GeriErtuğrul ÖZKÖK Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Emin kardeşim ya hafızan istiap haddini doldurdu, taşıyor, ya o hafıza iyice eskidi, ya da seni bıraktığım günden de daha kötü bir insan oldun.

Bak arkadaşım, ben senin bir tek kitabını bile okumadım.

Sen de benim yazdığım 10 kitabın tek birini bile okumadın.

Biz ayrı dünyaların insanıyız Emin.

Sen hakaretten, nefretten besleniyorsun...

Bense hayatı güzel yaşamaktan, güzel görmekten, şu fani hayattan keyif almaktan...

*

Ama hiç olmazsa burada biraz adil ol yahu...

Sayfayı yapan ben değilim, senin gazeten...

Çok da iyi yapmış.

Rahmetli Özal’a bunca yıl sonra hakkını veren o güzel spotları yazan da ben değilim, senin gazetendeki arkadaşların...

Helal olsun, çok da güzel yazmışlar...

Sen ve senin gibilerin hakaretlerini, küfürlerini, haksızlıklarını, vicdansızlıklarını düzeltmişler, rahmetli Özal’ın hakkını ona vermişler.

Helal olsun onlara...

*

İyi de sen yine kalkmış,

bana saydırıyorsun...

Don’t shoot the pianist Emin...

Ben sadece piyanistim...

Arkadaşların orada, git yapış yakalarına, “Ben onu yerden yere vuran kitaplar yazdım, hakaretler ettim, siz kalkıp niye böyle övüyorsunuz” de.

*

Amaa asıl bir de kendine şunu sor...

“Ben, Emin Çölaşan, niye bu kadar kötü bir insanım...”

*

Sen kendine onu de, ben de sana şunu diyeceğim.

Bak yaşın 79 oldu... Seksene merdiven dayadın, bir basamak daha çıktın mı olacaksın seksen.

Paran, pulun her şeyin fazlasıyla yerinde...

Artık sen de “Tonton” bir insan olmayı denesen...

O karanlık ruhuna bir mum yakıp kapkara dünyanı biraz olsun aydınlatmaya gayret etsen...

Biraz olsun iyi bir insan olmaya çalışsan...

*

Çok fazla bir şeye ihtiyacın da yok.

Biraz nedamet, biraz özeleştiri, biraz vicdan, birazcık insanlık...

Yap bunu, gazeteni nasıl alkışladıysam, seni de alkışlamazsam namerdim...

*

Ama 80’inde bile böyle kötü olmaya devam edersen...

Adın gibi emin ol arkandan şu kitabı yazacaklar:

“Emin Nereden (Amok) Koşuyor...”

ŞU DOĞRU VE CESUR YAZIYI BEN YAZSAM BANA ‘SNOP’ DERLERDİ

NAGEHAN Alçı’nın dünkü Haber Türk’teki yazısının başlığı şöyleydi:

“Türküler hâlâ ‘halk müziği’ midir?”

*

Konu, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı üzerine başlayan tartışmayla ilgiliydi.

Ama o bambaşka bir açıdan yaklaşmış.

Hem sol, hem sağın “kutsadığı” türküler gerçekten halka hitap ediyor mu diye soruyor.

Onun kendi cevabının özeti şu:

“Hayır artık şehirleşen Türkiye’nin halk müziği türküler değildir.”

*

Ben bunu uzun yıllardır söylüyorum ama bu ülkede adım “Halktan kopuk snop” bir kişiliğe çıktığı için pek taraftar bulamadım.

Oysa hepimizin gözümüzün önündeki rakamlar ortada.

Dün itibarıyla Spotify’ın Türkiye’de en çok dinlenen 50 şarkı listesinde 39 Türkçe şarkı vardı.

Hiçbiri türkü değildi. Türk sanat müziği de değildi.

Türk hip hop’ı veya Türk popuydu.

Yine Spotify’ın 2020 yılında Türkiye’de en çok dinlenen 50 parçası arasında bir tek türkü yoktu.

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

BU ÜLKENİN GERÇEK HALK MÜZİĞİ NE TÜRKÜ NE DE TÜRK SANAT MÜZİĞİ

NAGEHAN’ın sözlerine ben de katılıyorum.

Bu ülkenin gerçek halk müziği artık türküler değil.

Ben bir adım daha ileri gidip şunu da diyeceğim:

Türk sanat müziği de
değil...

Ama bu ülkenin gerçek
 halk müziği hâlâ Türkçe müzik...

Türkiye’nin gerçek halk müziği artık Türk hip hop’ı ve Türk popudur.

Yani hâlâ yerli bir müziktir.

Spotify’ın hiçbir ülke listesinde Türkiye Top 50’sindeki kadar fazla yerli dilden müzik yok.

Buna Hindistan, İtalya, Fransa, Japonya gibi çok köklü kültür ülkeleri de dahil.

Üç yıl önce Bayrampaşa Belediyesi Kültür Merkezi’nde açılan müzik aleti çalma kurslarında en büyük ilginin gitara olduğunu öğrenmiştim. Peki bu sadece bir müzik meselesi mi...

Nagehan Alçı “Hayır, şehirleşen Türkiye’nin yeni olgusu” diyor...

İki yıl önce önemli bir büyükşehirimizin AKP’li bir ilçe belediye başkanı bana “Bize oy verenlerin çocukları Ezhel dinliyor” demişti.

BİR DUVARCI VE BİR PİZZACI AYNI KADINA ÂŞIK OLURSA NASIL BİTER

STREAMING harika bir şey...

Şimdi de eski İtalyan filmleri
furyası başladı.

Önceki akşam 1971 yılında Fransa’da seyrettiğim “Kıskançlık Draması” adlı filmi yeniden ve aynı
keyifle seyrettim.

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Çok sevdiğim yönetmen Ettore Scola’nın 1970 yılında çıkan filminin üç oyuncusu da harika...

Marcello Mastroianni komünist bir duvar işçisi...

Çok sevdiğim büyük Antonioni oyuncusu Monica Vitti, bir çiçekçi kız...

Ve yine çok sevdiğim Giancarlo Giannini ise bir pizza fırıncısı...

Ve Monica Vitti ikisine birden âşık...

*

Film İkinci Dünya Savaşı sonrası, 1950’li-60’lı yıllarda Roma’da geçiyor.

Komünist Parti yürüyüşleri, mitingleri...

Lunaparklar...

Ve bütün film boyunca fonda dinlediğiniz Armando Trovaioli’nin “Paglia nei Capelli” adlı enstrümantal parçası...

*

İki erkek bir kadın...

Aslında hiçbiri kötü insan değil...

Aslında kimse kimseyi aldatmıyor...

Aslında yine aşk var...

Ama tabii ki kıskançlık da var...

Şu iyice grileşmiş, vasatlaşmış dünyada çok iyi geldi bu Yeşilçam tadındaki film bana...

ÖLÜYE SAYGI YAŞAYANA SAYGISIZLIK HALİNE GELİRSE

ÖNCEKİ gün itibarıyla ülkemizde...

61 bin yeni COVID vakası vardı.

346 kişi hayatını kaybetmişti...

Türkiye, COVID vakası bakımından dünyanın 1 numaralı ülkesiydi...

Ama Nur cemaatinin önde gelen isimlerinden birinin ölümü aynı sorunu bir kere daha önümüze koydu.

Sadece o mu...

CHP Torbalı Belediye Başkanı’nın cenazesinde de aynı manzara vardı...

Kendi koyduğumuz kurallara bile uymuyoruz...

Ne sosyal mesafe kalıyor, ne en küçük hijyen kuralı...

Peki ama artık şu soruyu sorma zamanı gelmedi mi...

Ölüye saygı göstereceğiz diye hep böyle yaşayan insanlara saygısızlık mı yapacağız...

O saflardaki her bireyin, evine götürdüğü riski düşünüyor muyuz...

Bence önce siyasetçilerin, toplumda rol modeli olan insanların kendilerine sorması gereken bir soru bu...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku