"Ömür Kurt" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Kurt" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Kurt

Artık ‘mutfak reformu’ yapmalıyız

Çocukların sağlıklı beslenmesi için ‘Karnım Zil Çalıyor’ kitabını yazan Obezite ve Metobolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya: “Tabağındakini bitir demeyin, mutfağa girin, birlikte yemek sohbetleri yapın.”

Bu kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?

Anne babalar için ‘Beslenme Saati’ adında bir kitap yazmıştım. Bu kitapta 0-18 yaşları arasındaki çocuklar için beslenme tavsiyeleri vardı. Kitabı okuyan ebeveynler “Önerilerinizi evde uygulamaya çalışıyoruz ama biz söyleyince yapmıyorlar, zorlanıyoruz. Keşke çocuklar için bir öykü kitabı yazsanız da doğrudan onlarla okusak. Böylece daha ikna edici olur” dediler. Çünkü çocuklar otoriteden çok etkilenirler. Örneğin bazen anne babaları onlara söz geçiremez ama öğretmenlerinin sözlerini dinlerler. Buradaki durum da buna benziyordu ve benim bir ışık yandı ve kitabı yazmaya karar verdim. Yani bu kitap anne babaların ihtiyacından doğdu. 

Artık ‘mutfak reformu’ yapmalıyız

Ne anlatıyor kitap?

Kitapta, üniversitede okuyan teyzelerinin bir gün iki yeğenini ziyarete gelmesiyle değişen hayatlarını konu alıyor. Kitaptaki iki çocuk, bisiklete binmeyi çok seviyorlar, ama çabuk yoruluyorlar. Teyze, bu sorunu çözmek için kolları sıvıyor. Böylece doğru beslenme ve sağlıklı büyüme sırlarıyla dolu bir macera başlıyor. Kitapta oyunlarla birlikte sağlıklı yiyecekler, boy uzatan egzersizlerden besin piramitlerine, hatta sağlıklı tariflere kadar pek çok şey var.

Günümüz çocukları sağlıklı beslenmiyorlar mı sizce?

Kesinlikle sağlıklı beslenmiyorlar. Türkiye, çocukluk çağı obezitesinde dünya üçüncüsü. Avrupa genelinde ise obezite birincisiyiz. Çocukluk çağı obezitesi önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olacak gibi görünüyor. Bu nedenle bir an önce önlem almalı, beslenme konusunda bilinçlenmeliyiz. Sadece sağlıksız beslenme konusunda değil, sağlıklı beslenme konusunda da ciddi hatalar yapıyoruz. Türkiye’de çocuk beslenmesiyle ilgili iki temel yanlış var: İlki “Aman çocuktur, yesin bir şey olmaz. Şimdi yemeyecek de ne zaman yiyecek?” diyerek her türlü aburcubura izin veren aileler, ikincisi ise çocuğunun beslenmesine çok özen gösterip, sağlıklı olduğunu düşündükleri yiyecekleri çocuklara büyük porsiyonlar halinde veren aileler… Bu ikisi de çocuğa çok zarar veriyor. 

Nasıl?

Anne baba kiloluysa, çocuğun gelecekte kilolu olma olasılığı %95. Anne babalarda iyi ebeveynliğin çocuğa çok yemek yedirmekten geçtiğini düşünüyorlar. Hatta sağlıklı olduğunu düşündükleri yiyecekleri bile çok yediriyorlar. Sonuç olarak Türkiye’de obezite kavramı ortaya çıktı. Oysaki besin çeşitliliği ve miktarı çok önemlidir. Çocuklar tekdüze besleniyor, karbonhidrat ağırlıklı yiyecekler tüketiyorlar. Sebze meyve yeme alışkanlıkları çok düşük. Yumurta, peynir gibi proteinleri tüketmeyen onlarca çocuk var. Dünya Sağlık Örgütü, sağlıklı bir insanın her gün 5 ilâ 9 porsiyon arasında sebze meyve tüketmesi gerektiğini söylüyor. Bu durum çocuklar için günde 2 porsiyon meyve, 2-3 porsiyon sebzedir. Ancak maalesef çocuklar sebze ve meyve sevmiyor. Biz artık ‘mutfak reformu’ yapmalıyız. Çocuklara marulu doğrayıp verirseniz yemez, ama onu birazcık süslerseniz, havuçla şekiller çizip, zeytinle göz yapıp eğlenceli hale dönüştürürseniz sever, tüketir. 

Artık ‘mutfak reformu’ yapmalıyız

Anne babaların, besinler konusundaki temel yanlışları neler?

Her şey sözcüklerle başlıyor… Yeme davranışı öğrenilmiş bir davranıştır. Aile ne yiyorsa, çocuk da onu yer. Bu nedenle “Benim çocuğum hiç kereviz yemiyor” diyen aileler aslında çocuğun o kerevizi yeme ihtimalinin önüne geçiyor. Ayrıca bir ebeveynin çocuğunun yanında “Bu çocuk hiç yemiyor” diye sıkılarak konuşması çok yanlış. Çünkü bu cümle de çocuğa bilinçaltından “Yeme!” diye mesaj verir. Özellikle ilgi bekleyen çocuklar bu cümleden bir çıkarsamada bulunup “Hımmm demek ki, yemek yemezsem benim hakkımda daha çok sohbet ederler” diye, yememeyi özellikle seçer. Ya da tam tersini yapar, fazla yemek yer ve obez olur. Dolayısıyla çocuğun yememesine kafayı takmamak, onu biraz kendi haline bırakmak gerekiyor. Tabii çocuğu başka çocuklarla da asla kıyaslamamak gerekiyor.
Kitapta, çocukla mutfağa girmenin öneminden de söz ediyorsunuz… Bu çok önemli. Çünkü bir ebeveyn çocukla birlikte mutfağa girip yemeği onunla yaparsa, çocuk hem besinlerin değerini öğrenir hem mevsimine göre beslenmeyi öğrenir hem de yaptığı yemekleri kendi emek verdiği için daha özenle yer. Ayrıca çocukla kaliteli vakit geçirmiş, ona sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmış ve besinlerin değerini anlatmış oluruz. 

Anne babalara önerileriniz neler?

- Çocukla birlikte mutfağa girin. Bir yemeği yaparken ona yiyeceklerle ilgili bilgiler verin.
- Mevsimine göre beslenin. Mevsim sebzelerini ve meyvelerini öğretin.
- “Tabağındakini bitir” demeyin, çocuk acıkmadan yemek vermeyin.
- Kendi açlığınızla çocuğun açlığını bir tutmayın.
- Yemeği ödül olarak vermeyin.
- Aburcuburları ortalıkta bırakmayın, hatta mümkünse hiç almayın.
- Çocuklarınızla birlikte alışveriş listesi yapın ve birlikte alışverişe çıkın. Çocuklar mutlaka bir şeyler almak isterler, buna da limit koymak gerekir. Örneğin, “Alışverişte ancak iki tane şey alabilirsin, ama onlar yiyecekle ilgili olmayacak” vb.
- Yiyecekler konusunda bol bol sohbet edin, onu bilinçlendirin.

Artık ‘mutfak reformu’ yapmalıyız

Dr. Ayça Kaya, Karnım Zil Çalıyor, Doğan Egmont, 60 sayfa, 18 lira 

X