GeriSavaş ÖZBEY Momo'yu görmek için 5 neden
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Momo'yu görmek için 5 neden

Çeşme’nin popüler beach’i Momo, Bebeköy’de kışlık açtı. Hiç öyle yeni açılmış havası yok. Cepteki yazdan kalma şöhretle, yerlisinden daha rahat oturuyor Bebeköy’de.

1-Alancha’dan tutun, Şeş Beş’e kadar Çeşme’den İstanbul’a transfer bir sürü mekân var. Ama buraya geldiklerinde İstanbullulaşıyor; Çeşme’nin o boheme chic (salaş şık) hali kayboluyordu. Binanın bir ruhu olacak, dekorun, döşemenin bir hikâyesi olacak... Momo bunu başarmış; ‘Etiler jiletliği’ne hiç girmeden, size aşağısı kumsalmış hissini geçiriyor. İlle de ‘hikâye’ mi istiyorsunuz? Bina eskiden tavşan ahırıymış.
Momoyu görmek için 5 neden

2-Açık kısmın ve üst katın Bebek sırtından Boğaz’ı görünce “Evet, aşağısı deniz ama biz biraz yukarıdayız” diyorsunuz. O kadar tepede ki fırtınada ortalık uçmuş; akıntılar falan olmuş, yaptıkları yerler bozulmuş. Ama sakin havada manzaranın ne kadar iyi olduğunu anlayın yani. Bence en keyiflisi yazın üst kattaki balkon olacak.

3-Dozunda magazin... Yazın beach’lerine Şeyma Subaşı’yı almayarak gündeme gelmişlerdi; burada sezonu yakışıklı barmenleri Aydın Gürhan’ın Çağla Şikel’le aşk dedikodularıyla açtılar. Çağla Şıkel’den başka rastlayabileceğiniz ünlüler arasında Kerem Bürsin, Ece Sükan, Eda Taşpınar, Hacı Sabancı gibi isimler var. 
Momoyu görmek için 5 neden
Aydın Gürhan
4-Yazlık plaj mönüsünü biraz kışlık ve İstanbullu hale getirmişler. Mesela fırın kuzu kol var ve çok lezzetli. Ama o tuhaf Egeli ot takıntısı burada da sürüyor. Bizi bir salın, brokoliden mücver ne ya! Buna mukabil çıtır makarnalar güzel. Şef Carlo Bernardini’yi tebrik etmek gerek.

5- Ekspat, medya, Bebek-Etiler tipleri, İzmir diyasporası... Biraz “Lucca Alaçatı’da”
havası var. 23.00 gibi içerideki barın önünde toplanan kalabalık, geç saate kadar sallanmaya devam ediyor. Evet, salı akşamı bile. Rezervasyon sadece Instagram’dan yapılabiliyor: momo.bebekoy.
Eski Nispet, Shelby oldu
Momoyu görmek için 5 neden
Etiler’deki küçük ve basık Nispet, eller havaya eğlencesinin en önemli mirengi taşı olarak boyundan büyük bir şöhrete sahipti. 1990’lı yılların sonu ve 2000’lerin başında magazin basını kapısında kamp kurmuştu.
O eski halinden eser yok şimdi. En son geçen yıl Finn adında bir elektronik kulübü açılmıştı ama çok kısa ömürlü olmuştu.
Bu sene mekânın tavanları yükseltildi, genişledi ve 350 kişilik bir bar oldu.
Yine canıl müzik mekânı ama artık eller havaya performansçıları değil; İskender Paydaş, Aybüke Aldere gibi daha müzik odaklı sanatçılar sahne alıyor. Zaten ses-ışık sistemi ve 35 metrekarelik sahne de ona göre tasarlanmış. Pazar akşamları Yol Project fiks grup. Diğer açık akşamlar cuma ve cumartesileriyle değişiyor. Bu akşam Aybüke var mesela.
Kapılar 23.00’te açılıyor, eğlence ve dans 04.00’e kadar devam ediyor. Nişantaşı, Bebek, Anadolu Yakası, Arnavutköy gibi yerlerden gelenler de var ama çoğunluk Etiler sakinleri. Yaş ortalaması 30-45. Cin, votka gibi içkiler 70 lira. (0552) 358 20 92.
Dersaadet’te yaşıyorsun,
peki bunları biliyor musun?
∆ Yarın Bahçeşehir Üniversitesi’nde kişi başı 270 liraya ‘alaturka suşi’ eğitimi verileceğini...
Hamsili, favalı, havuç taratorlu, acılı suşi gibi Türk-Japon karışımı ilginç yemekler yapılacağını....
∆ Bu akşam Caddebostan Büyük Kulüp’teki gazino gecesine girişin barda bile 550 lira olduğunu...
Ama bu miktarı bayılanların Gönül Yazar, Seyyal Taner, Gülden Karaböcek, Semiha Yankı’yı seyredeceğini...
CUMARTESİ ATEŞİ
Bu akşam sen neredesin
Can Bonomo Beşiktaş IF Performance’ta, Bülent Ersoy Bakırköy Cossa Nosta’da, Hayko Cepkin Mersin Jolly Joker’de, Gaye Su Akyol Kadıköy Dorock XL’da, Mirkelam Moda Kayıkhane’de, Serdar Ortaç Etiler Sahne İstanbul’da, Berkay İzmir Ooze Venue’de...

X

Çeşme’den Kuruçeşme’ye...

İstanbul mekânlarının güneyde yazlık açmasına alışkındık. Nadiren güneyli markalar da İstanbul’da kışlık açıyordu. Fakat Korto’nun bu mevsimde Alaçatı’dan gelip İstanbul’da yer açması bir ilk. Nasıl bir yer mi? Anlatayım...

Saat 19.00. Kuruçeşme’de geçen hafta açılan Korto’nun püfür püfür terası çoktan dolmuş. Çoğunluk boydan boya Boğaz’a ve Kuleli’ye bakan barın önünde. Barın gerisinde kalan masalarda da insanlar var.

Ama personeli saymazsak neredeyse herkes kadın. Gülen kadın, onu süzen kadın, konuşan kadın... Tek başına kokteyl içen kadın, uzaklara dalan kadın... Güzel kadın, daha güzel kadın, çok bakımlı kadın... Ebru Akel, Pınar Hotiç, Milka Karaağaçlı İnce, Çiğdem Kayalı. Belki aralara tek tük bir Erdem Yener, bir de Şükrü Özyıldız. İşletmeci Berti Palambo’ya bunun sebebini soruyorum. “Benden çok, ortağım Seda Vardar’ın arkadaşları ve çevresi. Sevdiler burayı” diyor. Çoğunlukla Bebek, İstinye, Ulus, Yeniköy ahalisi. Turist hiç yok.

SOHBET DE MÜMKÜN AYAKTA SALLANMAK DA

Mekân üç katlı. Girişte çok şirin, çinili bir bahçe ve konser alanı var. Daha çok 25-35 yaş grubuna hitap ediyor. Zaten belli bir saatten sonra onların müzikleri ayrılıyor, daha elektroniğe dönüyor. 250 kişilik konser alanı şu anda kapalı. Bir aksilik olmaz da kışın devam ederlerse canlı performanslar olacak. Ara kat Civarda adında yeni bir modern meyhane.

ASIL KORTO, ÜÇÜNCÜ KATTAKİ AÇILIR-KAPANIR TERAS. BURASI ESKİ LA MANCHA.

O hali biraz koyu ve karanlıktı. Şimdi duvarlar beyaza boyanmış, beyaz avizeler, beyaz masa-sandalyeler, muz ağaçları gelmiş; ferah, havadar, yazlık bir yer olmuş.

Yazının Devamını Oku

Rol çalma Kıraç konumuz milli takım

Milli takım için yaptığı marş beğenilmeyen Kıraç, takımın Galler yenilgisinden sonra “Özür diliyorum! Milli takımın başarısızlığından tamamen ben sorumluyum” açıklamasını yaptı. Kıraç sizce ne demek istiyor olabilir...

Milli takım için hazırladığı “Haydi” isimli marş beğenilmeyince Kıraç küplere bindi.
“Olmayan ne? Müziği mi? Asker mi? Mehmet mi? Bayrak mı? Nedir gerçekten olmayan?” diye sordu sosyal medyadan.
Bir kuruş bile almadan, iyi niyetle yaptığı çalışmanın bu kadar sert eleştirilmesine içerlemekte kendince haklı olabilir Kıraç.
Ama beğenmeyenler de haklı.
Mesela ben de ne sözlerini, ne bestesini ne de klibini sevebildim “Haydi”nin. Lafzi kadar, ruhu da aykırı geldi bana.
Asker göndermeleri falan...
Savaşa mı gidiyoruz, spor karşılaşmasına mı?

Yazının Devamını Oku

Heykellerini dikmeyelim de...

Küresel felakete karşı gururumuz iki kişi sayesinde daha da büyük: Özlem Türeci ve eşi Uğur Şahin. Günlük 1 milyon aşılama sayılarına yaklaştıysak onların sayesinde. Keşke bir üniversiteye ya da en azından bir tıp fakültesine isimlerini versek...

Bugün ikinci doz BionTech aşımı vurulacağım.
İlk aşı, akşamında hafif sersemlik, sabahında da hafif kol ağrısı yapmıştı.
İkinci dozun biraz daha sert geçeceğini söylüyor olanlar. Grip gibi oluyormuş.
O kadarına can feda.
Yeter ki korona olmayayım. Daha mühimi, başkasına bulaştırmayayım.
Yaşadığımız kapkaranlık aylardan sonra haberler öyle aydınlık ki...
Aşılamada rekor üstüne rekor kırıyoruz. Bu gidişle çok yakında salgının da belini kıracağız. Bütün dünyayı titreten bu felakete karşı, başka ülkelerle kıyasladığımızda...

Yazının Devamını Oku

Öldürdüğü kadının telif hakları peşinde

Özgecan Aslan, Emine Bulut, Pınar Gültekin, Aleyna Çakır gibi “kadına şiddet” haberleriyle hafızalarımıza kazınan mağdurelerin belki de ilk “popüler” ismi Bergen. Hayatının film olmasına karar verildi. Katil kocası, 30 sene sonra telif hakkının kimde olduğuna dair ahkâm kesiyor.

O dönemin popu, arabesk müzik yapıyordu. “Şikâyetim Var” albümüyle 1982’de meşhur oldu, büyük başarı.

Daha 22 yaşındaydı. Yani bizim Aleyna Tilki kadar henüz ya var, ya yok o zamanlar...

Ama tadını süremedi.

O meşhur olduğu yıl iki gözünü birden kaybetti.

Halbuki ne güzel kızdı, kalem kaş-badem göz...

Gözlerini kaybetmesinin nedeni kocasıydı. Sahnedeyken, yüzüne kezzap attı. Teslim olmadı, kaçtı.

Doktorlar Bergen’in sol gözünü kurtardılar. Ama sağ gözü bir daha açılmadı.

Yazının Devamını Oku

Öğrenilmiş çaresizlik gibi öğrenilmiş Demir Lady...

“Bana, unutmayın ki hiçbir şey olmaz” vecizesi popüler kültürde öyle yer etti ki en sonunda NFT’de satışa çıkardı. Kalenin dışarıdan görünüşü böyle: Yıkılmaz surlar... Ama ikilemli sorularla “içeriden” bildirmesini isteyince başka şeyler anlattı Gülben Ergen: “Bir başıma ağlarım ben. Acımı kendim yaşar, örterim nedense... Öğrenilmiş Demir Lady duruşu.”

◊ Ekran mı, sahne mi?
- Ayıramam. İkisinin zevkleri, ulaştığı hedef kitleler çok farklı. Sahne aldığınız yerde yüzler binler olur ama TRT ekranına çıkarsınız en ücra köylere dokunursunuz.
◊ Kariyerinizde hangisi daha önemlidir: Kelebek’in düzenlediği “Sinema Yıldızı” yarışmasında ikincilik mi, yine Altın Kelebek’te “Dadı” ile en iyi kadın oyuncu ödülü kazanmanız mı?
- “Dadı” meslek hayatımın dönüm noktalarından biri. Seneler geçmesine rağmen unutulmayan bir ekran klasiği. Yarışmaysa ilk yıllarım, ilk adımlarım.
◊ 25 Ağustos, Başak kadını... Nesi daha zor: Aşırı titizlik mi fazla sorumluluk mu?
- Detaycılık ve titizlik. Ve bitmeyen bir otokontrol sistemi. Ömür törpüsü.

Yazının Devamını Oku

Dişi enerjisine alışık mısınız?

Yeni albüm çıkaran Gökhan Türkmen, etrafındaki dişi enerjisinin üretkenliğini nasıl artırdığını anlatmış. Çok da güzel ifade etmiş. Ama gel de bunu bizim “dişi”lere anlat...

7 şarkılık yeni albümü “7” için Sinem Vural’a konuşan Gökhan Türkmen, “dişi enerjisi”ne alışık olduğunu açıkladı:
“Evlenmeden önce de ablam ve annemle yaşadığım için dişi enerjisine hep alışkınım. Eşim ve kızlarım vizyonumu genişletiyor, farkındalığımı artırıyor. Çok şey öğreniyorum eşim ve çocuklarımızdan.”
Gökhan Türkmen’in bahsettiği bu “dişi enerji” konusu mühim.
Biraz açmak lazım.
Ben de son birkaç gündür Bodrum’da böyle bir “dişi enerji”nin tam ortasındayım.
Misafiri olduğum kadın arkadaşım, annesiyle çok içli dışlı yaşıyor. İki kadının hakimiyetini evde sürekli hissediyorsunuz.
İki kadının sistem kurduğu bir yerde sizin hanenize sadece beceriksizlik, sakarlık, işgüzarlık düşüyor.

Yazının Devamını Oku

Tık için ünlü “öldürüyorlar”

Ne sinir bozucu. Özellikle de aileniz için... Çünkü duyanlar ilk iş başsağlığı için yakınlarınızı arıyor. Gecesi, sabahı da yok. En komik örnek Fedon. Onu da geçen yıl “gömdüler”. Hem de doğum gününde.

En son oyuncu Melek Baykal’ı “öldürdüler”. Haberi uydurup yayanlara dava açma kararı almış.

En son Baykal ama en çok “Çaycı Hüseyin” Alpaslan Özmol “öldürüldü” galiba.

Kimi “koronadan”, kimi “uçak kazasında” diye o kadar çok ölüm haberi yayıldı ki...

“Arkadaşlar, ben yaşıyorum” diye isyan etti: “Öldüğüm gün size haber vereceğim. Adamı hasta etmeyin. Bir gün öleceğiz, bu sefer de ‘Yok ölmemiştir’ diyecekler...

Allah gecinden versin, daha geçen ay Emel Sayın “gitti” mesela. Kalpten.

Kadıncağız sevenlerimi yaşadığıma inandırayım diye canlı video yayınlamak zorunda kaldı: “Gördüğünüz gibi gayet iyiyim.

Aslında çok sinir bozucu bir şey. Özellikle de yakınlarınız için... İnsanlar başsağlığı niyetiyle ilk iş ailenizi arıyor.

Gecesi-sabahı da yok bu işin.

Yazının Devamını Oku

Çamlıca Kulesi pahalı mı?

Giriş 60 lira. İndirimli 30. Asansörle yukarı çıkmanız 1 dakika sürüyor. Çıkınca restoranda çay 10 lira, poğaça 10, ızgara köfte 62. Yani bir öğrenci ancak 40 lira verirse kulede bir çay içebiliyor.

Ne şiirler, ne şarkılar var... “Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır”dan tut...
(Günümüz Türkçesiyle diyor ki: Tek bir çakılını bile bütün İran’a değişmem.)
Kaldı ki o zaman İran, kıymetli memleket.
“Sana dün bir tepeden”e kadar...
İşte “Aziz İstanbul”u seyredebileceğimiz en yüksek bina, artık Çamlıca Kulesi.
Uzunluğu 369 metre.
Deniz seviyesinden 587 metrelik yüksekliğiyle İstanbul’un en yüksek yapısı.

Yazının Devamını Oku

Ses tellerini mi kessinler?

Müzisyen Hakan Altun sazının tellerini kesti. “Bu ut artık sustu” diyor canlı yayında. 80 milyon toplanıp bir avuç yeteneğimize sahip çıkamıyoruz.

Anlatamıyorlar, duyuramıyorlar.
Pandemi harala gürelesinde fark edilmiyor.
Müzisyen Hakan Altun sazının tellerini kesti.
“Bu ud artık sustu” diyor.
Ne yapacaklar artık?
Canlı yayında ses tellerini mi kessinler?
80 milyon toplanıp bir avuç yeteneğimize sahip çıkamıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yasınızı nasıl tutacağınızı sosyal medyadan öğreneceksiniz

Pelin Öztekin bir fotoğraf paylaştı. Havuza girmiş. Altına da “Sezonu açtım” yazmış. Vay efendim, babasının ölümü bu kadar yakınken nasıl havuza girermiş? Nasıl sezon açarmış? Sosyal medyanın yarattığı en büyük erozyon bu bence: Toplu pervasızlık, örgütlü hadsizlik.

Usta oyuncu Rasim Öztekin’i üç ay önce, 8 Mart’ta kaybettik.
Kızı Pelin Öztekin şu sözlerle dağladı yürekleri sosyal medyada:
“Eskiden en sevdiğim 8, artık uğursuz. Her ayın 8’i çıkmaz sokak gibi. Bıraktığından beri daha dağınık buralar. Ben toparlamaya çalıştıkça tuttuğum, tutunduğum her şey paramparça. ‘Alışacaksın’ diyorlar ama sormuyorlar hiç baba: Ben alışmak istiyor muyum?”
Sadece baba kaybetmenin acısı değil bu sözler.
Aynı zamanda “muhterem” biri hayatınızdan gittiğinde yarattığı boşluğun ifadesi.
Yani Pelin Öztekin’in acısı çifte:

Yazının Devamını Oku

Ekmek polemiği yeni sanatçıların katılımıyla büyüyor

Bir tarafta Seda Sayan... “Sen kimsin” Seda. Kadırga kaplanı. Karşı köşede Demet Akalın... Polemik, kavga ve giderler kraliçesi. Mevzu: Birinin programının bitmesi, öbürünün başlaması... Kabaca böyle. Ama şeytan ayrıntılarda gizli.

Güreşin tarafları o kadar “ağır sıklette” ki...

Bir tarafta Seda Sayan...

“Sen kimsin” Seda.

Kadırga kaplanı.

Karşı köşede Demet Akalın...

Polemik, kavga ve giderler kraliçesi.

Mevzu: Birinin programının bitmesi, öbürünün başlaması...

Kabaca böyle.

Yazının Devamını Oku

Aylarca köşe bucak kaç sonra kendi evinde çekil

Yılbaşında birlikte fotoğrafları ortaya çıkınca bir rahatladı aslında Demet Özdemir-Oğuzhan Koç çifti. Doludizgin aşk yaşıyorlar. Bırakınız olsunlar, bırakınız yaşasınlar. Peki söyledikleri gibi her şeyi konuşmaya varlar mı?

Demet Özdemir’in Oğuzhan Koç’la ilişkisini aylarca saklamasının haklı bir gerekçesi vardı.
Oğuzhan Koç, aslında “arkadaşının aşkı”ydı.
Kim o?
Yağmur Tanrısevsin.
“Gizli Kalsın” adlı gece kulübünün çıkışında “yakalanmalarının” ardından “arkadaşız” diyerek magazin basınını 1 sene oyaladılar.
Ama Yağmur yemedi tabii.
Anlar anlamaz arkadaşına bastı “engel”i...

Yazının Devamını Oku

Herkese ayrı laf mı bulacak?

Sıla’nın yeni sevgilisi İlker Kaleli’ye de ayrıldığı eşi Hazer Amani’ye dediği gibi “Canımın canı” diye hitap ettiği ortaya çıktı. Sosyal medya kullanıcıları, şarkıcıyı topa tuttu.

Bodrum’da aynı lüks villada görüntülenince ilişkileri ortaya çıkan Sıla ve İlker Kaleli, art arda yaptıkları sosyal medya paylaşımlarıyla aşklarını itiraf etti.
Önce İlker Kaleli birlikte fotoğraflarını koyup yazdı:
“Gelirmiş... Bazen biri gelirmiş kalbin en kıymetli köşesine. Bilmediğim canımdan can bir yere.”
Sonra Sıla’dan etkileşim geldi:
“Diyecek afili söz çok fakat söze ne hacet... Konu sen olunca afili olan kalbim. Şu canımın canısın.”
Sıla’nın bir süre önce ayrıldığı eşi Hazer Amani’ye de aynı şekilde “canımın canı” diye hitap ettiği ortaya çıkınca sosyal medya kullanıcıları şarkıcıyı topa tuttu.
E n’apsın yani kadın?

Yazının Devamını Oku

Gündoğan’da Müjde Ar kazandı

Müjde Ar’ın gürültü nedeniyle davalık olduğu Günay Restoran’ın Bodrum Gündoğan’daki yazlığı, Yalıkavak’a taşındı. Peki bu taşınma kararında Müjde Ar’ın payı ne?

İmzalar, dilekçeler, demeçler... Bulunabilen her ortamda sürdürdü kampanyasını Müjde Ar.

Bodrum Gündoğan’daki komşularıyla beraber BVS Bosphorus Resort Hotel’de yazlık açan Günay restoranın gürültüsünden şikâyetçiydi. Sonuç alamadıkça gözünü daha da kararttı. İşletmeyle karşılıklı davalık oldu.

Hatta açık bir mektup yazıp belediye başkanına da dava açtı.

Bence Gündoğan’daki bu evin bir önemi de şuradan kaynaklanıyor Müjde Ar için...

Nisanda kanserden kaybettiği oyuncu kardeşi Mehtap Ar da son dönemlerinin orada geçirmişti.
Neyse ki hikâyede mutlu son göründü.

Geçen yaz Müjde Ar’ı rahatsız olduğu konserler bu yaz Günay’ın Yalıkavak’taki yeni yerinde yapılacak.

4 bin metrekare, denize sıfır. Komşuları Şenol Koloğlu Kebap ile Paysage deniz ürünleri restoranı. Sahilinde Costa Beach var.

Yazının Devamını Oku

Cilve olsun flört olsun

Kendisi oyuncu ve müzisyen. Babası yazar Vedat Türkali. Kardeşi yönetmen Barış Pirhasan. Eşleri İtalyan şarkıcı Ernesto Casalini ve 50 yıl hayatı paylaştığı yönetmen Atıf Yılmaz. Öz kızı Zeynep Casalini, cici kızı ressam Kezban Arca Batıbeki... Deniz Türkali’nin sanat, aşk ve aktivizm dolu hayatına konuk oluyoruz.

◊ Bu kadar çok ünlünün olduğu bir ailedeki ilişkileri nasıl tanımlarsınız: Yıldızlar takımı mı, yıldız savaşları mı?

- Tabii ki “yıldızlar takımı”... Hepsi alanının yıldızı. Bu arada ilk eşim Ernesto’yu niye öldürdünüz? Gayet hayatta. (Gülüyor) Barış da aslında şair. Ve çok iyi bir şair. Yeni kitabını herkese tavsiye ederim: “Büyük Atlas Küçük Canlılar”. Kezban’ın da ekimde açacağı sergi “Senin Annen Bir Melekti Yavrum” kaçırılmasın...

◊ Oyunculuğun yanında seslendirmeciliğiniz, senaristliğiniz, yazarlığınız, prodüktörlüğünüz de var. Ekranın önü mü, arkası mı?

- Elbette önü. Asıl mesleğim oyunculuk. Diğerleri zaman zaman yaptığım işler...

◊ Hangi evladınıza daha çok pozitif ayrımcılık yaptınız: Müzik mi, tiyatro mu?

- Tiyatro tabii... Pozitif de olsa ayrımcılığı sevmem. Ama bazen tiyatroya ve diğer bazı konulara yapabilirim pozitif ayrımcılık...

◊ Hem kardeşiniz hem ömrünüzün yarım asrını geçirdiğiniz merhum eşiniz yönetmen. “Kardeşin” sinemasında mı, “koca”nın sinemasında mı daha çok etkiniz vardır?

Yazının Devamını Oku