GeriSavaş ÖZBEY Ex aşkı bize neler ettin?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ex aşkı bize neler ettin?

Yok efendim, evli kadın eski sevgilisini bu şekilde paylaşır mıymış... Yok efendim, Kenan Doğulu ne kadar rahat, ne geniş insanmış... Yahu bize ne? İnsanın ölen aşkını, sevgilisini ya da eşini anması neden kötü olsun?

Yılın o dönemi gelmiş çatmış bile...

Yani Beren Saat’in motosiklet kazasında vefat eden eski aşkı Efe Giray’ı andığı...

Ve ilgili/ilgisiz herkesin ahkâm kestiği doğum günü.

Beren Saat, kendisine şöhretin yolunu açan yarışmaya katılmasını teşvik eden eski sevgilisini “Benim kahramanım” notuyla paylaştı Instagram’dan.

Ağızlarda yine aynı bayat sakızlar:

Yok efendim evli kadın, eski sevgilisini bu şekilde paylaşır mıymış...

Yok efendim Kenan Doğulu ne kadar rahat, ne geniş insanmış...

Yahu bize ne?

Yeni ortaya çıkmadı, kadın saklamıyor ki bu adamla 17 yıl önce aşk yaşadığını.

Belki de tanıştıklarında Kenan Doğulu’ya ilk anlattığı şeylerden biriydi bu travması.

Hem sonra insanın ölen aşkını, sevgilisini ya da eşini anması neden kötü olsun?

Şu anda başka bir birlikteliğimizin olması, ölen kişinin hatırasına, iyi insan olmasına, eğer gerçekten öyleyse “kahramanlığı”na halel getirmez ki.

Biriyle birlikte olduğumuzda bütün geçmişimizi silip, ne var ne yoksa reddetmemiz gerekmiyor.

Hele de böyle “genç yaşta motosiklet kazası” gibi vakitsiz ve adalet duygusunu kabartan bir kayıpsa.

Ben Kenan Doğulu olsam...

Çok bozulurdum bu duruma. Efe’ye “Kahramanım” demesini çok kıskanırdım.

“Acaba ölmese benimle değil, onunla mı olurdu” diye düşünürdüm.

Yanındakiyle yaşlanır aklındakiyle ölürsün” gerçek mi diye içim içimi yerdi.

Ama bir yandan da böyle vefakâr bir kadınla birlikte olduğum için gurur duyardım.

“Böyle birini hak edecek ne yaptım?” diye düşünür, aynı sevgiden, minnetten, vefadan benim payıma düşecek için heyecanlanırdım.

Sofralarınızı donatmak için 25 şef bir araya geldi

Tam da bayram arifesinde Türkiye’nin 25 önemli şefinin tariflerinden oluşan bir kitap çıktı: “Kutlamalar”.

Ailenin bir araya geldiği dönemlerde tam da elinizin altında olması gereken bir kitap.

Bütün geliri Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı’na (TOÇEV) bağışlanacağı için de herkes zevkle destek vermiş iletişimci Özlem Ardıyok’un
bu projesine.

Yemek, sofra ve kutlamayla ilgili küçük anekdotları eşliğinde.

Ne lezzetler var kitapta. Mesela Arda Türkmen’den domatesli pilav, Cihan Kıpçak’tan mercimek yatağında lüfer, Ebru Erke’den kalamar dolması, Hazer Amani’den perde pilavı, İdil Yazar’dan balık tako, İsmet Saz’dan dana kaburga, Jale Balcı’dan s’mores kurabiyesi, Kaan Sakarya’dan kestane çorbası, Murat Bozok’tan somon bowl...

Ex aşkı bize neler ettin

Bir Merve’yle başa çıkamadık

80 milyon toplandık, bu hanıma maske taktıramadık.

Merve Boluğur, Nişantaşı’nda yine maskesiz gezerken görüldü. Daha önce aynı mevzudan iki kez ceza aldığı halde.

Bu cezalar artırılamıyor mu?

Yani aynı eylem tekrarlandığında iki misli, üç misli katlanıp daha caydırıcı hale getirilemiyor mu?

Kadın gözümüzün içine baka baka her şeye, herkese meydan okuyor.

Kadınların yazılı olmayan görevlerinden biri: Hastabakıcılık

Ev içinde sayısız iş, kadının sırtına yıkılmış durumda.
Çocuklar, temizlik, yemek, çamaşır, bulaşık, ütü...
Aile içindeki özel durumumuzdan dolayı şunu fark ettim:
Evde kadın ya da erkek, genç ya da yaşlı bir hasta varsa onun bakımı, ilaçları, beslenmesi, temizlenmesi de yine kadına/kadınlara ait.
Biz erkekler yine süs bebeği gibi oturup, lüzumsuz sorular sorup ukalalık yapmakla meşgulüz.

Sen ne güzel bir insansın

Bütün hayatını iki engelli çocuğuna tek başına bakmaya adadığı için Afyonkarahisar’da “yılın annesi” seçilen Şükran Duran...

Hava geçirmez kıyafetlerin içinde korona hastaları için koştururken plastik çizmesine dolan teri su gibi boşaltan yoğun bakım hemşiresi Birkan Karakoyun...

 

 

X

Başkent’in “lezzeti” İstanbul’a düşer mi?

Ankara’da belediyenin girişimiyle “Lezzet Ankara” uygulaması başlatıldı. Esnaftan 0 komisyon alarak üreticiyle tüketiciyi buluşturmayı amaçlıyor. Bir yanıyla şahane: Böylece rekabet oluşacak, belki bu sayede Yemeksepeti de aynı hizmeti daha ucuza vermenin yollarını arayacak. Ama bir yanıyla...

Yıllar yıllar önce, minicik bir ofis. Yemeksepeti’nin şimdiki CEO’su Nevzat Aydın, o zamanlar “genç girişimci”. Yemeksepeti’nin ilk röportajı için çok heyecanlı.
Sanıyorum benim gibi, Nevzat Aydın’ın da işin bir gün bu kadar büyüyüp bugünkü gibi bir deve dönüşeceğinden haberi yok...
Uygulamayı yıllardır kullanıyorum. Çok da memnunum. Özellikle geri dönüş sisteminden.
Bir sorun yaşadığınız anda karşınızda hemen bir muhatap bulabiliyorsunuz.
Hatta “Siparişiniz yolda” falan diyen kişi, sırf bizi oyalamak için oraya konulmuş bir robot mu diye merak ettim bir gün, yazdım.
Kanlı canlı, gerçek insan cevap verdi “Yok efendim, ben robot değilim” diye.
Birkaç yıl önce yeni merkezlerini ziyaret etmiştim.

Yazının Devamını Oku

Dişi enerjisine alışık mısınız?

Yeni albüm çıkaran Gökhan Türkmen, etrafındaki dişi enerjisinin üretkenliğini nasıl artırdığını anlatmış. Çok da güzel ifade etmiş. Ama gel de bunu bizim “dişi”lere anlat...

7 şarkılık yeni albümü “7” için Sinem Vural’a konuşan Gökhan Türkmen, “dişi enerjisi”ne alışık olduğunu açıkladı:
“Evlenmeden önce de ablam ve annemle yaşadığım için dişi enerjisine hep alışkınım. Eşim ve kızlarım vizyonumu genişletiyor, farkındalığımı artırıyor. Çok şey öğreniyorum eşim ve çocuklarımızdan.”
Gökhan Türkmen’in bahsettiği bu “dişi enerji” konusu mühim.
Biraz açmak lazım.
Ben de son birkaç gündür Bodrum’da böyle bir “dişi enerji”nin tam ortasındayım.
Misafiri olduğum kadın arkadaşım, annesiyle çok içli dışlı yaşıyor. İki kadının hakimiyetini evde sürekli hissediyorsunuz.
İki kadının sistem kurduğu bir yerde sizin hanenize sadece beceriksizlik, sakarlık, işgüzarlık düşüyor.

