İtalya Serie A (%24), Almanya Bundesliga (%22), İspanya La Liga (%19) ve Fransa Ligue 1 (%17) futbolun beşiği olarak gösterilen İngiltere Premier Lig’in oldukça gerisinde. Son hafta ise 36 golün 13’ü duran top setleriyle atıldı. Arsenal 19 duran top golüyle ilk sırada. Topçuları14 golle Newcastle United takip ediyor.
Manchester United, Tottenham Hotspur, Bournemouth ve Leeds United bu şekilde 13 gol atarken, bu takımları 12 gol ile Liverpool takip ediyor. Duran top gollerindeki bu artış, antrenörler arasında da tartışmalara yol açıyor. Liverpool Teknik Direktörü Arne Slot, hakemlerin bu tip organizasyonlar sırasında ceza alanında gösterdikleri hoşgörüye anlam veremediğini söyleyenlerden.
ATILAN HER DURAN TOP GOLÜNE EKSTRA PRiM
· Özellikle kalecilere bu anlarda yapılan şarjlardan mutlu olmayan isimler arasında Chelsea Teknik Direktörü Liam Rosenior ve Bournemouth’un hocası Andoni Iraola da var. İster buna taktiksel evrim, ister oyunu kazanmanın bir yolu diyelim; gerçek olan duran top setleri hem şampiyonluk hem de ligde kalma mücadelesinde fark yaratan belirleyici bir faktör haline geldi. (Bu arada bir dipnot; Arsenal, duran top setlerinin mimarı olan Nicolas Jover’in sözleşmesine özel bir madde ekledi. Topçular’ın attığı her duran top gol sonrası Jover’e ekstra prim ödeniyor)
FABREGAS BODO/GLIMT'İ KOPYALAYACAK
Ülke futbolunun gelişimi söz konusu olduğunda başarılı olan ülkelerin ya da kulüplerin planlarını incelemek en kolay yöntem olmuştur. Şimdilerde Como’nun başında olan Cesc Fabregas da Şampiyonlar Ligi’nde İnter’i eleyen Bodo/Glimt’in teknik ekibini tesislere davet etti. Fabregas’ın öncelikli konusu beslenmeydi. Sakatlığı önleme ve iyileşme konusundaki çalışmaları ile tanınan Norveç kulübü, yöntemini beslenmeye dayandırıyor. Yapılan çalışmalar ve günlük rutinler hakkında Bodo’nun beslenme uzmanından bilgiler alan Cesc Fabregas, kulübün genç oyunculara yönelik stratejisini de öğrendi. Bu sezon Serie A’da beşinci sıraya kadar yükselen Como’nun şu ana kadar gösterdiği gelişimin tesadüf olmadığı ortada. Fabregas gibi oyuna takıntılı bir teknik adamın bu mütevazı kulüpten öğrenmek adına attığı adım bile Como’nun seçkin bir kulüp olma yolunda ilerlediğinin bir göstergesi değil mi?
İYİ Kİ VARSIN GUARDIOLA
PEP Guardiola son zamanlarda Filistin halkının yaşadığı soykırımdan, Sudan ve Ukrayna’da devam eden savaşlara kadar futbolla ilgili olmayan birçok konuda yaptığı açıklamalarla pek çoğumuzun sahip olamadığı bir cesaretle gerçekleri dile getiriyor. Manchester City Teknik Direktörü, son olarak Leeds United ile oynadıkları maçta oruç tutan oyuncuları savundu. Maçın 12. dakikasında verilen birkaç dakikalık oruç molası Leeds taraftarlarının yuhalamalarını da beraberinde getirdi. Aslında 2021’den beri var olan uygulama ırkçılığı da yeniden gündeme getirdi. Bu yuhalamalar sadece Leeds United’ın geçmişine değil, İngiltere gibi çok uluslu bir ülkenin de imajına zarar verdi.
Devre arasında pek çok oyuncusuyla yollarını ayıran Beşiktaş transferin son günlerine kadar sessiz kaldığında endişeler artmıştı. Ancak Başkan Serdal Adalı sakinlikle son ana kadar bekleyerek transferleri peş peşe duyurdu. Elbette yeni bir oluşum ve gelen oyuncuların nasıl performans göstereceği pek çok soru işareti taşıyordu.
LiGiN VE KUPANIN SAHiBiNi BEŞiKTAŞ BELiRLEYECEK
Kabul etmek gerek Sergen Yalçın sezon başından bu yana savunduklarını yeni gelen oyuncularla tam anlamıyla sahaya yansıtmayı başladı. En son 2 Kasım’da Fenerbahçe’ye kaybettikleri karşılaşmadan bu yana 17 maçtır yenilmiyorlar. Ama son 4 maçlık performansa ayrı bir parantez açmak lazım. Ligdeki 3 maçlık seriye kupada Rize galibiyetini de eklediler. Amir Murillo, Agbadou, Olaitan ve Hyeon-Gyu Oh geldikleri günden bu yana bu takımla uzun zamandır berabermiş gibi oynuyorlar. Yakaladıkları ritim ve enerji Beşiktaş’ı kısa sürede başka bir noktaya taşıdı. Sahadaki oyuncu grubu son ana kadar keyif alırken taraftarlar da tribünde aynı mutluluğu yaşıyorlar. Tüm bu tabloyu gördükten sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ligin ve kupanın şampiyonunu Beşiktaş belirleyecek.
Maçın 5. dakikasına kadar topa %74 gibi ciddi bir oranla sahip olup rakip kaleye 3 isabetli şut çeken Başakşehir, 6. dakikada golü yiyen taraf oldu. Futbol böyle bir şey işte!..
Her şeyin kontrolünüz altında olduğunu hissettiğiniz an işler bir anda değişebiliyor. Başakşehir için senaryo tam da böyle oldu. Karşılıklı top kayıplarıyla geçen ilk devrede golü bulan Trabzonspor rakip kalede pozisyon üretme konusunda başarılı olamadı ve soyunma odasına 1-0 üstünlükle gitti.
BiR ANDA iŞLER DEĞiŞTi
İkinci yarıya daha cesur başladı Başakşehir. Rakip yarı sahada Trabzonspor’a baskı uygulayan turuncu lacivertliler, 48. dakikada Da Costa ile beraberliği yakaladı. Golden sonra da etkisini artıran Başakşehir 66. dakikada bu kez Da Costa’nın asistinde Brnic ile 2-1 öne geçmeyi başardı. İbre Başakşehir’e dönmek üzere iken Mustafa Eskihellaç’ın bireysel becerisiyle attığı gol Trabzonspor’u yeniden maça ortak etti. Bu gol sonrası Onuachu ve Ozan Tufan gibi oyuncuların girmesi rüzgarı tamamen Trabzonspor lehine çevirdi. Son bölümde gelen 2 golle Trabzonspor 4-2 kazanarak kupada bir üst tura çıkmayı başardı.
Fatih Tekke takımın iskeletinde değişiklikler yaparken oyun ritmini bozmaktan imtina etmeli. Başakşehir karşısında ideal düzene dönünce takım zoru kolaya çevirdi. Böyle anlarda tecrübe ve mental dayanıklılık daha da değerli hale geliyor. Trabzonspor hamleleriyle bu değeri bir kez daha gösterdi.
İlk yarıda oyun Shkendija deplasmanındaki gibi sıkıntılı başladı. Rakip yarı alanda hızlı çoğalamadı Samsunspor. Yine de zayıf rakibine pozisyon vermeden soyunma odasına gitti. İkinci bölümde daha aktif bir Samsunspor vardı.
Rakip kaleye 5-6 pasla inen ve pozisyonlar bulmaya başlayan temsilcimiz 53. dakikada kazandığı penaltıyı Ntcham ile gole çevirdi. Bu golle birlikte Shkendija‘nın da gardı düştü. Samsunspor kalesine gelmeye çalışan Makedon ekibi bu kez arkada boşluklar bırakmaya başlayınca Samsunspor 71. dakikada Ndiaye ile skoru 2-0’a taşıdı. 79 ve 90+2. dakikalarda bu kez sahneye Mouandilmadji çıktı ve Samsunspor’u son 16’ya taşıyan golleri attı.
İLK SEZONUNDA BÜYÜK BAŞARI
Sezon ortasında radikal bir karar alarak teknik direktör değişikliğine giden Samsunspor, Avrupa Konferans Ligi’ndeki ilk sezonunda son 16 turuna kalarak büyük başarı elde etti. Yeni rakip Arda Turan’ın çalıştırdığı Ukrayna ekibi Shakhtar Donetsk ya da İspanya temsilcisi Rayo Vallecano olacak. Lig aşamasındaki iyi performansları da düşünecek olursak Samsunspor için daha fazlasını hayal etmek mümkün.
Trabzonspor, dünkü maça kafa karıştırıcı bir kadroyla çıktı. İlk bakışta herkes Fatih hocanın üçlü formasyonla başladığını düşündü. Ancak tamamen oyuncu tercihleri herkesi böyle bir yanılgıya düşürdü. Trabzonspor her zamanki oyun anlayışıyla sahadaydı. Ancak ilk 20 dakika boyunca pozisyon almakta zorlandılar ve Gaziantep geçişleriyle Trabzonspor orta sahası ve savunmasını parçaladı. Bayo’nun 22’deki vuruşuyla Gaziantep 1-0 öne geçti. Buradan sonra maçın farklı bir noktaya gideceğini düşünmek çok doğaldı. Ancak 24’te Augusto ve 27’de Onuachu’nun golleriyle Trabzonspor 5 dakikada kendine gelerek maçta öne geçti. Trabzonspor, kötü başlayan ilk yarıyı oyun olarak değilse de skor olarak düzelterek soyunma odasına önde girmeyi başardı.
İkinci bölümde de oyun çok farklı değildi. İki takım da bulduğu pozisyonlardan yararlanamadı ve üç puanı alan Trabzonspor oldu.
GERiLEME SÜRÜYOR
Galibiyete rağmen bordo mavililerde bireysel olarak pek çok oyuncu gerilemeye devam ediyor. Pina takımın en formsuzu. Savic eskisi kadar güven vermiyor. Folcarelli ve Oulai düşüşte. Muçi, Augusto ve Onuachu’nun hücumdaki etkileri kadar savunma katkıları yok. Fatih Tekke’nin yarışın içinde son ana kadar kalabilmesi için bu duruma çözüm bulması şart.
Yerine getirilen Thorstein Fink ilk maçına güçlü bir oyunla başlamak istediğini söyledi karşılaşma öncesi. Öyle de oldu aslında. Henüz 5. dakikada Assomou’ya yapılan faul sonrası kazanılan penaltıyı Ndiaye dışarı attı. Shkendija’nın yenilenen stoper hattı aslında Samsunspor’un en büyük avantajıydı. Buna bir de temsilcimizin fizik gücü yüksek oyuncularını eklediğimizde beklentiler de aynı şekilde yükseldi.
Ancak kaçan penaltıyla rakibin direnci arttı. Fink’in başlangıç planı Assoumou üzerine kuruluydu. Yaptırdığı penaltı dışında beklentilerin altında kaldı. Buna Holse’nin de etkisizliği eklenince Samsunspor gol için 77 dakika bekledi. Fink hem oyun hem oyuncu değişiklikleriyle maçın gidişatını değiştirdi.
Sahada kaybolan Holse değişiklerle beraber daha serbest bir role geçince golü de hazırlayan oyuncu oldu. Oyuna girdikten 5 dakika sonra golü atan Mouandilmadji avantajı Samsun’a getirirken Fink’e de “hoş geldin” dedi.
AVRUPA’nın önde gelen akademilerinde her yıl pek çok oyuncu ön plana çıkarılıyor ancak sonrasında beklenen gelişim bir türlü sağlanamıyor.
Manchester City teknik direktörü Pep Guardiola bu durum hakkında şu teşhisi yapıyor: “Genç oyuncular büyüdüklerinde rekabet etmiyorlar. Büyümek, olabildiğince hızlı bir şekilde daha iyi bir oyuncu olmak... Bunun yolu, Exeter’e karşı, 40 binden fazla insanın önünde, koşulsuz destek verenlerin karşısında oynamaktır. Evde 3 çocuğu olan babalara karşı oynamaktır. İşte meydan okumanın yolu budur. Akademi oyuncuları büyümek için rekabet etmiyorlar. Bu durum genellikle doğru zamanda veya doğru mizaçta olup olmadıklarını bilememenize neden oluyor.” Kısacası Guardiola’ya göre oyuncular büyüyor ancak oyunda büyümek için aynı çabayı vermiyorlar.
KULÜBELER BOŞALMAYA DEVAM EDİYOR
Maresca, Amorim derken görevden alınan teknik adamlar listesine Xabi Alonso da eklendi. Tottenham’da Thomas Frank ve Liverpool’da Arne Slot gönderilmesi gündemde olan isimler. Peki ya uzun zamandır işsiz olan teknik adamlar kimler? Stefano Pioli, Joachim Löw, Xavi, Zidane, Steven Gerard, Gareth Southgate, Edin Terzic, Thiago Motta, Ruud Van Nistelrooy, Ange Postecoglou. Liste her geçen gün uzuyor. Bugün teknik direktörler organizasyon ve spor dinamikleri açısından giderek daha az karar verme gücüne sahip. Bir projeyle gelmelerine rağmen kısa vadeli sonuçlara göre değerlendiriliyorlar. Kendini güncelleyen, oyuna uyum sağlayabilen teknik adamlar tercih ediliyormuş gibi gösterilse de kulüpleri birer ticaret alanı gibi gören karar vericiler sonucu belirliyorlar. Bakalım bu değişim kaç teknik adamı daha yeşil sahalardan uzaklaştıracak.
SOKAĞIN ÖZÜR MÜ? GÜNÜMÜZ GERÇEKLERİ Mİ?
Son günlerde teknik adamlardan eski futbolculara kadar pek çok ismin verdiği röportajları takip ediyorum. Hiçbiri futbolun geldiği noktadan memnun değil. Arjantin Milli Takımı Teknik Direktörü Scaloni sokak futbolunun oyunun özü olduğunu iddia ediyor. Bir futbolcu iki kişiyi geçmişse kenardan ona pas ver demenin yanlış olduğunu vurguluyor. Bunun oyuncunun yeteneğini yok ettiğine inanıyor. Keza Capello’nun geçen sezon Guardiola’nın futbolu mahvettiğine dair açıklamalarını hatırlıyorsunuzdur. Capello hala bu iddiasının arkasında ve İtalyan futbolunun hala eski günlerine dönemediği iddiasını savunuyor. Fabregas da oyunun giderek robotikleştiğini ve yaratıcı yönün kaybolduğunu açıklamıştı geçtiğimiz haftalarda. Luis Enrique ise tüm bu çıkışlara farklı bir noktadan yaklaşıyor ve şöyle söylüyor: “Aradığımız ilk koşul yetenek. Eğer fiziksel ve diğer istatistikleri göz önüne almış olsaydık Pedri gibi oyuncular bugün bir dakika bile süre alamazdı. Antrenmanda bile...” Bu tartışmalar uzun süre daha devam edecek gibi. Zaman kimleri haklı çıkaracak hep beraber göreceğiz.
Galatasaray'ın sahaya çıktığı 11’i gördüğümde oldukça şaşırdım. Buruk orijinleri sol bek olan Kazımcan ve Eren ile başladı, bir diğer sol bek Jakobs sonradan girdi, buna karşın hem stoper hem de sağ bek kullanmadı. Her hafta farklı denemeler yapmaya devam ediyor Buruk. Belki kupa maçı olması belki de rakibin kendilerinden daha zayıf olması bu tip bir tercihe itmiş olabilir. Yine de gollere rağmen sıkıntıları olan bir oyun izledik.
Ahmed Kutucu ve İcardi’nin istekli oyununa orta sahada Torreira eşlik etmeye çalıştı. İlkay’ın sakatlıktan sonraki formu hala beklenen seviyede değil.
Topa daha fazla sahip olmaya çalışan Galatasaray’a karşı İstanbulspor geçişlerde ve son vuruşlarda biraz daha başarılı olsa bambaşka bir skorla da karşılaşabilirdik. Golü atan Mamadou ve Sambissa hem atletizmleri hem de Galatasaray savunmasına yaşattıkları sıkıntılarla dikkat çektiler. İşin özü kötü anlarda da kazanmak son derece önemlidir. Galatasaray bu alışkanlığı sayesinde iyi oynamadığı maçtan 3 puanla ayrılmayı başardı. Galatasaray’ın son dönemdeki oyunu ve kulübeden gelen alternatifleri ilerisi için ışık vermiyor. Özellikle üç kulvarda rekabet için.