GeriÖmür GEDİK Ayşe, Hilal, Maksi ve bir kedicik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ayşe, Hilal, Maksi ve bir kedicik

İki dost, iki katil, iki acı.

Yazımın özeti bu ikililerde gizli.
Salı sabahı Ayşe Özyılmazel, ağlamaklı bir sesle aradı: “Ömür Maksi’yi bulamıyorum!”
Maksi, Ayşe’nin sokakta baktığı köpeklerden biri. Sarı renkli, uysal, cana yakın, zararsız, kendi halinde, 1300 kulak numarasıyla sokakta yaşama tutunmaya çalışan bir can dost.
Ayşe her gün başını okşayıp konuştuğu, beslediği Maksi’yi sokakta bulamayınca başına bir şeyler geldiğini anlamış.
Ben önce Beşiktaş, ardından Sarıyer, sonra da İstanbul Büyükşehir Belediyesi veteriner işleri müdürleriyle görüştüm.
“Size bugünlerde 1300 kulak numaralı bir köpek geldi mi?” soruma aldığım cevap olumsuzdu.
Zaten normalde hasta ya da saldırgan değilse belediyelerin sokaktan köpek toplaması yasak.
Ayşe yine de yollara düştü, bütün gün barınaklarda Maksi’yi aradı.
Her köpeğin gözünde Maksi’yi gördü, bir umuttur diye oradan oraya koştu.
Üzücü haber gece geldi. Maksi’ye araba çarpmıştı.
Bir dostun acı haberini almak yıkıcıdır.
Ayşe yorgundu, Ayşe üzgündü, Ayşe bitkindi.
Ayşe’nin acısını paylaşıp telefonu kapatmıştım ki, Radyo Mega Genel Yayın Yönetmeni Hilal Özgani’nin adını gördüm telefon ekranımda.
Açtım, “Ömür açık veteriner bulmamız lazım. Kedi, park halindeyken hızla hareket eden arabanın tekerleğinin altında kaldı, ezen kişi hayvanı ortada bırakıp gitti!” dedi.
Uzatmayacağım, Hilal çok ağladı, kedi çok acı çekti ve öldü.
Bu iki olayda da ezip geçen, dönüp bakmayan, yardım için dönmeyen şoförlerin insaniyet derecesini tabii ki sorguluyorum ben.
Ve her ne kadar şikayet edeni çok olsa da bütün ara sokaklara kasisler konulmasını istiyorum. Park halindeyken hareket etmeden önce gaz, korna vs. mutlaka ses çıkarılmasını, ani ve hızla hareket edilmemesini özellikle rica ediyorum.
Ne yazık ki bizim insanımız çocuk, kedi, köpek çıkabilir, ezilebilir diye bir gözü yol kenarında, bir ayağı frene yakın sürmüyor arabasını...

Matruşka Şeref Meselesi

Sinema salonlarında sinema filmlerinin galaları yapılır.
Diye bilirdik.
Kanal D, ikidir bu geleneği yıkıyor.
Önce “Veda”da görmüştük ve şimdi de “Şeref Meselesi” dizisinin tanıtımı, ekibin de katılımıyla film galası tadında ve şaşaasında yapıldı.
Galada oyuncular dışında fan kulüpleri ve pek çok ünlü isim de vardı.
Gala davetlilerinin oyuncular dışında en fazla ilgi gösterdiği ve fotoğraf çektirdiği ikili, yıllardır “İkinci Sayfa” adlı programı sunan gazeteci arkadaşlarım Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel’di.
Özet ve kıssadan hisse: Halkımız haberi, iyi yapılan magazini seviyor ve sıkı takipte.
Galaya dönersem; oyuncuların hepsi birbirinden fenomen ya da fenomen adayı olunca işin rengi değişiyor tabii.
Kerem Bürsin, Şükrü Özyıldız, Yasemin Allen, Şükran Ovalı ve Burcu Biricik, Hollywood starlarını aratmayan hava, hâl, kıyafet ve makyajlarıyla pek bir göz kamaştırdı.
“Şeref Meselesi”, galalı dizi olmasının yanı sıra bir ilke de imza attı. Matruşka misali, dizi içine yerleştirilen ilk dizi oldu.
Cross dizi entegrasyonu denilen bu yepyeni tanıtımla “Ulan İstanbul”un içinde iki sahnede “Şeref Meselesi”nin beş başrol oyuncusu kendi karakterleriyle rol aldı.
Kerem ve Şükrü, “Ulan İstanbul”un oyuncularıyla bilardo maçı yaptı.
Kızlar da şöyle bir endam edip “Pazar günü biz buraya yerleşiyoruz” dediler.
Burası dedikleri Kanal D tabii.
Böyle iddialı ve farklı gelen “Şeref Meselesi”nin ilk bölümü, pazar akşamı saat 20.00’de yayınlanacak.

Bilecik’te tiyatro

Bilecik 9. Ulusal Tiyatro Festivali için Belediye Başkanı Selim Yağcı’nın davetlisi olarak 6 saat yol gittim ama değdi.
Festivalin ilk yıllarında zorla tiyatroya davet edilen halkın, dokuzuncu yılda satışa çıkan biletleri iki saat içinde ışık hızında nasıl tükettiğini gördüm.
Tiyatroya, sanata gönül vermiş bir belediye başkanının sebat ettiğinde neler başarabileceğini anladım.
Halkın festivalde onur ödülü alan Yalçın Menteş’i, artık bizden sayılan Wilma Elles’i, Nejat Uygur’un mirası başarılı tiyatrocu Süheyl Uygur’u nasıl sevgi ve saygıyla kucakladığını izledim.
Ayva ve nar denince Bilecik’te durmak gerektiğini öğrendim.
Osmanlı’ya başkent olmuş, Ertuğrul Gazi’yle, Dursun Fakih’le, Şeyh Edebali ile kendi ruhunu yaşatmakta olan Bilecik’e hayran kaldım.
Size de anlatmadan edemedim.
Tiyatro festivali, 30 Kasım’a kadar tüm hızıyla devam edecek.

Tırnak sanatı!

Bugün ve yarın Zorlu’daki Hande Haluk’ta güzellik günleri var.
İlanda iki şey dikkatimi çekti.
Günerji ve Zoya.
Günerjiyle yaşam kodu analizi bugün 12.00’de. İnsanın günü gününe uymaz derler ya, günlere göre bir rehber olma niyetindeki günerjinin yola çıkış noktası bu cümle.
Zararlı maddeler içermeyen ve bir süredir ülkemizde olan Zoya oje markası ile tırnak sanatı da ilgi çekici.
Tırnak sanatı deyip geçmeyin, Instagram’da en fazla ilgi çeken ve beğeni alan fotoğraflarda tırnaklar var.

X

Kestane balı diyarından selamlar

Zonguldak-Gökçebey’in kestane balının diyarı olduğunu böyle mi öğrenecektik!Trajikomik bir olay gerçekten de.

Adam (Fehmi Bey!) karısını aldatıyor, Esra Erol söz hakkını kullanması için kendisini yayına bağlıyor.
Adamın ilk cümlesi “Öncelikle kestane balının diyarı Zonguldak’tan tüm dünyaya selamlar” oluyor.
Pes yani!
Biz diyoruz “karını aldatmışsın”, o diyor “kestane balı”!
Bu nasıl bir pişkinlik!
Şimdiden geyikleri başladı bile.
Caps’lere konu oldu.

Yazının Devamını Oku

Kendisiyle evlenmiş

Kendisiyle evlenen Brezilyalı model Cris Galera, şimdi de kendisinden boşanma kararı almış.

Kendisiyle evlenme nedeni erkeklere güvenmemesiydi.
Boşanma nedeni ise âşık olmasıymış.
Yani ben hayatımda gündem olmak, haber olmak için bu kadar insanları enayi yerine koyan birini daha görmedim.
Bu konuda iddialı olduğunu düşündüğüm yurdum ünlülerini de geçenler varmış demek ki.

Yazık olmuş

Amerika’da aşı karşıtı zirveye katılan 7 doktor korona olmuş.
Allah’ın sopası yok. Üstelik bunlara iki kat daha fazla bozuluyorum.

Yazının Devamını Oku

Her konsere aynı kıyafet mi?

Çok tartışılan konulardan biri: Şarkıcılar her konserde farklı kıyafet mi giymeli?


Zuhal Olcay, aynı kıyafeti giymekten yana görüş beyan etti.
Karşı atak Simge’den geldi, aynı kıyafeti üst üste giymenin profesyonellikten uzak olduğunu söyledi.
Bu konuyu düşünürken kafa açmak için şu soruları sormak istiyorum:
Her konserde aynı şarkılar ve benzer repertuvarla sahneye çıkılmıyor mu?
Her hafta farklı şarkılarla sahneye çıkan bir şarkıcı var mı?
Her sahneyi izlemeye aynı insanlar mı geliyor?

Yazının Devamını Oku

Cinsiyetçi şakalara gülmeyin

Kerem Bürsin “Artık cinsiyetçi şakalara gülmüyorum ve tepki gösteriyorum” yazan bir not paylaştı. 

Üzerinde de #heforshe yazan tişört vardı.
Cinsiyet eşitliğini savunan erkeklerin desteklediği #heforshe kampanyasına dikkat çekti böylece.
Çok da iyi yaptı.
“Alt tarafı şaka” deyip geçmeyin lütfen.
O abuk sabuk şakaların, küfürlerin sonu kadına şiddete, tecavüze, cinayete kadar uzanıyor.
Kadın düşmanı olan, kadını aşağılayan dilin sonunda canı yanan kadınlar oluyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada ortalama her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor.

Yazının Devamını Oku

2G’li Avusturya’dan bildiriyorum

Hafta sonu Almanya ve Avusturya’daydım.

Ortalık karışık, durumlar fena.

Vaka sayılarında ciddi bir artış var.

Bu artışın nedeni başta aşısızlar ve de ilk aşıların üzerinden geçen zamanla birlikte antikorları azalan, hatta sıfırlanan ve aşısızlar kadar risk altında olan aşılılar. 

Bu ikinci grup için aynı bizde olduğu gibi üçüncü aşılar yapılıyor.

Aşısızlar ise neredeyse kara listeye alındı, onlar için sert önlemler hafta başından itibaren uygulanmaya başladı. 

Avusturya tamamen 2G dönemine geçti.

2G şu demek; ya aşılı ya da korona geçirmiş olacaksınız, aksi halde neredeyse evden dışarı çıkmanıza bile izin verilmiyor.

PCR testi de kurtarmıyor. Test yaptırıp negatif olduğunuzu ispatlasanız bile ne konsere, ne tiyatroya, ne de restorana gidebiliyorsunuz; hiçbir yere adım atamıyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Sen bi’ gel buraya Leo!

Dünyanın en zengini de olsan bir yere kadar.



Bir yakışıklı gelip kız arkadaşını bir anlığına da olsa senden alabiliyor.
Dünya şu sıralar Jeff Bezos’un sevgilisi Lauren Sanchez’in Leonardo DiCaprio’ya bakışını konuşuyor.
Hem de ne bakış, hayranlık, şehvet, cilve ne ararsanız var.
Sosyal medyada “Dünyanın en yakışıklısı mı, en zengini mi” anketleri başladı bile.
Cevap herkese göre değişiyor tabii ama Lauren Sanchez’in aklı zenginden yakışıklıya kaymış.

Yazının Devamını Oku

Sen de mi Uğur Yücel!

Büyük oyuncu, ustamız, üstadımız diye ayrımcılık yapamayacağım.


Başkası dese yerden yere vururuz, Uğur Yücel’i de görmezden gelmememiz lazım.
Kadınlarla ilgili son derece talihsiz açıklamalar yapmış kendisi. İnanamadım, tekrar tekrar okudum.
Ne yazık ki demiş bunların hepsini.
Hakan Gence’ye verdiği röportajda 35 yaş üstü kadınlarla ilgilenmediğini, 45 yaşındaki bir kadına burun kıvırdığını söylemiş! Seçiyormuş ve 35 yaş altını tercih ediyormuş.
Kadınları yaşlarıyla kategorize etmesini hiç yakıştıramadım kendisine.
Yazık gerçekten de!

Yazının Devamını Oku

‘Korona bitti’ diyenler okusun

İngiltere, geçtiğimiz şubat ayından bu yana korona kaynaklı en yüksek ölümü raporladı. Vaka artışlarıyla başa çıkamayan ülke, 5 yaşındaki çocukların da aşılanması konusunda karar alma hazırlığında.

Aşılama konusunda hayli geride kalan Romanya, 591 ölümle üzücü bir rekor kırdı.
Yunanistan, artan vakalar karşısında aşısızlar üzerindeki kısıtlama ve yasakları artıracağını açıkladı. Aşı olmamış kişiler bu cumartesiden itibaren resmi kurumlara, dükkanlara ve bankalara girebilmek için PCR testi olmak ve negatif olduklarını kanıtlamak zorundalar.
Resmi kurumlarda çalışan aşısızlar ise haftada iki kez PCR olacak ve bunun masrafını kendileri karşılayacak.
İrlanda sağlık yetkilileri, ocak ayından bu yana vakaların en yüksek seviyeye geldiğini açıkladı.
Vakalar bir önceki haftadan yüzde 70 fazla.
Eylül ayında tüm yasakları ve kısıtlamaları kaldıran Hollanda, artan vakalar karşısında başta maske zorunluluğu olmak üzere pek çok kısıtlamayı geri getirdi. Bundan sonra müze, spor salonları ve açık alanlardaki teraslarda da Covid pasaportu zorunlu olacak. 

Her şey çocuklar için

Muhabirlik yaptığım yıllarda Çocuk Esirgeme Yurtları ile ilgili bir haber yapmamı istemişlerdi.

Yazının Devamını Oku

Aşısızlar ve maske

Maske kullanımıyla ilgili kurallar yenilendi.


Yeni verilere göre; aşılı kişilerin dış mekanlarda sadece konserler ve maçlar gibi çok kalabalık etkinliklerde maske takması öneriliyor.
Açık alanda farklı evlerde yaşayan kişilerin bir araya geldiği restoranlarda ya da davetlerde aşılıların maske takmasına gerek yok ama aşısız iseniz maske takmanız gerekli.
Aşısız iseniz maske taksanız da açık havadaki davetlerde risk almış oluyorsunuz.
Kapalı ortamlarda herkesin maske takması öneriliyor.
Aşılılar kapalı yerlerde maskeyle güvenli ama aşısızlar maske takmış olsa da kapalı ortamlarda çok güvenli sayılmıyor.

Neden tasarruf ettiniz?

Geçtiğimiz pazar Dünya Tasarruf Günü’ydü.

Yazının Devamını Oku

Devler Antalya’da buluşuyor

Pandemide duraklama dönemine giren turizm ve etkinlik sektörü, aşı ve tedbirler eşliğinde yeniden canlandı. Hatta kaybolan günlerin acısını çıkarıyor bile diyebilirim.

İşte bu nedenle, bu yıl yapılacak olan ACE of M.I.C.E. büyük önem taşıyor ve geçmişe göre hayli kalabalık olacak.
O nedir diyenler için, ACE of M.I.C.E. Kongre, Toplantı ve Etkinlik Ödülleri, sektör faaliyetlerinin sürdürülebilir büyümesine yön verme, bu alanda hizmet veren kurum ve kuruluşlarda daha mükemmele ulaşma arzusu yaratma hedefiyle gerçekleştirilen bir organizasyon. 
Sektörden hizmet alan kurumsal şirketleri ödül gecesi vasıtasıyla bir araya getirmeyi ve kongre, toplantı ve etkinlik sektörünün bilinirliğini küresel ölçekte artırmayı hedefleyen ilk ve tek ödül programı. 
Bu yıl Turkish Airlines isim sponsorluğunda gerçekleşecek olan ACE of M.I.C.E., turizm cenneti olan ve etkinliklerin çoğunun kalbinin attığı Antalya’da NEST Kongre Merkezi’nde yapılacak. 7-9 Kasım arasında ulusal ve uluslararası 400’ün üzerinde kurumsal firma ile 3 gün boyunca bire bir, yüz yüze görüşme sağlanacak.
Buna pandemi ve turizmi olumsuz etkileyen yangın ve sel felaketleri sonrası sektörün ilk büyük buluşması diyebiliriz.
Bu 3 gün içinde 7 bine yakın iş kontağının bire bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.
İngiltere, Kanada, Amerika, Moskova, Dubai’de kurumsal etkinlik organizasyonu yapan operatör ve acenteler de Antalya’da olacak. 

Yazının Devamını Oku

Koku ve tat kaybı

Daha önce paylaşmıştım, deneyip, teşekkür eden çok oldu.


Bu aralarda da korona olup koku ve tat kaybı yaşayanların sayıları da arttığı için tekrar etmekte fayda var.
Bu iki duyunun geri gelmesini kolaylaştırdığı söylenen iki tüyo vereceğim size.
Yılmadan, bol egzersiz yapacaksınız.
Kokudan örnek vereyim, benzer metodu tat için de uygularsınız.
Önce keskin kokusu olan dört uçucu yağ belirleyeceksiniz.
Gül, mentol, limon ve karanfil kokuları olabilir deniliyor genelde.

Yazının Devamını Oku

Yeni varyant eski tedbirler

Sonbaharın gelişiyle İngiltere başta olmak üzere dünyanın her yerinde korona vakalarında yine ciddi artışlar gözlemlenmeye başladı.


İngiltere, günde 44 bin küsur vaka ve 223 ölümle son 7 ayın en yüksek ölüm sayısını bildirdi.
Bir de Hindistan’dan adaya gelen yeni bir varyanttan bahsediliyor.
Ve artık uzmanlar, B planına geçme zamanının geldiğini söylüyorlar.
Kapalı yerlerde maske zorunluluğu, hatırlatma aşılar, öğrencilerin aşılanması, aşı pasaportu ve evden çalışmaya geri dönülmesi bunların başında gelmekte.
Okullardaki virüs yükü düşünüldüğünde, çift aşılı olanların bile koronaya yakalanması muhtemel.
İnsanlar ikinci, hatta üçüncü kez korona olmaya başladılar.

Yazının Devamını Oku

Sürü psikolojisi

Squid Game dizisinin bu kadar popüler olmasına, neredeyse izlemeyen kalmamasına anlam veremeyenlerden misiniz?


Ben bunu emek, reklam, para basma, influencer satın alma gibi bilinen nedenlerden sonra tamamen sürü psikolojisine bağlıyorum. 
Herkes sosyal medyasında bu diziyle ilgili paylaşım yapınca, arkadaş sohbetlerinde tartışınca sürüden ayrı kalmamak için tek çare kalıyor; açıp izlemek.
Hikayenin yarışma havasında geçmesi
tabii ki izleyenleri de ister istemez senaryonun içine sokuyor.
Nasıl ki futbol maçları kalabalıklar halinde izleniyor ya da “Survivor” gibi yarışmalar reyting rekorları kırıyor, bu dizideki oyunlar da öyle işte.
İzliyor, merak ediyor, bir sonrakini de kaçırmamak istiyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

İki güzel ruh: Emre ve Meera

Bizim dernek HAÇİKO, malumunuz sokak hayvanlarına yardım ediyor.

Kulakları küpeli, patileri tozlu, çamurlu, tüyleri bazen bakımsız ama gözlerinin içi sevgi dolu sokak köpeklerine ve kedilerine...
Evi, başını okşayacak bir eli olmayanlara, ormanda yaşam savaşı verenlere, barınaklarda kafesler ardında çaresiz sahiplenilmeyi bekleyenlere...
“Durum böyleyken senin bu kadar cins köpekle ne işin var” diye soranlar olacağı için baştan söyleyeyim: Bahsedeceğim etkinlikteki cins köpeklerin hepsi, sokaklardaki arkadaşlarına yardım için bizimleydiler.
Onlar için satılan çantaların gelirinin bir kısmı, sokak hayvanlarına tedavi ve mama olarak kullanılacak.
Şimdi geleyim sevgili Selin Bozkurt sayesinde bir araya geldiğim Emre Ertürk’e.
Kendisi New York merkezli Emre New York kedi köpek çantalarının yaratıcısı.
Markayı ortağı Dalya Sulaiman ile birlikte lanse ediyorlar. Dalya da müthiş enerjisiyle, verdiğimiz davetin ev sahiplerindendi.

Yazının Devamını Oku

Sarılmayı özleyen ağaca sarılsın

Onur Baştürk’ün “yeni trend kucaklaşma” yazısını okurken gözlerim fal taşı gibi açıldı.

Ellerim falan da titremeye başlamış olabilir.
Trend uzmanları ya da markaların stratejicileri yeni dönemde en çok “kucaklaşma” temasını kullanacakmış!
Pandemiden sıkılan kitlelere yeniden kucaklaşma mesajı verilecekmiş!
Eyvahlar olsun...
Ben bu saatten sonra öpüşen, sarılan insanlara hayretle bakarım.
Pandemi endemiye evrilse de virüslerin insanları hasta etmeye devam edeceğini biliyoruz çünkü.
Aldığımız önlemlerle sadece korona değil gripten de korunduğumuzu öğrendik.

Yazının Devamını Oku

Örnek bir proje

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde Başakşehir Belediyesi Hayvan Hastanesi ve Geçici Bakım Evi’nin açılışına katıldım.


5 dönüm araziye kurulan merkezde ameliyathaneler, operasyon öncesi ve sonrası üniteleri, görüntüleme ünitesi ve yerden ısıtmalı bölmeler bulunuyor.
Kısa bir süre sonra içinde kanatlıların tedavisinin yapılacağı yeni binanın açılışı da gerçekleşecek.
HAÇİKO Derneği olarak en büyük hayalimiz, böyle merkezlerin tüm il ve ilçe belediyelerine yayılması.
Zaten Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu da açtıkları hastane ve bakım evinin örnek bir proje olduğunu ve amaçlarının bunu yaygınlaştırmak olduğunu söyledi.
Projede danışmanlık vermeye de hazırlar üstelik.
Bu yazıyı okuyan belediyelerin aklında olsun.

Yazının Devamını Oku

Yere çöp atmayın kuşlar ölüyor

Pervin Ersoy, çöplerini yerlere atanlara sosyal medya hesabından savaş açtı.

Her gün ama her gün aynı şeyi yazacağım; sokaklara çöp atamazsınız. Çöp kutusu bulamayınca çöpünü elinde taşıyanlar bu ülkenin aydınlık yüzüdür. Elindeki çöpü çöp kovasına atan kaç kişiyiz?” diye yazdı. O kadar haklı ki.

Bu çabasına sonuna kadar ben de destek veriyorum.

İnsan çöpe atacağı şeyi neden yere atar gerçekten de?

Dünyayı temizlemeye kendi kapımızın önünden başlamalıyız.

Normal olan, olması gereken yere çöp atmamak zaten.

Yere çöp atanlara keşke çok ağır cezalar gelse.

Ve keşke yere çöp atanı görenler kafasını çevirmese, uyarmadan geçmese.

Ve bir de

Yazının Devamını Oku

Canlı yayında göbek atan doktor

Seda Sayan’ın programına çıkıp eller havaya göbek atan Medikal Estetik Hekimi Damar Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Banu Küçükpolat sadece izleyenleri değil, tıp dünyasını da ikiye böldü.


Sanırım Seda bile beklemiyordu böyle bir dansı, kenara çekilip o da izlemeye başladı.
TV programlarına çıkan doktorların bu fırsatı, tanınmak ve PR için yaptığını, o dakikaları çok iyi değerlendirmek zorunda hissettiklerini biliyoruz.
Sosyal medyalarında da aynı şekilde davranıyorlar
ve fenomen olmak için türlü yöntemlere başvuruyorlar.
Hatta bazen oyuncu, şarkıcı ve fenomenlerden daha fazla çaba harcadıklarını görüyoruz.
Bunun kendi aralarında farklı açıklamaları var.

Yazının Devamını Oku

Hadi mektup yazıyoruz

Pandemide herkes teknolojiye gömüldü, her şeyimiz dijitale döndü diye düşünebilirsiniz.


Sevinerek yanıldığınızı söylemek zorundayım.
Tam tersine evlere, içimize kapandığımız bu dönemde geleneksele, nostaljik ve duygulara yakın olana dönüş gerçekleşti.
Plan International UK tarafından yapılan araştırmaya göre karantina döneminde her 5 İngiliz’den 2’si mektup yazmaya başlamış.
Mektup yazmak, kağıda kaleme sarılmak yeni dünyaya biraz uzak kavramlar, kabul ediyorum.
Yazı yazmayı umutmuşum gibi geliyor bana da... Bilgisayarda kısa sürede yazdığım bir paragrafı kağıda dökemeyecek gibi hissediyorum.
Ama tersi doğru.

Yazının Devamını Oku

Maske tak demeye korkar olduk

İşte en korktuğum şey, güvenlik görevlisi Şükrü Turan’ın başına geldi.


Maske takması konusunda uyardığı kişi tarafından saldırıya uğrayan Turan, kırılan gözlük camının batması sonucu gözünü kaybetti.
Kendinizi onun yerine koyun, ömür boyu bir gözü görmeyecek!
Bu haberin hemen ardından bir başkası da Almanya’dan geldi.
Almanya’da bir kişi, kendisini maske takmadığı için uyaran kasiyeri silahla vurarak öldürdü.
Bunları okurken aynı konu nedeniyle kaç badire atlattığımı düşündüm, aklım çıkıyordu.
Dayanamıyor ve kapalı alanda maskesiz gördüğüm herkesi ben de uyarıyorum çünkü.

Yazının Devamını Oku