Yazının Devamını Oku

Ebru mu cool Gülben mi gerçekçi

Ebru Gündeş ile Gülben Ergen’in “bu dönemde sahne almak” üzerine takındıkları tavrı nasıl buluyorsunuz? Diğer sanatçı arkadaşlarınız sahneye çıkmazken size teklif gelse... Ebru Gündeş gibi ret mi ederdiniz, Gülben Ergen gibi kabul mü?

Tartışmanın fitilini ateşleyen, söz yazarı Günay Çoban’ın bir tweet’i. Ebru Gündeş’in Bodrum’dan aldığı teklifi geri çevirdiğini duyuruyor ve “Gerçek sanatçı duruşu budur” diyordu.

Diğer sanatçı arkadaşları sahneye çıkamıyor diye Ebru Gündeş’in bu yaptığı ilk bakışta çok “cool” hareket.

Hani yandaki esnaf siftah yapmadan ben ikinci müşteri kabul edemem diyenler gibi...

Ama bu reddin ya da iptalin başka bir sebebi olmasın?

Çünkü biraz incesini düşününce, Gündeş’in bu hareketinin başta kendi kadrosundaki müzisyenler, o mekânda çalışan garson, şef, komiye zararı var ama başka kimseye bir faydası yok.

Bilakis otelin bahçesinde dinleti olur, açılış-gala-kutlama olur, ne kadar çok müzisyen kemanını, gitarını bir yerlerde tıngırdatabilse o kadar kâr bence.

Mevcut kısıtlamalara riayet ederek tabii.

Gülben Ergen

Yazının Devamını Oku

Tık için ünlü “öldürüyorlar”

Ne sinir bozucu. Özellikle de aileniz için... Çünkü duyanlar ilk iş başsağlığı için yakınlarınızı arıyor. Gecesi, sabahı da yok. En komik örnek Fedon. Onu da geçen yıl “gömdüler”. Hem de doğum gününde.

En son oyuncu Melek Baykal’ı “öldürdüler”. Haberi uydurup yayanlara dava açma kararı almış.

En son Baykal ama en çok “Çaycı Hüseyin” Alpaslan Özmol “öldürüldü” galiba.

Kimi “koronadan”, kimi “uçak kazasında” diye o kadar çok ölüm haberi yayıldı ki...

“Arkadaşlar, ben yaşıyorum” diye isyan etti: “Öldüğüm gün size haber vereceğim. Adamı hasta etmeyin. Bir gün öleceğiz, bu sefer de ‘Yok ölmemiştir’ diyecekler...

Allah gecinden versin, daha geçen ay Emel Sayın “gitti” mesela. Kalpten.

Kadıncağız sevenlerimi yaşadığıma inandırayım diye canlı video yayınlamak zorunda kaldı: “Gördüğünüz gibi gayet iyiyim.

Aslında çok sinir bozucu bir şey. Özellikle de yakınlarınız için... İnsanlar başsağlığı niyetiyle ilk iş ailenizi arıyor.

Gecesi-sabahı da yok bu işin.

Yazının Devamını Oku

Ortaokulda müzikten kalan bir çocuktum

Hayat gerçekten sen planlar yaparken başına gelenlerden ibaret: Aslında basketbolcu olmak istiyormuş. Ne alaka; kendini Pavarotti’yle makarna tarifleri paylaşırken bulmuş! İkilemli sorularda bu hafta “operanın gülümseyen yüzü” Hakan Aysev var.

◊ Hakan Aysev olmanızda hangisi daha etkili: Viyana Devlet Operası’na kabul edilmeniz mi, Pavarotti’nin hocanız olması mı?

- En önemli etken, Viyana Devlet Operası’na kabul edilen ilk Türk solist olmam. 21 yaşında bu tecrübeyi yaşamak, benim için önemli başlangıç oldu. Sonra dünya ve Türkiye’deki kariyerimin temelini oluşturdu.

◊ Sizce hocanıza hangi yönünüz daha çok benziyor: Tekniğiniz mi, balıketliliğiniz mi?

- Aslında her ikisi de. (Gülüyor) Çünkü beraber yaptığımız şan derslerinin yarısı makarna tarifleriyle geçiyordu. Ondan öğrendiğim en önemli şey, efsane bir sanatçı olsanız bile önce iyi insan olmanız gerektiği... Luciano bir fırıncı oğlu olarak doğdu ve o şekilde bu dünyadan ayrıldı.

◊ Hangisinde müzik ortamında albüm kaydı yapmak daha profesyonel: Frankfurt mu, Barselona mı?

- Almanlar her zaman daha profesyonel ve disiplinli. Almanya’da yaptığım kayıtlar hep daha hoşuma gitmiştir. O yüzden Frankfurt diyorum.

Yazının Devamını Oku

Çamlıca Kulesi pahalı mı?

Giriş 60 lira. İndirimli 30. Asansörle yukarı çıkmanız 1 dakika sürüyor. Çıkınca restoranda çay 10 lira, poğaça 10, ızgara köfte 62. Yani bir öğrenci ancak 40 lira verirse kulede bir çay içebiliyor.

Ne şiirler, ne şarkılar var... “Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır”dan tut...
(Günümüz Türkçesiyle diyor ki: Tek bir çakılını bile bütün İran’a değişmem.)
Kaldı ki o zaman İran, kıymetli memleket.
“Sana dün bir tepeden”e kadar...
İşte “Aziz İstanbul”u seyredebileceğimiz en yüksek bina, artık Çamlıca Kulesi.
Uzunluğu 369 metre.
Deniz seviyesinden 587 metrelik yüksekliğiyle İstanbul’un en yüksek yapısı.

Yazının Devamını Oku

Ses tellerini mi kessinler?

Müzisyen Hakan Altun sazının tellerini kesti. “Bu ut artık sustu” diyor canlı yayında. 80 milyon toplanıp bir avuç yeteneğimize sahip çıkamıyoruz.

Anlatamıyorlar, duyuramıyorlar.
Pandemi harala gürelesinde fark edilmiyor.
Müzisyen Hakan Altun sazının tellerini kesti.
“Bu ud artık sustu” diyor.
Ne yapacaklar artık?
Canlı yayında ses tellerini mi kessinler?
80 milyon toplanıp bir avuç yeteneğimize sahip çıkamıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yasınızı nasıl tutacağınızı sosyal medyadan öğreneceksiniz

Pelin Öztekin bir fotoğraf paylaştı. Havuza girmiş. Altına da “Sezonu açtım” yazmış. Vay efendim, babasının ölümü bu kadar yakınken nasıl havuza girermiş? Nasıl sezon açarmış? Sosyal medyanın yarattığı en büyük erozyon bu bence: Toplu pervasızlık, örgütlü hadsizlik.

Usta oyuncu Rasim Öztekin’i üç ay önce, 8 Mart’ta kaybettik.
Kızı Pelin Öztekin şu sözlerle dağladı yürekleri sosyal medyada:
“Eskiden en sevdiğim 8, artık uğursuz. Her ayın 8’i çıkmaz sokak gibi. Bıraktığından beri daha dağınık buralar. Ben toparlamaya çalıştıkça tuttuğum, tutunduğum her şey paramparça. ‘Alışacaksın’ diyorlar ama sormuyorlar hiç baba: Ben alışmak istiyor muyum?”
Sadece baba kaybetmenin acısı değil bu sözler.
Aynı zamanda “muhterem” biri hayatınızdan gittiğinde yarattığı boşluğun ifadesi.
Yani Pelin Öztekin’in acısı çifte:

Yazının Devamını Oku

Ekmek polemiği yeni sanatçıların katılımıyla büyüyor

Bir tarafta Seda Sayan... “Sen kimsin” Seda. Kadırga kaplanı. Karşı köşede Demet Akalın... Polemik, kavga ve giderler kraliçesi. Mevzu: Birinin programının bitmesi, öbürünün başlaması... Kabaca böyle. Ama şeytan ayrıntılarda gizli.

Güreşin tarafları o kadar “ağır sıklette” ki...

Bir tarafta Seda Sayan...

“Sen kimsin” Seda.

Kadırga kaplanı.

Karşı köşede Demet Akalın...

Polemik, kavga ve giderler kraliçesi.

Mevzu: Birinin programının bitmesi, öbürünün başlaması...

Kabaca böyle.

Yazının Devamını Oku

Para insan seçer herkesi sevmez hazır değilsen perişan olursun

İkilemli soruların konuğu oyuncu ve fenomen Akasya Asıltürkmen. Türkiye’de kadın olmanın zorluğunu cesaretle göğüsleyebilmiş biri. Aile, hayat gibi konularda şaşırtıcı bir dinginlik sahibi: “Unutmadıysan affedememişsindir” diyor. Aşk ve mutluluk konularındaysa buz gibi bir bilgelik sergiliyor: “Affetmeden unutamazsın.” Bazı konularda çok keskin: “Beyaz yalan yoktur”... Bazı konularda dost gibi acı söylüyor: “Kalbini tamir et”.

◊ Kariyerinizde hangisi daha büyük dönüm noktası: “İstanbul Kanatlarımın Altında” mı, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu mu?
- İkisi de değil. Konservatuvarı kazandığım gün. İşte o zaman herhangi biri olmaktan çıktım. Bir daha geri dönmemek üzere sahne için yetiştirildim.
◊ Oyuncusunuz ve şimdi de influencer... Hangisi: Sahne mi, ekran mı?
- E sahne. Kendimi daha iyi hissediyorum çünkü eğitimim, birikimim tamamen o yönde. Onu becerebiliyorum. En iyi bildiğim şey sahneye çıkmak.
◊ Sosyal medyada çok reklam yapmakla eleştiriliyorsunuz: Kişisel fayda mı, toplum faydası mı?
- Olabilir. Herkesi memnun edemezsin. Ama daha çok teşekkür ediyorlar. Ben de işime olumlu tarafından bakmayı tercih ediyorum. Influencer olarak körü körüne bir şeyi önermeyi doğru bulmuyorum. Bunun sonuçları çok ağır oluyor. Bana güvenip bir ürünü alan herhangi bir tüketici değil, benim takipçim. Onları hayal kırıklığına uğratacağıma güvenmediğim ürünün tanıtımını yapmamayı tercih ederim.
◊ 14 Nisan, Koç. Nesi daha zor: Küçük şeyleri büyütmek mi, acelecilik mi?

Yazının Devamını Oku

Aylarca köşe bucak kaç sonra kendi evinde çekil

Yılbaşında birlikte fotoğrafları ortaya çıkınca bir rahatladı aslında Demet Özdemir-Oğuzhan Koç çifti. Doludizgin aşk yaşıyorlar. Bırakınız olsunlar, bırakınız yaşasınlar. Peki söyledikleri gibi her şeyi konuşmaya varlar mı?

Demet Özdemir’in Oğuzhan Koç’la ilişkisini aylarca saklamasının haklı bir gerekçesi vardı.
Oğuzhan Koç, aslında “arkadaşının aşkı”ydı.
Kim o?
Yağmur Tanrısevsin.
“Gizli Kalsın” adlı gece kulübünün çıkışında “yakalanmalarının” ardından “arkadaşız” diyerek magazin basınını 1 sene oyaladılar.
Ama Yağmur yemedi tabii.
Anlar anlamaz arkadaşına bastı “engel”i...

Yazının Devamını Oku

Herkese ayrı laf mı bulacak?

Sıla’nın yeni sevgilisi İlker Kaleli’ye de ayrıldığı eşi Hazer Amani’ye dediği gibi “Canımın canı” diye hitap ettiği ortaya çıktı. Sosyal medya kullanıcıları, şarkıcıyı topa tuttu.

Bodrum’da aynı lüks villada görüntülenince ilişkileri ortaya çıkan Sıla ve İlker Kaleli, art arda yaptıkları sosyal medya paylaşımlarıyla aşklarını itiraf etti.
Önce İlker Kaleli birlikte fotoğraflarını koyup yazdı:
“Gelirmiş... Bazen biri gelirmiş kalbin en kıymetli köşesine. Bilmediğim canımdan can bir yere.”
Sonra Sıla’dan etkileşim geldi:
“Diyecek afili söz çok fakat söze ne hacet... Konu sen olunca afili olan kalbim. Şu canımın canısın.”
Sıla’nın bir süre önce ayrıldığı eşi Hazer Amani’ye de aynı şekilde “canımın canı” diye hitap ettiği ortaya çıkınca sosyal medya kullanıcıları şarkıcıyı topa tuttu.
E n’apsın yani kadın?

Yazının Devamını Oku

Gündoğan’da Müjde Ar kazandı

Müjde Ar’ın gürültü nedeniyle davalık olduğu Günay Restoran’ın Bodrum Gündoğan’daki yazlığı, Yalıkavak’a taşındı. Peki bu taşınma kararında Müjde Ar’ın payı ne?

İmzalar, dilekçeler, demeçler... Bulunabilen her ortamda sürdürdü kampanyasını Müjde Ar.

Bodrum Gündoğan’daki komşularıyla beraber BVS Bosphorus Resort Hotel’de yazlık açan Günay restoranın gürültüsünden şikâyetçiydi. Sonuç alamadıkça gözünü daha da kararttı. İşletmeyle karşılıklı davalık oldu.

Hatta açık bir mektup yazıp belediye başkanına da dava açtı.

Bence Gündoğan’daki bu evin bir önemi de şuradan kaynaklanıyor Müjde Ar için...

Nisanda kanserden kaybettiği oyuncu kardeşi Mehtap Ar da son dönemlerinin orada geçirmişti.
Neyse ki hikâyede mutlu son göründü.

Geçen yaz Müjde Ar’ı rahatsız olduğu konserler bu yaz Günay’ın Yalıkavak’taki yeni yerinde yapılacak.

4 bin metrekare, denize sıfır. Komşuları Şenol Koloğlu Kebap ile Paysage deniz ürünleri restoranı. Sahilinde Costa Beach var.

Yazının Devamını Oku

Kilolular da âşık oluyor ama sadece aile filmlerinde

64 kilo verip 140’tan 76’ya düşen Uraz Kaygılaroğlu, “Belirli bir kilonun üzerindeki insanlar âşık olamaz mı” diye soruyor.

Sektörde kilolu insanlara fiziksel ayrımcılık yapıldığı tartışmasını yeniden harladı.

Kilolulara başrol oyuncusunun en yakın arkadaşı olup onun yaşadığı aşka imrenerek bakmaktan başka bir rol düşmüyor. Bu bana gerçekçi gelmiyor” diyor.

Zeki-Metin’den Perran Kutman’a, Ata Demirer’e kilolu oldukları halde aşk hikâyelerinde oynayan çok örnek var tabii.

Var, var ama çoğunluk aile komedisi.

Perihan Abla” da biraz öyle, “Eyyvah Eyvah” da.

Yani kiloluların âşık olmalarına imkân veriyoruz ama...

Öyle çok tutkulu değil, tatlış tatlış bir hikâyeyse.

Bugün günlerden

Yazının Devamını Oku

Cilve olsun flört olsun

Kendisi oyuncu ve müzisyen. Babası yazar Vedat Türkali. Kardeşi yönetmen Barış Pirhasan. Eşleri İtalyan şarkıcı Ernesto Casalini ve 50 yıl hayatı paylaştığı yönetmen Atıf Yılmaz. Öz kızı Zeynep Casalini, cici kızı ressam Kezban Arca Batıbeki... Deniz Türkali’nin sanat, aşk ve aktivizm dolu hayatına konuk oluyoruz.

◊ Bu kadar çok ünlünün olduğu bir ailedeki ilişkileri nasıl tanımlarsınız: Yıldızlar takımı mı, yıldız savaşları mı?

- Tabii ki “yıldızlar takımı”... Hepsi alanının yıldızı. Bu arada ilk eşim Ernesto’yu niye öldürdünüz? Gayet hayatta. (Gülüyor) Barış da aslında şair. Ve çok iyi bir şair. Yeni kitabını herkese tavsiye ederim: “Büyük Atlas Küçük Canlılar”. Kezban’ın da ekimde açacağı sergi “Senin Annen Bir Melekti Yavrum” kaçırılmasın...

◊ Oyunculuğun yanında seslendirmeciliğiniz, senaristliğiniz, yazarlığınız, prodüktörlüğünüz de var. Ekranın önü mü, arkası mı?

- Elbette önü. Asıl mesleğim oyunculuk. Diğerleri zaman zaman yaptığım işler...

◊ Hangi evladınıza daha çok pozitif ayrımcılık yaptınız: Müzik mi, tiyatro mu?

- Tiyatro tabii... Pozitif de olsa ayrımcılığı sevmem. Ama bazen tiyatroya ve diğer bazı konulara yapabilirim pozitif ayrımcılık...

◊ Hem kardeşiniz hem ömrünüzün yarım asrını geçirdiğiniz merhum eşiniz yönetmen. “Kardeşin” sinemasında mı, “koca”nın sinemasında mı daha çok etkiniz vardır?

Yazının Devamını Oku

Kullanıcının fendi platformu yendi

WhatsApp’ın 15 Mayıs’a kadar tanığı süre sona erdi ama Türkiye “sözleşme”nin dışında bırakıldı. Sonuç: WhatsApp’ı yendik!

Küresel iletişim platformu WhatsApp, verilerini paylaşabilmek için kullanıcılarına bir sözleşme dayatmıştı.
E olur...
İsteyen, istediği hizmeti, istediği koşullarla sunar; bunu beğenen alır, beğenmeyen yoluna bakar.
Sonuçta kimse kimseye bedavaya bir şey sunmaz. Herhalde artık hepimiz bunu belledik.
Fakat WhatsApp buna geçerken önemli iletişim hataları yaptı.
Mesela Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşlarını bu dayatmadan muaf tuttu.
Bu ne demek?

Yazının Devamını Oku

90’larda star olmanın olası bir dezavantajı

Onlar hiç pandemi gibi koşulları görmemiş bir kuşaktı. Sektörde her şeyin büyüdüğü bir döneme doğdular. Ama bu durum belki de en büyük dezavantajları oldu.

Üçü de aynı yılların, aynı kuşağın pop starları. Ama ortak bir noktaları daha var. Zamanında iyi kazandıkları halde, idaresini beceremeyip bugün eskiye nazaran “zor” durumda olmaları.
En çarpıcı örneği Serdar Ortaç. Bankaların kredi düzenlemeleri sayesinde idare edebildi. Serdar Ortaç demişken... Kıbrıs’ta bir otelde çalışmaya başlayan Ozan Orhon da aynı kuşaktan. Bugün daha şaaşalı bir hayat sürmesi çok muhtemeldi.
“Bebeto” (Burak Kut) benzer şeyler yaşadığını açıkladı:
“Servet yapmak değil, serveti korumak önemli. Gelir düzeyin yüksek olunca ona göre bir hayat yaşıyorsun. Para kesilince maddi zorluklar yaşadım. Bankadan kredi çektim, geri ödeyemedim...”
Sanatçı insanın ticari hayatta ille de başarılı olmasını beklemek de haksızlık tabii ama...
Bu durum da ilginç.
Şimdiki gibi pandemi koşullarını görmemiş bir kuşaktı onlar.

Yazının Devamını Oku

Kainatın değişen güzellik anlayışı

Ezbere söylenmiş “Dünya barışı istiyorum” gibi klişeler artık güzel seçilmeye yetmiyor. Bunu yemeden-içmeye, sosyal dayanışmaya kadar hayatının her alanında yaşıyor olman lazım. Kainat Güzeli Andrea Meza ile belki de yeni bir tip “güzel” ortaya çıkıyor.

Yeni “Kainat Güzelimizi” görmüşsünüzdür.
Meksikalı Andrea Meza.
Geçen yıl pandemi nedeniyle iptal edilen, bu sene ABD’de yapılan yarışmada aldı bu unvanı.
En başta bu “Kainat Güzeli” lafı problemli bence.
Başka gezegen katılmadığı için birinciler sürekli Dünya’dan çıkıyor.
Belki “Dünya Güzeli” dense daha doğru olacak ama...
Ona bile itiraz edenler var.

Yazının Devamını Oku

Pandemi günlüğü... Sakın ola ki bu yazıya güvenip memurlarla falan tartışmayın

Tam kapanma sona erdi. Yine, yeni, yeniden, yepisyeni bir “normal”e döndük. “Gündelik hayatın anayasası” iki haftada bir değişiyor.

Dükkânlar açık ama...

Paket servis var.

Sokağa çıkmak serbest ama...

21.00’den sonra yasak.

65 yaş üstü artık “hürgeneral” ama...

10.00-14.00 arası.

Birbirimize göz koymak serbest ama... Nikâh için 1 Haziran’ı beklemek lazım. Yok, 1 Temmuz!

Pardon, tekrar baktım: 1 Haziran’mış.

Yazının Devamını Oku

“Serenay’a albüm teklif ettim, kabul etmedi alçak!”

Hakaret anlamında değil bu “alçak”... Hani bazen çok değer verdiklerimizi, hatta çocukları bile kötü sözlerle severiz ya, “Seni çirkin” diye... Öyle bir lafı onun. İlber Ortaylı, Perran Kutman gibi aksiliğin çok yakıştığı nadir insanlardan. Şimdi okuyacaksınız, bana da çok “alçak” dedi röportaj boyunca. Müziğin her alanında var: Besteci, söz yazarı, bas gitarcı, prodüktör... Sezen Aksu’nun yıllar boyu has adamı. En son Demet Evgar, Gonca Vuslateri, Bülent Şakrak, Bergüzar Korel ve Gökçe Bahadır’a albüm projeleriyle gündeme geldi. Yakından tanıdığım için “siz” demek yapmacık geldi, müsaadenizle “sen” diye girişiyorum müzisyen Aykut Gürel’e.

- Genelde disiplini zordur ama bendeki beklenti oldu. Rahmetlilerin ikisi de öğretmendi. Kıyamet senaryosu gibi.

◊ Yıldız Teknik mezunusun. Sence müzikte mi mühendislik var, mühendislikte mi müzik?

- Resmen mezun değilim ki... Gidip diplomamı bile almadım. Ama müzikte mühendislik olduğu kesin. Ve tartışmaya kapalı bir konu bu.

◊ 29 Nisan... Boğa burcu olmanın nesi daha komik: İnatçılık mı, konfor düşkünlüğü mü?

- İnatçılığı elbette, yalan çünkü...

◊ Söz yazmak mı, beste yapmak mı?

- Elbette beste yapmak. Sorgulayanı az olur (Gülüyor).

◊ Sahne önü mü sahne arkası mı?

Yazının Devamını Oku