GeriErtuğrul ÖZKÖK Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Devletin atanmış memuru olup seçilmiş siyasetçiye her gün “had bildiren”, “aşağılayan”, “hiza veren” açıklamaları da önleyin dedi.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

Bu görüşe ben de katılıyorum.

Cumhurbaşkanı önceki gün amiral olayı konusunda bence güzel bir üslupla konuştu...

Ayrıca siyasi şapkası olan seçilmiş iktidar temsilcilerinin konuşmalarına da itirazım yok.

Ama siyasi konularda açıklama yapan bazı atanmışların kullandığı üslup gerçekten demokratik teamülleri çok aşmaya başladı.

Artık devletin bazı valileri bile kendini tutamayıp seçilmişlere “had bildirmeye” kadar gidiyor.

*

İşte o nedenle “İnşallah” diyorum...

İnşallah Akşener’in bu çağrısı yankı bulur, iktidarla muhalefet arasında en azından “seçilmiş insanlara karşı” atanmışların dilindeki bu nefret ve hakaret dalgasına dur denir...

*
Unutmayalım...

Demokrasi bir alternans, bir değişim rejimidir...

Bugün bir veya iki parti iktidardaysa...

Yarın muhalefettekiler oraya geçebilir...

Yarın kendisine aynı şeylerin yapılmasını istemeyenler, güç ellerindeyken yeni bir siyasi kültürün oluşmasına önayak olurlarsa herkes için en iyisi olur.

ÜÇ LİDER, ÜÇ ZAMANLAMA, ÜÇ FARKLI TARZ-I SİYASET

104 amiral olayı ile ilgili üç lider ve üç pozisyon:

BİR: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepkisi çoğu insanın beklediğinden daha ölçülüydü...

MOTİF: Avrupa Birliği ile yüz yüze görüşmelerin başlamasına 24 saat kala, ezber bozan bir tavırla, “kavgacı bir görünüm vermekten” kaçındı.

*

İKİ: İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, tepkisini
açıklayan ilk liderdi ve çok başarılı bir iletişim zekâsı ile olayı “zevzeklik” kelimesinin sınırlarına kapatarak tansiyonu düşürdü, bu açıklamaya “darbe girişimi” diyenlerin silahını elinden aldı.

Ayrıca amirallerin gözaltına alınmasına karşı çıkarak kendi tabanındaki hassasiyeti de iyi yönetti.

*

ÜÇ: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İnönü tarzını tercih etti.

Açıklama yapmadan önce 24 saat bekledi.

Sonunda o da kendi tabanının hassasiyetlerini dikkate alan ama 104 amirali açıktan destekleyici bir tavırdan kaçınarak dengeli bir yaklaşım sergiledi. Bu arada “Vatandaş artık bundan darbe çıkarmak isteyenleri yutmaz” diyerek taraftarına moral verdi.

*

Bence kendi siyasetleri açısından üçü de “kendi özgün siyasetlerini” sergilediler.

100 YILLIK TÜRKİYE’DE İNÖNÜ VE ECEVİT’E İKİ KÜÇÜK KARE YOK MU

ANADOLU Ajansı son yıllarda çok güzel albümler çıkarıyor. Sonuncu geçen ay yayınlandı.

Adı “1920-2020: 100 Yıllık Türkiye”...

Türkiye’nin son 100 yılını anlatıyor.

Kesinlikle temel arşivimde saklayacağım bir çalışma... O nedenle teşekkür ediyorum.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

Ama bir de eleştirim var...

Albümün kapağına 16 fotoğraf konmuş...

İşte bu fotoğrafların seçimine itirazım var.

*

Kapakta siyasetçi ve devlet insanı olarak 6 kişinin fotoğrafına yer verilmiş.

Atatürk, Tayyip Erdoğan, Turgut Özal, Adnan Menderes, Süleyman Demirel var...

Bence hepsi de doğru seçilmiş... Her biri için ikna edici bir gerekçe bulunabilir...

*

Ama sizce de bu galeride 2 isim eksik değil mi... Çok kısa süre başbakanlık yaptığı halde, Türkiye’nin ilk kadın başbakanı olduğu için tamam Tansu Çiller’e yer var.

Kurtuluş Savaşı’nın iki kahramanından biri ve Türkiye’nin çok partili hayata geçmesini sağlayan İsmet İnönü yok...

Tansu Çiller var, Türkiye’nin yüzde 42 oy almış ilk sosyal demokrat parti başkanı ve “Kıbrıs fatihi” Bülent Ecevit yok...

Onlar da birer kare fotoğrafı hak etmiyor mu 100 yılın Türkiye’sinde...

Devletin ajansı, böyle bir albüm yaparken devletin devamlılığı ilkesini de dikkate almalıdır diye düşünüyorum.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

TÜRKİYE’NİN GİZLİ PUGLİA’SI NERESİDİR VE NEYİ VARDIR

İSTANBUL’dan yeni karayoluyla İzmir’e gidenler, Akhisar çevresinden geçerken şaşırtıcı bir tabloyla karşılaşır.

Türkiye’nin belki de en düzgün zeytin ağacı tarlaları bu bölgededir.

Az insan bilir ama Akhisar Türkiye’nin en büyük zeytin bölgesidir.

Ve bana göre İtalya’da Puglia neyse, Türkiye’de de Akhisar orasıdır.

Bilinmemesinin nedeni de bölgenin markalaşmış ve tanınmış zeytinyağının daha yenilerde çıkmaya başlamasıdır.

Geçen pazar akşamı bir dostumun evinde küçük bir grup yemeğe davetliydik.

Orada Ayhan Sicimoğlu ile karşılaştım.

Akhisar zeytinyağının markalaşması ve tanıtım işini üzerine almış.

Kendi adını taşıyan üç ayrı zeytinyağı şişelemiş.

Üzerine bir de eski İngiliz soylularınkine benzeyen fotoğraflarını koymuş.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

Özellikle “Yeşil Altın” adını verdiği özel serinin yağını çok sevdim.

Bana İtalya’nın Puglia bölgesi zeytinyağlarından daha güzel geldi.

Bir de Akhisar’da yetişen bir tür Jalapeno biberle karıştırılmış acılı zeytinyağı vardı.

Böylece Akın Öngör’ün “Selendi” adıyla markalaştırdığı Akhisar şarabından sonra, Ayhan Sicimoğlu’nun adını taşıyan bir de zeytinyağı geldi.

Zeytinyağı meraklılarına, Türkiye’nin bu gizli Puglia’sının özellikle Altın Damla özel serisini tavsiye ederim.

BÜYÜK BİR UZAKDOĞU FÜZYON ŞEFİ İLE TANIŞMAK

PAZAR akşamki yemeği halen Dubai’de çalışan genç bir Türk şefi hazırladı.

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

Batuhan Zeynioğlu.

Uzakdoğu füzyon mutfağından bir mönü hazırladı. Ama ürünlerin çoğu yerliydi.

Türk sahillerinden tonbalığı ve Norveç somonu ile hazırladığı saşimi harikaydı.

Wagyu carpaccio, abartmıyorum bugüne kadar yediğim en iyilerinden biriydi.

Deniz levreği mükemmeldi...

Yerli ıstakoz ve karidesle yapılan yemekler çok başarılıydı.

Bir de sonunda yediğimiz kalın yuvarlak “calamarata” makarna...

Genç bir Türk şefinin elinden böyle şahane bir yemek yemek, üzerimdeki pandemi ağırlığını azalttı...

Türkiye gerçekten çok başarılı genç bir şef neslini geliştirdi.

DİNDARLAR İKTİDARA GELİNCE DİNDARLIK HEP DÜŞÜYOR MU

TÜRKİYE, geçen hafta sonunda bir ilahiyat profesörünün Twitter üzerinden “deist” olduğunu açıklamasını tartışırken bir ilginç haber de ABD’den geldi. Dünyada “muhafazakârlığın” en yaygın ve güçlü olduğu ülkelerden biri sayılan ABD’de dindarlık hızla düşüyormuş.

Araştırmaya göre “düzenli olarak ibadethaneye gidenlerin” oranı, 20 yılda yüzde 70’ten yüzde 47’ye gerilemiş.

Dindarlık ilk defa 1937 yılında ölçülmeye başlamış.

O tarihte halkın yüzde 70’i düzenli olarak ibadethaneye gittiğini söylüyormuş.

Bu oran 2000 yılına kadar aynı kalmış.

Ancak son 20 yılda 23 puan birden gerileyerek yüzde 47’ye inmiş.

1946 öncesi doğanların yüzde 66’sı hâlâ kiliseye giderken, milenyum doğumlularda bu oran yüzde 37’ye iniyormuş.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku

Şenol Hoca ve takımı önceki gece Avrupa'da neyi yıktı?

Avrupa’da belki de son 4 Dünya Kupası’nda tanık olduğumuz manzara şudur: Ülkelerin milli takımları, kulüp takımları kadar iyi futbol oynayamıyor. Şenol Hoca ve takımı son 2 maçta işte bu yerleşik Avrupa inancını yıktı. Milli takım, Türkiye’deki bütün kulüp takımlarından daha iyi futbol oynuyordu.

Bu yazıyı, epeydir milli takım maçlarını seyretmeyen bir futbol izleyicisi olarak yazıyorum.

Seyretmememin de nedeni vardı. Avrupa’da milli maçlar zevksiz geçer. Söylemek istediğim tek cümle var:

“Şenol Güneş Hoca önceki akşam ve ondan önceki maçta, Avrupa’da belki son 16 yıldır hüküm süren bu futbol yargısını yıktı.”

Nedir bu, anlatayım...

57’NCİ DAKİKADA SAHADA GÖRDÜĞÜM MANZARA ŞU

Maçın 57’nci dakikası...

Milli takım Norveç savunması önünde inanılmaz üçlü ve dar paslaşmalar yapıyor.

Bir La Liga tutkunu olarak, bilmesem karşımda Barcelona oynuyor sanacağım.

Yazının Devamını Oku

23 Haziran'da bu paranın üzerinde bu 'muamma' çocuğun resmi olacak

Kendini mahallenin ağır abisi sanan bir meczubun, “eşcinsel” diye işitme engelli bir çocuğu sokak ortasında dövüp, sonra bu görüntüleri göğsünü yumruklaya yumruklaya sosyal medyada paylaştığı gün...

Yani geçen cuma...

İşte tam o gün dünya başka bir konuyu konuşuyordu.

*

Bundan 3 ay sonra...

Tam tarihiyle 23 Haziran günü İngiliz Merkez Bankası 50 pound’luk yeni bir banknot çıkaracak.

Bunun bir tarafında İngiltere Kraliçesi’nin resmi olacak...

Öteki tarafında ise Alan Turing isimli birinin fotoğrafı...

Yanda çocukluk resmini gördüğünüz insanın 41 yaşındaki halinin bir fotoğrafı olacak...

Yazının Devamını Oku

Gönüllü istihbaratçı... Üzerinde çift ay işareti yok diye şunları hafife almayın

25 Mart 2021 Perşembe günü...

Yani önceki gün, biz Türkiye’de TBMM Başkanı’nın “Tek imza ile Montreux’den bile çekilebiliriz” açıklamasının yarattığı depremi yaşarken...

Atina’da çok önemli bir şey oldu...

Atina Büyükelçiliğimiz ve MİT’in yazdıkları raporlarda şu ayrıntılar var mıydı bilmiyorum...

Ama ben şahsi istihbaratımı yaptım ve yazıyorum...

İstihbarat dediğim de öyle gizli kapaklı bir şey değil...

Açık ve herkesin önünde olup biten şeyler.

Önce bir Google araması, sonra da Hürriyet’in Atina büro şefi Yorgo Kırbaki ile sohbet...

Bence herkesin dikkatle okuması gereken Atina raporumu sunuyorum...

Yazının Devamını Oku

Son 24 saatte ne oldu da bu kadar safça umutlandım

1) Sadece dün değil... Epey bir süredir Türkiye’de parti kongreleri beni hiç ilgilendirmiyor...

Açıkça söyleyeyim, parti mitingleri de, parti kongreleri de bana artık eskimiş bir siyaset anlayışının nostaljik kalıntıları gibi görünüyor.

Ancak son 24 saatte iki ayrı partide iki ayrı gelişmeye baktım ve yazmaya karar verdim.

*

AKP kanadında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir cümlesi: Ve arkasından yeni AKP yönetimine giren bazı isimler bana umut verdi.

*

Öğleden sonra ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması...

“Gelin helalleşelim ve yeni bir Türkiye kuralım” mesajı... “Herkes hata yapabilir. Yeni bir siyaset anlayışını birlikte inşa edebiliriz” sözleri... Son günlerin en önemli cümleleri bunlar...

Hayal mi kuruyorum...

Yazının Devamını Oku