GeriNoyan Doğan Eşini öldüren sigortadan para alamaz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eşini öldüren sigortadan para alamaz

Açıkçası konu gündemimde hiç yoktu, hatta takip bile etmedim desem yeridir. Ta ki, yakın bir dostum arayıp da, ‘adamın sigortadan para almak için eşini kayalıklardan attığına yönelik haberleri takip ediyor musun, sigorta bu durumda para ödüyor mu?’ diye sorana kadar.

Merak ettim, haberleri okudum. Adli vaka olduğundan ve mahkeme de devam ettiğinden olayı kısaca özetleyeyim. 2.5 yıl önce Fethiye’de kayalıklardan düşerek hayatını kaybeden Semra Aysal’ın, yapılan soruşturma sonucunda; olay yaşanmadan kısa süre önce eşi Hakan Aysal tarafından, 400 bin liralık ferdi kaza sigortası yaptırıldığı ve sigortadan para almak için de eşini aşağı ittiği ortaya çıkıyor. Tabi, bunlar iddia; dava devam ediyor, tutuklu eş ise, Semra Aysal’ın düştüğünü öne sürüyor. Sigorta poliçesi ise bir banka şubesi üzerinden yapılmış.

400 BİN LİRA KİME ÖDENİR?

Peki, bu durumda, ferdi kaza sigortasının yapıldığı sigorta şirketi para öder mi? Sigorta açısından olayın iki boyutu var. Birincisi, eğer dava sonucunda mahkeme, Hakan Aysal’ı suçsuz bulur ve ölümün düşerek, kazaen olduğuna karar verirse sigorta şirketi, 400 bin lirayı eşe öder. Mahkeme suçlu bulur da eşini kasten öldürdüğü hükmüne varırsa ne olacak? Bu durumda iki ayrı görüş ortaya çıkıyor. Birincisi, suçlu olan eş, poliçede varis olarak ismi yer alsa da sigortadan hiçbir şekilde para alamıyor ama ölen Semra Aysal’ın diğer varislerine sigortadan 400 bin lira tazminat ödeniyor. İkinci görüş ise, poliçede, varis olarak sadece eşin adı yazıyorsa Hakan Aysal, sigortadan tazminat alamadığı gibi başka varislere de ödeme yapılmıyor. Buradan anlaşılacağı üzere, eş suçlu bulunursa hiçbir şart altında sigortadan yararlanamıyor.

SİGORTA OLSA DA GEÇERSİZ

Konuyu araştırırken, kafama bir husus daha takıldı, yaşanan bu olayda, ferdi kaza sigortası, ölümden kısa bir süre önce yapılmış ve iddialara göre de sigorta bedeli ölen kişinin kartı üzerinden ödenmiş. Anlaşılan ortada, sigortadan para almak için işlenmiş bir suç var. Peki, bu durumda sigorta şirketleri nasıl bir yol izliyor diye merak ettim; sordum, soruşturdum. Eğer sigorta poliçesi, ölen kişiden habersiz yaptırılmışsa, aynı şekilde ödemeler de habersiz yapılmışsa ve ortada da böyle mahkemelik bir durum varsa o sigorta bir işe yaramıyor, yani sigortadan tazminat ödenmiyor. Tabi, varisler sigortadan tazminat talebinde bulunabilirler, bu durumda olay hukuka yansıyor ve mahkemenin vereceği karara göre sigorta şirketi hareket ediyor. 

Yeri gelmişken belirteyim; merak edenler varsa, bu yazdıklarım sadece ferdi kaza sigortası için değil, hayat sigortaları için de geçerli. 

X

Banka hayat sigortasını zorunlu tutabilir mi?

Geçtiğimiz haftalarda tüketici mahkemesi, hayat sigortaları ile ilgili önemli bir karar verdi.

Önce karardan bahsedeyim. Tüketici, bankadan 100 bin liralık kredi çekti ve kredi işlemleri sırasında banka hayat sigortası yaptı. Tüketici, 30 gün içinde sigortanın iptalini talep etti, banka talebi reddedince, tüketici mahkemesine başvurdu. Mahkeme hayat sigortasının tüketicinin onayı olmadan yapıldığına karar vererek, sigortanın iptaline, kesilen primin de iadesine hükmetti. Mahkemenin bu kararı son bir haftadır gündemde. Hal böyle olunca da okuyuculardan, ‘ben de hayat sigortasını iptal ettirebilir miyim?’ diye sorular gelmeye başladı.

KREDİ ALIRKEN BUNLARA DİKKAT!

Bu konuda tüketicilerin hakları nelerdir, anlatayım. Birincisi, bankadan kredi kullanırken hayat sigortası yapılması zorunlu olmadığı gibi, banka sigortayı zorunlu da tutamaz. Ama banka kredi verirken hayat sigortası isteyebilir. Nasıl tüketicinin kredi kullanırken hayat sigortasını istememe hakkı varsa, bankanın da kredi verirken sigortayı talep etme hakkı var; hatta, ‘hayat sigortası yoksa kredi vermiyorum’ deme hakkı bile var. İkincisi, bankalar genellikle, kredi verirken kendi çalıştığı sigorta şirketinin hayat sigortasını yapıyor. Banka, böyle bir zorlama da yapamaz. Banka hayat sigortasını isteyebilir, tüketici ya bankanın sunduğu hayat sigortasını yaptırır ya da gidip başka sigorta şirketinden sigorta yaptırıp, bankaya sunar; banka da bunu kabul etmek durumundadır. Buraya kadar anlattıklarım tüketicinin yasal hakları.

MAHKEMEYE BAŞVURUYORLAR

Bir de işin diğer boyutu var. Yıllardır okuyuculardan, ‘ne gerek var sigortaya, kredinin maliyetini artırıyor’ şikayetleri kadar; bankadan kredi kullanıp da vefat edenlerin yakınlarından, ‘sigorta yapmamış, borç bize kaldı, ödeyecek durumumuz yok, bankayı mahkemeye vereceğiz’ şeklinde de çokça şikayet alırım. Gidin bakın mahkemelere, bankalara açılan davaların bir kısmı da ‘neden sigorta yapmadın?’ davalarıdır. Açık konuşalım; özellikle konut ve araç kredilerinde zaten ipotek konuyor. Banka her şart altında verdiği kredinin karşılığını alıyor. Maalesef, hayat sigortası ile bankanın kendini korumaya aldığı gibi kamuoyunda yanlış bir algı var. Aslında sigorta tüketiciyi koruyor. Eğer sigorta yoksa ve ölen kişinin yakınları da borcu ödeyemiyorsa kredi ile alınan ev, araç ya da her ne alınmışsa elden gidiyor. Sigorta yapılmışsa sigorta şirketi kredi tutarının tamamını bankaya ödüyor ve geride kalanların borcu kapanmış oluyor.

Araştırdım, sadece geçen sene, vefat edenlerin bankalara olan kredi borçları nedeniyle hayat sigortalarından 3 milyar liranın üzerinde tazminat ödenmiş. Bu kişilerin bir kısmı da geçen seneki deprem ve sel afetlerinde, bir kısmı da koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybedenler. Sigorta şirketleri, hayatını kaybedenlerin bankalara olan tüm borçlarını ödemişler.

BURSA’DAKİ TIR FACİASINDA YENİ GELİŞME

Yazının Devamını Oku

Bayram ikramiyesi konusunda tüm merak edilenler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeklilere ödenen biner liralık bayram ikramiyesinde enflasyon oranında artış yapılacağını ve ilk ikramiyenin mayıs ayının başında ödeneceğini, Kurban Bayramı ödemesini ise temmuz ayının ortasına doğru gerçekleşeceğini açıkladı.

Bu kapsamda, bayram öncesinde, mayıs ayının ilk haftasında, bayram ikramiyeleri emeklilerin hesabına zamlı yatırılacak. Ancak hangi enflasyon oranı uygulanacağı henüz netleşmediği için zamlı ikramiyenin ne kadar olacağı da şimdilik bilinmiyor. Peki, bayram ikramiyesinden kimler yararlanacak, yeni emekli olanlar da ikramiye alabilecek mi, hangi tarihte emeklilik dilekçesini verenler ikramiye alabilecek? 2018 yılında yapılan düzenleme ile emeklilere ramazan ve kurban bayramı olmak üzere senede iki kere, bayram öncesi biner liralık ikramiye verilmeye başlandı. Böylece emeklilere, bu seneye kadar, senede iki bin lira ikramiye ödendi. Bu sene de emekliler, dul ve yetim aylığı alanlarla birlikte yaklaşık 13 milyona yakın kişiye bayram ikramiyesi ödenecek.

İKİ MAAŞA İKİ İKRAMİYE VAR MI?

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK); emekli aylığı, yaşlılık aylığı, vazife malullüğü aylığı, malullük aylığı, ölüm aylığı ile sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm geliri alanlar bayram ikramiyesinden yararlanabilecek. Ayrıca SGK’dan aylık alan; şehit yakınları, gaziler, muharip gaziler, güvenlik korucuları, şampiyon sporcular ve terörden zarar gören sivil vatandaşlar ile bu kişilerin hak sahiplerine de bayram ikramiyesi ödenecek. Birden fazla dosyadan gelir veya aylık alanlara en fazla ödemeye imkan veren dosya üzerinden ikramiye ödenecek. Örneğin, emekli aylığı ile birlikte vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı da alan bir emekli, en fazla ödemeye imkan veren dosya üzerinden bayram ikramiyesi alabilecek. Yani, çift emekli maaşı alana çift ikramiye ödenmeyecek.

HİSSESİ ORANINDA ALACAK

Dul ve yetim aylığı alanlara bayram ikramiyesi hak sahiplerinin hisseleri oranında ödenecek. Örneğin, eşinin vefatı nedeniyle yüzde 50 hisse oranı ile eşe, yüzde 25 hisse oranı ile yetim çocuğa ölüm aylığı ödenmesi halinde; bayram ikramiyesi de hak sahiplerine aynı oranlarda ödenecek. İş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sürekli iş göremezlik geliri almakta olanlara, gelir bağlanmasına esas olan sürekli iş göremezlik derecesi oranında bayram ikramiyesi ödenecek. Örneğin; meslekte kazanma gücü kayıp oranı yüzde 25 olması nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri almakta olana, eğer ikramiyenin toplam tutarı bin liraysa, yüzde 25’i oranında, 250 lira tutarında bayram ikramiyesi verilecek.

YENİ EMEKLİLER ALABİLECEK Mİ?

Peki, bayram ikramiyesi ödenmeyen kesim var mı? Var; sayıları 400 bini bulan, banka ve sigorta gibi özel sandıklardan emekli aylığı alanlara bayram ikramiyesi ödenmiyor. Neden, çünkü uygulama sadece SGK’dan aylık alanları kapsıyor da ondan. Ancak geçtiğimiz yıllarda bazı banka sandıkları emeklilerine bin lira bayram ikramiyesi ödese de sonradan bu ödemeyi yapmadılar. Özetle, yeni bir düzenleme yapılmazsa, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de özel sandık emeklileri ikramiyeden yararlanamayacak. Gelelim, mera edilen, yeni emekli olacakların da ikramiye alıp alamayacağı konusuna. Şöyle ki, nisan ayının sonuna kadar emeklilik dilekçesini verenler mayıs ayında ödenecek bayram ikramiyesini alabilecekler. Ancak, emeklilik dilekçesini, mayıs ayında verenler yararlanamayacak çünkü, yapılan açıklamaya göre bayram ikramiyesi mayıs ayının ilk haftası ödenecek.

 

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma ödeneği bitti bundan sonra ne olacak?

Kısa çalışma ödeneği dün, 31 Mart tarihi itibarıyla son buldu. İşverenler, normal çalışmaya dönüp normalleşme desteğinden yararlanabilir. Ya da çalışanlarını ücretsiz izne çıkarabilir ve ücretsiz izne çıkan çalışanlar 17 Mayıs tarihine kadar aylık 1.341 liralık nakdi ücret desteğinden yararlanabilir.

Salgının başladığı 2020’nin mart ayında kısa çalışma ödeneğinin şartları kolaylaştırılarak, tüm işverenlere, çalışanları için kısa çalışma ödeneğinden yararlanma imkanı sağlandı. Bir senedir de kısa çalışma ödeneği uygulaması devam ediyor ve bu süre içinde 3.7 milyondan fazla çalışana, 27.7 milyar lira ödendi. Kısa çalışma ödeneği dün, 31 Mart tarihi itibariyle son buldu. Son bir haftadır da okuyuculardan çokça soru alıyorum. İşverenler, ‘kısa çalışma ödeneği bitiyor biz hangi desteklerden yararlanacağız?’ diye soruyor; çalışanlar ise ‘kısa çalışma ödeneği bitince işveren bizi işten çıkartır mı?’ diye merak ediyor.

NORMALLEŞME DESTEĞİ

İşverenler için geçen senenin ağustos ayında uygulamaya giren normalleşme desteği devam ediyor. Normalleşme desteği kapsamında, işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesini teşvik etmek amacıyla sigortalı ve işveren paylarının tamamı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanıyor. Bu kapsamda; 2021’in Haziran ayını geçmemek üzere 6 ay süreyle işverenlere, sigortalıların prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak sosyal güvenlik primlerinin tamamı tutarında destek veriliyor.

Prim desteği, kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işyerleri ile nakdi ücret desteği alanlara veriliyor. Normalleşme desteğinde dikkat edilmesi gereken nokta; destek miktarının çalışanın bir ay içinde aldığı kısa çalışma ödeneği gün sayısı kadar olacak olması. Nakdi ücret desteği alanlar için de aylık ortalama aldıkları gün sayısı kadar olacak. Örneğin, işyeri, kısa çalışma ödeneğinden, bir ay içinde 15 gün yararlanmışsa, normal çalışma süresine dönülmesi halinde, 15 günlük işveren ve işçi primleri devlet tarafından karşılanacak. Destek tutarı ise aylık 1.341 lira. İşverenler, kısa çalışma ödeneğinin yerine haziran sonuna kadar normalleşme desteğini koyabilirler.

İŞVEREN İŞTEN ÇIKARAMAZ

Yine geçen sene salgının başlaması ile nisan ayında işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılan, kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik maaşından yararlanamayanlara ücretsiz izinde oldukları ve işsiz kaldıkları sürede devlet tarafından ödenen aylık 1.420 liralık nakdi ücret desteği 17 Mayıs 2021 tarihine kadar devam ediyor. Bu süre içinde de 2.4 milyondan fazla kişiye 8.2 milyar lira nakdi ücret desteği ödendi. Aynı şekilde işverenin, çalışanı işten çıkarma yasağı ya da bir başka isimle fesih yasağı süresi de 17 Mayıs tarihine kadar uzatıldı.

Peki, kısa çalışma ödeneğinin son bulmasıyla bundan sonra ne olacak? İşverenler, normal çalışmaya dönüp, normalleşme desteğinden yararlanabilir. Ya da işveren, çalışanlarını ücretsiz izne çıkartabilir ve ücretsiz izne çıkan çalışanlar 17 Mayıs tarihine kadar aylık 1.341 liralık nakdi ücret desteğinden yararlanabilir. Hatırlatayım, işten çıkarma yasağı 17 Mayıs tarihine kadar devam ediyor. Kısa çalışma ödeneği bitip de işveren çalışanı ücretsiz izne çıkartır ve çalışan da nakdi ücret desteğinden yararlanırsa; çalışan açısından elbette bir gelir kaybı olacaktır. 17 Mayıs’ta fesih yasağı bittikten sonra ne olacak diye soran okuyucular da var; ona da fesih yasağı bittikten sonra değinirim.

Yazının Devamını Oku

Emekli maaşınız düşük olacak

Soru: 22 yılım doldu, prim ödeme sayım 7124. 1974 doğumluyum, 2025 kasım ayında emekli olacağım. 2016 yılından itibaren çalışmıyorum. 2025 yılında bağlanacak emekli maaşım, 2016 yılında aldığım maaş karşılığı yatan prim dikkate alınarak mı hesaplanacak? Çalışmıyor olmamın emekli maaşı üzerinde herhangi etkisi olacak mıdır? Aysın G.

Cevap: Emekli maaşı ortalama aylık kazancın, prim gün sayısına göre hesaplanan aylık bağlama oranı ile çarpılması sonucu belirleniyor ve enflasyon, büyüme hızı gibi birçok etken de hesaba katılıyor. Maaşınız o dönemki aylık kazanca göre hesaplanacak. Bu durumda emekli olacağınız tarihte 9 yıldır çalışmıyor olacağınızdan emekli maaşınız da düşük olacaktır.

İŞVEREN EMEKLİLİĞE ZORLAYAMAZ

Soru: Ortopedik engelli statüsünde 24 yıldır çalışmaktayım. Yaşım 56. İşveren, engelli bir işçiyi, personeli emekliliğe zorlayabilir mi? Nuri A.

Cevap: İşveren, ister engelli olsun ister olmasın çalışanını emekliliğe zorlayamaz. Çalışanın emekliliği gelmiş olsa da zorlaya-maz. İşveren, sizinle çalışmak istemiyorsa iş kanununa uygun kurallara göre sizi işten çıkartabilir ve tazminatınızı da öder.

PRİMLERİNİZİ TOPLU ALABİLİRSİNİZ

Soru: 1988’den sonra 6 ay kadar SGK primi ödendi. 1962 doğumluyum. SGK primlerimi geri alabilir miyim? Alabiliyor olursam ne şekilde dilekçe yazmam gerekiyor? Çağatay T.

Cevap: Yaş şartını yerine getirseniz bile ödediğiniz primler emekli olmaya imkân tanımıyorsa prim iadesi talep edilebilir, SGK’dan toplu ödeme alabilirsiniz. 58 yaşını doldurduğunuz için prim iadesini alabilirsiniz. Bunun için SGK’ya başvuracaksınız.

BABANIZDAN ÖLÜM AYLIĞI BAĞLANIR

Yazının Devamını Oku

Bursa’daki TIR faciasının sonuçları ağır olacak

Bursa’daki TIR faciasının her boyutu konuşuldu, işin sigorta tarafı hiç gündeme gelmedi. Oysa bu kazadan hem ders çıkarmak hem de bundan sonra olası benzer kazalar için de önlem almak gerekiyor. Anlatacağım; ama önce ne olmuştu, hatırlayalım. Bursa’da freni boşalan TIR’ın, önündeki araçlara çarpması sonucu meydana gelen kazada 4 kişi ölmüş, 20 kişi yaralanmış, 20’den fazla da araç ağır hasar görmüştü. Kaza ile ilgili yargı süreci devam ediyor.

Peki, bu zincirleme kazada hem maddi hem de bedeni zararı kim karşılayacak? Cevap net değil mi; elbette kazaya neden olan TIR’ın trafik sigortası karşılayacak. Maalesef bu kadar basit değil. Doğru, TIR’ın trafik sigortasından ölenlerin yakınlarına vefat tazminatı, kazada sakat kalanlara sakatlık tazminatı, aracı zarar görenlere de maddi tazminat ödenecek ama bir yere kadar. Çünkü trafik sigortasında limit var, bu limite kadar sigorta karşılar, üzerine karışmaz. Neden? Çünkü kaza, zincirleme kaza. Nedir bu limit? Kaza başına maddi hasar limiti 86 bin lira; vefat, sakatlanma teminatında da limit kişi başına 430 bin lira, yine kaza başına 4.3 milyon lira.

TAMAMINI KARŞILAMAZ 

Sigortacılarla konuştum, ilk bakışta maddi ve bedeni dahil 7-8 milyon liralık hasardan bahsediyorlar. Tabi bu, kazada vefat edenlerin yaşına, bedeni durumuna, gelirine göre değişebilir, rakam daha da artabilir. Bundan sonra ne olacak? Önce vefat ve sakatlık tazminatı açısından değerlendireyim. Kazada hayatını kaybedenler için yakınlarına sigortadan ödenmek üzere tazminat hesaplanacak. Kazada ağır yaralanıp da tedavi sonucu sakat kalanlar için de bir tazminat tutarı hesaplanacak. Bu hesaplama sonucu TIR’ın, trafik sigortası, bir kişi için en fazla 430 bin lira, toplamda da 4 milyon 300 bin lira vefat ve sakatlık tazminatını taraflara ödeyecek. Bu hesaplama sonucu bir kişinin vefat tazminatı diyelim ki, bir milyon lira tutarsa, sigorta sadece 430 bin lirasını karşılayacak. Kaza sonucu bedeni tazminat toplamı diyelim ki, 6 milyon lira tutarsa, sigorta şirketi 4.3 milyonunu ödeyecek.

Gelelim, kazanın maddi boyutuna. 20’den fazla araç kazada zarar gördü ve bunların neredeyse tamamına yakını da ağır hasarlı. Sigortacılara göre tahmini maddi zarar 3 milyonu bulacak. TIR’ın trafik sigortasının ödeyeceği toplam tutar ise 86 bin lira. Yani, bu 86 bin lira, 20 araç arasında hasar durumuna göre pay edilecek. Kazada zarar gören araçlar kaskoluysa sorun yok; kasko, araçtaki tüm zararı karşılayacak, sonra da sigorta şirketi ödediği zararı, TIR’ın trafik sigortasından talep edecek ve bu 86 bin lira arasından payını alacak. Kaskosuz araçlar ise 86 bin liradan paylarına ne düşerse onu alacak.

TIR’IN SAHİBİNE KÖTÜ HABER

Haklı olarak soracaksınız, limiti aşan tutarlar ne olacak? İşte buradan sonrası artık TIR’ın sahibi olduğu şirket ve TIR şoförü için kelimenin tam anlamıyla kabus. Çünkü, 100 bin liralık aracı kazada pert olan, trafik sigortasından hepi topu 3 bin lira alınca, zararını karşılamak için TIR’ın sahibine ve şoföre dava açacak. Aynı şekilde kazada hayatını kaybedenlerin yakınları sigorta limiti kadar vefat tazminatı alınca yine TIR’ın sahibine ve şoföre gidecek. Kaskolu araçların sigorta şirketleri de ödedikleri zararı karşılamak için dava açacak. Sigortacılar, bu kazada trafik sigortasının limitinin üzerinde 3-4 milyon liralık tazminat talebi ile TIR’ın sahibine ve şoförüne dava açılacağını söylüyorlar.

Peki, var mı bunun bir çaresi? Adı biraz itici gelebilir, ihtiyari mali mesuliyet adı altında sigorta var; trafik sigortasının limitini aşan tazminatlara karşı yaptırılıyor. Tıpkı bu kazada olduğu gibi trafik sigortasının yetersiz kaldığı durumlarda tüm zararı bu sigorta karşılıyor. Eminim, ‘pahalıdır’ diyeceksiniz. Onu da sordum; TIR’lar trafik sigortasının üzerine 750 lira ödeyerek, araçlar da 260 lira ödeyerek bu sigortayı yaptırabiliyor. Bursa’daki kazada eğer TIR’ın ihtiyari mali mesuliyet sigortası olsaydı, trafik sigortasının limitini aşan 3-4 milyon liralık tazminatı sigorta karşılayacaktı. Böylece ne TIR’ın sahibi ne de kazada zarar görenler mağdur olmayacak, mahkemelerle uğraşmayacaklardı.

<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=41761564&resizable=1&autostart=scroll&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

İşte reform kapsamında yeni özel emeklilik modelinin detayları

Açıklanan ekonomi reformları kapsamında sigortacılık ve Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) önemli düzenlemeler yapılacak. Bu düzenlemelerin neler olduğunu geçen ‘28 milyon BES’lenecek’ başlıklı yazımda yazdım.

Okuyuculardan da çokça soru aldım. Kimileri, BES’in, 18 yaş altına nasıl uygulanacağını merak ediyor; kimileri, özellikle de vakıf ve sandık çalışanları, birikimlerini sisteme hangi şartlarda aktaracağını soruyor. Kimileri de, ‘18 yaş altını anladık da eğitim, sağlık, hayat sigortalarının BES’e entegre edilmesini anlamadık’ diyor. 18 yaş altı ve vakıf, sandıkların sisteme aktarım şartlarına önümüzdeki yazılarımda detaylı değineceğim.

TEK PAKETTE TOPLANIYOR

Reform kapsamında; eğitim, sağlık ve hayat sigortaları gibi tasarruf ürünleri BES’e entegre edilecek. Henüz nasıl bir düzenleme olacağı netlik kazanmış değil, üzerinde çalışılıyor, ama satır başları ile anlatayım. Aslında 18 yaş altının sisteme dahil edilmesi ile tasarruf ürünlerinin entegrasyonu birbirinden çok da ayrı değil. Sigorta sistemi içinde eğitim sigortası, sağlık sigortası, hayat sigortası zaten var. Özel sağlık sigortasını anlatmama gerek yok. Eğitim sigortası; maalesef, ağırlıklı ebeveynin vefatı sonrası çocuğun eğitim masraflarını karşılayan bir ürün. Bu ürünlerin hepsini ayrı aylı almak durumundasınız. Şöyle ki; çocuğunuzun geleceğinde tasarrufu olsun diye BES yaptıracaksınız, sağlığı için ayrı sigorta yaptıracaksınız, ‘bana bir şey olursa eğitimi aksamasın’ diye de eğitim sigortası yaptıracaksınız. Ayrı aynı ürünler olunca da bugün tüm bunları birlikte yaptıranların sayısı binlerle ancak ifade ediliyor.

BES’TE SAĞLIK, EĞİTİM OLACAK

Yeni düzenleme ile işte bu ürünler bir paket içinde toplanacak. Örnekle anlatayım. Beş yaşındaki çocuğunuz için BES yaptırdınız ve bu pakete dahil oldunuz. Öncelikle çocuğunuz için tasarrufa başladınız; paketin içinde sağlık sigortası olduğu için ömür boyu sağlık teminatını da alıyorsunuz, böylece yenilemeydi, sonradan çıkan hastalıkların kapsam dışı kalmasıydı gibi sorunlarla karşılaşmıyorsunuz. Bir de çocuğunuzun eğitim döneminde yaşanacak olası risklere karşı da koruma sağlamış oluyorsunuz; tabi bana göre mevcut eğitim sigortasının mutlaka içeriğinin değişmesi gerekiyor. Bu ne sağlayacak? Birincisi ayrı ayrı sigortalarla uğraşmayacaksınız, ikincisi paket olacağı için ayrı ayrı sigortalara ödeyeceğiniz fiyattan çok daha düşük bedele tüm bu sigortaları almış olacaksınız. BES’e bir katkı payı ödeyeceksiniz ve bu payın içinde sağlık sigortası primi de olacak, eğitim sigortası primi de. Elbette, bu iş zorunlu olmayacak, tek bir BES de olmayacak. İsteyen çocuğu için BES’e girip, sadece tasarruf edecek; isteyen sağlık, eğitimi kapsayan paketi yaptıracak.

EMEKLİYE AYLIK MAAŞ

Peki, hayat sigortası bunun neresinde? Bugün BES’ten emekliliği gelenler, birikimini ve devlet katkısını toplu para olarak alıp, sistemden çıkıyor. Oysa toplu para almak yerine aylık maaş da alınabilmesi gerekiyor. İsteyen birikimini toplu alır, isteyen aylık maaş alır. Bu da ancak hayat sigortası ürünü ile mümkün. İşte, yeni düzenleme ile oluşturulacak pakete, aylık maaş bağlanmasına imkan tanıyan hayat sigortası da entegre edilecek.

Böylece, genç yaşta BES’e girildiğinde hem tasarruf edilmiş olacak hem özel sağlık sigortalı olunacak hem de eğitim sigortalı olunacak. Devlet de bunu destekleyecek ki, zaten BES’e girene yüzde 25 destek var. Bazı okuyucular soruyor; sosyal güvenlik benzeri model mi olacak diye. Tam da öyle değil ama nasıl sosyal güvenlik sisteminde prim ödenip, devletin sunduğu sağlık hizmetinden yararlanılıyor, emeklilik süresi geldi mi de emekli aylığı alınıyor; bu da işin özel emeklilik tarafı diyebiliriz. Paket çıktıktan sonra özel emeklilik, yani BES, tam anlamıyla sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olacak.

Yazının Devamını Oku

İşte istihdam desteklerinin ayrıntıları

Mikro ve küçük ölçekli firmalar arasında likidite sıkıntısı çekenlere yönelik, istihdama kattıkları her bir ilave kişi için, Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle, 100 bin liralık krediye erişim imkânı sağlanacak. En fazla 500 bin liralık ilave istihdam finansman desteği verilecek. İlave istihdam finansman desteğinden, 17 Mayıs’ta bitecek olan nakdi ücret desteği alan işyerleri de yararlanabilecek.

EKONOMİDE reform paketi açıklandı. Paket, başta istihdam olmak üzere çalışma hayatına yönelik önemli düzenlemeler içeriyor. Buna göre, geçtiğimiz haftalarda yönetmeliği de yayımlanan uzaktan çalışma uygulaması hakkında yeni düzenlemeler yapılacak ve günün şartlarına uygun şekilde uzaktan çalışma yasası revize edilecek. Ayrıca kısmi süreli çalışanların hafta tatili, yıllık izin ve kıdem tazminatına hak kazanma süreleri yapılacak yeni düzenlemeler ile netleşecek. Yine pakette, genç istihdamın artırılmasına yönelik düzenlemeler de dikkat çekiyor.

REFORM PAKETİNDE YER ALDI

Ama asıl dikkat çekici olanı, ilave istihdam sağlayan işletmelere finansman desteği verilecek olması. Konunun detayına girmeden önce bir özet yapayım. Koronavirüs salgını nedeniyle bir senedir, hem işverenler hem de çalışanlar kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin desteği ile destekleniyor. Aynı şekilde, bu süreçte işverene çalışanını ücretsiz izne çıkarma hakkı tanındı ve bununla birlikte işten çıkarma yasağı da getirildi. Her ne kadar sivil toplum örgütleri, kısa çalışma ödeneğinin uzatılmasını talep etse de Cumhurbaşkanı’nın, son yaptığı açıklamaya göre, kısa çalışma ödeneği bu ayın sonunda bitiyor. Ücretsiz izin desteği ile işverenin çalışanı işten çıkarma yasağı da 17 Mayıs tarihinde son bulacak. Özellikle çalışan kesim, desteklerin son bulmasıyla birlikte işte çıkarılmaktan endişe duyuyor.

İşte, açıklanan Ekonomi Reform paketinde bu konuda, benim de dikkatimi çeken, önemli bir düzenleme yer alıyor. İşten çıkarmalar yaşanmasın diye işletmelere ilave istihdam finansman desteği sağlanacak. Destek, sadece istihdamı artırmaya yönelik değil; salgın nedeniyle nakit sıkıntısı çeken işletmelere de bir ölçüde nefes aldıracak.

BİR KİŞİ ALANA 100 BİN LİRA!

Peki, bu destekten kimler, nasıl yararlanacak? Mikro ve küçük ölçekli firmalardan likidite sıkıntısı çekenlere yönelik, istihdama kattıkları her bir ilave kişi için; Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle, 100 bin liralık krediye erişim imkanı sağlanacak. Mikro ve küçük ölçekli işletme denildiğinde yaklaşık 3 milyondan fazla işletmeyi kapsıyor demektir. Buna göre, ilave istihdam yaratacak olan işletmeye, KGF destekli 100 bin liralık kredi verilecek. İstihdam yaratılacak her bir kişi için bu destekten yararlanılacak.

Peki, limit var mı? En fazla 500 bin liralık ilave istihdam finansman desteği verilecek. Bu da ilave 5 kişilik istihdam anlamına geliyor. Daha açık bir anlatımla, KOBİ iseniz, mevcut istihdamınızın üzerine 5 kişiye ilave istihdam sağlarsanız; KGF destekli, 500 bin liralık kredi imkanından yararlanabileceksiniz. Yok, 5 kişi değil de, ilave 2 kişilik istihdam sağlarsanız, 200 bin liralık destek alabileceksiniz.

Yazının Devamını Oku

Yurtdışı borçlanması yapmalısınız

Soru: 1999-2001 yıllarında Amerika’da üniversiteden mezun olduktan sonra çalıştım. Elimde belge olarak 401 K ve orada çalıştığıma dair 2000 yılında yazılmış bir belge ve 1999 yılına ait maaş bordrom bulunmakta. Amerika’da çalıştığım yılları transfer edebilmek için hangi departmanla iletişime geçebilirim? Ersa Ö.

Cevap: Yurtdışında çalışan Türk vatandaşların yurtdışında geçen hizmetlerini Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesi için borçlanabilirler. Bunu için de öncelikle yurt dışı sürelerini borçlanma talep dilekçesi dolduracaksınız ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuracaksınız.

58 YAŞINDA PRİM İADESİ ALABİLİRSİNİZ

Soru: Eşim 2015 yılında işe girdi, toplamda 550 prim günü var. 2017 de bir trafik kazası sonucu iki ayağı kırıldı. Devlet hastanesi yüzde 10’luk engelli raporu verdi. Biriken 550 gün primi alabilir miyiz? Murat T.

Cevap: Yaşı doldurmasına rağmen prim gün sayısı ve çalışma yılı nedeniyle emekli olamayıp maaş alamayanlar ödedikleri primleri toplu olarak alabilir. Ancak bu haktan yararlanabilmek için eşinizin 58 yaşını doldurması gerekiyor.

STAJ EMEKLİLİKTE HESABA KATILMAZ

Soru: İlk işe giriş tarihim 1.10.1994 (Staj amaçlı-SGK’da bu tarih gözüküyor) uzun vade de sigorta yatmaya başlayan tarih de 4.5.1998. Emeklilik için hangi tarih baz alınır? Bir de pandemi sonrası iş yeri ile yapmış olduğum anlaşma gereği haftalık çalışma sürem azalsa ve buna bağlı maaşımda düşüş olsa daha sonraki tazminat hakedişim hangi tutardan hesaplanır? Çetin K.

Cevap: Staj süreleri emeklilikten sayılmıyor. Emeklilik priminin ilk yattığı tarih yani 1998 yılından itibaren emekliliğiniz hesaplanacak. Haftalık çalışma sürenize bağlı olarak maaşınızda düşüş olursa bu kıdem tazminatını etkiler, son aldığınız brüt maaşınız üzerinden tazminat alabilirsiniz.

KISA ÇALIŞMA TAZMİNATTA SAYILMIYOR

Yazının Devamını Oku

28 milyon BES’lenecek

Ekonomik Reform kapsamında BES’te yeni düzenlemeler yapılacak. 18 yaş altı, 27 milyon gencin sisteme dahil edilmesinin önü açıldı. İlk etapta 6 milyon gencin bu imkândan yararlanacağı tahmin ediliyor. Sandık, vakıflar, derneklerdeki emeklilik birikimlerinin de BES’e aktarımına imkân tanındı. Tahminler, 10 milyar liralık bir birikimin sisteme aktarılacağı yönünde.

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Ekonomik Reformları açıkladı. Reformların içinde Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) yönelik önemli düzenlemeler var. Cumhurbaşkanı, “Sektörün 18 senede gösterdiği performans, sistemin, halkımız nezdindeki konumunu güçlendirmiştir. İçinden geçtiğimiz dönem bize, bu alanda yeni reformların vaktinin geldiğini gösteriyor” diyerek, BES’te yapılacak yeni düzenlemeleri anlattı. Önce, BES’te gelinen noktayı özetleyim, sonra reform adı altında yapılacak düzenlemelere değineyim. Sistemde toplam 12.6 milyondan fazla katılımcı bulunuyor ve emeklilik fonlarının toplam büyüklüğü de 170 milyar lirayı geçti.

Ekonomik reformlar kapsamında hem BES hem de sigortacılık anlamında üç önemli reform yapılacak. Bunlardan biri 18 yaş altının sisteme dahil edilmesi. Diğeri sandık, vakıf, dernek gibi kuruluşlardaki emeklilik birikimlerinin, 2023 sonuna kadar BES’e aktarımına imkân verilmesi. Üçüncüsü de devlet destekleri ve uygun maliyetlerle; eğitim, sağlık ve hayat sigortaları gibi tasarruf ürünlerinin BES’e entegre edilmesi. İlk ikisi hemen uygulamaya alınacak düzenlemeler; sonuncusu ise biraz zaman alacaktır. Bu üç düzenlemeye baktığımızda, önümüzdeki dönemde ülke tasarruflarının artırılmasına ağırlık verileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

GENÇLER BES’LENECEK?

18 yaş altının BES’e dahil edilmesi uzun süredir beklenen düzenlemeydi. Türkiye’de, 18 yaş altı nüfusun, toplam nüfusa oranı yüzde 27.5 ki, bu da 22.8 milyon genç anlamına geliyor. İşte bu, 22.8 milyon genç, artık sisteme girebilecek. Bugüne kadar giremiyorlar mıydı? Giremiyorlardı, çünkü sistem 18 yaş üstünü kapsıyordu. Katılımcılar, çocukları için; belki büyükler, torunları için BES yaptırıyordu ancak kendi adlarına yaptırabiliyorlardı. Şimdi ne olacak? Evet, gençlerin geliri olmadığı için aylık katkı paylarını yine aile büyükleri ödeyecek ama BES sözleşmesi gencin adına olacak. Üstelik devlet de yüzde 25 katkı yapacak. Yani, BES’teki, yüzde 25’lik devlet katkısı, 18 yaş altı için de geçerli olacak. Bu ne getirecek? Birincisi, genç yaşta sisteme girilebileceğinden, BES’e daha küçük rakamlar –belki 100 lira, belki 150 liralar- ödeyerek, büyük tasarruflara ulaşılacak. İkincisi, sisteme giren katılımcı sayısı arttıkça tasarruflar da artacak.

27 MİLYONU İLGİLENDİRİYOR

Elbette, imkân tanındı diye 27 milyon genç, koştura koştura BES yaptırmayacak, ancak belli bir kesimin bu düzenlemeyi beklediğini biliyorum ki, tahminler ilk etapta 5-6 milyon gencin bu imkândan yararlanacağı yönünde. Şunu da belirteyim, adı üstünde, sistem emeklilik sistemi, ama konu 18 yaş altı oldu mu; illa emeklilik diye bir kavram olması da gerekmiyor. Ebeveyn, çocuğu için küçük yaşta BES yaptırsa, belirli safhada eğitim için ciddi katkı yapacak tasarrufa ulaşılabilir. Bu, eğitim olmaz da gelecekte başka bir şey için kullanılır.

VAKIFLAR, SANDIKLAR NASIL GEÇECEK?

BES’te yapılacak düzenlemelerden biri de sandık, vakıf, dernek gibi kuruluşlardaki emeklilik birikimlerinin, 2023 yılı sonuna kadar, BES’e aktarımına imkân verilmesi. Bu uygulama geçmişte de yapılmıştı. 2008 yılında; dernek, vakıf ve sandıkların BES’e aktarımının yolu açılmıştı. Hatta aktarım süresi sonradan 2015 yılına kadar uzatılmıştı ki, aktarım yapanlar yüzde 25’lik devlet katkısından daha uzun süreli yararlanabilsin. Sonradan bir uzatım daha yapıldı. İyi hatırlıyorum o dönem, 100’ün üzerinde sandık ve vakfın sisteme girebileceği ve yaklaşık 8-9 milyar liralık bir birikimin BES’e aktarılacağı yönünde hesaplar yapılıyordu.

Yazının Devamını Oku

İş hayatında yeni dönem çalışanı nasıl etkileyecek?

Salgınla birlikte yüzbinlerce çalışan, evden çalışmaya, bir başka ifadeyle uzaktan çalışmaya geçti ve halen de özel sektörde uzaktan çalışma devam ediyor.

Aslında iş hukuku yıllar öncesinde uzaktan çalışmayı tarif ediyor ve çalışanın, evinden ya da teknolojik iletişim araçları ile işyerinin dışından çalışmasına imkan tanıyor. Ancak yıllardır uzaktan çalışmanın yasal sınırları çizili değildi. Salgınla birlikte uzaktan çalışmaya zorunlu geçilince de hem işverenlerde hem de çalışanlarda uygulamaya yönelik tereddütler oluştu.

İŞVEREN KABUL ETMEYEBİLİR

Nitekim bu bir yıllık süreçte, uzaktan çalışma konusunda okuyuculardan çokça soru aldım. Kimileri, uzaktan çalışmada nasıl bir maaş politikası izleneceğini merak ediyor, kimileri izin ve yan haklarının neler olacağını soruyor, kimileri de mesai saatlerinden şikayet ediyor. Hatta bu konuda geçen bir yıl içinde uzaktan çalışma uygulayan işyerlerinde işveren ile çalışan arasında ciddi uyuşmazlıklar yaşandı, ama işten çıkarma yasağı nedeniyle bu uyuşmazlıklar askıda kaldı, iki taraf da aksiyon alamadı. Yine bu süreçte uzaktan çalışmayla ilgili yazılarımda sürekli olarak, eğer uzaktan çalışma varsa mutlaka işveren ile çalışan arasında yazılı bir sözleşme yapılması gerektiğinin altını çizdim.

Nihayet dün, Uzaktan Çalışma Yönetmeliği Resmi Gazetede yayımlandı ve uygulamaya da girdi. Yani, bir geçiş süreci yok, uzaktan çalışma yönetmeliği 10 Mart tarihi itibariyle uygulanmaya başlanacak. Çok fazla detaya girmeden, yönetmeliğin önemli hususlarını paylaşayım. Çalışan, uzaktan çalışmaya geçmek isteyebilecek ve bu isteğini işverene iletecek. İşveren, bu isteği kabul edebilir de etmeyebilir de. Etmezse, yapacak bir şey yok. Eğer, talebi kabul ederse, o zaman çalışan ile arasında sözleşme yapacak. İşyeri zorlayıcı nedenle uzaktan çalışmaya geçmişse –ki, bugün salgın nedeniyle binlerce işyerinde olan budur- uzaktan çalışmak için çalışanın talebi veya onayı alınmayacak. Yeni düzenlemeye göre iş ilişkisi uzaktan çalışma sözleşmesi ile kurulabileceği gibi fiziki çalışma devam ediyorsa mevcut iş sözleşmesi çalışan ile işverenin anlaşması halinde uzaktan çalışma sözleşmesine dönüştürülebilecek

DÜZENLEME YARARIMA MI?

Peki, uygulaması nasıl olacak? Uzaktan çalışma yapılacaksa mutlaka işveren ile çalışan arasında yazılı sözleşme yapılacak. Sözleşmede de işin tanımı, yapılma şekli, işin süresi, uzaktan çalışmanın yapılacağı zaman aralığı, yeri, ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar, işveren tarafından sağlanan iş araçları, ekipman ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülükler, işverenin işçiyle iletişim kurması ile genel ve özel çalışma şartlarına ilişkin tüm detaylar yeralacak. Tabi, mesai saati uzaktan çalışma sözleşmesinde yazılacak ve bu çalışma saatleri işveren ile çalışan arasında anlaşarak değiştirilebilecek olsa da; tüm bu mesai süresi iş kanunda belirtiler sınırlar dahilinde olacak. Uzaktan çalışmanın yapılacağı zaman aralığı ve süresi iş sözleşmesinde belirtilecek. Yönetmelik yayımlanınca eşten dosttan, okuyuculardan, ‘bu düzenleme bizim yararımıza mı?’ şeklinde sorular gelmeye başladı. İşin ilginci bu soruyu hem çalışanlar hem de işverenler soruyor. Açıkça söyleyeyim, düzenleme, uzaktan çalışmanın nasıl olacağını ve şartlarını tamamen işveren ile çalışana bırakıyor. Yani, her iki kesim kendi iş durumuna ve kendi şartlarına göre aralarında anlaşarak, uzaktan çalışma modeli belirleyecek. Ancak hangi model olursa olsun, mutlaka yazılı sözleşme olacak ve sözleşmede tüm detaylar yer alacak.

 

Yazının Devamını Oku

Çalışmayan kadınlara emeklilik formülü

Kadın okuyuculardan, özellikle çalışmayan, ev hanımı olan okurlardan sıklıkla, ‘hiçbir sosyal güvencem yok nasıl emekli olurum, ne yapmam lazım?’ benzeri sorular alıyorum. Kimi okuyucular da ileriki yaşlarda toplu para alma imkânı olup olmadığını merak ediyor.

Araştırmalara göre 15 yaş üzeri nüfusta, işgücüne dahil olmayanların sayısı 32 milyon kişi ve bunun da yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyor. 15-64 yaş arasındaki çalışabilir nüfusta istihdam edilenlerin sadece üçte biri kadınlardan oluşuyor. Şu bir gerçek ki, çalışmayan kadınlarda ciddi gelecek endişesi var. Hal böyle olunca da çalışmadan nasıl emekli olunacağı, emekli maaşı ya da emeklilik toplu ödemesi alınıp alınmayacağı merak ediliyor.

2.8 MİLYON KADIN SİSTEMDE

Hazır bugün Dünya Kadınlar Günüyken, merak edilen bu konuya açıklık getireyim. Çalışmadan emekli olmak mümkün. Bunun iki yolu var; birincisi devletten isteğe bağlı sigortalı olunabilir, ikincisi Bireysel Emeklilik Sistemi’nden (BES) özel emekli olunabilir. İşin özel emeklilik tarafına değineceğim. Bugün 2 milyon 800 binden fazla kadın özel emeklilik sistemini tercih etmiş durumda, bunların bir kısmı da ev hanımları.

Artık, BES’i bilmeyen yok ama ben yine de özet geçeyim. Çalışmıyorsanız, ev hanımıysanız, her ay prim öder gibi emeklilik şirketine katkı payı adı altında belirli bir miktar ödüyorsunuz. 56 yaşına geldiğinizde sistemden emekliliğe hak kazanıyorsunuz. 56 yaşında da değil de 60 yaşında, 65 yaşında da emekli olabilirsiniz, size kalmış. Emekli olduğunuzda ister toplu para alabilirsiniz, ister belirleyeceğiniz geri ödeme planına göre kısım kısım ödeme alabilirsiniz ya da BES’teki birikiminizi yıllık gelir sigortasına aktarıp düzenli gelir alabilirsiniz.

İşin en cazip tarafı, BES’e, aylık ödediğiniz tutarlara devletin de yüzde 25 katkı yapması ki, mesela isteğe bağlı sigortada böyle bir şey yok. Konu, çalışmayan ev hanımlarından açıldı ama altını çizeyim, bu anlattıklarım; emeklilikte ikinci gelire ihtiyaç duyan, emekli olduğunda devletten alacağı emekli maaşını yetersiz bulan tüm çalışan kadınlar için de geçerli.

AYLIK MAAŞ DA ALABİLİRSİNİZ

Peki, BES’e aylık ne kadar katkı payı ödenirse emeklilikte ne kadar birikime ulaşılır? Bu, kişilerin aylık ne kadar tasarruf edeceği, hangi yaşta sisteme gireceği ile yakından ilgili ama ben yine de bir-iki örnek vereyim. Örnekler, Emeklilik Gözetim Merkezi’nden (EGM) alınmıştır. Eğer 30 yaşındaysanız, aylık 200 lira katkı payı ödeyerek BES’e girerseniz –ki, devlet de sizin için aylık 50 lira yatıracak- bu katkı payını hiç artırmadan, 200 liralar ile devam ederseniz; 56 yaşında elinize geçecek muhtemel tutar devlet katkısı dahil 124 bin liraya yakın olacaktır.

40 yaşındaysanız, aylık 300 lira katkı payı ödeyerek sisteme girerseniz, devlet katkısı ile birlikte aylık tutar 375 lira olacaktır ve 300 lirayı hiç artırmadan, 56 yaşında emekli olmak istediğinizde; devlet katkısı dahil 99 bin liraya yakın birikiminiz olur. Anlayacağınız sisteme ne kadar erken girerseniz emekliliğinizdeki birikiminiz o kadar yüksek olur. Geç girecekseniz de aylık ödeyeceğiniz katkı tutarlarını yüksek tutmanız gerekir. Dediğim gibi bu birikimi yıllık gelir sigortasına çevirip düzenli maaş da alabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Normalleşmede işveren bu desteklerden yararlanacak

Bir senedir uygulanan kısa çalışma ödeneğinin süresi 31 Mart’ta bitiyor. Aynı şekilde bir seneye yakındır uygulanan, işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılanlara ödenen nakdi ücret desteği ve bununla birlikte işverenin, çalışanı işten çıkarma yasağı da 17 Mart tarihinde bitiyor. Eğer bir uzatma olmazsa, salgın nedeniyle işverene ve çalışanlara verilen destekler mart ayında son bulacak. Kesin bir şey yok ama belki bir ihtimal, yüksek ve çok yüksek riskli illerde bu desteklerin bazıları haziran ayına kadar uzatılabilir.

Peki, uzatılmazsa ne olacak? Salgın devam ederken istihdamın azalmaması için işverenler ve çalışanlar nasıl desteklenecek? Aslında kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği dışında işverene destekler devam ediyor. Hatta geçen hafta Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 51 il ile 2 ilçede uygulanan bölgesel istihdam prim teşviki bu yılın sonuna kadar uzatıldı. Bu vesile ile işverene, dolayısıyla da çalışana hangi destekler var, hangileri devam ediyor, kısaca değineyim.

İLAVE İSTİHDAM DESTEĞİ

Normalleşme Desteği: Bu destek, salgın nedeniyle kısa çalışmadan ve nakdi ücret desteğinden yararlanıp da normal çalışmaya geçen işyerlerine veriliyor. İşverene prim teşviki sağlanıyor. Teşvik, 2021’in Haziran ayını geçmemek üzere 6 ay süreyle işverenlere sigortalıların prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak sosyal güvenlik primlerinin tamamı tutarında destek veriliyor. Destek tutarı aylık 1.341 lira.

İlave İstihdam Teşviki: İlk defa işe alınacak çalışanın sigorta ve vergi giderlerini asgari ücret üzerinden devlet karşılıyor. Sigortalıların, işe alındıkları aydan önceki 3 ayda 10 günden fazla sigortalılıklarının bulunmaması, İŞKUR’a kayıtlı işsiz olması gerekiyor. İşyerinin de çalışanı yeni işe alması gerekiyor. Destek tutarı işyerinin faaliyette bulunduğu sektöre göre farklılaşıyor. İmalat veya bilişim sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinde ilgili döneme ait günlük brüt asgari ücretin sigortalının prim ödeme gün sayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere tüm primler devlet tarafından karşılanıyor ki, destek tutarı 1.556 lira ile 3.792 lira arasında değişiyor. Diğer sektörlerde faaliyet gösteren işyerlerinde ilave istihdam edilecek her bir sigortalı prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak tüm primler yine devlet tarafından karşılanıyor; bunun da tutarı 1.556 lira.

Kadın ve gençlere yönelik teşvikler: İşverenler kadın ve gençleri istihdam ettiklerinde prime esas kazanç üst sınırına kadarki sosyal güvenlik primi işveren payları İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanıyor. Teşvik tutarı 733 lira ila 5.500 lira arasında değişiyor. Teşvikten yararlanmak için çalışanın son 6 aydır işsiz olması, istihdam edildiği tarihten önceki son 6 ayın ortalama sigortalı çalışan sayısına ilave olarak istihdam edilmesi gerekiyor. Teşvikten faydalanma süreleri ise 18 yaş ve üzeri kadınları istihdam eden işverenlere 24-54 ay, 18-29 yaş arası erkekleri istihdam eden işverenlere 12-54 ay, 29 yaş ve üzeri erkekleri istihdam eden işverenlere 6- 30 ay.

75 LİRA ASGARİ ÜCRET TEŞVİKİ

Asgari Ücret Desteği: Özel sektör işyerlerine verilen asgari ücret desteği 2021 yılında da devam ediyor. Destekten sakatlık, yaşlılık ve ölüm, yani uzun vadeli sigorta kollarına tabi kişileri çalıştıran işverenler yararlanacak. Destek tutarı tüm işyerleri ve her bir çalışan için günlük 2.50 lira, aylık da 75 lira olarak uygulanıyor.

İşsizlik Ödeneği Alanlara Yönelik Teşvik

Yazının Devamını Oku