"Ömür Kurt" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Kurt" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Kurt

Çocuğun duruşu, dikkat süresini bile etkiliyor

19 Ekim 2019

* Çocuklarda duruş bozuklukları neden kaynaklanıyor?
- Eğer çocuğun kas ve iskelet sistemiyle ilgili bir problemi yoksa yanlış postürü, dışarıdan duruş bozukluğu olarak tanımlayabiliriz. Ancak bu durum sahip olduğu sinir sistemi becerilerini kullanmakta sorun yaşadığının göstergesidir. Beden farkındalığı ya da görsel becerilerini kullanmayla ilgili problem yaşıyor olabilir. Öğrenme güçlüğü, dikkat problemleri, sakinleşme zorlukları gibi daha birçok probleme işaret edebilir.

* Cep telefonu ve teknoloji, duruşumuzu nasıl etkiliyor?
- Günümüz ebeveynlerinin elinden telefon düşmüyor, bilgisayar ve televizyon hayatlarının önemli bir kısmını kaplıyor. Anne-babalarını böyle gören çocukların da onların izinde ilerlemesine şaşmamak gerek. Ekran başında uzun süre vakit geçiren çocuklarda çeşitli kas ve duruş sorunları ortaya çıkabiliyor.
* Çocuklar günlerinin büyük bir kısmını okulda geçiriyor. Uzun saatler sırada oturuyorlar, eğilerek yazı yazıyorlar... Bu hareketler çocukların duruşunu nasıl etkiler?
- Uzun süre aynı pozisyonu sürdürmek hepimiz için zararlı. Kas iskelet sisteminin sağlığı açısından pozisyonun sık sık değiştirilmesi gerekir. Özellikle ilkokulda, çocukların uzun süre aynı duruşta dersi dinlemesi isteniyor. Öğretmen, çocukların ihtiyaçlarını anlamalı, uygun stratejileri geliştirebilmeli ve çocukları sık sık uyarmalı. Onu dik durmaya teşvik etmeli. Derse, çocukların kollarını, boyunlarını ve bacaklarını da kullanabilecekleri küçük oyunlar katmak hem dersin kalitesini hem de çocukların duruşunu olumlu etkileyecektir. Böylece çocukların hem dikkat süreleri artacak hem de doğru bir pozisyonda durmaları sağlanacaktır.

Yazının devamı...

Çocuklar kelebeklerin dünyasına giriyor

12 Ekim 2019

2015 yılında açılan Kelebek Bahçesi’ndeki kelebekler henüz ‘pupa evresi’ndeyken Kenya’dan, Kosta Rika’dan ve Filipinler’den getiriliyor. Böylece burayı gezenler, dolapların içinde asılı olan kelebeklerin doğumunu bile görebiliyor. Çocukların en çok ilgisini çeken de bu kısım. Çünkü bir canlının üzerindeki zarı yırtıp ortaya çıkması onları büyülüyor. Çocuklar için her hafta düzenli olarak atölyeler yapılıyor.
Atölyeler; böcekler, sürüngenler, kuşlar, mantarlar, bilim insanları ve ilginç canlılar olarak altı ayrı eğitimle yapılıyor.
Bu atölyelere katılmak isteyenler konyakelebeklervadisi.com adresinden başvuru yapabilir.


Ne var ne yok?
Birbirinden sevimli tropik papağanlar...

Yazının devamı...

Saldırganlığının sebebi vitamin eksikliği olabilir

5 Ekim 2019

Ne söylüyor Oxford Üniversitesi araştırması?

Gelişim çağındaki çocuklarda vitamin, mineral ve omega-3 yağ asidi takviyesinin davranışsal etkilerini araştıran orta ve şiddetli derecede davranış bozukluğu olan 13-16 yaş arasındaki kız ve erkek çocuklar iki gruba ayrılmış. 12 hafta boyunca bir gruba Wellteen vitamin mineral desteği, diğer gruba ise tedaviye yönelik etkisi olmayan plasebo içeriği verilmiş. Araştırmanın sonucunda göre Wellteen vitamin mineral desteği alan çocukların davranışlarında iyileşme, plasebo grubunda ise kötüleşme görülmüş.

Peki bunun beslenmeyle nasıl bir ilişkisi var?

Araştırmayı yapan ekipten Prof. John Stein, “Beslenme yetersizliği antisosyal davranış biçimine dahil edilebilir. Dolayısıyla beslenme sorunlarını düzelttiğimizde davranışlarda düzelme de görülebilir” diyor. Yiyip içtiklerimizden yeterli vitamin, mineral ve yağ asitlerini alamadığımızda sağlığımızla ilgili sorunlar çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her birey ancak günlük 5-9 porsiyon arasında sebze-meyve tükettiğinde gerekli vitaminleri alabiliyor. Gençlerin günlük tükettiği sebze-meyve miktarıysa 1 porsiyonun bile altında; 0.7!

Türkiye’de durum nasıl?

Türkiye Beslenme Rehberi raporuna göre folik asit, A ve D vitaminleri, demir, iyot ve çinko mineralleri başta olmak üzere birçok esansiyel vitamin ve mineral alımı günlük gereksinimi karşılayamıyor. Araştırmalar özellikle ergenlik dönemindeki çocukların kahvaltıyı atladıklarını, yüksek kalorili, yağlı ve şekerli besin tükettiklerini gösteriyor; sağlıklı beslenen gençlerin oranı sadece yüzde 7. Bu nedenle testlerde vitamin ve mineral eksiklikleri ortaya çıkıyor ve bu eksikliği takviye besinlerle gidermemiz gerekiyor.

Yazının devamı...

Çocuklara bilimi sevdirmek için merak duygusu şart!

28 Eylül 2019

CERN maceranız nasıl başladı?
Selçuk Yusuf Arslan (S.Y.A.): CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) her yaz dünyanın farklı yerlerinden bilim insanlarını ve öğretmenleri bir araya getiren ‘Uluslararası Lise Öğretmen Programı’ ve ‘Uluslararası Öğretmen Programı’ adlı iki eğitim düzenliyor. Katılabilmek için her yıl kasım ayında açılan başvuru sayfasındaki formu doldurmak gerekiyor. Biz de doldurduk, altı kıta ve 39 ülkeden seçilen 48 öğretmen arasına girme başarısını gösterip ülkemizi uluslararası bir platformda temsil etme gururunu yaşadık.

Orada neler öğrendiniz?

Semih Esendemir (S.E.): Parçacık fiziği, parçacık hızlandırıcıları, parçacık dedektörleri, Higgs bozonunun keşfi, medikal uygulamalar, veri depolama, bilgisayar ve mühendislik uygulamaları gibi teorik eğitimler aldık. Tüm eğitimler CERN’de ve dünyanın saygın üniversitelerinde görev yapan bilim insanları tarafından verildi. Yerinde ziyaretler, S’Cool Laboratuvarı’nda düşük bütçeli basit sınıf deneyleri, tartışmalar, soru-cevap oturumları ve final rapor sunumları yapıldı. Bu eğitimler sonunda ben ve Selçuk, bu deneyimleri ülkemizin çocuklarına aktarmak için ‘CERN bilim elçisi’ olarak Türkiye’ye döndük.

Çocuklara bilimi sevdirmek için ne yapılmalı?

S.Y.A.: Yaparak ve yaşayarak öğrenmek önemli. Araştırma ve öğrenme, merakla desteklenirse çocuklar bilimi sever.
S.E.: Albert Einstein, “Özel bir yeteneğim olduğunu düşünmeyin, sadece tutku derecesinde meraklıyım” demiş. Entelektüel merak, bilimin ve bilimsel düşüncenin gelişimi için itici bir güç, hatta erdemdir. Bu yüzden bilimsel süreç becerilerini gerçekleştirebilecek, bilimi hayatımızın merkezine alan, öğrenci odaklı etkinliklere ağırlık verilmeli. Bilimsel düşünmenin temeli araştırmadır. Çocuklar yaşayarak ve görerek fizik, astronomi, mühendislik gibi farklı disiplinleri bir araya getirip bilimin farklı dalları hakkında derinlemesine bilgi edinebilmeliler. Okullarımızı düşünen, üreten ve çözüm getiren bilim yuvalarına dönüştürmeliyiz.

Anne-babalara ve öğretmenlere önerileriniz neler?

Yazının devamı...

Okula alışması için oyuna ihtiyacı var

7 Eylül 2019

Okuldan korkan çocuklara ne söylenmeli?

- Okul korkusu, o zamana kadar evden ve anneden ayrılmamış çocukların duyduğu ayrılık kaygısından kaynaklanır. Annelerinin yanında olmadığı yepyeni bir ortama giren çocuklar huzursuz ve sıkıntılı olur, evine dönmek ister. Bu gerçekleşmediğinde mutsuz olup ağlayabilirler. İlkokula başlangıç bu nedenle pek çok çocuk için zordur. Onlara karşı hem anne-babanın hem de öğretmenin anlayışlı olması, ona korkacak bir şey olmadığını söylemesi gerekiyor.

Okulu önceden ziyaret edin

 Kimi çocuklar anne veya babasının da derse girmesini istiyor. Böyle bir durumda ne yapılmalı?

- Anne-babaların özellikle ilk hafta çocuklarını okula götürmeleri, ders aralarında dışarıda bekleyip onları teneffüslerde görmeleri ve çıkışta eve birlikte dönmeleri faydalı olacaktır. Öğretmenlerin de okul korkusu olan çocuklara sevecenlikle yaklaşmaları, onları yakınlarına almaları, sohbet etmeleri ve kaygılarını anladığını söylemeleri gerekir. Korkusu çok fazla olan çocukların hemen derslere sokulmaması, bir-iki gün okul bahçesinde veya sınıfın bulunduğu koridorda vakit geçirmelerine fırsat verilmesi iyi olacaktır. Sonra arkadaşları tarafından sınıfa çağrılmaları kaygılarını yenmelerini sağlar.

 Bazı okullarda müfredat gereği hemen derse başlanıyor. Bu, çocuğun okula alışmasını engeller mi?

- İlk birkaç hafta ders yerine çocukları okula ve birbirine kaynaştıracak etkinliklere öncelik verilmeli. Ayrıca çocuk kesinlikle evden uzaklaşıyormuş duygusunu yaşamamalı. Bu nedenle anne-babalar okul başlamadan önceki günlerde okulu ziyaret etmeli, birlikte bahçede vakit geçirmeli ve birlikte kırtasiye alışverişi yaparak çocuklarına okula başlama hevesi yaşatmalılar. Karşılaştıkları insanlara çocuklarının büyüdüğünü, artık okullu olduğunu söyleyerek onların yanında övünç duygularını belirtmeleri okula gitme arzusunu artırır. Okuldan döndüğünde 10 dakika boyunca o gün neler yaptığını konuşmak da daha kolay alışmalarını sağlar.

Yazının devamı...

Ziller kimin için çalıyor?

31 Ağustos 2019

Eğitmen, sanatçı, danışman, yazar ve kırtasiyecilerden oluşan büyük jüri seçti!

Ömür Kurt – Aile-çocuk yazarı
Tan Sağtürk – Balet, dans eğitmeni
Mehmet Helvacıoğlu - TÜKİD (Tüm Kırtasiyeciler Derneği) Başkanı
Ayşe Şule Bilgiç – Düşyeri kurucusu, ‘Pepee’nin yazarı
Mehmet Erbil – Çocuk tiyatrocusu
Orhan Bahtiyar – Düştepe Oyun Müzesi Müdürü

Yazının devamı...

Hak aramanın da neşeli ve umutlu bir yolu var

24 Ağustos 2019

◊ İnsan hakları kartları projesi nasıl ortaya çıktı?

- Projeyi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70’inci yıl kutlamaları dolayısıyla Uluslararası Af Örgütü için gerçekleştirdik. Üniversite yıllarımdan bu yana illüstrasyon ve animasyon gibi yöntemleri kullanarak çocuklar için yaratıcı çalışmalar üretmeye çalışıyorum. İnsan hakları kartları ve oyunu da bu çalışmalar çerçevesinde ortaya çıktı. Asıl amacımız, çocukların eğlenirken hakları üzerine düşünmelerini ve tartışmalarını sağlamak.

Peki bu kartlarla nasıl oyun oynanıyor?

- Bu bir ‘kart eşleştirme’ oyunu. Beyannamede yer alan 30 farklı insan hakkı maddesinin resimlerle eşleşmesiyle oynanıyor. Oyun temel haklar, eşitlik, özgürlük gibi evrensel insan hakları kavramlarını kapsıyor. Fakat beyannamedeki kimi maddeler ‘hukuksal süreçler’ gibi, çok soyut ve çocuk dünyasından uzak kavramları da içeriyor. Kimi maddelerse çocuklar için, hatta büyükler için bile, oldukça karanlık olan savaş, işkence, kölelik, mahkûmiyet gibi konuları kapsıyor. Ancak biz bu kartları tasarlarken olumlu bir dili benimsedik. Bu projeyle çocuklara hak aramanın neşeli ve umutlu olabileceğini de göstermek istiyoruz.

Bu oyunla çocuklar hangi temel değerleri kazanıyor?

- Biz bu oyunda, kız ve erkek çocuklarının eşit bir şekilde temsil edilmesine özen gösterdik. Aynı zamanda farklı ulusların çocuklarının da aynı oranda ve yan yana varlık göstermesi için çaba sarf ettik. Oyunla kazandırmak istediğimiz en temel değer, kendi haklarımıza sahip çıkarken başkalarının özgürlüğüne de saygı duymak ve onların da haklarını gözetmek... Çocuklar bu oyunda tüm canlıların, hayvanların ve bitkilerin de aynı haklara sahip olduğunu, özgürce yaşama hakkı olduğunu, eşit olduğunu fark edecekler.

Yazının devamı...

Masalların gücüne ihtiyacımız var

17 Ağustos 2019

Nasıl ortaya çıktı bu fikir?

Aslında masalların kendisi bir festivaldir. Çünkü her masal, hikâyenin içinde bütün duyguları tüm görkemiyle yaşatır ve sonu hep mutlu biter. Müzelerse sadece bir bilgiyi topluma sunan mekânlar olarak kalmamalı; yayınları, atölyeleri, etkinlikleri olmalı. Biz de Kartal Belediyesi Masal Müzesi Müdürü Melih Yıldız’ın önerisiyle, masalların tarihine uzanan bu mekânda bir festival yapmaya karar verdik.

Festivalde neler var?

Önceliğimiz elbette çocuklar! Ancak masal dinleyen çocuk, o büyülü dünyada yalnız değildir. Ya nine-dedesinden dinler ya da anne-babasından. Masallar üç kuşağı bir araya getiren birikimler. Bu festival de o sıcaklığı yaşatmalı diye düşündük. Türk masallarından dünya masallarına, masal araştırmalarından masal anlatıcılığına kadar her şey var. Çok kıymetli isimler hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik atölyeler düzenleyecek.

Masallarla çocuklara vermek istediğimiz temel mesaj ne olmalı?

Masallar, büyüklerin dünyasını çocuklara anlatmanın bir yolu. Hayatta ne varsa orada da vardır. Masallarda korku olması son dönemde eleştiriliyor. Ne yani, gerçekte korku yok mu? O da insan duygusu. Önemli olan korku içermesi değil, çocuğa bu yolla korkunun yenilebilecek bir duygu olduğunun, ona esir düşmememiz gerektiğinin anlatılması.

Yazının devamı...