GeriErtuğrul ÖZKÖK Müjde, bir gecede yüzde 30 zenginleştiniz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Müjde, bir gecede yüzde 30 zenginleştiniz

HEMEN sevinmeyin. Siz değil tabii ki...

Bu yıl Davos günlerim kafa karışıklığı ile başladı.
Kafamı karıştıran buradaki toplantılar değil, cebimdeki paranın hesabı.
Her yıl olduğu gibi, tepedeki Schatzalp Oteli’ne yerleştikten sonra ilk işim aşağıdaki süpermarkete gidip, odadaki eksiklikler için birkaç şey almak oldu.

* * *

Daha mağazaya girerken bir şey dikkatimi çekti.
Sebze ve meyve reyonunun önü acayip kalabalıktı.
Biraz sonra her İsviçreli vatandaşın öğrendiği büyük haberi öğreniyorum.
Koop pazartesi günü, Avrupa’dan ithal edilen 200 ayrı meyve ve sebze ürününde büyük fiyat indirimine gideceğini açıklamış.
Sonra yavaş yavaş olaya giriyorum.

* * *

İsviçreliler 72 saattir, tarihinin en ilginç duygularından birini yaşıyor.
Çünkü bir gecede yüzde 30 zenginleştiler.
Merkez Bankası, 3.5 yıldır İsviçre Frangı’nın Euro’ya karşı değerini 1.20’de tutuyordu.
Bu politikasından vazgeçince İsviçre Frangı bir gecede uçtu.
Bu da şu anlama geliyor.
İsviçrelilerin cebindeki para, maaşları, bir gecede Avrupalılarınkine göre yüzde 30 arttı.
Tabii Avrupalılarınki de azaldı.

* * *

Oradan çıkıp bir kafeye gittim ve insanlarla biraz sohbet ettim.
Fiyat indirimi sadece sebze ve meyveyle sınırlı kalmamış.
Mesela Möbel Pfister adlı büyük bir mobilya zinciri, 100’den fazla ürününün üzerinde yüzde 30 indirim yapmış.
İndirim rüzgârı, Zürih’in lüks eşya satan caddelerine de yansımış.

* * *

Bu arada Wall Street Journal gazetesinde okuduğum bir yazıya göre, özellikle Almanya sınırında çok ilginç şeyler oluyormuş.
İnsanlar akın akın Almanya’ya geçip bozdurdukları frankla alışveriş ediyormuş.
Hatta Basel Ulaşım Müdürlüğü, otobüs sefer sayılarını arttırmak zorunda kalmış.

Dönünce ilk işim ‘Bana Masal Anlatma’ filmini seyretmek

KOOP mağazasındaki durumu görünce kafam karıştı.
Gelirken gazeteden avans olarak Euro almıştım.
Acaba hem kendim hem gazete için doğru mu yaptım yoksa yanlış mı...
İlk işim buradaki bankacılara bunu sormak olacak.
Ama bazı İsviçrelilerin kafaları da en az benimki kadar karışık.

* * *

Evet bazıları, özellikle ücretliler ve ithalatçılar mutlu ama ihracatçılar kara kara düşünüyor.
Çünkü dışarı sattıkları mal bir gecede yüzde 30 pahalılaştı.
Bu da mal satamamak demek.
Onlar mal satamaması bazı şirketlerin zor durumda kalması demek.
Bu da şirketlerin küçülmesi, işten insan çıkarmak demek.
Ekonomi böyle bir şey... Her zaman bir iyi, bir de kötü haber var.

* * *

Türk turizmcilerine
bir iyi, bir de kötü haberim var.
Bir gecede yüzde 30 zenginleşen İsviçreliler, acayip tatil planları yapmaya başlamışlar.
Bundan yararlanacak olan ülkelerin biri de Türkiye.
Ama Suriye sınırı bugün olduğu gibi giderek daha da ısınırsa bu yeni zenginler rotalarını anında tekrar demokrasiye geçen Tunus, ucuzlayan İtalya, Yunanistan veya İspanya’ya çevirebilirler.

* * *

Biliyorsunuz İsviçre küçücük bir ülke. Yüzölçümü 41 bin kilometrekare...
Nüfusu 8 milyon...
Ve bu ülke şu an dünyanın 20’nci büyük ekonomisi...
Peki toprağı 20 kat, nüfusu 10 kat büyüklükteki Türkiye kaçıncı...
Bu yıl 19’uncu sırada.
AKP iktidara geldiğinde 17’nci sıradaydı...

* * *

Türkiye’ye döner dönmez ilk işim gösterime yeni çıkan “Bana Masal Anlatma” filmini seyretmek olacak...
Herkes çok iyi diyor, biraz gülerim...

Davos’un arka odalarındaki gay toplantısının ilginç dinleyicileri

BU yılki Davos programını karıştırırken ilginç bir toplantıya rastladım. Başlığı şöyleydi: “Diversity Dividend...”
“İşte sıkıcı toplantılardan biri”
deyip geçiyordum ki, altta bir kelime dikkatimi çekti.
“LGBT...”

* * *

Yıllardır Davos’a gelirim.
Davos sapına kadar “straight” bir kurumdur. Gay olayının esamisi okunmazdı...
Olayı biraz karıştırınca altından çok ilginç bir hikâye çıktı.
Meğer geçen yıl, Charlize Theron ve İran Cumhurbaşkanı’nın arkasından koşarken burada müthiş bir kahvaltıyı kaçırmışım.

* * *

Fareed Zakaria’nın yönettiği kahvaltı konuşmasında salondaki dinleyiciler arasında epey tanıdık isim de varmış. Mesela Coca-Cola’nın CEO’su Muhtar Kent... Virgin şirketinin sahibi Sir Richard Branson. Ayrıca Birleşmiş Milletler’den iki üst düzey görevli de oradaymış.

* * *

Toplantıyı fark etmememin nedeni, “off piste” olmasıymış.
Yani Davos’un resmi programı içinde yer almıyor.
İşte bu toplantıda Davos tarihinde ilk defa “gay ve lezbiyen hakları” konusu ele alınmış. Biraz daha araştırınca şu ortaya çıktı.
Bu kahvaltının arkasında çok büyük iki fon yöneticisi varmış.
Biri Elliott Management’in kurucusu Paul Singer. Oğlu gay’miş.
İkincisi ise tanımmış bir filantrop olan Third Point adlı yatırım fonunun kurucusu Daniel Loeb.

* * *

Bu ikisi bastırınca, bu kahvaltı yapılmış ve LGBT hakları konusunun bu yıl ilk defa Davos programında yer alması sağlanmış.
Yani bu yılın Davos açısından en çarpıcı farkı, bu LGBT zaferi...

* * *

Ancak buna “Utangaç bir zafer” diyebiliriz.
Çünkü toplantı, katılımcıların çoğunun ayrıldığı cumartesi günü öğleden sonra bir saate konmuş.
Programdaki adı da çok şifreli.
Ancak benim ve New York Times yazarı Andrew Ross Sorkin’in çözebileceği Dan Brown şifrelerinin arkasında saklı. Daha fazla bilgi istiyorsanız Sorkin’in dünkü yazısına bakın.

İlk gün neler yaptım

- Her yıl olduğu gibi içinde “sustainable” (sürdürülebilir), “stability” (istikrar), Çin, Hindistan, Rusya kelimeleri olan toplantılara gitmedim.
Çünkü hepsi sıkıcı.
- Her yıl olduğu gibi içinde “meditasyon”, “tarih”, “galaksi”, “bilim”, “biyoloji” kelimeleri olan toplantıları elimden geldiğince izlemeye çalıştım.
- Açılış seremonisinin yapıldığı salon, konserler için pek uygun değil.
Ama Andrea Bocelli’yi orada bile dinlemek çok iyi geldi.
Soprano Serena Farnocchia, Puccini’nin “O mio babbino caro”sunu olağanüstü güzel söyledi.
Herhalde hayatımın sonuna kadar bu şarkıyı hiç sıkılmadan dinlemeye devam edeceğim.

Davos’ta günün en sıkıntılı insanı kim

HERHALDE siz de tahmin ettiniz.
Banko Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu...
Düşünsenize başbakanı olduğunuz ülke bu yıl G20 Dönem Başkanı...
G20, 2015’i “Yolsuzlukla mücadele yılı” ilan etmiş. Siz Davos’ta dünyanın önüne çıkıp “Türkiye’nin G20 vizyonunu” anlatıyorsunuz.
Ama bir gün önce ülkeniz parlamentosunda 4 bakanın aleni yolsuzluk iddiası oylanmış...
Ve neredeyse bütün dünyanın yolsuzluk dediği şeye, sizin partiniz değil demiş.
Üstüne bir de “Şeffaflık Kanunu” çıkarmaya söz vermişsiniz ama bu da sarayın duvarına çarpıp tuz buz olmuş.
Sonra çıkıp G20’nin vizyonunu anlatacaksınız...
2015 yılında başbakanlık zor zanaat...
Hele hele hırsızlığa, yolsuzluğa bulaşmamış biriyseniz...

X

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku