GeriErtuğrul ÖZKÖK Önünde fotoğraf çektirecek bir afişi bile zor buldum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Önünde fotoğraf çektirecek bir afişi bile zor buldum

FRANSA yarın yeni cumhurbaşkanını seçiyor.

***

Seçimin sonucu şimdiden belli. Anketlere bakılırsa, sandığa gidenlerin yüzde 60’ı Emmanuel Macron’a oy verecek.

Yüzde 40’ı ise aşırı sağın lideri Marine Le Pen için oy kullanacak.

***

Böylece Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olacak.

***

İki gündür Paris’teyim.

Şehirde cumhurbaşkanlığı seçimi olacağına dair en küçük heyecan, en küçük belirti yok.

Önünde fotoğraf çektirmek için duvar afişi bulmakta bile zorluk çektim.

Sonunda bula bula, gizli bir elin, en kuvvetli başkan adayını şeytanlaştırdığı bu afişi buldum.

Önünde fotoğraf çektirecek bir afişi bile zor buldum***

Seçim karargâhlarında en küçük canlılık görünmüyor.

“Üst akıl”, “hain”, “diktatör” gibi laflar hiç duyulmuyor.

***

1970’li yıllarda bu ülkede öğrenci olarak yaşadığım günlerdeki seçimleri hatırlıyorum.

Cumhuriyetçi partiler, Komünist Parti, Sosyalist Parti meydanlarda, sokaklardaydı.

Bu seçimde ise hiçbiri yok.

Çünkü hiçbirinin adayı seçimde değil.

Dolayısıyla bir gazeteci olarak burada bana kalan, eğlenmek oluyor.

Bir yandan Türkiye’deki kabak tadı veren tartışmaları unutmak... Bir yandan da seçimi ölüm kalım meselesi olmaktan çıkarmış bir toplumun keyfini yaşamak.

O nedenle buradan haykırıyorum.

“Vive la France...”

Önünde fotoğraf çektirecek bir afişi bile zor buldum

PORTRE 1

Önünde fotoğraf çektirecek bir afişi bile zor buldumDEDESİNİ AT ÇİĞNEMİŞ AKDENİZLİ BALIKÇI KIZI

MİLLİYETÇİ Cephe’nin adayı Marine Le Pen...

5 Ağustos 1968 günü doğmuş. Yani Aslan burcu.

Fransız politikasını köklü biçimde değiştiren 1968 Mayıs olaylarından hemen sonra doğmuş. 50 yaşında.

Emekçi bir aileden geliyor. Büyük büyük dedesini 1885 yılında at tepmiş ve hayatını kaybetmiş.

Bir başka dedesi madendeki grizu patlamasında ölmüş.

Ailenin öteki tarafında ise Araplar, İtalyanlar, Maltalılar ve Yahudiler var.

Akdeniz karakterli bir kadın.

Babası hayatına balıkçılık yaparak başlamış.

Gençliğinde güzel bir hayatı olmuş.

Fransızlar onu, 18 yaşındayken, babasının bir yaş gününde dans ederken çekilmiş Marilyn Monroe’nun o meşhur uçuşan etekli fotoğrafına benzeyen bu görüntüsü ile de tanıyor.

Önünde fotoğraf çektirecek bir afişi bile zor buldum

PORTRE 2

Önünde fotoğraf çektirecek bir afişi bile zor buldumBİR TARAFI SENYÖR ÖTEKİ TARAFI MARANGOZ VE KÖYLÜ

EMMANUEL Macron 21 Aralık 1977’de doğmuş.

Yani Yay burcunun son günü... Ailesinin bir tarafı 17’nci yüzyılda senyörlüğe kadar uzanıyor.

Ama geri kalan tarafı hep çalışan insanlar ve köylüler.

Dede mesleği marangozluk. Büyük büyük anneannesi okuma-yazma bilmeyen bir oda hizmetçisi...

Baba ve annesi ise okumuş insanlar.

Babası nöroloji profesörü.

Çocukluğunda çok parlak bir öğrenci.

Okuldaki bütün yarışmalarda birinci oluyor.

Okulda tiyatro çalışmalarına katılıyor.

Kendinden 24 yaş büyük karısı ile orada tanışıyor.

Karısı o okulda öğretmen ve tiyatro çalışmalarının başında o var.

ANALİZ

FRANSIZLAR EN ÇOK KİMİ DAHA AZ SEVİYOR

BİLİYORUM çok tuhaf bir başlık ve ondan da tuhaf bir Türkçe oldu.

Ama Fransa bu pazar seçime giderken durum aynen böyle.

- Fransızların yüzde 60’ı muhtemelen Emmanuel Macron’a oy verecek.

Ama aynı Fransızların yüzde 47’si ondan hiç hazzetmiyor.

- Fransızların yüzde 40’ı muhtemelen Marine Le Pen’e oy verecek.

Ama Fransızların yüzde 59’u ondan hiç hazzetmiyor.

- Sosyalist Parti’nin seçmeninin yüzde 75’i Macron’a oy atacak.

Ama sadece yüzde 12’si ona inandığı için oy verecek.

VARSAYIN Kİ

ERDOĞAN VE KILIÇDAROĞLU’NUN TOPLAM OYU YÜZDE 50’Yİ BULMAMIŞ

ŞÖYLE düşünün.

2019’da Türkiye’de başkanlık seçiminin ilk turu yapılıyor.

AKP’nin adayı Tayyip Erdoğan ve CHP’nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk turda aldıkları oyların toplamı yüzde 50’yi geçmiyor.

Önceki Pazar Fransa’da ortaya çıkan tablo buydu.

İlk turda ilk 2 sırayı alıp ikinci tura geçen 2 adayın aldığı oyların toplamı yüzde 50’nin altında kaldı.

Ama bu Fransa’da ilk defa olmuyor. Daha önce 1995 ve 2002 seçimlerinde de böyle oldu.

Ancak bu defa ilk olan bir şey vardı.

Ülkenin 2 en büyük merkez partisinin ikisinin de adayı ikinci tura kalamadı.

Yani şöyle düşünün. Ne Erdoğan ne de Kılıçdaroğlu ikinci tura geçebilmiş.

Ve yine mesela, ikinci tura Meral Akşener ile AKP saflarından ayrılarak seçime girmiş Abdullah Gül kalmış.

Olacak iş değil ya... Mesela böyle olmuş.

LAKAPLAR

BİRİ ‘PİTBULL’ ÖTEKİ İSE ‘ŞIMARTILMIŞ ÇOCUK’

GEÇEN çarşamba akşamı iki aday televizyonda karşı karşıya geldi.

- Bu tartışmanın galibi yok.

Ama kesin bir kaybedeni var ve o da Le Pen oldu.

Le Monde ve Le Figaro gibi gazetelerin ortak görüşü bu.

- Macron taraftarları tartışmadaki Le Pen’i “pitbull”a benzettiler.

- Le Pen taraftarları ise Macron’u, şimdiki Cumhurbaşkanı Hollande’ın “chouchou”su olarak görüyorlar.

Yani şımartılmış çocuğu olarak.

YALAN ETKİLİ Mİ

LE PEN BİR TARTIŞMADA TAM 19 YALAN SÖYLEDİ

TELEVİZYONDAKİ tartışmayı değerlendiren Le Monde’un dünkü manşeti şöyleydi:

“Yalan Stratejisi...”

Gazete bu tartışmada Milliyetçi Cephe liderinin tam 19 yalan söylediğini belirtip, bunları tek tek saydı. Bunlardan biri şuydu:

“AB’den ayrıldıktan sonra İngiliz ekonomisi daha iyi gidiyor”.

“Yalan” ve “yolsuzluk”, Türkiye’nin aksine, Fransız siyasetinde hâlâ önemli bir etken.

OY VE ÖTESİ

SANDIKLARA YETERLİ GÖZLEMCİ BULUNAMIYOR

TABİİ bir Türk seçmeni olarak iki gündür burada en ilgimi çeken konulardan biri “seçimde hile olup olmayacağı” tartışmasıydı.

Hayret...

Burada öyle bir tartışma yok.

Fransa’da seçim güvenliğini sağlama görevi belediye başkanlarının.

67 bin sandıkta oy kullanılıyor.

Bunun için 130 bin gözlemciye ihtiyaç var.

Ancak yeterli gözlemci bulmakta zorluk çekiyorlar. Le Pen’in bir partisi var. Militan sayısı da çok. O bakımdan onların bir sorunu yok.

Ancak Macron’un arkasında bir parti yok. O nedenle sandık gözlemcisi bulmakta zorlanıyor.

Burada “Oy ve Ötesi” gibi aktif sivil toplum örgütleri de yok.

Çünkü kimsenin aklına seçimde hile yapılabileceği gibi bir ihtimal gelmiyor.

Kanuna göre her sandıkta 2 gözlemci olması yeterli görülüyor.

Üstelik bu gözlemcilerin ikisinin de aynı anda sandık başında olması da gerekmiyor.

Ya yüksek seçim kurulu başkanı...

Beş Fransız’a sordum.

Ne öyle bir kuruluşu, ne de onun başındaki kişiyi tanıyan var.

Önünde fotoğraf çektirecek bir afişi bile zor buldumGÖVDE GÖSTERİSİ

GAY DERGİSİ ‘GARÇON’UN KAPAĞINDAKİ BAŞKAN ADAYI

FRANSA’nın dünyaca ünlü gay dergisi “Tetu”ye rakip yeni bir dergi çıktı.

Adı “Garçon”. “Oğlan” anlamına geliyor.

Derginin mayıs ayının kapağında başkan adayı Emmanuel Macron’un herkese “Vooovvv” dedirten bu fotoğrafı vardı.

Ancak derginin iç sayfalarına geçince işin aslı anlaşılıyordu.

Bu bir fotomontajdı.

Dergi, “Bu fotomontaj için Bay Macron’un bizi hoşgörüyle karşılayacağını umut ediyoruz. Ama en azından onu böyle seksi gösterdik” diyordu.

Bir de şu ifade vardı: “Vücudunu, onun fiziksel özelliklerine uygun şekilde temsil ettirdik.”

Garçon dergisinin verdiği bir anket sonucuna göre Fransa’daki gay’lerin yüzde 30’u ilk turda Macron’a oy vermişti.

İkinci turda ise yüzde 68’inin Macron için oy vereceği tahmin ediliyordu.

POLEMİK

KENDİNDEN 24 YAŞ BÜYÜK KADINLA YAŞAYAN ERKEK GİZLİ GAY MİDİR

EMMANUEL Macron, Tetu dergisine verdiği mülakatta şunu söyledi:

“Gay değilim. Olsaydım bunu saklamaz ve yaşardım.”

Bu sözler bir polemiği başlatmış.

Bazıları şunu iddia ediyor.

Kendinden 20 yaş büyük kadınla evli bir erkek ya gay’dir ve bu yolla saklıyordur. Ya da kadın parası yiyen bir jigolodur.

Macron “Bu yaklaşım hem mizojince (kadın düşmanı) hem homofobik bir zihniyetin ürünüdür” diyor.

Ben de onunla aynı düşüncedeyim.

GENÇLİK

NAPOLYON’DAN BİLE DAHA GENÇ BİR BAŞKAN

MACRON’a şimdiden Fransa Cumhurbaşkanı diyebiliriz.

Henüz 39 yaşında.

Fransa tarihine ülkenin en genç başkanı olarak geçecek.

İkinci Napolyon Fransa’nın başına geçtiğinde 40 yaşındaydı.

FRANSIZ YARGITAYI NÖTR SEKS TALEBİNİ REDDETTİ

HERKES seçime konsantre olmuşken Fransız yargıtayı ilginç bir karara imza attı.

Bir vatandaşın kimlikteki seks hanesine “Nötr” yazılması talebini reddetti.

Başvuran kişi, doğuştan ne penisi, ne vajinası olduğu gerekçesiyle cinsiyetinin “Nötr” olarak belirtilmesini istiyordu.

YENMEK İÇİN KİRLETMEK Mİ GEREKİR

TELEVİZYON tartışmasında Macron’dan iki vurucu cümle:

- “Bayan Le Pen siz burada kalıp konuşmaya devam edin, ben ülkeye başkanlık etmeye gidiyorum.”

- “Ben dimdik ayaktayım. Ve ayakta kalmak için başkalarını kirletmek gerekmiyor.”

DÜZELTME

ESKİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ BÖYLE YAPARSA

DÜNKÜ yazımda Kelebek’in iki fotoğrafı atladığını yazmıştım.

Sabah daha uyanmadan Kelebek editörü Selim Akçin’den mesaj geldi.

İkisinin de fotoğrafı varmış.

İsteyen, “Eski genel yayın yönetmeni kendi gazetesini bile iyi okumuyor” diyebilir.

İsteyen, “Eski genel yayın yönetmeninin bile göremeyeceği kadar küçük kullanılmış” diyebilir.

Ben birinci görüşün daha doğru olduğuna inanıyorum.

X

Verilen bir söz her zaman sadece bir söz değildir

Aydın Doğan Vakfı bu yılki ödülünü BioNTech aşısını bulan Özlem Türeci ve Uğur Şahin’e vermiş.

Çok doğru bir seçim...

Ben bu yıl Nobel ödülünün de onlara verilmesini bekliyorum...

*

Bu haberi okurken aklıma geçen ay televizyonda seyrettiğimiz bir ortak basın toplantısının görüntüleri geldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Prof. Uğur Şahin birlikte Türk halkının önüne çıktılar.

Biri Türkiye’den, öteki Almanya’dan katıldı...

Sağlık Bakanı o gece Türk halkına BioNTech ile yapılan anlaşmayı açıkladı.

50 milyon doz aşı gelecekti...

Yazının Devamını Oku

Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi

Dünyanın en azgın iki popülisti seçimle gitti.

Önce Trump...

Sonra Netanyahu...

Önceki gün de Fransa’daki yerel seçimlerde Avrupa aşırı muhafazakâr sağ popülizminin en güçlü figürlerinden biri olan Marine Le Pen’in partisi beklediğini bulamadı...

O nedenle dünden itibaren Avrupa’da şu soru sorulmaya başlandı:

Son 15 yıldır Avrupa’da yükselen “Sağ muhafazakâr popülizm artık geriliyor mu?”

Evet bunun işaretleri var.

EN AZILI POPÜLİSTİN KORKTUĞU OLDU KARŞISINDAKİ MUHALEFET CEPHESİ BİRLEŞTİ

Yazının Devamını Oku

24 saat kala: ‘Dün’ tamam ama ‘bugün’ ve ‘yarın’ ne

Galatasaray’ın yeni başkanı konuşulurken dün futbol dünyasına bir başka bomba düştü.

Üç yıldır sessizliğe gömülmüş bulunan Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım bu perşembe günü bir basın toplantısı düzenleyecekti.

Basın toplantısının yapılacağı tarih ilginç: 24 Haziran Perşembe...

Yani Fenerbahçe’de başkanlık seçimi yapılacak kongreye 24 saat kala yapıyor bunu Aziz Yıldırım...

Üç yıl önce başkanlık yarışını kaybettiği günden beri sessizliğe büründü.

O günden beri Şükrü Saracoğlu Stadı’na adımını atmadı.

Şimdi perşembe günü, hem de Çırağan Oteli’nde, niye böyle bir basın toplantısı yapıyor?

Her Fenerbahçeli gibi benim de kafamda bazı sorular vardı.

Dün bunların cevabını aradım.

Yazının Devamını Oku

Sokaktaki bu yürüyüş teşhir midir yoksa narsist bir cazibe dansı mı

Bu fotoğraf 1954 yılında Napoli’nin bir caddesinde çekildi...

Yürüyen kadın Sophia Loren...

Önceki akşam streaming platformlarda İtalya’nın efsane kadın oyuncusu Sophia Loren’in hayatını anlatan “Cercando Sophia” adlı belgeseli seyrettim.



Belgeselde Sophia’nın Napoli’de çekilen “İtalyan Usulü Evlilik” filminde şahane bir elbiseyle caddedeki yürüyüşünü gösteren bu sahne var...

*

Yazının Devamını Oku

Bu surata karşı ne mi bekliyorum: Diz çöken futbolcunun duyarlılığını

Bu adama iyi bakın...

Suratına tükürmeden önce iyice bakın ki gerçek yüzünü iyi görebilin.



İster AKP’li olun, ister CHP’li...

İster İyi Partili olun, ister MHP’li...

İster Deva Partili, Gelecek Partili, İP’li olun...

Yazının Devamını Oku

Yenilmiş bir Hıristiyan, yenmiş iki Müslümanla dans edebilir mi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Azerbaycan Meclisi önünde yaptığı konuşmanın şu bölümünü bir kere daha dikkatle okuyalım:

“Gelin 6 ülke bir platform oluşturalım. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan.”

*

“Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar kalksın.”

*

“Gürcistan’ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar konuştuk. Bu Gürcistan’ın da lehine olacaktır.”

*

“Bu bölgenin barışa ihtiyacı var, bunu başarmamız lazım. Ermenistan, Azerbaycan’la problemlerini çözdükçe Türkiye olarak gereken adımları atacağız.”

*

Yazının Devamını Oku

Bu mektuplar sadece platonik bir aşkın mı ürünüydü... Yoksa

Yoksa... Aralarında fiziki ilişki de var mıydı...

Upper Cihangir toplu halde “Villegiatura” (Sayfiye) mevsimi için Bodrum Gümüşlük’e gittiği için edebiyat dedektifliği görevi yine bana düştü.

Dünün en güzel haberi Hürriyet’te kültür yazarımız İhsan Yılmaz’ın köşesindeydi.

Şiirde “İkinci Yeni” akımının en sevdiğim dört şairinden biri olan Edip Cansever’in, seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’ya yazdığı 123 aşk mektubu yayınlanmış.

Edip Cansever bugün artık hayatta olmayan büyük bir şair...

Alev Ebüzziya büyük bir seramik sanatçısı ve hâlâ hayatta... Aynı zamanda o kuşağın en güzel ve çekici kadınlarından biri...

Edebiyat aleminde bu tür mektuplaşmalar her iki taraf da hayattan ayrıldıktan sonra yayınlanır...

Öyleyse bu mektuplar nasıl yayınlandı?

Yazının Devamını Oku

Dirsek dirseğe, kol kola, yüz yüze, baş başa Avrasyacılığın sonu mu

 Zirve yazıları çok sıkıcıdır... Bildim bileli de klasik formatlarla yazılır...

Ancak bu NATO Zirvesi bence son yılların en önemlisiydi...

O nedenle, sıkıcılığı göze alarak bu zirve ile ilgili görüşlerimi yazmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki temasları bence Türkiye açısından son derece önemli oldu.

Bunu hangi somut bilgiye dayanarak söylüyorsun diye sorarsanız, cevabım şu...

Kimsenin bilmediği ve benim bildiğim şeylerden biliyordum demeyeceğim. Çünkü kimsenin bilmediği şeyleri şu an itibarıyla ben de bilmiyorum...

Ama yıllardır bu tür olayları izleyen bir gazeteci olarak, yapılan açıklamalardan, gördüğüm fotoğraflardan, vücut dillerinden çıkardığım bazı sonuçlar var.

Kaynaklarım, liderlerin karşılaşma anlarındaki vücut dilleri, dokunuşları, yüz ifadeleri...

Yazının Devamını Oku

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu,

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku