"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

İyi yaşlanmak isteyenlere 4 mühim tavsiye

Sözü uzatmadan doğrudan konuya girelim ve yeni bir yıla girerken daha güzel, daha keyifli bir yaşlılık için nelerin yapılması gerektiğine farklı bir açıdan bakıp yaşlanmaya yeni bir parantez açalım. Buyurun...

İyi yaşlanmak isteyenlere 4 mühim tavsiye

Tavsiye 1: Zarafetle yaşlanın

Yaşlanmak hayatımızın herhangi bir yerinde bizi koluna takıp götüren yeni bir yol arkadaşı gibidir. Önemli olan fazla hır gür çıkarmadan yolculuğa en doğru yol arkadaşıyla çıkmaktır.
Çocuklar için büyümek nasıl normalse, 50’yi, 60’ı geçince yaşlanmak da o kadar normaldir. Hepimiz bir şekilde hayatın bu evresiyle tanışır, o dönemi mutlaka yaşarız.
Önemli olan o yılların “bir yokuş aşağı yuvarlanma” değil, “keyifli bir barışıklık” ve “kendine has bir zarafet evresi” olduğunu unutmamaktır.
Kimseyle kavga etmeden, kimseyi incitmeden, azalarak değil, çoğalarak yaşlanmayı başarmaktır. Unutmayın: Zarafetle yaşlanmak iyi yaşlanmanın en zor başarılan ama en mühim tarafıdır.

İyi yaşlanmak isteyenlere 4 mühim tavsiye

 

Tavsiye 2: Bilgece yaşlanın

Amerikalı ünlü sağlık uzmanı Dr. A. Weil, “bilgece yaşlanma” kavramını çok sık kullanır. Bilgece yaşlanmayı “mümkün olduğunca uzun ve olabildiğince iyi yaşayarak hayatın sonunda birden ve süratli bir düşüşe geçmek” diye tarif eder. Ve ekler: “Yapabileceğimiz en iyi şey yaşlanmanın kaçınılmazlığını, tersine çevrilmezliğini kabul edip ona uyum sağlamaya çalışmaktır. Başarabileceğimiz en iyi şeyse her yaş için en iyi sağlığa sahip olmaktır.”
Eğer bilgece yaşlanan, kendine baktığı kadar çevresine de bakan, kendiyle barışık, çevresinde sevilen ve sayılan biri olmayı istiyorsanız yola “insan olmanın değerini bilmekle” başlamalı, yaşlanmayı “yozlaşmak ya da ihtiyarlamak” değil, “olgunlaşmak ve bilgeleşmek” olarak algılamalı, özenle yaratılan ve iyi bakılan her şeyin yaşlandıkça daha da değer kazandığını, anlam kazandığını, güç kazandığını unutmamalısınız.

Tavsiye 3: Güzel yaşlanın

Yaşlanmak hayatın ikinci döneminde, yani 50’li yaşların sonrasında devreye girer. Bu dönemde siz ne yaparsanız yapın bedeninizin, yani beyninizin, böbreklerinizin, akciğerlerinizin, kalbinizin kapasiteleri sınırlanacak, iç organlarınız az veya çok yaşlanacaktır.
Bundan gözleriniz, kulaklarınız da nasibini alacak, eklemleriniz, kaslarınız, cildiniz, tırnaklarınız, saçlarınız da yaşlanacaktır.
Ne var ki bu değişimlerin hepsi yönetilebilir, en azından yavaşlatılabilir şeylerdir. Bu nedenle ne iç yapınızı, ne dış görünüşünüzü yaşlanmaya teslim etmeyin. İşi oluruna bırakmayın.
İtinayla, güzel yaşlanın. Yaşınız ne olursa olsun fiyakanızı da asla bozmayın. Kendinize, giyim ve kuşamınıza iyi bakın. Kişisel bakımınızı ise asla ihmal etmeyin.

Tavsiye 4: Huzura odaklanın 

İyi yaşlanmak için yaşadığı dünyayı -ve yaşadıklarını- içine iyice sindirmiş, yıllarını huzur ve keyifle geçirmiş biri olmak, kısacası huzura ve umuda, keyfe ve şenliğe kenetlenmek gerekiyor.
Zarafetle ve bilgece yaşlanmayı becerebiliyorsanız huzur da zaten kendiliğinden gelecektir. Ama siz yine de yaşlandıkça gençleşmek yerine sivriliklerinizi törpüleyip düzleşmek hedefine odaklanın.
Fazlalıklarınızdan, ağırlıklarınızdan kurtulup hafiflemeye bakın. Manevi hayatınızı zengin tutun. İnanç dünyanıza derinlik kazandırın.

İyi yaşlanmak isteyenlere 4 mühim tavsiye

BİR SORU

 

Yaşlanmayan yaşlı olur mu

Olur! Nasıl mı? Eğer “yaşlandım” deyip de bir kenara çekilmez, üretmeye, çalışmaya, paylaşmaya, hayatın içinde kalmaya, çoğalmaya, gelişmeye, büyümeye, dinlemeye, yeni tecrübeler, yeni bilgiler, alışkanlıklar edinmeye ve edindiğiniz tecrübeleri sizden sonra gelenlerle paylaşmaya devam ederseniz...
Allah’ın verdiği güzel aklı doğru kullanarak sağlığınızı önce yüce Allah’a emanet edip, sonra da bilgiyle, bilimle desteklerseniz...
Yaşınız ne olursa olsun “geçmişe” ve “geleceğe” takılmak yerine “günü yaşamayı”, yaşadığınız her ana “değer katmayı” bilirseniz...
Yaşlanmanın bir hastalık hali, bir yoksunluk durumu, bir zayıflık süreci değil de, hayatın doğal, olağan, içten gelen, daha da önemlisi dingin ve keyifli bir dönemi olduğuna yürekten inanabilirseniz...
Bedeninizdeki değişimleri ruhunuza, ruhunuzdaki değişimleri bedeninize doğru dürüst, samimiyetle anlatıp her ikisindeki gerilemelerin de olağan ama aynı zamanda yavaşlatılabilir (en azından kontrol altında tutulabilir) şeyler olduklarını bilirseniz...
Zarif, bilge, hoşgörülü, keyifli, huzurlu bir yaşlı olmayı hedeflerseniz siz de rahatlıkla “yaşlanmayan yaşlılar” kulübüne üye olabilirsiniz.

BİR KİTAP

Yaşlanmayan Yaşlılar

İyi yaşlanma üzerine yazılmış pek çok kitap okudum. Sonuncusu ve en düzelerinden biri geçen hafta geçti elime: Yaşlanmayan Yaşlılar. Hafta sonu onu da bir solukta okuyup bitiriverdim. Türk tıbbının yetiştirdiği önemli hekim ve hocalardan birinin, Prof. Dr. Özcan Köknel’in eseri. Kitabın kapağındaki Franz Kafka cümlesi ise mükemmel: “Güzellikleri görme yeteneğini kaybetmeyenler asla yaşlanmazlar.”
Özcan Köknel’e bu değerli eseri bize kazandırdığı için teşekkür ediyorum. Herkese tavsiye ederim (Yaşlanmayan Yaşlılar/Prof. Dr. Özcan Köknel/Okuyan-Us Yayınları/2015).

X