14 milyon dolar kaç bavula sığar

Fatih Terim, Arda Turan, Emre Belözoğlu, Fernando Muslera gibi ünlü futbol simalarının dolandırılması davasında söz alan Arda Turan, bütün birikiminin gittiğini söyledi:

Haberin Devamı

“Yıllardır çalışıp kazandığım bütün paramı emeğimi Seçil Erzan beni kandırarak yok etmiştir. 13 milyon 900 bin doları Erzan’a elden verdim. Çok üzgünüm, bu olay beni çok yıprattı. Bütün birikimim bir anda gitti.”

Dolandırılan herkes gibi Arda Turan’a da üzüldüm tabii. Ama bir yere kadar.

“Bütün birikimim gitti” dediği: Şu anda bile benim gibi 1000 kişiyi gömlek cebinden çıkarır.

Ayrıca sanık Seçil Erzan’ın da haklı olduğu bir nokta var: “Bu insanların faiz adı altında aza tamah etmemeleri beni bu hale getirdi.

Yani dolandırma iğnesinin ucundaki yem hep aynı: İnsan açgözlülüğü. Normal banka 5 verirken sen 10 almanın derdine düşüyorsun. Sonra da yandım Allah!

Dikkat çekici başka bir nokta, Arda Turan’ın yaklaşık 14 milyon doları elden verdiğini söylemesi.

14 milyon dolar...

Haberin Devamı

100 dolarlık banknotlar halinde olsa eder 140 bin banknot. Yüzlük desteler halinde olsa eder 1400 deste.

Bu kadar deste parayı elden vermeye kalksanız kaç bavul eder? Niçin havale edilmez de, elden verilir?

Bu da çok ilginç değil mi?

Yağlı saç kardeşliği yayılıyor

Semiramis Pekkan bir süre önce saçlarını haftada bir kez yıkadığını açıklamıştı. Çünkü saçları çok sık yıkamak oradaki faydalı yağ tabakasını yok ediyormuş. Ben bunu şöyle anladım/anlamak istedim: Saçlarını sık sık yıkıyor ama haftada bir kez şampuan yapıyor.

Demeye kalmadan “2. Sayfa” programına konuk olan Safiye Soyman saçlarını 4 gündür yıkamadığını söyledi. Üstüne kaç gün daha öyle devam etti bilmiyorum ama bu konunun konuşulduğu bir Instagram sayfasının altına bombayı Demet Akalın patlattı:

Safiye Abla, Tülin Şahin de yıkamazdı saçlarını. Bende kaldığı günlerden biliyorum...

Hızla yayılan bu “yağlı saç kardeşliği” bir bakıma yararlı. Barajlarda su kalmadığı şu günlerde bol bol tasarruf anlamına geliyor.

Ama bitleneceksiniz be kardeşim.

Komşu’da sofra komşuluğu

Uzun yıllardır Fransa’da yaşayan akademisyen-yazar Nedim Gürsel’le Kuruçeşme’nin yeni mekânı Komşu’da laflıyoruz.
Eski usul meyhane atmosferi var buranın. Etli pazı sarma, dil söğüş (Çok lezzetli), köy usulü patlıcan salatası, yeşil elmalı Girit ezme (Bu da çok iyi) gibi lezzetler sunuyorlar.
Hemen yan taraflarında pizzacıları ve üst katta canlı müzik yerleri var.
“İlhamımız komşuluk kültürü. Komşuluk, bizim için sevinçleri, özlemleri, lezzeti ve daha fazlasını paylaşmayı ifade ediyor” diyorlar.
Nedim’e Paris’te en çok neyi özlediğini soruyorum. “İşte bunu” diyor, “Bu lezzetleri ve bizim insanımızdaki sıcaklığı, paylaşma kültürünü...”
Belli ki orada biraz yalnızlık çekiyor. Niçin dönmediğini merak edip ağır bir Fransa eleştirisine girişiyorum.
Burunlarının hâlâ Kaf Dağı’nda olmasına rağmen eski Fransa’dan eser kalmadığından; diplomaside, sinemada, müzikte falan artık esamelerinin okunmadığından dem vuruyorum.
E hak veriyor tabii.
Türkiye’ye ilk gelişinde tekrar “sofra komşuluğu” yapmak için sözleşerek ayrılıyoruz.

Haberin Devamı

Bir polemik paratoneri olarak Farah

Yılmaz Güney hakkında söylediklerinden sonra Güney ailesiyle mahkemelik oldu.
Nur Sürer gibi önemli isimlerin hedefine oturdu.
“Bihter”in film setinde Hande Ataizi’yle kapıştı.
Derken son röportajında İbrahim Tatlıses’e giydirdi, “Bu kadar büyük bir sesin böylesine bir karakterden çıkıyor olması çok üzücü” dedi. Bir dava da oradan!
Daha bu durum gündemin 1 numarasından düşmemişti ki bu kez de Fazıl Say’la polemiğe girdi.
Fazıl, Farah’a “Niteliksiz” dedi. Farah, Fazıl’ın çıkışına “Ahmakça” diye cevap verdi.
Daha önce de söylemiştim, bu kadın resmen bir “polemik paratoneri”... Burcu neymiş diye baktım, Aslan. Herhalde yükseleni de kaplan.

 

Yazarın Tüm Yazıları