GeriErtuğrul ÖZKÖK Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı

Önceki akşam Swissôtel’in balo salonunda çok güzel bir davet vardı.

“Gentleman” dergisinin, “Yılın İnsanları” ödülleri verildi.

*

Derginin yayıncısı Feyzan Ersinan’ı kutlarım. Mükemmel bir organizasyon yapmış.

Her yıl ödül töreni tematik bir ambiyansla düzenleniyor.

Bu yılki tema “Sirk”ti...

Salonun içine harika bir sirk çadırı havası verilmişti.

Fatih Hoca sirkte o zarfı açınca neden kahkaha attı

Sanki rengârenk bir tentenin altındaydık.

Kapıda uzun bacakları üzerinde yürüyen palyaçolar sizi karşılıyordu. Biriyle işte bu fotoğrafı çektirdim.

Akrobat kıyafetli kızlar yol gösteriyordu. Onlardan birini de fotoğrafın kenarında görüyorsunuz. İstanbul iş ve spor hayatının önde gelen insanlarını bir araya getiren böyle bir davet görmedim. Pandemiden bunalan insanlar sanki bunun keyfini çıkarıyordu.

*

Kimler vardı davette, şöyle bir baktım.

Almatı Havalimanı’nın işletmesini alan TAV’ın CEO’su Sani Şener...

Geçtiğimiz haftalarda Uluslararası Havacılık Teşkilatı’nın başkanlığına getirilen Pegasus’un CEO’su Mehmet Nane...

Denizbank’ın CEO’su Hakan Ateş...

NEF İnşaat şirketinin patronu Erden Timur...

Spor yayıncılığının gizli devi Sadettin Saran...

Diyarbakır’da açtığı sergiyle günlerdir Türkiye’yi konuşturan sanatçı Ahmet Güneştekin...

Türkiye’nin en büyük lojistik şirketlerinden REYSAŞ’ın patronu Durmuş Döven...

İnşaat, elektronik, havacılık sektörlerinin önde gelen isimleri...

*

Salonun spor kanadı ise Galatasaray ağırlıklıydı.

Galatasaray Kulübü Başkanı Burak Elmas...

Teknik Direktörü Fatih Terim...

Efes Pilsen Basketbol Takımı’nın koçu Ergin Ataman...

Tabii onu da Galatasaray kontenjanından saymak doğru olur.

Yılın Spor İnsanı Ödülü’nü alırken, iki defa Galatasaraylı olduğunu söyledi.

*

Gecenin esprisini, kazandığı son maçtan sonra keyfi yerine gelmiş olan Fatih Terim yaptı.

İkinci yazıda o espriyi anlatacağım.

Fatih Hoca sirkte o zarfı açınca neden kahkaha attı

‘OOO BAKIN BENDEN KİME ÖDÜL VERMEM İSTENMİŞ’

FATİH Terim ödül vermek için kürsüye çıkıp zarfı açmadan önce bir konuşma yaptı.

Keyfi çok yerindeydi.

Ödülü alan kişiyi açıklamak için zarfı açtığında önce bir durdu...

Sonra gülümsedi...

Sonra kahkahalar atmaya başladı.

Epeyce güldükten sonra şu anonsu yaptı:

“Bana ilginç bir şirketin başkanına ödül vermeyi uygun görmüşler. Şirketin adına bakar mısınız: “GittiGidiyor...”

Bir kahkaha daha attı ve devam etti:

“Teknik direktörler için her gün “gitti gidiyor” yazılarının çıktığı bir günde benim için güzel bir ödül oldu...”

*

Bu defa hepimiz kahkahayı bastık.

Güzel bir geceydi.

Fatih Hoca sirkte o zarfı açınca neden kahkaha attı

TARİHİMİZDE İLK DEFA YILIN ŞEFİ ÖDÜLÜNÜ BİR ‘PET CHEF’ KAZANDI

BANA göre gecenin en güzel ödülü, “Yılın Şefi” kategorisinde verildi.

Ödül Şef Rafet İnce’ye gitti.

Ama bu ödülün bir özelliği vardı.

Rafet İnce, ev hayvanları için özel mönüler hazırlayan bir şefti.

Bugüne kadar 20’den fazla kitap yazmış.

Ama ödül kazanan ilk “Pet Chef” olarak tarihe geçti.

Yürekten kutlarım.

BİR MAÇ SONRASI ATTIĞIM KÜÇÜCÜK BİR MESAJ BANA NE OLARAK DÖNDÜ

COVID-19 sonrası katıldığım ilk davetti.

Doktorum Prof. Melih Us, ikinci negatif teste kadar izin vermediği için AKM’nin açılışına çok istediğim halde katılamamıştım.

İkinci test de negatif çıkınca Gentleman’ın gecesine katılabildim.

Fatih Hoca sirkte o zarfı açınca neden kahkaha attı

Diyarbakır’da kruvaze elbise ile halay çekmiştim.

Bu davete smokinimi giyerek gittim. Ve gecede beni bekleyen büyük bir sürpriz vardı.

Efes Koçu Ergin Ataman ödül aldıktan sonra konuşmasını şöyle bitirdi:

“Konuşmamı burada aramızda bulunan sıkı Fenerbahçeli bir gazeteciye teşekkür ederek tamamlamak istiyorum. Sayın Ertuğrul Özkök’e hepinizin önünde teşekkür ediyorum. Şampiyon olduğumuz gece bana o kadar sıcak ve içten bir mesaj attı ki, unutamadım...”

*

O geceyi hatırladım.

Heyecandan maçın sonunu seyredememiştim.

Ben bir basketbol hayranıyım. Türkiye basketbolu ile hep gurur duyuyorum.

Maç bittiğinde ağlıyordum ve Ergin Hoca’ya o anki duygumu yazmıştım.

Yıllar önce Galatasaray’ı Avrupa şampiyonluğuna götüren Leeds United maçına da Fatih Hoca’nın uçağında gitmiş ve alkışlamıştım.

*

O küçücük mesaj önceki akşam bana büyük bir hediye olarak döndü. Teşekkürler Ergin hocam...

Bana çok iyi geldi...

GECE ÖDÜLÜMÜ ALIRKEN DUYDUĞUM EN GÜZEL SÖZ

GECE ödül alanlardan biri de bendim.

Aldığım ödülleri yazmak pek yaptığım bir şey değildir.

Ama ödülü alırken söylenen bir söz var ki, o sözü kendim için değil, söyleyen insana duyduğum mesleki hayranlıkla yazıyorum.

Bana ödülü Gentleman dergisinin yayımcısı Feyzan Ersinan verdi.

Ersinan, Hürriyet’in, “İmparator” denilen efsane genel müdürü Nezih Demirkent’in torunudur.

Nezih Bey, Türk medyasını teknolojik olarak dünyanın en ilerisine geçiren yöneticilerden biridir.

Onun bıraktığı bu olağanüstü teknoloji ve gazetecilik altyapısı üzerinde yürüttüm 20 yıllık genel yayın yönetmenliği görevimi...

Feyzan Ersinan şunu söyledi:

“Sağlığında dedemle konuşurken bana hep bir gazeteciden söz ederdi. Onu çok överdi. O gazeteci Ertuğrul Özkök’tü...”

Aslında bundan da ileri bir şey söyledi ama o cümleyi ben kendi kendime söyleyemedim.

Belki başka birisi söyler.

NEZİH BEY’LE KONUŞURSAN ONA ŞUNU SÖYLE LÜTFEN

BEN de ona karşılık Nezih Bey’le ilgili bir anımı anlattım.

1970’li yılların sonunda genç bir öğretim üyesi olarak bir panelde konuşma yapmıştım.

Konuşmam bitince genç bir insan yanıma geldi ve şunu söyledi:

“Ertuğrul Bey, ben Hürriyet gazetesi muhabiriyim. Genel müdürümüz Nezih Demirkent Bey’in sizden bir ricası var. Yaptığınız konuşmanın tam metnini verebilir misiniz?”

Hürriyet gibi bir gazetenin en tepesindeki insanın yaptığım konuşmaya ilgi göstermesi beni hem şaşırtmış hem de gururumu okşamıştı.

Elimde yazılı bir metin yoktu. Ama muhabire o gece yazıp göndereceğimi söyledim.

Nezih Demirkent daha sonraki yıllarda beni birçok toplantıya konuşmacı olarak bizzat kendisi davet ettirdi.

Feyzan’a “Nezih Bey’le manevi olarak konuşursan lütfen bana gösterdiği o ilgiyi hiçbir zaman unutmadığımı söyler misin...” dedim.

Söyleyeceğine söz verdi.

ŞAHAN BİZE O HARİKA ŞARKIYI HATIRLATTI

ŞAHAN Gökbakar geçenlerde Instagram hesabından bir video paylaştı...

Elinde gitarıyla bir şarkı çalıp söylüyordu.

Mirkelam’ın söylediği “Hatıralar” şarkısıydı.

O şarkı bana göre Türk popunun klasikleri arasına girdi.

Teşekkürler Şahan...

Sayende bu güzel şarkıyı yeniden dinlemeye başladım.

Mirkelam’ın o albümünün ne kadar güzel olduğunu şimdi daha da iyi anlıyorum.

GÖKOVA VE GÖCEK KOYLARINA BU SONBAHAR KİM REYTİNG VERİYOR

GEÇEN bir arkadaşımdan mesaj aldım. Diyor ki:

“Jeff Bezos yatıyla sizin Akbük Koyu’na gelmiş...”

Vallahi bilmiyorum...

Biraz sonra bir başka arkadaşımdan başka bir haber:

“Bill Gates Cennetkoy’a gitmiş...”

Yani şu sıralar, Bodrum ve Göcek koylarının reytingi Bill Gates ve Jeff Bezos’un gidip gitmemesiyle belirleniyor.

Baksanıza, dedikodusu bile bizim koyun reytingini “Triple A”ya çevirdi.

Bu arada eski bir genel yayın yönetmeni olarak yazmaya pek de hakkım olmayan bir şeyi yazmak istiyorum.

Bu insanların hepsi tipik Amerikalıdır.

“Security Freak”tirler...

Yani güvenlik hastası...

O nedenle bir centilmenler anlaşması yapıp gittikleri her yerde takip etmekten vazgeçsek...

Fatih Hoca sirkte o zarfı açınca neden kahkaha attı

BU ‘J-LO’ POZUNA KADINLAR NASIL, ERKEKLER NASIL BAKAR

ALEYNA Tilki’nin bu fotoğrafını dün Kelebek’in birinci sayfasında gördüm.

Tam bir “J-Lo” fotoğrafı... Yani Jennifer Lopez...

İlk defa böyle bir pozunu görüyorum. Bu tür fotoğraflara bakarken hep şunu merak ederim. Acaba erkekler nasıl bakar, ne der? Kadınlar nasıl bakar, ne der...

Çok farklı olacağına eminim...

X

Günde kaç kez performansınızın ölçüldüğünü düşündünüz mü

Normal olarak sabah kalktığınızda tartılırsınız...

Yani kilonuzu ölçersiniz...

Osman Hoca’yı dinleyip kendinize günlük 10 bin adım hedefi koyduysanız, kolunuzdaki iWatch veya herhangi bir dijital ölçüm aletinden bakarak onu da ölçebilirsiniz...

*

Başka...

Tansiyon sorununuz varsa sabah akşam bakıp kaydedebilirsiniz...

Kaç saat uyuduğunuza bakabilirsiniz...

Trafikte sıkışırsanız aklınıza eve kaç saatte gittiğinizi hesaplamak gelebilir...

Yazının Devamını Oku

O güzelim Lalibela da Şibam olma yolunda

Hayatım boyunca gezdiğim ülkeler içinde ikisi beni çok etkilemişti.

Biri Yemen’di...

Özellikle Hadramut bölgesindeki “Şibam” kenti benim için dünyada gidip görülecek yerlerin başındaydı.

O şehrin fotoğrafını ilk defa National Geographic’te gördüğümde “Buraya mutlaka gitmeliyim” demiştim.

“Deli misin sen, öldürürler seni” demişlerdi.

Her türlü tehlikeyi göze alıp gitmiştim. Zırhlı bir arabadaydım. Önümde, arkamda ağır makineli tüfekle donatılmış iki kamyonet dolusu asker vardı.

Şibam olağanüstüydü...

Ama herhalde benden sonra oraya giden başka bir Türk olmamıştır. Yemen bugün acımasız bir içsavaş ve dış müdahalelerle enkaza döndü.

Yazının Devamını Oku

Metin Bey, Cem, Şahan, Yılmaz, Ferhan, Ata, ve Badi Ekremler

Pazar günü iki haberi arka arkaya okudum...

Önce pazar günü Hürriyet’te Zeynep Bilgehan’ın Abdullah Kiğılı ile yaptığı konuşma...

Kiğılı insanlarla ilişki kurarken, “Kartvizitimle birlikte gülümsememi de veririm” diyor.

Gerçekten hayatının her anında gülümseyen bir insandır...

Kilolu cüssesinin etrafında bir gülücük halesi vardır hep.

Biraz sonra ise Gallup şirketinin uluslararası “duygu araştırması”nın sonuçları geldi önüme...

Bütün dünyada “Günün bir anında gülümserim” diyen insanların oranı yüzde 75’ten 70’e gerilemiş.

Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Nil Karaibrahimgil yarın psikiyatrıyla ne konuşacak

İtiraf edeyim, Türk medyasında en dikkatle okuduğum gazete Hürriyet Kelebek...

Yazarlarını çok seviyorum. Bana siyasetin dışındaki dünyayı öylesine güzel ve farklı açılarla anlatıyorlar ki...

*

Mesela dün Nil Karaibrahimgil’in yazısı... Güzel ve çok medeni bir şey yapmış.

Yarın (çarşamba), psikiyatrına gidip konuşacağını yazmış. Konuşacağı kişi İstanbul’da iyi tanınan Feriha Dildar...

Nil, onun için “Uzman pedagog” diyor, ama Google’a baktığınızda unvanı hep “Uzman psikolojik danışman” olarak geçiyor.

Ben de konuştuğum insanlardan iyi bir çocuk psikolojisi danışmanı olduğunu işitiyorum. Bu konuda birçok kitabı var.

*

Nil, onunla ilişkisini şöyle anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...

*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Yazının Devamını Oku

34 yıl önce çekilen fotoğrafın bir sırrı varmış, bakın o neymiş

Bu fotoğrafı dün Rasim Ozan Kütahyalı gönderdi.

Bugünlerde “1992” adlı bir kitap üzerinde çalışıyormuş.

O yılın, Türk siyasi hayatında çok özel bir yeri olduğunu anlatacakmış.

Kitap için çalışırken bulmuş bu fotoğrafı...



Fotoğraf 18-24 Ocak 1987 tarihli

Yazının Devamını Oku

Erenköy Kız Lisesi’nde başlayan güzel bir cumhuriyet hikâyesi

Erenköy Kız Lisesi’nin yatılı öğrencileri hafta sonu tatili için evlerine giderlerken, anne ve babası ayrı olan Nüzhet okulda kalmaktadır.

Yatakhanenin penceresinden gökyüzüne bakan genç kız yalnızlığını yıldızlarla paylaşır.

*

1928 yılında Galata rıhtımında görürüz Nüzhet’i...

Okulunu birincilikle bitirmiş, Cumhuriyet’in eğitim alması için Avrupa’ya gönderdiği öğrenciler arasına girmeyi başarmıştır...

*

Lyon kentinde okuduğu okulda sınıfta en ön sırada oturur.

Elli kişilik sınıfta, yabancı bir ülkeden gelen tek kız öğrencidir.

Ülkesinden çok uzakta da olsa tek başına kaldığı yurdunda aynı yıldızların altındadır.

Yazının Devamını Oku

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku