GeriErtuğrul ÖZKÖK Süper kaynak Talat işini kaybedecek mi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Süper kaynak Talat işini kaybedecek mi

TÜRKİYE’yi karıştıran “kaynak” konusunda...

- Rahmi Abi önce “Çok güvendiğim, daha önce beni hiç yanıltmamış, çok sağlam bir kaynak” dedi...

- Sonra onu “Saray’a çok yakın biri” olarak tarif etti...

- İkinci gün çarşı karışınca bu defa onu Saray’a daha da yaklaştırdı ve “İşini kaybetmekten korkan biri” haline getirdi...

- Üçüncü gün işler çıkmaza girince bu defa tenzili rütbe yapıp “Saray’dan iyi haber alan bir gazeteci”ye dönüştürdü...

- Çarşı bir türlü durulmayınca son noktayı koydu:

“Meğer güvenilecek bir kaynak değilmiş...”

*

Türkiye çok “güvenilir sağlam kaynaklar” gördü...

- Olmayan kamera görüntülerini, adamların ellerindeki deri eldivenlere kadar kare kare anlatıp insanları yanıltan...

- Rakip siyasetçilerin sahte fotoğraflarını sarı zarflar içinde gazete bürolarına teslim eden, sahte belgeleri Genelkurmay önünde gazeteci eline tutuşturan...

- Türk ordusunun şerefli subaylarının cami bombalayacağı iftiralarını, kumpas belgesi haline getirip tekerlekli bavullarda servis eden...

*

Güzel ülkem çok gizli kaynak gördü, ama Türkiye olalı Talat gibi böyle bir “kaynak” görmedi...

*

Kimdir bu “süper kaynak Talat...”

Bir zamanların Fehmi Abi’si olsa şak diye anında bulurdu...

Derdi ki...

“Bu olaydan kim yarar sağladı ise odur...”

Var mı sağlayan... Gelin bakalım...

*

- Yerel seçimleri kazanmış CHP’yi birbirine düşürdü, kurultayı daha şimdiden bir savaş meydanına çevirdi...

- Yerel seçimler öncesi ve sonrası yürüttüğü politika ile karşı partilere oy vermiş insanlarda bile iyi iz bırakan Kemal Kılıçdaroğlu’nu kurultay öncesinde büyük bir hataya sürükleyip perişan etti...

- Rahmi Abi’yi yurtdışında hasta yatağına düşürdü, Sözcü gazetesi hakkında durup dururken soru işaretleri yarattı...

- Sanki Külliye’de tezgâhlanmış havası vererek, Cumhurbaşkanı’nı, makamını ortaya koyacak kadar öfkelendirdi.

- Komplo teorisi manyağı haline gelmiş bazı insanlarımızı yine birbirinin can düşmanı haline getirdi...

*

Yani bakıyorum bakıyorum da bundan yararlanan tek kişi görüyorum...

Uğur Dündar...

Gece CNN Türk’e bağlanıp o bilginin kendisine de geldiğini ama kullanmadığını söyleyerek ne kadar dürüst ve ilkeli bir gazeteci olduğunu bütün Türkiye’ye bir kere daha ispat etme imkânına sahip oldu.

*

Şakayı bırakalım...

Bu “çok sağlam kaynak” gazeteciler için pek sağlam değilmiş...

Ama belli ki birileri için gerçekten sağlam ve güvenilirmiş...

Hizmetini yaptı, zaten kutuplaşmış Türkiye’yi üç parçaya daha böldü ve geriye çekildi...

*

Bakalım şimdi Rahmi Abi’nin dediği gibi “işini kaybedecek mi”.

Diye soracağım ama...

Bildiğim CHP’nin içini karıştırmaktan başka işi yok...

CHP’de bundan medet umacak kafalar oldukça...

Bizim Talat da işini hiiiç kaybetmez.

ALDATILMIŞ İKİ KADININ SOHBETİNDEN SAHNELER

Süper kaynak Talat işini kaybedecek mi

NİLGÜN Belgün kitap yazarsa başköşeyi kime ayırır?

Tabii ki oyunlarında kime ayırırsa ona...

Önce Atilla’ya...

Yani Atilla Demircioğlu’na...

İkinci kitabında da başköşede o var...

Daha doğrusu “onun tarafından nasıl aldatıldığı”...

*

Peki aldatılan kadın kitapta bunu kime anlatıyor?

Gazeteci İpek Durkal’a...

Kitaptan öğreniyoruz ki o da “aldatılan bir kadınmış”...

*

Durum böyle olunca bu mahrem muhabbet, kitapta aleni hale gelmiş...

Her zamanki gibi keyifle okudum...

İpek’in sorduğu soruları biraz değiştirerek bu muhabbeti size aktarıyorum.

..............................

- Nilgün Belgün: “Hayatla Geçinmeyi Seçtim”, Yazan: İpek Durkal, Mona Güncel, 2019

İLK SAHNE... ALDATILMIŞ KADIN KENDİNİ NASIL HİSSEDER

- İPEK DURKAL: Ben aldatılma hikâyesini yaşamamış kadın tanımadım. Benim de başıma geldi. İnsan kendini çok tuhaf hissediyor. Evine hırsız girmiş gibi, ne bileyim en yakını tarafından sırtından hançerlenmiş gibi...

- NİLGÜN BELGÜN: “Aldatıldığında kendini suçladın mı?”

- İPEK: Asla... Sen?

- NİLGÜN: “Kesinlikle hayır. Aldatmak dediğin arkadan vurmaktır. Ne iş hayatımda, ne özel hayatımda kimseyi aldatmadım.”

Süper kaynak Talat işini kaybedecek mi

İKİNCİ SAHNE...  ALDATILAN KADIN, ALDATACAK BİR ERKEĞİ NERESİNDEN TANIR

- NİLGÜN: “Ben bu olayda insanın iç sesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.

Atilla’yı ilk gördüğümde bir sinsilik hissetmiştim. Sonra yok canım, benim pimpirikliliğim diye düşünmüştüm. Sinsice yakınımdaki kişiyle aldattı. İç sesinizi dinleyin, o size zaten neyin ne olduğunu söylüyor.”

İLK KAVGA...  İLK KAVGADA AYRILMALI MI KULAK ZARI MI PARÇALAMALI

İPEK: Aldatıldığını öğrenince ne yapmalı? Hemen ayrılmalı mı?

- NİLGÜN: “Bir küllük fırlattım, bir de hâlâ inkâra devam edince tokat attım, kulağının zarını patlattığım var. Bu iki olayla birlikte hemen ayrıldım.”

Süper kaynak Talat işini kaybedecek mi

İSTİHBARAT... GİZLİ KALMIŞ ALDATMANIN İHBARCISI BAKIN KİM ÇIKTI

NİLGÜN: “30’lu yaşlarımda bir oyuncuyla nişanlıydım, o da evli bir arkadaşımla aldattı beni...”

- İPEK: Bunu bilmiyordum.

NİLGÜN: “Nereden bileceksin. O zaman şimdiki gibi sosyal medya, internet falan yok. İkimiz de 30’lu yaşlarımızdaydık. O günlerin en sevilen dizisinde oynuyordu. Nişanlıyız, ev tuttuk, evleneceğiz. Ben Ankara’dayım. Kazandığım parayla evimiz için alışveriş yapıyorum. Bir gün oteldeki odamın telefonu çaldı. İstanbul’daki evimizin üst kat komşusu arıyor.

Dedi ki, ‘Kızım sen evde yokken o meşhur kadın tanınmamak için tebdili kıyafet sizin eve gelip nişanlınla buluşuyor, haberin olsun’. Meğer aynı dizide rol aldığı kadınla aldatıyormuş.”

ÖTEKİ KADIN... ALDATAN KADINLA YÜZLEŞME SANATI

- İPEK: Yüzleşmedin mi o kadınla?

- NİLGÜN: “Sorsam yok öyle bir şey yok diyecekler. Suçüstü yapmam lazım.

Evdeyim, telefon çaldı, açtım ama ses vermiyorum, bakayım ne olacak?

Kadın benim aniden döndüğümü bilmiyor tabii... Başladı aşk sözcükleri söylemeye, çünkü telefonu nişanlım açtı sanıyor.

Cümlesi bitince ‘Merhaba ben Nilgün’ dedim. Şoka girdi.

Nişanlıma gelince, her erkek gibi inkâr etti önce, ama sonra kabul etti durumu.”

FİNAL... ALDATILAN KADIN SAVAŞMALI MI

- NİLGÜN: “Böyle mevzularda savaşmaktan hoşlanmam. Hemen helalleştim. Ne haliniz varsa görün dedim. Aldatılmayı konuşuyoruz ya, erkekler birlikte oldukları kadınları kiminle aldatıyor? Yine bir kadınla. Yani kadının kadına yaptığını erkekler yapmıyor çoğu zaman.

‘Kadın kadının yurdudur’ demek isterdim ama hayat bana ‘kurdu’ olduğunu öğretti.”

GÜNÜN FOTOĞRAFI... SIKI DOSTLARIN 50’NCİ YIL ARKADAŞLIK HATIRASI

Süper kaynak Talat işini kaybedecek mi

ROBERT De Niro ve Al Pacino, herkesin merakla beklediği “Irishman” filminde yine bir arada oynadılar.

Al Pacino 79 yaşında...

De Niro 76...

GQ dergisi, arkadaşlıklarının 50’nci yılında ikisini bir araya getirmiş...

Çok güzel bir sohbet videoları var...

“Goodfellas” filminin sıkı dostları, 50 yılda sıkı fıkı dost haline gelmiş.

GÜNÜN SORUSU... TBMM KOMİSYONUNDAN SIZAN BİR MACBETH TİRADI

Süper kaynak Talat işini kaybedecek mi

GEÇEN hafta savunma bütçesinin görüşüldüğü TBMM bütçe komisyonunda kapalı kapılar ardında kalmış çok ilginç bir “Macbeth
tiradı”
olayı var.

Konu Türkiye’nin güvenliği...

Söz sırası Savunma Bakanı
Hulusi Akar’da...

*

Kürsüye çıkıyor ve şunları söylüyor:

- “82 milyonun hiçbir ayrım yapmaksızın güvenliği bizim onurumuzdur, namusumuzdur.

Bu çerçevede faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.”

 

YANİ ŞU YAŞADIĞIMIZ HAYAT BİR BİBER Mİ

- “Tabii burada güvenlik ve özgürlük dengesini kurmamız lazım. Bu teorik olarak doğru fakat bununla ilgili örnekleri yaparken dikkatli olmak lazım. Hatırlarsanız Aristo mantığında şöyle bir şey var. Biber acıdır, hayat da acıdır, dolayısıyla hayat biberdir. Doğru mu şimdi?

Dolayısıyla bu manada bizim mantığımızı kurgularken hesabı kitabı doğru yapmamız lazım...”

 

KRAL BAĞIRIYOR: HEPİNİZ ZEVKUSEFA İÇİNDESİNİZ

- “Meşhur Shakespeare’in Macbeth’inde, hepiniz hatırlarsınız, hatırlayanlarınız mutlaka vardır, görkemli bir yemekte, görkemli bir ziyafette, herkes böyle huzur içinde, rahat içinde, zevk ve sefa içinde... Orada kral bağırıyor, orada tiradda diyor ki: ‘Güvenlik olmasa bunlar neye yarar?”

 

BEN KENDİ ‘GÜVENİLİR’ KAYNAĞIMI AÇIKLIYORUM

TBMM komisyonunda kapalı kapılar ardında yapılan bu konuşmayı bana kim sızdırdı?

Sıkı durun...

Sedat Ergin...

Ya onun haber kaynağı...

Açık istihbarat...

Türkiye Büyük Millet Meclisi zabıtları... Herkese açık...

Bütün zabıtları satır satır okur... Sohbet sırasında o anlattı bana... Ben de zabıtların o bölümünü okudum.

 

X

Günde kaç kez performansınızın ölçüldüğünü düşündünüz mü

Normal olarak sabah kalktığınızda tartılırsınız...

Yani kilonuzu ölçersiniz...

Osman Hoca’yı dinleyip kendinize günlük 10 bin adım hedefi koyduysanız, kolunuzdaki iWatch veya herhangi bir dijital ölçüm aletinden bakarak onu da ölçebilirsiniz...

*

Başka...

Tansiyon sorununuz varsa sabah akşam bakıp kaydedebilirsiniz...

Kaç saat uyuduğunuza bakabilirsiniz...

Trafikte sıkışırsanız aklınıza eve kaç saatte gittiğinizi hesaplamak gelebilir...

Yazının Devamını Oku

O güzelim Lalibela da Şibam olma yolunda

Hayatım boyunca gezdiğim ülkeler içinde ikisi beni çok etkilemişti.

Biri Yemen’di...

Özellikle Hadramut bölgesindeki “Şibam” kenti benim için dünyada gidip görülecek yerlerin başındaydı.

O şehrin fotoğrafını ilk defa National Geographic’te gördüğümde “Buraya mutlaka gitmeliyim” demiştim.

“Deli misin sen, öldürürler seni” demişlerdi.

Her türlü tehlikeyi göze alıp gitmiştim. Zırhlı bir arabadaydım. Önümde, arkamda ağır makineli tüfekle donatılmış iki kamyonet dolusu asker vardı.

Şibam olağanüstüydü...

Ama herhalde benden sonra oraya giden başka bir Türk olmamıştır. Yemen bugün acımasız bir içsavaş ve dış müdahalelerle enkaza döndü.

Yazının Devamını Oku

Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı

Önceki akşam Swissôtel’in balo salonunda çok güzel bir davet vardı.

“Gentleman” dergisinin, “Yılın İnsanları” ödülleri verildi.

*

Derginin yayıncısı Feyzan Ersinan’ı kutlarım. Mükemmel bir organizasyon yapmış.

Her yıl ödül töreni tematik bir ambiyansla düzenleniyor.

Bu yılki tema “Sirk”ti...

Salonun içine harika bir sirk çadırı havası verilmişti.

Sanki rengârenk bir tentenin altındaydık.

Yazının Devamını Oku

Metin Bey, Cem, Şahan, Yılmaz, Ferhan, Ata, ve Badi Ekremler

Pazar günü iki haberi arka arkaya okudum...

Önce pazar günü Hürriyet’te Zeynep Bilgehan’ın Abdullah Kiğılı ile yaptığı konuşma...

Kiğılı insanlarla ilişki kurarken, “Kartvizitimle birlikte gülümsememi de veririm” diyor.

Gerçekten hayatının her anında gülümseyen bir insandır...

Kilolu cüssesinin etrafında bir gülücük halesi vardır hep.

Biraz sonra ise Gallup şirketinin uluslararası “duygu araştırması”nın sonuçları geldi önüme...

Bütün dünyada “Günün bir anında gülümserim” diyen insanların oranı yüzde 75’ten 70’e gerilemiş.

Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Nil Karaibrahimgil yarın psikiyatrıyla ne konuşacak

İtiraf edeyim, Türk medyasında en dikkatle okuduğum gazete Hürriyet Kelebek...

Yazarlarını çok seviyorum. Bana siyasetin dışındaki dünyayı öylesine güzel ve farklı açılarla anlatıyorlar ki...

*

Mesela dün Nil Karaibrahimgil’in yazısı... Güzel ve çok medeni bir şey yapmış.

Yarın (çarşamba), psikiyatrına gidip konuşacağını yazmış. Konuşacağı kişi İstanbul’da iyi tanınan Feriha Dildar...

Nil, onun için “Uzman pedagog” diyor, ama Google’a baktığınızda unvanı hep “Uzman psikolojik danışman” olarak geçiyor.

Ben de konuştuğum insanlardan iyi bir çocuk psikolojisi danışmanı olduğunu işitiyorum. Bu konuda birçok kitabı var.

*

Nil, onunla ilişkisini şöyle anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...

*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Yazının Devamını Oku

34 yıl önce çekilen fotoğrafın bir sırrı varmış, bakın o neymiş

Bu fotoğrafı dün Rasim Ozan Kütahyalı gönderdi.

Bugünlerde “1992” adlı bir kitap üzerinde çalışıyormuş.

O yılın, Türk siyasi hayatında çok özel bir yeri olduğunu anlatacakmış.

Kitap için çalışırken bulmuş bu fotoğrafı...



Fotoğraf 18-24 Ocak 1987 tarihli

Yazının Devamını Oku

Erenköy Kız Lisesi’nde başlayan güzel bir cumhuriyet hikâyesi

Erenköy Kız Lisesi’nin yatılı öğrencileri hafta sonu tatili için evlerine giderlerken, anne ve babası ayrı olan Nüzhet okulda kalmaktadır.

Yatakhanenin penceresinden gökyüzüne bakan genç kız yalnızlığını yıldızlarla paylaşır.

*

1928 yılında Galata rıhtımında görürüz Nüzhet’i...

Okulunu birincilikle bitirmiş, Cumhuriyet’in eğitim alması için Avrupa’ya gönderdiği öğrenciler arasına girmeyi başarmıştır...

*

Lyon kentinde okuduğu okulda sınıfta en ön sırada oturur.

Elli kişilik sınıfta, yabancı bir ülkeden gelen tek kız öğrencidir.

Ülkesinden çok uzakta da olsa tek başına kaldığı yurdunda aynı yıldızların altındadır.

Yazının Devamını Oku

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku