Meğer hasar aracılarının tekerine çomak sokmuşuz!

Geçen, ‘Tazminat mağduru olmayın’ başlıklı yazımda, araçlardaki değer kaybı tazminatında sigortacılar ve sürücüler için en büyük sorunun kendine ‘hasar aracısı’ diyen kişi ve kuruluşlar olduğuna değinerek; özellikle sürücüleri, hasar aracılarına para kaptırmama konusunda uyarmıştım.

Yazı sonrası gelen tehditlerin haddi hesabı yok. ‘Sen işine baksana kardeşim’ diyenler mi istersiniz, ‘milletin ekmeği ile niye oynuyorsun’ diyenler mi… Belli ki, birilerinin tekerine çomak sokmuşuz. Bir olay kamuoyu ile paylaşıldığında birileri rahatsız oluyorsa, çirkinleşiyorsa; anlayın ki, orada büyük rant var ve bu rantın ortaya çıkmasından rahatsız olunuyor.

BİR GÜN SİZİ DE ARAYABİLİRLER

Sadece tehditler gelmedi, vatandaştan da –ki, ben sürücülere hasar aracısı mağdurları diyorum- onlarca e-posta geldi. Kimileri, şirket adı vererek, “Resmen insanları sömürüp, soyuyorlar, beni de sömürdüler” diyor; kimileri de hasar aracıları ile başından geçenleri anlatıyor. Bunlardan biri de yakın dostum. Bana anlattıklarını sizle de paylaşım ki, bu kişilerin, ellerinin nerelere uzandığını, yetkili kurumlardan tamirhanelere kadar kurulan ağı ve bu ağ sayesinde hasarlı araçları tespit etmekte güçlük çekmediklerini anlayın. Öyle ki, kazaya karışan sürücülerin TC kimlik numaralarından tutun da telefon numaralarına kadar tüm bilgiler bile ellerinde.

Yakın dostum, 2018’in Temmuz ayında eşinin aracı ile kusur olmadan kazaya karışıyor. Sigorta ile ilgili gereken işlemler yapılıyor. Kaza maddi açıdan büyük bir kaza olmadığı için dostum, değer kaybı tazminatı için başvurmuyor. Geçen ay içinde bir gün cep telefonu çalıyor; arayan kişi önce kendini tanıtıyor, ardından kazayı tüm detayları ile anlatıyor, aracın eşinin üzerine olduğunu ancak kazayı dostumun yaptığın söylüyor ve ‘değer kaybı tazminatı için başvurmamışsınız, devreye biz girersek en az bin lira alırsınız, hatta üzerini bile alabilirsiniz, tek yapmanız gereken bize vekalet vermeniz’ diyor. Arkadaşım konuyu bana ileteceğinden, vekalet örneğini istiyor, anında da telefonuna geliyor; o da bana iletiyor.

KAZANÇLARI 2.4 MİLYON LİRA

Vekalet örneğini gördüm; değer kaybı dışında diğer tüm zarar ve kaybın tazmininden tutun bununla ilgili tüm hukuki işlemler dahil tüm işlemleri yürütmeye, vekaleti veren kişi adına her türlü para tahsilatını yapmaya kadar ucu bucağı yok. Özetle, ‘tüm hukuki işlemleri ben yürütürüm, paranın tahsilatını da ben yaparım’ diyen bir vekalet. Düşünebiliyor musunuz; tüm bunlar hepi topu bin lira için. Ne kadar büyük bir rant var ki, bin liralık tazminat için koşturuyorlar. Daha da önemlisi asıl soru; TC kimlik numarasıydı, kaza tutanağıydı gibi gizli olması gereken belgelere nasıl ulaşabiliyorlar? Şu da var; kaza 2018’in Temmuz ayında oluyor, aradan bir buçuk yıl sonra bile arayabiliyorlar. Durumun vahametine bakın. Kimler bu işlerin içinde kimler! Biraz araştırdım, hasar aracılarının aylık kazançlarının 200 bin liraya yakın olduğunu öğrendim. Ayda 200 bin lira, yılda da 2.4 milyon lira için herkes her ağı kurabilir, ona buna para dağıtabilir.

Önerin ne derseniz? Sürücülere önerim, birileri bu şekilde arar ya da kapınızı çalarsa, ‘hadi kardeşim işine git, tazminatımı kendim alırım, senin de bu işten rant elde etmene izin vermem’ deyin. Geçen yazımda sigorta şirketinden nasıl tazminat alacağınızı detaylı yazdım. Yetkililere de bir çift lafım var; bu işi artık çözün ve kurulan bu çarpık düzeni bitirin.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Nereden nereye

Bireysel emeklilik sistemi 17’nci yılında. 200 bin kişi ve 43 milyon liralık fonla başlayan BES’te, bugün 12.5 milyon kişi bulunuyor. Nüfusun yüzde 15’i, tüm çalışanların da yüzde 22’si bireysel emeklilik sistemi ile tasarruf ediyor. Emeklilik fonlarının toplamı ise 164 milyar liraya ulaştı. Bu da İşsizlik Fonu’ndan daha büyük bir yapı anlamına geliyor.

Bugün, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES), 17’inci yılı. Yani, bundan 17 yıl önce, ülke tasarruflarına katkı sağlamak, bireyleri tasarrufa teşvik etmek için sistem başladı ve 17 yıl önce tam da bugün ilk BES sözleşmesi yapıldı.
Çok iyi hatırlıyorum, o dönem, başta sendikalar olmak üzere birçok kesim sisteme hem şüpheyle bakıyor hem de ciddi eleştiriyordu. Eleştirilin de birkaç nedeni vardı. Birincisi, geçmiş yıllarda hayat sigortalarında yaşanan kötü tecrübeler ve vaat edilen sözlerin yerine getirilmemesi. İkinci neden, 2000’li yıllardan önce konut edindirme yardımı gibi fonlardan dolayı yine vatandaşların yaşadığı kötü deneyimler. Kimi kesimler de yine o dönemde, tasarrufa ihtiyaç olduğunu kabul etse de BES’e ilgi olmayacağını savunuyordu. Anlayacağız, BES, başladığında hemen hemen tüm kesimler sisteme kuşkuyla bakıyordu. Bu nedenle de toplum nezdinde çok da itibar görmedi.

BES’TE KIRILMA NOKTASI

İtibar görsün diye de 2003’te uygulama vergi teşviki ile başlatıldı ve sisteme giren kişilere aylık yatırdıkları katkı paylarını vergiden düşebilme imkanı tanındı. Ancak bu imkandan da sadece çalışan kesim yararlandığı için teşvik de pek ilgi görmedi. Uygulama başladıktan bir yıl sonra, 2004’ün sonunda, 300 bin kişi sisteme giriş yaptı. Sistemin ilk yılında, 2003 sonunda fon büyüklüğü 43 milyon lira, 2004 sonunda ise 300 milyon lira oldu.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma ödeneği 2 ay daha uzadı

Soru: Yeni yasa ile kısa çalışma ödeneği 2021’nin haziran ayına kadar uzayacak mı? Nakdi ücret desteğinde de süre uzatımı yapılacak mı? Bulut N.

Cevap: Meclis’te görüşmeleri süren yasa tasarısında kısa çalışma ödeneğinin 2021’nin haziran ayına kadar uzatılması yönünde bir madde var. Ancak, yeni yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kısa çalışma ödeneği 2 ay daha uzatıldı ve 31 Aralık’a kadar çalışanlar kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilecek. Aynı şekilde ücretsiz izne ayrılanlara ödenen nakdi ücret desteği de 2 ay daha uzatıldı.

HAKLARINIZ İÇİN HUKUKİ YOLA BAŞVURACAKSINIZ

Soru: 2017-2018 tarihinde SGK’lı çalıştığım firmada alacağım haklarımı alamadım. Ne yapmam gerekiyor? Nurullah S.

Cevap: Zaman aşımı süresi henüz dolmamış. İşveren sizi işten çıkarttıysa ve haklarınızı da ödemediyse önce resmi bir başvuru ile haklarınızı işverenden talep etmelisiniz. Bunun için hukuki yola başvuracaksınız.

EMEKLİLİK İÇİN YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 14.6.1978 doğumluyum. İlk sigorta girişim 20.4.1996 tarihinde. Toplam uzun vade gün sayım 7636. Emeklilik şartlarım nedir? Murat Ö.

Cevap: Sizin durumunuzda 25 yıl çalışıp, 5825 gün prim ödeyip, 56 yaşında emekliliğe hak kazanıyorsunuz. Prim gün sayınız emeklilik için yeterli. Eğer eksiksiz çalıştıysanız çalışma yılınızı tamamlamaya da bir yılınız var. Ancak yaşınız 42. Dolayısıyla emeklilik için yaşı bekleyeceksiniz.

ÇALIŞTIĞINIZ GÜNÜN PRİMİNİ İŞVEREN YATIRMALI

Yazının Devamını Oku

10 soruda araçlarda değer kaybı tazminatı

Bir süredir, okuyuculardan, değer kaybı tazminatı ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, değer kaybı tazminatını nasıl alacağını soruyor, kimileri de tazminat alamamaktan şikayet ediyor. Konunun bu kadar gündeme gelmesi ve şikayetlerin çoğalmasının nedeni ise son aylarda, özellikle ikinci elde artan araç fiyatları. Tabi buna paralel dövizdeki artış nedeniyle hasar maliyetlerindeki artış da etken rol oynuyor.

Şunu da söylemek lazım; araçların rayiç bedeli arttıkça, alınacak değer kaybı tazminatı da yüksek oluyor. Mesela, geçen senelerde ortalama değer kaybı tazminatı olarak 2-3 bin liralar ödenirken; bugünlerde araçların rayiç bedelleri arttığı için bu rakam 5-7 bin liralara kadar çıkmış durumda. Peki, değer kaybı tazminatı nedir, nasıl alınır? Sorularla anlatayım.

HER HASARA TAZMİNAT ÖDENMEZ

1) Değer kaybı tazminatı nedir?
Kaza sonrası hasar gören araçlar hem TRAMER kayıtlarında hasarlı araç olarak geçiyor hem de onarım gördüğünden piyasa rayiç değerinde maddi kayba neden oluyor, yani değer kaybı yaşanıyor. Bu kayıp, trafik sigortasından karşılanıyor. Buna da değer kaybı tazminatı deniyor. Sigorta şirketleri, trafik sigortasından, onarım gören araçlara değer kaybı tazminatı ödüyor.

2) Her sürücü değer kaybı tazminatı alabilir mi?
Tazminattan yararlanabilmeniz için kazada kusursuz taraf olmanız gerekiyor. Kazaya neden olan kusurlu sürücüler değer kaybı tazminatı alamıyor.

3) Değer kaybı tazminatı nasıl hesaplanıyor?

Yazının Devamını Oku

10 günden az çalışan emeklilik primini kendi öder

Soru: Ev hizmetlerinde 10 günden az çalışanlar uzun vadeli yaşlılık primlerini kendileri ödeyebilirler denmekte. Bu ödeme nasıl yapılıyor ve 4/A kapsamında mı sayılıyor? Murat S.

Cevap: 10 günden az çalışanların sigortası içinde emeklilik primi ve genel sağlık sigortası primi de yoktur. Sadece iş kazası ve meslek hastalığına karşı sigorta yapılır. Kendileri isterlerse 30 gün üzerinden emeklilik ve genel sağlık sigortası için prim ödeyebilirler. Prim ödemeleriniz için SGK’ya başvurmanız gerekiyor.

GERİYE DÖNÜK BORÇLANMA YAPILMAZ
Soru: 6.5 yıl serbest avukatlık yaptım, ardından engelli kadrosundan memuriyete girdim. Serbest avukatlık yaparken Bağ-Kurumu ödememiştim. Memuriyette şu anda 3.5 yılım doldu. Engel oranım yüzde 45. Bağ-Kur’luyken engelli raporum yoktu. Bağ-Kurumu ödesem emekli olabilir miyim? Fatma G.

Cevap: Engelli durumundan emekli olabilmeniz için 20 yıl çalışıp, 4400 gün prim ödemeniz gerekiyor. Geriye dönük borçlanma hakkı İş Kanunu’nda belirlenmiştir ve bu hakların dışında geriye dönük prim borçlanması yapılmaz. Kadınlar için doğum borçlanması bu haklardan biri. Bunun dışında geri dönük borçlanma yapamazsanız.

DOĞUM VE SÜT PARASI ALABİLİRSİNİZ
Soru: Gebe çalışanım. İşyeri pandemi nedeniyle ücretsiz izne çıkardı. 32.haftama kadar 2 ay var ve bu süre zarfında nakdi destek ücretine başvuracaklarını bildirdiler. 32. hafta öncesinde de işe tekrar başlatacaklarını söylediler. Bu durumda doğum rapor parası, süt parası gibi haklarımı alabilir miyim?
Gamze T.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Madde madde yeni istihdam destekleri

Çalışanları ve işverenleri ilgilendiren istihdam teşviklerini kapsayan kanun tasarısı Meclis’e gönderildi. Kısa çalışma ödeneği uzuyor, işten çıkardığı çalışanını geri alana destek geliyor, 25 yaş altı ile 50 yaş üzeri olanlar süreli çalışacak. Peki, yeni desteklerden kimler, nasıl yararlanacak?

Birkaç gündür okuyuculardan, ‘yeni istihdam teşviklerinden bizim payımıza ne düşecek?’ şeklinde sorular alıyorum. Kimileri kısa çalışma ödeneğinin uzayıp uzamayacağını soruyor, kimileri ücretsiz izinde işe geri dönüp dönemeyeceğini merak ediyor. İstihdam teşviklerini içeren Kanun Tasarısı Meclis’e sunuldu. Tasarıda, salgın döneminde çalışanları ve işverenleri yakından ilgilendiren maddeler var. Bu kapsamda da hem mevcut istihdam desteklerinin süresi uzatılıyor hem de yeni teşvikler geliyor. Özellikle de yeni istihdam yaratan işverenlere önümüzdeki dönemde ciddi destek verilecek. Kanun tasarısında çalışanları ve işverenleri ilgilendiren hangi maddeler var; tasarının yasalaşması halinde kimler teşviklerden, nasıl yararlanacak madde madde anlatayım.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ UZUYOR

* Kısa çalışma ödeneği 2021’nin Haziran ayına kadar devam edecek.

* İşten ayrılıp, işsizlik ödeneği alanların, ayrıldıkları tarihten itibaren 90 gün içinde işe girmeleri ve bir yıl boyunca kesintisiz çalışmaları halinde sigorta primleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak.

* Kanun tasarısı yasalaşırsa, işten çıkardığı kişileri işe geri alan işverenlere günlük 44.15 lira, aylık 1.324 lira destek verilecek.  

* Kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi olanları istihdam eden işverenlere sosyal güvenlik primi işveren payı İşsizlik Sigortası Fonun’dan karşılanıyor. En düşük teşvik tutarı ise 603 lira. Bu destek 2020’nin sonunda bitiyordu. Meclis’teki tasarı yasalaşırsa teşvik 2023 yılına uzayacak.

* 2018 yılında uygulamaya giren ilave istihdam desteği ile işverenler prim teşviklerinden yararlanıyordu. Destek 2020’nin sonunda bitiyor. Bu süre 2023 yılına uzatılacak. Aynı şekilde gelir vergisi stopaj teşviki ve damga vergisi desteği de 2023’e uzatılıyor.

* 28 Temmuz’da yayınlanan yasa ile işyerlerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesi teşvik edildi. Bu kapsamda da sigortalı ve işveren paylarının tamamını 3 ay boyunca ve 2020’nin Aralık sonuna kadar devlet karşılıyor. İki ay içinde 159 bin işyeri ve 1.2 milyon çalışan, normalleşme desteğinden yararlandı. Destek süresi bu yılın sonunda bitiyor. İşte yasa tasarısı ile normalleşme desteği 2021’nin haziran ayına uzatılacak.

Yazının Devamını Oku

Unico Sigorta’da neler oluyor?

Birkaç gündür eş, dost arayıp, ‘Unico Sigorta’da neler oluyor, duyduğumuza göre el konulmuş, senin haberin var mı?’ diye soruyor. Hatta kimi sigorta acenteleri, ‘el mi konuldu, bizim de işimiz oluyor, ne yapacağız?’ diye merak ediyor.

Biraz araştırdım; durum özetle şöyle. Geçtiğimiz hafta SBK Holding Başkanı Sezgin Baran Korkmaz’ın şirket ve bireysel hesaplarına tedbir kararı konulduğu gündeme geldi. Hesaplarına tedbir kararı konulan şirketlerden biri de Heksagon Mühendislik. Heksagon da, sigorta sektöründe faaliyet gösteren Unico Sigorta’nın hissedarı. Heksagon’un şirketteki payı yüzde 79. Unico’nun yüzde 20 hissesi de Kibele B.V.’ya ait. Şunu da belirteyim, aslında, tedbir kararı konulan şirketler arasında Unico Sigorta’nın adı yok; ama şirketin hissedarı olan Heksagon’un adı geçiyor.   

2019 YILINDA SATILDI

Unico Sigorta’nın geçmişi 30 yıldan fazlaya, 1988 yılına dayanıyor. İlk olarak Commercial Union Sigorta olarak Türkiye’de kuruldu, ardından unvanı Aviva Sigorta olarak değişti. 2014’te ise Hollanda Kalkınma Bankası, Alman Kalkınma Bankası ve Londra merkezli EMF Capital Partners’in ortağı Kibele B.V.’nin sahibi oldukları United Insurance Company tarafından satın alındı ve adı da Unico Sigorta oldu. 2019’un eylül ayında ise SBK Holding’in çoğunluk hissesine sahip  Heksagon’a satıldı. Böylece SBK Holding bünyesindeki Heksagon, Unico Sigorta’nın yüzde 75 hissesine sahip oldu.

Şirketin, sigorta pazarındaki konumundan da kısaca bahsedeyim. Unico’nun, bu yılın ocak-ağustos dönemindeki toplam sigorta prim üretimi 486 milyon lira. Bu üretimle şirket, sigorta pazarından yüzde 1.13 pay alıyor. Unico’nun 2019 sonu itibariyle poliçe sayısı ise 1.3 milyondan biraz fazla.

TEDBİR KARARI KALKTI MI?

Hal böyle olunca da, ‘Unico Sigorta’da neler oluyor, bundan sonra neler olacak?’ diye soruluyor. Aslında olan bir şey yok. Sigortacılık; hem Hazine ve Maliye Bakanlığı hem de Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yakın denetimi ve gözetimi altında. Sigorta şirketleri sürekli olarak da denetimden geçiyor. Aynı zamanda bağımsız denetim de yapılıyor. Şirketlerin yükümlülüklerini yerine getiremedikleri tespit edildiğinde, hemen müdahale ediliyor ki, uzun yıllardır böyle bir durum hiç yaşanmadı. Kaldı ki, yaşanmasına da izin verilmiyor.  Nitekim Unico Sigorta’nın, denetim raporlarını da inceledim.

Bu satırları yazarken, tek taraflı yazmamak adına, Sezgin Baran Korkmaz’ı da aradım, ‘bu hususta ne diyorsunuz?’ diye. Kısa konuştuk. Korkmaz, “Unico Sigorta’nın üzerinde tedbir kararı bulunmuyordu ama Heksagon’da vardı. Zaten tedbir kararları da kaldırıldı” dedi.

İşin hukuki boyutunu ve bundan sonraki hukuki süreci bir kenara bırakıyorum; o tarafı hukukçuların işi. Anladığım ve Korkmaz’ın anlattıklarından çıkardığım sonuca göre, Unico’nun sermayedarının hesaplarına tedbir kararı konulmuş, sonradan bu karar kaldırılmış.

Yazının Devamını Oku

Asgari ücretlinin maaşı düşecek mi?

Yıl sonlarında vergi dilimi arttıkça tüm çalışanların maaşı da azalıyor. Asgari ücretli çalışanın maaşından ekim ayından itibaren yüzde 20 kesinti yapılacak. Ancak bu durum asgari ücretli çalışanların maaşlarını etkilemeyecek.

Son günlerde çalışanlardan, özellikle de asgari ücretli çalışanlardan, çokça soru alıyorum. Maaşlarında düşüş olup olmayacağını merak ediyorlar. Hatta okuyucular, ‘kimileri eylül ayından itibaren maaşların düşeceğini söylüyor, kimileri de düşmeyecek, elinize aynı maaş geçecek diyor, kafamız karıştı, hangisi doğru?’ diye soruyor.

Öncelikle şunu belirteyim, yıl sonlarında vergi dilimi arttıkça tüm çalışanların maaşları da azalıyor ki, buna sayıları 10 milyonu bulan asgari ücretli çalışanlar da dahil. Malum, çalışanlardan gelir vergisi alınıyor ve gelir vergisi de çalışanın bir yıl içindeki kazancı üzerinden hesaplanıyor. Gelir vergisi oranları da belli. Buna göre yıllık geliri; 22 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 22-49 bin lira arası olanlardan yüzde 20, 49-180 bin lira geliri olanlardan yüzde 27, 180-600 bin lira arası olanlardan da yüzde 35 kesinti yapılıyor.

400 LİRA DESTEK VERİLECEK

Asgari ücretli çalışanın maaşından eylül ayına kadar yüzde 15 oranında vergi kesintisi yapılıyor, eylül ayından itibaren de vergi dilimi değişiyor, ekim ayından itibaren de yüzde 20’lik vergi dilimine giriliyor ve maaşlardan bu oranda kesinti yapılıyor. Bugün uygulanan asgari ücret brüt 2.943 lira, buna asgari geçim indirimi (AGİ) dahil ve çalışanın eline de net 2.324 lira geçiyor. Detaylarla kafanızı karıştırmayacağım, eylül ayına kadar asgari ücretliden 375 lira gelir vergisi kesiliyor. Ekim ayından itibaren de gelir vergisi oranı yüzde 20 uygulanacağından asgari ücretli bir çalışandan kesilecek vergi oranı 500 lira olacak; haliyle çalışanın eline geçecek maaş da düşecek.

Ancak, asgari ücretlinin endişe etmesine gerek yok, çünkü bu durum maaşlara yansımayacak. Geçtiğimiz yıllarda düzenleme yapılarak, gelir vergisi oranlarından asgari ücretli çalışanların etkilenmemesi sağlandı ve çalışanların sene başında aldıkları maaşı senenin sonlarında alabilmeleri için AGİ desteği ödenmesine karar verildi. Bu kapsamda da asgari ücretli çalışana eylül ayına 25 lira, ekim-kasım-aralık aylarında da 125’er lira AGİ ödenecek, çalışana sene sonuna kadar toplamda 400 lira AGİ desteği sağlanacak; böylece maaşlar düşmeyecek, asgari ücretli 2.324 lira almaya devam edecek.

KİMLERİN MAAŞI AZALACAK?

Tabi bu durum, bekar çalışanlar için geçerli. Bekar asgari ücretli çalışanlar 220 lira AGİ alırken, eşi çalışmayıp bir çocuklu olana 298 lira, iki çocuklu olana 331 lira, üç çocuklu olana 375 lira AGİ ödeniyor. Bu durumda eşi çalışmayan bir çocuklu kişinin eline 2.401 lira, 2 çocuklu kişinin 2.435 lira, üç çocuklu olan kişinin eline 2.479 lira geçiyor.

Haliyle bu durumda olan asgari ücretli çalışanın geliri de bekar çalışana göre yüksek olduğundan, yüzde 20’lik gelir vergisi oranından etkileniyor. Bu da şu anlama geliyor ki, ekim-kasım-aralık aylarında bu çalışanların maaşlarında azalma olacak. Ancak bu azalma 2.324 liradan aşağı düşmeyecek.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma kıdem hesabına katılmaz

Soru: Emekli olarak 4 yıl çalıştım. Haziran 2020’de ücretsiz izne çıkarıldım. Ücretsiz izinde geçen süre kıdem tazminatı süreme eklenir mi? Uğur K.

Cevap: İş kanununda kısa çalışma ödeneğinden yararlanılan sürelerin çalışanın kıdeminde hesaba katılıp katılmayacağı konusunda bir netlik yok. Bu konuda, hesaba katılacağı yönünde, geçmişte verilmiş bir yargı kararı var. O zamanın şartları ile bu zamanın şartları aynı değil. Ancak genel kanı hesaba katılmayacağı yönünde.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ ALAMAZSINIZ

Soru: 5 yıl özel okulda çalıştım. Pandemi nedeniyle kısa çalışma ödeneği alıyordum. Çalıştığım okul iş akdimi fes etmedi ve tekrar başvuru yapacağını söyledi. Tekrar kısa çalışma ödeneği alabilir miyim? Fatma K.

Cevap: Kısa çalışma ödeneği 31 Ekim tarihine kadar uzatıldı. Ancak dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlar kapsamında zorlayıcı sebep gerekçesiyle 30 Haziran’a kadar kısa çalışma başvurusunda bulunmuş olanlar kısa çalışma ödeneği almaya devam edecek. Eğer yeni başvuru yapılırsa ki, sizin durumunuzda kurumunuz yeniden başvuru yapmak durumunda, kısa çalışma ödeneğinden yararlanamazsınız.

ÇALIŞTIKÇA EMEKLİ MAAŞINIZ DÜŞER

Soru: 15 Eylül 1995 ilk sigortalılığa girişim oldu. 2008’e kadar 1774 günüm var ve 2008 sonrası 4000 den fazla günüm var. 5.750 günü doldurdum, 2032’de yaşı dolduracağım. Prim yatırmam emekli aylığımı düşürür mü? Metes T.

Cevap: Ne kadar maaş aldığınızı belirtmemişsiniz. 2008 sonrasında yapılan düzenleme ile çalışma süresi uzadıkça aylık bağlama oranı düşüyor ve 20 yılın üzerinde prim ödeyenler daha fazla prim ödüyor ama karşılığında emekli aylığı düşüyor. Bugün asgari ücret ve asgari ücretin biraz üzerinde maaşla çalışanlar emekli olmayıp, yüksek maaş alabilmek için daha fazla çalıştıklarında emekli maaşları düşüyor.

AYRILIRSANIZ KIDEM TAZMİNATI ALAMAZSINIZ

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi trafik sigortasında iptal kararı verdi, bundan sonra ne olacak?

Cuma günü Anayasa Mahkemesi, trafik sigortasının bazı maddelerini iptal etti.

Dikkat ettim, birkaç gündür, hangi maddeler iptal edildi, bunların yansıması ne olacak tam olarak anlaşılmadı. Hal böyle olunca da her kafadan ayrı ses çıkmaya başladı. Kimileri de iptal edilen maddelerin çok önemli olmadığını öne sürdü. İşin doğrusunu anlatayım.

Ama önce, Anayasa Mahkemesi, neden durduk yere böyle bir karar verdi; kısaca ona değineyim. Özetle, Anayasa Mahkemesi’ne, trafik sigortasının altı maddesinin Anayasa’nın bazı maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz başvurusu yapılmış. Mahkemede bu başvuruları inceleyip, bunların arasında 3 tanesinin iptaline karar verdi.

HANGİ MADDELER İPTAL EDİLDİ?

İptal edilen maddelerin içinde bir tanesi var ki, hem çok önemli hem de bundan sonra dengeleri değiştirecek nitelikte. İşin hukuksal boyutuna çok fazla girip, kafaları karıştırmak istemiyorum. En basit haliyle anlatayım. 2016 yılında yapılan bir düzenleme ile trafik sigortasında ödenecek tazminatların, genel şartlar ile belirlenmesine imkan tanındı. Böylece, trafik kazalarında hayatını kaybedenler için sigortadan ödenecek tazminatın hesaplanmasına ve bu hesap sonrası da yakınlarına yapılacak ödeme tutarına düzenleme getirildi. Hesaplama yönteminin ise Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılmasına hükmedildi. İşte Anayasa Mahkemesi, tazminat hesaplamasının genel şartlarla düzenlenemeyeceğini, bunun kanunla yapılması gerektiğini hükmederek, maddeyi iptal etti.

SÜRÜCÜLERİ NELER BEKLİYOR?

Şimdi birileri diyecek ki, ‘iptal edilmişse ne olmuş yani’. O iş, o kadar basit değil. 2016 yılında, bir torba kanun içine eklenen bu maddeyle, neden düzenleme yapıldı; ona bakmak lazım. Tüm sürücüler, o dönemi hatırlayacaktır. Sigorta şirketleri trafik sigortasında fiyatları neredeyse yüzde 150’lere varan oranlarda artırmışlardı. Gerekçe ise, yargı kararlarıydı. Özellikle trafik sigortasında ödenen vefat tazminatının hesaplanmasında, kanunla sınırları çizilmiş belli bir standart olmadığından mahkemeler, kişiden kişiye değişen tutarlarda tazminatlara hükmediyordu. Sigorta şirketleri de bunları ödemek durumunda kalıyordu. Hatta bu düzen -daha doğrusu düzensizlik- aracı adı verilen kişilerin türemesine bile neden olmuştu. Bu aracılar, ‘sigorta şirketi size az para öder, bana vekalet verin, dava açalım üç-dört katı tazminat alırız’ diyerek, trafik kazasında hayatını kaybedenlerin yakınlarının kapısına çalıyordu.

TAZMİNATLAR NASIL ÖDENECEK?

Sigorta şirketleri hesapta kitapta olmayan paralar ödemeye başlayınca da trafik sigortasının primlerini ciddi artırmış; bu sefer de tüketici feryat eder hale gelmişti. Kaotik ortamı bitirmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı (o dönem Hazine Müsteşarlığıydı) devreye girdi, 2016 yılının nisan ayında çıkan torba kanun içine trafik sigortasından ödenecek tazminatların genel şartlarda öngörülen esaslara göre belirleneceği yönünde bir madde eklendi ve hesaplama yönteminin de Hazine ve Maliye Bakanlığının belirlemesine izin verildi.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışmada kıdem tazminatı sorunu

Kısa çalışma ödeneği alan 3.5 milyon kişi, şimdilerde, çalışmadıkları sürelerin kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınıp alınmayacağını merak ediyor. İş kanununda ise bu konuda bir netlik yok. İleride çalışan ile işveren arasında uyuşmazlıklar yaşanmasından endişe duyuluyor.

Kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin uygulaması uzadıkça çalışanlarda da hem endişe hem de hakları konusunda tereddütler artıyor. Koronavirüs destekleri kapsamında mart ayının sonunda çalışanları ve işverenleri desteklemek için kısa çalışma ödeneği ödenmeye başladı. Nisan ayında da işverenlere çalışanlarını ücretsiz izne çıkarma hakkı tanındı ve ücretsiz izne ayrılanlara devlet aylık 1177 destek verdi. Üst üste alınan kararlarla, nakdi ücret desteği ve ücretsiz izin uygulamasının süreleri uzatıldı.

Son duruma göre kısa çalışma ödeneği 31 Ekim’e, ücretsiz izne ayrılanlara ödenen nakdi ücret desteği de 17 Kasım tarihine kadar uzatıldı. Son rakamlara göre de 3 milyon 579 bin kişiye kısa çalışma ödeneği, bir milyon 976 bin kişiye de ücretsiz izin desteği ödeniyor. Bu kişilerin büyük çoğunluğu mart ayından beri kısa çalışma kapsamında çalışıyor. Bazı çalışanlar da nisan ayından bu yana da ücretsiz izinli olarak çalışıyor.

HAK KAYBI OLUYOR

Bu süreler uzadıkça çalışanlar da hakları konusunda tereddüde düşüyor. Nitekim son günlerde okuyuculardan gelen sorulara baktığımda, en çok merak edilenlerin başında, kısa çalışma ile ücretsiz izin sürelerinin kıdem tazminatı hesaplamasında kullanılıp kullanılmayacağı geliyor. Bu konuda bir okuyucudan gelen soruyu paylaşayım; “Mayıs ayında ücretsiz izne çıkartıldım, halen de izinliyim. Ücretsiz izinde geçen süre kıdem tazminatı süreme eklenecek mi?” Okuyucularda benzer soruları sıklıkla alıyorum.

Maalesef bu soruların kesin cevapları yok. Önce kısa çalışma ödeneğinden başlayayım. Kimi işyerleri koronavirüs döneminde tamamen işini durdurdu ve çalışanlar da ona göre kısa çalışma ödeneği aldı; kimi işyerleri ise çalışma sürelerini azalttı ve çalışanlar azaltılan günler için kısa çalışma ödeneğinden yararlandı. İş kanununda kısa çalışma ödeneğinden yararlanılan sürelerin, çalışanın kıdeminde hesaba katılıp katılmayacağı konusunda bir netlik yok. Sadece dokuz yıl önce Yargıtay’ın bu konuda bir kararı var ve o karar da bu sürelerin kıdem tazminatında hesaba katılacağı yönünde. Ancak bu karar verilirken kısa çalışma ödeneğinde bu kadar uzun süreler yararlanılmamıştı.

KARARI YARGI VERECEK

Hal böyle olunca, çoğunluk görüş, kısa çalışma süresinin kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınmayacağı yönünde. Bu durumda, 7 ay kısa çalışma ödeneğinden yararlanan bir çalışanın, ileride işvereni tarafından işten çıkartıldığında ya da gerekli şartları taşıyıp kendi isteği ile ayrıldığında; kıdemi 7 ay eksik hesaplanacak demektir. Malum, kıdem tazminatı, her 1 yıl için 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanıyor ve bir aylık ücretin, çalışma yılı ile çarpılması sonucu belirleniyor. Kimi azınlık ise, Yargıtay’ın geçmişteki kararına bakarak, kısa çalışma süresinin tamamı için kıdem alacaklarını savunuyor. Anlaşılan o ki, işten çıkarma yasağı kalkıp, kısa çalışma ödeneği de bittikten sonra, kıdem tazminatı konusunda çalışan ile işveren arasında çıkacak uyuşmazlıklarda yargının vereceği karar belirleyici olacak. Ya da iş kanunda bu konuda bir düzenleme yapılarak, belirsizlik ortadan kalkacak.

ÜCRETSİZ İZİNLİLERİN SORUNU DAHA BÜYÜK

Yazının Devamını Oku

Çalışırsanız emekli aylığınız yükselir

Soru: 1990 işe girişliyim. 9.518 prim gün sayısı var. Halen çalışıyorum. 2022 tarihinde 52 yaşında emekli olabiliyorum. Tavandan maaş aldım ve yüksek primler ödendi. SGK’ya göre emekli olduğumda 7.828 TL alabiliyorum. Şu anda işten ayrılsam ve 2 yıl çalışmasam emekli olduğumda maaş değişir mi, düşer mi? Alper C.

 

Cevap: Ödediğiniz primlerin hangi yılda ödendiği önemli. 1999 ila 2008 arası ödenen primler ile 2008 sonrası ödenen primleri arasında farklılıklar oluyor. Ancak prim ödediğiniz sürece, özellikle de tavandan prim ödediğiniz sürece emekli aylığınız da yükselir. Prime esas kazançları düşük olanlar çalıştıkça emekli aylıkları belirli oranda düşer. Bu durum, sizin gibi prime esas kazançları yüksek olanlar için geçerli değil. Buna göre iki yıl sonra alacağınız emekli aylığı değişmez ama çalışırsanız yükselir.

DOKTOR RAPORU İLE İŞBAŞI YAPABİLİRSİNİZ

Soru: Özel sektörde çalışıyorum, yüzde 40 engelli raporum var, diyabet hastasıyım. Pandemi dolayısıyla çalıştığım yer izine çıkardı, 5 aydır izindeyim. Doktor raporu olmadan iş başı yaptıramayacaklarını söylüyorlar. Nasıl bir yol izlemeliyim? İbrahim D.

Cevap: Engelli raporunuz olması ve hastalığınız olması nedeniyle pandemi sürecinde riskli grup içine giriyorsunuz. İşyeriniz doktor raporu ile işe başlayacağınızı söyleyerek, doğru bir yol izliyor, risk almak istemiyor. Bu durumda ancak doktor raporu ile işe başlayabilirsiniz, bundan başka yapacağınız bir şey yok.

SONRADAN ÖDEME YAPARAK EMEKLİ OLUNMAZ

Soru: 1967 doğumluyum, 2004 sigorta başlangıcı ve 2008 Bağ-Kur girişim var. Ödemeleri sonradan yapmak kaydıyla 2020 yılında nasıl emekli olurum? Yüzde 15 kalıcı engelliyim. Nebiye A.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Kasko dolu hasarını karşılar mı?

Geçen hafta İstanbul’da, kısa süreli de olsa, etkili olan dolu yağışı sonrası okuyuculardan, ‘kasko sigortası dolu hasarını karşılar mı?’, ‘trafik sigortasından zararımı alabilir miyim?’, ‘dolu hasarı hasarsızlık indirimimi etkiler mi?’ şeklinde sorular gelmeye başladı.

Klasiktir; her afet sonrası sigortaya bir ilgi olur, sorular sorulur, bu ilginin bir kısmı sigorta alımına da döner ama zaman geçer, hele de benzer bir olay yaşanmazsa ilgi biter, sigorta yaptıranlar da ‘nasıl olsa bir şey olmuyor’ deyip sigortasını yenilemez. Yeni bir afet ya da olay yaşanana kadar bu döngü böyle devam eder. Nereden mi, bu tespiti yapıyorum? Basit, konu kasko sigortası ise, kaç sene önce de her dört araçtan biri kaskoluydu; aradan geçen zaman içinde Türkiye’nin dört bir yerinde dolu oldu, sel oldu, araçlar, konutlar suların altında kaldı, büyük kayıplar yaşandı; bakıyorsunuz, bugün halen dört araçtan biri kaskolu.

Neyse, okuyucu sormuş, cevap vermemezlik olmaz. Önce şu, trafik sigortası, kasko karışıklığından başlayayım. Trafik sigortası, trafikte, üçüncü kişilere vereceğiniz maddi ve bedeni zararları; kasko ise sadece kendi aracınıza gelecek zararı karşılar. Hal böyle olunca trafik sigortası dolu, sel gibi afet hasarlarını karşılamaz. O yüzden, geçen hafta yaşanan doluda, aracı zarar görüp de kaskosu olmayanlar, trafik sigortası için sigorta şirketlerine boşa başvurmasın.

POLİÇEDE  BUNLARA DİKKAT!

Nasıl ki, çarpma, çalınma, yanma gibi aracınıza gelecek zararlar kaskodan ödeniyorsa, dolunun neden olduğu hasarı da kasko karşılar. Dikkat ettim de sağda solda, ‘kaskonuz dolu hasarını karşılamayabilir’ gibi haberler çıktı. Sigortacıların sattığı, tüketicilerin de aldığı kasko poliçelerinin yüzde 99’u genişletilmiş kaskodur ve içinde bir-iki istisnai durum hariç tüm zararlar –eğer siz poliçenin içinden bilerek isteyerek çıkartmadıysanız- sigorta teminatının içindedir. Buna dolu da dahil. Yani, sigorta karşılar mı, karşılamaz mı diye endişe duymayın.

Asıl poliçenizde dikkat edeceğiniz husus, doluda zarar gören aracınızı hangi serviste tamir ettireceğiniz. Mesela, sigorta şirketleri, ‘benim anlaşmalı servisime gidersen hiç para ödemeden camın değişir, başka bir servise gidersen hasarın şu kadarını karşılarım üzeri size ait” diyebilir, bunu da poliçeye yazar. Hakeza, onarım için yetkili servise mi gideceğiniz, sigorta şirketinin anlaşmalı olduğu servise mi gideceğiniz de poliçenizde yazar. 

HASARSIZLIK İNDİRİMİNİ ETKİLER Mİ?

Gelelim, dolu hasarı, kaskoda hasarsızlık indirimini etkiler mi? Etkileyip, etkilememesi tamamen sigorta şirketinin inisiyatifine kalmış. Eğer sadece cam kırılmışsa etkilemez. Ama hem cam kırılması hem de araçta hasar varsa sigorta şirketi hasar dosyası açacağından, bu kayıtta TRAMER’e gideceğinden; hasarsızlık indirimini etkiler. Kimi şirketler, dolu hasarını mini onarım kapsamına sokar; o zaman da etkilenmez. Birileri diyor ki, ‘2017’de yaşanan doluda hasarsızlık indirimi etkilenmemişti’. O yıl yaşanan dolu felaketi sonrasında şirkeler, hasarsızlık indirimini etkilememesi için ortak karar almıştı ama yine de birkaç şirket bu karara uymamıştı.

 

Yazının Devamını Oku

15 soruda emekli olduktan sonra çalışanların durumu

İşçi statüsünden çalışanlardan Bağ-Kur’lulara kadar emekliliği gelenlerin çoğunluğu hem emekli maaşı almak hem de çalışmaya devam etmek istiyor. Peki, bu durumda maaşlardan kesinti yapılıyor mu, sigorta primleri nasıl ödeniyor? İşte, emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenlerin en çok merak ettiği soruların cevapları.

1. Emekli olup, emekli maaşı aldıktan sonra çalışmaya devam edebilir miyim?

Emekli olduktan sonra hem emekli maaşı alıp hem de ister başkasının yanında isterseniz de kendi adınıza çalışabilirsiniz.

2. Çalışmaya devam edersem emekli maaşımdan kesinti yapılacak mı?

Kesinti yapılmaması için Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) adı verilen bir prim ödemeniz lazım.

3. Sosyal Güvenlik Destek Primi nedir?

Emekli olup, emekli aylığı bağlananların yaşlılık aylığı kesilmeden yeniden çalışmaya başlamaları halinde yapılan kesintidir. Bu kesinti hem işverenden yapılır hem de çalışanın kendisinden yapılır.

4. Herkes emekli olduktan sonra çalışabilir mi, herkesten SGDP kesilir mi?

Emekli olduktan sonra işçi statüsünde bir işverene bağlı olarak çalışanlardan SGDP kesintisi yapılır. Kamuda çalışanlar ise emekli aylığından kesinti yapılarak yine kamuda çalışabilirler.

Yazının Devamını Oku

Primlerinizi iade alabilirsiniz

Soru: 58 yaşındayım. 1992’de sigorta girişim, 1108 günüm var. Primlerimi geri alabilir miyim? Leyla K.

Cevap: Emeklilik yaşınız geldiği ve prim gün sayınız, çalışma yılınız emekli maaşı almaya yeterli olmadığı için SGK’dan, kendi adınıza ödediğiniz primlerinizi iade alabilirsiniz. İşveren payı ve işsizlik sigortası için kesilen primleri iade alamazsınız. İade için SGK’ya başvurabilirsiniz.

EMEKLİLİK İÇİN 53 YAŞINI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 6.847 prim gün sayım var. 26.12.1979 doğumluyum. 24.07.1996 sigorta girişliyim. Ne zaman emekli olurum? Sevgi K.

Cevap: 4/A’lı olarak çalıştığınızı tahmin ediyorum. Buna göre 24 Mayıs 1996 ila 23 Mayıs 1997 ilk işe giriş tarihi olanlar 20 yıl çalışıp, 5900 prim gün sayısını doldurduğunda, 53 yaşında emekli olabiliyor. Sizin durumunuzda prim gün sayınız ve çalışma yılınız dolmuş. Emeklilik için 53 yaşını bekleyeceksiniz.

STAJ SÜRESİ SAYILMIYOR

Soru: 1971 doğumluyum, 2.1.1987 tarihinde stajdan dolayı sigorta başlangıcım var. SGK prim gün sayım 9956 ve halen devam etmekte. 2022 tarihinde mi, 2021 tarihini mi emekli olurum? Orhan S.

Cevap: Staj süreleri emeklilikten sayılmıyor. Staja başladığınız tarih emeklilik yaşınızı etkilemez. Emeklilik priminin ilk yattığı tarih önemli, çünkü bu tarihe göre prim gün sayınız, çalışma yılınız ve emeklilik yaşınız geçerli olacak.

TATİL GÜNLERİ İZİN SÜRESİNDEN SAYILMAZ

Yazının Devamını Oku

15 soruda tamamlayıcı sağlık sigortası

Koronavirüs salgını özel sağlık sigortasına talebi artırdı. Salgın hastalıkların sigorta kapsamına alınması ile birlikte, özellikle fiyatının uygun olması nedeniyle tamamlayıcı sağlık sigortası tüketicilerin yeni gözdesi oldu. Bunu gören sigorta şirketleri de son günlerde tamamlayıcı sağlıkta kampanyalara başladı. Sigortanın hem fiyatı düştü hem de kapsamı genişledi. Peki, tamamlayıcı sağlık sigortası nedir ve kimler yaptırabilir?

1)Tamamlayıcı sağlık sigortası nedir?

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşmalı özel hastanelerin ayakta ve yatarak tedavilerde talep edeceği her türlü fark ücretini karşılayan özel sağlık sigortası. Sigorta, SGK’nın ödediğinin üzerini tamamlıyor.

2)SGK’nın ödediğinin üzerini tamamlamak ne demek?

Vatandaş, sağlık sorunu için devlet hastanesine giderse cebinden hiçbir ücret ödemeden tedavisini olur. Ancak özel sağlık kurumuna giderse hastane, tetkik ve tedavi masraflarını SGK’ya fatura eder. SGK da, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) çerçevesinde hastaneye bir ücret öder. Özel sağlık kurumlarının ise vatandaşlardan fark ücreti adı altında para talep etme hakkı vardır. Hastanelere yüzde 200’e kadar fark alma hakkı tanınmıştır. Tamamlayıcı sağlık sigortası bu fark ücretini karşılar. Örneğin, sağlık sorunu nedeniyle hastaneye gittiniz, gerekli tetkik ve incelemeler yapıldı ve hastane 2.000 lira fatura çıkardı. SGK, bunun 800 lirasını SUT kapsamında sizin adınıza ödedi. İşte, tamamlayıcı sağlık, SGK’nın ödediğinin üzeri olan 1.200 lirayı karşılar. Eğer sigortanız yoksa 1.200 lirayı cepten ödemek durumundasınız.

3)Herkes tamamlayıcı sağlık sigortası yaptırabilir mi?

İşçi, Bağ-Kurlu, memur yani, sosyal güvenlik şemsiyesi altındaki tüm çalışanlar sigortayı yaptırabilir. Sosyal güvenlik şemsiyesi altında olmayanlar ise tamamlayıcı sigortayı yaptıramaz.

4)Sadece çalışan mı yaptırabilir, ailesi için de yaptıramaz mı?

Yazının Devamını Oku

Kimler prim iadesi alabilir?

Yaşı doldurmasına rağmen prim gün sayısı ve çalışma yılı nedeniyle emekli olamayıp maaş alamayanlar ödedikleri primleri toplu olarak alabilir. Ancak bu haktan yararlanabilmek için kadın çalışanların 58, erkek çalışanların da 60 yaşını doldurması gerekiyor.

Koronavirüsün etkisinden midir bilinmez, bir süredir okuyuculardan, sigorta primlerinin iadesi ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, ‘emekliliğim uzayacak, primlerimi toplu geri alabilir miyim?’ diye soruyor; kimileri de, ‘emeklilik yaşım geçti ama daha uzun süre çalışmam gerekiyor, ödediğim primleri geri verirler mi?’ diye merak ediyor. Kimileri de salgın nedeniyle nisan ayından bu yana çalışmadığını, salgının daha da uzun sürmesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) ödediği primleri alıp alamayacağını soruyor. Çalışanların prim iadesi hakkı bulunuyor ama maalesef, bu konu kamuoyunda yanlış biliniyor. Sanılıyor ki, isteyen isteği zaman ödediği primleri alabilir. Hem konuya açıklık getireyim hem de okuyuculardan gelen sorulara cevap vermiş olayım.

KADINLAR 58 YAŞINI BEKLEYECEK

Emeklilik yaşını dolduran, hatta geçen çalışanlar, eğer emeklilik için gerekli prim gün sayısını ve çalışma yılını doldurmayıp, emekli maaşı almaya hak kazanamıyorlarsa; ödedikleri primleri SGK’dan toplu olarak alabiliyor. Şöyle ki; işçi statüsünde kadın çalışan (4/A’lı), 7000 prim gün sayısını doldurup, 58 yaşında emekli olabiliyor. Aynı zamanda 15 yıl çalışıp, 3600 prim gün sayısı olup 58 yaşında da yaş nedeniyle emekli olabiliyor. Ancak bu çalışanın yaşı 58 olmasına rağmen ödediği primler toplamı 3000 gün ise ve çalışma yılı da 10 yıl ise emekli olup, maaş almaya hak kazanamadığından SGK’ya müracaat edip, o güne kadar ödediği primleri iade alabilir. Bir başka deyişle toplu ödeme alabilir.

SİGORTALI OLMAMANIZ GEREKİYOR

Peki, bu primler ne zaman iade alınır? Dikkat ettim, okuyuculardan gelen sorular arasında, çalışma hayatına başlayalı daha 10 sene olmuş, 30 ya da 40 yaşında çalışanlar bile, ‘primlerimi iade alabilir miyim?’ diye soruyor. Ya da yaşı 45 ama hepi topu iki yıl çalışılmış prim iade hakkı olup olmadığını merak ediyor. Hemen belirteyim, prim iadesi hakkından yararlanabilmek için emeklilik yaşını doldurmak gerekiyor; bu da kadınlar için 58, erkekler için 60. Yani, 30 yaşında, 40 yaşında prim iadesi alamazsınız; kadın çalışansanız 58 yaşında, erkek çalışansanız da 60 yaşında prim iadesi için SGK’ya başvurabilirsiniz. Sadece bu da yeterli değil, prim iadesi alabilmeniz için; bir işyerinde sigortalı olarak çalışmıyor olmak, Bağ-Kur’lu olup da kendi işinde çalışmıyor olmak da gerekiyor.

EŞ VE ÇOCUK YARARLANIR

Saydığım tüm bu şartları yerine getiriyorsanız SGK’ya, primlerinizin iade edilmesi için müracaat edebilirsiniz. Aynı şartlar geçerli olmak üzere prim iadesinden vefat eden sigortalının eşi ve çocukları da yararlanabilir. İşçi statüsünde çalışan ya da kendi adına Bağ-Kurlu olarak çalışanın vefatı durumunda, emeklilik hakkını elde edememişse, eşine ve çocuklarına dul ve yetim aylığı bağlanamadığından; eş ve çocuklar SGK’ya prim iadesi için başvurup, toplu ödeme alabilirler.

22 BİN LİRANIN ÜSTÜNÜ İADE ALABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku

Memurlar kıdem tazminatı alamaz

Soru: 94 yılında göreve başlamış ve hâlâ çalışan bir öğretmenim. İşçiler kendi istekleri ile işten ayrılırlarsa 15 yıl 3600 günü doldurmaları halinde kıdem tazminatı almaya hak kazanıyorlar. Aynı hak biz öğretmenler için de geçerli mi? Mustafa Ö.

Cevap: İlk kez sigortalı olduğu tarih, 8 Eylül 1999 tarihinden önce olanlar, 15 yılı ve 3600 prim gün sayısını doldurmaları halinde kıdem tazminatına hak kazanıyorlar. Bu durum işçi statüsünde çalışanlar için geçerli. Eğer devlet memuruysanız bu hak sizler için geçerli değil. Kendi isteği ile memurluktan ayrılan tazminat alamaz.

EMEKLİLİK İÇİN YAŞ ŞARTI ARANMIYOR

Soru: 19.3.1980 doğumluyum ve sigorta girişim 2002 Kasım ayı. 5000 gün sigortam var. Bu sene mart ayında yüzde 49 engelli raporu aldım. Engelli emekliliğinden yararlanabilir miyim? Gülperi D.

Cevap: Engelli emekliliğinde yaş şartı aranmıyor. İşe giriş tarihinize ve engelli derecenize göre erken emekli olabilirsiniz. Sizin gibi yüzde 40-59 arası engeli olanlar, yani 3. derece engelli olanlar, ilk işe giriş tarihi 2002 yılı olanlar, 19 yıl çalışıp, 4240 gün prim ödemeleri halinde emekli olabiliyor. Kesintisiz çalıştıysanız prim gün sayınız dolmuş demektir, 2021 yılında emekli olabilirsiniz.

İSTİFA EDERSENİZ TAZMİNAT ALAMAZSINIZ

Soru: Annemin ilk işe giriş tarihi 06.07.2020’dir. Şu anda 7093 günü dolmuş durumda. 15.05.1967 doğumlu olduğu için emekli olabilmesi için yaşını beklemektedir. 7000 gün şartını doldurduğu için istediği zaman kıdem tazminatını alıp işten ayrılabilir mi? Fatma B.

Cevap: 15 yıl çalışan ve 3 bin 600 prim gün sayısını yerine getirenler kıdem tazminatını alabiliyor ancak ilk kez sigortalı olduğu tarihin 8 Eylül 1999 tarihinden önce olması gerekiyor. Annenizin ilk işe giriş tarihi 2020 olduğu için kendi isteği ile işten ayrılırsa tazminat alamaz.

PRİM İADESİNİ 60 YAŞINDA ALABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku

Emeklilik fonlarına el koyulmaz

Bir haftadır bireysel emeklilik sisteminin güvenilirliği sorgulanıyor ve kişilerin birikimlerinden oluşan emeklilik fonlarına el koyulup koyulmayacağı, fonların reel sektöre kaynak olarak aktarılıp aktarılmayacağı tartışılıyor. El koyulmaz, çünkü hem sistem buna müsait değil hem de birikimler farklı farklı yatırım araçlarında değerleniyor.

Bir haftadır, ‘emeklilik fonlarına el koyulur mu, koyulmaz mı’ konusunu tartışıyoruz. Tartışma nereden çıktı? Geçen pazartesi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, benim de katıldığım, kamu sigorta şirketlerinin birleşmesi nedeniyle düzenlenen Türkiye Sigorta Tanıtım Töreni’nde, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı. Konuşmasının arasında da, “Devletin desteği ve teşvikiyle fon tutarı 154 milyar liraya ulaşan Bireysel Emeklilik Sisteminde yapılacak atılımlarla reel sektöre uzun vadeli ve düşük maliyetleri büyük bir kaynak sağlanabilecektir” açıklamasında bulundu.

Bunun üzerine kimi kesimler, ‘BES’teki birikimler özel sektöre kredi olarak verilirse sistem batar, sisteme güven zedelenir’ söylemi üzerinden, ‘tasarruflara el koyulur mu, koyulmaz mı’ tartışması başlattı. Törenin ertesi gün birçok meslektaşım ve tanıdıklar, ‘nedir bu işin aslı astarı, bir anlat, birikimlere el mi konulacak, özel sektöre mi verilecek?’ diye arayıp, sordu. Arayanlara da anlattım, sizlerle de paylaşayım. Ama önce bir iki tespitte bulunayım.

154 MİLYAR LİRALIK FON

Cumhurbaşkanı’nın konuşmasındaki o bölümü paylaşayım. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk sigorta ve emeklilik sektörü ne kadar yüksek düzeyde fon biriktirirse ülkemizin büyümesine ve kalkınmasına o derece destek verecektir. Özellikle hayat sigortaları ve emeklilik sistemi uzun dönemli ve düşük maliyetli fon birikimine katkı sağlayan temel araçlardır. Devletin desteği ve teşvikiyle fon tutarı 154 milyar liraya ulaşan Bireysel Emeklilik Sisteminde yapılacak atılımlarla reel sektöre uzun vadeli ve düşük maliyetli büyük bir kaynak sağlanabilecektir” dedi.

BES NE KADAR GÜVENİLİR?

Aslında bu konu ilk kez gündeme gelmiyor. Açılıp bakılırsa; 2019’un temmuz ayında, Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen, 11. Kalkınma Planı’nda, yapılacaklar arasında, “Emeklilik fonlarında tasarruf olanakları artırılarak, bu fonlarda oluşan kaynakların sanayinin büyümesine yönlendirilmesi teşvik edilecektir” maddesi yer alıyor. Aynı şekilde, 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına da bakılırsa, hedefler arasında, “Emeklilik fonlarında tasarruf olanakları artırılarak, bu fonlarda oluşan kaynakların sanayinin büyümesine yönlendirilmesi teşvik edilecek’ diye yazıyor.

Peki, neden böyle bir hedef kondu? Tasarrufların artmasının öncelikli faydası elbette bireyleredir ama aynı zamanda ekonomi için de önemlidir. Şöyle ki; ekonomiye uzun vadeli kaynak sağlanır, yatırımlar desteklenir, sermaye piyasaları derinlik kazanır, ekonomi büyür, dış şoklara karşı kırılganlık azalır. Daha açık şöyle anlatayım. Eğer BES’teki fon büyüklüğümüz 500-600 milyar lira olsaydı, kurdaki dalgalanmalar bize vız gelir tırıs giderdi.

Yazının Devamını Oku

İşverenin işten çıkarma yasağı devam ediyor

Soru: Veteriner hekimim, mayıs ayından beri ücretsiz izindeyim. Üç aydır, sorumlusu olduğum bölüm çalışıyor olmasına rağmen halen işe çağrılmadım. Bu şartlarda benim istifa hakkım var mı? Zeynep Ş.

Cevap: İşverenin çalışan personeli işten çıkarma yasağı uzadı. Dolayısıyla işverenin sizi ücretsiz izne çıkarma ve izni devam ettirme hakkı var, bu sürede de işten sizi çıkartamaz. İstifa hakkınız her zaman var ancak gerekli şartları yerine getirmiyorsanız tazminatınız ve haklarınızı alamazsınız.

2026 YILINDA EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Soru: 2006 sigorta girişliyim, süresiz engelli raporum var, yüzde 52. Toplam prim gün sayım 3664. Erken emeklilikten yararlanabiliyor muyum, ya da ne zaman emekli olurum? Yaşar H.

Cevap: Engelli çalışanlar için yaş şartı aranmıyor. Yüzde 52 engeli olup da sigorta başlangıcı 2003 yılından sonra olanlar 4400 gün prim yatırıp, 20 yıl çalıştıklarında emekliliğe hak kazanıyorlar. Sizin durumunuzda 736 gün daha prim yatırıp, 2026 yılında emekli olacaksınız.

İŞVEREN BİLDİRMİŞSE NAKDİ ÜCRET DESTEĞİ ALIRSINIZ

Soru: İki gün önce eski iş yerimden istifa ettim, yeni işe girdim. Ağustos ayından 19 günüm var, acaba 19 gün nakdi ücret parası yatar mı? Önal A.

Cevap: İşveren ücretsiz izinde olduğunuz 19 gün için İŞKUR’a bildirimde bulunmuşsa, sizin istifanız da bu 19 günün sonrasında olmuşsa nakdi ücret desteğinden yararlanırsınız. Ancak işvereniniz bildirimde bulunmamışsa destek alamazsınız.

KIDEM TAZMİNATI HAKKINIZ YOK

Yazının Devamını Oku

'Türkiye’nin tüm risklerine talibiz'

Türkiye Sigorta adı ile Varlık Fonu altında birleşen kamu sigorta şirketlerinin hedefi de belli oldu. Türkiye’nin sigorta ihtiyacını karşılamak, tasarrufları arttırmak. Türkiye Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Benli, “Milli anlamda ne kadar riski varsa bunların hepsine talibiz” dedi. Varlık Fonu Genel Müdürü Zafer Sönmez, bölgesel lider olmak istediklerini belirterek, “Mavi Vatan dediğimiz yerde de sigorta var, buradan gelir yaratabiliriz” dedi.

Kamuya ait sigorta, emeklilik şirketleri Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik adı altında, Türkiye Varlık Fonu’nun bünyesinde birleşti. Türkiye Sigorta’nın tanıtım töreni de pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın katılımı ile yapıldı. Toplantıya ben de katıldım ve baştan sona izledim. Önce çok kısa izlenimlerimi paylaşayım.



AÇIK DESTEK

Açıkçası, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Berat Albayrak, sigorta ve emeklilik sektörüne verdikleri desteği açık şekilde ortaya koydular. Öyle ki, yaratılacak fonlarla her iki sektörü de ekonominin büyümesi ve kalkınması için stratejik sektör olarak nitelendirdiler. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu sigorta şirketlerinin birleşmesinin sadece sigortacılık sektörüne değil finans piyasasına ve reel ekonomiye önemli katkılar sunacağını belirtirken; Berat Albayrak, ekonomik istikrar, ekonomik gelişim açısından sigorta ve emeklilik sektörlerinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Görünen o ki, bundan sonra gerek sigorta ve emeklilik şirketlerinden gerekse de Türkiye Sigorta’dan beklenti yüksek.

KAMU BANKALARI İLE ANLAŞILDI

Yazının Devamını Oku