Emeklilik fonlarına el koyulmaz

Bir haftadır bireysel emeklilik sisteminin güvenilirliği sorgulanıyor ve kişilerin birikimlerinden oluşan emeklilik fonlarına el koyulup koyulmayacağı, fonların reel sektöre kaynak olarak aktarılıp aktarılmayacağı tartışılıyor. El koyulmaz, çünkü hem sistem buna müsait değil hem de birikimler farklı farklı yatırım araçlarında değerleniyor.

Bir haftadır, ‘emeklilik fonlarına el koyulur mu, koyulmaz mı’ konusunu tartışıyoruz. Tartışma nereden çıktı? Geçen pazartesi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, benim de katıldığım, kamu sigorta şirketlerinin birleşmesi nedeniyle düzenlenen Türkiye Sigorta Tanıtım Töreni’nde, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı. Konuşmasının arasında da, “Devletin desteği ve teşvikiyle fon tutarı 154 milyar liraya ulaşan Bireysel Emeklilik Sisteminde yapılacak atılımlarla reel sektöre uzun vadeli ve düşük maliyetleri büyük bir kaynak sağlanabilecektir” açıklamasında bulundu.

Bunun üzerine kimi kesimler, ‘BES’teki birikimler özel sektöre kredi olarak verilirse sistem batar, sisteme güven zedelenir’ söylemi üzerinden, ‘tasarruflara el koyulur mu, koyulmaz mı’ tartışması başlattı. Törenin ertesi gün birçok meslektaşım ve tanıdıklar, ‘nedir bu işin aslı astarı, bir anlat, birikimlere el mi konulacak, özel sektöre mi verilecek?’ diye arayıp, sordu. Arayanlara da anlattım, sizlerle de paylaşayım. Ama önce bir iki tespitte bulunayım.

154 MİLYAR LİRALIK FON

Cumhurbaşkanı’nın konuşmasındaki o bölümü paylaşayım. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk sigorta ve emeklilik sektörü ne kadar yüksek düzeyde fon biriktirirse ülkemizin büyümesine ve kalkınmasına o derece destek verecektir. Özellikle hayat sigortaları ve emeklilik sistemi uzun dönemli ve düşük maliyetli fon birikimine katkı sağlayan temel araçlardır. Devletin desteği ve teşvikiyle fon tutarı 154 milyar liraya ulaşan Bireysel Emeklilik Sisteminde yapılacak atılımlarla reel sektöre uzun vadeli ve düşük maliyetli büyük bir kaynak sağlanabilecektir” dedi.

Emeklilik fonlarına el koyulmaz

BES NE KADAR GÜVENİLİR?

Aslında bu konu ilk kez gündeme gelmiyor. Açılıp bakılırsa; 2019’un temmuz ayında, Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen, 11. Kalkınma Planı’nda, yapılacaklar arasında, “Emeklilik fonlarında tasarruf olanakları artırılarak, bu fonlarda oluşan kaynakların sanayinin büyümesine yönlendirilmesi teşvik edilecektir” maddesi yer alıyor. Aynı şekilde, 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına da bakılırsa, hedefler arasında, “Emeklilik fonlarında tasarruf olanakları artırılarak, bu fonlarda oluşan kaynakların sanayinin büyümesine yönlendirilmesi teşvik edilecek’ diye yazıyor.

Peki, neden böyle bir hedef kondu? Tasarrufların artmasının öncelikli faydası elbette bireyleredir ama aynı zamanda ekonomi için de önemlidir. Şöyle ki; ekonomiye uzun vadeli kaynak sağlanır, yatırımlar desteklenir, sermaye piyasaları derinlik kazanır, ekonomi büyür, dış şoklara karşı kırılganlık azalır. Daha açık şöyle anlatayım. Eğer BES’teki fon büyüklüğümüz 500-600 milyar lira olsaydı, kurdaki dalgalanmalar bize vız gelir tırıs giderdi.

Gelelim, ‘emeklilik fonlarına el koyulur mu, bu fonlar reel sektörü fonlamada kullanılır mı?’ konusuna. Bilenler, BES’in güvenilirliğini biliyor ama bilmeyenler için en basit şekliyle anlatayım. Emeklilik şirketine, aylık belirli bir miktar katkı payı ödeyerek sisteme giriyorsunuz; emeklilik şirketi size birikimlerinizin değerleneceği emeklilik fonları hakkında alternatifler sunuyor, fonunuzu kendiniz seçiyorsunuz. Yatırdığınız katkı paylarını emeklilik şirketi portföy yönetim şirketine yönlendiriyor, sizin gibi diğer katılımcıların katkı payları ile bu birikimler fonlarda, portföy yönetim şirketleri tarafından yönetiliyor.

TERCİH, DEVLET TAHVİLİ

Bu fonların içinde de yatırım aracı olarak faiz var, repo var, devlet tahvili var, hazine bonosu var, hisse senedi var, döviz var, altın var. Yatırdığınız o katkı payları da fonların içindeki bu yatırım araçlarına pay ediliyor. Bunların hepsi de sistemdeki katılımcılar tarafından an ve an takip ediliyor. Bireysel emeklilik hesapları ve fon varlıkları Takasbank bünyesinde saklanıyor. Tüm bu süreçler de Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Emeklilik Gözetim Merkezi, Takasbank ve bağımsız denetim şirketlerinin denetim, gözetim ve kontrolü altında yürütülüyor. Şunu da belirteyim, BES’teki kişilerin birikimlerini değerlendirmeyi tercih ettikleri yatırım enstrümanları arasında ilk sırayı devlet tahvili, hazine bonosu, kamu kira sertifikası alıyor.

Yani, bankadaki mevduat gibi bu paralar bir yerde değil; buna el koysunlar, alıp fabrika yatırımları için ona buna dağıtsınlar. Anlayacağınız, emeklilik fonlarına el koyulmaz, bir yerlere kaynak olarak aktarılmaz. Ama illa da ‘istenirse koyulur kardeşim’ diye ısrar eden varsa, diyecek bir şeyim yok.

156 MİLYAR LİRANIN 20 MİLYAR LİRASI DEVLETİN!

Bugün için BES’te; 6.8 milyonu gönüllü sistemde, 5.5 milyonu da çalışanların girdiği otomatik katılım sistemi olmak üzere toplam 12.4 milyon katılımcı bulunuyor. Gönüllü sistemdeki fon toplamı 146.2 milyar lira. Bunun 127.1 milyar lirası katılımcıların fonu, 19.1 milyar lirası da devlet katkısı fon tutarı. Otomatik katılımda ise toplam fon tutarı 10.5 milyar lira; bunun da 10.1 milyar lirası katılımcıların fonu, 329 milyon lirası da devletin koyduğu katkı tutarı. Böylece BES’te toplam fon 156.8 milyar lira, bunun da 20 milyar lirası devletin koyduğu katkılardan oluşan fon. Bu 156 milyar liralık fonu da 23 emeklilik şirketi oluşturmuş durumda.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Memurlar kıdem tazminatı alamaz

Soru: 94 yılında göreve başlamış ve hâlâ çalışan bir öğretmenim. İşçiler kendi istekleri ile işten ayrılırlarsa 15 yıl 3600 günü doldurmaları halinde kıdem tazminatı almaya hak kazanıyorlar. Aynı hak biz öğretmenler için de geçerli mi? Mustafa Ö.

Cevap: İlk kez sigortalı olduğu tarih, 8 Eylül 1999 tarihinden önce olanlar, 15 yılı ve 3600 prim gün sayısını doldurmaları halinde kıdem tazminatına hak kazanıyorlar. Bu durum işçi statüsünde çalışanlar için geçerli. Eğer devlet memuruysanız bu hak sizler için geçerli değil. Kendi isteği ile memurluktan ayrılan tazminat alamaz.

EMEKLİLİK İÇİN YAŞ ŞARTI ARANMIYOR

Soru: 19.3.1980 doğumluyum ve sigorta girişim 2002 Kasım ayı. 5000 gün sigortam var. Bu sene mart ayında yüzde 49 engelli raporu aldım. Engelli emekliliğinden yararlanabilir miyim? Gülperi D.

Cevap: Engelli emekliliğinde yaş şartı aranmıyor. İşe giriş tarihinize ve engelli derecenize göre erken emekli olabilirsiniz. Sizin gibi yüzde 40-59 arası engeli olanlar, yani 3. derece engelli olanlar, ilk işe giriş tarihi 2002 yılı olanlar, 19 yıl çalışıp, 4240 gün prim ödemeleri halinde emekli olabiliyor. Kesintisiz çalıştıysanız prim gün sayınız dolmuş demektir, 2021 yılında emekli olabilirsiniz.

İSTİFA EDERSENİZ TAZMİNAT ALAMAZSINIZ

Soru: Annemin ilk işe giriş tarihi 06.07.2020’dir. Şu anda 7093 günü dolmuş durumda. 15.05.1967 doğumlu olduğu için emekli olabilmesi için yaşını beklemektedir. 7000 gün şartını doldurduğu için istediği zaman kıdem tazminatını alıp işten ayrılabilir mi? Fatma B.

Cevap: 15 yıl çalışan ve 3 bin 600 prim gün sayısını yerine getirenler kıdem tazminatını alabiliyor ancak ilk kez sigortalı olduğu tarihin 8 Eylül 1999 tarihinden önce olması gerekiyor. Annenizin ilk işe giriş tarihi 2020 olduğu için kendi isteği ile işten ayrılırsa tazminat alamaz.

PRİM İADESİNİ 60 YAŞINDA ALABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku

İşverenin işten çıkarma yasağı devam ediyor

Soru: Veteriner hekimim, mayıs ayından beri ücretsiz izindeyim. Üç aydır, sorumlusu olduğum bölüm çalışıyor olmasına rağmen halen işe çağrılmadım. Bu şartlarda benim istifa hakkım var mı? Zeynep Ş.

Cevap: İşverenin çalışan personeli işten çıkarma yasağı uzadı. Dolayısıyla işverenin sizi ücretsiz izne çıkarma ve izni devam ettirme hakkı var, bu sürede de işten sizi çıkartamaz. İstifa hakkınız her zaman var ancak gerekli şartları yerine getirmiyorsanız tazminatınız ve haklarınızı alamazsınız.

2026 YILINDA EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Soru: 2006 sigorta girişliyim, süresiz engelli raporum var, yüzde 52. Toplam prim gün sayım 3664. Erken emeklilikten yararlanabiliyor muyum, ya da ne zaman emekli olurum? Yaşar H.

Cevap: Engelli çalışanlar için yaş şartı aranmıyor. Yüzde 52 engeli olup da sigorta başlangıcı 2003 yılından sonra olanlar 4400 gün prim yatırıp, 20 yıl çalıştıklarında emekliliğe hak kazanıyorlar. Sizin durumunuzda 736 gün daha prim yatırıp, 2026 yılında emekli olacaksınız.

İŞVEREN BİLDİRMİŞSE NAKDİ ÜCRET DESTEĞİ ALIRSINIZ

Soru: İki gün önce eski iş yerimden istifa ettim, yeni işe girdim. Ağustos ayından 19 günüm var, acaba 19 gün nakdi ücret parası yatar mı? Önal A.

Cevap: İşveren ücretsiz izinde olduğunuz 19 gün için İŞKUR’a bildirimde bulunmuşsa, sizin istifanız da bu 19 günün sonrasında olmuşsa nakdi ücret desteğinden yararlanırsınız. Ancak işvereniniz bildirimde bulunmamışsa destek alamazsınız.

KIDEM TAZMİNATI HAKKINIZ YOK

Yazının Devamını Oku

'Türkiye’nin tüm risklerine talibiz'

Türkiye Sigorta adı ile Varlık Fonu altında birleşen kamu sigorta şirketlerinin hedefi de belli oldu. Türkiye’nin sigorta ihtiyacını karşılamak, tasarrufları arttırmak. Türkiye Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Benli, “Milli anlamda ne kadar riski varsa bunların hepsine talibiz” dedi. Varlık Fonu Genel Müdürü Zafer Sönmez, bölgesel lider olmak istediklerini belirterek, “Mavi Vatan dediğimiz yerde de sigorta var, buradan gelir yaratabiliriz” dedi.

Kamuya ait sigorta, emeklilik şirketleri Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik adı altında, Türkiye Varlık Fonu’nun bünyesinde birleşti. Türkiye Sigorta’nın tanıtım töreni de pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın katılımı ile yapıldı. Toplantıya ben de katıldım ve baştan sona izledim. Önce çok kısa izlenimlerimi paylaşayım.



AÇIK DESTEK

Açıkçası, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Berat Albayrak, sigorta ve emeklilik sektörüne verdikleri desteği açık şekilde ortaya koydular. Öyle ki, yaratılacak fonlarla her iki sektörü de ekonominin büyümesi ve kalkınması için stratejik sektör olarak nitelendirdiler. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu sigorta şirketlerinin birleşmesinin sadece sigortacılık sektörüne değil finans piyasasına ve reel ekonomiye önemli katkılar sunacağını belirtirken; Berat Albayrak, ekonomik istikrar, ekonomik gelişim açısından sigorta ve emeklilik sektörlerinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Görünen o ki, bundan sonra gerek sigorta ve emeklilik şirketlerinden gerekse de Türkiye Sigorta’dan beklenti yüksek.

KAMU BANKALARI İLE ANLAŞILDI

Yazının Devamını Oku

İdari izin özel sektör çalışanına uygulanmaz

Soru: Eşim ve ben özel sektörde çalışıyoruz. Oğlumuz özel okula gidecek. Çocuğunu bırakacak yeri olmayan anne babalar idari izinli sayılabilir mi? Pandemi döneminde uzaktan eğitime geçilmesi durumunda özel sektörde çalışan kişilerin haklı ve tazminatlı istifa hakkı doğar mı? Güliz L.

Cevap: İdari izin sadece devlet memurlarını ilgilendiren bir izindir, özel sektörde çalışanlar için idari izin diye bir izin türü yok. Dolayısıyla idari izinli sayılamazsınız. İstifa yolu tüm çalışanlar için geçerli, ancak uzaktan eğitim gerekçesiyle istifa ederseniz ve tazminat için gerekli şartları yerine getirmiyorsanız tazminat hakkınız doğmaz.

MALULEN EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Soru: Sürekli raporlu ilaç kullanıyorum, yüzde 60 engelli raporum var. 24 yıldır sigortalı olarak çalışıyorum. Pirim gün sayım 7834. Malulen emekli olabilir miyim? Cem D.

Cevap: Yüzde 60 engelli raporu olanlar işe giriş tarihine göre 15 yıl ile 18 yıl arasında çalışmaları ve 3600 ila 4000 gün arasında prim ödemeleri halinde emekli olabiliyorlar. Sizin hem prim gün sayınız hem de sigortalı yılınız emeklilik için yeterli. Emekli olabilirsiniz.

AĞUSTOSTA BAŞVURDUYSANIZ YARARLANAMAZSINIZ

Soru: 10 günden fazla evde çalışan bir işçimiz için ücretsiz izin desteğine başvuru yaptık ancak İŞKUR, bu destekten yararlanamayacağımızı söyledi. Ev hizmetlerinde çalışanlar için ücretsiz izin desteği alabilir miyiz? Fatih D.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

15 soruda sel sigortası

Giresun’da yaşanan sel felaketinde 400’e yakın bina hasar gördü, bunların 100’e yakını oturulamayacak durumda. Birçok işyeri de sular altında kaldı. Sigortacılara göre depremden sonra en fazla can ve mal kaybına yol açan afet, sel felaketi. Her yıl 200 civarında sel baskını yaşanıyor, bunların yarattığı ekonomik kayıp ise yıllık 300 milyon liranın üzerinde. Buna karşın konutlarda ve işyerlerinde sigortalanma oranı çok düşük. Türkiye genelinde her dört konuttan biri, her dört araçtan biri sigortalı. Giresun’da da sigortalı konut sayısı sadece yüzde 15’lerde. Peki, sel felaketine karşı nasıl sigorta yaptırılır? İşte konut ve işyerleri için sel sigortasına yönelik tüm bilinmesi gerekenler.

1. Sadece sel baskınına karşı sigorta yaptırılabilir mi?

Sadece sel riskine karşı sigorta yapılmıyor. Sel teminatı yangın sigortalarına ek teminat olarak veriliyor. Önce konut paket poliçesi ya da işyeri paket poliçesi yaptıracaksınız, sel teminatını bu paketin içine dahil edeceksiniz.

2. Konut paket poliçelerin içine sel teminatı dahil midir?

Genelde sigorta şirketleri işyeri paket ya da konut paket poliçesinin içine sel ve su baskını teminatını ekliyorlar. Ancak sigorta yaptırırken yine de sel teminatı istendiği belirtilmeli ya da poliçenin içine sel teminatı dahil mi sorulmalı.

3. Konutlarda sigorta neyi kapsıyor?

Eğer mal sahibi iseniz ve konutta oturuyorsanız olası bir sel baskınında hem konuta gelecek zarara hem de eşyaya gelecek zarara karşı sigorta yaptırabilirsiniz. Yok, kiracıysanız, sadece eşyalara gelecek zarara karşı sigorta satın alabilirsiniz.

4. İşyerleri için sigorta neyi kapsıyor?

Olası bir sel baskınında hem işyeri hem de eşya ve mallar (emtia) için sigorta teminatı alabilirsiniz. Hepsi için sigorta yaptırabileceğiniz gibi sadece işyerinin binası için ya da sadece içindeki mallar için de sel teminatı alabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Engellilerde yaşın önemi yok

Soru: 1984 doğumluyum, 3. derece yüzde 52 engelliyim. İşe ilk girişim SSK’lı olarak 15.6.2006 tarihi ve 1630 günüm var. 15.2.2011 tarihinde memuriyete girdim. Ne zaman emekli olabilirim? İlban Ö.

Cevap: Emeklilik için 20 yıl çalışmanız ve 4400 prim gün sayısına ihtiyacınız var. Engelli çalışanlarda emeklilik için yaş şartı aranmıyor. Sizin 14 yıl çalışmışlığınız ve 4915 prim gün sayınız var. Bu şartlarda 6 yıl daha çalışırsanız, 2026’da emekli olabilirsiniz.

EMEKLİLİĞİNİZİ 2021'E BIRAKMAYIN

Soru: 16 Aralık’ta 53 yaşında emeklilik sürem doluyor. Yılbaşından sonra mı emekli olmak daha avantajlı yoksa 2021’de olmak mı? Esat T.

Cevap: Bu yılın aralık ayında emekli olunca alınacak maaş ile gelecek yılın ocak ayında emekli olup, alınacak maaş arasında fark olacaktır. Bu fark maaş hesaplamasında kullanılan gelişme hızı ve güncelleme katsayısındaki değişiklikten kaynaklanıyor. Bu fark önemli bir rakamsa gelecek yılın başında emekli olmakta fayda var, önemli bir fark yoksa aralık ayında emekli olabilirsiniz. Asıl önemlisi bu yılın sonunda değil de gelecek yıl emekli olursanız alacağınız kıdem tazminatı yüksek olacaktır.

YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 27.01.1973 doğumluyum. 13.6.1988 iş girişim mevcut. Ne zaman emekli olabilirim? Onur Ö.

Yazının Devamını Oku

Vaka artışından korkan özel sağlık sigortası yaptırıyor

Koronavirüs vakalarındaki artış, SGK’nın özel hastanelere ödediği salgın tedavi ücretini sonlandırması ve özel hastanelerin pandemi hastalarını kabul etmemesi özel sağlık sigortasına talebi arttırdı.

Son günlerde koronavirüs vakalarındaki artışla birlikte okuyuculardan da özel sağlık sigortası ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, ‘sigorta yaptırsam, devlet hastanelerinde yoğunluk olursa, özel hastanede tedavi olabilir miyim?’ diye merak ediyor; kimileri, ‘özel sağlık koronavirüs tedavisini karşılamaya devam ediyor mu?’ diye soruyor.

Sigorta şirketleri mart ayında ortaklaşa aldıkları kararla koronavirüs tedavisini hem özel sağlık hem de tamamlayıcı sağlık sigortasının kapsamına dahil etti. O tarihten bu yana da salgın ile ilgili tüm tedavi giderleri özel sağlık sigortasından karşılanıyor. Bu uygulama halen devam ediyor, devam da edecek.

KORONAVİRÜSE BAKMIYORLAR

Hatta şöyle bir durum da var. Salgın başladığında özel hastaneler pandemi hastanesi ilan edilmiş, devlet koronavirüs teşhis ve tedavisi için hasta başına belirli ödeme yapmaya başlamıştı. Hastaneler de bu bedeli özel sağlık sigortası olan hastalara yansıtmıyordu. Temmuz ayının başında bu uygulama kalktı. Artık kamu; yoğun bakım hariç olmak üzere (salgın acil hal kapsamına alındığından yoğun bakım tedavi giderleri vatandaştan talep edilmiyor) özel hastanelerde salgın giderlerini karşılamıyor. Hal böyle olunca da hastaneler artık pandemiyi kabul etmiyor. Yani, özel hastaneye gittiniz, koronavirüs şüphesi varsa devlet hastanesine yönlendiriyor. Özel sağlık sigortası varsa durum farklı. Hastane sizi kabul ediyor ve devlet belirli bir miktarı karşılamasa da tüm tedavi giderleri sigorta şirketi tarafından ödeniyor.

ÜÇ KİŞİNİN PRİMİ 7 BİN LİRA

Sigorta şirketlerinin, salgının başında koronavirüs tedavisini sağlık sigortasına dahil etmesi sigortaya olan talebi artırdı. Sadece üç ay içinde 350 bine yakın kişi özel sağlık sigortası yaptırırken, geçen senenin haziran ayı ile mukayese edildiğinde yeni sigorta yaptıranların sayısı 600 bin kişiyi geçti. Bunu gören sigorta şirketleri de özellikle tamamlayıcı sağlık sigortalarında, ciddi kampanyalara başladı.

Biraz araştırdım, bugün üç kişilik bir aile, ortalama bir özel sağlık sigortası yaptırdığında ayakta ve yatarak tedavi dahil ödenecek prim 16 bin lira civarında. SGK ile anlaşmalı özel hastanelerde geçen, tamamlayıcı sağlık sigortası yaptırılırsa; yine üç kişilik bir ailenin ödeyeceği prim 7 bin lira civarında. Pahalı mı? Şöyle cevap vereyim: Özel sağlık sigortası olup da koronavirüse yakalanan kişiler için; sigorta şirketleri, bir hastanın tedavisi için özel hastanelere ortalama 8-10 bin lira arasında ödeme yaptı. Pahalı mı, değil mi siz karar veri.     

Yazının Devamını Oku

Nakdi ücret desteğinden yararlanabilirsiniz

Soru: Kronik astım hastasıyım. Çalıştığım iş yeri risk taşıyor, bu yüzden ücretsiz izinliyim. İlaç raporum var, düzenli olarak ilaç alıyorum. İŞKUR, bu hastalığımdan dolayı bana nasıl yardımcı olur? Fatih G.

Cevap: Hastalığınızdan dolayı ya da ilaç raporunuzdan dolayı İŞKUR’un bir desteği olmaz. Ancak, çalıştığınız işyerinden ücretsiz izinli sayılıyorsunuz, bu durumda devletten aylık 1.177 lira nakdi ücret desteği almanız gerekiyor.

İŞE GİRDİĞİNİZDE SİGORTANIZIN YAPILMASI ZORUNLU

Soru: 45 gün boyunca sigortasız çalıştım ve sonra işten çıktım ve şuan hiçbir şekilde paramı alamıyorum. Tek yatırdıkları şey banka üzerinden avans verdikleri bir ücret. Bu konuda ne yapabilirim? Yusuf Özmen

Cevap: İşveren, işe girdiğiniz andan itibaren sizi sigortalı yapmak zorunda. Sigortasız çalıştırarak, İş Kanununa aykırı hareket etmiş oluyor. Eğer 45 gün çalıştıysanız 45 günlük sigortanızın ve 45 günlük de maaşınızın yatması gerekiyor. İşvereninizi Sosyal Güvenlik Kurumuna şikayet edebilirsiniz.

MAAŞINIZ EKSİK YATMIYOR

Soru: Temmuz ayında yayınladığınız emekli maaş listesinde 2 bin 647 TL alan temmuz 2020’de ek ödeme birlikte 2 bin 900 TL alacak diye yazmıştınız. Ancak bana 2 bin 800 TL yatırmışlar. Neden eksik para yatırdılar? Mustafa C.

Yazının Devamını Oku

İstanbul depremi için 25 milyar lira hazır

En korkulan senaryo, İstanbul’da olası bir deprem. Sigortacıların senaryosuna göre İstanbul depreminde sadece sigortalı konutlarda oluşacak hasar, 17 milyar liranın üzerinde. DASK ise tek bir depremde 25 milyar liralık hasar ödeme gücüne sahip.

Bugün , 17 Ağustos Marmara depreminin 21. yıldönümü. 21 yılda hem depremlerin neden olacağı zararları aza indirgemek hem de olası depremlere hazırlık anlamında çok şey yapıldı. Bunları tek tek sıralamayacağım. İşin sigorta boyutuna değinmek istiyorum. Marmara depreminin hemen ardından, Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) kuruldu ve depremden bir yıl sonra zorunlu deprem sigortası uygulamasına geçildi. Amaç, Marmara depremi sonrası olası büyük depremlerin yaratacağı ekonomik kayıpların sigorta sistemi aracılığı ile azaltılmasıydı.

KONUTLARIN YÜZDE 68’İ SİGORTALI

Bugüne baktığımızda Türkiye genelinde sigortalanabilir 17.6 milyon konutun 9.7 milyonu zorunlu deprem sigortası ile sigortalandı, konutların yüzde 55’i deprem karşı sigortalanmış oldu. Bir anlamda her iki konuttan biri depreme karşı sigortalı diyebiliriz. Sigortalılık oranı bazı bölgeler ve bazı illerde yüzde 60’ların da üzerinde ama bazı illerde yüzde 20’lerde, bazı illerde bunun da altında. Bu konu ile ilgili başka tespitlerim olacak.

Ama asıl önemlisi gelinen noktada DASK, tek bir depremde 25 milyar liralık hasar ödeme kabiliyetine sahip. Peki, bu ne demek? Marmara depreminde 600 milyon dolar sigorta hasarı ödendi. Bunun içine konut, işyeri, sanayi tesisleri hasarı dahil ki, hasarın çoğu zaten sanayi tesislerine ödendi. Çünkü o dönem sigortalı konut sayısı hepi topu Türkiye genelinde 500 bini bile bulmuyordu. Bugün için Marmara bölgesindeki 6 milyon konutun yüzde 68’e yakını sigortalı. İstanbul’da ise 3.6 milyon konutun 2.4 milyonu, yüzde 68’e yakını sigortalı.

BEKLENEN HASAR 17 MİLYAR LİRA

Bugün için en korkulan senaryo, İstanbul’da yaşanacak büyük bir deprem ve bu depremin neden olacağı maddi kayıp. Bu konuda birçok kurum araştırmalar yapıp, olası zarar senaryoları ortaya koyuyor. Sigortacıların da bir senaryosu var. Buna göre de olası İstanbul depreminde sadece sigortalı konutlarda oluşacak hasar, 17 milyar liranın biraz üzerinde. Malum, DASK kapsamında sadece konutlar sigortalanıyor. Anlamışsınızdır sanırım, DASK’ın, tek depremde 25 milyar lira hasar ödeme kapasitesinin ne anlama geldiğini? Beklenen olası hasar 17 milyar, DASK’ın gücü ise 25 milyar lira. Birileri diyecek ki, ‘DASK’ta bu para var mı?’. Yok; olmasına da gerek yok. 25 milyar liranın neredeyse üçte ikisi yurtdışına reasürans edilmiş, gerisi ise DASK’ta. Yani, DASK, yurtdışına kendini sigortalatmış; bir başka anlatımla da yurtdışından kendine koruma almış. Bu da şu anlama geliyor, 25 milyar liranın 16.6 milyar lirasını yurtdışındaki reasürans şirketleri ödeyecek; ekonomimiz zarar görmeyecek.

ZORUNLU OLMASA DEPREM SİGORTASINI YAPTIRIR MISINIZ?

Gelelim, sigortalılık oranı ile ilgili tespitime. Bardağın dolu tarafını görmek isterseniz, her iki konuttan birinin zorunlu deprem sigortalı olması hem önemli hem de büyük başarı. Bardağın boş tarafını görmek isterseniz, ‘aradan 20 yıl geçmiş, bu arada büyük maddi kayıplara neden olan birçok deprem yaşanmış, halen iki konuttan birinin sigortası yok’ diyebilirsiniz. Ama asıl önemlisi, sigortalı 9.7 milyon konutun ne kadarının, ‘deprem olacak, o kesin, sigortamı yaptırayım, sorun yaşamayalım’ diyerek, deprem sigortası yaptırdığıdır.

Yazının Devamını Oku

5.2 milyon çalışanın emekliliği uzadı mı?

Kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteğinin süresi uzadı. Bu sürelerde emeklilik primleri yatmadığından çalışanların emeklilik süresi de uzuyor. İş kanunu, prim ödenmeyen günler için borçlanma imkânı da tanımıyor. Peki, bu durumda çalışanlar ne yapacak?

Kısa çalışma ödeneğinin emeklilik süresine etkisi konusunda okuyuculardan çokça soru alıyorum. Sadece kısa çalışma ödeneği değil, işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılarak nakdi ücret desteği alanlardan da benzer sorular geliyor. Koronavirüs önlemleri kapsamında mart ayının sonlarında hem çalışanları hem de işverenleri desteklemek için çalışanlara kısa çalışma ödeneği ödenmeye başladı. Kısa çalışma ödemesinin süresi ise 3 aydı ve haziran sonunda bitti. Ancak salgın nedeniyle bu süre önce temmuz ayına, son düzenlemeyle de ağustos ayı ortasına kadar uzatıldı. Bu kapsamda beş aydır işletmeler kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyor, bu işyerlerinde çalışanlara da beş aya yakındır İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödeme yapılıyor. Benzer durum ücretsiz izne ayrılanlara ödenen nakdi ücret desteği için de geçerli. Kısa çalışma ödeneğinden yararlananların sayısı 3.5 milyonun üzerinde, nakdi ücret desteğinden yararlananların sayısı da 1.7 milyonu üzerinde. İşte bu 5.2 milyon kişi, emeklilik konusunda endişeli. Peki, endişe ne?

EMEKLİLİK PRİMLERİ YATMIYOR

Okuyuculardan gelen sorulara bakıyorum; kimileri kısa çalışma ödeneği süresince emeklilik primlerinin yatmadığını, bu durumun emeklilik süresini uzatıp uzatmayacağını soruyor. Kimileri ise, prim yatmayan sürelerin ileride borçlanılıp borçlanılamayacağını merak ediyor. Gerek kısa çalışma ödeneği alanlar, gerekse de nakdi ücret desteğinden yararlananlar bu endişelerinde haklı. Çünkü bu süreçte emeklilik primleri, bir başka ifadeyle de malullük, yaşlılık, ölüm primleri yatmıyor. Şöyle anlatayım. Salgın döneminde kimi işyerleri faaliyetini tamamen durdurdu, çalışanlar da kısa çalışma ödeneği aldı ve bu sürede çalışanların emeklilik primleri yatmadı. Kimi işyerleri ise kısa çalışma ödeneği alabilmek için haftalık çalışma sürelerini geçici olarak en az üçte bir oranında azalttı ve bir ay içinde çalışılmayan günler için kısa çalışma ödeneği alındı, çalışılan günler için de işveren çalışanına hem maaş yatırdı hem de sadece çalışılan günlerin emeklilik primlerini ödedi.

Örneğin, işyeri kısa çalışma ödeneğinden yararlanmak için faaliyetini azaltmışsa ve 30 gün içinde sadece 10 gün çalışılmışsa; çalışan 20 günün parasını kısa çalışma ödeneğinden aldı, kalan 10 gün için de işverenden maaşını aldı, işveren de 10 günlük prim yatırdı. Bu da çalışanın bir ay içinde 20 gün priminin yatmadığı anlamına gelir. İşyeri kısa çalışma ödeneğinden 3 ay yararlanmışsa, 3 ay içinde de çalışanın 60 gün primi yatmaz. Bu durum da çalışanın emeklilik süresini etkiler ve daha geç emekli olmasına neden olur. Aynı durum nakdi ücret desteği alanlar için de geçerli; emeklilik primleri yatmadığı için emeklilik süresi uzar.

YAŞI BEKLEYENLER İÇİN SORUN YOK

Eğer çalışanın emeklilik için prim gün sayısı sorunu yoksa, prim gün sayısı fazlaysa, emeklilik için yaşı bekliyorsa kısa çalışma ödeneği veya nakdi ücret desteğinden dolayı eksik prim yatması sorun olmaz. Ama çalışanın emeklilik için yaşı tutuyorsa, prim gün sayısı eksikse; işte o zaman kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteği süresi büyük sorun olur, çalışanın emekli olma süresi uzar. Sadece çalışan değil bu durum çalışanın eş, çocuk gibi hak sahiplerini de etkiler.

Peki, prim yatırılmayan süreler borçlanılarak, tamamlanabilir mi? Maalesef, iş kanunu, kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteği süresince ödenmeyen primler için çalışanlara bu primleri borçlanarak ödeme imkanı tanımıyor. Bunun için yasal düzenleme yapılıp, kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteğinin borçlanabilecek süreler içine eklenmesi gerekir. Böyle bir yasal düzenleme gündemde mi? Şimdilik değil. Hal böyle olunca da çalışanların, emekli olabilmesi için, prim ödenmeyen süre kadar çalışması gerekir.

Yazının Devamını Oku

Ölen sigortalının annesine maaş bağlanır

Soru: Annem 1982 yılında ölen eşinden dul maaşı alıyor. Şu anda aldığı maaş 1800 TL. Geçen hafta annemin kızı vefat etti. Kızı kendisi çalışarak SGK’dan emekli oldu, çocuğu yok. Anneme ölen kızından maaş bağlanır mı? Gökay E.

Cevap: Vefat eden sigortalının anne ve babasına aylık bağlanabiliyor. Bunun için ölen sigortalının eş ve çocuklarından geriye artan hisse olması gerekir. Bir de anne-babanın gelirinin asgari ücretin net tutarından az olması gerekir. Sizin durumunuzda ölen sigortalının hak sahibi bulunmuyor. Annenizin de geliri asgari ücretin altında. Bu şartlarda ölen kızından anneye maaş bağlanır.

BU YILIN SONUNDA EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Soru: 6.12.2020 tarihinde yaşım doluyor. Emeklilik dilekçemi Aralık 2020’de değil de 2021 Ocak’ta verirsem emekli aylığımda bir artış olur mu? Olursa bu fark bir aylık emeklilik aylığımdan feragat etmeme değer mi? Kamil B.

Cevap: Bu yılın sonuna kadar emekliliğinizi isteyecekseniz 2019 yılındaki gelişme hızına göre güncelleme katsayısı hesaplanarak maaşınız bağlanacak. Bunun üzerine emekli zamları eklenecek. 2021 Ocak ayında emekli olacaksanız hesaplamalar 2020 yılına göre yapılacak ve üzerine geçmiş altı aylık enflasyon oranı kadar artış eklenecek. Ancak bu fark emekli aylığından feragat edecek bir rakam olmayacaktır.

52 YAŞINI DOLDURMANIZ GEREKİYOR

Soru: 26.10.1969 doğumluyum. 7.5.1991 tarihinde özel sektörde sigortalı olarak işe başladım. 5.850 gün pirim günüm var. Askerlik borçlanmasını yaparak ödedim. Daha sonra Bağ-Kurlu oldum. SGK’lı olarak emekli olayım diye Bağ-Kurdan ayrıldım. 26.10.2020 tarihinde yaş kriterini tamamlayıp, emekli olmak istiyorum. Emekli olabilir miyim? Bilal Ö.

Cevap: İşe giriş tarihinize göre 25 yıl sigortalı çalışıp, 5525 prim gün sayısını doldurup, 52 yaşında emekli olabiliyorsunuz. Sizin durumunuzda prim gün sayınız ve sigortalı süreniz doluyor. Bu şartlarda 52 yaşını doldurduğunuzda emekli olabilirsiniz.

EV İŞLERİNDE ÇALIŞANLAR SİGORTALI OLMAK ZORUNDA

Yazının Devamını Oku

Normalleşen işverene 2.868 lira prim teşviki

Çalışanların ve işverenlerin beklediği yasa çıktı. Kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği alan işyerleri normal çalışma düzenine geçerlerse üç ay boyunca sosyal güvenlik primlerinin tamamını devlet karşılayacak. Bu da asgari ücretli bir çalışan için toplam 2.868 lira teşvik anlamına geliyor.

Koronavirüs önlemleri kapsamında normalleşme sürecinde işyerlerine destek olunmasını sağlayan yasa çıktı, 28 Temmuz’da da Resmi Gazete’de yayımlandı. Yayınlanır yayınlanmaz da yasa uygulamaya girdi.

Yasa ile işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesini teşvik etmek amacıyla sigortalı ve işveren paylarının tamamını 3 ay boyunca ve 2020’nin Aralık sonuna kadar devlet karşılayacak. Peki, bu imkandan hangi işyerleri yararlanacak. Koronavirüs salgını kaynaklı zorlayıcı sebebe bağlı olarak özel sektör işyerlerinde kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar ile bu süreçte işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılıp da nakdi ücret desteği alanlar; çalıştıkları işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönmeleri halinde, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren paylarının tamamı 3 ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak. Uygulama sene sonuna kadar sürecek.

SENE SONUNA KADAR SÜRECEK

Yasadan da anlaşılacağı üzere prim teşvikinden yararlanacak işyerlerinin öncelikli olarak normal çalışma düzenine dönmesi gerekiyor. Destek; kısa çalışma ödeneği alan işyerleri ile koronavirüs döneminde çalışanını ücretsiz izne çıkartarak, nakdi ücret desteğinden yararlanan işyerlerine verilecek ve kısa çalışma ödeneği bittikten sonraki aydan itibaren işveren teşvikten yararlanabilecek. Örneğin, işveren, ağustos ayında normal çalışma düzenine döner ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanmazsa; eylül ayından itibaren üç ay boyunca, yani kasım ayı sonuna kadar prim teşviki alabilecek.

Tabi, prim teşvikinin de belirli limitleri var. Buna göre işverene her bir ay için sağlanacak prim destek süresi; kısa çalışma ödeneği alanlar için sigortalının kısa çalışma ödeneği aldığı aylık ortalama gün sayısı ile sınırlı olacak. Nakdi ücret desteğinden yararlandırılanlar içinse prim desteği, nakdi ücret desteği aldıkları aylık ortalama gün sayısını geçmeyecek.

Destek tutarına gelince. Asgari ücretli bir çalışan için yararlanılacak en yüksek destek tutarı 956 lira. Yani, işveren, üç ay boyunca, asgari ücretli her bir çalışan için aylık 956 lira prim teşviki alacak, üç ay toplamında da bu tutar 2.868 lira olacak.

EV İŞLERİNDE ÇALIŞANA YOK

Prim desteği, kısa çalışma ödeneği alanlar için çalışanın kısa çalışma ödeneği aldığı aylık ortalama gün sayısını geçmeyecek. Aynı şekilde nakdi ücret desteğinden yararlananlar için de nakdi ücret desteği alınan aylık ortalama gün sayısı kadar teşvik verilecek. Daha açık şöyle anlatayım. İşyeri, koronavirüs nedeniyle faaliyetini tamamen durdurmuşsa her bir çalışan için tam teşvikten yararlanabilecek. Ancak işyeri, ay içinde sadece 15 günlük kısa çalışma ödeneği almışsa, prim teşviki de 15 gün üzerinden hesaplanacak.

Yazının Devamını Oku