GeriÖmür GEDİK Ayşe, Hilal, Maksi ve bir kedicik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ayşe, Hilal, Maksi ve bir kedicik

İki dost, iki katil, iki acı.

Yazımın özeti bu ikililerde gizli.
Salı sabahı Ayşe Özyılmazel, ağlamaklı bir sesle aradı: “Ömür Maksi’yi bulamıyorum!”
Maksi, Ayşe’nin sokakta baktığı köpeklerden biri. Sarı renkli, uysal, cana yakın, zararsız, kendi halinde, 1300 kulak numarasıyla sokakta yaşama tutunmaya çalışan bir can dost.
Ayşe her gün başını okşayıp konuştuğu, beslediği Maksi’yi sokakta bulamayınca başına bir şeyler geldiğini anlamış.
Ben önce Beşiktaş, ardından Sarıyer, sonra da İstanbul Büyükşehir Belediyesi veteriner işleri müdürleriyle görüştüm.
“Size bugünlerde 1300 kulak numaralı bir köpek geldi mi?” soruma aldığım cevap olumsuzdu.
Zaten normalde hasta ya da saldırgan değilse belediyelerin sokaktan köpek toplaması yasak.
Ayşe yine de yollara düştü, bütün gün barınaklarda Maksi’yi aradı.
Her köpeğin gözünde Maksi’yi gördü, bir umuttur diye oradan oraya koştu.
Üzücü haber gece geldi. Maksi’ye araba çarpmıştı.
Bir dostun acı haberini almak yıkıcıdır.
Ayşe yorgundu, Ayşe üzgündü, Ayşe bitkindi.
Ayşe’nin acısını paylaşıp telefonu kapatmıştım ki, Radyo Mega Genel Yayın Yönetmeni Hilal Özgani’nin adını gördüm telefon ekranımda.
Açtım, “Ömür açık veteriner bulmamız lazım. Kedi, park halindeyken hızla hareket eden arabanın tekerleğinin altında kaldı, ezen kişi hayvanı ortada bırakıp gitti!” dedi.
Uzatmayacağım, Hilal çok ağladı, kedi çok acı çekti ve öldü.
Bu iki olayda da ezip geçen, dönüp bakmayan, yardım için dönmeyen şoförlerin insaniyet derecesini tabii ki sorguluyorum ben.
Ve her ne kadar şikayet edeni çok olsa da bütün ara sokaklara kasisler konulmasını istiyorum. Park halindeyken hareket etmeden önce gaz, korna vs. mutlaka ses çıkarılmasını, ani ve hızla hareket edilmemesini özellikle rica ediyorum.
Ne yazık ki bizim insanımız çocuk, kedi, köpek çıkabilir, ezilebilir diye bir gözü yol kenarında, bir ayağı frene yakın sürmüyor arabasını...

Matruşka Şeref Meselesi

Sinema salonlarında sinema filmlerinin galaları yapılır.
Diye bilirdik.
Kanal D, ikidir bu geleneği yıkıyor.
Önce “Veda”da görmüştük ve şimdi de “Şeref Meselesi” dizisinin tanıtımı, ekibin de katılımıyla film galası tadında ve şaşaasında yapıldı.
Galada oyuncular dışında fan kulüpleri ve pek çok ünlü isim de vardı.
Gala davetlilerinin oyuncular dışında en fazla ilgi gösterdiği ve fotoğraf çektirdiği ikili, yıllardır “İkinci Sayfa” adlı programı sunan gazeteci arkadaşlarım Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel’di.
Özet ve kıssadan hisse: Halkımız haberi, iyi yapılan magazini seviyor ve sıkı takipte.
Galaya dönersem; oyuncuların hepsi birbirinden fenomen ya da fenomen adayı olunca işin rengi değişiyor tabii.
Kerem Bürsin, Şükrü Özyıldız, Yasemin Allen, Şükran Ovalı ve Burcu Biricik, Hollywood starlarını aratmayan hava, hâl, kıyafet ve makyajlarıyla pek bir göz kamaştırdı.
“Şeref Meselesi”, galalı dizi olmasının yanı sıra bir ilke de imza attı. Matruşka misali, dizi içine yerleştirilen ilk dizi oldu.
Cross dizi entegrasyonu denilen bu yepyeni tanıtımla “Ulan İstanbul”un içinde iki sahnede “Şeref Meselesi”nin beş başrol oyuncusu kendi karakterleriyle rol aldı.
Kerem ve Şükrü, “Ulan İstanbul”un oyuncularıyla bilardo maçı yaptı.
Kızlar da şöyle bir endam edip “Pazar günü biz buraya yerleşiyoruz” dediler.
Burası dedikleri Kanal D tabii.
Böyle iddialı ve farklı gelen “Şeref Meselesi”nin ilk bölümü, pazar akşamı saat 20.00’de yayınlanacak.

Bilecik’te tiyatro

Bilecik 9. Ulusal Tiyatro Festivali için Belediye Başkanı Selim Yağcı’nın davetlisi olarak 6 saat yol gittim ama değdi.
Festivalin ilk yıllarında zorla tiyatroya davet edilen halkın, dokuzuncu yılda satışa çıkan biletleri iki saat içinde ışık hızında nasıl tükettiğini gördüm.
Tiyatroya, sanata gönül vermiş bir belediye başkanının sebat ettiğinde neler başarabileceğini anladım.
Halkın festivalde onur ödülü alan Yalçın Menteş’i, artık bizden sayılan Wilma Elles’i, Nejat Uygur’un mirası başarılı tiyatrocu Süheyl Uygur’u nasıl sevgi ve saygıyla kucakladığını izledim.
Ayva ve nar denince Bilecik’te durmak gerektiğini öğrendim.
Osmanlı’ya başkent olmuş, Ertuğrul Gazi’yle, Dursun Fakih’le, Şeyh Edebali ile kendi ruhunu yaşatmakta olan Bilecik’e hayran kaldım.
Size de anlatmadan edemedim.
Tiyatro festivali, 30 Kasım’a kadar tüm hızıyla devam edecek.

Tırnak sanatı!

Bugün ve yarın Zorlu’daki Hande Haluk’ta güzellik günleri var.
İlanda iki şey dikkatimi çekti.
Günerji ve Zoya.
Günerjiyle yaşam kodu analizi bugün 12.00’de. İnsanın günü gününe uymaz derler ya, günlere göre bir rehber olma niyetindeki günerjinin yola çıkış noktası bu cümle.
Zararlı maddeler içermeyen ve bir süredir ülkemizde olan Zoya oje markası ile tırnak sanatı da ilgi çekici.
Tırnak sanatı deyip geçmeyin, Instagram’da en fazla ilgi çeken ve beğeni alan fotoğraflarda tırnaklar var.

X

Tamer Karadağlı’ya alkış

Bu yurtdışı görmek mi, iyi insan olmak mı, empati kurma özelliğine sahip olmak mı ya da hepsi mi bilmiyorum.Bildiğim tek şey Tamer Karadağlı’yı ayakta alkışladığım.

Ankara kara teslim olduğunda bir kaza yapmış Tamer.
Arabası kaymış ve Ankara Şimşek Sokak üzerinde park halindeki 06 AFC 312 plakalı kırmızı Hyundai arabaya çarpmış.
Etrafta ve içinde kimse olmadığını görünce bir kağıda numarasını yazıp bırakmış.

Kağıt karda erimiş, uçmuş gitmiş olabilir diye Instagram’dan kazanın sorumlusu olduğunu ve maddi hasarı ödeyeceğini duyurdu Tamer.
“Benim arabama vurup kaçsalardı çok sinirlenirdim” dedi.
Bunu yapmayan, çarpıp kaçan insan sayısı o kadar çok ki, Tamer’in bu ince davranışını örnek olması adına duyurmak istedim.

Yazının Devamını Oku

Bu tarza bayıldım

Eurovision Şarkı Yarışması’nı küçümseyen, organizasyona üstten bakan kitle, geçen yılın birincisi ile birlikte fikirlerini hayli değiştirdi.

İtalyan rock grubu Maneskin, hem Eurovision birincisi olan şarkıları hem de cover’larıyla dijital müzik listelerinde yukarılara yerleşti.
Sokakta müzik yaparak başlayan ve yarışmalarla devam eden kariyerlerini sağlam çıkışlarla süsleyen grup, “Back to Black” ve “Beggin’” cover’ları ile resmen ortalığı yıktı.

Bu başarıda 4 kişilik grubun 23 yaşındaki solisti, karizmatik, yetenekli, dinlemelere, bakmalara doyamadığımız Damiano David’in rolü büyük tabii.
Gucci tarafından giydirilen ve markanın Aria reklam kampanyasında yer alan Maneskin’in son konser kıyafetlerine geleceğim.
Yunan aşk tanrısı Eros’tan ilham alan Gucci kıyafetleriyle boy gösteren Damiano, son konserine diz altı ışıltılı çizme ve şortlu takım elbise ile çıktı.
Geçenlerde Bartu Küçükçağlayan’ın sahneye etekle çıkmasını konuşmuştuk. 

Yazının Devamını Oku

Yasaklı ırk çıkmazı

Yasaklı ırklar için verilen süre doldu ve resmi verilere göre 14 Ocak’a kadar 20 bin 843 köpek kısırlaştırılarak kayıt altına alındı.

Devlet süreyi hâlâ uzatmadı.
Bir umuttur bekliyoruz hâlâ, belki bugün yarın “Süreyi uzattık, hadi kalanları da kısırlaştırın” derler diye. Para ödememek için sokaklara terk edilen ve edilecek olan yasaklı ırkların bir kısmı tehdit de oluşturuyor.
Hani diyorlar ya “köpek saldırıları” diye, bu süre uzamazsa bakın bu saldırılar nasıl artacak...
Çünkü bu hayvanların terk edildikleri yerler şehir içleri.
Belediyeler ücretsiz kısırlaştırsın, fonu belediyeler birlikleri versin diye yalvardık.
Çok daha fazla can kurtulabilirdi.
Ama başta veteriner hekim odaları itiraz etti.

Yazının Devamını Oku

Seks artık satmıyor

Seks satar! Ya da artık o kadar da satmayabilir mi?


Galiba öyle, çünkü araştırmalar insanların sekse olan ilgisinin azaldığını söylüyor. Orta yaş grubunu zaten biliyoruz.
Şimdi gençlerin de sekse olan ilgisinin ciddi anlamda gerilediği ortaya çıktı.
Hatta daha da ileri gidelim; bırakın seksi, mastürbasyonla bile eksisi kadar ilgilenmiyorlar.
Nedenleri tahmin etmek güç değil aslında ama yine de araştırma sonuçlarıyla konuşalım.
Debby Herbenick ve Tsung-Chieh Fu’nun Scientific American için yürüttüğü araştırmada, gençler söz konusu olduğunda ana faktörün artan sosyal medya kullanımı ve video oyunu bağımlılığı olduğu ortaya çıktı. 
Azalan alkol tüketiminin yanı sıra, gençler arasında kaba ve sert cinselliğin yaygınlaşması da seksten soğutan bir başka neden olarak gösteriliyor. 

Yazının Devamını Oku

Ben de korona oldum

Evet arkadaşlar, kaçtım kaçtım, aşılarımı oldum, hep maske taktım, çok dikkat ettim ama sonunda ben de koronaya yakalandım.

1 haftadır evde karantinadayım ve bugün itibarıyla hastalığı atlatmış bulunuyorum.

Hastanelik olmadım ama kolay geçirdim de diyemem.

İlk günlerdeki korkunç boğaz ağrısı, ateş ve eklem ağrıları, sonrasında yerini kuru öksürük ve tuhaf bir ruh haline bıraktı.

Başım dönüyordu, kafamda bir sis bulutu vardı sanki.

Rüya görmeyen ben her gün başka alemlerde uyandım. Değişik bir kafa yaptı bende bu korona yani. Yarın neyse ki aranıza dönüyorum.

Bu tuhaf, can sıkıcı tecrübenin ve yaşadıklarımın ardından kesin, net söyleyebileceğim tek şey bu virüsün kesinlikle laboratuvar ürünü olduğu.

Böyle bir model doğada yok, olamaz da.

Boğazımda günlerce gezen o mekanik böceği hiç unutmayacağım.

Yazının Devamını Oku

Boyunda Atatürk dövmesi

Gençler arasında giderek yayılan ‘sevdikleri sanatçıyı dövme yaptırma’ modasına anlam verebilen var mı?

Reynmen ile başladı, Çakal, Mero derken sıra Hadise ve en son da Enes Batur dövmesine kadar uzandı.

Kimsenin tercihine, dövmesine karışacak halimiz yok ama şahsi fikrim şu; eğer olacaksa, boyunda Atatürk dövmesi gerçekten de çok yakışıyor

Tata bulundu ama

Selen Görgüzel ve Hamdi Alkan’ın köpekleri Tata’nın yılbaşı gecesi atılan havai fişeklerden korkarak demirlerin üzerinden atlayarak kaçtığını ve kayıp olduğunu yazmıştım. Hamdi bir ara bölgeyi drone ile taramayı bile düşünüyordu.

Ve nihayet Tata bulundu.

Ormanlık alanda kendine yeni arkadaşlar edinmiş, takılıyormuş.

Bu tatsız olay mutlu sonla bitti neyse ki.

Ama havai fişekler halen bütün kötülüğü ile gerçeğimiz olmaya devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Genç kalmak için bunları yapın

Genç kalabilmenin sırrını buldum.

Estetik değil, düşünce gücü

Farklı ülkelerde, farklı bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar, gençlik iksirinin düşünce gücünde saklı olduğunu ortaya koydu.

Yaş almayı güçsüzlük, zayıflık ve elden ayaktan düşme ile özdeşleştirenlerin sonu yaşlılık oluyor.

Hâlâ genç hissedip öyle yaşayanlar ise yaşlanmayı hem mental hem de hücresel anlamda durduruyorlar. 

Eklenen yılları hayatta yeni şeyler öğrenme ve tecrübeyi artırma fırsatı olarak görenler, geçen yıllara öfkeyle değil severek bakıyorlar.

Düşüncelerimiz, hayata bağlılığımız yaşlanma hızımızı yavaşlatıyor. 

İşte buna kanıt teşkil eden deneylerden biri...

70-80 yaşlarındaki insanlardan oluşan iki deney grubuna mental ve fiziksel testler yapıldıktan sonra ilk grup 1 haftalığına gençlik yıllarının tarzında dekore edilmiş bir otele gönderiliyor.

Yazının Devamını Oku

MedCruise’un kadın başkanı bir Türk

Sonunda ben de Galataport tecrübesini yaşadım ve Mustafa Sandal’ın deyimiyle hem jest hem de mest oldum.

Tarih kokan bu şahane sahil şeridinde adım atabilmek, şahane kafe ve restoranlarda muhteşem lezzetleri tatmak, alışveriş yapmak ve tabii aynı anda sanatla iç içe olabilmek bir ayrıcalık.

Galataport ile ilgili izlenimlerimi haftaya daha detaylı yazacağım.

Ama şimdi hem bir Türk vatandaşı hem de bir kadın olarak Galataport ziyaretimde gururlandığım bir haberi paylaşacağım.

Galataport İstanbul Liman İşletme Genel Müdür Yardımcısı Figen Ayan, MedCruise Birliği’nin 59’uncu genel kurulunda MedCruise Başkanı oldu.

Figen Ayan, 2021-2024 yılları arasında Akdeniz çanağındaki 140 limanı temsil eden birliğin başkanlığını yapacak ve MedCruise’un ilk Türk ve yine MedCruise tarihinin ikinci kadın başkanı olacak.

MedCruise nedir, ne kadar büyüktür diye merak ettim tabii ve Akdeniz çanağındaki 21 ülkede 74 üyeye sahip olduğunu öğrendim.

Tenerif limanından Kuzey Afrika’ya, Karadeniz bölgesine kadar geniş bir coğrafyada bulunan limanları kapsıyor.

Birliğin Akdeniz çanağındaki 21 ülkeden 74 üyesi bulunuyor ve 140 kruvaziyer limanını temsil ediyor.

Yazının Devamını Oku

Sokak hayvanları yalnız değildir

Ben bu yazıyı yazarken, #sokakhayvanlarısahipsizdeğil hashtag’i günlük yaklaşık 200 bin tweet’le 4 gündür Türkiye gündeminin üst sırasındaydı.

Kalmaya da devam ediyor.

Çünkü onlar bizim dostumuz, çünkü onlar da bizim kadar bu dünyanın, doğanın, çimenin, gökyüzünün sahibi.

Kuyruklarını sallayarak yanımıza gelip bize güvenmişken zulmü, korkunç koşullardaki barınaklara hapsedilmeyi, yaşam haklarının ellerinden alınmasını hiç hak etmiyorlar. Sokak hayvanlarının toplanmasına, daha doğrusu göz göre göre katledilmesine seyirci kalmayan herkese bu canlar adına binlerce teşekkür ediyorum.

Sorunun saldırgan yetiştirilen köpeklerin sahiplerinde olduğunu, asıl cezanın tedbir almadan bu hayvanları uluorta dolaştıran insanlara verilmesi gerektiğini biliyoruz.

Sokak köpeklerinin çoğunun insanlarla yaşamaya alışkın, iyi huylu hayvanlar olduğu da ortada. Bu hayvanların yeri yetersiz barınaklar değil.

Biz bu hayvanların sokaklarda da açlık, soğuk, tekme, tecavüz ve pek çok zorlukla yaşama savaşı verdiğini biliyoruz.

Keşke hayvanseverlerin ve hayvan hakları derneklerinin yalnız bırakmadığı, sürekli ellerinin üzerinde olduğu doğal yaşam alanı tarzında yerler kurulsa ve bizler bu hayvanlara hak ettikleri ortamlarda sevgimizi, ilgimizi daha çok verebilsek. 

Biz de isteriz ama şu andaki mevcut barınaklar bu koşullardan çok çok uzak.

Yazının Devamını Oku

Yalnızlık öldürüyor

Yalnızlık üzerine ne şiirler, ne kitaplar, ne şarkılar yazıldı.


Yalnızlığın pek çok nedeni var. J. Newton, “İnsanlar köprü kuracakları yerde duvar ördükleri için yalnız kalırlar” diyor.
Bukowski “Yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir” diyerek yalnızların gönlünü okşasa da bilim insanları bu konuda o kadar da iyimser değil.
Yeni bir araştırmanın sonuçlarına bakılırsa; yalnızlık tehlikeli. O kadar tehlikeli ki; insanı öldürüyor.
Bilim insanları yalnızlığın ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ve ölüm riskini yüzde 45 oranında artırdığını söyledi. 
Bu da yalnızlığın hava kirliliği, obezite ya da alkolün verdiği zarardan çok daha büyük bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor.
En fazla yalnız hissettiğimiz yerler kuşkusuz şehirdeki kalabalıklar.

Yazının Devamını Oku

Yarın doğum günüm

Beni yarın mutlu etmek isteyecek herkese sesleniyorum.

Hediye, çiçek, mesaj hiçbir şey istemiyorum.
Biraz beni, çokça da hayvanları seviyorsanız HAÇİKO Derneği için düzenli bağışçımız olun.
Derneğin Instagram ve Twitter sayfalarındaki linke tıklayıp ‘bağış desteği’ sekmesine gitmeniz yeterli.
Kişisel bağışlar 20 TL’den başlıyor.
Bizim için önemli olan ‘aylık düzenli bağışçı’ seçeneğini tıklamanız.
Bizimle mail adresinizi ve doğum gününüzü de paylaşırsanız hem aylık bültenlerimizi iletmemize imkan vermiş hem de doğum günlerinizde size teşekkür etmemize olanak sağlamış olursunuz.
Bir aile oluruz yani.

Yazının Devamını Oku

Almanya’da kariyer imkanı

Almanya’da 2020 yılında gelen yeni düzenlemeyle nitelikli yabancı iş gücüne kapılar açıldı.


Böylelikle Türkiye’den özellikle sağlık alanında diploma sahibi gençler, mesleki kariyerlerini Almanya’da sürdürebiliyor.
Ben bunları Boğaziçi Üniversi-tesi’nden arkadaşım Volkan Gücer’den öğrendim. 
Volkan uzun süredir Almanya’da yaşıyordu ve pandemi sürecinde buradan gidecek gençlerin Alman bürokrasisinin zorluklarına takılmadan iş sahibi olabilmelerini sağlayan GetACare adlı şirketi kurdu. 
Şirket Almanya’da kariyer peşinde koşacaklara yardım ediyor.
Almanca dil eğitimi, diploma denkliği, eksik olan eğitim ve stajların tamamlanması, çalışma, oturma izni, iş sözleşmesinin incelenmesi ve konaklanacak yerin sağlanmasına kadar ihtiyaçlara yanıt verebiliyor.

Uyanın çocuklar piyanist geldi

Kim Kardashian, aralık ayı boyunca her sabah çocuklarına canlı canlı Noel şarkıları çalması için Grammy ödüllü Philip Cornish ile anlaşmış.

Yazının Devamını Oku

Yasaklı ırklar için süre daralıyor

Yasaklı ırk köpek sahiplerinin dikkatine. Çok az bir süreniz kaldı.

Yeni yasa gereği köpeklerinizin sizinle yaşamaya devam edebilmesi için onları kısırlaştırıp çip taktırmanız ve Tarım Bakanlığı’nın belirlediği birimlere kayıt ettirmeniz gerekiyor.

Bu işlemler için son 1 ay kaldı, süre 14 Ocak 2022’de doluyor.

Yasaklı ırk kapsamına giren cinsler şöyle: Pittbull, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasileiro, American Bully ve American Staffordshire Terrier.

Bu cinslerin üretimi, tasma ve ağızlıksız gezdirilmesi ve ticareti yasak.

Ama üretmemek ve çip takarak kayıt yaptırmak koşuluyla onları ailenizin bir parçası olarak tutabiliyorsunuz.

Kısırlaştırma, çip taktırıp kayıt ettirme işlemlerini yapmayanları ise ağır para cezası bekliyor.

Daha da kötüsü köpekleri ellerinden alınıyor.

Ve tabii unutmadan;

Yazının Devamını Oku

Doktora saldırmak moda

Doktora, sağlık çalışanlarına saldırı haberlerini biz maalesef ki sıkça duyuyoruz. Alışmamak lazım, şaşırmazlık etmemek lazım, tepki göstermek lazım.


Lazım da ne kadarını yapıyoruz, o da ayrı bir konu.
Bizde gün geçmeden karşımıza çıkan bu saldırı haberlerinin bir benzeri Avusturya’da gerçekleşti.
Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden bir Türk vatandaşının akrabaları, ölüm haberini veren doktor ve sağlık çalışanlarına saldırdı.
Üstelik sağlık personelinden biri de ağır yaralandı.
İlk aşamada polis, Türk kimlikli kişilere ev hapsi cezası vermiş.
Yargıya intikal eden olayda bakalım nasıl bir ceza gelecek...

Yazının Devamını Oku

Köpek görünce ağaç ol

Günlerdir saldırgan sokak köpekleri konuşuluyor.

İtlaflardan bahsediliyor.
Tabii ki yaşanan münferit olaylar üzücü, hepimizi kahrediyor.
Ama toplu itlaf demek, ki zaten yasak, söz konusu bile olamaz.
Bu, tek bir bireyin suçunu topluma mâl etmek demek.
İnsan bazında düşünün, bir kişi suç işleyince herkese mi ceza veriyoruz?
Ve bir de şöyle düşünün lütfen, sokak hayvanı olmak kolay mı?
Bilmediği bir dünyada yaşamak zorunda.

Yazının Devamını Oku

Kestane balı diyarından selamlar

Zonguldak-Gökçebey’in kestane balının diyarı olduğunu böyle mi öğrenecektik!Trajikomik bir olay gerçekten de.

Adam (Fehmi Bey!) karısını aldatıyor, Esra Erol söz hakkını kullanması için kendisini yayına bağlıyor.
Adamın ilk cümlesi “Öncelikle kestane balının diyarı Zonguldak’tan tüm dünyaya selamlar” oluyor.
Pes yani!
Biz diyoruz “karını aldatmışsın”, o diyor “kestane balı”!
Bu nasıl bir pişkinlik!
Şimdiden geyikleri başladı bile.
Caps’lere konu oldu.

Yazının Devamını Oku

Kendisiyle evlenmiş

Kendisiyle evlenen Brezilyalı model Cris Galera, şimdi de kendisinden boşanma kararı almış.

Kendisiyle evlenme nedeni erkeklere güvenmemesiydi.
Boşanma nedeni ise âşık olmasıymış.
Yani ben hayatımda gündem olmak, haber olmak için bu kadar insanları enayi yerine koyan birini daha görmedim.
Bu konuda iddialı olduğunu düşündüğüm yurdum ünlülerini de geçenler varmış demek ki.

Yazık olmuş

Amerika’da aşı karşıtı zirveye katılan 7 doktor korona olmuş.
Allah’ın sopası yok. Üstelik bunlara iki kat daha fazla bozuluyorum.

Yazının Devamını Oku

Her konsere aynı kıyafet mi?

Çok tartışılan konulardan biri: Şarkıcılar her konserde farklı kıyafet mi giymeli?


Zuhal Olcay, aynı kıyafeti giymekten yana görüş beyan etti.
Karşı atak Simge’den geldi, aynı kıyafeti üst üste giymenin profesyonellikten uzak olduğunu söyledi.
Bu konuyu düşünürken kafa açmak için şu soruları sormak istiyorum:
Her konserde aynı şarkılar ve benzer repertuvarla sahneye çıkılmıyor mu?
Her hafta farklı şarkılarla sahneye çıkan bir şarkıcı var mı?
Her sahneyi izlemeye aynı insanlar mı geliyor?

Yazının Devamını Oku

Cinsiyetçi şakalara gülmeyin

Kerem Bürsin “Artık cinsiyetçi şakalara gülmüyorum ve tepki gösteriyorum” yazan bir not paylaştı. 

Üzerinde de #heforshe yazan tişört vardı.
Cinsiyet eşitliğini savunan erkeklerin desteklediği #heforshe kampanyasına dikkat çekti böylece.
Çok da iyi yaptı.
“Alt tarafı şaka” deyip geçmeyin lütfen.
O abuk sabuk şakaların, küfürlerin sonu kadına şiddete, tecavüze, cinayete kadar uzanıyor.
Kadın düşmanı olan, kadını aşağılayan dilin sonunda canı yanan kadınlar oluyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada ortalama her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor.

Yazının Devamını Oku

2G’li Avusturya’dan bildiriyorum

Hafta sonu Almanya ve Avusturya’daydım.

Ortalık karışık, durumlar fena.

Vaka sayılarında ciddi bir artış var.

Bu artışın nedeni başta aşısızlar ve de ilk aşıların üzerinden geçen zamanla birlikte antikorları azalan, hatta sıfırlanan ve aşısızlar kadar risk altında olan aşılılar. 

Bu ikinci grup için aynı bizde olduğu gibi üçüncü aşılar yapılıyor.

Aşısızlar ise neredeyse kara listeye alındı, onlar için sert önlemler hafta başından itibaren uygulanmaya başladı. 

Avusturya tamamen 2G dönemine geçti.

2G şu demek; ya aşılı ya da korona geçirmiş olacaksınız, aksi halde neredeyse evden dışarı çıkmanıza bile izin verilmiyor.

PCR testi de kurtarmıyor. Test yaptırıp negatif olduğunuzu ispatlasanız bile ne konsere, ne tiyatroya, ne de restorana gidebiliyorsunuz; hiçbir yere adım atamıyorsunuz.

Yazının Devamını Oku