Dün Metin Akpınar'ı arayıp şu soruyu sordum

Önceki gün Metin Akpınar’ın mahkeme koridorundaki fotoğrafı çok dokundu bana...

Bir bankın ucunda yapayalnız oturuyordu...

1970’lerin terör yıllarına döndüm...

Sonra 1980’li yıllara...

12 Eylül’ün o karanlığında bile siyasi hicivleri, mizahı ile bizi gülümseterek, kahkahalar attırarak dayanma gücümüzü nasıl arttırdıklarını hatırladım...

Dün Metin Akpınarı arayıp şu soruyu sordum

Milletçe minnet duymamız gereken bir sanatçıyı, 80 yaşında mübaşirin “Metin Akpınar” diye seslenmesini beklerken görmek çok acıttı içimi...

*

Sonra rahmetli Necmettin Erbakan’ın taklidini yaptığı o parodi geldi gözümün önüne...

Erbakan Hoca’yı bir televizyon stüdyosunun makyaj odasında görüyorduk...

Dün Metin Akpınarı arayıp şu soruyu sordum

Başında takkesi ile makyaj yaptırırken bir yandan da Meclis’te rakibi olan üç siyasi lider hakkında görüşlerini şu mizahi sözlerle dile getiriyordu:

- ERDAL İNÖNÜ’YE: Bak iki saat konuşuyorsun ne dediğin anlaşılmıyor...

- TURGUT ÖZAL’A: Öteki dersen faizci... Canbaz... Mühendisim diyor ama mühendislerin yüz karası, hatta iki yüz karası... Fabrikaları açıyor, üretim için mi hayır onun fabrikalarında namus tüketiliyor. Bizim zamanımızda 200-250 olan vesikalı hatun sayısı senin zamanında 3 bin oldu. Bu mu çağ atlamak...

- SÜLEYMAN DEMİREL’E: Üçüncüsü desen bir şeytan... Maazallah eline düşmeyesin. Her söylediği büyük yalan... Ama adı dersen Muhteşem Süleyman...

*

Sonra Zeki Alasya geliyor... O da gerdan kıvırarak Demirel’i taklit ediyor...

Dün Metin Akpınarı arayıp şu soruyu sordum

Aralarında “götürme” fiili etrafında şu konuşma geçiyor:

- ERBAKAN: Seçimde Meclis’te 250 sandalye alırız.

- DEMİREL: Hocam maşallah hepsini götürüyorsunuz.

- ERBAKAN: Geriye kalanı da siz aranızda paylaşırsınız...

*

Dün Metin Akpınar’ı arayıp sordum: “Metin Bey taklidini yaptığınız Erbakan, Demirel, Özal, İnönü size hiç dava açtı mı?”

Hiç düşünmeden kesin bir dille cevap verdi: “Hayır açmadılar.”

Sonra bir cümle daha ekledi:

“Hayatımda 2.5 darbe yaşadım. Oyunlar oynadım. Taklitler yaptım. Ama hakkımda dava açılmadı.”

*

Bu yazıyı niye yazıyorum...

Metin Bey’in dava konusu olmuş sözleri ağır kaçmış olsa bile...

Bugünlerde hukuk, adalet ve demokrasi reformunu tartışıyoruz.

Yeniden Avrupa Birliği coğrafyasına dönüşü konuşuyoruz.

İşte böyle bir dönemde ben de ister istemez şunu düşünüyorum:

Bu davaların bir an önce karara bağlanması hatta şikâyetlerin geriye alınıp davaların düşürülmesi Cumhurbaşkanı’nın vaat ettiği bu reformlara da yakışacaktır.

GÜZELLİK EKONOMİSİ
GÜNÜN SORUSU: MASKENİN ALTINDA RUJ SÜRÜLÜR MÜ

GEÇEN
ay Sean Penn’in maskeli bir fotoğrafını yayınlayıp, “Maske yüzdeki kırışıkları daha az mı daha çok mu gösteriyor” diye sormuştum....

Önceki gün bu konuda ilginç bir çalışma önüme geldi...

Dünyanın önde gelen danışmanlık şirketlerinden McKinsey “2020 yılında ekonomik pazarlar hakkında yazılmış en iyi 10 makale”yi yayınladı

Dün Metin Akpınarı arayıp şu soruyu sordum

Bunlardan biri pandemi döneminde dünyadaki “güzellik ürünleri pazarındaki” değişimleri anlatan bir makaleydi.

Bu pazardaki gelişmeler şöyle özetlenmişti:

-  Güzellik ürünleri satışında en dibe düşülen ay Nisan 2020 olmuş... Dünyadaki satışlar yüzde 50’ye yakın gerilemiş.

- Güzellik ürünlerinin satışının yüzde 85’i AVM ve butik mağazalarda oluyormuş. Z kuşağına mensup insanların bile yüzde 60’ı güzellik ürünleri alışverişini online değil, AVM ve mağazalardan yapıyormuş.

- Güzellik ürünü satan yerlerin yüzde 30’u kapanmış. Sephora gibi dev bir güzellik ürünü zinciri bile satışının yüzde 30’unu online yapmaya başlamış.

- Buna karşılık lüks el sabunu, kokulu kandil gibi güzellik ürünlerinde ise çok önemli artış olmuş.

Peki güzellik ürünlerinde en büyük düşüş hangi kategoride?

Çok ilginçtir cilt bakımı ürünlerinde...

Ama bugün asıl konuşulan konu başka...

Soru şu:

“Ruj endeksi ne durumda?”

‘RUJ ENDEKSİ’NİN YERİNE MASKARA ENDEKSİ Mİ GELDİ

DÜNYA
2001 krizine girdiğinde güzellik ürünü üreten şirketler bir şeyin farkına vardı.

Ekonomik krize en dayanıklı ürün rujdu...

Yani kadın tüketim harcamalarını azaltırken, rujdan taviz vermiyordu...

İşte o nedenle dünyanın en önde gelen lüks güzellik ürün üreticisi Estee Lauder bir kavram üretti:

“Lipstick index...”

Yani “Ruj endeksi...”

Dün Metin Akpınarı arayıp şu soruyu sordum

*

Sonra 2008 krizi geldi...

Lüks güzellik ürünü satışları az da olsa düştü...

Ama bu defa bu düşüşe direnen bir başka güzellik ve bakım ürünü gözlendi.

“Tırnak bakımı ürünleri...”

O nedenle “Ruj endeksi”nin yerini “Tırnak cilası endeksi” aldı...

*

2020 yılı COVID-19 krizi ise yepyeni bir endeksin ortaya çıkmasına yol açtı...

“Maskara endeksi...”

Çünkü maskenin altındaki hayat değişmişti...

Maskenin altındaki cilt ve yüz bakım ürünlerine talep düşerken, görünen kısımdaki gözlerde kullanılan makyaj ürünleri ön plana çıktı....

*

Ne diyordu Çinliler?

“Bizim dilimizde kriz kelimesi fırsat anlamına gelir”...

Fırsat bu fırsat...

EKONOMİDE UMUDUN YENİ ADI: ‘İNTİKAM ALIŞVERİŞİ’

KAVRAMI
ilk defa geçenlerde bir ekonomist arkadaşımın ağzından işittim.

“İntikam ekonomisi...”

Aşının bulunması ve sokağa çıkmanın rahatlaması ile birlikte özellikle ABD’de bir tüketim çılgınlığının başlaması bekleniyormuş...

Buna da “Revenge consumption” (İntikam tüketimi) deniyormuş.

Dünya ekonomisini işte bu trendin kurtarması umuluyormuş.

*

McKinsey ve öteki danışmanlık kuruluşları trendi görmek için şu günlerde Çin’e bakıyorlar...

Çünkü COVID krizine ilk onlar girdi ve önce onlar çıkacak...

Çin’de AVM’lerin yüzde 60’ı açılmış. Ancak oralardaki alışveriş 2019’a göre hâlâ yüzde 55-75 oranında düşük gidiyormuş.

*

Kim bilir belki de “İntikam soğuk içilen bir şerbettir” düşüncesiyle gerçek intikam saatini bekliyorlardır.

DEİZM ÇIĞ GİBİ ARTIYOR, İSLAMİ DUYARLILIK ÇIĞ GİBİ GERİLİYOR MU

BUNDAN
10 yıl kadar önce bir yazımda “Bugünkü manada bir muhafazakârlığın Türkiye’de geleceği yok” diye yazdığımda kimse bana inanmamıştı.

*

O günlerin en moda kavramı “Cami cemaati”ydi ve “Cami cemaatine dokunamayan siyaset başarılı olamaz” inancı hâkimdi.

Bense bir sosyolog olarak hep şunu söyledim: Sosyolojide ‘Cami cemaati’ diye siyasi bir kavram yoktur.

Dün baktım Yeni Şafak’ın en muhafazakâr kalemlerinden biri, Yusuf Kaplan şunu yazmış:

“Çok ürpertici gelebilir ama açıkça gördüğüm şey toplumda deizmin çığ gibi yayıldığı. İnsanların İslami duyarlılıkları hızla terk ettikleri yakıcı gerçeğidir.”

*

İki itirazım var:

- Kendi payıma, “Deizm”in çığ gibi yayıldığı konusunda pek aynı görüşte değilim.

-“İslami duyarlılıkların hızla terk edildiği” konusuna da itirazım var. Ama şurası kesin. “İslami duyarlılık” diye sunulmaya çalışılan şeyler toplum nezdinde hızla itibarını kaybediyor.

TÜRKÇE EZAN VE KADIN SEMAZEN KONUSU CHP’YE Mİ ZARAR VERİYOR

- O nedenle hep şunu söylüyorum...

Eğer AKP, “Türkçe ezan”, “Türkçe Kuran”, “Şeb-i Aruz’da kadın semazen” gibi tartışmalardan medet umuyorsa, çok yanılabilir...

- Bu tartışmaların, CHP’ye değil, tam aksine muhafazakâr kanadın önem verdiği İslami duyarlılığa zarar verdiğini düşünüyorum.

- Hâlâ böyle düşünen AKP’li varsa, onlara şunu hatırlatmak isterim:

AKP, dini temaları en çok kullandığı 7 Haziran seçimlerinde en kötü sonucu almıştı.

Çünkü “Din üzerinden siyaset” Türkiye’de optimal noktasını geçti ve aşağı doğru iniyor.

Eğer AKP, muhafazakârlık konusunda gerçekçi bir kamuoyu araştırması yaparsa bunu çok daha iyi görebilir.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Bugün ayaktaysa kendisi ve bu iki insan sayesinde

Dün Posta gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Ebru’nun zaferi”...

Aslında, bu başlığı Adnancı çetenin mahkûm olduğu gün ben atmalıydım...

Ama Posta’yı kutluyorum...

Benim 25 yıldır takip ettiğim bir olaydı bu...

Adnancı zalimlerin “Adnan Hoca” olduğu günlerde, herkesin ondan korkup sindiği günlerde, onun zulmüne uğrayıp da tek başına mücadele eden bir kadın vardı.

Adı Ebru Şimşek...

Bu çete ona yapmadığı zulmü bırakmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...


Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku

İlk gün: 'AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor'

Şimdi anlatacağım konuşmayı 3 gün geciktirerek yayınlıyorum.

İki nedenden dolayı bilerek erteledim.

Birincisi bu sözleri söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan yazmak için izin istedim.

İkinci ve daha önemlisi ise...

Bu konuşmayı yılın ilk günü yayınlamak istedim.

Çünkü o felaket yılından sonra 2021’e umutla girmeyi arzuladım...

Geçen salı günü...

Yer Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

Sizce Türkiye’nin en büyük içki gruplarından birinin CEO’su hangi şehirden bir insandır?

İzmir? İstanbul... Antalya... Edirne...

Yanıldınız...

Dünyanın en büyük iki içki grubundan biri olan “Pernod-Ricard”ın Türkiye, Afrika ve Ortadoğu (MENAT) bölgesinden sorumlu CEO’su Selçuk Tümay, Karaman doğumlu...

Yani eskiden Konya Karaman diye bildiğimiz şehirden...

O zaman geleyim ikinci soruya...

Pernod-Ricard grubunun, daha çok Müslüman ülkeleri kapsayan “Ortadoğu, Afrika ve Türkiye” bölümünün yönetim kurulunda sizce kimler vardır?

Sakın “İçmeyi seven erkekler” demeyin...

Yazının Devamını Oku

En sempatik paparazzi o kareyi gerçekten çekti mi

Yazının ilk başlığını şöyle atmıştım.

“Dünyanın en sempatik tabutçu paparazzisi...”

Ve yazıya şöyle başlamıştım:

“Sakın ola başlıktaki ‘tabutçu’ lafına takılmayın.”

*

Bugün çok üzgünüm...

Çünkü bir magazinci olarak, Türkiye’nin en sempatik en renkli magazincilerinden birini kaybettik...

Adı Zozo Toledo’ydu...

Ama aslında ne adı Zozo’ydu...

Yazının Devamını Oku