GeriErtuğrul ÖZKÖK O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

İkinci Ramses’inki en iyi korunmuş mumya olarak biliniyor.

*

Sisi’nin Mısır’ı şimdi bu törenle övünüyor...

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Haksız da değiller... Pandemi ortasında bütün dünyada yapılan en görkemli iş oldu. Ama bazılarına göre bu olay mumyaların lanetini de getirecek.

Nitekim mumyaların nakledildiği günlere rastlayan bazı kazalar şimdiden buna bağlanıyor.

- Mesela Süveyş Kanalı’nın bir gemi tarafından tıkanması...

- Kahire’de bir binanın çökmesi ve 19 kişinin hayatını kaybetmesi...

- Tren kazaları...

Birçok insan bunları “mumyaların laneti” olarak görüyor.

*

Mumya lanetlerinin 1922 yılında İngiliz arkeolog Howard Carter’ın Tutankhamun’un mezarını açmasıyla başladığına inanılıyor.

Bu kazıya katılan birçok insan art arda ölmüştü.

MISIR ARAPÇA ‘MÜFTÜ’ VE ‘DİYAR’ KELİMELERİNE NEDEN DÜŞMAN OLDU

ÖNÜMÜZDEKİ
perşembe günü, Mısır’da önemli bir günün yıldönümü...

Mısır’ın Osmanlı’ya karşı ayaklanan son lideri bundan 504 yıl önce, 15 Nisan 1517 günü, Sultan Selim tarafından idam edilmişti.

Al Monitor haber sitesi geçen hafta bununla ilgili bir yazı yayınladı.

Mısır’da bazı aydınlar bugünlerde ülkede Osmanlı’dan kalan isimlere karşı bir kampanya başlatmışlar.

*

Hedefte iki kelime varmış.

Biri “müftü”, öteki “diyar” kelimeleri...

Oysa “diyar” kelimesi de “müftü” kelimesi de Arapça kökenli.

Öyleyse bu itiraz neye?

*

Çünkü “Mısır Diyarı Müftüsü” diye bir makamın Osmanlılar tarafından konulduğunu söylüyorlarmış.

Bu arada 2018 yılından beri bir türlü bitmeyen bir Sultan Selim Caddesi tartışması var.

Mısır’ın bazı aydınları Sultan Selim’in bir “kolonyalist” olduğunu iddia edip adının değiştirilmesini istiyorlarmış.

Bilelim ki, bir zamanlar Mısır’da “asalet” anlamına gelen Türk kelimesi yavaş yavaş itibarını kaybediyor.

BİR ERKEK 22 BİN 219 RESMİ TÖRENDE KAÇ ELBİSE GİYER

PRENS Philip
çocukluğumuzdan beri kim bilir kaç defa fotoğrafını gördüğümüz bir uluslararası figürdü.

Onu hep çarpıcı bir “İngiliz klasizmi” içinde gördük.

İngiliz Kraliyet Sarayının ilk stil ikonuydu...

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Büyük bir ihtimalle sonuncusu da olacak...

*

Bir moda ve tasarım takipçisi olarak onun giyim tarzını hep ilgiyle izledim.

Dün onun çocukluktan bugüne fotoğraflarını inceledim.

Geçmişine ait ilk fotoğrafında üzerinde bir kız çocuğu giysisi var.

İkinci fotoğrafı ise Yunan efsun askeri kıyafetinde...

*

Prens Philip 10 Haziran 1921 günü Yunanistan’ın Korfu Adası’nda doğmuştu.

O doğduğunda babası Anadolu’yu işgal eden Kral Konstantin’in “muzaffer ordusunun” bir subayıydı.

Doğumundan bir yıl sonra ise aynı Anadolu’da Atatürk tarafından bozguna uğratılıp kaçan bir “hezimet ordusunun komutanlarından” biriydi.

*

Philip hiçbir zaman Yunanca öğrenmedi. Danimarka kökeninden geliyordu ama kendini hep derin İngiliz kültürünün çocuğu olarak hissetti.

Yunan efsun kıyafeti ile başlayan “fashion” yolculuğu onu sonunda Londra’nın terzi sokağı Savile Road’a götürdü.

*

Prens Philip, 2017’de resmi görevlerini bıraktı.

65 yılık resmi hayatı, İngiliz kraliyet ailesine özgü bir “dress code”, yani kıyafet kuralları ile kendi tarzı arasındaki tuhaf bir ilişkiyle geçti.

Atletik yapılıydı ve vücudu elbiseyi iyi taşıyordu. Bu fiziki özellik, onun moda ve tarz konusundaki tercihi ile birleşince ortaya küresel bir “stil ikonu” çıktı.

Kraliyet onu aşırı kurallı bir elbisenin içine sokmaya zorladı ama o da kraliyetin tarzını esnetmeye uğraştı.

*

Dün New York Times gazetesinde ilginç bir rakam dikkatimi çekti.

Prens Philip saraydaki görevi sırasında 22 bin 219 davet ve törene yanında kraliçe olmadan tek başına katılmış.

Bunun anlamı şu.

Bir o kadar da ayrı kıyafet giyinmiş...

Peki böylesine elegant ve sık kıyafet değiştiren bir insan nereden giyinir? Ne giyer...

İşte size bir kraliyet stil ikonunun mahrem giyim bilgileri...

ALEXANDER MCQUEEN’İN SOKAĞINDAKİ ADAM HANGİ DÜKKANDAN GİYİNİYORDU

- TAKIM ELBİSE: Takım elbiseleri tabii ki “sur mesure”... Yani ısmarlama.

Savile Road’un en klasik ve usta terzilerinden John N. Kent dikiyor.

Savile Road, Londra klas terzilerinin sokağı...

Ama aynı zamanda modanın en asi çocuğu Alexander McQueen’in eline ilk makas aldığı sokak.

Tabii ki, “Majestelerinin Casusu” James Bond’un terzisinin de sokağı.

*

- GÖMLEKLER: Tabii ki o da ısmarlama. Gömlekler 1919 yılında Regent Street’te kurulmuş Stephens Brothers adlı gömlekçiden. Dükkânın üç katı “premium klasik” denilen tarz için. Yani Prens Philip gibilerin özel katı...

Ama tabii ki ölçüleri saraya gelen terziler alıyordu.

*

- AYAKKABI: Tabii ki John Lobb... Londra’nın en eski ayakkabı imalatçılarından biri. 1866 yılında kurulmuş.

Ismarlama ayakkabının Rollce Royce’u diyeceğim...

Ama Rollce Royce’dan eski... Belki Rollce Royce için arabanın John Lobb’u denebilir.

*

- KRAVAT: Klasik... Klasik... Klasik... Onu asla bir “novelty tie” yani “yeni moda” bir kravatla görmedik. Keza sarayın o komik şapkalarıyla da görmedik.

*

- AKSESUVAR: Genellikle düz ve klasik kol saatini tercih etti. Deri kayış kullandı. Öteki bileğinde ise artrite karşı bakır bir bilezik taşıdı.

*

- SPOR KIYAFETİ: Modacıların görüşü şu: Genellikle spor kıyafetleri daha iyi taşıyordu.

Bunda atletik bir yapıya ve uzun boya sahip olmasının da etkisi var.

Yatılı okulda hem kriket hem hokey takımı kaptanı.

40’lı yaşlarının sonlarına kadar polo oynuyor.

*

- TIRNAKLAR: Bana benzeyen bir tarafı var. Tırnakları için kaba bir manikür yaptırıyor.

HAFTA SONUNUN FİLMİ
FİLMİN YARISINDA YAPIMCISINI ARAYIP TEŞEKKÜR EDERİM DEDİM

ÖNCEKİ
gece Yılmaz Erdoğan’ın o harika oyunundan sinemaya düzenlenen “Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü” filmini izledim.

Çok... Ama çok sevdim bu filmi ve o heyecanla daha filmin yarısında yapımcı BKM’nin yöneticisi Necati Akpınar’ı arayıp hem kutladım hem teşekkür ettim.

Neden mi sevdim bu filmi:

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

- İstanbul Sözleşmesi’nin tartışıldığı şu günlerde bir genç kızın daha okul yıllarından başlayıp şahsiyetli duruşunu çok güzel anlattığı için...

- Ateşböceklerinin ve hayallerinin peşinden koşan kadınların gözümde ne kadar büyüdüğünü gösterdiği için.

- Mizah duygusunun kişilikli bir kadında nasıl büyük bir güce dönüştüğünü ispat ettiği için.

- Çok eğlendirici ve harika bir senaryosu ve diyalogları olduğu için...

- Yılmaz Erdoğan’la Ecem Erkek’in iş başvurusu sahnesi için...

- Bir de şu giderek hoyratlaşan, bayağılaşan dünyada, ateşböcekleriyle dolu yalnız gecelerin bana verdiği güzel ve romantik duygu için.

Bence eve kapandığımız bu hafta sonu için ideal bir film...

YORUM
TİYATRONUN ETKİSİNDE KALANLARA KATILMIYORUM

'SEN Hiç Ateşböceği Gördün mü
’ Türk tiyatro tarihinin en büyük gişesini yapmış oyunlarından biri.

Bir milyona yakın insan izledi.

Ayrıca DVD’si de çıktı.

Tabii bir de Gülseren’i tiyatroda Demet Akbağ gibi dev bir sanatçının oynaması var....

O nedenle bu etkilerden kurtulup filmi seyretmek ve beğenmek kolay değil...

Ama ben bu yorumlara katılmıyorum.

Filmin özellikle ilk bölümü olağanüstü...

Tek itirazım sokaklardaki devrimci sahneleri fazla amatör ve teatral kalmıştı...

Ama Ecem Erkek ve öteki oyuncuların performansı çok çok iyiydi.

YENİ MÜZİK 1
EVE KAPANMA GÜNÜNDE HAFİF JAZZY BİR PARÇA

Karen Souza:
“Love’s Not Fair”... Karen Souza özellikle akşamüzerlerinin, yani tam aperatif saatinin şarkıcısı...

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Tam pazarlık.

YENİ MÜZİK 2
ÖĞLEDEN SONRA BEACH SAATİNİ ERKEN AÇMAK İÇİN

 Urban Love: “Believe (Club Dider Remix)

Beach’ler henüz açılmadı. Olsun, siz kafanızdan açın.

Cuma günü streaming platformlarına konan yeni bir Urban Love parçası. Bana iyi geldi.

YENİ MÜZİK 3
HAFTANIN EN GÜZEL YENİ SINGLE KAPAĞI

Yung Kafa, Küçük Efendi, Cem Adrian: “Kanatlar”

Şarkı güzel.

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi


Ama kapağı daha güzel.

YENİ MÜZİK 4
EGE MEVSİMİNİ YENİ BİR YUNAN PARÇASI İLE AÇMAK İSTEYENE

Konstantinos Argiros: “Paraskevi Proi”.

Tipik mi tipik bir Ege şarkısı...

Tam ada düğünlerinde çalınacak cinsten.

Cuma günü bir de Despina Vandi’nin “Petra” ile George Dallaras’ın “Mikri Viografia” adlı yeni şarkıları çıktı. Meraklısına duyururum.

X

Yavrum al şu 10 bin doları git generalin koynuna gir

Başlıktaki çirkin cümleyi mazur görün...

Ama anlatacağım olay o kadar pespaye ki, ancak onların seviyesine inerek böyle bir cümleyle ifade edebildim.

Şimdi şöyle rahat bir koltuğa oturun, arkanıza yaslanın.

Son yıllarda dinlediğiniz en pespaye siyaset kumpaslarından birini anlatacağım...



O AKŞAM YEMEĞİNDE 

Yazının Devamını Oku

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu İsrail’in vahşeti karşısında görüşünü şu cümleyle dile getirdi:

“Hep kınıyoruz ama ümmet bizden adım atmamızı bekliyor...”

Çok basit bir cümle ama kendi payıma hiç anlamadım.

Anlamadığım şey de şu: “Hangi ümmet”, “hangi adımı” atmamızı bekliyor...

Gelin önce şu “ümmet” kelimesinin sözlük anlamına bir bakalım.

“Müslümanlığa bağlı olan, Hazreti Muhammed’in yolundan giden Müslümanların tümü...”

Tamam bu kelime sözlükte var...

Ama gerçekte böyle bir ümmet var mı...

Yazının Devamını Oku

İki milyon pazar günü o videoyu seyrederken

Geçen pazar günü Türkiye’de 2 milyona yakın insan yurtdışından yapılan bir YouTube yayını seyrederken Roma’da çok ilginç bir şey oldu.

Vatikan tarihinde ilk defa bir savcıyı törenle “kutsal” ilan etti...

Size bu töreni ve sonrasındaki ilginç ayrıntıları anlatacağım.

Ama önce siz de benimle birlikte şu soruların cevabını bir düşünün...

Hayatınızda hiç bir savcı türbesi gördünüz mü...

Kendim için konuşayım... Ben görmedim, bilmiyorum...

Peki bir mafya babasının, itibarlı bir din insanı tarafından en ağır kelimelerle eleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Mesela bir cuma namazından önce, Diyanet İşleri’nin merkezi sisteminden çıkmış mafyanın kötülüklerini anlatan bir hutbe veya vaaz dinleyeniniz var mı?

Yazının Devamını Oku

Anadolu yakası, Avrupa yakası, dün iki Fenerbahçeli, evdeki hava

Anadolu yakasında İlhan Ekşioğlu’nun evi... Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu, Önder Fırat, televizyon karşısında izledi Fenerbahçe-Sivas maçını. Avrupa yakasında da Fazıl Say ve Selçuk Yöntem birlikte seyretti düş kırıklığını.

Size maç analizi yapmayacağım. Kaç asist, kaç korner, kaç teknik faul istatistiği vermeyeceğim. Büyük gazetenin spor sayfasında psikolojik bir tahlil yapacağım...

Çünkü bir Fenerbahçeli için dün gece sahadan anlatılacak bir hikaye yoktu...

Teknik direktör açısından aklımda kalan tek şey, maç öncesi acılı Filistin halkı için söylediği şeylerdi...

Spora ait söylediği bir şey yoktu...

O nedenle size iki evi anlatacağım...

İki Fenerbahçeli evi..

Aynı saatlerde nefes nefese üç maç oynanıyor...

Biri Anadolu yakasında, biri Avrupa yakasında...

Yazının Devamını Oku

Son YouTube videoları kadar renkli değil ama daha önemli

İki milyon kişinin YouTube’da yayınlanan üç video yayınını hayretler içinde izlediği gün, bir başka insan o videolar kadar renkli olmayan, ama onlardan çok daha önemli bir şeyi söyledi.

Z kuşağının hatta Y kuşağının da bilemeyeceği tek bir cümleydi bu:

“Devri sabık yaratmayacağız...”

Partisinin bir üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu Yüce Divan’a göndereceğiz” derken Kılıçdaroğlu’nun bütün Türkiye’ye verdiği o mesajı gençlerin de kolayca anlayabileceği bir Türkçe ile yazayım:

“İntikamcılık yapmayacağız...”

Ne gazetelerde, ne dijital medyada pek üzerinde duran olmadı.

Oysa söylediği söz o kadar önemli, yapıcı ve güven vericiydi ki...

Her gazetecinin iştahını kabartan o videoları bir kenara bırakıp bugünkü yazılarımın manşetine alacağım.

Yazının Devamını Oku

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku