaşanmış aşkları, her daim kıymetini bilen öğrencileri... Nasıl çılgın bir babaları olduğunun bilincinde çocukları, bazen çok yakın, bazen uzak arkadaşları...
Silik birer gölge gibi etrafında dolaşan, dokunmaları gizil bir güç tarafından yasaklanmış tuhaf düşmanları... Bütün bunlar nevi şahsına münhasır kişiliğiyle aramızda capcanlı yaşayan bilgeler bilgesi Ünsal Oskay’ın şaşırtıcı serüveninde... Ünsal Oskay’ın hayatının son beş yılında en yakınındaki kişilerden birisi olan Asiltürk’ün romanını heyecanla bekliyorum.

Ölü Kadının Günlüğü

Yaşam, ölüm, travma, iyileşme... Yoğun bir romanla karşı karşıyayız. “Ölü Kadının Günlüğü”, psikolojik gerilim unsurları ağır basan bir aşk romanı.
Romanda dört anlatıcı var ve olaylar, her birinin bakış açısından, duygu ve düşüncelerinden aktarılıyor.
Kitap çok sürpriz bir sonla bitiyor.

Yazının Devamını Oku

Bergen’in kaderi

İzmir’de yaşayan ünlü magazinci Şenay Düdek’le görüşmek her zaman iyi fikirdir, ne de olsa yakın dostuz. Geçenlerde gazeteci Yeşim Demir’in “Bergen” adlı biyografi kitabından bahsetti. Hemen yazara ulaştım, sonra da buluştuk.

Bergen’le ilgili çok özel bir konuya temas etti. Bergen’in kaderi yoksul kaderine boyun eğmek olmasaydı geleceği nasıl şekillenirdi?

Fazıl Say ve Bergen’in hayatının kesiştiği yer:

Ankara Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü. Aynı konservatuarda okudular, birisi dünyaca ünlü piyanist oldu; hayatı en önemli senfoni orkestralarında konserlerle geçiyor.

Diğeri ise konservatuvara birincilikle girmesine rağmen pavyonlarda geçen hayatı ve sonrasında gelen trajik bir ölümle sonuçlandı. Ve Bergen çalışmak zorunda olduğu için konservatuvarı bırakıyor. İnsan düşünmeden edemiyor...

Bergen’in şartları Fazıl Say ile eşit olsaydı neler olurdu!

“Bergen”, tüm kitapçılarda.

Seran Göçer ne yapıyor?

Bu yıl hepimiz için oldukça farklı geçti. Sağlık ve bağışıklık gibi önemli bir konuda sınandığımız için zor olmasının yanında pek çok şeyi de öğretti ve tekrar sorgulattı.

Yazının Devamını Oku

İddialı bir roman geliyor

Onur Akhan, önemli bir gazeteci ve yazar. Kariyeri başarılı ve özetlemesi zor... Suç araştırmaları uzmanı Mesut Demirbilek’le birlikte 2014’te “Cinayet Sohbetleri”, 2016’da “Hepimiz Katiliz” isimli kitapları kaleme aldığını atlamayayım.

Onur Akhan, halen CNN TÜRK’te haber program editörü olarak görev yapıyor.
Romanı “Kafamdaki Karıncalar”, ilgi çekici, çok iddialı.
Merkezinde çocukluk travmalarını aşamamış, güvensiz, bir erkek var. Geçmişe saplanan, geleceği mahvetmeye meyilli, obsesif kompulsif bozuklukla mücadele etmeye çalışan bir kadın da yine ana eksende.
Yollar bir romanla kesişir. Hayatının aşkı ile çocukluk arkadaşı arasında kalmanın sancılarını okuyacağız ve çok daha fazlasını. Merakla beklediğim bir roman geliyor.

“Dimdik Ayakta Her An Tetikte”

Nilüfer Açıkalın’ın hayata, varoluşa ve özgürlüğe dair on iki yeni öyküye yer verdiği “Dimdik Ayakta Her An Tetikte” Doğan Kitap’tan çıktı. Sıra dışı, neşeli, sade, naif, kırılgan konular var bu öykü kitabında. Cesaretle, gözü kara bir umursamazlıkla, gerçeğin buram buram kokusuyla korkusuzca harmanlanan olaylar, duygular, kurgular kitabı size yakınlaştırıyor. İçten, okurdan saklanmadan hatta okurla beraber nefes alıp vererek işlenmişler. “Aynalar Sarayı”, “Jenerikte Uyurduk”, “Onlar Neden Orda?”... Öykü türünü sevenlere duyurulur.

Kim ne okuyor?

Can Yayınları’nda neler oluyor?

Yazının Devamını Oku

Şiir tadında bir müzisyen

Pandemi döneminde fırsat buldukça kendime kaçış yerleri aradım, sanırım başarılı da oldum.

Gümüşlük’te Pina Balık’ın sakinleştirici bahçesinde yetenekli ve iyi bir müzisyenle tanıştım; Gözde Öney.
Şehrin bütün çatışmalarını onun “Gitmek” şarkısıyla giderdim sanırım. Onun şarkıları özlediğim bahçeleri de aklıma getirdi.
İyi insanlar oldukça biz, olduğumuz yerden daha ötesine gideceğiz. Gitmek bazen geçmişi özlemek ama tekrar yaşamayı da beraberinde getiriyor.
Gitmek sahici bir eylemdir, kalmak ise pasif bir davranıştır ne yazık ki.
Daha önce Gözde Öney’in Tuna Kiremitçi’yle birlikte yaptığı şarkıyı da dinlemiştim; “Görmüyorsun”. Gözde Öney şarkı sözlerini güzel bir şiir tadında yazan bir müzisyen, dinlenmeyi hak ediyor.

Hayata dair her şey

Zorlu pandemi sürecinde, kültür sanat alanında faaliyet gösteren işletmelere yeni bir ‘iş modeli’ işaret etmesi bakımından THINK House’un etkinliklerini önemli buluyorum.

Yazının Devamını Oku

Yeni hayatın yeni defteri Profil’den

Geçen hafta Profil Yayıncılık’tan kitaplar geldi kapıma.

Kargoyu açtığımda hoş bir sürprizle karşılaştım. Genç ve yetenekli tasarımcılar Caner Çokbulan ve Gizem Kara’nın tasarımını üstlendiği “Yeni Hayat Defteri” karşımdaydı.
Sunuşta şöyle diyor:
“Ajandalar ocak ayından başlarken, biz yeni hayat defterimizi çoktan açtık. Yılın göbeğinden yeni bir yıla başladık. Bugün yeni zamanın ilk günü. Yeni hayat defterinin her sayfasına ilham verici sözler, yeni hayatın yeni alışkanlıklarını hatırlatan notlar koyduk.
Eskinin bilgisinin yerini taze, umut dolu, heyecan verici yönlendirmeler alıyor artık.” Yeni yılda yeni deftere güzel notlar almak dileğiyle.

Yaşlanmaya Vaktim Yok

Yıllardır hayranlıkla izlediğim Haldun Dormen’in Mona Kitap’tan çıkan yeni kitabı “Yaşlanmaya Vaktim Yok” elime geçince hemen okumaya başladım.
Kendisiyle yıllar önce Frankfurt Türk Tiyatro festivalinde tanışmıştım.

Yazının Devamını Oku

Mehmet Güreli’den yeni kitap

Geçenlerde romancı dostum Özlem Ertan, Mehmet Güreli’nin yeni kitabından bahsetti, sonra da hemen kitaba ulaştım.

Mehmet Güreli’nin yeni kitabı “Şehirli Karınca”, Sel Yayınları’ndan çıktı. Bu kitabında da deneme-öykü tarzında yazan Güreli’nin kurguları arasında dolaşırken farklı yazar, şair, sinemacı ve ressamlar hakkında pek çok yeni bilgi ediniyor ve sanatla dolu metinler okumanın keyfine varıyorsunuz.
Okurken, Türkiye’nin önemli entelektüellerinden biri olan yazar, sinemacı, müzisyen, ressam Mehmet Güreli’yi tanımanın gururunu yaşadım.
Kapak resmi de yazarın kendisine ait.
Bilenler bilir “Kimse Bilmez” adlı şarkısı zamanlar üstüdür. Kalbinizin acıdığını gösteremediğiniz, kimselere anlatamadığınız zamanlar için şarkısını, zihninizi açmak için kitabını öneriyorum!

Tuvalinde aşk var

Geçen haftanın büyük bir bölümünü Bodrum’da geçirdim. Gümüşlük’te ressam Mine Arasan’ı da ziyaret etmeyi ihmal etmedim. Bir sanatçının evine, atölyesine misafir olmak heyecan vericidir her zaman, yaratıcı enerjiyle dolarsınız. Yeniden hayata yaklaşmak da denilebilir buna. Resim her zaman sorgulanan bir sanat.
Arasan’ın yanında da huzura, mutluluğa, gülümsemeye dair ve hayatı yaşamaya değer kılan güzelliklerle karşılaştım.

Yazının Devamını Oku

Polisiye dolu üç gün

Türkiye’nin ilk ve tek polisiye edebiyatı organizasyonu “Kara Hafta İstanbul Festivali”, meraklılarıyla bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle bir araya geliyor. Altıncısı düzenlenen festivalde, gençlerin ilgisini polisiye edebiyatına çekmek amacıyla geçen yıl başlatılan öykü yarışması bu kez de “İstanbul” teması ile gerçekleştiriliyor.

Büyük ilgi gören ve festivalin ön habercisi “Kara Hafta İstanbul Polisiye Öykü Yarışması”na 30 yaş altında olan herkes katılabiliyor.
Peki festivalde kimler var?
Aldığım haberlere göre yine zengin bir içerik polisiyeseverleri bekliyor.
Ian Tregillis, Ahmet Ümit, Algan Sezgintüredi, Michael Kardos, Hakan Günday festivalin konuklarından yalnızca birkaçı.
Ünlü polisiye yazarları bir araya getiren festivali ben de merakla takip ediyor olacağım, üstelik bu yıl tema Edgar Allan Poe!
Festival 26-29 Kasım arası çevrim içi düzenlenecek.

Kerem Akça’nın sevdiği sinema

Geçenlerde iyi anlaşabildiğim sinema yazarı Kerem Akça’yla Udonya adlı Japon lokantasında buluştuk.

Yazının Devamını Oku

Ahmet Ümit’in romanı bitmek üzere

Son günlerde adalara yolculuk etmek, beni kendime daha çok yaklaştırıyor. Geçenlerde adaya giderken aklıma yazar Ahmet Ümit de geldi; kendisini hemen aradım ve yeni romanını sordum. Yazar, Büyükada’daki evinde, yeni romanına odaklanmış durumda.

Ahmet Ümit’in 4 yıldır üzerinde çalıştığı “Bergama-Berlin” romanı bitmek üzere yani.
Antik dünyanın sekizinci harikası Pergamon Zeus Altarı’nın ekseninde yazılan roman, Berlin’de Türkiye’den Almanya’ya göçen işçilerin öldürülmesiyle başlıyor.
Roman, Anadolu’nun Helenistik döneminin yanı sıra Yunan mitolojisinin doğuşunu da anlatıyor.
Her seferinde yeni bir şeyler bulabilirsiniz bu şehirde... Berlin’de Berlinli gibi hissetmek çok kolay, bonkör bir şehir, kucaklıyor, sarmalıyor sizi.
Önümüzdeki yıl yayınlanacak olan romanın Almanca baskısı da yapılacak. Bu yazarın 25’inci kitabı olacak.
Yine yazarın bugüne kadar 90’a yakın kitabı, 30 farklı dilde yayınlandı. Yeni kitabın ilk baskısı da 300 bin adet basılacak...

Babasının daktilosunda yazdığı denemeler

Türk sinemasında “Turist Ömer”, “Kara Murat”, “Ayşecik” gibi klasiklerin dışında yüzlerce filmin senaryosunda imzası olan Erdoğan Tünaş’ın kahramanları hep mutlu bir yuva için savaş verdiler.

Yazının Devamını Oku

Dolu dolu bir hayat

Geçenlerde gazeteci dostum, eski Hürriyet Kelebek yazarı Ali Rıza Türker’le buluştum. Yazarın yeni kitabını 2021 yılının ilk aylarında H2O Kitap yayımlayacak.

Kitabının adı, “Bir Daha Yaşarsam İki Olsun”... Türker, “Yazdıklarım, hayatı sorgulayan ancak doğumdan ölüme anlatılan klasik hayat hikayesi değil. Ancak gerçeğe ve gözlemlere dayalı öyküler demeti. Gazetecilikle başlayan ve daha sonra müzik sektöründeki sıra dışı çalışmalarımı içeren gerçekleri yazdım” diyor.
Kitabın önemli bölümlerinden biri de trafik kazasında yitirdiği oğlu Ozan Türker hakkında. Aslında tüm bu hikayeler, yaşam mücadelesinde hiç yılmayan ve ürettikleriyle camiada övgüyle anılan bir adamın hikayesi. Sabırsızlıkla bekliyorum.

Umut dolu bir sağlık kitabı

İlk kez iki Nobel (Kimya ve barış) ödülüne layık görülen ünlü bilim adamı, barış ve insan hakları savunucusu Linus Pauling’in “Kanser ve C Vitamini” kitabı geliyor. Kitap zamanında çok konuşulmuş, ilaç ve tıp sanayi tarafından çok eleştirilmiş ama sonradan itibarı iade edilmişti. Kanser tedavisinde C vitaminin muhteşem etki ve önemini ortaya çıkaran Pauling’in büyük mücadelesinin ardından bugün ABD’de 25 gramlık C vitamini dozu devlet otoritesi tarafından ilaç olarak kabul edilmiş.
Bu ünlü araştırmanın ve mücadelenin hikayesi, H2O Kitap’ın diğer sağlık kitapları gibi umut dolu. Yılın sonuna doğru yayımlanacak olan bu kitabın okurları da bol olur umarım.

Yola çıkıyoruz, hazırlanın

Geçenlerde Instagram’da gezinirken “absurdmusik” hesabında ruhuma iyi gelen bir şarkıyla tanıştım. Ömer Güneş’in sözleri ve müziği kendisine ait olan “Yollar” şarkısını dinlemek çok iyi geldi. Hikayesi olan şarkıları hemen hissediyorsunuz... Sonra Güneş’le konuşma fırsatı buldum. Şarkı sözleri aynı zamanda güzel bir şiir tadında: “Yollar uzayıp gidiyor önümüzden/Bilinmez bir yere/Sorma kırılıp dökülüp yeniden denemek de/ Çekilmez mesele.”

Hayat anda ve burada

Yazının Devamını Oku

Ara Güler, seni unutmadık

Küçükçekmece Belediyesi, iki yıl önce aramızdan ayrılan usta fotoğrafçı Ara Güler’in ölüm yıl dönümünü fotoğraflardan oluşan bir sergi ve yine dostlarının anılarından oluşan bir kitapla anıyor.

Ara Güler, kültür tarihimizin en özel isimlerinden, dünya çapında tanınan bir isim. İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russell, Alfred Hitchcock, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Maria Callas, Fikret Mualla, Picasso gibi birçok ünlü kişiyle röportajlar yapmış ve fotoğraflarını çekmiş bir sanatçı.
Dahası hayatının son günlerine kadar fotoğraf çekmiş, enerjisi ve hayat sevgisiyle ilham vermiştir.
Küçükçekmece Belediyesi’nin usta için özel olarak düzenlediği serginin adıysa, Melih Berk Objektifinden/Güle Güle Ara Güler.
Yakın dostlarından Melih Berk, Güler’i son yıllarında pek çok ortamda fotoğrafladı. İlk kez sergilenecek Berk fotoğraflarında ustanın özel anlarına tanıklık edeceğiz.
Bu sergi Küçükçekmece’deki Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda 17 Kasım’a kadar görülebilecek.

KİM NE OKUYOR?

· Sanatçı Nur Sürer, Reha Çamuroğlu’ndan “Cemil Reloaded” adlı kitabı okuyor.

Yazının Devamını Oku

Biraz deniz, biraz dalga ama hep edebiyat

Yaklaşık beş ay önce Suadiye-Bostancı arası bir eve taşındım. Bu yakada daha mutlu olduğumu söyleyebilirim.

Evimin bu yakada olması, beni adalara ve dostlarıma daha fazla yaklaştırdı. Geçenlerde dostum İnci Özman’la Burgaz Ada’ya gittik. Bu adayı sevmem için tonlarca sebep var zaten.
Türk hikâyeciliğinin en önemli yazarlarından Sait Faik Abasıyanık’ın izini, edebiyata sığınmanın mevsimi sonbaharda Burgaz Adası’nda sürmek çok keyifliydi. İnci de ben de Abasıyanık’ın öykülerinde daha çok hayat buluyoruz.
Küçük sakin bir ada Burgaz, balıkçı tekneleri de bana Sait Faik’in çok sevdiğim bir öyküsünü hatırlatıyor: Stelyanos Hrisopulos Gemisi.
Hikayemizin baş karakteri Trifon’a yapılan kötülüğü unutamıyorum. Ada vapurunda, İnci’yle bu öyküyü tekrar okuduk.
Kendimize ve edebiyata bir kez daha yaklaştık.

Fatih Türkmenoğlu bilinmeyen diyarlara götürüyor

Fatih Türkmenoğlu, yeni bir çocuk kitabı yazıyor. Kimsenin bilmediği ülkeler hakkında eğlenceli bilgileri, gerçek olayları kapsayacak bir kitap olacakmış. Resimler ve illüstrasyonlar da göz dolduruyor. Marshall Adaları, Gambiya, Tuvalu, Barbados gibi uzak ve gündemde olmayan ülkeler hakkında kitap hazırlamak zevkli olsa gerek.

Yazının Devamını Oku

Safranbolu’yu keşfetmenin tam zamanı

Geçen hafta Safranbolu’daydım. Safranbolu Belediyesi tarafından organize edilen 21. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali, 25-27 Eylül tarihleri arasında pandemiye rağmen gerçekleştirildi. Üç gün boyunca yeniden ve başka bir gözle izlediğim Safranbolu, UNESCO kenti ve dünyada tümüyle korunabilmiş 20 şehirden biri.

Hem yeşil, hem deniz mesafesine uzak değil, kayak merkezine de 45 dakika. Büyük bir şans bu. Film seti olabilecek bir plato gibi... Festivale dönersek... Aralıksız devam etme özelliği ile Türkiye’de ilk ve tek belgesel film festivali olma niteliğine sahip. Evleri, eski çarşısı, kanyonlarıyla ve birçok güzelliğiyle birlikte burayı keşfetmek şahaneydi.
Tarihi Çarşı Bölgesi’nden ibaret değil Safranbolu. Yörük Köyü, Hacılar Obası Köyü gibi yapı planı, korunması, kültürüyle eşsiz yerler var. Safranbolu’ya selam olsun...

Salgın günlerinin çalışkan yazarı Altay Öktem

Altay Öktem, eylül ayında iki kitapla çıkageldi. Kitaplardan biri, 9-11 yaş arasındaki çocuklar için yazdığı “Gölgeler Diyarı”. Bu kitap, macerayı seven çocukların yoğun ilgiyle karşıladığı, “Çalılar Diyarı” ve “Kral Kılıçbalığı”nın yer aldığı “Sihriâlem Geçitleri” adlı serinin üçüncü kitabı. Gerçekle hayalin arasındaki sır perdesi yeniden aralanıyor, bu kez sevimli kahramanlarımız gölgelerin yaşadığı karnaval gibi bir diyarda, Kagenokuni’de buluyorlar kendilerini.
“Hava kararıp da bütün ışıklar söndüğünde gölgeler nereye kayboluyor?” diye merak eden çocuklara, “Hiçbir yere kaybolmuyorlar, toplanıp Gölgeler Diyarı’na gidiyorlar” diyebiliriz artık. Aforizmalar ise sözün büyüsüne, anlamın derinliğine inananlar için hazırlanmış bir cep kitabı niteliğinde. Altay Öktem ve kimisi sosyal medyada çokça dolaşan, kimisi henüz keşfedilmemiş olan ama her biri bir hayat dersi niteliğindeki cümleleri bir araya getirmiş.
Şöyle diyor: “Gündelik hayatın tekdüzeliğinden kurtulmak için yalnızca iki seçeneğimiz var: ya âşık olacağız ya da delireceğiz.”

Canan Tan’dan güldüren öyküler

Canan Tan, içinde bulunduğumuz bu kara günlerde okurunun yüzünü yeni mizah öyküleriyle güldürüyor. Canan Tan, Doğan Kitap tarafından yayımlanan “Anneannem İnternette” ismini verdiği yeni kitabıyla iyi bir mizahçı ve de iyi bir gözlemci olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Yazının Devamını Oku

Adana Film Festivali kitapları Rıza Kıraç imzalı

Adana Film Festivali’nin ödül töreni bu yıl pandemiden dolayı İstanbul’da Süleyman Seba Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Festivalin “onur ödülleri” tiyatroya ve sinemamıza katkısından dolayı “Yer Demir Gök Bakır”, “Sis”, “Piyano Piyano Bacaksız” gibi filmlerde rol alan Rutkay Aziz’le birlikte “Bereketli Topraklar Üzerinde”, “Uçurtmayı Vurmasınlar”, “en iyi yabancı film Oscar”ını alan “Umuda Yolculuk”ta oynayan Nur Sürer’e verildi.
Rıza Kıraç, “onur ödülü” alan Aziz ve Sürer’in renkli hayatlarını kitap haline getirdi.
Aziz’in ailesiyle ilişkilerini, Ankara Sanat Tiyatrosu yıllarını, sinemaya başlama serüvenini ayrıntılı bir şekilde anlatan Kıraç, “Asi Bir Oyuncunun Hikayesi” adlı kitapta ise Sürer’in gençlik yıllarını, fotomodellikten sinemaya geçme hikayesiyle birlikte politik ve mücadeleci kimliğini de anlatmış.

“Derinlikler” geliyor

Çınar Yayınları’ndan sevgili dostum Burcu Aktaş güzel bir haber verdi geçtiğimiz günlerde. Rivers Solomon, son yılların en çok ses getiren fantastik kurgu yazarlarından. Köle ticareti yapılan yıllarda gemilerden denize atılan Afrikalı kadınlardan doğan talihsiz nesiller, okyanusun derinliklerinde yeni, büyülü bir hayat kurar. Tarihte yaşanan gerçeklerden hareketle yazılan romanı özellikler Ursula K. Le Guin sevenler mutlaka sevecek.
“Sana tek bir hikâyeden fazlasını anlatacağım. Bütün hikâyeleri anlatacağım sana. Mutlu olanları da mutsuz olanları da.”
“Derinlikler” adlı kitabı heyecanla bekliyorum.

Tara Kitap’ta neler oluyor?

Yazının Devamını Oku

Balkanlar’da edebiyat ve yayıncılık buluşması

Tüm dünyada fuarların, festivallerin ertelenip iptal edildiği, fiziki buluşmaların yerini sanal buluşmalara bıraktığı bugünlerde Makedonya’nın Üsküp kentinde Yunus Emre Enstitüsü desteğiyle “Pro-za Balkan” ismiyle önemli bir festival yapıldı.

Balkan dünyasından Muharrem Bazdulj, Kalina Maleska, Maja Solar gibi önemli yazarları ve Milen Milev, Jasmina Radojicic gibi önde gelen yayıncıları buluşturan festivalin Türkiye’den konuğu ise yayıncı Nazlı Berivan Ak oldu.
Üç gün süren festival okumalar, paneller ve yayıncıların pandemi döneminde edebiyatta yeni arayışları tartıştıkları sunumlarla tamamlandı, geriye ise güçlü cümleler kaldı.
Dilerim bu buluşma Balkan dilleri ve Türkçe arasında karşılıklı daha çok etkileşimi ve edebiyat alışverişini getirir.

KİM NE OKUYOR?

◊ Gazeteci Mansur Forutan, Batuhan Kıran’dan “Cadde Çocuğu” kitabını okuyor.
◊ Turizmci Zeynep Nili Bozatlı, Malcolm Gladwell’den “Outliers”ı okuyor.
◊ Yazar Ömür Kurt, Tülin Kozikoğlu’nun kaleme aldığı ve Hüseyin Sönmezay’ın resimlediği “Dönme Dolap”ı okuyor.

Yazının Devamını Oku

Alanyalı ressam Seher Mollaosmanoğlu

Seher Mollaosmanoğlu Alanya’da yaşayan ve sanatını icra eden bir ressam.

Çoğu sanatçının merkezde olmaya çalıştığı, yaşadığı kenti terk ettiği bir ortamda Mollaosmanoğlu inatla şehrine ve sanatına sahip çıkıyor. Ressamın özellikle Atatürk resimleri dikkat çekici. Seher Mollaosmanoğlu’nu ziyaret etmek çok keyifli oldu. Renkler ve çizgilerle doğayı ve insanı anlatmaya çalışan büyülü ressamları korumaya almamız gerekiyor... Yolu açık olsun!

Unutulmaz filmleri hatırlayalım

Bugünlerde eski filmleri tekrar izliyorum, sinemamızın özel filmlerinin tekrar tadını çıkarıyorum. İlk üçüm şöyle:

Polizei (1988): Şerif Gören filmi. Berlin’le ilgili epik bir film, tabii ki Kemal Sunal’la. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından hemen önce çekildiği için de güzel bir Berlin ve duvar panoraması sunar izleyenlere. Her defasında Berlin’e olan ilişkim, bu filmle tekrar yenilenir.

Ah Nerede (1975): Başrollerde, Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu var. Bir Orhan Aksoy filmidir. Gerçek tutku ve sevmenin komik halleri var bu filmde. Müziğiyle, oyunculuklarıyla bir dönemin en güzel filmlerindendir. Filmin şarkısını da Füsun Önal söylerdi. Ben de bu kadarını hatırlıyorum, “Nerde unuttum kalbimi acaba, ah nerede vah nerede”. Unutmadan filmin yapımcısı da rahmetli Ertem Eğilmez’di.

Vurun Kahpeye (1973): Halide Edip Adıvar’ın “Vurun Kahpeye” adlı eseri, filmiyle de göz doldurur. Filmin yapımcısı rahmetli Hürrem Erman yönetmeniyse Halit Refiğ’dir. İstanbul’dan Anadolu’ya giden, milli mücadeleye destek veren bir kadının müthiş trajik, müthiş etkileyici hikayesi. Başrollerini Hale Soygazi ve Tugay Toksöz’ün paylaştığı Türk filmidir. Restorasyonlu olarak YouTube’dan izleyebilirsiniz.

Turkuvaz Kitap’ta neler oluyor?

Gülenay Börekçi (Genel yayın yönetmeni)

Yazının Devamını Oku

Beethoven’a dair her şey

Bu yıl pandemi gündeme yerleşti ve her şeyi gölgede bıraktı. Oysa Beethoven’ın 250. doğum yılı kutlanacaktı tüm dünyada.

Etkinlikler iptal edildi.
Neyse ki Prof. Dr. Fırat Kutluk unutmamış ve özenli ve titiz bir çalışmayla “Beethoven” kitabı yazmış.
Daha doğrusu TRT 3’teki programlarını dinleyen yayıncısı h2o Kitap’ın teşvikiyle bu zorlu işe girişmiş. Zorlu diyorum çünkü Beethoven efsane bir kişilik, her efsanede olduğu gibi biyografileri hurafe, yalan yanlış hatıralar, yakıştırmalarla dolu. Bu bilgi kirliliğini temizlemek zor.
Sonuçta karşımızda sade, temiz bir Beethoven anlatısı var. Sadece yaşamı değil elbette ele alınan bu kitapta...
Nesnel koşullar, dönem atmosferi, Beethoven’a kadar klasik müziğin evrimindeki köşe taşları anlatılıyor.
“9. Senfoni” için ayrı bir bölüm oluşturulmuş, üstelik bu eseri defalarca seslendiren şef İbrahim Yazıcı ile yapılan söyleşi ile eserin orkestra şefi tarafından nasıl göründüğü paylaşılmış okurla.
Bu güzel kitap Bach ve Wagner hakkında da benzer bir çalışmaya esin olur umudunu taşıyorum.

Dan Brown’dan “Hayvanlar Senfonisi”

Yazının Devamını Oku

Beethoven’a dair her şey

Bu yıl pandemi gündeme yerleşti ve her şeyi gölgede bıraktı. Oysa Beethoven’ın 250. doğum yılı kutlanacaktı tüm dünyada.

Etkinlikler iptal edildi.
Neyse ki Prof. Dr. Fırat Kutluk unutmamış ve özenli ve titiz bir çalışmayla “Beethoven” kitabı yazmış.
Daha doğrusu TRT 3’teki programlarını dinleyen yayıncısı h2o Kitap’ın teşvikiyle bu zorlu işe girişmiş. Zorlu diyorum çünkü Beethoven efsane bir kişilik, her efsanede olduğu gibi biyografileri hurafe, yalan yanlış hatıralar, yakıştırmalarla dolu. Bu bilgi kirliliğini temizlemek zor.
Sonuçta karşımızda sade, temiz bir Beethoven anlatısı var. Sadece yaşamı değil elbette ele alınan bu kitapta...
Nesnel koşullar, dönem atmosferi, Beethoven’a kadar klasik müziğin evrimindeki köşe taşları anlatılıyor.
“9. Senfoni” için ayrı bir bölüm oluşturulmuş, üstelik bu eseri defalarca seslendiren şef İbrahim Yazıcı ile yapılan söyleşi ile eserin orkestra şefi tarafından nasıl göründüğü paylaşılmış okurla.
Bu güzel kitap Bach ve Wagner hakkında da benzer bir çalışmaya esin olur umudunu taşıyorum.

Dan Brown’dan “Hayvanlar Senfonisi”

Yazının Devamını Oku