Mankurt deyince başkan destekler mi sanıyorsun

NİHAT Doğan konuştukça batıyor... Bu haberi yayınlayan Kanal D’yi “Mankurt” diye, “Rabbine” sığınarak suçlamaya çalışıyor.

*

“Mankurt” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkel’in Türkiye’ye gelişini engellemek isteyenler için kullandığı bir kavram.

*

Herhalde sanıyor ki “Mankurt” deyince Cumhurbaşkanı’nın desteğini alacak, bu ülkenin muhafazakâr insanı “Canım ne var bunda...” diyecek. 

*

Bak aslanım....

Bu olay Amerika’da olsa bundan rahatlıkla bir “Me too” olayı patlardı.

*

Bir yargıda bulunmuyorum, bir suçlamada bulunmuyorum.

Aile Bakanlığı’nın herhangi bir çevreden gelecek baskıları falan dinlemeyip bu işin içini dışını ortaya çıkarmasını bekliyorum.

*

Ama bildiğim, inandığım, bilmek istediğim, inanmak istediğim şu: Ne Cumhurbaşkanı, ne bu ülkenin muhafazakârı, ne de geri kalanı “Mankurt” lafının arkasına sığınmayı yutar.

*

Çünkü işin içinde çocuklar var...

Kız çocukları...

*

Yani bayrak artık ailelerin, annelerin elinde...

NİHAT DOĞAN DA KIZLARIN BABASI DA BUNU ANLATMALI

NİHAT Doğan’la ilgili yazıyı önceki gün yazmıştım, dün yayınlanacaktı.

Kızların babası şikâyet dilekçesini geri çekince ben de yazıyı çekip biraz daha derinine bakayım dedim.

*

Ancak son 24 saatte iki önemli gelişme oldu:

- Birincisi Aile Bakanlığı işe el koydu.

- İkincisi Nihat Doğan’ın verdiği ifade ortaya çıktı.

*

Evet... Biri 11 öteki 16 yaşında iki kız çocuğunu evine almış.

Çocuklar 45 dakika evinde kalmış.

Çıkarken çocuklara para teklif etmiş...

*

Kızların babasının da halini tavrını hiç anlamadım.

Sen önce Kanal D’ye çık, bütün milletin gözüne baka baka kızların o eve gitmesini anlat.

Sonra dilekçe verip hakkında şikâyetçi ol.

Sonra nedendir bilinmez, şikâyet dilekçeni geri çek...

*

- Birincisi, Nihat Doğan iki kız çocuğunu neden evine aldığını bize ikna edici şekilde açıklamalı.

- İkincisi, kızların babası çıkıp bize şikâyet dilekçesini niye geri aldığını ikna edici biçimde açıklamalı.

SEN KİMSİNİZ BE ADAM KİMSİNİZ KAÇ KİŞİSİN

BEN Nihat Doğan’ın asıl ilk günkü açıklamasına taktım. Allah aşkına şu afraya tafraya, izbandutlaşmış şu kibire bir bakın...

*

Diyor ki...

“Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir. Gerekli görülürse önümüzdeki günlerde geniş kapsamlı bir basın toplantısı yapıp konuya açıklık getiririz...”

*

Breh breh ki ne breh!

Adam çoğul konuşuyor çoğul...

Ben” yetmemiş, büyük harflerle “Biiiz” diye göğsünü yumrukluyor...

*

Siz” kimsin be adam...

O gün evde senin mukallitin başkaları da mı vardı ki “Biz” diyorsun...

Yoksa “Nasılsa bana destek atarlar” diye düşündüğün erkek milleti adına mı konuşuyorsun?

*

Yoksa evde o kızlarla yalnızdın da ego cücüğün patladı, o sırıtık “Ben”i Kanal D Haber’in iğne soktuğu bir “Siz” balonuna mı çevirdi...

OSCAR KIRMIZI HALISINDA BÖYLE BİR TASARIM YOKTU

BİRİNCİ iddiam şu: Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul bu yıl Milano, Paris ve New York’takileri aratmayacak kalitede.

ÖZLEM SÜER’in bu tasarımını çok beğendim.

Mankurt deyince başkan destekler mi sanıyorsun

İkinci iddiam da şu: Bu yıl Oscar Red Carpet’inde Süer’inki kadar hoşuma giden bir tasarım yoktu.

Tebrikler Özlem Süer... Bir de tebrikler Raşit Bağzıbağlı...

- ERKEK TASARIMI: Bu yıl en çarpıcı yenilik erkek tasarımındaydı.

Üçüncü iddiam şu: Ancak dünyanın en büyük fashion show’larında görebileceğimiz tasarımlar sunuldu.

Özellikle DB Berdan ve Selen Akyüz defilesi mükemmeldi.

- BENNU BOYS: Defilenin bence en önemli sürprizi Bennu Gerede’nin üç oğlunun manken olarak podyuma çıkmalarıydı.

Cool görünümleri, tasarımları taşıyış biçimleri ile tam bir modernite harikasıydı. Modernitesini, hayata bakış ve yaşama biçimini çok sevdiğim anneleri Bennu Gerede’nin mankenliği de 10 numaraydı.

- KENZO: Tabii ki 1970’li yıllardan beri izlediğim Kenzo Takada’nın varlığı da bu yıl Fashion Week’e büyük destek sağladı.

MCCARTNEY BEATLES KÖKENİNE DÖNÜYOR

Mankurt deyince başkan destekler mi sanıyorsun

İNŞALLAH 16 Aralık’ta Londra’da O2 Arena’da dinleyeceğim Paul McCartney’in “Egypt Station” adlı yeni albümü çıktı. McCartney, Beatles’ın 60’lı yıllardaki harika tarzına dönmüş. En beğendiğim şarkılar şunlar:

“I Don’t Know”, “Happy With You”, “Who Cares”, “Confidante” (Biraz George Harrison tarzı), “Hand in Hand” (Biraz Yesterday, biraz Let It Be tarzı)

ZAZ SEVERLERE

- ZAZ’ın yeni şarkısı “Que Vendra” çok iyi.

Hem Zaz’ın klasik çizgileri var.

Hem de çok eğlenceli...

80’CİLER VE ROD STEWART’ÇILAR

ROD Stewart’ın yeni şarkısı “Look in Her Eyes” tipik ve çok güzel bir Rod Stewart şarkısı...

Özellikle ikinci bölümünde nefesli sazlar devreye girince harika oluyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Fikri Bey kardeşim bu kareye bir de sen bak

Önceki gün çekilen bu fotoğraf karesinde ne görüyoruz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan aşı oluyor...

*

Tamam güncel olan o...



Ama gözümüzü hafifçe sağa ve sola çevirince ne görüyoruz...

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...


Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku

İlk gün: 'AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor'

Şimdi anlatacağım konuşmayı 3 gün geciktirerek yayınlıyorum.

İki nedenden dolayı bilerek erteledim.

Birincisi bu sözleri söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan yazmak için izin istedim.

İkinci ve daha önemlisi ise...

Bu konuşmayı yılın ilk günü yayınlamak istedim.

Çünkü o felaket yılından sonra 2021’e umutla girmeyi arzuladım...

Geçen salı günü...

Yer Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku

Dün Metin Akpınar'ı arayıp şu soruyu sordum

Önceki gün Metin Akpınar’ın mahkeme koridorundaki fotoğrafı çok dokundu bana...

Bir bankın ucunda yapayalnız oturuyordu...

1970’lerin terör yıllarına döndüm...

Sonra 1980’li yıllara...

12 Eylül’ün o karanlığında bile siyasi hicivleri, mizahı ile bizi gülümseterek, kahkahalar attırarak dayanma gücümüzü nasıl arttırdıklarını hatırladım...



Yazının Devamını Oku