Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Haberin Devamı

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Mektupta aynen şu yazılıydı:

“Arap Ülkeleri Birliği dönem başkanlığı sıfatıyla, birliğimizin 3 Mart 2021 günü Kahire’de yaptığı toplantıda alınan şu kararların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Belgesi olarak yayınlanmasından memnun olacağız...”

Alınan kararların ne olduğu, sunulan mektubun ekinde yazılmıştı.

Bu da, Arap Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının kabul ettiği 7 karardı...

*

Peki neydi bu kararlar?

Mesela 5’inci maddede, “İran’ın Arap ülkelerinin içişlerine müdahale etmesinin durdurulması...”

Haberin Devamı

Ama bu 7 madde içinde 2 tanesi var ki, direkt bizimle, yani Türkiye ile ilgiliydi.

Madde 3: 8613 numaralı ‘oybirliği ile’ alınan Arap Birliği Kararı:

“Irak egemenlik haklarının Türkiye tarafından ihlalinin önlenmesi...”

Arap ülkeleri oybirliği ile “Türkiye’nin Irak topraklarına müdahalesinin durdurulmasını” istiyor.

Madde 4: 8614 numaralı Arap Birliği kararı:

“Türkiye’nin Arap ülkelerinin içişlerine karışmasının durdurulması...

*

Yani Arap ülkeleri Türkiye’ye açıkça diyor ki:

Irak toprakları içindeki askeri faaliyetini durdur.

Arap ülkelerinin içişlerine karışmaktan vazgeç...

Katarlı bayan Alyanın mektubundaki 2 cümle

2) BM GENEL SEKRETERİ BU MEKTUBU ALINCA NE YAPTI

PEKİ BM Genel Sekreteri 22 Mart’ta bu mektubu alınca ne yaptı?

Üç gün sonra yani 25 Mart 2021 günü bir BM belgesi olarak yayınladı ve biz de o sayede bunu öğrendik.

Arap Birliği, Türkiye’ye karşı ilk defa böyle kararlar almıyor.

Burada önemli olan bu defa bu kararların Birleşmiş Milletler belgesi haline getirilmek istenmesi...

Tabii ki bu Türkiye’ye karşı vazgeçirici BM kararlarının alınmasını sağlamak için ilk adım ve bu da başarıldı.

Yani gerisi gelirse kimse şaşırmayacak.

Şimdi de geliyorum olayın en renkli tarafına...

Yani Bayan Alya’ya...

Haberin Devamı

Kimdir bu, BM Genel Sekreteri’ne Türkiye aleyhindeki kararları ileten Bayan Alya Ahmed Saif Al-Thani...

Buyurun bir sonraki yazıya...

3) MEKTUBU GÖTÜREN AL-THANİ’NİN CV’SİNDE (ÖZGEÇMİŞ) NELER YAZIYOR

Yüksek eğitimini Doha ve Londra’da yapmış.

Bir “Gender savaşçısı...”

Yani kadın-erkek eşitliği için savaşan bir aktivist.

2013 yılında İsviçre’de insan hakları konusunda çalışan bir sivil toplum forumunun başkanlığını yapmış.

15 Eylül gününün bütün dünyada “Demokrasi Günü” olarak kutlanması için çalışmış.

Bayan Alya’nın bugünkü resmi görevi de şudur:

“Katar’ın Birleşmiş Milletler Nezdindeki Daimi Temsilcisi...”

Anlayacağınız bu mektubu BM’ye Katarlı bir diplomat iletti.

Haberin Devamı

Ama bunun anlaşılabilir bir nedeni de var.

Çünkü Katar şu sıra Arap Birliği Dönem Başkanı ülke...

Yani onun iletmesi normal...

Yine de şu ayrıntı gözümüzden kaçmıyor:

Alya’nın sunduğu mektubun 3 numaralı maddesinde “oybirliğinden” bahsedilmesi Katar’ın oyunun ne olduğunu da gösteriyor...

4)REUTERS HABERİNE SIKIŞMIŞ KÜÇÜK BİR ‘KAŞIKÇI’ CÜMLESİ

PEKİ sonuç ne?

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’nin Irak topraklarındaki faaliyeti, PKK terör örgütünün Kandil’deki varlığına karşı ve çok haklı bir pozisyon.

Suriye’de de güvenliğimiz açısından çok haklı olduğumuz endişelerimiz var.

Ama bu belge gösteriyor ki, Arap ülkeleri ile olan ilişkilerimizi ciddi biçimde gözden geçirme zamanı geldi.

Haberin Devamı

Özellikle Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ile olan ilişkileri...

Bunun ilk işaretleri de gelmeye başladı.

Mesela Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Reuters’e verdiği bir mülakatta “Suudi Arabistan Mahkemesi’nin İstanbul’da öldürülen Kaşıkçı hakkındaki kararını saygıyla karşıladığımızı” söylemiş.

Mesela Guardian gazetesine göre İstanbul’dan radyo ve televizyon yayını yapan Mısırlı muhaliflere sınırlamalar getirilmiş.

Mesela Libya konusunda Mısır’la işbirliği başlamış.

Kısaca “duygu politikasından” “reel diplomasiye” geçiş süreci başlamış.

Bence bunlar olumlu işaretler.

Muhalefetin de bu gelişmelere destek vermesinde yarar var.

GÜNÜN SORUSU

FRANSIZ İHTİLALİ’Nİ ‘DONSUZLAR’, ESNAF İHTİLALİNİ ‘DONCULAR’ MI...

FRANSA’da geçtiğimiz hafta pandemi nedeniyle dükkânları kapatılan ayakkabıcılar, ilginç bir eylem başlattı.

Haberin Devamı

Dört kutu ayakkabıyı kargoya verip Fransa Başbakanı’na gönderdiler.

Katarlı bayan Alyanın mektubundaki 2 cümle

Ancak daha etkili ve ilginç eylem haberi dün geldi.

Bağımsız 80 “iç giyim satıcısı”, başbakana “külot”, yani bildiğimiz don göndereceklerini açıkladı.

Düşünebiliyor musunuz, her gün başbakanlığın önüne bir kargo şirketi geliyor ve Fransa Başbakanı’na gönderilen donu teslim ediyor.

*

Fransız İhtilali’nin en sembolik karakterlerinden biri “Sans Culottes” denilen militanlardı.

Türkçesi “Donsuzlar” demekti...

Yani parasız, pulsuz, çulsuz insanlar...

232 yıl önce Fransız İhtilali’ni “Donsuzlar” yapmıştı...

Bugün esnafın pandemi direnişini ise “Doncular” mı başlatacak...

*

Tarih tekerrür ediyor ama galiba farklı ediyor...

O da “donsuz”la, “doncu” arasındaki fark...

CHARLES AZNAVOUR KIZINA NEDEN ‘SEDA’ ADINI KOYDU

ABD Başkanı Biden’ın “soykırım” kelimesini telaffuz ettiği gün aklıma Fransız şarkıcı Charles Aznavour geldi...

Acaba yaşasaydı ne derdi?

Birçok insan onun Türk düşmanı olduğunu sanırdı.

Oysa hiç değildi...

Katarlı bayan Alyanın mektubundaki 2 cümle

Sağlığında onunla sohbet etmeyi çok istemiştim ama bir türlü olmadı...

Yapabilseydim ona şu soruyu sormayı çok istiyordum:

“Kızınıza neden Seda ismi koydunuz...”

*

Aznavour’un 3 oğlu 2 kızı var.

Dört çocuğunun ismi Fransız veya Hıristiyan kökenli...

Bir tek kızına Seda adını takmış.

Daha doğrusu tam ismi şöyle:

Patricia “Seda” Aznavour...

Ama baktım her yerde “Seda Aznavour” adını kullanıyor.

O da babası gibi şarkıcı...

*

Seda Arapça kökenli bir kelime.

Ses anlamına geliyor...

Kabul edelim çok güzel bir isim...

‘BÜYÜK MUSTAFA’ EVİNE HOŞ GELDİN

BEN İzmirspor taraftarıyım ama hep Altay’ın semtlerinde dolaştım.

İlkokulu Gazi İlkokulu’nda, orta ve liseyi Namık Kemal Lisesi’nde okudum.

İki okulum da Alsancak’taydı ve orası Altay’ın semtiydi.

O nedenle Mustafa Denizli’nin Altay kulübü teknik direktörlüğünü kabul etmesine çok sevindim.

Dün aradım...

“Altay benim evim. Böyle bir teklif gelince kabul etmekten başka ne yapabilirdim” dedi.

Zaten Altay da onu “Büyük Mustafa evine hoş geldin” diyerek karşılamış.

Denizli benim yıllardır büyük dostum.

En kısa sürede birlikte kutlamaya karar verdik.

Demek ki artık İzmir’de maç seyretmeye de gideceğiz...

Katarlı bayan Alyanın mektubundaki 2 cümle

İÇKİ YASAĞI DENDİ Mİ HEP O MÜZEYİ HATIRLIYORUM

“İÇKİ satış yasağını” her duyduğumda aklıma Las Vegas’taki “Mob Museum” geliyor.

Yani “Mafya Müzesi...”

O müzenin en alt katında bir bölüm var.

Amerika Birleşik Devletleri’nde içki yasağı uygulaması başladığında her yerde kanundışı içki satış yerleri ve barlar kurulmuş.

İşte onlardan birini alıp aynen müzeye taşımışlar.

Hatta içki yasağı sırasında yaratılan markalarla üretilen içkiler satılıyor.

Tarihte içki yasağını uygulamada başarılı olmuş tek ülke ve uygulama bilmiyorum.

Hemen hepsinde de birçok kârlı çıkan olmuş.

Mafya ve kaçakçılar...

Bir de zararlı çıkan olmuş: Kaçak viskiye daha fazla para ödeyen vatandaşla, kaçak yapılan viskiden canını kaybeden vatandaş....

Tabii alacağı vergiyi mafyaya kaptıran devleti de zararlı çıkan tarafa eklemeliyiz.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Yazarın Tüm Yazıları