Dünya kadar iş

Dikkat ettiniz mi, büyük şehirlerde hemen herkes zaman darlığından yakınıyor.

Haberin Devamı

Hepimizin dilinde aynı söz: “Dünya kadar işim var, bir türlü yetişemiyorum, vakit yetmiyor.” Bu yoğun tempo, bazen bedensel, bazen de zihinsel yorgunluğa neden olurken iş stresinden “içimiz daralıyor”.

*

Son yıllarda ağır koşullar ve zamanlama baskısı nedeniyle şehirdeki işini bırakıp küçük beldelere göçenleri daha sık duyar olduk. Ama onlar bile köy/kır hayatının sabahtan akşama kadar yorucu işlerle dolu olduğunu anlatmıyor mu? Bu değişiklik “ruhlarına çok iyi gelse” de, bedenen daha ağır koşullarda çalışıyorlar. Yani ister şehirde ister köyde olsun, her iş mutlaka emek istiyor.

Dünya kadar iş

HİÇ ÖLMEYECEK GİBİ

İslam dini, insanlara çalışma–dinlenme dengesini gözetmeyi tavsiye eder: “Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan, ‘o’dur (Furkan, 47).” Ama Kuran aynı zamanda “bir işi bitirince diğerine koyul (İnşirah, 7)” diyerek “hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmayı” öğütler. Ne var ki bu, sadece rızkını temin etmek gayesiyle veya “çalışmış olmak için çalışmak” değildir.

*

Haberin Devamı

İslamiyette doğru ölçü, rızkını kazanırken insanlığın yararına olacak işler (amel-i sâlih) yapmaktır: “Kim sâlih bir amel işlerse kendi iyiliğine, kim de kötülük işlerse kendi aleyhine işlemiş olur” (el-Câsiye, 15).” Önemli olan kişinin çalışmaktaki nihai gayesidir: “Ameller (işler, davranışlar) niyetlere göredir.” Bu doğrultuda her Müslümanın emeli, “dünyayı mamur etmek, güzelleştirmek” olmalıdır.

ÇALIŞMA AHLAKI

Kimseye taşıyabileceğinden fazla yük yüklememek... Herkesin mesai saatlerine riayet etmek... Çalışanın hakkını tam ve geciktirmeden ödemek... Sağlığı ve hayatı tehlikeye atan işlerden kaçınmak... Mesai saatinde vakitten çalmamak... Adil olmak, hak yememek...

*

Bunların önemli kısmı yasalarla güvence altına alınmış olsa da İslam inancında bu ilkelere devletten ceza almaktan korkulduğu için değil, “Allah rızası” için uyulur. Yani beklenti aslında dünyevi değil uhrevidir. Hatta mutasavvıflar, bunun da ötesine geçerek işlerin ne ceza korkusu ne de ödül hevesiyle değil sadece Yaradan’a duyulan sevgiyle yapılması gerektiğini savunmuştur.

MADDE VE MANA

Haberin Devamı

Çalışmak, üretmek, maddi ihtiyaçlarımız için bir zorunluluk. Ancak işin bir de manevi yanı var. Tam da bu nedenle yoğun iş temposunda çalışanların “ruhlarını dinlendirmek” için farklı arayışlarda olduğunu görüyoruz. Son yıllarda, büyük kentlerde açılan yoga ve meditasyon merkezleri, tam da böyle alternatif arayışların ürünü değil mi? Yani para kazanıp karnını doyurmak, alışveriş yapmak yetmiyor; insan denen varlık mutlaka ruhunu da doyurmaya ihtiyaç duyuyor. Özellikle gençler sadece çalışmak değil aynı zamanda “anlamlı işler” yapmak istiyor. Gelin bizler de iyi işler yapmaya ve işimizi iyi yapmaya gayret edelim. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım dünyanın işi bitmez ama ömür bir gün mutlaka biter.

Haberin Devamı

HANGİ KAZANÇ

DÜNYA,
tek varlık sahası olarak kabul edildiğinde, “dünya gözüyle” başarılamayan her şey manevi acı sebebi olabilir. Tam da bu sebeple, İslamiyet’te “dünyaya doymamak” veya “gözü arkada gitmek” en büyük manevi felaketlerden sayılmıştır.

*

Müslümanlıkta dünya hayatı, varlığın yegâne gayesi değildir; yeryüzü, manevi yolculuktaki bir aşamadır sadece. İnsanın emelleri ecelin ötesinde; ruhun sonraki durağı da dünyanın ötesindedir. Kuran, bu doğrultuda insanların sadece dünyevi beklentileri olmasını eleştirir: “İnsanlardan öyleleri vardır ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver, derler. Böyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur (Bakara, 200).” Hz. Peygamber bir rivayete göre şöyle demiştir: “Sizin hayırlınız, dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyendir.”

*

Haberin Devamı

Bu bakışla çalışma hayatı, “dünyalık (para)” kazanmak dışında “ahireti kazanmak” için de bir araçtır. İnsan işinde başarılı ve faydalı olmayı istemeli ama gönlüne sadece “dünyayı” sokmamalıdır. Yani mutluluğunu yalnızca iş performansına dayandırmamalıdır. Ayrıca başarılarıyla kibirlenmek veya başaramadığı işler için fazlaca kederlenmek gereksiz manevi yüklerdir. Dünya için haddinden fazla dertlenmemek, ahireti de düşünmek gerektiği anlayışı, ataların sözlerinde en kısa yoldan anlatılır: “Dünya malı dünyada kalır”, “Kefenin cebi yok”...

Yazarın Tüm Yazıları