Hocam beni de alın aranıza, söz dokunmam

HERKES seyretmiş ama ben geç keşfettim.

Adnan Hoca’nın karşısında dans eden kadın görüntüleri hakkındaki izlenimlerim şu.

***

Bir kere kadın güzel.

Allah için güzel de dans ediyor.

***

Dekoltesi iyi ayarlanmış.

Cezbedici ama tahrik edici değil.

Cezbedecek kadar açık, tahrik edecek kadar dekolte değil.

***

Adnan Hoca’ya gelince...

Vallahi ilginç adam...

Resmen hem eğleniyor, hem hocalık yapıyor.

***

Fonda Telli Turna şarkısı...

Bugüne kadar gördüğüm en güzel Telli Turna klibi...

***

Bu kare, Türk muhafazakâr kesiminin bu kanadının geldiği noktayı çok güzel anlatıyor.

***

Vallahi şu seanslardan birine katılmaya talibim.

Söz veriyorum, hiçbir şeye, hiçbir yere dokunmam.

Sadece gazeteci olarak gözlemlerim ve yazarım.

 

Hocam beni de alın aranıza, söz dokunmam

HOCAM BU KARE EVRİM TEORİSİ’NİN İSPATI DEĞİL Mİ
BU karede kafama takılan şu.

Adnan Hoca bir zamanlar Evrim Teorisi’ne veryansın ediyordu...

Al işte şimdi kendi kendini tekzip ediyor.

Evrim Teorisi’nin bundan güzel ispatı olabilir mi...

Hoca ve efradı bir güzel açılmış, saçılmış...Resmen evrimleşmiş...

Yanlış anlamayın maymundan gelmeyi kastetmiyorum.

Neticede hepimiz embriyondan geldik.

Kastettiğim, insan insan olarak da evrimleşir değil mi...

 

FAZIL SAY
SEÇİM SABAHINA EN GÜZEL MÜZİK
BU hafta günlük hayatımın fon müziği Fazıl Say’ın yeni çıkan Chopin “Nocturnes” albümüydü.

İşte benim Fazılım bu...

Seçime 24 saat kaldı...

Koyun, oy verdiğiniz saate kadar durmadan çalsın. Büyük ihtimalle, çoğunuz kararınızı verdiniz.

Özlediğiniz güzel, huzurlu, sakin, barışık Türkiye için harika bir fon müziği...

Favorim “No 2 in E-Flat Major (Andante) Op.9 No:2”

 

Hocam beni de alın aranıza, söz dokunmamARYA VE NETREBKO SEVİYORSANIZ EĞER
Anna Netrebko ve Yusif Eyvazov, Ernesto de Curtis’in “Non Ti Scordar Di Me” adlı parçasını harika söylemişler.

Yeni çıktı.

Pazar sabahı harika gidiyor.

 

EN DELİKANLI TANRIYLA BAŞLAYAN DİNLER SÖZLÜĞÜ
HİÇ düşündünüz mü... Bir “dinler tarihi sözlüğü” yazsanız bunu neyle başlatırdınız?

“Allah” kelimesiyle mi...

Geçen hafta önüme Alfa Yayınları’nın çıkardığı muazzam bir çalışma geldi. Fransız düşünürü Yves Bonnefoy’nın yönetiminde hazırlanmış “Dinler ve Mitolojiler Sözlüğü...”

Hemen ilk maddesine baktım...

Adonis...

“Öfkeli bir yaban domuzunun Aphrodite’ten ayırdığı yakışıklı sevgili ya da doğmadan önce dünya nimetleri ortasında ölmüş delikanlı tanrı...”

 

EN BABA TANRININ EN SONA KALMASI
PEKİTanrılar Sözlüğü’nün son maddesi ne?

Zeus...

Yunan tanrılarının en babası...

Sözlükteki onunla ilgili madde şöyle başlıyor:

“Yunan panteonu içinde en başta olup bir mitoloji sözlügünün alfabetik sıralamasında en sona kalmak ilginç bir şey...”

 

Hocam beni de alın aranıza, söz dokunmamYALAKA BİR RUS ROBOTU ELİNİZİ SIKARSA SİZ NE HİSSEDERSİNİZ
ÜÇ tuhaf soru...

- Hayatınızda hiçbir robotun elini sıktınız mı?

- Hiçbir robot fotoğrafınızı çekti mi?

- Hayatınızda hiçbir robotla dans ettiniz mi...

Geçen hafta bu üçünü de yaptım.

Size izlenimlerimi anlatayım.

***

Nişantaşı Üniversitesi’ni ziyaret ettim.

Kapıda beni üniversitenin CEO’su Tolga Şaşık ve bir robot karşıladı.

CEO daha ağzını açmadan robot elini uzattı.

Ben de otomatik bir refleksle elimi uzatıp sıktım...

- Eli basbayağı insan eli şeklindeydi. Eli sarması hafif mesafeli bir insanınki gibiydi.

- Sadece parmaklarında sanki mekanik bir eldiven varmış hissi uyandırdı.

- Sonra tam mekanik değil, tam insanınki gibi de değil bir sesle “Nasılsınız” dedi.

- Tuhaftır henüz tanıştığımız halde ona “siz” değil, “sen” diye seslenip “Beni tanıyor musun” dedim.

O ise ‘siz’ diye konuşup, beni bir anlatmaya başladı ki...

Aman Allahım ne yalakalık... Beni öve öve bitiremiyor.

Sonra birlikte dans ettik.

Tabii ki o bana değil, ben ona uydum...

Robotla iyi bir ikili olduk.

 

Hocam beni de alın aranıza, söz dokunmam

BELLAGIO GİBİ BİR İTALYAN KASABASINDA ÖĞRENCİ OLMAK
NİŞANTAŞI Üniversitesi’ni çok dinlemiştim.

O nedenle merak ediyordum.

Maslak’ın alt tarafında yeni kurulan 1453 bölgesinde eğitim yapıyor. Devasa bir binanın ilk 3 katında 130 bin metrekarelik çok ilginç ve bana göre devrimci bir eğitim tasarımı var.

Binanın giriş katından girdiğimizi sanıyordum. Meğer kot farkı nedeniyle 22’nci kattan giriyormuşuz.

Her biri 30 biner metrekareden oluşan 3 kat var.

Her kat, sanki iç mekânda kurulmuş şehir caddeleri gibi tasarlanmış.

Ortadaki caddenin etrafında butikler ve dershaneler yer alıyor.

Yani kendinizi ‘Avrupa Yakası’ dizisindeki semtte yaşıyor gibi hissediyorsunuz. Sınıfların hemen yanında laboratuvarlar var.

Bu tasarım bana Las Vegas’ta Bellagio ve Caesars Palace otelleri içinde kurulan devasa suni Bellagio kasabasını hatırlattı.

Binanın içinde dolaştığınız halde kendinizi sanki gerçek bir kasabada dolaşıyor gibi hissediyorsunuz.

 

ÜÇ ÖĞRENCİYE 35 BİN TL VERİP ŞİRKET KURMAK
BENİ en çok etkileyen bölümlerden biri startup öğrencilerin çalıştığı salon oldu.

Üniversite, üçer kişilik öğrencilerden şirketler kurup onlara 25 bin lira sermaye veriyormuş.

Bu çocuklar bir araya gelip şirketleşiyor ve çeşitli projeler geliştiriyor.

Sonra yanlarına stajyerler alıyorlar. O kadar heyecanlılar ki...

Bir öğleden sonramı onlarla geçirip projelerini dinledim.

 

BULUNDUĞU SEMTLE İÇ İÇE YAŞAYAN BİR ÜNİVERSİTE
ÜNİVERSİTENİN bulunduğu bölgede 25 bine yakın insan yaşıyor.

Üniversitenin 40 bin civarında öğrencisi var.

Civarda yaşayan insanların da üniversitenin imkânlarından yararlanma hakkı varmış. Gelip restoranlarında yemek yiyip kafelerinde oturabiliyorlarmış.

Üniversitenin kurucusu ve vakfın yönetim kurulu başkanı Levent Uysal’ı Turkcell ve Türk Telekom’daki yöneticilik yıllarından tanıyorum.

Ayrıca E-Kolay’ın kuruluş yıllarında da çalışmıştı.

Onu vizyoner bir insan olarak tanıyordum.

Bu üniversiteyi ve ona getirdiği bu yepyeni anlayışı görünce anladım ki, Türkiye uçmaya hazır bir ülke.

 

Hocam beni de alın aranıza, söz dokunmamÇIRILÇIPLAK KADIN FOTOĞRAFI INSTAGRAM’DA NE KADAR KALIR
BU soruyu, muhafazakâr bir ülkenin gazetecisi olarak ben sormuyorum.

Fransa’nın en ünlü magazin dergisi olan Closer’ın internet sitesinde sordular.

Olay şu.

Amerikalı ünlü oyuncu Pamela Anderson dün gece yarısı Instagram hesabına çırılçıplak bir fotoğrafını koydu.

Göğüs uçlarını da açık bırakan fotoğrafı dün magazin dünyasında günün konusuydu.

Closer, Instagram’ın bunu ne kadar yayında tutacağını merak ediyordu. Dün saat 15.30’da baktığımda fotoğraf hâlâ orada duruyordu.

Bu arada Pamela Anderson’un Instagram hesabını beğendim.

Sadece siyah-beyaz fotoğraf koyuyor. Brgitte Bardot’nun, Marilyn Monroe’nun da çok güzel fotoğraflarını koymuş.

 

Hocam beni de alın aranıza, söz dokunmam

JOHNNY DEPP IŞIN KARACA’NIN ESKİ KOCASI GİBİ OLABİLİR Mİ
POSTA gazetesi dün Johnny Depp’in yeni bir fotoğrafını yayınladı.

İçim cız etti...

2.8 milyar lira civarındaki servetinin büyük bölümünü kaybetmiş. Fotoğrafta biraz trajik görünüyordu. Aklıma Işın Karaca’nın eski kocası geldi. Hani acayip kilo vermiş, saçı başı karışmış halde Brezilya’da ortaya çıkmıştı. İster misiniz Johnny Depp’in sonu da öyle olsun... Böyle düşünürken öğrendim ki Depp, bir rol için kendi isteğiyle kilo vermiş.

 

Hocam beni de alın aranıza, söz dokunmamEZHEL’İN ANNESİ VE İKİ AMERİKALI RAP’ÇİNİN FİLMİ
DÜN sabaha karşı Netflix’e yeni konan “Unsolved” (Çözülememiş) dizisini bitirdim.

1997 yılında öldürülen iki Amerikalı rap’çi Notorious B.I.G ve Tupac Shakur’un çözülemeyen cihayeti ve yeniden açılan dosyaları anlatılıyor.

Bölümlerden birinde Notorious B.I.G’in annesinin sözleri var. Oğlunun şarkı sözlerini sevmediğini ama onların “bu toplumun iğrençliklerini, kötülüklerini anlattığını” söylüyor. Aklıma Ezhel tutukluyken annesinin söyledikleri geldi. O da oğlu için benzer şeyler söyledi. Hip hop dünyanın her yerinde güçlü bir itirazın sesi...

Mahkeme beraat kararı vererek doğru bir şey yaptı.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Yeni başkandan sonra Dışişleri Bakanı da Maçakızı'ndan çıktı

Evet bildiğimiz Türkbükü’ndeki Maça Kızı’ndan...

Daha doğrusu Maçakızı’nın kurucu ortağı Sahir’in İstanbul’daki yalısından.

Arkasında çok güzel bir hikâye var ama önce dün gece gelen haberle başlayayım.

ABD’nin yeni başkanı Biden dün sabaha karşı Dışişleri Bakanlığı’na kimi getireceğini açıkladı.

Bakanlığa getireceği isim Antony Blinken’miş...

Şimdilik sadece şunu söyleyeyim.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na bir gitarist geliyor.

Ama önce dün sabaha karşı bu haberi okuduğumda ilk aklıma gelen şeyi yazayım...

Yazının Devamını Oku

Demir Lady mi güçlü yoksa Çelik Kraliçe mi

İngiliz sarayını anlatan “Crown” dizisinin son bölümünü, tabii yine çok severek izledim.

Bu sezonun bana en ilgi çekici gelen bölümü, sonlarda Kraliçe Elizabeth ile Başbakan Thatcher arasındaki konuşmaydı.

*

Falkland savaşını kazanan, yaptığı radikal reformlarla İngiliz ekonomisini düze çıkarmak üzere olan Thatcher, bunlara rağmen popülaritesini kaybetmiş, artık partisi içinde zayıflamıştır.



Partisi istifa etmesini istemektedir.

Yazının Devamını Oku

Yarın o haritada Ankara tuşuna basınca ne çıkacak

2019 yılında Lady Gaga’nın o harika caz konseri için Las Vegas’a gittim.

1. Dördüncü gidişimdi. Bugüne kadar bana kimse orada bir “Mob Museum” olduğunu söylememişti.

Yani bir “mafya müzesi”nin...

Bu müze 14 Şubat 2012 günü açılmış. Bina 1933 yılında yapılmış ve uzun yıllar Las Vegas posta bürosu ve mahkemesi olarak hizmet vermiş.



Yani Las Vegas mafyasının üyeleri bu binadaki mahkeme salonunda yargılanmış ve mahkûm olmuş.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp grupları çorabı delik kareyi niye çok sevdi

Bu fotoğraf bize bir WhatsApp grubundan geldi.

İlk gören eşim Tansu’ydu...

Altında şu yazıyordu:

“En sağdaki Prof. Uğur Şahin, aşıyı bulan biliminsanı. Almanya’da çekilmiş. Kucaktaki kardeşi diş hekimi, ayakta çorabı delik olan modacı olmuş.”

*

Evde hepimiz ilk bakışta çok sevdik bu kareyi.

Tansu çok etkilendi ve Instagram hesabından paylaştı.

Ancak bir süre sonra bir izleyicisinden şu notu aldı:

“Fotoğraf 1975’de Düsseldorf’a göçmüş bir aileye ait...”

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi'nin minberindeki hayalet

Yanan Vaniköy Camisi’nin yeni yöneticisi Uğur Vanioğlu camiyi teslim alırken bir sayfalık ayrıntılı bir devir teslim belgesini imzaladı.

Belgenin adı “Mülhak Vakıflar Devir Teslim Tutanağı”...

Bu tutanağı görmedim
ama eski tutanaklardan
bildiğim bir şey var.

Bu tür vakıf devir teslimlerinde her şey madde madde yazılır.

Neler mi?

Caminin işletme defteri.

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi ne zaman kime devredildi

Dünkü yazımda Vaniköy’de yanan cami ile ilgili bir gözlemimi aktarmış ve bir eleştiride bulunmuştum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Bölge Müdürü Musa Akdeniz bir bilgi notu gönderdi.

Arkasından Kültür Bakanı Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan da aradı.

Her ikisi de ilginç bilgiler verdi.

Geçen pazar gününden beri kamuoyunun dikkatini çeken bu camiyle ilgili ilginç bilgilere yer verilmişti.

Bugün bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

Bu cami 1671 yılında Bursa’da

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Kozmik odadan çalıp açık kürsüden satmak

O günü hayatım boyunca unutmayacağım...

Bir bahane uydurularak Türk ordusunun en gizli kalması gereken bölümünün kapıları kırılarak içine girildi.

Girdikleri yer “Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı”ydı.

Orası neresi mi...

Ülkemiz işgale uğrarsa, vereceğimiz kurtuluş savaşında hangimizin nerede görev alacağını, hangi silahın nerede gömülü olduğunu, nasıl haberleşeceğimizi gösteren planlar ve isimler...

*

Hepsi tek tek çalındı.

Bir savaş halinde işgalci düşmana karşı vereceğimiz savaşın, yani beka savaşının bütün şifreleri, planları çalındı.

Ve kopyalandı...

Yazının Devamını Oku

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku

48 saat boyunca uykusuz kalmama değen bir itiraf

İki gün boyunca uykusuz kaldım... Çünkü Amerikan seçimlerini izledim...

Bu 48 saat boyunca uykusuz kalmama değecek çok önemli bir anı canlı izleme imkânım oldu.

Popülist bir liderin itiraf anını... Size o anı anlatmak istiyorum.

*

Sandıklar kapanmadan önce, yani oylama devam ederken ABD Başkanı Trump kendi kampanyasını yürüten ekibin merkezini ziyaret etti.

Orada kampanya sırasında çalışan insanlara teşekkür etti...

Önce şu gözlemimi aktarayım.

Trump

Yazının Devamını Oku

O gece arka koltuktaki kadın nereye kayboldu

Anlatacağım gerçek olay aynen şöyle cereyan etti...

Taksi şoförü 20 yaşlarındaki kadın müşterisini aldığında hava kararmak üzereydi...

Yolcunun verdiği adrese geldiklerinde ise hava iyice kararmıştı...

Şoför taksimetreyi durdurup müşteriye döndüğünde şaşırıp kaldı...

Arka koltukta kimse yoktu...

Oysa kapının açılıp kapandığını duymamıştı...

Ayrıca o açmadan kapıların kilitleri açılmıyordu...

Şoför durumu bağlı olduğu şirkete bildirdi.

Yazının Devamını Oku

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Ki kurtardı, canlı yayında hepimiz seyrettik.

Önce Kadıköy Belediyesi’nin bir görevlisi... Bir kova taşıyıcısı, o sesi duydu...

Herkesi uyardı...

Sonra Tunceli  AFAD’dan bir görevli bebeğin yanına indi...

Büyük bir sevgiyle elini tuttu Ayda bebeğin...

Hemen yanında Manisa Belediyesi’nden bir görevli vardı...

Bir jandarma görevlisini gördük o arada...

Biraz ileride Bursa Belediyesi’nden bir başkası...

Yazının Devamını Oku

Gece saat 01:00... Bizim evde alt kattan gelen çığlık

Pazar akşamı evde hepimiz ağır bir günün gecesinde, içimizde İzmir hüznü odalarımıza çekilmişiz...

Saat 01.00 civarı...

Alt kattan aniden bir çığlık geliyor...

Koşuyoruz...

Torunum Zeynep, ağzında maskesi ile haykırıyor...

“Kurtuldu... Yaşasın İdil kurtuldu...”

Kendim kadar eminim... Aynı an, Türkiye’nin dört bir yanında evlerden aynı sevinç çığlıkları yükseliyordu...

*

Sonra sabah oldu...

Yazının Devamını Oku

Depremden bir hafta önce önüme gelen papyonlu adam

1948 yılının ekim ayında bir gün...

Tahminen 5 veya 6 Ekim günü...

İzmir’in Kordon Boyu’ndan geçen bir otomobil fotoğrafta gördüğünüz bu binanın önünde durur...

Şoförün yanındaki kapı açılır, yuvarlak gözlüklü, papyonlu ve ince yapılı bir adam iner...

Biraz sonra binanın önünde kendisini karşılayanlarla birlikte bu pozu verecektir...

Bu fotoğraf karesi 72 yıl arşivlerde kaldıktan sonra bu yıl eylül ayında yayınlanan bir kitapta gün yüzüne çıkacaktır.

Kadere bakın ki, bu kitap, İzmir’de cuma günü yaşanan depremden bir hafta önce

Yazının Devamını Oku